Judge Napolitano - Judging Freedom

Alexander: Rusların Çoğu Gazze’de Filistin’i Destekliyor

Kaynak dili İngilizce olan podcast bölümünde, ismi belirtilmeyen bir sunucu, ismi belirtilmeyen bir konuk ve Alexander arasında International Criminal Court (Uluslararası Ceza Mahkemesi), Vladimir Putin hakkındaki iddianame, Benjamin Netanyahu’nun Gazze’deki savaş bağlamındaki sorumluluğu ve Rus kamuoyunun Filistin-İsrail çatışmasına bakışı tartışıldı. Bölümün ana ekseni, uluslararası adalet kurumlarının tarafsızlığına yönelik sert eleştiriler ve Gazze’de sivillerin öldürülmesine ilişkin ahlaki ve siyasi değerlendirmelerdi.

International Criminal Court’a Yönelik Çifte Standart Eleştirisi

Programın girişinde sunucu, International Criminal Court’un President Putin hakkında iddianame düzenlemesini, buna karşılık Prime Minister Netanyahu hakkında aynı yönde bir işlem yapılmamasını sorguladı. Sunucu, mahkemenin Putin’i “savaşın tehlikelerinden bebekleri kurtardığı” gerekçesiyle suçladığını savundu ve Gazze’deki sivil ölümlerine atıfla Netanyahu’nun neden hedef alınmadığını sordu.

“International Criminal Court, President Putin’i savaşın tehlikelerinden bebekleri kurtardığı için suçladı,” diyen sunucu, “neden aynı mahkeme Prime Minister Netanyahu’yu 21 bin sivili kasten katlettiği için suçlamıyor?” diye sordu.

Sunucu, bu noktada tartışmayı açık biçimde ahlaki bir çerçeveye taşıdı. “Yani 21 bin sivilin katledilmesini ahlaken kim savunabilir?” diye soran sunucu, Netanyahu hükümetinin Gazze’deki eylemleri ile Putin’e yöneltilen suçlamalar arasında bir çifte standart bulunduğunu ima etti.

İsmi belirtilmeyen konuk, sivillerin öldürülmesinin savunulamayacağını belirterek yanıt verdi. Ancak ona göre asıl sorun, International Criminal Court’un tarafsız ve gerçek anlamda hukuki bir mahkeme gibi işlememesi. Konuk, “Kimse 21 bin sivilin katledilmesini savunamaz,” diyerek başladı ve ardından mahkemeye yönelik eleştirisini genişletti.

“Mahkeme Sadece İsmen Mahkeme”

İsmi belirtilmeyen konuk, International Criminal Court’u “adı mahkeme olan” fakat gerçekte Amerikan dış politika ve ulusal güvenlik hedeflerinin uzantısı olarak işleyen bir kurum şeklinde niteledi. Ona göre Amerika Birleşik Devletleri, uluslararası hukuk kavramını kendi hedefleri doğrultusunda kullanıyor.

“International Criminal Court sadece ismen bir mahkemedir,” diyen ismi belirtilmeyen konuk, “Amerikan dış politikası ve ulusal güvenlik politikası hedeflerinin bir uzantısıdır” şeklinde değerlendirdi.

Konuk, adaletin tarafsız olması gerektiğini ancak seçici soruşturmalarla bu ilkenin bozulduğunu savundu. “Bildiğiniz gibi adaletin kör olması gerekir,” diyen konuk, “ama seçici biçimde kovuşturma yaptığınızda ya da bir kovuşturma davası imal ettiğinizde mesele değişir” ifadesini kullandı.

Bu bağlamda Vladimir Putin hakkındaki iddianamenin gerçek bir yargılama sürecine dönüşmeyeceğini ileri sürdü. Konuğa göre International Criminal Court, Putin’i hiçbir zaman fiilen yargılamayacak. Bu nedenle iddianamenin hukuki olmaktan çok siyasi ve algısal bir işlev taşıdığını savundu.

“International Criminal Court Vladimir Putin’i asla yargılamayacak,” diyen ismi belirtilmeyen konuk, “bu iddianame yüzde 100 siyasi saiklerle hazırlanmıştır” diye belirtti.

Konuk, iddianamenin amacının Ukrayna’nın Rusya karşısında ahlaki üstünlüğe sahip olduğu algısını yaratmak olduğunu söyledi. Bu yorum, podcastte mahkemenin bağımsızlığına ilişkin en sert eleştirilerden biri olarak öne çıktı.

International Court of Justice ile Karşılaştırma

İsmi belirtilmeyen konuk, International Criminal Court’u eleştirirken International Court of Justice (Uluslararası Adalet Divanı) ile karşılaştırdı. Ona göre International Court of Justice, Birleşmiş Milletler sistemi içinde uluslararası hukuka dayanan ve United Nations Charter’da (Birleşmiş Milletler Şartı) yer alan değerlere bağlı bir kurum. Buna karşılık International Criminal Court’un aynı şekilde işlemediğini savundu.

“International Criminal Court bir şakadır, bir hukuk faciasıdır,” diyen ismi belirtilmeyen konuk, “International Court of Justice ise uluslararası hukuka dayanır ve Birleşmiş Milletler’in parçasıdır” şeklinde açıkladı.

Konuk, International Criminal Court’un da International Court of Justice gibi çalışmasını dilediğini söyledi. Ona göre böyle olsaydı Vladimir Putin hakkında iddianame düzenlenmez, buna karşılık Benjamin Netanyahu mahkeme önüne çıkarılırdı.

“Keşke International Criminal Court da aynı şekilde işleseydi,” diyen ismi belirtilmeyen konuk, “çünkü o zaman Vladimir Putin hakkında iddianame olmazdı ve Benjamin Netanyahu tutuklanıp sanık sandalyesine çıkarılırdı” ifadelerini kullandı.

Konuk, Netanyahu hakkında daha ileri bir değerlendirmede bulunarak onun “hayatının geri kalanında hapsedilmesini” umduğunu belirtti. Bu ifade, konuşmanın genelinde Netanyahu hükümetine yöneltilen en ağır suçlayıcı siyasi ve ahlaki değerlendirmelerden biri oldu.

Rus Kamuoyunun Gazze’ye Bakışı

Programda daha sonra Alexander’a, Rus halkının İsrail hükümeti ve İsrail ordusunun Gazze’de yaptıkları hakkında ne düşündüğü soruldu. Sunucu, soruyu iki kez yöneltti; ilkinde “Alexander, Rus halkı İsrail hükümeti ve İsrail ordusunun Gazze’de yaptıkları hakkında ne düşünüyor?” dedi, ardından sorusunu “Rusların ne düşündüğünü” sorarak tekrarladı.

Alexander, yanıtında Ruslar için adalet kavramının önemli olduğunu vurguladı. Gazze’deki mevcut durumda adaletin İsrail tarafında olmadığı kanaatinde olduklarını söyledi.

“Biz Ruslar için önemli bir değer adalettir,” diyen Alexander, “bu durumda adaletin İsrail’in tarafında olmadığına inanıyoruz” şeklinde konuştu.

Alexander, 7 Ekim trajedisini korkunç olarak niteledi ve Hamas’ın terör örgütü olduğu yönündeki değerlendirmeye itiraz etmediklerini belirtti. Ancak ona göre İsrail hükümetinin verdiği karşılık, mümkün olan tüm misilleme ölçülerini aşmış durumda.

“7 Ekim trajedisi korkunçtur ve Hamas’ın terör örgütü olduğu konusunda tartışmıyoruz,” diyen Alexander, “ama İsrail hükümeti yanıtında mümkün olan tüm misilleme ölçülerini aşmıştır” diye ekledi.

Alexander, kendi gözünde ve birçok Rus açısından İsrail hükümetinin şu anda “eşit derecede terörist” göründüğünü savundu. Bu ifadeyi, İsrail hükümetinin Gazze’deki askeri yanıtının ölçüsüzlüğüne dair bir değerlendirme olarak sundu.

“Kendi gözümde, ve bunun birçok Rus için de geçerli olduğunu düşünüyorum, İsrail hükümeti şu anda aynı derecede terörist görünüyor,” diyen Alexander, “çoğu Rusun bu durumda Filistin’i desteklediğinden hiç şüphem yok” değerlendirmesinde bulundu.

Filistin’e Destek Vurgusu

Alexander’ın son değerlendirmesi, Rus kamuoyunun genel eğilimine ilişkindi. Alexander, “çoğu Rusun” mevcut durumda Filistin’i desteklediğini söyledi. Bu destek açıklamasını, hem adalet kavramına hem de İsrail’in Gazze’deki yanıtının orantısız olduğu görüşüne dayandırdı.

Podcastte bu konuda herhangi bir kamuoyu araştırması, oran ya da bağımsız veri sunulmadı. Alexander’ın değerlendirmesi, kendi gözlemi ve kanaati olarak aktarıldı. Bu nedenle konuşmada Rus kamuoyuna dair iddia, doğrulanmış bir istatistik değil, Alexander’ın yorumu olarak yer aldı.

Bölüm genelinde konuşmacılar, Gazze’deki sivil ölümlerine ilişkin sert bir ahlaki pozisyon aldı; International Criminal Court’un Putin hakkındaki iddianamesinin siyasi motivasyon taşıdığını, Netanyahu hakkında işlem yapılmamasının ise uluslararası adalet sistemindeki seçiciliği gösterdiğini savundu. Alexander ise Rusya’da adalet duygusunun güçlü olduğunu, bu bağlamda birçok Rusun Filistin tarafına yakın durduğunu ifade etti.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol