Colonel Wilkerson: ABD Rusya ile “Fazlasıyla” Savaşta
İngilizce kaynaklı podcast bölümünde, transkriptte adı “Colonel Wilkerson” olarak geçen konuk, Rusya-Ukrayna savaşı, ABD’nin Rusya ile ilişkisi, istihbarat boyutu, İran ve diplomasi iddiaları üzerine konuştu. Bölümde en dikkat çekici başlık, Wilkerson’ın ABD’nin Rusya ile fiilen savaşta olduğu görüşünü açıkça savunması ve diplomasi yürütüldüğü iddialarına şüpheyle yaklaşmasıydı.
Amazon Deposunun Bombalanması ve Sivil Teknoloji Mesajı
Program, sunucunun Rusya’daki bir Amazon deposunun bombalanmasının askerî açıdan ne amaca hizmet ettiği sorusuyla açıldı. Wilkerson bu saldırıyı yalnızca tekil bir askerî hedef meselesi olarak değil, daha geniş bir mesaj olarak değerlendirdi. Ona göre böyle bir saldırı, savaşta sivil teknoloji, istihdam ve ekonomiyle bağlantılı unsurların da hedef alınabileceğini gösteriyor.
“Bir dizi mesaj gönderiyor,” diyen Colonel Wilkerson, saldırının sembolik yönüne işaret etti. Wilkerson’a göre bu mesajlardan biri, büyük teknoloji ve lojistik şirketlerinin savaş bağlamında artık dokunulmaz görülmediği yönündeydi. “Dünyada kimse Amazon’u sevmiyor; bence bu doğru. İranlılar da bir tanesini vurdu,” diye ekleyen Wilkerson, Amazon’un hedef alınmasını daha geniş bir eğilimin parçası gibi anlattı.
Wilkerson, saldırıların yalnızca askerî altyapıya yönelik olmadığı düşüncesini özellikle vurguladı. “Her şeyi vurabileceğiniz ve hatta bir ülkenin işleriyle, ekonomisiyle önemli olabilecek sivil teknolojiyi hedef alıp yok edebileceğiniz mesajını veriyor,” şeklinde açıkladı. Ona göre bu yaklaşım, savaşın sınırlarını genişleten bir anlayışı yansıtıyor.
Konuk, bu tür hedeflerin artık dokunulmaz sayılmadığını savundu. “Bunların hiçbiri kutsal değil ve hiçbiri vurulmaktan muaf değil,” diyen Colonel Wilkerson, sivil ekonomik altyapının savaş içinde hedef hâline gelmesinin sonuçlarına dikkat çekti.
İran ve Küresel Ekonomi Uyarısı
Amazon deposuna yönelik saldırı tartışması, kısa süre içinde İran başlığına bağlandı. Wilkerson, İran’ın bu tür saldırı mantığını kullandığını ve bunun daha da ileri taşınabileceğinden endişe duyduğunu söyledi. Bu noktada yaptığı değerlendirme, yalnızca askerî değil, ekonomik bir sonuç beklentisini de içeriyordu.
“İranlılar bunu kullanıyor ve derin, ciddi biçimde korkuyorum ki bunu daha da ileri götürecekler,” diyen Wilkerson, bunun küresel ölçekte ağır ekonomik sonuçlar doğurabileceğini savundu. Konuk, olası etkileri zaman açısından da belirgin ifadelerle anlattı: Ona göre dünya, “Temmuz sonuna kadar” yalnızca küresel resesyona değil, “Ağustos sonu, Eylül başı gibi” küresel depresyona sürüklenebilir.
Bu iddia, podcastte doğrulanmış bir ekonomik tahmin olarak değil, Wilkerson’ın kendi endişesi ve değerlendirmesi olarak sunuldu. Transkriptte bu öngörünün dayandığı ekonomik göstergelere ya da ayrıntılı verilere yer verilmedi. Ancak Wilkerson’ın anlatımında, savaşta sivil ve ekonomik hedeflerin vurulmasının küresel sistem üzerinde zincirleme etkiler doğurabileceği varsayımı belirgindi.
Ukrayna’da Kara ve Hava Savaşının Ötesi
Sunucu daha sonra Ukrayna başlığına döndü ve Rusya ile Ukrayna arasında fiilen iki ayrı savaş olup olmadığını sordu: biri karada, diğeri havada. Wilkerson bu çerçeveyi yetersiz buldu. Ona göre kara ve hava boyutları yalnızca “operasyonel ve taktik” düzeyleri ifade ediyor; asıl savaşlar daha geniş stratejik katmanlarda yürütülüyor.
“Bence bundan da büyük,” diyen Wilkerson, Rusya’ya karşı “en az iki temel savaş” olduğunu söyledi. Bu sözleriyle, çatışmanın yalnızca Ukrayna sahasıyla sınırlı görülmemesi gerektiğini savundu. Konuk, savaşın yalnızca Rusya-Ukrayna hattında değil, Washington, Avrupa ve istihbarat çevrelerinin içinde yer aldığı daha karmaşık bir yapıda ele alınması gerektiğini ileri sürdü.
Wilkerson’ın anlattığı ilk savaş, ABD ve ona yakın istihbarat çevreleriyle bağlantılıydı. Bu çerçevede “Five Eyes (Beş Göz istihbarat ittifakı)” ifadesini kullandı; ancak tüm ilgili kurumların bu stratejiye tamamen dahil olup olmadığından emin olmadığını da belirtti. Bu ayrıntı, konuşmasındaki belirsizlik payını gösteriyordu.
“Biri United States ve onun özel çevresi, hatta Five Eyes, yani diğer istihbarat kurumlarıyla ilgili,” diyen Wilkerson, “hepsinin bunun içine tamamen alınıp alınmadığından emin değilim” diye ekledi. Böylece ABD merkezli savaşın istihbarat boyutuna işaret ederken, bu yapının kapsamı konusunda kesin konuşmadı.
Çin, Washington ve Daha Geniş Strateji
Wilkerson’a göre Rusya’ya karşı yürütülen daha geniş strateji yalnızca Rusya ile sınırlı değil; Çin’i de içeren daha büyük bir planın parçası. Ancak bu stratejinin Donald Trump tarafından bizzat kavrandığı ya da yönetildiği konusunda şüpheci konuştu. Trump hakkında sert ve kişisel nitelikte iddialarda bulunan Wilkerson, bunları kendi değerlendirmesi olarak ifade etti.
“Bu, Çin’i çok daha büyük bir planın ve stratejinin içine dahil ediyor; bunu yürütenler mutlaka Trump değil,” diyen Wilkerson, Trump’ın bu stratejiyi anlayacak durumda olmadığını savundu. Bu ifadeler, Trump’ın rolünü azaltan ve daha çok çevresindeki kişilere ya da kurumlara işaret eden bir değerlendirme olarak aktarıldı.
Wilkerson, “Belki başkan yardımcısı ya da ona yakın biri,” diyerek stratejinin Trump’a yakın başka aktörlerce şekillendirilmiş olabileceğini öne sürdü. Ancak bu noktada da kesin bir isim vermedi. Transkriptte başkan yardımcısının adı geçmedi ve iddia ayrıntılandırılmadı.
Konuk ayrıca Trump’ın sağlık ve zihinsel durumu hakkında doğrulanmamış, kişisel ve sert iddialar dile getirdi. Bunları, bir videoya atıf yaparak anlattı. Wilkerson, Trump’ın Beyaz Saray’da bir kolonun arkasına geçtiğini, Secret Service görevlilerinin ve üniformalı kişilerin orada bulunduğunu söyledi. Bu anlatımda Wilkerson, kendi sağlık durumuyla kıyaslama yaparak Trump’ın idrar kaçırma ve zihinsel gerileme yaşadığını savundu.
Bu bölümde sunucu, iddianın hassas ve rahatsız edici niteliğine dikkat çekerek bunun gerçekten yaşanıp yaşanmadığını sordu. Wilkerson ise sabah yayımlanan bir videodan söz ederek yorumunu sürdürdü. Ancak transkript, videonun kaynağını, tarihini ya da bağımsız doğrulamasını içermiyor.
Anchorage Sonrası Washington-Moskova Hattı
Wilkerson’ın anlatısında “Anchorage” önemli bir dönüm noktası olarak geçti. Ona göre Washington ile Moskova arasında bir dönem Donald Trump ya da ona yakın bir kişi tarafından tasarlanan, dile getirilen ve yürütülen bir çerçeve vardı. Ancak Wilkerson, Anchorage sonrasında bu sürecin bozulduğunu savundu.
“Anchorage onlar için ters gidince ve Putin ile Lavrov ikisi de bunun bittiğini, sona erdiğini, hepsinin yalan olduğunu söyleyince, bu durdu,” diyen Wilkerson, artık ortada başka bir durum olduğunu ileri sürdü. Bu ifadede, Vladimir Putin ve Lavrov’un sürecin sona erdiğini söylediği iddiası Wilkerson’a aitti.
Konuk, bu noktadan sonra “Washington ile Moskova arasında bir savaş” bulunduğunu belirtti. Ancak bunun Avrupa’nın da dahil olduğu ayrı bir savaş dinamiğinden farklı olduğunu savundu. Wilkerson’a göre Avrupa-Washington-Moskova hattındaki çatışma ile Washington-Moskova hattındaki çatışma aynı şey değil.
“Şimdi bu sadece Washington ile Moskova arasında bir savaş; bu, Avrupa ile Washington ve Moskova arasındaki savaştan ayrı,” diyen Wilkerson, “burada iki farklı operasyon sahası ve iki farklı strateji işliyor” değerlendirmesinde bulundu. Bu ayrım, onun savaşları yalnızca cephe hattı ya da hava saldırıları üzerinden değil, farklı siyasi ve stratejik düzlemler üzerinden okuduğunu gösterdi.
ABD Rusya ile Savaşta mı?
Bölümün en açık ve sert ifadesi, sunucunun “United States Rusya ile savaşta mı?” sorusuna verilen yanıtta geldi. Wilkerson bu soruya tereddütsüz biçimde olumlu cevap verdi. Bu yanıt, podcastteki tartışmanın merkezinde yer aldı.
“Evet, fazlasıyla. Fazlasıyla,” diyen Colonel Wilkerson, ABD’nin Rusya ile savaşta olduğunu savundu. Bu ifade, resmi bir savaş ilanı ya da hukuki tanım olarak değil, Wilkerson’ın siyasi ve stratejik değerlendirmesi olarak aktarılmalıdır. Transkriptte, bu sonuca dayanak olarak ayrıntılı belge, resmî açıklama ya da karşı görüş sunulmadı.
Sunucu, bu durumda ABD’nin nasıl arabulucu olabileceğini sordu. Ayrıca Trump’ın “emlakçıları” gönderdiğini ve Putin’in bu kişileri nasıl ciddiye alabileceğini sorguladı. Wilkerson bu soruya, gerçek bir diplomasi yürütülmediğini söyleyerek yanıt verdi.
“Almıyorlar, almayacaklar, alamazlar,” diyen Wilkerson, Rus tarafının bu girişimleri ciddiye almasının mümkün olmadığını savundu. Ardından diplomasi konusunda daha kesin konuştu: “Rol yapabilirler ama diplomasi yürümüyor ve diplomasi de yürümeyecek,” şeklinde değerlendirdi.
İran ile Diplomasi İddiaları
Konuşmanın sonunda Wilkerson, Rusya ile diplomasi iddialarını İran başlığına benzetti. Ona göre Trump, İranlılarla görüştüğünü söylemesine rağmen gerçekte böyle bir temas yürütmüyor. Transkriptte bu iddianın ayrıntısı verilmedi; herhangi bir tarih, kanal ya da muhatap ismi aktarılmadı.
“Neredeyse İran kadar kötü,” diyen Wilkerson, “İranlılarla konuştuğunu söyleyip duruyor; İranlılarla konuşmuyor” ifadesini kullandı. Bu sözler, onun diplomasi söylemlerine genel güvensizliğini yansıtıyordu.
Bölüm genelinde Wilkerson, Rusya-Ukrayna savaşını yalnızca cephe çatışmaları üzerinden değil, ABD, Avrupa, istihbarat ağları, Çin ve İran’ı kapsayan daha geniş bir stratejik tablo içinde değerlendirdi. Ancak birçok iddiasını kişisel kanaat, endişe ya da çıkarım olarak sundu. Transkriptte karşı görüş, resmî yanıt veya bağımsız doğrulama yer almadığı için bu iddialar Wilkerson’ın değerlendirmeleri olarak aktarılmalıdır.