Judge Napolitano - Judging Freedom

Adı Belirtilmeyen Konuşmacı: İran’da Öfke Büyüyor, ABD ile Müzakere Alanı Daralıyor

İngilizce podcast kaydında adı belirtilmeyen bir konuşmacı, İran’da bulunduğu sırada tanık olduğunu söylediği yıkımı, halktaki öfkeyi ve ABD ile müzakere ihtimaline dair değerlendirmelerini anlattı. Bölüm, İsrail’in saldırıları, Donald Trump’ın rolü, İran içinde müzakere karşıtı tepki ve bölgesel savaş riskinin arttığı iddiası etrafında ilerledi.

Tahran’da Öfke ve Misilleme Çağrıları

Konuşmacı, Tahran’ın daha varlıklı bölgelerinden biri olarak tarif ettiği Tajrish Square’de katıldığı “vatansever” bir mitingden söz etti. Bu bölgede çok sayıda muhalif unsurun yaşadığını belirten konuşmacı, orada karşılaştığı bir kadının kendisine söylemek istediği bir şey olduğunu aktardı.

Kadının elinde altın bir zincir tuttuğunu söyleyen konuşmacı, "Bu altın zincirleri Donald Trump’ı öldürecek kişiye ödül olarak topluyoruz," diyen kadının, bunu “babamızı, liderimizi, sevdiğimiz bu kişiyi, liderlerimizin çoğuyla birlikte çocuklarımızı öldürmesinin intikamı” olarak anlattığını belirtti. Konuşmacıya göre bu karşılaşma, ülke genelinde hissettiğini söylediği öfkeyi görünür kıldı.

Konuşmacı, dinleyicilerden İranlıların yerine kendilerini koymalarını istedi. ABD’liler için varsayımsal bir karşılaştırma yaparak, ülkenin düşman askerî üslerle çevrelendiği, liderlerin, bilim insanlarının ve sivil altyapının hedef alındığı bir tablo tasvir etti. Ona göre böyle bir durumda Amerikalıların kendi hükümetlerinden ve ordularından ne talep edeceğini düşünmek, İran’daki tepkinin boyutunu anlamak açısından önemliydi.

Saldırıların Hedefleri: Stadyumlar, Hastaneler, Dini Mekânlar

Konuşmacı, İran’da gördüğünü söylediği yıkıma dair bir dizi örnek verdi. Azadi Stadium’a gittiğini ve burada uluslararası müsabakaların yapıldığı voleybol ve güreş kompleksinin tamamen moloza dönüştüğünü söyledi. Ayrıca dini mekânların da vurulduğunu, bunlar arasında ziyaret ettiğini söylediği Rafinia synagogue’un da bulunduğunu aktardı.

"Azadi Stadium’a gittim; uluslararası yarışmaların düzenlendiği voleybol ve güreş kompleksinin tamamen enkaza çevrildiğini gördüm," diyen konuşmacı, bunun İran’da yaygın bir öfke yarattığını savundu.

Konuşmacı, sağlık tesislerinin de hedef alındığını söyledi. Gandhi Hospital’a gittiğini, burada IVF kliniği ile yoğun bakım ünitesinin “varlıktan silindiğini” ileri sürdü. Bu saldırı sonucunda 500’den fazla çalışanın işsiz kaldığını ve “temelde hayır yardımlarıyla yaşadığını” söyledi.

Doğu Tahran’da bir mahalleye de gittiğini belirten konuşmacı, burada sekiz ABD bombasıyla 40 kişinin öldürüldüğünü, bunların arasında uykularında öldürülen bütün bir ailenin de bulunduğunu iddia etti. Bu anlatımı, İran’daki öfkenin sadece yöneticilerle değil, doğrudan sivil kayıplarla da bağlantılı olduğunu savunmak için kullandı.

Trump, Netanyahu ve “Pandora’nın Kutusu” İddiası

Konuşmacı, Donald Trump’ın yaşanan süreçte çok ciddi bir sonuç doğurduğunu savundu. "Donald Trump burada büyük bir Pandora’nın kutusunu açtı," diyen konuşmacı, bunun İsrail’in hazırlaması, kışkırtması ve baskı kurması sonucu olduğunu ileri sürdü.

Bu bağlamda Benjamin Netanyahu’nun rolüne özellikle dikkat çekti. Konuşmacının iddiasına göre Netanyahu, Şubat ayında Beyaz Saray’daki Situation Room’da masanın başında oturarak Trump’a bu savaşı başlatmasını söyledi. Bu iddia, konuşmacının İsrail etkisinin ABD karar alma sürecindeki rolünü vurguladığı bölümün merkezindeydi.

Konuşmacı, Trump’ın artık “korkarak hareket ettiğini” ve kendisini bir listenin üzerinde hissettiğini de söyledi. Bununla birlikte Trump’a veya yakın çevresinden herhangi birine zarar gelmesini istemediğini belirtti. Ancak böyle bir şey olursa, bunu İsrail etkisinin dolaylı sonucu olarak değerlendirdiğini söyledi.

"Donald Trump’a ya da yakın çevresinden birine bir şey olursa, ki bunun olmasını kesinlikle ummuyorum, o İsrail etkisinin dolaylı bir kurbanı olur," diyen konuşmacı, ABD-İsrail ilişkisine dair sert bir yorum yaptı.

ABD ile Müzakere İhtimali ve İran İçindeki Baskı

Sunucu, İran hükümetinin siyasi olarak ABD ile müzakere edip edemeyeceğini sordu. Soruda, Amerikan güvenilirliğine yönelik tepkinin ve ABD’ye herhangi bir taviz vermeme baskısının bu imkânı ortadan kaldırıp kaldırmadığı gündeme getirildi.

Konuşmacı, sınırlı da olsa bir alan olabileceğini söyledi. Ona göre İran tarafı, Oman üzerinden Strait of Hormuz konusunda arka kanal görüşmeleri yapmayı isteyebilir. Ancak bu ihtimalin çok zor koşullarda gündeme gelebileceğini vurguladı.

Abbas Araghchi’ye atıf yapan konuşmacı, İran dışişleri bakanının ABD ile müzakereye gitmelerinin nedenini artık açıkça kabul ettiğini söyledi. Konuşmacıya göre Araghchi, “Washington’daki bu kadar güvenilmez bir hükümetle” müzakere etmelerinin tek sebebinin, İran’ın müzakereye hazır olduğunu göstermek olduğunu belirtti.

"Onların müzakereye hazır olduklarını ve denemeye hazır olduklarını göstermek istediklerini, müzakereleri her zaman ABD’nin bozacağını göstermek istediklerini söyledi," diyen konuşmacı, özellikle İsrail baskısı altında Washington’un müzakereleri bozacağını savundu.

Pezeshkian’a Sokakta Tepki

Konuşmacı, İran Cumhurbaşkanı Masoud Pezeshkian’ın Khamenei’nin cenazesi sırasında sokakta karşılaştığını söylediği tepkiye de değindi. Anlatımına göre Pezeshkian sokağa çıktığında çevresindeki insanlar ona bağırdı ve gitmesini söyledi.

Konuşmacı, müzakere ekibinden herhangi bir kişinin de benzer bir tepkiyle karşılaşabileceğini ifade etti. Bu nedenle İran hükümetinin içeride ciddi bir baskı altında olduğunu ve ABD ile müzakere etmenin siyasi açıdan zorlaştığını savundu.

"Masoud Pezeshkian sokağa çıktığında insanlar etrafını sardı ve ona gitmesini söyledi," diyen konuşmacı, bu sahnenin müzakere yanlısı ya da müzakereyle ilişkilendirilen isimlere yönelik tepkiyi gösterdiğini belirtti.

Konuşmacıya göre İran içinde bu konuda yoğun eleştiri var. Halkın bir kesimi, ABD ile temasın Washington tarafından kötüye kullanılacağına inanıyor. Bu nedenle dışişleri bakanlığı ve hükümetin ABD’ye dair derin bir güvensizlik içinde olduğunu söyledi.

“Sürekli Tırmanma Döngüsü” Uyarısı

Konuşmacı, ABD’nin müzakereleri “aldatıcı manevralarla” kullanacağı görüşünü dile getirdi. J.D. Vance’e atıf yaparak, ABD’nin müzakereleri yalnızca “yeniden stok yapmak” için kullanabileceğini söyledi. Bu ifadeyi, çatışmanın azaltılmasına değil, sürekli tırmanmaya işaret eden bir yaklaşım olarak yorumladı.

"Bu, gerilimi düşürmek için tırmanma değil; sürekli tırmanma döngüsünde olduğumuz anlamına geliyor," diyen konuşmacı, mevcut sürecin daha büyük bir savaşa doğru ilerlediğini savundu.

Konuşmacı, Tahran’da görüştüğünü söylediği Mostafa Khoshech’ten de söz etti. Onu İran içinde en iyi bağlantılara sahip analistlerden biri ve orduya çok yakın biri olarak tanımladı. Khoshech’in öngörüsünün de benzer olduğunu belirtti.

Buna göre mevcut dönem, konuşmacının aktardığı şekliyle, bölgesel savaşa doğru ilerleyen bir savaş evresi olarak görülüyor. Daha da ileri giderek, bunun iki tarafın “nihai zafer” için savaşacağı son aşamaya dönüşebileceği değerlendirildi.

"Mostafa Khoshech’in öngörüsü de buydu: Bu, bölgesel savaşa ve belki de iki tarafın nihai zafer için savaşacağı son aşamaya doğru ilerleyen bir savaş evresi," diyen konuşmacı, tehlikenin yalnızca İran-ABD hattıyla sınırlı olmadığını savundu.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol