Adı Belirtilmeyen Eski Marine: İran’a Kara Harekâtı “Korkunç Bir Fikir”
İngilizce kaynak transkriptte, “Judge” diye hitap edilen sunucu ile adı belirtilmeyen, Marine Corps’ta beş yıl görev yaptığını söyleyen bir eski asker arasında ABD’nin İran’a karşı kara harekâtı ihtimali tartışıldı. Bölümde özellikle Amerikan Marines ve Army birliklerinin İran’ın tamamına ya da bazı bölgelerine yönelik kara işgaline hazır olup olmadığı, böyle bir operasyonun lojistik riskleri, Pentagon liderliği ve askerlerin savaşın gerekçesine bakışı ele alındı.
İran’a Kara Harekâtı Sorusu
Söyleşi, sunucunun konuğa Marine Corps’taki beş yıllık deneyimine dayanarak Amerikan kara birliklerinin İran’a yönelik bir kara işgaline hazır olup olmadığı sorusunu yöneltmesiyle başladı. Sunucu, bunun “Marines ve Army” birliklerini kapsadığını belirterek, ABD’nin İran’ın tamamında ya da bazı parçalarında kara işgaline girişmesi halinde askerî hazırlığın yeterli olup olmadığını sordu.
Konuk, sorunun kapsamının geniş olduğunu belirterek yanıtını birkaç başlıkta vermek istedi. Amerikan askerlerinin eğitim düzeyini tartışmaya açmadığını söyledi. “Gezegendeki muhtemelen en yüksek eğitimli ve en yetenekli Marines ve askerler bizde,” diyen adı belirtilmeyen eski Marine, buna rağmen İran gibi bir yere girmenin esas sorununun “büyük ölçüde lojistik tarafta” olduğunu belirtti.
Konuğun aktardığına göre, kendisinin duyduğu bazı senaryolarda Amerikan birliklerinin “Khasham veya Khark” gibi noktalara yerleştirilmesi ya da kıyıda sınırlı hedefleri ele geçirmesi tartışılıyor. Konuk, bu tür birliklerin ilk hedeflerini, yani araziyi ele geçirme görevini başarabileceğinden şüphe duymadığını söyledi. Ancak ona göre asıl sorun, bu birliklerin ele geçirilen yerde kalması ve orayı tutması aşamasında ortaya çıkıyor.
“Onları oraya yerleştirirsek ilk hedeflerini başarabileceklerinden hiç şüphem yok; mesele, orada oturup tutmalarını istediğinizde başlıyor,” diyen adı belirtilmeyen eski Marine, kara harekâtında hareketin durduğu anda birliklerin sabit hedef haline geldiğini vurguladı.
Lojistik Hatlar, Sıcaklık ve İkmal Sorunu
Konuk, İran’a yönelik sınırlı bir çıkarma ya da kıyı hedefi ele geçirme operasyonunda lojistik hatların “inanılmaz derecede uzun” olacağını söyledi. Bölgedeki Amerikan üslerinin normalde bu tür operasyonları desteklediğini, özellikle Kuwait ve Qatar’daki üslerin, hatta Jordan’a kadar uzanabilecek destek hatlarının önem taşıdığını belirtti. Ancak konuşmasında bu üslerin “ya tahliye edildiğini ya da İranlılar tarafından fiilen havaya uçurulduğunu” iddia etti.
Bu nedenle sahaya indirilecek askerlerin büyük ölçüde helikopter ya da hava temelli ikmale bağımlı kalacağını savundu. Ona göre bu tür ikmal hem öngörülebilir hem de tarihsel olarak çok sınırlı başarıya sahip. Konuk, Stalingrad, Dien Bien Phu ve Khe Sanh örneklerine atıf yaparak havadan ikmalin kuşatma ya da sabit pozisyonda tutunma koşullarında güvenilir bir çözüm olmadığını söyledi.
“Bu işe yaramıyor,” diyen adı belirtilmeyen eski Marine, İran örneğinde günlük sıcaklığın 100 Fahrenheit derecenin üzerinde olabileceğini, bunun da mühimmat ve yiyecekten önce su ihtiyacını kritik hale getireceğini ifade etti. Konuk ayrıca yaralı tahliyesi, yiyecek, mühimmat ve diğer destek kalemlerinin sınırlı iniş bölgelerine ya da ele geçirilmiş pistlere bağlı kalacağını anlattı.
Ona göre bu tür operasyonlar doğaları gereği “çok bilinçli ve belirli” bir yaklaşıma dayanır: Birlikler girer, sınırlı iniş bölgeleri, açık alanlar veya bir pist ele geçirilir; fakat İran tarafı da bu noktaların nereler olduğunu bilir. Konuk, bu durumun Amerikan birliklerini İran’ın önceden hazırladığı ateş ve karşılık verme seçeneklerine açık hale getireceğini savundu.
İran’ın Hazırlıkları ve Savaşın “Onların Şartlarında” Yürüdüğü İddiası
Konuk, İran’ın böyle bir çatışmaya “on yıllardır” hazırlandığını söyledi. Ona göre İran’ın kapasitesini ve hazırlığını küçümseyenler, mevcut savaşın şimdiye kadar nasıl yürütüldüğüne bakmalı. Konuk, İran’ın ABD’nin kabiliyetlerini, niyetini ve yaklaşımını uzun süredir incelediğini ve savaşı kendi şartlarında yürüttüğünü savundu.
“Bunun böyle olmadığını düşünen herkes, sadece bu savaşı şimdiye kadar nasıl yürüttüklerine bakabilir,” diyen adı belirtilmeyen eski Marine, İran’ın Amerikan yaklaşımını “on yıllardır” haritalandırdığını ifade etti.
Bu değerlendirmeden hareketle konuk, İran’a kara gücü indirme fikrini açık biçimde reddetti. “Hayır, bu korkunç bir fikir,” diyen adı belirtilmeyen eski Marine, sınırlı hedefler ele geçirilse bile bu hedeflerin elde tutulmasının çok daha tehlikeli ve karmaşık bir mesele olduğunu savundu.
Pentagon’un Hesapları ve Hürmüz Boğazı Tartışması
Sunucu, Pentagon’un İran’la savaş bağlamında Hürmüz Boğazı’nın kapanma ihtimalini ve bunun ekonomik sonuçlarını yeterince hesaba katmadığını ileri sürdü. Ayrıca Gulf bölgesindeki Amerikan birliklerini ve askerî varlıklarını korumada başarısız olduğunu, bu varlıkların İranlılar tarafından zarar gördüğünü veya büyük ölçüde yok edildiğini söyledi.
Bu çerçevede sunucu, aynı Pentagon’un 10 bin Marines’e bir adayı ele geçirme emri vermeden önce konuğun anlattığı lojistik sorunları gerçekten dikkate alıp almayacağını sordu.
Konuk, Pentagon’un İran’ın ne yapacağını savaşın başında bildiğini düşündüğünü söyledi. “Pentagon’un İranlıların bu savaşın başında tam olarak ne yapacağını bildiğine inanıyorum,” diyen adı belirtilmeyen eski Marine, bu konuda savaş oyunları yapıldığını belirtti. Özellikle General Van Riper’ın 2000’lerin başındaki savaş oyununa atıf yaptı.
Konuğun aktardığına göre General Van Riper, o dönemde ABD’nin bölgeye göndereceği türden bir çıkarma gücünün “toptan yok edilmesini” öngörmüştü. Konuk, bu değerlendirmenin İran’ın bugünkü kabiliyetlerine sahip olmadığı bir dönem için yapıldığını vurguladı. Bu nedenle bugünkü riskin daha da yüksek olduğunu ima etti.
Liderlik Eleştirisi ve Hegseth Korkusu
Konuk, sorunun Pentagon’un bilgi eksikliğinden çok liderlik eksikliği olduğunu savundu. Ona göre Pentagon içinde sahadaki askerler adına sorumluluk alıp “durun, bu aptalca” diyecek kimse yok. Bu değerlendirme, söyleşinin en sert bölümlerinden birini oluşturdu.
“Buradaki sorun liderlik,” diyen adı belirtilmeyen eski Marine, Pentagon’da “adamları adına takım için darbeyi üstlenecek” kimse olmadığını ifade etti. Konuk, üst düzey karar vericilerin operasyonel riskleri bilmelerine rağmen bunları açıkça durduracak iradeyi göstermediğini savundu.
Sunucu, önceki hafta duyduğu bir değerlendirmeyi hatırlatarak, Pentagon’daki yetkililerin özel bir konuşmada bile Hegseth ile aynı fikirde olmadıklarını söylerlerse görevden alınmaktan korktuklarını öne sürdü. Konuk bu yoruma katıldı. “Evet, mesele bu olmalı, Judge. Ve bu korkaklık,” diyen adı belirtilmeyen eski Marine, askeri liderliğin siyasi baskıdan çekindiğini savundu.
Bu bölümde Hegseth’in hangi görevi ya da konumu nedeniyle bu korkuya yol açtığı transkriptte açıklanmadı. Konuşmada yalnızca Hegseth adı geçti ve Pentagon içindeki kişilerin onun tarafından görevden alınma ihtimalinden korktukları iddiası dile getirildi.
Askerler Savaşın Nedenini Sorgular mı?
Söyleşinin son bölümünde sunucu, sahadaki askerlerin ABD’nin İran’la neden savaştığıyla ilgilenip ilgilenmediğini sordu. Konuk, bunun mesleğin doğal bir parçası olduğunu söyledi. Ona göre askerler bir yandan hayatta kalmaya ve kendi birliklerini geri getirmeye odaklanmak zorundadır; ancak diğer yandan neden savaştıklarını bilmek isterler.
“Niçin olduğunu bilmek istersiniz, çünkü günün sonunda hayatınızı riske atıyorsunuz,” diyen adı belirtilmeyen eski Marine, bir askerin eşi, çocukları ve ailesine dönememe ihtimalini göze aldığı için savaş gerekçesinin moral üzerinde doğrudan etkisi olduğunu belirtti.
Konuk, bu durumu sivillerin anlayabileceği bir örnekle açıkladı. Birinin evinize girip çocuklarınızı tehdit etmesi halinde hiç tereddüt etmeden her şeyi ortaya koyacağınızı söyledi. Ancak sokakta birinin bisiklet çalmaya çalıştığını görmek gibi farklı bir senaryoda, insanın hayatını riske atmasının anlamlı olmayacağını belirtti.
Bu benzetmeyi İran savaşı tartışmasına bağlayan konuk, ABD’ye doğrudan bir tehdit bulunmadığını savundu. “United States’e yönelik bir tehdit yok,” diyen adı belirtilmeyen eski Marine, savaşın “Israel adına üretildiğini” iddia etti. Transkriptte bu iddia konuk tarafından ileri sürüldü; bağımsız bir doğrulama ya da karşı görüş yer almadı.
Moral, Emir-Komuta ve UCMJ
Konuk, sahadaki askerlerin bu durumu bildiğini düşündüğünü söyledi. Ona göre birlikler savaşın gerekçesine dair açıklamaları ve siyasi bağlamı görmektedir. Bu nedenle çatışmanın nedenine ilişkin kuşkuların moral üzerinde etkisi olması kaçınılmazdır.
Ancak konuk, bunun askerlerin görevlerini yapmayı reddedecekleri anlamına gelmediğini de belirtti. Askerlerin ordunun parçası olduğunu, kendilerine söyleneni yapmak zorunda olduklarını ve sivil hayattan farklı bir hukuk düzenine tabi bulunduklarını söyledi. Burada UCMJ’ye, yani Uniform Code of Military Justice’e (Askerî Adalet Yasası) atıf yaptı.
Konuk, askerlerin First Amendment (Birinci Değişiklik) kapsamındaki ifade özgürlüğüne aynı şekilde sahip olmadığını belirterek, emirleri uygulamak zorunda olduklarını anlattı. Buna rağmen savaşın gerekçesine inanılmamasının, “her şeyi ortaya koyma” kapasitesini etkileyeceğini savundu.
“Bu, işi yapma istekliliğini değil belki, çünkü o ortamda gerçekten seçeneğiniz yok; ama her şeyi ortaya koyma kabiliyetinizi çok etkileyecek,” diyen adı belirtilmeyen eski Marine, moralin yalnızca psikolojik bir mesele değil, operasyonel sonuçları olan bir unsur olduğunu ifade etti.
Genel Değerlendirme
Transkriptteki tartışma, ABD’nin İran’a karşı olası kara harekâtının yalnızca askerî kabiliyet meselesi olarak görülemeyeceğini ortaya koydu. Konuk, Amerikan Marines ve Army birliklerinin yüksek eğitimli olduğunu kabul ederken, İran gibi bir ülkede sınırlı hedef ele geçirmenin bile uzun lojistik hatlar, ikmal zorlukları, aşırı sıcak, yaralı tahliyesi ve İran’ın onlarca yıllık hazırlıkları nedeniyle sürdürülebilir olmayabileceğini savundu.
Sunucu ise Pentagon’un Hürmüz Boğazı, Gulf üsleri ve İran’ın karşılık kapasitesi konularında hesap hatası yapmış olabileceği iddiasını gündeme getirdi. Konuk buna kısmen farklı bir yerden yanıt verdi: Pentagon’un riskleri bilmediğini değil, liderlik düzeyinde bu risklere karşı çıkacak kişilerin olmadığını savundu.
Bölümün sonunda savaşın gerekçesi ve asker morali öne çıktı. Konuk, askerlerin neden savaştıklarını sorguladığını, ABD’ye doğrudan bir tehdit bulunmadığını düşündüğünü ve savaşın Israel adına “üretildiği” iddiasının birlikler tarafından da görüldüğünü söyledi. Ona göre bu durum, emir-komuta düzenini ortadan kaldırmasa da askerlerin moralini ve görevlerini hangi ruh haliyle yerine getirdiklerini etkileyebilir.