Alexander Mercouris: “Ukraine’in Ulus Olarak Hayatta Kalması Artık Gerçek Bir Risk Altında”
İngilizce yayımlanan bu podcast bölümünde Glenn, The Duran adlı podcast’in sunucusu Alexander Mercouris ile NATO-Russia proxy war in Ukraine (Ukrayna’daki NATO-Rusya vekâlet savaşı) olarak tanımladığı çatışmanın askeri, siyasi ve diplomatik seyrini konuştu. Bölümde ağırlıklı olarak Ukrayna’nın cephelerdeki durumu, Batı’daki “savaşın gidişatı değişti” anlatısı, Kyiv’deki siyasi gerilimler, ABD-Rusya temasları, Avrupa’nın tutumu ve savaşın doğrudan NATO-Rusya çatışmasına dönüşme riski ele alındı.
“Ukrayna Kazanıyor” Anlatısı ve Cephe Gerçeği
Glenn, savaşın yalnızca cephede değil, bilgi alanında da yürütüldüğünü belirterek yayına başladı. Ona göre uzun savaşı desteklemek için belirli tekrar eden söylemler kullanıldı: Rusya’nın işgalinin “provokasyonsuz” olduğu, yalnızca imparatorluk amacı taşıdığı, Ukrayna’nın sürekli kazandığı, Rusya’nın çok yüksek kayıplar verdiği, Putin’in hasta olduğu, Rusya’nın silahlarının tükenmek üzere olduğu, Rusların sivilleri, Ukraynalıların ise askeri hedefleri vurduğu gibi iddialar. Glenn, bugün öne çıkan yeni söylemin “savaşın gidişatının değiştiği” iddiası olduğunu söyledi.
Alexander Mercouris bu değerlendirmeye sert biçimde karşı çıktı. “Bu iddianın açıkça yanlış olduğunu düşünüyorum,” diyen Alexander Mercouris, “gerçekler bunun tam tersini anlatıyor” şeklinde belirtti. Mercouris’e göre Rus ordusu temas hattı boyunca ilerlemeyi sürdürüyor ve savaşın merkezlerinden biri olan Donbas’ta Ukrayna için durum çok zorlaşıyor. Mercouris, Donbas’ın “önümüzdeki birkaç ay içinde” kaybedilebileceğini savundu.
Mercouris, Rusya ekonomisinin sorun yaşamadığını söylemedi; aksine 2024’te ekonominin aşırı ısındığını, yüksek enflasyon, yüksek faiz oranları ve bütçe açıkları dönemlerinden geçtiğini ifade etti. Ancak genel tablonun istikrarlı olduğunu, Rusya’nın silah üretimini sürdürebildiğini, ordularını tedarik edebildiğini ve halkın yaşam standartlarını büyük ölçüde koruduğunu savundu.
Ona göre daha ilginç soru, bu anlatının neden özellikle son aylarda bu kadar güçlü biçimde ortaya atıldığıydı. Mercouris, “Bazen bu hikâyeyi yayan insanların, Ukrayna’nın inisiyatifi yeniden aldığına ve savaşı kazandığına gerçekten inandığı hissine kapılıyorsunuz,” diyerek anlatının kendi üreticilerini de etkisi altına aldığını değerlendirdi.
Batı’nın Döngüsü: Coşku, Panik ve Tırmanma
Glenn, NATO ülkelerindeki siyasetçi ve medya organlarının Ukrayna’nın kazandığına dair anlatıyı çok güçlü biçimde kurduğunu, ancak gerçeklik kabul edilmek zorunda kaldığında ne olacağını sordu. Donbas’ın tamamen düşmesi, Kharkiv’in doğusundaki durum ve Zaporizhzhia’nın ikmal hatları bakımından baskı altına girmesi gibi gelişmelerin Ukrayna açısından kötü gittiğini söyledi.
Mercouris’e göre Batı’da tekrar eden bir döngü var. Önce coşku yaşanıyor; buna 2022’deki Ukrayna taarruzları sonrası dönemi örnek gösterdi. Ardından gerçekler belirginleşince kısa bir panik geliyor; bunu da 2023 Ukrayna taarruzunun başarısızlığı ve Donbas’taki önemli müstahkem kentlerden Avdiivka’nın düşmesi sonrası 2024 başında yaşanan paniğe benzetti. Sonra yeni bir denge kuruluyor ve bu denge her defasında tırmanmaya çıkıyor.
“Ağır silahlar göndermeye başlıyoruz, Rusya içindeki hedefleri vuracak füzeler göndermeye başlıyoruz,” diyen Alexander Mercouris, Batı’nın her krizden sonra daha fazla askeri destek ve daha fazla tırmanma sonucuna vardığını ifade etti. Ona göre yeni silahlar cepheye geldiğinde ilk aşamada etki yaratıyor; bu da yeni bir coşku dalgası doğuruyor. Ancak bu silahlar stratejik tabloyu değiştirmeyince yeniden panik başlıyor.
Mercouris, sonbahar ve kış aylarında yeni bir panik döneminin görülebileceğini söyledi. Ona göre bu dönemde de muhtemel argüman, Ukrayna’ya yeterince destek verilmediği, yaz aylarında daha fazla yardım yapılsaydı Rusya’nın yenilebileceği ve bu nedenle çabaların ikiye, üçe, dörde katlanması gerektiği olacak. Mercouris, Batı’daki yaklaşımın diplomasiye değil, daha fazla savaşa yöneldiğini savundu.
Kyiv’de Askeri ve Siyasi Gerilim
Glenn, bu anlatının Donald Trump’ı da etkilemiş olabileceğini söyledi ve Kyiv’deki siyasi sorunlara geçti. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Syrsky ile Savunma Bakanı Fyodorov arasında bir çatışma çıktığını, Zelenskyy’nin Fyodorov’u görevden aldığını ve yerine Klymenko’nun geldiğini anlattı. Ardından protestoların yaşandığını, Zelenskyy’nin Fyodorov’u geri getiremediğini, Syrsky’yi de görevden alarak Drapakyi ile değiştirdiğini söyledi.
Mercouris’e göre Kyiv’deki bu kriz, Ukrayna’nın gerçekten kazanmadığının işaretiydi. “Ukrayna gerçekten kazanıyor olsaydı, Kyiv’deki bu kriz yaşanmazdı,” diyen Alexander Mercouris, sivil savunma yönetimi ile cephedeki askerler arasında ciddi politika ayrılığı bulunduğunu belirtti. Ona göre Kyiv’deki siyasi toplum Fyodorov’u desteklerken, üniformalı askerler neredeyse istisnasız biçimde Syrsky’nin arkasındaydı.
Mercouris, askeri kesimin Rusya içlerine yönelik drone saldırılarının görüntülerine rağmen cephedeki durumun kötüleştiğini düşündüğünü söyledi. Askerlerin daha fazla insana ihtiyaç duyduğunu, Ukrayna ordusunun personel sıkıntısı, aşırı yayılma ve yorgunluk içinde olduğunu aktardı. Bu tanımları Financial Times’taki yakın tarihli bir başyazıdan aldığını belirtti.
Ancak Mercouris’e göre bu talep, Ukrayna toplumunun istemediği daha yoğun seferberlik anlamına geliyor. “Ukrayna, cephe hattında güç bakımından geride kalıyor,” diyen Mercouris, Rus ordusunun daha büyük, daha iyi donatılmış ve ilerleyen taraf olduğunu ifade etti. Bu nedenle askeri liderliğin daha fazla zorunlu askerlik ve daha sert seferberlik isteyeceğini, toplumun ise buna karşı çıkacağını söyledi. Ona göre bu gerilim artık yapısal hale geliyor.
Rubio-Lavrov Görüşmesi ve ABD’nin Diplomasi Arayışı
Glenn, eğer Ukrayna’nın durumu gerçekten iyiye gidiyorsa ABD’nin neden yeniden diplomasiye döndüğünü sordu. Marco Rubio ile Sergey Lavrov arasında 35 dakikalık bir görüşme olduğunu ve bunun iyi geçmediğini söyledi.
Mercouris, görüşmenin Amerikan tarafının talebiyle yapıldığını, bu bilginin Russian news agency TASS (Rus haber ajansı TASS) tarafından aktarıldığını ifade etti. Ona göre ABD, Anchorage’ta Ruslarla varılan uzlaşmayı yeniden müzakere edip edemeyeceğini görmek istedi. Mercouris, Amerikalıların Anchorage’ta Ruslarla ulaştıkları tavizin Ukrayna ve Avrupalılar tarafından kabul edilmediğini gördüğünü savundu.
“Amerikalılar hâlâ bu savaştan çıkmak istiyor,” diyen Alexander Mercouris, Washington’ın Rusların Anchorage’ta elde ettiklerinden daha azına razı olup olmayacağını yokladığını belirtti. Ancak ona göre Rusların kısa cevabı hayırdı: Moscow, Anchorage çizgisinde kalacaktı.
Mercouris ayrıca ABD’nin yalnızca Ukrayna savaşıyla değil, Iran ile savaşla da uğraştığını söyledi. Bu savaşın iyi gitmediğini, Amerikan cephaneliklerinde bazı silah sistemlerinde eksikler olduğunu ve üretim hızlarının ABD ordusunun ihtiyaçlarına yetişmediğini belirtti. Rusya’nın Iran’a yardım ettiğine dair söylenti ve haberler bulunduğunu, bunun hem Ruslar hem de İranlılar tarafından reddedildiğini, ancak Amerikalıların buna inanıyor olabileceğini ifade etti.
Mercouris’e göre ABD, Ruslardan Iran’a yardım etmeyi bırakmalarını ve belki Iran konusunda yardımcı olmalarını istemiş olabilir. Ancak yine ona göre Rusların cevabı olumsuzdu. “Ruslar, Amerika’nın ateşten kestanelerini çıkarmaya hazır değil,” diyen Mercouris, Moscow açısından ABD’nin Anchorage’tan uzaklaştığını ve Ukrayna’nın drone saldırılarına yardım ettiğini savundu.
Odessa, Black Sea ve Rusya’nın Kısıtlamaları Bırakması
Glenn, NATO ülkelerinin Rusya içlerine yönelik uzun menzilli füze ve drone saldırılarını daha açık biçimde desteklediğini, bunun Rusya’yı tırmanmaya zorladığını söyledi. Rusya’nın seçeneklerinin ya teslim olmak ya da gerilimi düşürmek olmadığını, varoluşsal gördüğü bir savaşta teslim olmayacağını savundu. Ardından Rusya’nın Odessa ve Kyiv’e yönelik saldırılarını sordu.
Mercouris, Rusya’nın savaş boyunca “olağanüstü ölçüde kısıtlama” gösterdiğini, bunun Rus tarafında da rahatsızlık yarattığını söyledi. Ona göre bu kısıtlama müzakerelere alan bırakmak içindi. Ancak Batı’nın tırmanması ve Anchorage’ın başarısızlığı Rusya’da müzakere fikrini zayıflattı.
Mercouris, Temmuz 2022’de United Nations (Birleşmiş Milletler) girişimiyle, Türkiye ve bazı Batılı hükümetlerin desteğiyle yapılan tahıl anlaşmasını hatırlattı. Bu anlaşmanın Black Sea’de ticari gemiciliği güvence altına almayı amaçladığını, Ukrainians Rus gemilerine saldırmazsa Rusların da Ukrainian gemilerine saldırmayacağını ve Odessa’nın ablukaya alınmayacağını anlattı. Ona göre Russia bunu, global south ülkelerinin gıda fiyatları nedeniyle bu düzenlemeyi istemesi üzerine kabul etmişti.
Ancak Mercouris, son haftalarda Rusların bu kısıtlamaları bir kenara bıraktığını söyledi. “Artık Odessa’ya aralıksız saldırıyorlar,” diyen Alexander Mercouris, “Odessa limanlarındaki gemileri vuruyorlar ve fiilen yalnızca Odessa’yı değil, Ukrayna’nın tüm Black Sea kıyısını tam ablukaya aldılar” şeklinde açıkladı. Bunun Ukrayna’nın ihracat kapasitesi açısından büyük bir darbe olduğunu, Constanta üzerinden sevkiyat alternatifinin maliyet etkin görülmediğini belirtti.
Glenn, Ukrayna’nın bunu United Nations’a taşımak istediğini, NATO ülkelerindeki medyada Rusya’nın limanlara ve sivil gemilere saldırmasının “barbarlık” olarak sunulduğunu söyledi. Ancak kısa süre önce Ukrayna’nın Sea of Azov’da sivil gemilere saldırmasının kutlandığını belirterek, bu yaklaşımda tutarlı ilke görmediğini savundu.
Mercouris de bu değerlendirmeye katıldı ve George Orwell’in 1984 romanına atıf yaptı. “Kendi tarafı yaptığında vahşeti kutlayıp, kendi halkına karşı yapıldığında kınayan bir yapıdan söz edilir,” diyen Mercouris, bugünkü bilgi manipülasyonunu buna benzetti. Odessa saldırılarının, Ukrayna’nın Sea of Azov’daki Rus tahıl gemilerine saldırılarından hemen sonra büyük ölçekte başladığını söyledi. Antonio Guterres gibi tahıl anlaşmasını savunan aktörlerin bu saldırıları kınamadığını, bunun da Rusların kısıtlamaları bırakmasına yol açtığını ileri sürdü.
Avrupa’da Savaş Partisi ve Sınırlı Diplomasi Sinyalleri
Glenn, Europe tarafında diplomasiye dönüş işareti olup olmadığını sordu ve Azerbaijan President tarafından sızdırıldığı söylenen gizli German-Russian talks in Baku iddiasına değindi. Bunun kamuoyunu diplomasiye hazırlama amacı taşıyıp taşımadığını sorguladı.
Mercouris, böyle olmasını umduğunu ancak durumun karışık olduğunu söyledi. European Commission’ın 21st sanctions package (21. yaptırım paketi) için çeşitli öneriler sunduğunu, bunlar arasında EU gemilerinin, özellikle Greek ships’in, LNG kargolarını üçüncü ülkelere taşımasının yasaklanmasının da bulunduğunu anlattı. Greece ve diğer ülkelerin ekonomik çıkarları nedeniyle buna karşı çıktığını, paketin önemli ölçüde sulandırıldığını belirtti.
Ona göre European states geçmiş kararlarının ekonomik baskısını daha fazla hissetmeye başladı. German business ve Russian business arasındaki temaslar, bir tür diyaloğu canlı tutma ve bağların yeniden kurulacağı bir döneme bakma çabasıydı. Ancak Mercouris, “Şu an için savaş partisi hâlâ açık biçimde üstün durumda,” dedi. Kaja Kallas’ın Indian Ocean’da shadow tankers olarak anılan gemilere el konulmasını savunduğunu, Ursula von der Leyen’in görevde olduğunu ve Friedrich Merz’in yüksek gaz fiyatlarının German competitiveness üzerinde olumsuz rol oynadığını kabul etmesine rağmen bundan sonuç çıkarmadığını söyledi.
Mercouris, önceki panik dönemlerinde EU chief negotiator atanması ve Moscow ile temas kurulması konuşmalarının gündeme geldiğini hatırlattı. Ancak Germany, France, Italy veya Britain gibi büyük ülkelerden birinde hükümet düzeyinde büyük değişiklik olmazsa Avrupa politikasında genel bir değişim beklemediğini ifade etti.
Britain, Germany ve France Üzerinden Olası Değişim
Glenn, Britain’daki liderlik değişiminin politikayı etkileyip etkilemeyeceğini sordu ve Burnham’ın Starmer’ın daha genç bir versiyonu olup olmadığını sordu. Mercouris, Burnham’ın Starmer’dan farklı bir kişilik olduğunu, Manchester belediye başkanı olması nedeniyle daha çok iç politikaya odaklandığını söyledi. Downing Street önündeki başbakanlık konuşmasında dış politikaya ve Ukraine’e değinmemesini ilginç bulduğunu belirtti.
Ancak Mercouris’e göre Burnham’ın politikayı değiştirmesi zor. Rishi Sunak’ın geçmişte Britain’ın Ukraine’e desteğinin aşırıya kaçtığını düşündüğünü, ancak kabineyi ve London’daki siyasi liderliği yanında götüremediği için bu fikri hızla terk ettiğini söyledi. Burnham’ın da benzer bir sınıra takılacağını savundu.
Mercouris, politika değişiminin daha olası olduğu ülkeler olarak Germany ve France’ı gösterdi. France’ta gelecek yıl seçimler olduğunu, French elections sonuçlarını tahmin etmenin hem zor hem de alışılmış biçimde kolay olduğunu söyledi: Le Pen kime karşı yarışırsa onun kazandığını belirtti, ancak bu kez farklı olabileceğini ekledi. Germany’de ise yalnızca CDU’ya ve hükümete değil, Russia ile ilişkilere dair genel politikaya karşı daha sürdürülebilir bir muhalefet bulunduğunu; bunun AFD’den ve German business community’den geldiğini söyledi.
NATO-Russia Council ve Avrupa’nın Müzakere Sorunu
Glenn, NATO-Russia Council’ın başlangıçta NATO ile Russia arasında diyalog kurmak ve NATO expansionism konusunda Russian anxiety’yi azaltmak için oluşturulduğunu söyledi. Ancak Russia’nın eleştirisinin, NATO ülkelerinin önce kendi aralarında pozisyon belirleyip sonra masaya kilitlenmiş bir tutumla gelmeleri olduğunu anlattı. Ona göre EU için de aynı sorun geçerli olacak: Önceden belirlenmiş, sert ve Russia’nın kabul edemeyeceği bir pozisyonla Moscow’a gidilecek.
Mercouris bu değerlendirmeye tamamen katıldı. “Avrupalılar bütün zamanlarını birbirleriyle müzakere ederek geçiriyor ve sonunda en sert çizgiyi kimin alacağına dair bir açık artırma ortaya çıkıyor,” diyen Alexander Mercouris, “en sert çizgiyi isteyen kişi neredeyse her zaman kazanıyor” şeklinde değerlendirdi. Ona göre bu durum gerçek diplomasiyi neredeyse imkânsız kılıyor.
Mercouris, bir ülke veya lider pozisyonun yeniden açılmasını önerirse, bunun Europe’u Russia karşısında bölmek ve European position’ı zayıflatmakla suçlanacağını belirtti. “Müzakereler böyle yürütülmez,” diyen Mercouris, karşı tarafla pazarlık yapmak gerektiğini, yalnızca müttefiklerle yapılan ayrıntılı iç müzakerenin çözüm üretmeyeceğini söyledi.
Cephe Çökerse NATO Ne Yapar?
Glenn, Odessa’nın zorlandığını, Kyiv’in sert biçimde vurulduğunu, Sumy ve kuzeydoğu hattında gelişmeler yaşandığını belirterek, Ukraine’de büyük bir çöküş yaşanırsa NATO ülkelerinin ne yapacağını sordu. Taurus missiles gönderilmesi, daha sert yaptırımlar veya Russian ships’e doğrudan ateş açılması gibi seçeneklerden söz etti ve doğrudan savaş riskine çok yaklaşıldığını söyledi.
Mercouris, bunun herkesin uykusunu kaçırması gereken bir mesele olduğunu belirtti. Ona göre Ukraine front lines tamamen dağılmaya başlarsa, özellikle Donbas’ta durum her zamankinden daha kırılgan. Sloviansk ve Kramatorsk hattı düşerse, Dnieper’a kadar “açık kırsal” kaldığını aktardı. Northern Ukraine’de de durumun hassaslaştığını söyledi.
Mercouris’in en büyük korkusu, böyle bir panik anında Europe’ta “ground troops to Ukraine” gönderme tartışmasının çok güçlenmesi. “O noktada insanların ‘Ukrayna’ya kara birlikleri gönderme adımını atmalıyız’ dediğini göreceksiniz,” diyen Alexander Mercouris, bunun Russia’nın Kiev, Odessa ve Lviv’e kadar ilerlemesini önleme gerekçesiyle savunulabileceğini söyledi. Ancak bunun ölümcül ve felaket bir adım olacağını vurguladı.
Mercouris’e göre liderler birliklerin arkaya gönderileceğini, böylece Ukrainian troops’un cepheye kaydırılacağını savunabilir. Fakat bir savaş bölgesine asker gönderildiğinde onların kaçınılmaz olarak çatışmaya gireceğini söyledi. Bunun, artık çok savaş tecrübesi kazanmış, teknolojik olarak gelişmiş ve yetkin bir Russian army ile çarpışma riski yaratacağını belirtti.
“Ukrayna’yı Desteklemek” Ne Anlama Geliyor?
Glenn, Batılı siyasetçi ve medyanın “Ukraine’i desteklemek” gibi klişelerle konuştuğunu, ancak bunun pratikte uzun savaşı sürdürmek anlamına geldiğini savundu. Ukraine’i desteklemenin hükümetini devirmek, 2019’daki barış platformunu tersine çevirmek, refugees’in sınır dışı edilmesini savunmak veya Ukrainians’ın çoğunluğu diplomasi isterken Russia ile konuşmamak anlamına gelmemesi gerektiğini söyledi.
Mercouris bu eleştiriye katıldı. Ukraine’i desteklediklerini söyleyenlerin Ukrayna halkına büyük zarar verdiğini savundu. Ona göre 2014 Şubat’ında Yanukovych ile muhalefet arasında yapılan anlaşmalardan Minsk agreements’a ve Istanbul sürecine kadar barışa dönüş imkânı sunabilecek her müzakere yolu engellendi. Mercouris, bu süreçlerin çoğunlukla Europe tarafından kasıtlı biçimde sabote edildiğini söyledi.
Donbas, Kharkiv, Sumy ve Ukraine’in Geleceği
Son bölümde Glenn, Mercouris’e cephelerde neye dikkat ettiğini sordu. Mercouris, asıl gelişmelerin Donbas’ta olduğunu söyledi. Rusların Donbas hatlarını kırmaya ve bölgenin tamamını kontrol altına almaya çok yaklaştığını savundu. En büyük belirsizliğin ise northeastern Ukraine olduğunu belirtti: Rusların Kharkiv ve Sumy’de büyük bir varlık kurduğunu, Sumy şehrini ele geçirmeyi planladıklarına dair bazı işaretler bulunduğunu söyledi.
Mercouris’e göre Sumy’ye yönelik bir hamle Russia’yı coğrafi olarak Kiev’e daha yakın bir konuma getirir ve Rusların Kiev’e dönmesi ihtimalini akla getirir. Ancak savaşın başlarında Rusların bunu istemediğini, uzlaşma aradıklarını ve kısıtlamalarının da bu yüzden olduğunu düşündüğünü söyledi. Ona göre Ruslar Dnieper’ı geçmek ve istenmediklerini bildikleri Western Ukraine’i işgal etmek istemiyordu.
Fakat Mercouris, savaş uzadıkça ve Batı tırmandırdıkça Russian calculus’un değişebileceğini söyledi. “Rusya’da sabır yalnızca incelmedi, neredeyse tükendi,” diyen Alexander Mercouris, Moscow’un artık Batı ile Ukraine konusunda herhangi bir müzakerenin mümkün olduğuna inanmaktan vazgeçme eşiğinde olduğunu belirtti.
Glenn de Kremlin’den bakıldığında Avrupa liderlerinin barışı ateşkes, yeniden silahlanma ve stratejik mola olarak tanımlamasının diplomatik yolun olmadığı sonucunu doğurabileceğini savundu. Böyle bir durumda Ruslar için kalıcı barışın en güçlü aracının toprak ele geçirmek olduğu sonucuna varılabileceğini, bunun Ukraine’in ulus olarak geleceği açısından felaket olacağını söyledi.
Mercouris kapanışta bu sonuca katıldı. “Ukraine’i gerçekten önemseyen insanlar için şimdi Ruslarla konuşmak şart,” diyen Alexander Mercouris, “bu yaz muhtemelen son fırsat” şeklinde uyardı. Ona göre bu artık önceki dönemlere göre çok daha zor, çünkü Ruslar Batı’nın iyi niyetle müzakere ettiğine inanmıyor. Mercouris, aksi halde savaşta ilk kez Ukraine’in geleceği ve ulus olarak hayatta kalması konusunda gerçek bir risk gördüğünü söyledi.