Judge Napolitano - Judging Freedom

Albay Doug McGregor: “Ukrayna Rusya Tarafından Ezilmeden Önce İçeriden Çökebilir”

İngilizce transkripte göre bölümde, “Judge” olarak hitap edilen sunucu ile Albay Doug McGregor, Ukrayna savaşının olası sonucu ve bunun ABD iç siyasetine yansımaları üzerine konuştu. McGregor, Ukrayna’nın Rusya tarafından “ezilmeden” önce kendi içinde çökebileceğini savunurken, ABD’de savaş sonrası siyasi, ekonomik ve toplumsal sonuçların ağır olabileceğini ileri sürdü.

Ukrayna’nın İç Durumu ve Çöküş İddiası

Sunucu, McGregor’a Rusya’nın Ukrayna’yı yenmesi halinde ABD içinde nasıl bir tepki doğacağını sordu. McGregor, yanıtında önce Ukrayna’nın askeri yenilgiden önce içeriden çökebileceğini söyledi. “Rusya onu ezme fırsatı bulmadan önce nihayetinde çökebilir,” diyen Doug McGregor, “Ukrayna’nın içindeki durum bu kadar kötü” şeklinde açıkladı.

McGregor’a göre Ukrayna’da firarlar artıyor, daha fazla birlik ve daha fazla insan ülkeyi terk ediyor. Ayrıca asker toplama ekiplerinin kontrolden çıktığını, bulabildikleri kişileri zorla askere almaya çalıştığını öne sürdü. Bu ifadeler, onun Ukrayna’daki savaş yorgunluğunu ve devlet kapasitesindeki aşınmayı vurgulamak için kullandığı ana argüman oldu.

McGregor, Ukrayna halkının öfkeli, tiksinmiş ve bıkmış olduğunu savundu. “Halk öfkeli, tiksinmiş, bıkmış durumda,” diyen McGregor, “Zalinski’nin sunduğu şeyi istemediler ve şimdi ülke büyük ölçüde yıkılmış halde” diye belirtti. Burada McGregor, Ukrayna Devlet Başkanı’nın adını transkriptte geçtiği biçimiyle “Zalinski” olarak anarken, Ukrayna’nın içinde bulunduğu tabloyu bir iç meşruiyet krizi olarak anlattı.

McGregor’un değerlendirmesine göre Ukrayna’nın geleceği yalnızca Rusya’nın askeri baskısına bağlı değil. Ona göre ülke, savaş alanında tamamen yenilmeden önce sosyal ve idari olarak çözülme riskiyle karşı karşıya. Bu nedenle sunucunun “Ukrayna Rusya tarafından ezildiğinde ABD’de tepki ne olur?” sorusuna verdiği ilk yanıt, doğrudan ABD’ye değil, Ukrayna’nın kendi içinde yaşadığı iddia edilen bozulmaya odaklandı.

ABD Kamuoyunun İlgisizliği

Sunucu, McGregor’un söylediklerine karşılık, ABD kamuoyunun bu gelişmelere yeterince dikkat etmediğini söyledi. “Sorun şu ki Amerikalıların çoğu buna pek dikkat etmiyor,” diyen sunucu, konunun önemine rağmen kamuoyu ilgisinin sınırlı olduğunu belirtti.

McGregor da bu çerçevede sorunun önemini kabul etti. Sunucu, “Ne yazık ki haklısın ama Doug McGregor dikkat ediyor” diyerek konuğu yeniden ABD içindeki muhtemel sonuçlara yönlendirdi. Ardından savaş bittiğinde ve Rusya galip geldiğinde ABD’de siyasi, ekonomik ve sivil özgürlükler açısından ne tür bir tepki doğabileceğini sordu.

Bu bölümde konuşmanın ağırlığı, ABD’nin Ukrayna savaşındaki rolünün iç politikaya nasıl yansıyacağı sorusuna kaydı. Sunucu, McGregor’un yanıtının “mutlu bir cevap” olmayacağını düşündüğünü belirtti. McGregor ise yanıtında Vietnam Savaşı sonrasına atıfta bulundu ve Ukrayna’daki olası yenilginin ABD açısından daha kötü sonuçlar doğurabileceğini savundu.

Vietnam Sonrası Benzetmesi

McGregor, ABD’nin Vietnam Savaşı sonrasında yaşadığı siyasi ve toplumsal atmosferi hatırlatarak Ukrayna savaşının sonucunu bu tarihsel deneyimle karşılaştırdı. “Vietnam’ın ardından ne olduğunu biliyoruz,” diyen McGregor, “Bunların hiçbiri iyi değildi” diye ifade etti.

Ona göre Vietnam sonrasında ABD “gayriresmî bir yas” haline girdi. Kamuoyunda büyük bir tepki oluştu, insanlar öfkelendi ve savaş çok kötü bir notla sona erdi. McGregor, Kongre’nin Güney Vietnam’a artık hiçbir biçimde yardım gönderilmesini engellediğini, bunun da Güney Vietnam’ın nihai yıkımını kaçınılmaz kıldığını söyledi.

McGregor bu kez sonucun daha ağır olabileceğini savundu. “Bu sefer daha kötü olacağını düşünüyorum,” diyen Doug McGregor, “Bu, sözde rakiplerimiz ve dünyanın geri kalanı karşısında gerçekte ne kadar zayıf olduğumuzun bir tezahürü olacak” değerlendirmesinde bulundu.

Bu yorum, McGregor’un konuşmadaki temel tezlerinden birini oluşturdu: Büyük güçlerin kaybeden tarafta görünmesinin stratejik ve psikolojik maliyeti yüksek olur. Ona göre ABD gibi bir ülke, desteklediği bir savaşın kaybeden tarafında yer aldığında yalnızca dış politika prestiji değil, iç düzen algısı da zarar görür.

“Başarısızlığı Güçlendirmeyi Bırakmak” Gerektiği Savı

McGregor, savaşın erken aşamalarında başarı şansının bulunmadığının anlaşıldığını savundu. Ona göre rasyonel politika, o noktada kayıpları kesmek ve bir düzenlemeye gitmek olurdu. “Başarı şansı olmadığı netleştiğinde yapılacak akıllıca şey kayıplarımızı kesmekti,” diyen McGregor, “başarısızlığı güçlendirmeyi bırakıp bir tür düzenlemeye varmak gerekiyordu” şeklinde konuştu.

Bu düzenlemenin ABD standartlarına göre kusurlu olabileceğini de kabul etti. Ancak McGregor’a göre yine de bu, savaşı uzatmaktan daha rasyonel bir yoldu. “Bizim standartlarımıza göre ne kadar kusurlu olursa olsun, rasyonel olan bu olurdu,” diye ekleyen McGregor, böylece herkesin hayatına devam edebileceğini savundu.

Ancak McGregor, artık bunun gerçekleşmeyeceğini söyledi. Ona göre Ukrayna savaşı, ABD’deki daha geniş bir kriz tablosunun yalnızca bir parçası olacak. McGregor bu başlık altında ekonomik, finansal ve toplumsal sorunları birlikte andı. Böylece Ukrayna yenilgisi ihtimalini, ABD’nin kendi iç kırılganlıklarıyla bağlantılı bir gelişme olarak sundu.

Sınır, Göç ve İç Güvenlik Endişeleri

McGregor konuşmasının devamında ABD’nin kendi iç sorunlarına geçti. Daha önce de bu konuları ele aldıklarını söyleyerek sınır meselesini gündeme getirdi. Ona göre ABD sınırı “sonuna kadar açık” durumda ve milyonlarca kişi ülkeye girdi.

“Burada evde ciddi sorunlarımız var,” diyen McGregor, “daha önce konuştuğumuz gibi sınır sonuna kadar açık; milyonlarca kişi içeri doldu” ifadesini kullandı. Bu iddia, onun ABD yönetiminin zayıflığına ilişkin değerlendirmesinin iç politika ayağını oluşturdu.

McGregor özellikle ülkeye gelen genç erkekler üzerinde durdu. Büyük sayıda genç erkeğin ABD’ye geldiğinin bilindiğini, insanların da bu kişilerin kim olduğunu ve ne yapacaklarını merak etmeye başladığını söyledi. Bu kişilerin ABD içinde yüksek düzeyde istihdam edilmeyeceklerini ileri sürdü.

Daha sonra bu genç erkeklerin gelecekte şiddet olaylarında rol oynayıp oynamayacağına dair bir soru ortaya attı. “Bunlar, Amerika’ya yöneltilecek gelecekteki şiddet için solun piyadeleri mi?” diye soran McGregor, “kimse bilmiyor ve insanlar merak etmeye başlıyor” dedi. Bu ifade, konuşmada doğrulanmış bir bilgi olarak değil, McGregor’un dile getirdiği bir endişe ve spekülasyon olarak yer aldı.

McGregor, bütün bu gelişmeleri “kötü haber” olarak nitelendirdi. Ona göre Ukrayna savaşı, sınır politikası, göç ve iç güvenlik kaygıları birleşerek mevcut yönetimin ne kadar dayanabileceği sorusunu gündeme getiriyor.

Biden Yönetiminin Geleceği Üzerine

McGregor, bu noktada mevcut yönetimin ne kadar daha devam edebileceğini sorguladığını söyledi. “Bu yüzden bu yönetimin daha ne kadar devam edebileceğini sorgulamayı sürdürüyorum,” diyen McGregor, “gerçekten bilmiyorum” diye belirtti.

Sunucu daha sonra doğrudan 2024 başkanlık seçimlerini sordu: ABD’de 2024’te başkanlık seçimleri yapılacak mı? McGregor, normal seçim döngüsünün değişme ya da bozulma ihtimalinin bulunduğunu savundu. “Normal döngünün değiştirilmeye ya da kesintiye uğratılmaya çok güçlü bir ihtimali olduğunu düşünüyorum,” diyen McGregor, ABD hükümetini “çok zayıf” olarak tanımladı.

McGregor, hükümetin güçlü olmadığını yineledi. Başkan Joe Biden’ın sağlık ve genel durumu hakkında gerçek tablonun bilinmediğini söyledi. Biden’ın görevden ayrılmasının “fazlasıyla mümkün” olduğunu savundu. Ancak böyle bir durumda ülkenin başkan yardımcısını halef olarak kabul etmeyebileceğini de ileri sürdü.

McGregor, başkan yardımcısının da istifa edebileceğini söyledi. Bu durumda “her türlü olasılığın” ortaya çıkabileceğini belirtti. “Kolay bir cevabım yok,” diyen McGregor, “ama sol, benim değerlendirmeme göre çok tehlikeli bir yola girdi ve her şey mümkün” ifadelerini kullandı.

Konuşmanın bu bölümünde McGregor, 2024 seçimlerinin kesin olarak yapılmayacağını söylemekten ziyade, normal siyasi döngünün bozulabileceğine dair bir ihtimalden söz etti. Bu nedenle onun değerlendirmesi, kesin bir öngörü değil, ABD’deki siyasi kurumların kırılganlığına ilişkin karamsar bir yorum olarak aktarılmalıdır.

“Eski Dünyada Yaşamıyoruz” Değerlendirmesi

McGregor, konuşmasını ABD’nin tarihsel olarak yeni ve belirsiz bir döneme girdiği iddiasıyla sürdürdü. Ona göre ülke artık alışılmış siyasi düzen içinde yaşamıyor. “Artık eski dünyada yaşamıyoruz,” diyen McGregor, “ülkemizin tarihinde temelden farklı bir şeyin sınırlarındayız” şeklinde değerlendirdi.

Bu sözler, bölümün genel tonunu özetledi. McGregor, Ukrayna’nın yenilgisi ya da çöküşü ihtimalini tek başına bir dış politika başarısızlığı olarak değil, ABD’nin iç siyasi, toplumsal ve kurumsal zayıflıklarıyla birleşen daha büyük bir kriz göstergesi olarak sundu.

Sunucunun soruları ise iki eksen etrafında şekillendi: Ukrayna savaşı bittiğinde ABD içinde nasıl bir tepki oluşacak ve 2024 başkanlık seçimleri normal biçimde yapılacak mı? McGregor’un yanıtları, her iki soruda da belirsizlik, kırılganlık ve olası kriz vurgusu taşıdı.

Transkript boyunca karşıt bir uzman görüşü ya da farklı bir analiz sunulmadı. Sunucu zaman zaman McGregor’un argümanlarını keskinleştiren sorular yöneltti, ancak ana değerlendirmeler McGregor’dan geldi. Bu nedenle bölüm, esas olarak McGregor’un Ukrayna savaşı, ABD dış politika yenilgisi ihtimali, sınır politikası, Biden yönetimi ve 2024 seçimleri konularındaki karamsar yorumlarından oluştu.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol