Adı Belirtilmeyen Konuşmacı: Trump’ın “Savaş Kazanıldı” Söylemine Rağmen İran Gerilimi Tırmanıyor
İngilizce podcast kesitinde adı belirtilmeyen sunucu ve adı belirtilmeyen konuşmacı, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı savaşın kazanıldığı yönündeki tekrar eden açıklamalarına rağmen ABD’nin neden hâlâ sınırlı saldırılar düzenlediğini tartıştı. Bölüm, Washington’ın İran’dan teslimiyet bekleyip beklemediği, Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilim ve İran’ın Körfez genelindeki misilleme stratejisi üzerinde durdu.
Trump’ın “savaş kazanıldı” iddiası sorgulandı
Adı belirtilmeyen sunucu, tartışmayı ABD’nin İran’a yönelik son askeri hamleleriyle açtı. Sunucu, Başkan Trump’ın defalarca ABD’nin savaşı kazandığını, İran’ın deniz kuvvetleri, hava kuvvetleri ve askeri altyapısının yok edildiğini söylediğini hatırlattı. Buna rağmen ABD’nin hâlâ “iğne ucu” olarak nitelenebilecek sınırlı saldırılar yürütmesini sorguladı.
“Eğer Birleşik Devletler savaşı, Başkan Trump’ın defalarca söylediği gibi kazandıysa, neden ABD hâlâ dün gece kadar yakın bir zamanda bu küçük çaplı saldırılara girişiyor?” diye soran adı belirtilmeyen sunucu, Trump’ın açıklamaları ile sahadaki askeri hareketlilik arasındaki çelişkiye dikkat çekti.
Sunucunun sorusu, ABD yönetiminin savaşı bitmiş ya da kazanılmış gibi sunduğu bir durumda askeri operasyonların neden sürdüğü meselesine odaklandı. Trump’ın “40 ya da 50 kez” savaşın kazanıldığını söylediği aktarıldı. Aynı şekilde Trump’ın İran’ın deniz kuvvetleri, hava kuvvetleri ve askeri altyapısının “yok edildiğini” yine çok sayıda kez dile getirdiği belirtildi.
Washington’ın teslimiyet beklentisi
Adı belirtilmeyen konuşmacı, ABD’nin hâlâ İran’dan “teslimiyet” beklediğini düşündüğünü söyledi. Ona göre Trump, İran’ın bir noktada ani bir karar alarak geri adım atacağını ve yenilgiyi kabul edeceğini ummaya devam ediyor.
“Bence hâlâ İran’ın teslim olabileceğini, İran’ın birdenbire teslim olmaya hazır olduğuna karar vereceğini umuyor,” diyen adı belirtilmeyen konuşmacı, Washington’daki hesabın baskının sonuç vereceği varsayımına dayandığını savundu.
Konuşmacı, bu beklentide yaptırım tehdidinin de önemli bir yer tuttuğunu aktardı. Bassam adlı bir kişinin sözlerine atıf yaparak, ABD tarafında “daha önce hiç yapılmamış” yaptırımlar uygulanacağı yönünde bir tehdit bulunduğunu söyledi.
“Bassam’ın söylediği gibi, ‘Daha önce hiç yapmadığımız türden yaptırımlar uygulayacağız’ tehdidinin de bu sonucu doğuracağını umduğunu düşünüyorum,” diyen adı belirtilmeyen konuşmacı, ekonomik baskı söyleminin İran’ı teslimiyete zorlamak için kullanıldığını değerlendirdi.
Ancak konuşmacıya göre beklenenin tersi gerçekleşti. İran’ın geri adım atması yerine gerilimin tırmandığını belirtti. Washington’da bunun “beklenmedik bir şok” yaratabileceğini söyledi.
“Aslında olan şey bunun tam tersi oldu,” diyen adı belirtilmeyen konuşmacı, “bence bu Washington’da beklenmedik bir şok etkisi yaratacak” değerlendirmesinde bulundu.
Hürmüz Boğazı’nda gemiye füze saldırısı iddiası
Konuşmacı, son gerilimin Hürmüz Boğazı’ndan izinsiz ayrılmaya çalışan bir gemiyle bağlantılı olduğunu aktardı. Kendi saat dilimine göre sabah erken saatlerde İranlıların, Amerikan koruması altında Hürmüz Boğazı’ndan çıkmaya çalışan bir gemiye füze fırlattığını söyledi.
“İranlılar, Amerikan koruması altında Hürmüz Boğazı’ndan izinsiz ayrılmaya çalışan bir gemiye füze fırlattı,” diyen adı belirtilmeyen konuşmacı, olayın yeni bir karşılıklı saldırı zincirini başlattığını belirtti.
Konuşmacı, burada “Amerikan koruması” derken fırkateyn ya da benzeri savaş gemilerinden söz etmediğini özellikle vurguladı. Ona göre bu koruma daha çok hava desteği, telsiz üzerinden teşvik ve tavsiye niteliğindeydi.
“Amerikan koruması derken fırkateynlerden ya da buna benzer bir şeyden söz etmiyoruz,” diyen adı belirtilmeyen konuşmacı, “hava korumasından, telsizle cesaretlendirmeden ve tavsiyeden söz ediyoruz; bundan fazlası değil” şeklinde açıkladı.
Bu anlatıma göre İran’ın gemiye füze fırlatmasının ardından ABD karşı saldırıya geçti. ABD, gemiye ateş açan iki füze mevzisini ve iki fırlatıcıyı hedef aldı. Konuşmacı, bu saldırıda “bir dizi IOGC mensubu ve sivillerin” öldüğünü düşündüğünü söyledi. Transcriptte geçen “IOGC” ifadesi bu şekilde aktarıldı; konuşmacı bunu netleştirmedi.
ABD’nin karşı saldırısı ve İran’ın misillemesi
Konuşmacı, ABD’nin iki füze mevzisini yok etmesinden sonra İran’ın sert tepki verdiğini söyledi. Ona göre İran’ın yanıtı, Körfez genelinde yoğun balistik füze saldırıları şeklinde oldu. Bu füzelerin İran’ın farklı bölgelerindeki çeşitli noktalardan ateşlendiğini anlattı.
“Buna karşılık ABD, gemiye füze fırlatan iki füze mevzisini, iki fırlatıcıyı vurup imha etti,” diyen adı belirtilmeyen konuşmacı, bu saldırının ardından İran’ın “öfkeli” bir karşılık verdiğini ifade etti.
İran’ın yanıtının kapsamına ilişkin konuşmacı, Körfez’in birçok noktasında hedefler bulunduğunu söyledi. Füzelerin Ürdün’e atıldığını ve orada uçakların imha edildiğinin bilindiğini ileri sürdü. Ayrıca Katar’daki Al Udeid üssünün de hedef alındığını belirtti. Al Udeid üssünü, CENTCOM’un ana üssü ya da önceki ana üssü olarak tanımladı.
“İran çok öfkeli tepki verdi; Körfez genelinde büyük balistik füze saldırıları oldu,” diyen adı belirtilmeyen konuşmacı, füzelerin “İran’ın her yerinden, farklı sahalardan” ateşlendiğini aktardı.
Konuşmacı, hedefler arasında Ürdün, Katar’daki Al Udeid üssü ve Körfez’deki başka noktaların bulunduğunu söyledi. Ürdün’de uçakların zarar gördüğünü ya da yok edildiğini iddia etti.
“Ürdün’e ateşlendiler; orada uçakları yok ettiklerini biliyoruz,” diyen adı belirtilmeyen konuşmacı, ayrıca füzelerin “Katar’daki Al Udeid üssüne ve Körfez boyunca başka hedeflere” yöneldiğini belirtti.
İran’ın tırmandırma ilkesi
Konuşmacı, İran’ın bu yanıtının daha önce açıkladığını söylediği bir stratejiyle uyumlu olduğunu savundu. Ona göre İran, kendisine yönelik herhangi bir saldırı olursa, buna tırmandırarak karşılık vereceğini önceden belirtmişti. Konuşmacı, son gelişmelerin tam da bu çizgide gerçekleştiğini söyledi.
“Bu, onların ilkelerini izliyor,” diyen adı belirtilmeyen konuşmacı, İran’ın “İran’a yönelik herhangi bir saldırı olursa tırmandıracaklarını ve tırmanma merdiveninde yukarı çıkacaklarını” vadettiğini ifade etti.
Konuşmacıya göre ABD’nin sınırlı saldırısı, İran tarafından daha geniş çaplı bir karşılıkla yanıtlandı. Bu nedenle olay, yalnızca bir gemi ya da iki füze mevzisiyle sınırlı kalmadı; Körfez genelinde balistik füze saldırılarına dönüştü.
“Ve olan da tam olarak bu,” diyen adı belirtilmeyen konuşmacı, İran’ın önceki taahhüdüne uygun biçimde gerilimi daha üst seviyeye taşıdığını savundu.
Podcast kesitinde konuşmacılar, ABD’nin savaşı kazandığı yönündeki siyasi söylem ile sahada devam eden askeri çatışmalar arasındaki farkı öne çıkardı. Sunucu, Trump’ın tekrar eden zafer iddialarını hatırlatarak ABD’nin hâlâ neden saldırı düzenlediğini sordu. Yanıtta ise Washington’ın İran’dan teslimiyet beklediği, ancak İran’ın bu baskıya teslimiyetle değil, Hürmüz Boğazı ve Körfez hattında yeni misillemelerle karşılık verdiği ileri sürüldü.