Judge Napolitano - Judging Freedom

Anthony Blinken’ın Soykırım Yanıtı Tartışıldı: “Bu Bir Görüş Meselesi Değil”

İngilizce podcast bölümünde Secretary Blinken olarak anılan Anthony Blinken’ın Gazze ve soykırım iddialarına ilişkin kısa bir video kaydı tartışıldı. Bölümde ana değerlendirme, Blinken’ın yanıtının yalnızca siyasi değil, aynı zamanda International Court of Justice (Uluslararası Adalet Divanı) önündeki dava bağlamında hukuki önem taşıdığı görüşü üzerine kuruldu.

Blinken’ın Soykırım Sorusu Karşısındaki Yanıtı

Programda önce Anthony Blinken’a yöneltilen soru aktarıldı. Soru sahibi, "Secretary Blinken, dünyanın bunu bir soykırım olarak göreceği bir sürece başkanlık etmiş olmaktan endişe ediyor musunuz?" diye sordu.

Blinken buna doğrudan "Hayır" yanıtını verdi. Ardından, "Öncelikle öyle değil. İkincisi, dünyanın bunu nasıl gördüğüne gelince, buna tamamen yanıt veremem," diyen Anthony Blinken, "herkesin gerçeklere bakması ve bu gerçeklerden kendi sonuçlarını çıkarması gerektiğini" belirtti. Blinken, kendi vardığı sonucun açık olduğunu da ekledi.

Bu yanıt, programda sert biçimde eleştirildi. Konuşmacı, Blinken’ın "daha derin bir çukur kazdığını" söyledi ve meselenin yalnızca kişisel kanaat farkı olarak sunulamayacağını savundu. Ona göre tartışılan konu, siyasi görüş ayrılığı değil, 1948 Genocide Convention (Soykırım Sözleşmesi) kapsamındaki ciddi bir hukuki suçlama.

International Court of Justice Davası

Programda, South Africa hükümetinin açtığı ve birçok başka hükümetin de katıldığı davaya dikkat çekildi. Konuşmacı, bu davanın International Court of Justice önünde görüldüğünü ve küresel ölçekte yakından izlendiğini söyledi.

"Bu, herkesin gerçeklere bakıp kendi sonucuna varacağı basit bir görüş meselesi değil," diyen konuşmacı, "şu anda International Court of Justice önünde ayrıntılı biçimde incelenen acil ve dünya çapında izlenen bir dava var" şeklinde değerlendirdi.

Davada, Israel’in 1948 Genocide Convention’ı "yaygın, ağır ve açık biçimde" ihlal ettiği ileri sürülüyor. Programdaki yorumcu, South Africa’nın sunduğu dosyaların son derece ayrıntılı olduğunu ve bu belgelerin okunmasının sarsıcı olduğunu ifade etti.

"Dosyaları okumak şok edici; ayrıntılılar, dehşet vericiler ve okunması olağanüstü derecede rahatsız edici," diyen konuşmacı, bu belgelerde Israeli liderlerin Gaza’yı tamamen yaşanamaz hale getirme niyetinin anlatıldığını savundu.

Gaza’daki Yıkım ve İddialar

Konuşmacı, Gaza’da hastanelerin, okulların, kliniklerin, camilerin, su kaynaklarının, elektrik altyapısının ve temel altyapının hedef alındığını öne sürdü. Ayrıca acil yardım, gıda ve tıbbi malzeme erişiminin engellendiğini söyledi.

Programda özellikle sağlık sisteminin durumu üzerinde duruldu. Konuşmacı, yaralı çocuklar üzerinde anestezi olmadan ameliyat yapmak zorunda kalan cerrahlardan söz etti ve doktorların da öldürüldüğünü belirtti.

"Çocuklar, Israeli bombardımanlarında yaralandıktan sonra anestezi olmadan ameliyat ediliyor," diyen konuşmacı, "doktorların kendileri de öldürülüyor" ifadelerini kullandı.

Ayrıca Israeli Defense Force askerlerinin Gaza’daki yıkımı TikTok ve benzeri platformlarda paylaştığı ileri sürüldü. Konuşmacı, bunun gizli yürütülen bir süreç olmadığını, videolarla gün gün kayda geçtiğini söyledi.

"Bu saklanmıyor; videolarda günbegün yayımlanıyor," diyen konuşmacı, "kanıt var, bu gözlerimizin önünde oluyor, kaydediliyor, toplanıyor ve değerlendiriliyor" diye vurguladı.

Blinken’a Yönelik Eleştiri

Programdaki temel eleştiri, Blinken’ın meseleyi "benim kanaatim farklı" düzeyinde ele almasının yetersiz olduğu yönündeydi. Konuşmacı, soykırım suçlamasının gelişigüzel kullanılan bir kelime olmadığını, gerçek bir hukuki iddia olduğunu söyledi.

"Hayır Anthony Blinken, ‘sizin görüşünüz böyle, başkasının görüşü farklı’ demek doğru değil," diyen konuşmacı, "bu gerçek bir suçlama; 1948 Genocide Convention’ın ihlaliyle ilgili" ifadelerini kullandı.

Konuşmacı, International Court of Justice’in yakında karar vereceğine inandığını belirtti. Mahkemenin Israel’in soykırım eylemleri işlediğine karar vermesinin "oldukça mümkün" olduğunu söyledi; ancak bunu kesin bir hüküm olarak değil, kendi değerlendirmesi olarak sundu.

Biden Yönetiminin Sorumluluğu Tartışması

Bölümün sonunda eleştiri yalnızca Israel’e değil, Biden yönetimine de yöneldi. Konuşmacı, eğer mahkeme Israel’in soykırım eylemleri işlediğine karar verirse, US liderliğinin de bu eylemlere ortak olduğunun kesin olacağını savundu.

Bu bağlamda Anthony Blinken, President Biden, Jake Sullivan ve diğer güvenlik yetkililerinin isimleri anıldı. Konuşmacı, bir Amerikalı olarak kendisini en çok sarsan noktanın, Biden yönetiminin tutumu olduğunu söyledi.

"Bir şey de kesin: US liderliği, Blinken, President Biden, Jake Sullivan ve diğer güvenlik liderleri bu eylemlere ortak olmuştur," diyen konuşmacı, bunu "bir Amerikalı olarak şok edici" bulduğunu ifade etti.

Israel’in bu bağlamdaki eylemlerini "aşağılık" bulduğunu söyleyen konuşmacı, Biden yönetiminin hâlâ zararı görmediğini söylemesini sorumluluktan kaçış olarak nitelendirdi.

"Anthony Blinken’dan az önce gördüğümüz gibi, Biden yönetimi hâlâ ‘Hayır, burada zarar görmüyorum’ diyor," diyen konuşmacı, "bu bana göre bir Amerikalı olarak inanılmaz bir sorumluluktan feragat" şeklinde konuştu.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol