Colonel Bill Astore: “ABD Ordusu Neden Savaştığını Bilmiyor”
İngilizce yayımlanan bu Judging Freedom bölümünde Judge Andrew Napolitano, emekli subay ve yazar Colonel Bill Astore ile ABD ordusunun ne için savaştığını, İran savaşı, Venezuela operasyonları, “teröre karşı savaşın” genişlemesi, askeri-endüstriyel kompleks ve Amerikan askerleri açısından görev belirsizliğini ele aldı. Görüşmede Astore, Trump yönetiminin askeri güç kullanımını “ilk başvurulacak araç” haline getirdiğini savunurken, Napolitano da bu yaklaşımın anayasal ve hukuki sonuçlarını sorguladı.
B-52 kazası ve askeri güvenilirlik tartışması
Napolitano söyleşiye California çölünde düşen bir B-52 uçağıyla başladı ve sekiz mürettebatın hayatını kaybettiği kazanın nasıl gerçekleşmiş olabileceğini sordu. Astore, B-52’nin 1950’lerden beri kullanılan, yetmiş yıllık geçmişe sahip bir bombardıman uçağı olduğunu hatırlattı. Uçağın yıllar içinde yeni motorlar ve aviyonik sistemlerle modernize edildiğini belirten Astore, buna rağmen böyle bir kazanın olağandışı olduğunu söyledi.
“Hava Kuvvetleri şu anda nedenin belirlenemediğini söylüyor; olağan soruşturma yapılacaktır,” diyen Colonel Bill Astore, “ama bu kadar iyi tanıdığımız, on yıllardır güvenilir bir iş gücü olmuş bir uçağın düşmesi çok sıra dışı” şeklinde değerlendirdi. Astore, spekülasyon yapmak istemediğini ancak bakım, motorlar ya da gözden kaçan bir teknik sorun ihtimalinden söz edilebileceğini ekledi. Napolitano, uçağın yeni bir radar veya ekipman test edip etmediğini sordu. Astore bunun mümkün olduğunu, ancak test edilen herhangi bir sistemin uçuş güvenliğini tehlikeye atacak nitelikte olmaması gerektiğini belirtti.
Askerler neden Orta Doğu’da?
Napolitano daha sonra halen Orta Doğu’da konuşlu genç Amerikan askerlerine neden orada bulundukları sorulsa ne cevap vereceklerini gündeme getirdi. Astore, resmi anlatının bile Trump döneminde sık sık değiştiğini söyledi. Bir yandan İran’da rejim değişikliği arayışından, diğer yandan İran’ın nükleer silah edinmesini önlemekten söz edildiğini aktardı. Ancak Astore’a göre İran nükleer silah peşinde değildi ve eski DNI Tulsi Gabbard’ın istihbaratına inanılacaksa böyle bir kapasite geliştirmesine uzun yıllar vardı.
Astore, Amerikan askerleri açısından bunun son derece kafa karıştırıcı olduğunu savundu. Daha açık konuşmak gerekirse, ABD’nin petrol, kaynaklar ve kârla ilgilendiğini belirtti. Asıl rahatsız edici bulduğu noktanın ise ordudaki dil ve zihniyet değişimi olduğunu söyledi. İkinci Dünya Savaşı’nın “vatandaş-asker” anlayışı yerine “warriors”, “war fighters” ve “military lethality” gibi kavramların öne çıktığını anlattı. Astore, “Bu, temelde insan öldürmek için kullanılan hoş bir örtmece olan kinetik eyleme dayalı çok dar bir profesyonellik anlayışı,” diyerek bugünkü yaklaşımın ABD ordusunun varlık amacıyla bağdaşmadığını ifade etti.
Hegseth’in İran açıklamaları
Napolitano, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in bir televizyon programında İran’a ilişkin yaptığı açıklamaları gündeme getirdi. Hegseth, Obama dönemindeki JCPOA (İran nükleer anlaşması) yaklaşımından farklı olarak Trump yönetiminin İran’ı bombaladığını, abluka koyduğunu, gemileri bölgeden geçirdiğini ve İran’ı masaya getirmek için askeri güç tehdidini kullandığını savunuyordu. Hegseth’e göre İran rejimi 47 yıllık tarihinde hiç olmadığı kadar zayıflamıştı ve ABD, görüşmeleri “güç pozisyonundan” yürütüyordu.
Napolitano bu açıklamaları “gerçeklikten kopuk” diye niteledi. Astore ise Hegseth’in gücü bombalamak ve insan öldürmekle eşitlediğini söyledi. “Bu bana hiçbir şekilde güç işareti gibi görünmüyor; bilgelik eksikliğinin, savaşçılığın ve hatta metafizik konuşacak olursak kötülüğün işareti,” diyen Astore, askeri gücün demokrasilerde son çare olması gerektiğini vurguladı. Hegseth’in ise kuvvet kullanımını ilk çare gibi sunduğunu, bunu da övünerek yaptığını savundu.
Astore, kendisinin 1985’te aktif göreve başladığında katıldığını düşündüğü ordunun bu olmadığını söyledi. Ona göre bugünkü söylem, ABD ordusunun savunma ve anayasal düzenle ilişkilendirilen klasik misyonundan çok uzaklaşmış durumda.
Venezuela, “terör örgütü” söylemi ve Monroe Doktrini
Napolitano ikinci bir Hegseth klibi üzerinden Venezuela’daki bir askeri operasyonu ele aldı. Trump’ın ABD ordusunun Venezuelalı Tren de Aragua ya da TDA adlı çetenin lideri Nino Guerrero’yu hava saldırısıyla öldürdüğünü söylediğini aktardı. Napolitano, yakın zamanda emekli olmuş bir DEA yetkilisinin bu örgütün bir “mit” olduğunu söylediğini belirtti ve operasyonun bir kişiyi yakalayıp mahkemeye çıkarmak yerine öldürmeyi tercih etmesini sorguladı.
Klipte Hegseth, ABD’nin kendi yarımküresinde “terör ağlarını avlamak” için America’s Counter Cartel Coalition adlı yapıyla çalıştığını, bunun Monroe Doctrine’in “inanılmaz bir takviyesi” olduğunu söylüyordu. Hegseth ayrıca benzer operasyonların Ecuador ve Guatemala gibi ülkelerde de beklenmesi gerektiğini belirtti.
Napolitano, Guerrero’nun Nicolás Maduro ile aynı iddianamede benzer suçlarla itham edildiğini, ancak Maduro’nun ABD’de hapiste olduğunu hatırlattı. Ayrıca Caracas’ta silah bulundurmanın nasıl ABD hukukunun ihlali sayılabileceğini sorguladı. Astore bu örneğin “teröre karşı savaşın” ne kadar açık uçlu ve değişken hale geldiğini gösterdiğini söyledi.
“11 Eylül’den çıkan teröre karşı savaşın şimdi 25. yılına giriyoruz ve görünüşe göre bu asla bitmeyecek,” diyen Astore, “sürekli savaş halinin demokrasi, ifade özgürlüğü ve özgürlükler için en kötü şey olduğunu” belirtti. ABD’nin bir zamanlar Sovyetler Birliği’nden farklı olduğunu düşündüğünü, vatandaş haklarını savunduğuna ve dünyanın polisi olmadığına inandığını anlattı. Bugün ise “savaş bakanı” diye andığı bir yetkilinin, yabancı ülkelerde hukuki gerekçe olmaksızın insan öldürmenin güzelliğinden söz ettiğini savundu.
İran savaşı kime yaradı?
Napolitano, “Ortalama Amerikalı Benjamin Netanyahu ve Donald Trump’ın İran savaşından ne kazandı?” diye sordu. Astore, Amerikalıların hiçbir kazancı olmadığını söyledi. Savaşın yaklaşık 100 milyar dolara mal olduğunu, halkın bunu enflasyon, yüksek benzin ve gıda fiyatları üzerinden her gün ödediğini belirtti. Ayrıca savaşın Orta Doğu’da daha fazla bölgesel istikrarsızlık yarattığını ve Pentagon’un daha yüksek askeri harcamaları gerekçelendirmesine hizmet ettiğini savundu.
Astore, Pentagon’un sekiz yıl üst üste denetimden geçemediğini hatırlattı ve gelecek yılın muhtemelen dokuzuncu başarısız denetim olacağını söyledi. “Amerikan halkı bu savaştan en ufak bir kâr elde etmedi; çünkü bu savaşın baştan itibaren hiçbir gerekçesi yoktu,” diyen Astore, Trump yönetiminin bu nedenle savaşı Amerikan halkına götürmediğini ve Kongre’den destek istemeden savaşa girdiğini ifade etti.
Napolitano, yine de bazı kişi ve grupların savaşlardan fayda sağladığını hatırlattı. Astore buna katıldı ve askeri-endüstriyel kompleksin iyi durumda olduğunu söyledi. Lockheed Martin, Boeing, Northrop Grumman ve diğer silah üreticilerinin hisse fiyatlarının yükseldiğini; bomba ve Tomahawk füzesi üretenler için iyi bir dönem olduğunu belirtti. Petrol ve gaz sektörü açısından da fiyat artışlarının kârlılığı artırdığını savundu. Varili 65-70 dolar civarında satılan petrolün 100 doların üzerine çıkmasının sektöre fayda sağladığını söyledi. Bankaların da enflasyon ve artan kredi kartı borçları nedeniyle kazançlı çıktığını ifade etti.
Israel, ateşkes ve bölgesel hegemonya
Napolitano, Israel’in Trump’ın henüz belgesi yayımlanmayan “sözde ateşkesine” neden öfkeli olduğunu sordu. Astore, Israel’in uzun vadeli hedeflerinden birinin Iran’ı mümkün olduğunca zayıflatmak olduğunu savundu. Israel’in bölgesel hegemonya aradığını, Biden yönetimi ve ardından Trump yönetiminden aldığı “açık çek” desteğiyle bu hedefe yaklaştığını söyledi.
Astore’a göre Israel açısından amaç “Greater Israel” diye adlandırılan genişleme hedefidir: Lebanon’dan, Palestinians’den, Syria’dan ve başka yerlerden mümkün olduğunca fazla toprak almak, aynı zamanda Iran gibi rakipleri zayıflatmak. Ancak bunun ABD’nin amacı olmaması gerektiğini vurguladı. “Israel’in yapmak istediği her şeyi neden onayladığımızı bilmiyorum; çünkü bu ekonomik sağlığımıza da dış politikamıza da ters,” diyen Astore, Washington’ın Israel politikalarını sorgulaması gerektiğini savundu.
Napolitano, Trump’ın ABD’deki Siyonist meslektaşları, dostları, destekçileri ve bağışçıları tarafından yoğun baskı altında olduğunu söyledi. Israel’in ateşkesi bozmak için false flag (sahte bayrak operasyonu) yapıp bunu Iran’dan gelmiş gibi göstermeye çalışıp çalışmayacağını sordu. Astore bunun mümkün ve hatta muhtemel olabileceğini söyledi. Önceki Israel eylemlerine bakıldığında Lebanon bombardımanları ve kurgulanmış saldırılar gibi örneklerin bulunduğunu savundu. Bu noktada America First (Önce Amerika) diyebilecek, Israel ve lobiye karşı durabilecek bir Amerikan başkanına ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Astore, Trump’ın seçim kampanyasında America First çizgisini, seçilmiş savaşlardan kaçınmayı ve zaman zaman askeri-endüstriyel komplekse karşı çıkmayı savunduğunu hatırlattı. Ancak bunların hepsini bir kenara attığını söyledi. Trump’ın barış başkanı olarak yarıştığı iddiasına itiraz edip “Ben barış başkanı olarak aday olmadım” dediğini aktaran Astore, Trump’a inanan destekçiler için bunun son derece hayal kırıklığı yaratmış olması gerektiğini belirtti.
Askeri personel bulma ve anayasal amaç belirsizliği
Napolitano, hükümetin emekli olanların yerini doldurmak için yeterli sayıda genci orduya alıp alamadığını sordu. Astore, şimdilik bunun mümkün göründüğünü söyledi. Marine Corps’un kendine özgü ruhuyla genelde iyi performans gösterdiğini, diğer kuvvetlerin de hedeflerine yakın olduğunu belirtti. Ancak Army’nin teşvikler sunduğunu ve enlistment age (askere alınma yaşı) sınırını yükselttiğini anlattı. Astore, yaş sınırının 42’ye kadar çıkarıldığına inandığını, bunun çarpıcı olduğunu; çünkü kendisinin 42 yaşında Air Force’tan 20 yılın ardından emekli olduğunu söyledi.
Astore’a göre ordu hedeflerine ulaşsa bile bunu büyük ölçüde propaganda, işe alım kampanyaları ve enlistment bonuses (askere yazılma primleri) gibi araçlarla yapıyor. Asıl kaygısının ise ordunun ne için var olduğuna dair açıklık eksikliği olduğunu belirtti. Ona göre ordunun amacı Constitution’a, America’yı, yaşam biçimini ve hukuk sistemini savunma fikrine dayanmalıdır. Fakat Trump yönetimi altında Constitution’ın savunulmasından çok ona yönelik bir saldırı gördüğünü söyledi.
“No quarter” ve savaş suçu iddiası
Napolitano son bölümde Hegseth’in kendisini Secretary of War diye adlandırmasını ve “no quarter” ifadesini sorguladı. Bu ifadenin, saldırı sonrası yaralı kalan kişilerin hayatlarının kurtarılmayacağı, hatta yaralandıktan sonra da öldürüleceği anlamına gelip gelmediğini sordu.
Astore, en azından bir olayda bunun yaşandığını düşündüğünü söyledi. Sözde uyuşturucu teknelerine yönelik saldırılardan birinde teknenin hasar gördüğünü, ardından ABD’nin geri dönerek teknenin kenarlarına tutunan insanları öldürdüğünü savundu. “Bu hem no quarter demektir hem de savaş suçudur; çünkü açıkça uluslararası hukuka aykırıdır,” diyen Astore, bu tür kan dökücülüğün Hegseth gibi kendini maço olarak sunan kişiler için cazip görünebileceğini, ancak bunun karakter gücü olmadığını belirtti.
Astore, İkinci Dünya Savaşı döneminde ABD’nin “vatandaş ordusu” fikriyle gurur duyduğunu, Wehrmacht’ın sergilediği türden askeri öldürücülük anlayışından farklı olduğunu savundu. ABD ordusunun bir “savaşçı elit” değil, daha yüksek bir amaç için hizmet eden bir güç olması gerektiğini ifade etti. Bölüm, Napolitano’nun Astore’a teşekkür etmesiyle sona erdi.
Açılış
Anlatıcı: İlan edilmemiş savaşlar sıradan hale geldi. Trajik biçimde hükümetimiz, Amerikan halkından hiçbir itiraz gelmeden, başka adıyla saldırganlık olan önleyici savaşa girişiyor. Ne yazık ki hükümetin gayrimeşru güç kullanımına alışmış durumdayız. Gerçekten özgür bir toplum geliştirmek için güç başlatma meselesi anlaşılmalı ve reddedilmelidir.
Anlatıcı: Ya bazen ülkenizi sevmek için hükümeti değiştirmeniz ya da ortadan kaldırmanız gerekirse? Ya Jefferson haklıysa? Ya en iyi hükümet en az yöneten hükümetse? Ya hükümet yanlış yoldayken haklı olmak tehlikeliyse? Ya özgürlük için savaşırken ölmek, köle olarak yaşamaktan daha iyiyse? Ya özgürlüğün en büyük tehlike saati şu andaysa?
Judge Andrew Napolitano: Herkese merhaba, ben Judge Andrew Napolitano; Judging Freedom’dasınız. Bugün 16 Haziran 2026 Salı. Colonel Bill Astore birazdan bizimle olacak. Ordu ne için savaşıyor?
California’daki B-52 Kazası
Judge Andrew Napolitano: Colonel Bill Astore, hoş geldiniz sevgili dostum. Ordunun neden savaştığı konusuna geçmeden önce size California’daki bu kazayı sormak istiyorum. Sekiz mürettebatlı bir B-52 California çölünde kendi başına nasıl düşer?
Colonel Bill Astore: Evet. B-52, yani bu uçağı 1950’lerden beri uçuruyoruz. Gerçekten saygıdeğer bir bombardıman uçağından söz ediyoruz. Yetmiş yıllık. Elbette B-52’de çok sayıda değişiklik yapıldı. Yeni motorlar, yeni aviyonikler ve benzeri şeyler.
Colonel Bill Astore: Kazaya baktım. Şu anda Air Force’un nedenin belirlenemediğini söylediğini biliyorum. Olağan soruşturma yapılacaktır. Ama evet, bu kadar eski bir uçağın, yani çok iyi tanıdığımız, çok güvenilir olmuş, on yıllardır adeta iş gücü gibi hizmet etmiş bir uçağın düşmesi çok sıra dışı. Bu yüzden spekülasyon yapmamam gerekir. Muhtemelen motorlarla ya da bakımla ilgili bir şey, gözden kaçan bir şey olabilir. Ama o sekiz hava mürettebatını kaybettiğimizi görmek gerçekten çok üzücü.
Judge Andrew Napolitano: Evet. Yani yeni bir şey mi test ediyorlardı? Yeni bir radar ya da başka bir şey, ona cihaz diyerek küçümsemek istemem, yeni bir ekipman mı?
Colonel Bill Astore: Bu mümkün. Ama test ettikleri her neyse, uçuş güvenliğini tehlikeye atacak bir şey olmaması gerektiğini düşünürsünüz. Bu yüzden soruşturmanın ne ortaya çıkaracağını beklememiz gerekiyor.
Orta Doğu’daki Amerikan Askerleri
Judge Andrew Napolitano: Şu anda Orta Doğu’da konuşlu genç askerî personellere neden orada olduklarını sorsanız, size muhtemelen ne söylerler?
Colonel Bill Astore: Evet, bu çok iyi bir soru. Resmi hikâyeyi bir bakıma biliyoruz. Gerçi Başkan Trump döneminde resmi hikâye bile o kadar sık değişti ki. Bize mesela “Iran’da rejim değişikliği arıyoruz” ya da “Iran’ın nükleer silah elde etmesini istemiyoruz” gibi şeyler söyleniyor. Oysa Iran nükleer silah peşinde değildi ve eski DNI Tulsi Gabbard’ın istihbaratına inanabiliyorsanız, muhtemelen böyle bir silah geliştirmekten yıllarca uzaktaydı.
Colonel Bill Astore: Bu yüzden bunun Amerikan askerleri için çok kafa karıştırıcı olduğunu düşünüyorum. Belki daha açık konuşmaya başlayabiliriz: Elbette petrol ve benzeri kaynaklarla, açıkça kârla da ilgileniyoruz. Ama bugünün ordusunda beni rahatsız eden şeylerden biri, ordunun varlık amacı üzerine değil, İkinci Dünya Savaşı’nın vatandaş-asker ordusu üzerine değil, “warriors”, “war fighters” ve “military lethality” vurgusu üzerine kurulmuş olması.
Colonel Bill Astore: Kinetik eyleme dayalı çok dar bir profesyonellik anlayışı var; bu da temelde insan öldürmek için hoş bir örtmece. Ama ordumuzun amacı bu olmamalı. Bu bana daha çok Wehrmacht’ın, yani İkinci Dünya Savaşı Alman ordusunun militarizm ve güç üzerindeki dar vurgusunu hatırlatıyor.
Pete Hegseth’in Iran Açıklamaları
Judge Andrew Napolitano: Pazar günü talk show’lardan birinde Secretary Hegseth vardı; her zamanki iğneleyici, saldırgan, savaşçı haliyle.
Pete Hegseth: Askeri seçeneğin orada olmasını sağlayacağız. Bu, bununla JCPOA ve Obama’nın bunu yapma biçimi arasındaki büyük fark. Obama yönetimi Iran’a bir anlaşma için yalvardı; biz ise Iran’ı bombaladık, sonra abluka koyduk, sonra gemileri geçirdik ve gerektiğinde yeniden başlattık ki harika bir anlaşma için masaya gelsinler.
Pete Hegseth: Askeri duruşumuz, bu 60 gün boyunca, mutabakat zaptı aracılığıyla, söylediklerini yerine getirmeye mecbur kalmalarını sağlamak için ne olması gerekiyorsa o olacaktır. Belge Iran’ın asla nükleer silaha sahip olmayacağını, bir tane aramayacağını, satın almayacağını, sahip olmayacağını söylüyor. Bunu kesinleştirmek için müzakereler olacak.
Pete Hegseth: Ama bizim sahip olduğumuz şekilde askeri güç tehdidine sahip değillerdi; Iran’ın bunu çok farklı bir biçimde saygıyla karşıladığı bir tehdit bu. Rejimleri 47 yıl içinde hiç olmadığı kadar yıkılmış durumda. Masada olmalarının nedeni bu. Yani büyük fark, bunu güç pozisyonundan yapmış olmamız. Başkan Trump askeri güçle öncülük etti. Bu askeri güç gerektiği kadar kalacak.
Pete Hegseth: Abluka kalkarsa geri çekilirsiniz ve gemiciliğin akmasına izin verirsiniz; tıpkı Iran’ın da gemilerin boğazlardan geçmesine izin vermesi gerektiği gibi. Ama o ablukayı herhangi bir anda tekrar devreye sokabiliriz ve onlar bu konuda hiçbir şey yapamaz. Iran bunu biliyor ve bu yüzden bu görüşmelerde koz bizde. Umarız iyi gider.
Judge Andrew Napolitano: Bu gerçeklikten kopuk.
Colonel Bill Astore: Evet, evet. Bence kendini savaş bakanı olarak gören Pete Hegseth’in gerçekten anladığı tek şey bu gibi görünüyor: Gücün bombalamak ve insan öldürmekle gösterildiği fikri. Bana göre bu hiç de güç işareti değil. Bu bilgelik eksikliğinin işareti. Savaşçılığın işareti. Metafizik konuşacak olursak, hatta kötülüğün işareti.
Colonel Bill Astore: Ben Roman Katolik olarak yetiştirildim. On Emir’i öğrendim. Orada “öldürmeyeceksin” diye bir şey var. Haklı savaşlar ve haksız savaşlar üzerine tartışabiliriz. Ama bizimki gibi bir demokraside, ya da en azından belki eskiden olduğumuz şeyde, askeri güç son çare olmalıdır.
Colonel Bill Astore: Ne yazık ki Pete Hegseth’in anlattığı şey, kuvvet kullanımının ilk çare olması. Bunu da övünerek yapıyor. Bunun son derece öldürücü bir ordu olmasından, oraya girip insanları bombalamasından ve yere düşmüş insanlara vurmasından büyük gurur duyuyor. Bunun böyle olmaması gerekir. Bu kesinlikle 1985’te aktif göreve başladığımda katıldığımı sandığım Amerika ya da ordu değil.
Venezuela Operasyonu ve “Teröre Karşı Savaş”
Judge Andrew Napolitano: Kahvaltınızı mahvetmek istemem Colonel, ama işte yine karşımızda. Aslında az önce izlediğimizden biraz daha da ileri gidiyor. Yakın zamanda emekli olmuş bir DEA yetkilisine göre aslında var olmayan bir uyuşturucu örgütünün sözde baronunu öldürmek için ordunun Venezuela’ya girmesini savunuyor. İşte burada, sözde Tren de Aragua çetesinin lideri Nino Guerrero’nun öldürülmesiyle övünüyor. DEA’da 30 yıl görev yapmış Sheriff Dave Hathaway ise bu çetenin bir mit olduğunu söylüyor.
Muhabir: Başkan Trump, ABD ordusunun bu hafta başında bir hava saldırısında Venezuelalı çete Tren de Aragua ya da TDA’nın lideri Nino Guerrero’yu öldürdüğünü söyledi. Merak ediyorum, neden saldırı seçeneği? Neden onu yakalayıp Nicolás Maduro’ya yaptığınız gibi ABD mahkemesinde adalet önüne çıkarmadınız?
Pete Hegseth: Yani, topraklarında Tren de Aragua adlı yabancı terör örgütü, onun kurucusu ve lideri olduğu için ordumuzu davet ettiler. Onun nerede olduğunu tespit edebildik ve öldürdük.
Muhabir: ABD ordusu bu operasyonu henüz gerçekleştirmişken, Amerikalılar ABD’nin Venezuela’da askeri olarak yer almaya devam edeceğini mi anlamalı? ABD’nin hükümetleriyle çalıştığı Ecuador ve Guatemala gibi yerlerde benzer operasyonlar beklemeliler mi?
Pete Hegseth: Evet, beklemeliler. Buna America’s Counter Cartel Coalition, AC deniyor; kendi yarımküremizdeki terör ağlarını avlamak için. Tıpkı Orta Doğu’da 20 yıl boyunca ISIS ve al-Qaeda konusunda çok iyi olduğumuzu gösterdiğimiz gibi. Bu, Monroe Doctrine’in inanılmaz bir takviyesi. Donro doktrinleri, seyretmesi güzel, güzel bir askeri şeydir ve bundan sonuna kadar yararlanacağız.
Judge Andrew Napolitano: Aynı iddianamede Nicolás Maduro ile aynı suçlarla itham edilen yabancı bir kişiyi öldürdüğümüzde bunu seyretmek güzelmiş; oysa Maduro bir Amerikan hapishanesinde oturuyor. Bu arada bu suçların çoğu saçmalık. Caracas’ta silah bulundurmak nasıl Amerikan hukukunun ihlali olabilir?
Colonel Bill Astore: Bu, teröre karşı savaşın açık uçlu doğasını, değişkenliğini gösteriyor. Rahatsız edici olan bu. 11 Eylül’den çıkan teröre karşı savaş; şimdi teröre karşı savaşın 25. yılına giriyoruz ve bu görünüşe göre asla bitmeyecek.
Colonel Bill Astore: Bu, ABD vatandaşları olarak bizi çok rahatsız etmeli. Çünkü sürekli savaş hali demokrasi, ifade özgürlüğü ve bu ülkenin kuruluşunda esas olan özgürlükler için kesinlikle en kötü şeydir. En azından ben 10 ya da 15 yaşındayken ve evin etrafına Amerikan bayrakları yapıştırırken böyle düşünmeyi severdim. Ülkemizin Soviet Union gibi olmamasından büyük gurur duyardım.
Colonel Bill Astore: O zamanlar, en azından ben öyle sanıyordum; vatandaşların haklarını savunduğumuza ve dünyanın polisi olmadığımıza inanırdım. Dünyanın her ülkesine karışmıyor, askeri gücümüzü sağa sola savurmuyorduk. Şimdi, o zaman da bunu bir ölçüde yaptığımızı biliyorum. Ama artık kendini savaş bakanı sayan kişinin çıkıp yabancı ülkelerde hiçbir hukuki gerekçe olmadan insan öldürmenin güzelliğinden söz ettiği bir noktaya geldik.
Iran Savaşı ve Amerikalılara Maliyeti
Judge Andrew Napolitano: Colonel, ortalama Amerikalı Benjamin Netanyahu ve Donald Trump’ın Iran savaşından ne kazandı?
Colonel Bill Astore: Hiçbir şey kazanmadık. Savaş yaklaşık 100 milyar dolara mal oldu. Herkes her gün enflasyonla, daha yüksek benzin fiyatlarıyla, gıda fiyatlarıyla ve diğer her şeyle ödüyor. Middle East’te daha büyük bölgesel istikrarsızlık anlamında ödedik. Bu savaşın fırsat maliyeti anlamında ödedik.
Colonel Bill Astore: Iran’a karşı bu savaş, bu tercih savaşı, Pentagon tarafından daha da yüksek askeri harcamaları gerekçelendirmek için kullanılıyor. Pentagon hâlâ üst üste sekiz yıl denetimden geçemedi. Eminim önümüzdeki yıl da denetimden geçemediği dokuzuncu yıl olacak.
Colonel Bill Astore: Amerikan halkı bu savaştan en ufak bir kâr elde etmedi. Çünkü bu savaşın baştan itibaren hiçbir nedeni yoktu. Trump yönetiminin bunu Amerikan halkına götürmemesinin nedeni de bu. Kongre’den herhangi bir destek istemeden savaşa gittiler.
Judge Andrew Napolitano: Ama Colonel, mutlaka birileri, bazı şeyler ya da bazı gruplar savaştan faydalanmıştır. Her zaman olur.
Colonel Bill Astore: Evet, doğru. Ne yazık ki her zaman fayda sağlayan insanlar olur. Askeri-endüstriyel kompleks gayet iyi durumda. Lockheed Martin, Boeing, Northrop Grumman ve tüm silah üreticilerinin hisse fiyatları yükseldi. Bomba ve Tomahawk füzesi ve diğer her şeyi üretiyorsanız bu çok iyi bir dönem.
Colonel Bill Astore: Petrol ve gaz sektöründe olsaydım kesinlikle çok mutlu olurdum. Çünkü belki 65-70 dolara sattığım petrol varillerini şimdi 100 doların üzerinde satabiliyorum. Bundan çok kâr ediyorum. Bankalar da öyle. Enflasyon nedeniyle Amerikalıların kredi kartı borcu artıyor.
Colonel Bill Astore: Trump yönetimi sözcülerinden birinin söylediği gibi, Amerikan halkının daha fazla kredi kartı borcu taşıması bankalar için harika. Yani bankacıysanız ve kredi kartlarındaki yüksek faiz oranlarından kâr ediyorsanız, bu sizin için iyi bir savaş oldu. Ama neredeyse diğer bütün Amerikalılar için, bu savaşta öldürülen tüm İranlıları saymıyorum bile, bu savaş bir felaket oldu.
Israel, Ateşkes ve Bölgesel Hegemonya
Judge Andrew Napolitano: Israel, Trump’ın henüz belgeyi yayımlamadıkları için sözde demek zorundayım, ateşkesine neden öfkeli?
Colonel Bill Astore: Bildiğiniz gibi, bence Israel’in uzun vadeli hedeflerinden biri Iran’ı mümkün olduğunca zayıflatmak. Israel bölgesel hegemonya arıyor ve Biden yönetiminin, şimdi de Trump yönetiminin Israel’e verdiği açık çek desteğiyle bunu başarma yolunda ilerliyor.
Colonel Bill Astore: Israel perspektifinden bakıldığında, en azından görünen o ki hedefleri bu sözde Greater Israel. Yani Lebanon gibi yerlerden koparabildikleri kadar toprak koparmak, Palestinians’den çalabildikleri kadarını çalmak, Syria ve benzeri yerler; aynı zamanda Iran gibi rakipleri zayıflatmak. Hedefleri bu.
Colonel Bill Astore: Ama bu United States’in hedefi olmamalı. Bunun bizim için hiçbir anlamı yok. Israel’in yapmak istediği her şeyi neden onayladığımızı bilmiyorum; çünkü bu ekonomik sağlığımıza zarar veriyor ve dış politikamıza da zarar veriyor.
Judge Andrew Napolitano: Bunun dışında, başkan burada ABD’deki Siyonist meslektaşları, dostları, destekçileri ve bağışçılarından büyük baskı altında. Sizce Israel bu ateşkesi, Iran’dan gelmiş gibi göstereceği bir false flag ile bozmaya çalışır mı?
Colonel Bill Astore: Evet, bunun mümkün olduğunu düşünüyorum. Israel’in önceki eylem geçmişine baktığımızda, Lebanon’un bombalanması olsun, kurgulanmış saldırılar olsun, bunun mümkün olduğunu düşünüyorum; hatta muhtemel bile olabilir.
Colonel Bill Astore: İşte bu noktada Israel’e ve lobiye karşı durmaya istekli, bunu söylemeye cesaret edeyim, America First diyecek bir Amerikan başkanına ihtiyaç duyarsınız. Trump bunun üzerine kampanya yürüttü. America First fikriyle kampanya yürüttü. Bu tercih savaşlarından kaçınacağı fikriyle kampanya yürüttü.
Colonel Bill Astore: Ayrıca zaman zaman askeri-endüstriyel komplekse karşı da konuştu. Ama bunların hepsini bir kenara attı. Barış fikirleriyle kampanya yürüttüğü konusunda kendisine meydan okunduğunda Trump aslında kendiyle çelişti ve “Hayır, hayır, ben barış başkanı olarak kampanya yürütmedim” dedi. Yani Trump destekçileri için, aslında tüm Amerikalılar için ama özellikle Trump destekçileri için, eğer bu adama inandıysanız, bu en hafif ifadeyle inanılmaz derecede hayal kırıklığı yaratıcı olmalı.
Judge Andrew Napolitano: Evet.
Orduya Alım ve Ordunun Amacı
Judge Andrew Napolitano: Hükümet, emekli olanların yerini doldurmak için gerekli oranlarda gençleri hâlâ orduya alabiliyor mu?
Colonel Bill Astore: Evet, şimdiye kadar öyle görünüyor. Marine Corps’un kendi ruhuyla her zaman oldukça iyi iş çıkardığını düşünüyorum. Marines’e çok saygım var. Amcam Marine’di. Bunu bir Air Force subayı olarak söyleyebilirim. Diğer kuvvetlerin de iyi durumda olduğunu düşünüyorum.
Colonel Bill Astore: Bunun bir kısmı Army’nin teşvikler sunması ve askere alınma yaşını yükseltmesiyle ilgili. Sanırım bunu 42’ye kadar çıkardılar. Bu gerçekten düşündürücü, çünkü ben 42 yaşındayken Air Force’tan 20 yılın ardından sözde emekli olmuştum.
Colonel Bill Astore: Yani sanırım askere alma hedeflerine ulaşıyorlar ya da yaklaşıyorlar. Ama bunu bir ölçüde propaganda, askere alma faaliyetleri, askere yazılma primleri ve benzeri şeylere çok para harcayarak yapıyorlar. Bu yüzden beni daha çok kaygılandıran şey, ordunun ne için olduğuna dair açıklık eksikliği.
Colonel Bill Astore: Biz neyin peşindeyiz? Neden savaşıyoruz? Hangi amacımız var? Elbette bunun Constitution’a, America’yı savunma, yaşam biçimimizi ve hukuk sistemimizi savunma fikrine dönmesi gerekir. Ama Trump yönetimi altında Constitution’ın savunulmasından çok ona yönelik bir saldırı görüyorum.
“No Quarter” Söylemi ve Savaş Suçu İddiası
Judge Andrew Napolitano: Ve ne yazık ki kendine Secretary of War diyen Secretary of Defense’in bu yüceltilmiş savaşçılığı var. “No quarter” dediğinde bu, saldırırsak ve biri yaralanırsa hayatlarını kurtarmayacağımız anlamına mı geliyor? Yaralandıktan sonra onları öldürmeye devam mı edeceğiz?
Colonel Bill Astore: Öyle görünüyor. Sanırım sözde uyuşturucu teknelerine yönelik saldırılarda en az bir vakada bunu zaten yaptık. Sanırım bir teknede hasar oluştuğu bir vaka vardı. Geri döndük ve teknenin yanlarına tutunan insanları öldürdük. “No quarter”dan söz ediyorsanız, bu tam da budur. Ayrıca savaş suçundan da söz ediyoruz; çünkü bu açıkça uluslararası hukuka aykırıdır.
Colonel Bill Astore: Bu tür kana susamışlık sanırım Hegseth gibi insanlara ve kendini maço gören erkeklere hoş geliyor. Ama bu güç değildir. Karakter gücü değildir. Sahip olmamız gereken ordu türü bu değil.
Colonel Bill Astore: İkinci Dünya Savaşı’nda, yine söylüyorum, Wehrmacht’ın sergilediği türden askeri öldürücülükten farklı olan bir vatandaş ordusuyla gurur duyuyorduk. Başımızı dik tutuyorduk, çünkü o türden savaşçı elit değildik. Daha yüksek bir amaç için hizmet ediyorduk.
Judge Andrew Napolitano: Colonel Bill Astore, sevgili dostum, teşekkür ederim. Çok teşekkürler. Gelecek hafta sizi yeniden görmeyi dört gözle bekliyoruz.
Colonel Bill Astore: Teşekkür ederim Judge.
Judge Andrew Napolitano: Elbette.