Judge Napolitano - Judging Freedom

Adı Belirtilmeyen Konuk: Gazze’de 186 Bin Ölüm Tahmini “Gerçekçi Bir Sayı”

İngilizce kaynaklı podcast bölümünde, “Judge” diye hitap edilen sunucu ile adı belirtilmeyen konuk, Gazze’deki can kaybına ilişkin Lancet’te yer alan tahmini ve Haaretz’in 7 Ekim’e dair Hannibal directive (Hannibal direktifi) iddiasını ele aldı. Bölümde özellikle İsrail ordusunun Gazze’deki bombardımanının insani sonuçları ve resmi sayılardan çok daha yüksek olabileceği öne sürülen ölüm bilançosu tartışıldı.

Lancet’in Gazze’de 186 bin ölüm tahmini

Sunucu, konuşmaya Gazze’de İsrail davranışına ilişkin iki “son dakika” haberini aktararak başladı. Bunlardan ilkinin, dünyanın en eski tıp dergisi olarak tanımladığı British Medical Journal Lancet’te yayımlanan değerlendirme olduğunu belirtti. Sunucuya göre bu rapor, IDF’nin (Israel Defense Forces, İsrail Savunma Kuvvetleri) çeşitli kaynaklar ve yöntemlerle yol açtığı ölümlerin 186 bine yaklaşabileceğini bildiriyordu.

“Ölümlerin muhtemelen 186 bin insana yaklaşacağı bildiriliyor,” diyen Judge, bunun şimdiye kadar tartışılan rakamlardan “çok çok daha büyük” olduğunu ve Gazze nüfusunun yaklaşık yüzde 8’ine karşılık geldiğini söyledi.

Sunucu, bu rakamın konuğun gözünde şaşırtıcı ve inandırıcı olup olmadığını sordu: “Bu sayı sizi şaşırtıyor mu ve inanılır mı? 186 bin Filistinli ölü,” diye sordu.

Konuk, Gazze’deki yıkım düzeyine bakıldığında bu sayının kendisine imkânsız görünmediğini söyledi. Normal koşullarda bir şehir bombalandığında sivillerin kaçabileceğini, hayatta kalan çoğunluğun başka yerlere gidebileceğini anlattı. Ancak Gazze’de bunun mümkün olmadığını savundu.

“Gazze’ye verilen yıkım düzeyine baktığınızda, bu hayal edilemez,” diyen konuk, “normalde bir şehri bombalarsanız nüfus şehirden kaçabilir” şeklinde açıkladı.

Konuğa göre Gazze’de insanlar bir mahalleden diğerine taşınıyor, fakat gittikleri yer de bombalanıyor. Daha sonra başka bir bölgeye geçiyorlar, orası da hedef oluyor. Refah’ta ise insanların açık kamplarda bulunduğunu ve bu kampların da bombalandığını söyledi.

“Mahalleleri bombalanıyor, başka bir mahalleye gidiyorlar; o da bombalanıyor,” diyen konuk, “Refah’ta açık kamplardalar ve kamplar bombalanıyor” ifadeleriyle durumu özetledi.

“Bu sayı bana hiç mantıksız gelmiyor”

Konuk, İsrail’in Gazze’de “soykırım politikası” yürüttüğünü iddia etti. Bu nitelemenin kendi değerlendirmesi olduğunu açık biçimde dile getirdi ve 186 bin rakamının gerçekçi olduğunu savundu.

“İsrailliler kelimenin tam anlamıyla bir soykırım politikası yürütüyor,” diyen konuk, “bu sayı bana hiç mantıksız gelmiyor” şeklinde değerlendirdi.

Konuk, can kaybının daha da yüksek olabileceğini de söyledi. Bunun başlıca nedeni olarak enkaz altındaki cesetlere ulaşılamamasını gösterdi. Binaların çökmesi, katların üst üste binmesi ve enkazın temizlenememesi nedeniyle gerçek ölüm sayısının bilinmediğini belirtti.

“Enkazın altında hangi cesetlerin yattığını bilmiyoruz,” diyen konuk, “gelip bunu temizleme fırsatları olmadı” diye ekledi.

Konuk, çöken binalarda cesetlere ulaşmanın her zaman mümkün olmadığını söyledi. Bazı yıkımların niteliği nedeniyle cesetlerin artık tanınabilir ya da çıkarılabilir durumda olmayabileceğini ifade etti.

“Bir bina çöktüğünde, katlar üst üste bindiğinde, o cesetlere ulaşamıyorsunuz,” diyen konuk, bazı durumlarda “çöküşün korkunç niteliği” nedeniyle cesetlerin artık mevcut olmayabileceğini savundu.

Haaretz ve Hannibal directive iddiası

Sunucunun aktardığı ikinci haber, Haaretz’in yayımladığı ve 7 Ekim olaylarına ilişkin belgeler içerdiği söylenen haberdi. Sunucu, Haaretz’in metinler, e-postalar ve askeri direktiflere ulaştığını söyledi. Ona göre bu belgeler, IDF’nin “Hannibal directive” olarak bilinen uygulamayı devreye soktuğunu gösteriyordu.

Sunucu, bu uygulamayı “kitlesel cinayet için kullandığı örtmece” diye tanımladı. Ayrıca 7 Ekim’de ölen 1.200 kişinin yarısından fazlasının İsrail ordusu tarafından öldürüldüğünü ileri sürdü. Bu iddia sunucunun aktarımı olarak konuşmada yer aldı.

“Haaretz’in raporu, metinlere, e-postalara ve askeri direktiflere ulaştı,” diyen Judge, bunların IDF’nin “Hannibal directive” dediği uygulamayı devreye soktuğunu “kesin biçimde gösterdiğini” savundu.

Sunucu ayrıca bu haberin Max Blumenthal, Aaron Maté ve başkaları tarafından da aktarıldığını belirtti. Ancak transkriptte bu isimlerin konuya ilişkin ayrıntılı açıklamaları yer almadı.

Dünyanın tepkisizleşmesi

Konuk, Gazze’deki ölüm ve yıkım görüntülerine karşı dünyanın duyarsızlaştığını söyledi. Ona göre sorun, sayıların artık çok büyük ve “grotesk” hale gelmesiyle insanların zihinsel olarak bu vahşeti işlemekte zorlanmasıydı.

“Bu kadar korkunç sayılarla uğraşmaya başladığınızda sorun şu: Dünya buna karşı bağışıklık kazandı,” diyen konuk, çok fazla bomba görülmesinin insanları tepkisizleştirdiğini belirtti.

Konuk, çocuklara yönelik şiddet görüntülerini örnek vererek, sürekli tekrar eden dehşetin artık şok etkisini yitirdiğini söyledi. Bu bölümde kullandığı örnekler sertti: çenesi kopmuş bir kız çocuğu ve ikiye ayrılmış bir bebek görüntülerinden söz etti.

“Genç bir kızın çenesinin koparıldığını kaç kez görmeniz gerekir ki bu sadece bir başka kopmuş çene haline gelsin?” diyen konuk, beynin sonunda bunları “akıp giden” görüntülere dönüştürdüğünü ifade etti.

Konuk, bu durumu “büyük bir trajedi” olarak niteledi. İsrail’in Gazze halkına yaptıklarının çok daha fazla tiksinti, kaygı ve kınama yaratması gerektiğini söyledi. Ancak dünyanın bu konuda yorulduğunu savundu.

“İsrail’in Gazze halkına yaptıkları çok daha fazla tiksinti, kaygı ve kınama doğurmalıydı,” diyen konuk, “ama dünya bundan yoruldu” değerlendirmesinde bulundu.

Bölümün ana çerçevesi

Podcast bölümünde sunucu, iki haber üzerinden İsrail’in Gazze’deki eylemlerini tartışmaya açtı: Lancet’te yer aldığı belirtilen 186 bin ölüm tahmini ve Haaretz’in 7 Ekim’de Hannibal directive uygulandığına dair belge temelli haber yaptığı iddiası. Konuk ise özellikle Lancet’teki sayının kendisine gerçekçi göründüğünü belirtti.

Konuşmanın ana vurgusu, Gazze’de sivillerin kaçacak güvenli yer bulamaması, yıkılan binaların altında kalan ölülerin resmi sayılara dahil edilememesi ve dünya kamuoyunun artan ölüm rakamlarına karşı duyarsızlaşmasıydı. Transkriptte karşıt bir görüş ya da bu iddialara itiraz eden ikinci bir konuşmacı yer almadı.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol