Anya Parampil: ABD’nin Venezuela’daki Yardım Operasyonu Fiilî Rejim Değişikliğine Dönüşüyor
Kaynak dili İngilizce olan podcast bölümünde sunucu Andrew Napolitano ile gazeteci Anya Parampil, Venezuela’daki deprem sonrası yardım müdahalesi, ABD yaptırımları, dondurulmuş varlıklar ve Washington’ın ülkedeki askeri-siyasi rolü üzerine konuştu. Bölüm, afet yardımı tartışmasının Venezuela’nın egemenliği, ABD’nin Latin Amerika politikası ve rejim değişikliği iddialarıyla nasıl iç içe geçtiğini ele aldığı için önem taşıyor.
Haritada Caracas ve Depremin Merkez Üssü
Konuşma, deprem merkez üssünün harita üzerinde gösterilmesiyle başladı. Andrew Napolitano, izleyicilerin dikkatli bakmaları halinde merkez üssünün sağında Venezuela’nın başkenti Caracas’ı görebileceğini söyledi. "Dikkatli bakarsanız, o merkez üssünün sağında Caracas’ı görebilirsiniz," diyen Andrew Napolitano, "burası elbette başkent" şeklinde açıkladı.
Bu kısa harita değerlendirmesinden sonra tartışma hızla depremin insani sonuçlarından, ABD’nin Venezuela’ya yönelik politikalarının afet müdahalesini nasıl etkilediği sorusuna geçti. Parampil, ABD’nin Nicolás Maduro ve eşine yönelik müdahalesinden sonra bile yaptırımların genel olarak kaldırılmadığını savundu.
Yaptırımlar, Petrol Anlaşmaları ve Dondurulan Varlıklar
Anya Parampil’e göre ABD, Başkan Nicolás Maduro ile eşinin gece yarısı yatak odalarından kaçırılmasının ardından dahi Venezuela’ya yönelik yaptırımları topluca kaldırmadı. "Amerika Birleşik Devletleri Başkan Maduro ile eşini gece yarısı yatak odalarından kaçırdıktan sonra bile yaptırımları kaldırmadılar," diyen Anya Parampil, "ABD hükümetinin uygun gördüğü iş sözleşmeleri ve petrol anlaşmaları için bazı özel yaptırımları kaldırdılar" ifadelerini kullandı.
Parampil, bunun kapsamlı bir yaptırım gevşemesi anlamına gelmediğini vurguladı. Ona göre Washington, sadece kendi uygun gördüğü ticari sözleşmelere ve petrol anlaşmalarına alan açtı. Bu nedenle Venezuela devletinin kriz koşullarında ihtiyaç duyabileceği kaynaklara erişimi hâlâ kısıtlı kaldı.
Parampil ayrıca Venezuela’ya ait milyarlarca dolarlık varlığın ABD’de ve başka ülkelerdeki hesaplarda dondurulmuş durumda olduğunu söyledi. "Amerika Birleşik Devletleri’nde ve yurt dışında hesaplarda dondurulmuş yaklaşık 30 milyar dolarlık Venezuela varlığı var," diyen Parampil, bu varlıkların "gölge hükümeti tanıdıktan sonra fiilen çalındığını" savundu.
IMF’nin bazı dondurulmuş Venezuela varlıklarını afet yardımı için serbest bırakma planı açıkladığını aktaran Parampil, bu sürecin nasıl yönetileceği konusunda kuşkulu konuştu. Venezuela’daki yabancı yardım gruplarının geçmişine atıfta bulunarak, bu alanın genellikle yolsuzlukla iç içe olduğunu ileri sürdü. Ona göre ABD’nin dikte ettiği sözleşmeler, Washington’ın tercih ettiği ABD merkezli aktörlere yönlendirilecek.
Mauricio Claver-Carone ve Yardım Sözleşmeleri
Parampil, Grayzone’da eşi tarafından yayımlanan bir incelemeye atıfla Mauricio Claver-Carone’un rolünü gündeme getirdi. Claver-Carone’un Trump yönetiminde resmi bir pozisyonda bulunmadığını, ancak buna rağmen özel bir iş müzakerecisi gibi hareket ettiğini öne sürdü. "Mauricio Claver-Carone, Trump yönetiminde bile olmayan bir isim, neredeyse özel bir iş müzakerecisi gibi hareket ediyor," diyen Parampil, "kendisine Latin Amerika’nın Jared Kushner’ı diyor" şeklinde belirtti.
Parampil, Claver-Carone’un afet yardımına ilişkin sözleşmelerde ve varlıkların serbest bırakılması sürecinde önemli rol oynayabileceğini söyledi. Bu değerlendirmeyi, ABD ve müttefiklerinin yardım müdahalesini yönetmesi ve varlıkları kendi denetimleri altında kullanıma açması ihtimaline bağladı.
Napolitano: Hayat Kurtarıcı Ekipmanı Engelleyen Yaptırım Savaş Suçu
Andrew Napolitano, yaptırımların afet öncesi kapasite üzerindeki etkisini daha keskin bir ifadeyle değerlendirdi. "Bir ülkenin hayat kurtarıcı ekipman almasını engelleyen bir yaptırımın savaş suçu olduğunu savunurum," diyen Napolitano, "depremden üç gün sonra kamyon ve buldozer almak için biraz geç" diye vurguladı.
Napolitano’ya göre kamyonlar, buldozerler ve benzeri ekipman afet meydana geldikten sonra değil, önceden devletin elinde bulunmalıydı. Bu nedenle yaptırımların sadece ekonomik sonuçları değil, afet anında doğrudan hayat kurtarma kapasitesi üzerinde de etkisi olduğunu savundu.
Napolitano ayrıca Başkan Donald Trump’ın, ABD’nin Venezuela başkanını kaçırdıktan sonra ülkeyle ilgileneceği yönündeki yaklaşımına atıfta bulundu. Bu noktada Parampil, ABD’nin gerçekten de Venezuela’da daha fazla rol üstlendiğini, ancak bunun Venezuela halkının söz sahibi olduğu bir süreç olmadığını söyledi.
SOUTHCOM, ABD Ordusu ve Fiilî Devlet Çöküşü
Parampil, Maduro’nun 23 Ocak’ta görevden uzaklaştırılmasından bu yana ABD’nin Venezuela’daki askeri varlığını pekiştirdiğini savundu. "Bir bakıma bunu yaptığımızı söyleyebilirim; ama Venezuela halkının söz hakkı olduğu bir şekilde değil," diyen Parampil, ABD’nin kendi ordusunun Venezuela’daki kazanımlarını sağlamlaştırdığını ifade etti.
Bu bağlamda ABD Güney Komutanlığı (SOUTHCOM) ve ABD askeri güçlerinin sahadaki yardım müdahalesine öncülük edeceğini açıkladığını söyledi. "SOUTHCOM ve ABD askeri güçleri, Venezuela sahasında yardım müdahalesine öncülük edeceklerini açıkladı," diyen Parampil, bunun afet yardımı görünümü altında ABD’nin ülkedeki konumunu güçlendirdiğini savundu.
Parampil’e göre Venezuela’da ortaya çıkan tablo "devletin fiilî çöküşü" anlamına geliyor. "Devlet krize yanıt veremiyor, çünkü felç olmuş durumda," diyen Parampil, ülkenin uluslararası varlıkları üzerindeki kontrolünü kaybettiğini ve uygun makine ile ekipman satın almasına izin verilmediğini belirtti.
Bu nedenle ABD ordusunun sahaya girerek yardım ve dağıtım sistemi kurmasının, Parampil’e göre fiilî bir rejim değişikliği sonucunu doğurduğu ifade edildi. Parampil, bunun sadece insani yardım meselesi olarak görülemeyeceğini, Maduro’nun devrilmesinden sonra aşılmış bir çizginin devamı olduğunu söyledi. Konuşmada Parampil önce 23 Ocak tarihini kullanırken, daha sonra Maduro’nun devrilmesi bağlamında 3 Ocak ifadesine de yer verdi.
Nino Guerrero, Tren de Aragua ve Marco Rubio
Parampil, ABD’nin Venezuela egemenliğini ihlal ettiğini savunduğu bir başka örnek olarak Nino Guerrero’nun öldürüldüğü askeri saldırıyı anlattı. ABD’nin egemen Venezuela topraklarında askeri saldırı düzenlediğini ve Washington’ın Tren de Aragua’nın başı olarak tanımladığı Guerrero’yu öldürdüğünü söyledi.
"Tren de Aragua, sizin de ele aldığınız ve bu programda konuştuğumuz gibi, ABD destekli bir gruptu," diyen Parampil, grubun "gerçek bir narkotik suç örgütü gibi işlemediğini" savundu. Buna rağmen grubun Trump yönetimi ve Marco Rubio için tercih edilen bir korku figürüne dönüştürüldüğünü ileri sürdü.
Parampil’e göre Tren de Aragua anlatısı, Venezuela’ya yönelik müdahalenin ve Venezuela açıklarındaki bombardımanların meşrulaştırılması için kullanıldı. Bu saldırıların Maduro’nun tutuklanmasına giden sürecin parçası olduğunu söyledi.
Kolombiya, Ekvador ve Bölgesel Genişleme
Konuşmanın son bölümünde Parampil, Venezuela’daki gelişmelerin bölgesel etkilerine odaklandı. Komşu ülkelerin de bağımsız Latin Amerika ülkeleri gibi davranmaktan uzaklaştığını ve politikalarını ABD Dışişleri Bakanlığı’nın çizgisine göre belirlemeye başladığını savundu. "Komşu ülkeler de bağımsız Latin Amerika ülkeleri gibi davranmaktan çıkıp, 'politikalarımız Dışişleri Bakanlığı tarafından dikte edilecek' demeye başladı," diyen Parampil, bu bağlamda Kolombiya ve Ekvador’u örnek gösterdi.
Parampil, Kolombiya ve Ekvador’un kendi topraklarında ABD askeri operasyonlarıyla koordinasyona başladığını söyledi. Ona göre bu süreç Venezuela sınırlarının ötesine genişleyebilir ve "belki Meksika’ya kadar" uzanabilir.
Bölüm genelinde Parampil ve Napolitano, Venezuela’daki afet müdahalesini yalnızca doğal afet sonrası insani yardım başlığı altında değil, yaptırımlar, dondurulmuş varlıklar, ABD askeri varlığı ve Latin Amerika’daki egemenlik tartışmaları çerçevesinde ele aldı. Napolitano yaptırımların hayat kurtarıcı ekipman üzerindeki etkisine odaklanırken, Parampil ABD’nin yardım operasyonunu askeri ve siyasi nüfuzun genişlemesi olarak değerlendirdi.
Harita ve Caracas
Andrew Napolitano: Dikkatli bakarsanız, o merkez üssünün sağında Caracas’ı da görebilirsiniz.
Anya Parampil: Caracas.
Andrew Napolitano: Evet, dikkatli bakarsanız görebilirsiniz; orası elbette başkent.
Yaptırımlar ve Dondurulan Varlıklar
Anya Parampil: Amerika Birleşik Devletleri Başkan Nicolás Maduro ile eşini gece yarısı yatak odalarından kaçırdıktan sonra, bu aylar önceydi, şimdi Ocak ayındayız, yaptırımları hâlâ kaldırmadılar. ABD hükümetinin uygun gördüğü şekilde iş sözleşmelerine ve petrol anlaşmalarına izin vermek için bazı özel yaptırımları kaldırdılar. Ama yaptırımların genel olarak kaldırılması söz konusu olmadı. Hayır.
Anya Parampil: Bunun da ötesinde, Amerika Birleşik Devletleri’nde ve yurt dışında hesaplarda dondurulmuş milyarlarca dolar, sanırım yaklaşık 30 milyar dolar, Venezuela varlığı var. Orada bir gölge hükümeti tanıdığımızdan beri bunları fiilen çalmış durumdayız ve hükümete geri vermedik.
Anya Parampil: IMF (Uluslararası Para Fonu), bazı dondurulmuş Venezuela varlıklarının afet yardımına yönlendirilmek üzere serbest bırakılmasına ilişkin bir plan açıkladı. Venezuela’daki yabancı yardım gruplarının geçmişine bakınca, bunun genellikle oldukça yolsuzluk içeren bir oyun olduğunu varsayabilirsiniz. ABD’nin dikte ettiği sözleşmelerden de, hükümetimizin gerçekleşmesini istediği şekilde, ABD’deki aktörlere gitmesini bekleyebileceğimizi düşünüyorum.
Anya Parampil: Grayzone’da yakın zamanda eşim tarafından yayımlanan bir inceleme var; orada Mauricio Claver-Carone’un, Trump yönetiminde bile olmayan bir figürün, neredeyse özel bir iş müzakerecisi gibi hareket ettiğini konuştuk. Kendisine de Latin Amerika’nın Jared Kushner’ı diyor ve esasen bu anlaşmaları yapıyor. Bu tür bir yardım müdahalesinde devreye girip büyük bir rol oynayacağına eminim; eğer ABD ve müttefikleri bunu yönetecek ve varlıkları kendi denetimleri altında serbest bırakacaksa...
Yaptırımların Afet Müdahalesine Etkisi
Andrew Napolitano: Bence bir ülkenin hayat kurtarıcı ekipman satın almasını engelleyen bir yaptırım savaş suçudur. Deprem vurduktan üç gün sonra kamyon ve buldozer almak için biraz geç. Bunların daha önce mevcut olması ve hükümetin elinde bulunması gerekiyordu. Başkan Trump’a göre Amerika Birleşik Devletleri, başkanını kaçırdıktan sonra Venezuela’yla ilgilenecekti.
ABD Askeri Varlığı ve Yardım Operasyonu
Anya Parampil: Bir bakıma ilgilendiğimizi söyleyebilirim; ama Venezuela halkının bu konuda mutlaka söz hakkına sahip olduğu bir şekilde değil. Şimdi ABD’nin, Maduro’nun 23 Ocak’ta görevden uzaklaştırılmasından bu yana Venezuela’daki varlığı bakımından kendi ordusunun elde ettiği kazanımları pekiştirdiğini görüyoruz.
Anya Parampil: SOUTHCOM, yani ABD Güney Komutanlığı, ve ABD askeri güçleri, Venezuela sahasında yardım müdahalesine öncülük edeceklerini açıkladı. Yani ortada devletin fiilî bir çöküşü var. Devlet krize yanıt veremiyor, çünkü felç olmuş durumda; çünkü uluslararası varlıkları üzerinde kontrolü bile yok, uygun makine ve ekipman satın almasına izin verilmedi.
Anya Parampil: Şimdi de ABD ordusu içeri giriyor ve kendi yardım ile dağıtım sistemini kuruyor. Bu, iktidardaki fiilî yönetim temelinde gerçekleşen fiilî bir rejim değişikliğidir. Hatırlamamız gereken şey, Judge, bu çizginin Maduro’nun 3 Ocak’ta görevden uzaklaştırılmasının ardından zaten aşılmış olduğudur.
Nino Guerrero, Tren de Aragua ve Venezuela Egemenliği
Anya Parampil: O zamandan beri Amerika Birleşik Devletleri, egemen Venezuela topraklarında bir ABD askeri saldırısı düzenledi ve Nino Guerrero’yu öldürdü. Onu, sizin de ele aldığınız ve bu programda konuştuğumuz Tren de Aragua adlı grubun başı olarak tanımlıyorlar.
Anya Parampil: Bu, ABD destekli bir gruptu; aslında gerçek bir narkotik suç örgütü gibi faaliyet göstermiyordu. Ama bir şekilde Trump yönetiminin ve Marco Rubio’nun tercih ettiği korku figürüne dönüştü. Bu, Venezuela’ya müdahalenin sürmesini ve Maduro’nun tutuklanmasına giden süreçte Venezuela açıklarındaki bombardımanları meşrulaştırmak için kullanıldı.
Bölgesel Genişleme İhtimali
Anya Parampil: Şimdi ABD, zaten Venezuela egemenliğinin açık bir ihlali olan o saldırıyı gerçekleştirmişken, bu depremi Venezuela’daki varlığını artırmak için kullanıyor. Bu da sizin belirttiğiniz gibi, komşu ülkelerin de birdenbire bağımsız Latin Amerika ülkeleri gibi davranmaktan çıkıp, "Bakın, politikalarımızın Dışişleri Bakanlığı tarafından dikte edilmesine izin vereceğiz" demeye başladığı bir zamanda oluyor.
Anya Parampil: Kolombiya’dan söz ediyorum. Ekvador’dan söz ediyorum. Bunlar, Ekvador da dahil, kendi topraklarında ABD askeri operasyonlarıyla koordinasyona başlamış ülkeler. Dolayısıyla bunun Venezuela sınırlarının ötesine, belki Meksika’ya kadar uzanacak şekilde bölgede genişlemeye hazırlandığını düşünüyorum.