Wang Wen: “ABD Hegemonyası Sona Ererken China Barışı Stratejik Fırsat Olarak Görüyor”
İngilizce yapılan programda sunucu Glenn Diesen, Renmin University of China’dan Wang Wen ile İran’daki savaşın Çin, küresel düzen, enerji güvenliği, Belt and Road Initiative (Kuşak ve Yol Girişimi), Taiwan ve ABD-Çin-Rusya üçgeni üzerindeki etkilerini konuştu. Görüşmede Wang, Çin’in savaşa yaklaşımını uluslararası hukuk, çok kutupluluk ve enerji güvenliği çerçevesinde anlattı; Diesen ise Batı’nın “barış dönemi” olarak tanımladığı son otuz yılı sorgulayan sorular yöneltti.
Çin’in İran Savaşına Bakışı
Wang Wen, Beijing’in İran’daki savaşa yaklaşımının açık olduğunu belirterek Çin’in anlaşmazlıkların siyasi müzakereyle çözülmesini savunduğunu söyledi. Wang’a göre Çin, UN (Birleşmiş Milletler) tarafından yetkilendirilmemiş tek taraflı askeri eylemlere karşı çıkıyor; ateşkes, düşmanlıkların sona ermesi, egemenliğe saygı ve meşru kalkınma haklarının korunması çağrısı yapıyor.
"Çin hükümetinin benimsediği tutum yalnızca uluslararası hukuk ilkesine dayanmıyor; aynı zamanda Çin’in kendi stratejik çıkarlarını da yansıtıyor," diyen Wang Wen, Beijing’in tutumunu enerji ithalatçısı bir büyük güç ve çok taraflılığın savunucusu olmasına bağladı.
Wang, Soğuk Savaş’ın bitiminden bu yana geçen 37 yılda dünyada en az 150 askeri çatışma yaşandığını öne sürdü. Gulf War, Afghanistan, Iraq, Libya, India, Ukraine ve Middle East’teki çatışmaları örnek gösteren Wang, bu çatışmaların çoğunda ABD’nin doğrudan ya da dolaylı rol oynadığını savundu. "Dünyanın en büyük gücünün ortaya koyduğu örnek, açıkçası korkunç," diyerek ABD’nin savaşlardaki rolünü eleştirdi.
Sunucu Glenn Diesen de Batı’da son otuz yılın sıklıkla istikrar, barış ve hukuk düzeni dönemi olarak tanımlandığını, ancak Yugoslav wars, Afghanistan’ın 20 yıllık işgali, Iraq’ın yasa dışı işgali, Libya, Syria, Yemen, Ukraine, Iran ve Gaza’daki soykırımın bu anlatıyla çeliştiğini söyledi.
Tek Kutuplu Düzenin Sonu ve Çok Kutupluluk
Diesen, İran savaşının tek kutuplu dünyadan çok kutuplu dünyaya geçişte önemli bir dönüm noktası olup olmadığını sordu. Wang, Çinli karar vericiler adına konuşamayacağını ancak Çin strateji çevrelerinde yaygınlaşan görüşleri aktarabileceğini söyledi.
Wang’a göre giderek daha fazla Çinli akademisyen, ABD hegemonyasının sonuna geldiğini ve Soğuk Savaş sonrası düzenin kapanmakta olduğunu düşünüyor. "Dünya, sizin de söylediğiniz gibi çok kutupluluk çağının yeni bir dönemine giriyor," diyen Wang Wen, bu dönemin iki temel özelliği olduğunu belirtti.
İlk özellik, ABD’nin dünyayı domine etme stratejik kapasitesini tamamen kaybetmiş olması. Wang, gelecekte ABD’nin küresel ve kapsamlı liderlik yerine yalnızca bazı bölgelerde ve alanlarda etkili olabilen sıradan bir bölgesel güce gerileyebileceğini savundu. ABD’nin müttefikleri üzerindeki etkisini de zayıflamış gördüğünü belirten Wang, Japan’ın Washington’u “mizahla karşıladığını”, European countries’in rahatsız olduğunu, Canada’nın geri ittiğini ve Israel’in ABD’yi “rehin aldığını” söyledi.
İkinci özellik ise China, Russia, India, Brazil ve Vietnam, Indonesia, Nigeria, South Africa, Ethiopia, Tanzania gibi yükselen ekonomilerin başarıyla güçlenmesi. Wang, ABD’nin bu ülkelerin yükselişini durduracak güce artık sahip olmadığını savundu. İran için de benzer bir değerlendirme yaptı: "Eğer İran daha akıllı iç ve dış politika benimserse, yaklaşık yarım yüzyıllık ABD baskısının şokundan sonunda kurtulacak ve yeni bir yükseliş yaşayacaktır," şeklinde konuştu.
Çin’in Düşük Profilli Tutumu
Diesen, Çin’in uluslararası meselelerde özellikle 1978’den bu yana temkinli ve düşük profilli davrandığını, İran savaşında da bu çizgiyi sürdürdüğünü söyledi. ABD’nin Iranian ports üzerindeki ablukasının Çin’in önemli bir kaynaktan petrol almasını engellemeyi amaçladığını ve Iran ile ticaret yapan Chinese banks’e yaptırım tartışmalarının başladığını hatırlattı.
Wang, Çin’in bu yaklaşımının yalnızca İran meselesine özgü olmadığını, Russia-Ukraine conflict sırasında da görüldüğünü söyledi. Beijing’in tutumunu, ateşkes ve siyasi müzakere çağrısı yaparken savaşan taraflarla normal ticareti sürdürme ilkesi olarak tanımladı. Russia-Ukraine conflict sırasında China’nın hem Russia hem Ukraine ile normal ticari bağlarını sürdürdüğünü, mevcut savaşta da US, Israel ve Iran ile normal ticaret yürüttüğünü belirtti.
ABD’nin Iran ile ticaret yapan Chinese banks’e yaptırım tehdidini “çok mantıksız” bulan Wang, Washington’ın tehditlerini “paper tiger” olarak niteledi. "Bizi yaptırımla tehdit ediyorsanız buyurun deneyin; yaptırım uygularsanız biz de kesinlikle karşı önlem alırız," diyen Wang Wen, Çin’in sinyalinin açık olduğunu savundu. Wang’a göre ABD önümüzdeki aylarda böyle bir adım atmaya cesaret edemeyecek, çünkü China’yı kışkırtmak Trump açısından yeni bir siyasi gerileme doğurabilir.
Belt and Road Initiative ve Enerji Güvenliği
Diesen, ABD ve Israel’in Iran’da ulaşım altyapısını hedef almasının Çin yatırımları açısından da bir saldırı sayılıp sayılamayacağını sordu. Belt and Road Initiative’in Eurasian landmass üzerindeki yollar, demiryolları, limanlar ve dijital bağlantılar yoluyla kurduğu ağda Middle East’in önemli bir yer tuttuğunu belirtti.
Wang, Çin’in Iran’daki yatırımının yaklaşık 5 milyar dolar olduğunu söyledi. Savaşın başlamasından bu yana projelerin geniş alanlarda durduğunu, personelin acilen tahliye edildiğini, yatırım beklentilerinin belirsizleştiğini ve sonraki yatırımların ciddi şekilde engellendiğini ifade etti. Ayrıca China capital markets’in son aylarda yaklaşık yüzde 10’a yaklaşan dalgalanmalar yaşadığını ve bunun yatırımcılar için kayıplara yol açtığını söyledi.
Enerji güvenliği açısından Wang’ın verdiği en önemli sayı, China’nın petrol ithalatının yaklaşık yüzde 35’inin Strait of Hormuz’dan geçmesi oldu. Wang, bu şokların Çin ekonomisini temelden istikrarsızlaştıracak ölçüde ağır olmadığını ancak Beijing’e güçlü bir stratejik sinyal gönderdiğini savundu. "Stratejik değişim iki temel kavrama indirgenebilir: ulaşım koridorlarının çeşitlendirilmesi ve enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi," diyen Wang Wen, China-Europe Railway Express, Trans-Caspian transport corridor ve Central Asia land corridor gibi kara rotalarının öneminin arttığını belirtti.
Taiwan Meselesi
Diesen, Batı’da bazı yorumcuların ABD’nin Ukraine ve Middle East’te meşgul olmasını China için Taiwan konusunda bir fırsat penceresi olarak gördüğünü söyledi. Wang ise sorunun alt metnini, Iran conflict’in ABD askeri kapasitesini zayıflatıp China’nın Taiwan’ı güç kullanarak birleştirme takvimini hızlandırıp hızlandırmayacağı şeklinde anladığını belirtti.
Wang’a göre China mainland eğer Taiwan meselesini askeri yolla çözmek isteseydi, ABD bunu engelleme kapasitesini çoktan kaybetmiş olurdu. "ABD, Taiwan’ı savunma kapasitesinden basitçe yoksundur," diyen Wang Wen, Beijing’in güç kullanıp kullanmayacağı kararının Washington’ın bunu engelleyip engelleyememesine bağlı olmadığını söyledi.
Wang, güç kullanımının ancak Taiwan independence yönünde adımlar atılması halinde söz konusu olacağını, bunun Taiwan’daki genel halka değil, bağımsızlıkçı ayrılıkçılara yönelik olacağını savundu. Hatta ABD askeri gücünün zirvede olduğu 30 yıl önce bile Taiwan bağımsızlık ilan etseydi China mainland’in güç kullanarak birleştirmeye gideceğini söyledi. Bununla birlikte Wang, peaceful resolution ihtimalinin güçlendiğini ve böyle bir çözümün yaklaştığını savundu.
ABD-Çin-Rusya Üçgeni
Diesen, İran savaşının China’nın US ve Russia ile ilişkilerini nasıl etkileyebileceğini sordu. Middle East kaynaklı enerji arzının daha az güvenilir hale gelmesinin China’nın Russia’ya bağımlılığını artırıp artırmayacağını gündeme getirdi.
Wang, çatışmanın US-China-Russia üçgenindeki dengeyi ciddi şekilde şekillendirdiğini söyledi. Ona göre daha önce US bu üçgende görece proaktif taraftı, China ve Russia ise daha savunmacı konumdaydı. Ancak şimdi US, Iran tarafından ağır biçimde sınırlandırılmış ve daha istikrarsız hale gelmiş durumda. Wang, Russia’nın yükselen petrol fiyatlarından ve Ukraine battlefield’daki durumdan fayda sağladığını; China’nın ise petrol ithalatı ve hisse piyasasında bazı yansımalar yaşasa da ABD’den gelen stratejik baskının azaldığını savundu.
"ABD artık hem China’yı hem Russia’yı etkili biçimde çevreleyebildiği döneme kalıcı olarak veda etti," diyen Wang Wen, Trump’ın taktik hamlelerde usta görünebileceğini ancak genel strateji açısından başarısız olduğunu ileri sürdü.
Savaşın China İçin Riskleri ve Fırsatları
Diesen, savaşın Russia için hem riskler hem fırsatlar taşıdığını, petrol fiyatlarının Russia ekonomisine katkı sağlayabileceğini ancak Iran’ın stratejik ortak ve ulaşım düğümü olarak zarar görmesinin risk yarattığını söyledi. Ardından savaş uzarsa China için temel risklerin ve fırsatların ne olacağını sordu.
Wang, savaş devam eder ya da tırmanırsa China için risklerin açık olduğunu söyledi: enerji hatları kesintilere karşı kırılgan kalacak, ithal petrol maliyeti yükselecek, bu da enflasyonu tetikleyebilecek; Middle East’teki dış ticaret siparişleri daralacak; Belt and Road Initiative projeleri dondurma, temerrüt ve başka komplikasyon riskleriyle karşı karşıya kalacak.
"China, dünyanın herhangi bir yerinde savaş çıkmasını en az isteyen büyük ekonomidir," diyen Wang Wen, son 40 yılda China’nın savaş başlatmadığını, savaşa katılmadığını ve savaşa dahil olmadığını savundu. Bunun nedenini de China’nın kalkınmasının ancak barış yoluyla mümkün olmasına bağladı.
Wang, uluslararası ortam ne kadar olumsuz hale gelirse gelsin China’nın yeni stratejik fırsatlar yaratma kapasitesine sahip olduğunu söyledi. Ona göre savaşlar arttıkça ve dünya daha çalkantılı hale geldikçe, China’nın barışı, istikrarı ve refahının önemi daha fazla fark edilecek. "United States ne kadar savaş kışkırtmaya çalışırsa, China barışı korumak için o kadar çaba gösterir," diyen Wang Wen, ABD için her savaşın düşüş merdiveninde bir basamak, China içinse barışı koruduğu sürece yükselişini sürdüren bir fırsat olduğunu savundu.
Diesen ise barışın fırsat olarak çerçevelenmesini duymaktan memnun olduğunu, bunun artık çok yaygın olmadığını söyledi. Chas Freeman ile yaptığı görüşmeye atıf yaparak Freeman’ın, China’nın bugün uluslararası sistemi geçmişte ABD’nin temsil ettiğini iddia ettiği biçimde temsil ettiğini söylediğini aktardı. Program, Diesen’ın Wang’a teşekkür etmesi ve Beijing’de görüşme dileğiyle sona erdi.
Giriş
Glenn Diesen: Tekrar hoş geldiniz. Bugün konuğumuz Wang Wen; kendisi Chongyang Institute of Financial Studies’te profesör ve dekan, ayrıca Renmin University of China bünyesindeki School of Global Leadership’in dekanı. Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Beijing’de önemli bir ses olduğunuzu biliyorum, bu yüzden bizimle konuşmaya vakit ayırmanızı takdir ediyorum.
Wang Wen: Teşekkür ederim. Teşekkür ederim, Profesör Diesen. Sizinle her konuştuğumda gerçekten keyif alıyorum.
Glenn Diesen: Ben de aynı şekilde. Bugün özellikle İran’daki savaşın China’yı nasıl etkilediğine odaklanmak istiyorum; çünkü bu savaş China’yı birçok yönden etkiliyor. İlk geniş sorum şu olur: Beijing, Iran’a karşı bu savaşı nasıl yorumluyor? Bu esas olarak US ile Iran arasında bölgesel bir çatışma olarak mı görülüyor, yoksa China’yı da kapsayan çok daha geniş, sistemik bir rekabet bağlamında mı değerlendiriliyor?
Beijing’in İran Savaşına Bakışı
Wang Wen: Bence Çin hükümetinin mevcut çatışma ve Iran konusundaki tutumu çok, çok açık. China, anlaşmazlığın siyasi müzakere yoluyla çözülmesini vurguluyor ve UN tarafından yetkilendirilmemiş her türlü tek taraflı askeri eyleme karşı çıkıyor. Çin tarafı defalarca ateşkes ve düşmanlıkların sona ermesi çağrısında bulundu; egemenliğe ve meşru kalkınma haklarına saygıyı savunurken azami baskı kampanyasına ve uzun vadeli yargı yetkisi iddialarına karşı çıktı.
Wang Wen: Çin hükümetinin benimsediği pozisyon yalnızca uluslararası hukuk ilkesine dayanmıyor; aynı zamanda China’nın kendi stratejik çıkarlarını da yansıtıyor. Özellikle büyük bir enerji ithalatçısı olarak konumu, çok taraflılığın savunucusu olması ve daha önemlisi küresel barışı koruma yönündeki nihai zorunluluktan kaynaklanıyor.
Wang Wen: Bir akademisyen olarak şunu söylemeliyim: Bugünün dünyasında çok fazla savaş var. Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana yalnızca 37 yıl geçti; fakat bu 37 yıl içinde dünya en az 150 büyük savaş ve askeri çatışmanın patlak vermesine tanık oldu. Gulf War, Afghanistan, Iraq, Libya, India, Ukraine ve şimdi Middle East’te yaşananlar buna dahil.
Wang Wen: Bu askeri çatışmaların büyük çoğunluğunda US yer aldı; ister US tarafından başlatılmış, ister US tarafından yönetilmiş, ister US katılımını içermiş ya da US desteğiyle desteklenmiş olsun. Dünyanın en büyük gücünün ortaya koyduğu örnek, açıkçası korkunç.
Wang Wen: Şimdi Beijing’in nasıl düşündüğünü soruyorsunuz. Bence sonuç olarak Çin strateji çevresi şu meseleye odaklanıyor: Bu özel savaş uluslararası düzeni daha da bozdu ve küresel ekonomiyi istikrarsızlaştırdı. Ayrıca odak noktamız daha derin ve uzun vadeli sorulara yöneliyor.
Wang Wen: Örneğin, US hegemonyasının ardından uluslararası düzen nasıl görünecek? Çok kutuplu dünyada barış mekanizması kurulabilir mi? Uzun vadeli bölgesel diyalog çerçevesi geliştirilebilir mi? Krizler ve anlaşmazlıklar gerçekten ve temelden çözülebilir mi? China bu bağlamda özellikle hangi sorumluluğu ve katkıyı üstlenmelidir?
Wang Wen: Bu yüzden savaştan sonra çok sayıda uzun vadeli perspektif üzerine düşünüyoruz. Dolayısıyla bu savaş, evet, belki de çok büyük etkiler üretti.
Glenn Diesen: Bu ilginç. Buna bir çelişki diyelim; çünkü Batı’da son 30 yılı aşkın dönem çoğu zaman istikrar çağı, barış zamanı, düzenin ve hukukun üstünlüğünün olduğu bir dönem olarak anıldı. Oysa son 30 yılı aşkın süreye baktığınızda Yugoslav wars, Afghanistan’ın 20 yıllık işgali, Iraq’ın yasa dışı işgali, Libya, Syria, Yemen ve bence Ukraine ile Iran’ı da Batı savaşları kategorisine koyardım; ayrıca Gaza’daki soykırımı da ekleyebilirsiniz. Barış dönemi olarak gördüğümüz bir çağ için oldukça uzun bir liste.
Glenn Diesen: Fakat bu dönem sona ererken şimdi bütün kuralların da bir kenara atıldığını görüyoruz. Amerikan tarafında şimdi Cuba, Venezuela ve Iran bağlamında uluslararası su yollarına erişimi kapatıyorlar. Bütün medeniyetlerin yok edilmesinden söz ediyoruz ve kullanılan dil oldukça acımasız. Eğer Iran’daki bu savaş tek kutuplu dünyadan çok kutuplu dünyaya geçişin bir parçasıysa, siz bu savaşı küresel düzende önemli bir dönüm noktası olarak görüyor musunuz?
Tek Kutuplu Düzenden Çok Kutupluluğa
Wang Wen: Öncelikle Çinli politika yapıcılar adına konuşamam; fakat Çin strateji akademisindeki bazı yaygın görüşleri paylaşabilirim. Artık giderek daha fazla Çinli akademisyen, US hegemonyasının sonuna ulaştığına, Soğuk Savaş sonrası düzen denilen şeyin kapanmakta olduğuna ve dünyanın sizin de belirttiğiniz gibi yeni bir çok kutupluluk çağına girdiğine inanıyor.
Wang Wen: Çok kutuplu çağ en az iki özellik ile karakterize ediliyor. Birinci özellik, US’in dünyayı domine etme stratejik kapasitesini tamamen kaybetmiş olmasıdır. Belki gelecekte US sıradan bir bölgesel güce gerileyecek; küresel ya da kapsamlı düzeyde değil, yalnızca bazı belirli bölgelerde ve belirli alanlarda stratejik liderliğe sahip olacak.
Wang Wen: Bugün US sanki çökmekte olan yaşlı bir patron gibi. Müttefiklerine baktığınızda Japan onunla alay ediyor; European countries açıkçası ondan rahatsız; Canada ona karşı geri itiyor; Israel ise şimdi onu rehin almış durumda. Bu anlamda US oldukça acınacak bir figür ve eski müttefikleri tarafından manipüle ediliyor.
Wang Wen: Daha da acınacak olan, President Trump’ın hâlâ sürekli kazandığına inanması. Bu gerçekten acınacak bir durum. Bazen American people’a karşı oldukça sempati duyuyorum; savaş yürütmek için kullanılan paranın bunun yerine iç refahı ve altyapıyı iyileştirmeye harcanması gerekirdi.
Wang Wen: İkinci özellik, China, Russia, India, Brazil gibi yükselen ekonomilerin ve Vietnam, Indonesia, Nigeria, South Africa, Ethiopia, Tanzania gibi diğer bölgesel güçlerin başarılı yükselişidir. Çok sayıda yükselen ekonomi var. US artık bu yükselen ekonomilerden herhangi birinin sürekli yükselişini çevreleyecek güce sahip değil.
Wang Wen: Aynısı Iran için de geçerli. Önümüzdeki on yılda ya da belki daha uzun bir sürede, Iran daha akıllı bir iç ve dış politika benimserse, yaklaşık yarım yüzyıllık US baskısının şokundan eninde sonunda kurtulacağına ve yeni bir yükseliş gerçekleştireceğine inanıyorum.
Wang Wen: Kısacası şu anda bir geçiş aşamasındayız. Eski hegemonik düzen, yeni çok kutuplu manzaraya yer açıyor.
China’nın Temkinli Tutumu
Glenn Diesen: Genel olarak birçok kişi China’ya baktığında, uluslararası ilişkilerde daima biraz temkinli olduğu izlenimine kapılıyor. Bu özellikle 1978’den bu yana böyle oldu sanırım: barışçıl yükseliş, uluslararası sistemde çok fazla dalga yaratmama, diğer büyük güçlerden olumsuz tepkiler çekmeme yaklaşımı. Bazıları bunun son birkaç yılda biraz değişmiş olabileceğini, United States’e karşı daha sert durma isteğinin arttığını savunacaktır.
Glenn Diesen: Buna rağmen Iran savaşında China’nın geleneksel profilini koruduğu, yani bir ölçüde temkinli ve düşük profilli bir duruş sergilediği görüldü. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu, bölgesel bir çatışmayı küreselleştirmemek için gösterilen bir itidal mi, yoksa sınırlı etki gücü mü?
Glenn Diesen: Ayrıca artık meselenin yalnızca Iran olmadığını görüyoruz; bu, China’yı da büyük ölçüde etkiliyor gibi. Americans, Iranian ports üzerine abluka koyduğunda bunun açıkça China’nın önemli bir kaynaktan petrol almasını engellemeyi de hedeflediğini söylüyorlar. Bu arada şimdi Iran ile ticaret yapan Chinese banks’e yaptırım uygulanmasından da söz ediyorlar. Bunu nasıl görüyorsunuz? China’dan temkinli tepkinin sürmesini mi bekliyorsunuz?
Wang Wen: Bence sizin sözünü ettiğiniz görece temkinli ve düşük profilli yaklaşım yalnızca bugün Iran meselesinde değil, geçmişte Russia-Ukraine conflict’te de görüldü. Bu, tam da China’nın dış politikasının altında yatan siyasi felsefeyi gösteriyor: ateşkes ve düşmanlıkların sona ermesini savunmak, anlaşmazlıkların siyasi müzakere yoluyla çözülmesini vurgulamak.
Wang Wen: Aynı zamanda China, savaşan tarafların her ikisiyle de normal ticari ilişkilerini kesmez. Örneğin Russia-Ukraine conflict sırasında China hem Russia hem Ukraine ile normal ticari bağlarını sürdürdü. Benzer şekilde mevcut savaşta da China, US, Israel ve Iran ile normal ticaret yürütmeye devam ediyor.
Wang Wen: Bugünlerde US, Iran ile ticaret yapan Chinese banks’e yaptırım tehdidinde bulunuyor. Bence bu çok mantıksız. Elbette US’den gelen bazı tehditler bazen paper tiger gibidir. US, China’yı böyle tehdit ettiğinde China’nın US yaptırımlarına yanıtı çoğu zaman şuna benzer: Buyurun, deneyin; bize yaptırım uygulamaya kalkarsanız biz de size karşı kesinlikle karşı önlem alırız.
Wang Wen: Bu China’nın çok açık sinyalidir. Önümüzdeki aylarda US’in böyle bir adım atmaya cesaret edemeyeceğini düşünüyorum. Elbette President Trump’ın başarısını sağlamanın anahtarı China ile gerilimi artırmamaktır. China’yı bu şekilde kışkırtmak Trump için bir başka siyasi geri adıma yol açacaktır. Bu açıdan bakıldığında China, US’in paper tiger niteliğini uzun zamandır görmüş durumda.
Belt and Road Initiative, Altyapı ve Enerji
Glenn Diesen: China için temel bir endişenin şu olacağını düşünüyorum: Son birkaç yıldır, aslında uzun yıllardır, pahalı Belt and Road Initiative’i finanse ediyor. Bunun büyük bir kısmı Eurasian landmass’i farklı yollar, demiryolları, limanlar ve dijital bağlantılar üzerinden birbirine bağlamakla ilgili. Middle East de yatırım yaptığı önemli bir bölge oldu.
Glenn Diesen: US ve Israel Iran’ı bombalarken çok sayıda ulaşım altyapısının hedef alındığını da fark etmeden duramıyorum. Genel olarak bu, Çin yatırımlarına yönelik bir saldırı da değil mi? Sizce bu China’yı nasıl etkiliyor? Middle East’e odaklanmayı azaltacak mı, China ticaret rotalarını değiştirecek mi, yoksa Beijing’den ne görmeyi bekleyebiliriz?
Wang Wen: Aslında China’nın Iran’daki yatırımı şu anda yaklaşık 5 milyar dolar. Savaşın patlak vermesinden bu yana projeler geniş alanlarda durma noktasına geldi. Personel acilen tahliye edildi. Yatırım beklentileri belirsiz hale geldi ve sonraki yatırımların ilerleyişi ciddi biçimde engellendi.
Wang Wen: Son aylarda China capital markets yaklaşık yüzde 10’a yaklaşan dalgalanmalar yaşadı. Bu da birçok yatırımcı için kayıplara yol açtı. Her şeyden önce China’nın petrol ithalatının yaklaşık yüzde 35’i Strait of Hormuz’dan geçtiği için ülkenin enerji güvenliği de etkilendi.
Wang Wen: Bu şoklar elbette China’nın genel ekonomisini temelden istikrarsızlaştıracak kadar ağır değil. Fakat şunu söylemeliyim ki bu şoklar Beijing’e çok güçlü ve daha da güçlü bir stratejik sinyal gönderdi: Belt and Road Initiative’i sürdürülebilir ve yüksek kaliteli bir biçimde ilerletmek zorunludur.
Wang Wen: Hepimizin bildiği gibi Belt and Road Initiative bağlantısallığı geliştirmeyi amaçlıyor. Daha da önemlisi, Belt and Road Initiative’in temel hedefi Eurasia kıtası boyunca çok sayıda kara petrol koridoru inşa etmek ve böylece enerji ithalatçısı ülkelerin deniz yollarına aşırı bağımlılığını azaltmaktır.
Wang Wen: Bu açıdan bakıldığında genişletilmiş China-Europe Railway Express’in kuzey hattı, Trans-Caspian transport corridor ve Central Asia land corridor gibi kara koridorlarının önemi belirgin biçimde arttı. Başka bir nokta da Middle East dışındaki kaynaklardan, yani Russia, Central Asia, Africa ve South America’dan enerji kaynakları tahsisini artırmaya yönelik vurgunun büyümesidir. Amaç, herhangi tek bir deniz taşımacılığı hattına bağımlılığı azaltmaktır.
Wang Wen: Kısacası stratejik değişim iki temel kavrama indirgenebilir: ulaşım koridorlarının çeşitlendirilmesi ve enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi.
Taiwan Senaryosu
Glenn Diesen: Bu iyi bir yanıt gibi görünüyor. Fakat birçok kişi China’nın bu savaştan nasıl etkileneceğini ya da nasıl tepki vereceğini değerlendirirken Taiwan’a da bakıyor. Chinese strategists, olası bir çatışma ya da en azından bir Taiwan senaryosu açısından sizce ne tür dersler çıkarıyor?
Glenn Diesen: Batı’da birçok kişi, Americans’ın Ukraine’de ve Middle East’te meşgul olması nedeniyle bunun China için Taiwan’da bir şeyler yapmak adına büyük bir fırsat ya da fırsat penceresi olduğunu savunuyor. Bazıları da US’in giderek daha dikkatsiz hale gelmesi nedeniyle China’nın bu meseleyi şimdi çözmesinin bir gereklilik olabileceğine işaret ediyor.
Glenn Diesen: Bunun ötesinde, savaşın Taiwan üzerinde bir çatışmayı daha olası mı yoksa daha az olası mı hale getirdiğini düşünüyorsunuz?
Wang Wen: Sorunuzun alt metnini şöyle anlıyorum: Iran ile mevcut çatışma US military capability’yi potansiyel olarak azaltabileceği ya da stratejik varlıklarını uzun bir dönem boyunca bağlayabileceği için, China güç kullanarak birleşme takvimini hızlandırır mı? Russia-Ukraine conflict patlak verdiğinde birkaç yıl önce bana çok benzer bir soru sorulmuştu.
Wang Wen: Benim görüşüm şu: Eğer Chinese mainland Taiwan meselesini askeri yollarla çözmeyi amaçlasaydı, United States bunu durdurma yeteneğini çoktan kaybetmiş olurdu. US, Taiwan’ı savunma kapasitesinden basitçe yoksundur.
Wang Wen: Chinese mainland’in sonunda Taiwan’ı birleştirmek için güç kullanmayı seçip seçmemesi, United States’in bu birleşmeyi engelleme kabiliyetine sahip olup olmadığına bağlı bir karar değildir.
Wang Wen: Söylemek istediğim şu: Taiwan independence yönünde adımlar atılmadıkça askeri birleşme olmayacaktır. Herhangi bir güç kullanımı Taiwan’daki genel halka değil, bağımsızlıkçı ayrılıkçılara yöneltilmiş olacaktır.
Wang Wen: Başka bir deyişle, 30 yıl önce US military power muhtemelen zirvesindeyken bile Taiwan bağımsızlık ilan etmiş olsaydı, Chinese military ve Chinese mainland yine Taiwan’ı güç kullanarak birleştirmeye girişirdi.
Wang Wen: Benim mantığım ve gerekçem şu: Chinese mainland bu meselenin barışçıl çözümünü sürekli ve sabırla aradı. Aslında Taiwan meselesini gerçekten anlayan herkes, şu anda barışçıl çözüm olasılığının daha da güçlendiğini ve böyle bir çözüm ihtimalinin giderek daha da yaklaştığını kabul edecektir.
US-China-Russia Dengesi
Glenn Diesen: Eğer Iran’daki bu savaş çok kutuplu dünyaya geçişi yoğunlaştırıyorsa, China’nın diğer büyük güçlerle ilişkilerini nasıl etkiliyor? United States ile ilişkileri nasıl etkiler? Bir yandan US daha kontrolsüz, hatta daha saldırgan hale geliyor gibi görünüyor; fakat China da United States’e daha fazla bağımlı hale gelebilir. En azından bu, US’in tasarımının bir parçası gibi görünüyor.
Glenn Diesen: Russia ile ilişkiler açısından da düşünüyorum. Middle East’ten enerji arzı artık daha az güvenilir hale geliyorsa, bu China’nın Russia’ya bağımlılığını pekiştirir ya da derinleştirir mi? Genel olarak China’nın US ve Russia ile ilişkilerinin bundan sonra nasıl etkileneceğini ya da bu savaştan sonra hangi yöne gideceğini nasıl görüyorsunuz?
Wang Wen: Evet, bence bu çatışma US, China ve Russia arasındaki üçlü ilişkinin dengesini önemli ölçüde şekillendirdi. Daha önce US bu üçgende görece proaktif taraftı; China ve Russia ise karşılaştırmalı olarak daha pasif bir pozisyondaydı. Geçmişte durum buydu.
Wang Wen: Fakat şimdi US kendisini Iran tarafından ağır biçimde sınırlandırılmış halde buluyor. Giderek daha düzensiz hale geldi; hatta China ve Russia’ya doğru açılım yapmaya kadar gitti. Buna karşılık Russia ve China en büyük stratejik inisiyatifi kazanan iki ülke oldu.
Wang Wen: Russia şimdi elbette petrol fiyatlarındaki büyük artıştan ve daha da fazla Ukraine battlefield’daki durumdan fayda sağlayan taraf olarak ortaya çıktı. China ise petrol ithalatı ve hisse piyasası konusunda bazı yansımalar yaşadı. Fakat genel olarak US’ten gördüğü stratejik baskı, yani esas rekabet baskısı azaldı.
Wang Wen: Daha önce de belirttiğim gibi, President Trump başarılı görünmek için Beijing’e uzlaşmacı jestler yapmak zorunda kaldı. Ayrıca November’daki ara seçimleri kaybetmemek için Trump, US-China ilişkilerini riske atmayı göze alamaz.
Wang Wen: Bu açıdan bakıldığında hem China hem Russia, US ile kendi rekabetlerinde stratejik manevra alanlarının genişlediğini gördü ve artık bu siyasi oyunlarda daha güçlü kartlara sahipler. US bugün hem China’yı hem Russia’yı etkili şekilde çevreleyebildiği döneme kalıcı olarak veda etti.
Wang Wen: Bu yüzden stratejinin doğasını gerçekten kavrayan uzmanlar açısından bakıldığında, United States her savaşı kazanmış gibi görünebilir; fakat savaşın bütününü kaybetti. President Trump her taktik manevranın ustası olabilir; fakat genel strateji söz konusu olduğunda kendisinin bir aptal olduğunu kanıtlıyor.
Riskler ve Fırsatlar
Glenn Diesen: “Aptal” kelimesi durumu iyi özetliyor gibi. Ayrıca Russia’dan söz ettiniz; elbette hem riskler hem fırsatlar var. Iran’daki savaş büyük kaygıyla izleniyor. Bütün bölgeyi istikrarsızlaştırıyor, tüm Middle East’i yakıp yıkma tehdidi taşıyor. Iran kilit bir stratejik ortak, Iranian system içinde önemli bir ulaşım düğümü, SCO ve BRICS içinde de bir ortak. Bu anlamda iyi bir savaş değil.
Glenn Diesen: Fakat ekonomiye, petrol fiyatına ve tüm bunlara bakarsanız, bu Russian economy’ye ciddi miktarda para ekliyor ve Batı’nın Russia’ya yönelik yaptırımlarda birlik sağlamasını da çok zorlaştırıyor. Ama yine de artıları ve eksileri birlikte getiriyor.
Glenn Diesen: Bu savaş devam ederse, China için temel riskler ya da fırsatlar ne olur? Yoksa esas olarak risklerden mi söz ediyoruz?
Wang Wen: Evet. Söylediğim gibi, savaş devam eder ya da tırmanırsa China için riskler çok açık. China’nın enerji yaşam hatları kesintilere karşı kırılgan kalır. İthal petrolün maliyeti yükselir ve bu potansiyel olarak enflasyonu tetikleyebilir. China’nın Middle East’teki dış ticaret siparişleri daralır.
Wang Wen: Ayrıca sizin de belirttiğiniz gibi Belt and Road Initiative projeleri, dondurulma ve temerrüt gibi komplikasyonlar da dahil olmak üzere çeşitli risklerle karşı karşıya kalır. Çok sayıda risk var. Bu yüzden yabancı dostlarıma sık sık China’nın dünyanın herhangi bir yerinde savaş çıkmasını en az isteyen büyük ekonomi olduğunu söylüyorum.
Wang Wen: Bu yüzden son 40 yılda China hiçbir savaş başlatmadı, hiçbir savaşa katılmadı ve hiçbir savaşın içine dahil olmadı. Çünkü biliyoruz ki China ancak barış yoluyla daha iyi kalkınma sağlayabilir.
Wang Wen: Uluslararası ortam ne kadar olumsuz hale gelirse gelsin, China yeni stratejik fırsatları yakalama ve yaratma kapasitesine sahiptir. Daha fazla savaş oldukça ve dünya daha çalkantılı hale geldikçe, dünya China’nın barışının, istikrarının ve refahının gerçekte ne kadar önemli olduğunu daha fazla fark edecektir.
Wang Wen: China’nın yeni stratejik fırsatı şudur: Dünyada ne olursa olsun China kendisine, iç çözüme odaklanırsa giderek daha fazla yeni stratejik fırsat bulabilir ve yakalayabilir.
Wang Wen: Profesör Diesen, siz China’yı birçok kez ziyaret ettiniz. Bugün China’da 1,4 milyar insanın silahlı şiddetten uzak güvenli bir kentsel yönetişimden, 5G ağına evrensel erişimden, yeni enerji araçlarıyla dolu sokaklardan, mutlak yoksulluğu tamamen ortadan kaldırmış bir toplumdan, herkesin kullandığı nakitsiz ödeme ekosisteminden, kesintisiz güvenilir elektrik şebekesinden, yüksek hızlı demiryolu ağından, düşük yaşam maliyetinden ve her türlü yiyeceği bir kişinin kapısına ulaştırabilen yemek teslimat hizmetinden yararlandığını görebilirsiniz.
Wang Wen: Bugün yabancı sosyal medyada bile China’nın ulusal yönetişiminin bu temel unsurları, giderek daha fazla gelişmekte olan ülke insanı için, hatta belki giderek daha fazla gelişmiş ülke insanı için de gıpta konusu haline geliyor.
Wang Wen: Sık sık söylediğim gibi, United States ne kadar savaş kışkırtmaya çalışırsa, China barışı korumak için o kadar çaba gösterir. United States için her savaş, düşüş merdiveninde bir basamak daha anlamına gelir. Buna karşılık China için barışı sürdürmeyi ne kadar uzun süre başarırsa, yükselişi o kadar kalıcı ve dayanıklı olacaktır. China’nın en büyük fırsatı budur.
Kapanış
Glenn Diesen: Evet, barışın fırsat olarak çerçevelendiğini duymak hoşuma gidiyor. Bu artık pek yaygın değil ama çok mantıklı ve keşke daha fazla ülke de böyle yapsa.
Glenn Diesen: Birkaç gün önce Chas Freeman ile konuşmuştum. Kendisi eski US assistant secretary of defense’tı ve Kissinger 1970’lerin sonunda China’ya gittiğinde çevirmen ve diplomat olarak da görev yapmıştı. Şunu söylüyordu: Bugün China, uluslararası sistemi geçmişte United States’in temsil ettiğini iddia ettiği şekilde temsil ediyor.
Glenn Diesen: Bu nedenle China’nın o rolü devralıyor gibi göründüğü söylenebilir; China bunu çok sorumlu bir şekilde yürütürse bu iyi haber olur, ki öyle yapıyor gibi görünüyor. Her neyse, zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim ve yakında Beijing’de sizi görmeyi umuyorum. Teşekkür ederim.
Wang Wen: Evet. Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. Teşekkür ederim.