Aar Tangan: SCO Zirvesi Washington’ın Korktuğu Çok Kutuplu Görüntüyü Verdi
İngilizce yayımlanan bölümde Glenn, konuğu Aar Tangan ile Shanghai Cooperation Organization (Şanghay İşbirliği Örgütü, SCO) zirvesini, çok kutuplu dünya tartışmasını, ABD’nin hegemonya yaklaşımını ve China, Russia, India ile Iran’ın aynı platformda görünmesinin siyasi anlamını ele aldı. Tangan’a göre zirvenin önemi yalnızca alınacak kararlarda değil, özellikle Russia, India ve China liderlerinin birlikte verdiği görüntünün Washington’da yarattığı rahatsızlıkta yatıyor.
SCO Zirvesi ve Çok Kutuplu Düzen
Glenn, bölümün başında Shanghai Cooperation Organization’ın 2001’de Russia, China ve dört Central Asian state tarafından kurulduğunu, başlangıçta terrorism, secessionism ve Central Asia’daki güvenlik rekabetini yönetmeye odaklandığını anlattı. Zamanla örgütün güvenlikten geoeconomics alanına kaydığını, China, Russia, India, Iran, Pakistan, Belarus, Kazakhstan, Kyrgyzstan, Tajikistan ve Uzbekistan gibi üyelerle genişlediğini belirtti.
Tangan, bu zirvede en dikkat çekici unsurun “görüntüler” olduğunu söyledi. "Washington’ı, Russia, India ve China liderlerinin birlikte gülüp konuştuğunu görmek kadar rahatsız eden pek az şey vardır," diyen Aar Tangan, bu görüntünün iletişim kanallarının güçlü olduğunu ve ülkelerin birbirleriyle ilgilendiğini gösterdiğini belirtti.
Ancak Tangan, çok kutupluluğun otomatik olarak daha iyi bir dünya anlamına gelmediğini vurguladı. Ona göre çok kutuplu düzende anlaşmazlık ve çatışma ihtimali daha fazla olabilir; bu nedenle ortak bazı ilkeler gerekir. China’nın bu noktada güvenlik, egemenlik ve kalkınma yolu konularını öne çıkardığını söyledi. Tangan, hiçbir ülkenin güvenliğinin başka bir ülkenin güvensizliği üzerine kurulamayacağını, her ülkenin kalkınma yolunu kendisinin belirlemesi gerektiğini ifade etti.
Egemenlik, Kültür ve Yeni Bağlantısallık
Tangan, eskiden uluslararası sistemde birkaç büyük aktörü bilmenin yeterli görüldüğünü, ticaretin büyük ölçüde US dollar üzerinden yürüdüğünü ve sözleşmelerin genellikle English yapıldığını anlattı. Ancak bugünün tedarik zincirlerinde kaynakların dünyanın bir ucundan diğer ucuna aktığını, değer eklendiğini ve ürünlerin yeniden satıldığını belirtti. Bu nedenle ülkelerin birbirlerini yalnızca ticaret için değil, barış için de anlamaları gerektiğini savundu.
"Karşınızdaki ülkenin tarihini anlamazsanız, barışı korumakta da zorlanırsınız," diyen Aar Tangan, dil bilmenin tek başına yeterli olmadığını ekledi. Middle East ile çalışanların Quran’ı, United States ile çalışanların Bible’ı, China ile çalışanların ise tarih, şiir ve calligraphy gibi kültürel katmanları anlaması gerektiğini söyledi.
Tangan’a göre bu yaklaşım, hegemonik bir polis gücünün diğer ülkeler adına karar verdiği eski sistemden farklı. Ülkeler bölgesel ya da uluslararası düzeyde bir araya gelerek uzlaşıya varmalı. "Tankları birbirine göndermek yerine masaya oturup işlerin nasıl çözüleceğini konuşabileceğiniz bir sistem gerekir," diyen Tangan, SCO’nun bu açıdan önem taşıdığını ifade etti.
Washington’ın Rahatsızlığı ve ABD Hegemonyası
Tangan, SCO’nun Russia, China, India ve diğer üyeleriyle birlikte bölgesel bir blok olarak koruyucu işlev gördüğünü söyledi. Ona göre ülkeler, “hostile country” olarak tanımladığı ABD baskısına rağmen ticaret yapmanın yollarını arıyor. Russia, China ve India’nın birlikte görüntü vermesini Washington açısından “kabus” olarak nitelendirdi.
"İki en kalabalık ülkenin, en fazla kaynağa sahip ülkeyle bir araya gelmesi Donald Trump’ın korktuğu şeydir," diyen Aar Tangan, ABD’nin India’yı China’ya karşı bir “doorstop” olarak kullanmak istediğini savundu. Ayrıca Washington’ın Russia ile China’yı ayırmak istediğini, çünkü China’nın ABD’ye göre artık “peer competitor” bile olmadığını, üretim kapasitesinde ABD’yi büyük ölçüde aştığını iddia etti.
Tangan, Donald Trump’ı “bully” olarak tanımladı ve BRICS ülkelerine yönelik tarifeleri bu çerçevede yorumladı. Ona göre BRICS’in beş büyük ülkesinin yüzde 50 tarifeyle karşılaşması tesadüf değildi. South Africa ve Brazil’in ne yaptığı sorusunu gündeme getiren Tangan, India’nın da ABD’nin sadık müttefiki gibi görünmesine rağmen aynı muameleyi gördüğünü söyledi.
China, Russia ve Ekonomik Gündem
Glenn, SCO’nun güvenlikten ekonomiye kaymasının başlangıçta Moscow’da kaygı yarattığını, çünkü güvenlik alanında Russia’nın daha önde, ekonomi alanında ise China’nın belirleyici olduğunu anlattı. Buna karşılık örgütün India, Pakistan ve Iran gibi büyük üyelerle genişlemesinin China’nın lider ekonomi olmasına rağmen tek başına dikte etmesini önlediğini söyledi.
Tangan, her ülkenin SCO’ya farklı gündemle geldiğini belirtti. China’nın ABD ile doğrudan çatışmak yerine ekonomik olarak başarılı olmayı merkeze aldığını söyledi. Ona göre SCO’nun ilk dönemindeki anti-terrorism, anti-extremism ve anti-separatism başlıkları, zamanla ticaret koridorları ve konteyner taşımacılığı protokolleriyle ekonomik bir zemine dönüştü.
Russia’nın ise Power of Siberia 2 projesini sonuçlandırmak istediğini anlattı. Bu hattın Power of Siberia 1’in yaklaşık iki katı gas transportation kapasitesine sahip olacağını söyledi. Tangan, China’nın LNG fiyatlarının yüksek olduğu bir kriz döneminde müzakereye zorlanmak istemediğini, ama projeye karşı olmadığını savundu. "Bu muhtemelen olacak; yüzde 99 eminim, soru zamanlama ve şartlar," diyen Tangan, Russia’nın Europe’un kendisinden uzaklaşması sonrası China ile ekonomik çıkışlarını sağlamlaştırmaya çalıştığını belirtti.
India’nın Zor Dengesi
Tangan’a göre India zor bir durumda. ABD ile ilişkilere çok yatırım yaptı, China’ya karşı bir proxy veya doorstop olmayı kabul etti, ancak son dönemde kendi görüşüne göre kötü muamele gördü. Ayrıca US involvement iddialarının India’daki general election, Nepal ve Bangladesh bağlamında gündeme geldiğini söyledi; bu iddiaları doğrulanmış gerçekler gibi değil, şüpheler olarak aktardı.
India-China ticaretinin hızla büyüdüğünü, China’nın India’nın bir numaralı trade partner’ı olduğunu ancak ilişkinin dengesiz olduğunu belirtti. Tangan’a göre Indian consumers, Chinese goods’u kalite ve fiyat dengesi nedeniyle alıyor. Bu nedenle sorunun yalnızca hükümetlerin birbirine jest yapması olmadığını söyledi.
Tangan, ABD ticaret açığı tartışmasına da değindi. United States’ın yılda 4.3 trillion dollars değerinde mal ithal ettiğini söyledi ve eğer China veya Vietnam’dan almazsa başka yerden almak zorunda kalacağını savundu. ABD’de intermediate goods, chemicals, nuts, bolts, screws ve plastics gibi ürünlerin maliyet nedeniyle yeniden üretilmesinin gerçekçi olmadığını ifade etti.
ABD’nin İç Krizi ve Tehlike Algısı
Tangan, United States’ın “make America great again” söylemiyle soruna saldırmadığını, yalnızca çırpındığını söyledi. ABD’nin 40 trillion dollars ve artan borç sorununa gerçekçi bir plan sunulmadığını savundu. Re-industrialization planlarının işlemediğini, hatta bazı alanlarda iş kaybı yaşandığını iddia etti.
"Bir hegemon, herkesin hegemon olmak istediğini sanır," diyen Aar Tangan, ABD’nin China’nın kendisine, ABD’nin başka ülkelere yaptığını yapacağından korktuğunu ifade etti. Bu korkunun, ABD’nin kendisini “cheated” hissetmesiyle bağlantılı olduğunu söyledi. Ona göre ABD toplumundaki sıkıntıların kaynağı dış dünya değil, kendi political system’ıdır.
Tangan, Democrats ve Republicans’ın yıllarca Amerika’yı daha iyi yapma sözü verdiğini ama bunun gerçekleşmediğini savundu. Middle class’ın gerilediğini, employment, illiteracy, life expectancy, infant mortality ve incarceration oranları gibi göstergeleri örnek gösterdi. Bunları “proud nation” göstergeleri değil, “deep inner turmoil” işaretleri olarak değerlendirdi.
Teknolojik Devrim ve Yeni Sanayi Dönemi
Glenn, technological revolution konusunu Industrial Revolution ile karşılaştırdı. İlk sanayi devriminde Russia ve China’nın geri kaldığını, bunun 19. yüzyılda Crimea yenilgisi ve China’nın “100 years of humiliation” deneyimi gibi ağır sonuçları olduğunu anlattı. Bugünkü yeni sanayi devriminde ise bazı Batılı ülkeler gerilerken başka ülkelerin ileri sıçradığını söyledi.
Tangan, bu dönemi büyük bir kırılganlık zamanı olarak gördüğünü belirtti. Teknolojik devrimin insanların yaşama, çalışma ve hedeflerine ulaşma biçimlerini değiştirdiğini söyledi. Ona göre SCO’daki liderler birlikte çalışmanın yollarını ararken Washington’da hâlâ “nasıl domine ederiz ya da yok ederiz” sorusu ağır basıyor.
India, China ve Nepal Tartışması
Glenn, India’nın bağımsız bir güç kutbu olmak istediğini, BRICS gibi kurumların da bu nedenle ortaklık çeşitlendirme imkanı sunduğunu söyledi. Ancak ABD’nin bağımsız kutupları kabul etmediğini, bunun hegemonik politikalarla çeliştiğini savundu. 1992’deki Wolfowitz doctrine’e atıf yaparak güçlü Japan veya Germany gibi aktörlerin bile Washington açısından sorun görüldüğünü belirtti.
India-China sınır gerilimlerinin yumuşayıp yumuşamadığını soran Glenn’e Tangan, bir süre ilerleme gördüğünü ama Nepal’deki olay nedeniyle Indian television’da çok sert China karşıtı söylemlerle karşılaştığını söyledi. Tangan, Nepal tarafında gerçekleştiğini savunduğu bir ice sheet felaketinin bazı Indian kanallarında China tarafından yapılmış ya da bilerek neden olunmuş gibi sunulduğunu anlattı.
Tangan, Reuters, AP ve Fox News gibi kaynakların olayın Nepal tarafında gerçekleştiğini söylediğini belirtti. Nepal tarafında çok sayıda dam project bulunduğunu, bölgenin seismically unstable olduğunu, global warming nedeniyle ice sheets’in kopma riski taşıdığını anlattı. Nepal’in import and exports faaliyetlerinin yüzde 30’unun su basan town üzerinden geçtiğini ve inland port’un 2.7 billion dollars değerinde olduğunu söyledi. Ayrıca China’nın altyapıya 8 billion renminbi yatırdığını belirtti.
"Factually wrong olan bir şeyi savunup China’nın binlerce insanı katletmek istediğini söylemek bana akıl dışı göründü," diyen Aar Tangan, India’nın bir yandan ilişkileri iyileştirmek isterken diğer yandan bu olayı pazarlık kozu olarak kullanıyor olabileceğini öne sürdü. Bunun bir iddia olduğunu, kesin bilmediğini de ekledi.
Iran, ABD Baskısı ve SCO’nun Güçlenmesi
Glenn, Iran President Peskan’ın zirveye katıldığını ve US-Iran savaşının özellikle Strait of Hormuz çevresinde tırmandığını söyledi. Bunun SCO’yu etkileyip etkilemediğini sordu.
Tangan, bunun örgütü güçlendirdiğini savundu. Ona göre SCO üyeleri kendilerini Iran’ın durumunda hayal edebiliyor. ABD ile Iran arasında uzun bir düşmanlık tarihi bulunduğunu kabul etti, ancak Cuba, Venezuela, Canada, Greenland, Panama ve Falkland Islands gibi örneklerin ABD’ye tehdit oluşturmadığını söyledi.
Tangan, birçok büyükelçiyle konuştuğunu ve isim vermeyeceğini belirterek, ülkelerin ABD’nin “boot”u altında kalmaktan korktuğunu söyledi. "Sadece ticaret yapmak ve ülkeleri için ellerinden geleni yapmak istiyorlar; herhangi bir blok içine girmek istemiyorlar," diyen Tangan, küçük ve orta ölçekli ülkelerin ABD’nin dikkatini çekmekten kaçındığını belirtti.
China’ya yönelik yaklaşımda ise bu ülkelerin hem olumlu hem temkinli olduğunu söyledi. China’nın teknoloji paylaşma isteğinin iyi karşılandığını, ancak birçok ülkenin geçmişteki büyük güç davranışları nedeniyle China’nın da yeni bir hegemon olup olmayacağından emin olmadığını anlattı. Tangan’a göre bu, 500-600 yıllık colonialization tecrübesinin yarattığı bir zihniyet.
Sömürgecilik, Empire ve Gelecek
Tangan, Batı’nın tarihsel rolüne ilişkin sert bir değerlendirme yaptı. Europeans’ın kendilerini “civilized people” olarak görmesine itiraz etti ve geçmişte Persian Empire gibi yapıların farklı dinlere yaşam alanı tanıdığını, medicine, astrology ve libraries gibi alanlarda gelişmiş olduğunu söyledi.
"Biz barbarlardık; medeni insanlar, gidip bir şeylerini aldığımız insanlardı," diyen Aar Tangan, European powers’ın eski ticaret ve empire düzenlerinin bugünkü küresel ekonomiyle artık işlemediğini savundu. Ona göre artık yalnızca trade control yeterli değil; logistics, efficiency, energy, resources ve knowhow gerektiriyor.
Glenn, Russia President Putin’in iki yıl önce Western-dominated international order’ın sonunu anlatırken “vampires’ ball” ifadesini kullandığını hatırlattı. SCO’daki değişimlerin bir gecede dünyayı değiştirmeyeceğini, ancak geri döndürülmesi zor incremental steps olduğunu söyledi. Tangan da bölüm sonunda Glenn’e teşekkür ederek konuşmayı tamamladı.