Tucker Carlson

Steve Baker: 6 Ocak, Pipe Bomb Dosyası ve Washington’ın Cevaplanmayan Soruları

Kaynağı İngilizce olan bölümde Tucker Carlson, 6 Ocak 2021’deki Capitol olayları ve aynı gün Republican National Committee ile Democratic National Committee binaları yakınında bulunan boru tipi cihazlar hakkında gazeteci Steve Baker ile konuştu. Yayın, Baker’ın Capitol görüntülerine dayanarak geliştirdiği iddiaları, kendisine yöneltilen suçlamaları, “pipe bomb” soruşturmasını ve Brian Cole Jr. ile Shaunie Kirkoff etrafında şekillenen tartışmayı ele aldı.

Carlson’ın Giriş Çerçevesi: Çözülmeyen Büyük Haberler

Tucker Carlson, programın başında günümüz haber döngüsünün büyük olayları hızla tükettiğini, ancak bu olayların çoğu hakkında tatmin edici cevaplara ulaşılamadığını savundu. Carlson, 2017 Las Vegas saldırısını örnek göstererek 867 kişinin yaralandığını, en az 60 kişinin vurularak öldüğünü hatırlattı ve saldırgan Stephen Paddock’un motivasyonuna dair kamuoyuna net bir açıklama sunulmadığını söyledi.

Bu çerçeveden 6 Ocak olaylarına geçen Carlson, bu günün 11 Eylül’den sonra Amerikan siyasi hayatındaki en önemli kırılmalardan biri olarak görülmesi gerektiğini savundu. “6 Ocak’ın Kongre’ye karşı bir ayaklanma değil, Kongre tarafından, kalıcı Washington tarafından halka karşı bir ayaklanma olduğunu artık belli bir açıklıkla biliyoruz,” diyen Carlson, olayın ardından yürütülen soruşturmanın Amerikan tarihindeki en büyük federal ceza soruşturması olduğunu belirtti. Carlson’a göre yaklaşık 5 bin FBI görevlisi sürece dahil oldu ve yaklaşık 1.500 kişi federal suçlamalarla tutuklandı.

Carlson, resmi anlatının birçok unsurunun zamanla tartışmalı hale geldiğini savundu. O gün hiçbir polis memurunun öldürülmediğini, vurularak ölen tek kişinin protestocu Ashley Babbitt olduğunu söyledi. Ayrıca bazı kişilerin, örneğin Nick Fuentes ve Ray Epps’in, kameralar önünde insanları Capitol’e yönlendirdikleri halde benzer biçimde cezalandırılmadığını ileri sürdü.

Steve Baker’ın 6 Ocak Değerlendirmesi

Steve Baker, 6 Ocak günü Capitol’de bulunduğunu, bu nedenle hakkında dava açıldığını anlattı. Olaylara ilişkin genel değerlendirmesinde iki taraflı bir tablo çizdi: Protestocular arasında kötü davrananlar olduğunu, ancak iyi niyetli olup “aptalca” işler yapanların da bulunduğunu söyledi. Benzer hataların polis hattının iki tarafında da görüldüğünü belirtti.

Baker, Capitol güvenlik kameralarından elde edilen yaklaşık 41 bin saatlik görüntüye erişen ilk gazetecilerden biri olduğunu söyledi. Bu görüntüler üzerinden sağ ve sol çevrelerdeki bazı anlatıların hatalı olduğunu savundu. Sağdaki en büyük yanlışın, Capitol Police’in kapıları açıp insanları içeri davet ettiği iddiası olduğunu belirtti. Baker’a göre yedi kapının tamamı önce içeriden, kırılan pencerelerden giren protestocular tarafından açıldı; ancak bina ele geçirildikten sonra gerilimi azaltmak amacıyla bazı polisler kapıları açık tuttu.

Sol çevrelerin hatasının ise sürekli aynı çatışma görüntülerine dayanarak bütün günün şiddetten ibaret olduğunu düşünmeleri olduğunu söyledi. “O gün herhangi bir şiddet uygulayanların sayısı yalnızca 80 ile 100 arasındaydı,” diyen Steve Baker, “yüz binlerce kişi Capitol’e gitmişken bu dar savaş sahnesi beş yıl boyunca tekrar tekrar gösterildi” şeklinde değerlendirdi.

Baker, buna rağmen 6 Ocak’ın “fedsurrection” olduğunu, ancak bunun FBI tarafından değil, Savunma Bakanlığı, Capitol Police ve CIA içindeki bazı unsurlar tarafından planlandığını iddia etti. “Capitol’de olan şey bir tuzaktı; manipüle edildi, mühendislik ürünüydü,” diyen Baker, amacın Donald Trump’ın siyasete dönmesini kalıcı biçimde engellemek olduğunu savundu.

Özel Birimler, Capitol Police ve İstihbarat İddiaları

Baker, olaydan sonra kendi çektiği görüntüleri kare kare incelediğini anlattı. Raleigh’e dönmek yerine özel kuvvetlerden bir arkadaşının yanında kaldığını, bu kişinin görüntülerde bazı kişilerin kalabalık içinde belirli görevler yürüttüğünü söylediğini aktardı. Baker’a göre bu kişi, ABD’nin yurt dışında “renkli devrim” kışkırtmak için kullandığı yöntemlere benzer hareketler gördüğünü söyledi.

Baker, daha sonra ABD ordusuna bağlı seçkin özel operasyon unsurlarının kalabalık içinde sivil kıyafetlerle bulunduğunu öğrendiğini iddia etti. Bu kişilerin Trump destekçisi özel vatandaşlar olarak orada bulunmadığını savundu. Ayrıca Newsweek’te William Arkin imzasıyla yayımlanan ve “6 Ocak’ta vur emriyle gizli komandolar” başlığı taşıyan habere atıf yaptı. Baker, Arkin’in daha sonra bu haberini sahiplenmediğini öne sürdü.

Capitol Police konusunda Baker, ön saftaki genç polislerin “kurbanlık piyonlar” gibi bırakıldığını söyledi. Kasklarının daha önce toplandığını, yeterli koruyucu donanıma sahip olmadıklarını, ciddi bir çatışmaya hazırlıksız gönderildiklerini anlattı. “Capitol Police o gün yer askerleriydi; ön saftaki memurlar görevlerini yapıyordu,” diyen Baker, asıl sorumluluğun daha üst kademelerde aranması gerektiğini savundu.

FBI, Gizli Kaynaklar ve Kalabalıktaki Provokatörler

Carlson’ın kalabalıkta kaç federal görevli bulunduğu sorusuna Baker kesin bir sayı verilemeyeceğini söyledi. Kash Patel tarafından daha önce dile getirilen 247 FBI görevlisi bilgisini ise farklı bir kategoriye yerleştirdi. Baker’a göre bu kişiler geç saatlerde kalabalık kontrolü için çağrıldı ve üzerlerinde FBI ibareleri vardı; dolayısıyla tartışılan “gizli” ya da “kışkırtıcı” unsurlar onlar değildi.

Baker, FBI’ın Proud Boys, Oath Keepers ve Three Percenters gibi gruplar içinde çalışan 20’den fazla confidential human source (gizli insan kaynağı) bulunduğunu kabul ettiğini söyledi. Ancak gerçek sayının daha yüksek olabileceğini iddia etti. “Asıl soru, protestocu gibi davranan kaç kişinin federal hükümet adına çalıştığıdır,” diyen Baker, “FBI bu sayıyı söyleyebilir; çünkü biliyorlar” şeklinde konuştu.

Ray Epps hakkında Baker, doğrudan kesin hüküm vermek yerine çevresel kanıtların dikkat çekici olduğunu söyledi. Epps’in FBI’ın en çok arananlar listesinde 16. sırada yer aldıktan sonra listeden çıkarıldığını, ardından New York Times’ta sempatik bir figür olarak sunulduğunu belirtti.

Baker’ın Kendi Davası

Baker, Ekim 2021’de FBI tarafından sorgulandığını, kısa süre sonra kendisine yöneltilebilecek suçlamalar arasında “interstate racketeering” bulunduğunu söyledi. Bunun nedeninin, Capitol’de çektiği görüntüleri HBO, New York Times ve başka medya kuruluşlarına lisanslaması olabileceğini savundu.

Daha sonra savcılığın uzun süre sessiz kaldığını, 20 ay sonra büyük jüri celbi aldığını, 8 ay sonra da Dallas’taki FBI ofisine gönüllü teslim olduğunu anlattı. Sonunda dört kabahat suçlamasıyla karşı karşıya kaldığını belirtti. Baker, davasında selective prosecution yani seçici kovuşturma savunması yapmak istediğini, ancak hâkimin buna izin vermediğini söyledi.

“Bu mahkeme salonunda Birinci Değişiklik savunması sunamazsınız,” diyen hâkimin yaklaşımını aktaran Baker, kendisinin gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hedef alındığını savundu. Dava sonucunda hapse girmediğini, karar kesinleşmeden önce dosyasının önyargılı biçimde değil, yeniden açılamayacak şekilde düşürüldüğünü ifade etti.

Pipe Bomb Tartışması: Cihazlar Gerçek Bomba mıydı?

Programın ana eksenini 6 Ocak sabahı RNC ve DNC yakınında bulunan iki cihaz oluşturdu. Baker, kamuoyuna bu cihazların “weapons of mass destruction” yani kitle imha silahı gibi sunulduğunu, fakat FBI içinden bazı görevlilerin soruşturmanın başında cihazların etkisiz olduğunu bildiğini ileri sürdü.

“Bomba olsalardı bomba olurlardı,” diyen Steve Baker, bir FBI muhbirine atıfla cihazların eğitim amaçlı kullanılan tipik inert cihazlara benzediğini savundu. Baker’a göre FBI’ın adli raporu da bu yönde yorumlanabilecek unsurlar içeriyordu. Carlson ise bunun neden yalanlanmış olabileceğini sordu. Baker, FBI’ın ilk aşamada değil, soruşturma başladıktan sonra “sistemi koruma” refleksine dahil olduğunu öne sürdü.

Baker, ilk cihazın Kongre’nin ortak oturumunun başlamasından 25 dakika önce, ikincisinin ise saat 13.00’ten 5 dakika sonra bulunduğunu anlattı. Capitol Police eski şefi Steven Sund’ın bu cihazları “diversionary devices” yani dikkat dağıtıcı cihazlar olarak değerlendirdiğini söyledi. O gün Capitol Police’te 2 bin üniformalı personel bulunmasına rağmen 250’den azının görevde olduğunu, buna rağmen Capitol arazisinde altı yasal protesto izni verildiğini aktardı.

Kamala Harris’in DNC’de Bulunması ve Gizli Servis Tepkisi

Baker, dönemin seçilmiş başkan yardımcısı Kamala Harris’in cihaz bulunduğunda DNC binasında olduğunu hatırlattı. Ona göre Harris’in o sırada Capitol’de bulunması beklenirdi; çünkü hem seçilmiş başkan yardımcısıydı hem de oy kullanan bir senatördü.

Baker, Secret Service’in DNC çevresini önceden taradığını, sabah saatlerinde görevlilerin cihazın bulunduğu yerden geçtiğini söyledi. Cihazın açıkta durduğunu, köpekler ya da görevliler tarafından görülmemesinin zor olduğunu savundu. Daha sonra Capitol Police istihbarat biriminden iki sivil görevlinin Secret Service araçlarına giderek durumu bildirdiğini anlattı.

“Bir bombanın sizden üç metre uzakta olduğu söylenirse SUV içinde oturup sandviçinizi bitirmezsiniz,” diyen Baker, Secret Service görevlilerinin tepkisinin olağandışı derecede sakin olduğunu belirtti. Baker’a göre bu tepki, oradakilere bunun bir eğitim tatbikatı olduğunun söylenmiş olabileceğini düşündürüyordu. Carlson da Harris’in bu olaydan bir yıl boyunca kamuoyu önünde söz etmemesini dikkat çekici bulduğunu söyledi.

Görüntüler, Gizli Kapı ve Capitol Police Şüphesi

Baker, gri kapüşonlu bir kişinin 5 Ocak akşamı 19.34 ile 20.18 arasında iki cihazı yerleştirdiğinin görüntülerde görüldüğünü söyledi. Bu kişinin daha sonra RNC arkasındaki Rumsey Court yakınında “gizli bir kapıdan” geçtiğini anlattı. Baker’a göre bu kapı Google Maps’te görünmüyordu ve ancak bölgeyi çok iyi bilen biri tarafından kullanılabilirdi.

Ayrıca cihazları bırakan kişinin Capitol Police kameralarının kör noktalarını bildiğini savundu. FBI’ın kamuoyuna yalnızca yaklaşık 30 saniyelik görüntü yayımladığını, oysa Kongre’ye 30 bin video dosyası bulunduğunu söylediğini aktardı. Baker ise Capitol CCTV kayıtlarından kapüşonlu kişinin yaklaşık 21 dakikalık görüntüsüne ulaştıklarını belirtti.

Baker’ın iddiasına göre kişi DNC’ye cihazı bırakmadan önce Congressional Black Caucus Institute yakınında başka bir noktaya cihaz yerleştirmeyi denedi, sonra vazgeçti. Ertesi gün cihazları aramakla görevlendirilen Capitol Police sivil karşı gözetim ekibinin de yalnızca bu iki noktaya bakması Baker’a göre operasyonel bilgiye işaret ediyordu. “Bu bir Capitol Police operasyonuydu,” diyen Steve Baker, “yalnızca onların bilebileceği kör noktalar ve geçitler kullanıldı” şeklinde savundu.

Shaunie Kirkoff İddiası ve Gait Recognition

Baker, başlangıçta pipe bomb failini araştırmadığını, Capitol Police’in kalabalığa karşı less lethal yani öldürücü olmayan silahları nasıl kullandığını incelediğini söyledi. Bu araştırmada Shaunie Kirkoff adlı Capitol Police görevlisinin görüntülerine ulaştığını, daha sonra onun CIA’de çalışmaya başladığını öğrendiğini anlattı.

Baker, Kirkoff’un eski bir başarılı futbolcu olduğunu, üniversite kariyerinde sağ tibiasını kırdığını ve iyileşme sonrası yürüyüşünde sağ bacakla ilgili belirgin bir hareket kaldığını söyledi. Kapüşonlu kişinin yürüyüşüyle Kirkoff’un yürüyüşünü karşılaştırdığını, ardından istihbarat çevresinden bir uzmana gait recognition yani yürüyüş tanıma analizi yaptırdığını belirtti.

“Yazılım yüzde 94 eşleşme verdi; insan uzman analizi ise yüzde 98 eşleşme olduğunu söyledi,” diyen Baker, bu nedenle Kirkoff’un fail olduğundan yüzde 94 ila 98 oranında emin olduğunu ifade etti. Bununla birlikte Baker, Kirkoff’a kişisel bir husumeti olmadığını, onun da kendisini bir eğitim tatbikatının içinde sanmış olabileceğini söyledi.

Baker, CIA’den kendisine gelen bir yetkilinin, Kirkoff’un iş tanımını yanlış yazdığını söylediğini; daha sonra bir CIA çalışanı muhbirin bu açıklamanın da doğru olmadığını öne sürdüğünü aktardı. Kirkoff’un avukatları ise Baker’a defamation yani hakaret ve itibar zedeleme davası açtı.

Brian Cole Jr. Suçlaması ve Baker’ın İtirazları

Baker, Kirkoff iddiasını yayımladıktan beş gün sonra FBI’ın Brian Cole Jr.’ın evini izlemeye başladığını, bir ay sonra da Cole’un tutuklandığını söyledi. Cole’un 6 Ocak 2021’de 25 yaşında, bugün 30 yaşında olan otistik bir siyah erkek olduğunu belirtti.

Baker, Cole’un fail olamayacağını savundu. Bunun nedenlerinden biri olarak ayakkabı numarasını gösterdi. Kapüşonlu kişinin giydiği Nike Air Max Speed Turf 2018 model ayakkabının görüntülerde 9 ya da 9,5 numara göründüğünü; Cole’un ise 12 numara ayakkabı giydiğini söyledi. Ayrıca Cole’un yürüyüşünün görüntülerdeki kişiden tamamen farklı olduğunu savundu.

Baker, Cole’un avukatsız iki saat sorgulandığını ve otistik bireylerin yanlış itiraf verme oranının yüksek olduğunu söyledi. FBI’ın Cole’un motivasyonunu “Irish Troubles”tan esinlenmek ve hem sağdan hem soldan nefret etmek şeklinde sunduğunu aktardı. Ancak Baker, cihazların bırakılabileceği iki başka nokta daha bulunduğunu, bunun anlatıyı zayıflattığını savundu.

Akıllı Saat, Yeni İddianame ve Ölümle Biten Soruşturma

Baker, ekibinden “Armitas” takma adlı bir video incelemecinin kapüşonlu kişinin bileğinde akıllı saat parlaması tespit ettiğini söyledi. Daha sonra aynı kişinin en az beş kez bileğine konuşur gibi hareket ettiğini gördüklerini belirtti. Baker’a göre Brian Cole Jr. hiç saat takmamış, akıllı saat sahibi olmamıştı.

Cole hakkında daha ağır bir ek iddianame düzenlendiğini, terör ve kitle imha silahı yerleştirme suçlamalarının eklendiğini söyledi. Baker, bunun aileyi anlaşmaya zorlamak amacı taşıdığını savundu. Cole’un hâlen tutuklu olduğunu ve genel nüfus içinde tutulduğunu aktardı.

Programın sonunda Carlson, ABD hükümeti içinden bazı kişilerin Cole’un yanlış suçlandığına inandığını, bu kişilerden birinin Department of Homeland Security’ye bağlı Homeland Security Investigations’ta çalışırken öldüğünü söyledi. Baker, bu konuyu araştırdıklarını, ancak kesin sonuçlara ulaşmadıkları için yayımlamadıklarını belirtti. Söz konusu HSI ajanının pipe bomb dosyasını incelemek üzere devreye girdiğini, daha sonra kız arkadaşı tarafından evinde ölü bulunduğunu anlattı. Baker, ölüm nedeni konusunda resmî adli tıp raporunun aylar sonra bile çıkmadığını söyledi.

Carlson, görüşmeyi Baker’ın anlattıklarının kayda geçirilmesinin önemli olduğunu söyleyerek bitirdi. Baker ise bunu “dead man switch” yani bir tür emniyet mekanizması olarak gördüğünü ifade etti.

Bilgi Aşırı Yükü ve Cevapsız Kalan Büyük Olaylar

Konuşmacı: Şu anda içinde yaşadığımız, her şeyin telefonlarımız üzerinden sürekli üzerimize geldiği bilgi aşırı yükünün en sinir bozucu yanlarından biri, zamanımızın en büyük hikayelerinin bazıları hakkında hiçbir zaman bir sonuca ulaşamamamız. Bir şey birden patlak veriyor. Oluyor. “Vay, bu inanılmaz. Buna inanamıyorum” diyorsunuz. Ne olduğunu ve bunun sonuçlarını düşünmek için yaklaşık dört saatiniz oluyor. Sonra bir sonraki şeye geçiyorsunuz.

Bu, çok fazla bilgiye sahip olmanın doğası. Bunun tasarlanmış olup olmadığı, dikkatimizi dağıtmak için şeytani bir planın parçası olarak aşırı bilgiye maruz bırakılıp bırakılmadığımız ya da bunun teknolojinin, dizginsiz teknolojinin doğal bir yan ürünü olup olmadığı belli değil. Muhtemelen bunun pek önemi de yok, çünkü çoğu Amerikalının günlük yaşantısı bu. Çok büyük bir şey oluyor. Ona dair bir izlenim oluşturuyorsunuz. Bu izlenimin doğru olup olmadığı belli değil ve sonra yolumuza devam ediyoruz.

Bu, gerçekten büyük olaylar için bile geçerli. Amerikan tarihinin en büyük kitlesel silahlı saldırısı dokuz yıldan biraz daha az bir süre önce, 2017’de Las Vegas’ta meydana geldi. Görünüşe göre bir adam, hemen aşağısındaki bir konsere ateş açtı. Hatırlıyorsunuz, değil mi? 867 kişi yaralandı. En az 60 kişi ateşli silahla öldürüldü. Bir FBI soruşturması vardı ve yetkililer kameraya bakıp, “Bunun dibine ineceğiz” dediler.

Sonra her zamanki parazitler ortaya çıkıp bize, bilirsiniz, bundan çıkarılacak dersin bu ülkede çok fazla silah olduğu olduğunu söylediler. Sorun silahlarmış. Las Vegas’ta bir deli insanları vurduğu için sizin silahınız olmamalıymış, falan filan. Kendi gündemlerini ilerletmek için trajediden faydalandılar. Sonra da aşağı yukarı ondan sonrasını duymadık.

Bu adam kimdi? Bir adam. Steven Paddock. Bir adam. Motifi neydi? Belirsiz. Bir manifesto bırakmadı. Yani gerçekten bilmiyoruz. Resmi hikayenin yanlış olduğuna dair bazı kanıtlar var gibi görünüyor. Yok canım, sorun yok. Ve o dönemde olup biten diğer her şeyle dikkatimizi o kadar kaybetmiştik ki, kimse gerçekten tatmin edici bir şekilde bunun peşine düşmedi.

Dolayısıyla bugün bile Amerikan tarihinin en büyük kitlesel silahlı saldırısı resmen çözülmüş sayılıyor. Ama neden olduğunu açıklayan tatmin edici bir cevabımız var mı? Hayır, yok. Buna yakın bile değiliz. Hatta elimizdeki cevap, gerçek cevaptan tamamen farklı olabilir. Bilmiyoruz ve kimse aktif olarak öğrenmeye çalışmıyor, çünkü yine bir sonraki şeye geçmiş durumdayız. Son 15 yıldaki, hatta daha uzun süredeki neredeyse her büyük haber için böyle böyle böyle oldu.

Bunu değiştirmenin pek bir yolu da yok, çünkü Amerikan tarihindeki en önemli anlar hakkında bildiğimizi sandığımız şeyleri geriye dönüp tersine mühendislikle yeniden incelemek için hayatta yeterince zaman yok. Ama yıllar geçmiş olsa bile üzerine gitmeye değer birkaç olay var.

6 Ocak ve Resmi Anlatı

Konuşmacı: Bunlardan biri, en üst sıradakilerden biri, 11 Eylül’den sonra geliyor. 11 Eylül hayatlarımızın en önemli hikayesi, çünkü Amerika’yı, Amerika’nın yapısını tamamen değiştirdi. Ama ondan sonra 6 Ocak’ın listenin en üstlerinde yer aldığını söylemek gerekir. Neden? Birçok nedenle.

En bariz olanı şu: 6 Ocak, Amerikan tarihindeki en büyük federal ceza soruşturmasını doğurdu. FBI’ın neredeyse her saha ofisi, çok sayıda polis memurunun öldürüldüğü bu ayaklanmanın faillerini bulmak için devreye girdi ve daha nicesi. Ama o ayrıntıların neredeyse her biri yalan çıktı. Aslında bu bir ayaklanma değildi. Kimse silahlı değildi. Kimsenin silahı yoktu. Silahsız ayaklanma diye bir şey yoktur. Silahsızsanız ayaklanma yapamazsınız.

O gün hiçbir polis memuru da öldürülmedi. Hatta o gün vurularak öldürülen tek kişi, Michael Byrd adlı bir Capitol polisi tarafından vurularak öldürülen bir protestocuydu. Adı Ashley Babbitt’ti. Bunun kaba hatlarına aşinasınız. Ama doğru olan bir gerçek var: Bu olay Amerikan tarihindeki en büyük FBI soruşturmasını doğurdu. Yaklaşık 5.000 ajan dahil oldu. Sonunda yaklaşık 1.500 kişi federal suçlamalarla tutuklandı. Bu kişilerin bir kısmı hapse girdi.

Fakat o gün kamerada yer alan, olaya dahil olduğu kanıtlanabilir biçimde görülen herkes, hatta başkalarını Capitol’e girmeye, kilitli bir federal binaya girerek açıkça yasayı çiğnemeye teşvik eden kişiler bile suçlanmadı ya da hapis yatmadı. Örneğin Nick Fuentes, kamerada insanları Capitol’e saldırmaya teşvik ederken görülüyordu. Görünüşe göre bunun için cezalandırılmadı. Kesinlikle bunun yüzünden hapis yatmadı. Ray Epps de hapis yatmadı. Aynı şey.

Bu nedir? Belki de sadece tuhaf bir anomali. Federal yetkililer, yine Amerikan tarihindeki en büyük iç ceza soruşturmasında yıllar harcadılar, 1.500 kişiyi federal suçlarla suçladılar, ama kamerada başkalarını yasayı çiğnemeye teşvik eden birkaç kişiyi gözden kaçırdılar. Bilirsiniz, olur böyle şeyler. Bürokrasiler meşhur şekilde verimsizdir. Belki de o adamları bir şekilde unuttular. Ya da başka bir şey oluyordu. Hâlâ bunun hakkında tartışıyoruz.

Ashley Babbitt ve İlk Tepkiler

Konuşmacı: Ama bütün bu tartışmanın içinde kaybolan bir şey vardı. Hatırlarsınız, başlangıçta 6 Ocak hakkında pek tartışma yoktu. Herkes dehşete düşmüştü. Bu bir ayaklanmaydı. Cumhuriyetçiler de dehşete düşmüştü. Ashley Babbitt öldürüldüğünde, silahsız bir kadının, bir Air Force gazisinin, pervasız davranış geçmişi olan bir polis tarafından vurulmasını alkışlayan Cumhuriyetçi senatörler vardı. Michael Byrd.

Onlar sadece onun ölmüş olmasından mutluydu, çünkü bir şekilde onları tehdit ediyordu. Yaklaşık 1,57 boyunda silahsız bir kadındı ve haklı gösterilebilir hiçbir neden olmadan vurularak öldürüldü. Ama mutluydular. Cumhuriyetçiler mutluydu. Neden mutluydular? Çünkü birçoğu temelde otoriter, elbette. Ama aynı zamanda kendilerini tehdit altında hissettikleri için. O kadar fiziksel korkaklar ki, Ashley Babbitt’in varlığı bile görünüşe göre onları tehdit ediyordu.

Bu yüzden başlangıçta neredeyse hiç kimse bu soruları gerçekten sormadı. Soran az sayıdaki kişi de bu soruları sormaktan güçlü biçimde caydırıldı. Şiddeti ya da vandalizmi ya da her neyse, ayaklanmayı savunuyorlardı denildi.

Ama zamanla bu operasyonun amacının, seçimleri yeni kaybetmiş olan Donald Trump’ı itibarsızlaştırmak olduğu netleşti. Unutmayın, tüm bunlar oyların tescil edildiği gün gerçekleşti. Onu bu seçimin sonuçlarını tersine çevirmeye çalışmakla suçlamak, azlettirmek ve mahkum ettirmek, böylece bir daha asla göreve aday olmasını engellemek. Bütün operasyonun, en azından sonrasının, propagandanın, olaylara sonradan yapıştırılan yalanların amacı Trump sorununu bir kez ve tamamen çözmekti.

Yani, “Gitti. Bir daha şehrimizi gölgesiyle karartmayacak. Bununla uğraşmak zorunda kalmayacağız. Dış politikamız ya da ekonomi politikamız hakkındaki bütün rahatsız edici sorular da bitecek. Artık Trump yok.” Ve iki parti de bunun arkasında durabilirdi. Hatta ikisi de güçlü biçimde arkasındaydı. Bu, Trump’ı altüst edip bir şekilde kendi taraflarına çekmelerinden önceydi. Bunun nasıl olduğunu kim bilir. Bunu başka bölümlerde ele aldık.

Ama mesele şu: Artık belli bir netlik ve kesinlikle biliyoruz ki 6 Ocak aslında Kongre’ye karşı bir ayaklanma değildi. Kongre’nin, Permanent Washington’ın halka karşı ayaklanmasıydı. Bu gerçekten çok açık.

Boru Bombaları Meselesi

Konuşmacı: Ama bu hikayenin hiçbir şekilde gerçekten çözülememiş bir bölümü vardı. Yaygın biçimde haberleştirilen, sonra da kısa sürede unutulan bir kısmıydı. Birisi, 11 Eylül sabahı Republican National Committee ve Democratic National Committee binalarının dışına Unabomber tarzı boru bombaları, yani içinde patlayıcı bulunan borular yerleştirmişti.

Bu da yine o hikayelerden biri. Sahte ayaklanmanın gerçekleşmesinden sonraki ilk saatlerde haber kuruluşları size bundan bahsetti, sonra da haber yapmayı büyük ölçüde bıraktılar. Belki bir yıl sonra Kamala Harris’in boru bombası bulunduğunda DNC’de olduğunu öğrendik, ama bir şekilde bundan hiç bahsetmemişti. Siz de düşünmeye başladınız: Orada ne olduğu net değil, ama muhtemelen bize anlatılan şey değil.

Bu arada şu soruya neden cevap vermediler: Bunu kim yaptı? Burası Capitol Hill. Burası Washington DC. Burası dünya üzerindeki en çok gözetlenen yerlerden biri. Capitol Hill’de kameralar tarafından izlenmediğiniz, hareketlerinizi kaydeden CCTV bulunmayan çok az fiziksel nokta vardır. Elbette bugün teknolojideki ilerlemelerle, yüz tanıma ve başka yöntemlerle, Capitol Hill’e bombaları kimin yerleştirdiğini bulmak oldukça kolay olmalı. Özellikle de Amerikan tarihindeki en büyük iç kolluk kuvvetleri soruşturması bunu bulmaya çalışıyorsa.

Ama bunun yerine, Revolver News adlı bir web sitesini yöneten Darren Beattie adlı bir adam şu soruyu soran bir yazı yayımlayana kadar temelde sessizlik vardı: “Bir dakika, bunu neden çözmediler? Bu neydi? Eğer bu gerçekten Trump seçmenlerinin sisteme, Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı bir ayaklanmasıysa, bunun 6 Ocak olaylarıyla bağlantısı ne olurdu?”

Bu, iç savaştan önceki modern bir Fort Sumter gibiydi ve bize kelimenin tam anlamıyla bunun böyle olduğunu söylediler. Hükümeti devirmeye çalıştılar. Tamam. Peki bu bunun neresine oturuyordu? Bununla ne ilgisi vardı?

Biden yönetiminin bu konuda verdiği açıklama, konuştukları ölçüde, bunun Capitol’de yaşanan ayaklanmadan kolluk kuvvetlerinin dikkatini dağıtma çabası olduğuydu. İki parti merkezinin dışındaki bombaları patlatacaklardı. Kolluk kuvvetleri oraya koşacak, ayaklanmacılar da devam edecekti. Neye devam edecekti, bilmiyorum, Nancy Pelosi’nin masasında oturmaya mı, Senato’da amaçsızca dolaşmaya mı? Gerçekte olan buydu. Aslında hiçbir şey yapmadılar, vurulmak dışında. Ama her neyse, meseleyi aşağı yukarı orada bıraktılar.

Soruşturmanın Çelişkileri

Konuşmacı: Ama Darren Beattie’nin bu yazısı şu ihtimali gündeme getirdi ve bunu bir kez düşündüğünüzde bunun açıkça doğru olduğunu görüyordunuz: Federal kolluk kuvvetleri elbette parti merkezlerinin önüne bombaları kimin yerleştirdiğini tam olarak biliyordu.

6 Ocak’ı hayatlarımızdaki diğer bütün geniş çapta duyurulmuş suçlardan farklı kılan şey, bunun özel vatandaşlara karşı işlenmiş bir suç olmamasıydı. Las Vegas’ta bir country müzik konserinde insanlara ateş etmek, 867’sini yaralamak gibi değildi. Yani bu üzücü, elbette, ama bunun Washington’la ne ilgisi var? Bizimle ne ilgisi var? Ülkeyi yöneten insanlarla ne ilgisi var? Onlar için, “Ne olmuş yani, country müzik hayranları muhtemelen Trump’a oy vermiştir. Üzücü. Üzücü. Belki ölümlerini halkın silahsızlandırılmasını savunmak için kullanabiliriz, ama bu aslında kimsenin iktidarına tehdit değil.” Tam tersine.

6 Ocak en azından öyle yorumlandı ve bence propagandayı tekrarlayan insanların çoğu kendilerini buna ikna etti: Bu, iki partili Washington’a, sadece Demokratlara değil Cumhuriyetçilere de gerçek bir tehditti. Lindsey Graham, Chuck Schumer kadar öfkeliydi, çünkü bu onların iktidarının sembolüne, Kongre’ye yönelik bir tehditti. Bir zamanlar buraya “halkın evi” denirdi. Halkın evi denmesinin nedeni, bütün bunların amacının aslında ülkenin sahiplerine hizmet etmek olduğunu hatırlatmaktı. Ülkenin sahipleri Kongre üyeleri değildir. 535 kişi ülkenin emanetçisidir. Sahipler, onlara oy veren insanlar, vatandaşlardır. Bütün bunların sahibi onlardır. Dolayısıyla tanımı gereği Kongre’nin, halkın evinin de sahibi onlardır.

Washington’da hakim tutum bu değil. Söylemeye gerek yok, oradaki tutum şu: “Bütün bunların sahibi biziz. Siz de burada bir amaç için varsınız, o amaç giderek daha belirsiz hale geliyor. AI sayesinde emeğin hiçbir değeri kalmadı. Yani bizim için gerçekten bir şey yaptığınız da yok. Biraz yolumuzun üzerindesiniz. Ve en son istediğimiz şey, sesinizi çıkarıp bizi eleştirmeniz ya da planlarımız her neyse onların önüne geçmeniz. Kendi eğlencemiz için sahnelediğimiz oyunu bozan can sıkıcı laf atan insanlarsınız. O yüzden susun.”

“Bu arada, susmayı reddederseniz, bu konuda gerçekten çeneniz düşerse ve megafonlarla bizim evimize gelirseniz, sizin değil, halkın değil, bizim evimize, sizi hapse atarız ve kefaletle serbest bırakılmanızı engelleriz. Ve yetkin bir avukata parası yetmeyen ezici çoğunluğunuza, sizden nefret eden ve hamamböceği dolu bir cehennem çukurunda, örneğin DC City Jail’de sıkışıp kalmanızı sağlayacak kamu avukatları veririz.”

İşte olan buydu. Ama boru bombası sorusu havada asılı kaldı. Bunu kimin yaptığını nasıl bilemezlerdi? Failleri bulmak için son derece motive olmuşlardı, ama iki siyasi parti merkezine yönelik bir bombalama girişimini çözmekle bir şekilde o kadar ilgilenmiyorlardı. Bunun hiçbir anlamı yoktu.

Darren Beattie’nin birkaç yıl önce cesurca ve doğru biçimde işaret ettiği gibi, ama yine de Washington Post ve New York Times bu suçu çözmeye ya da federal kolluk kuvvetlerini suçu çözmeye zorlamaya pek ilgi duymuyor gibiydi. “Bunun durumu nedir? Kaç saatlik CCTV kaydınız var? Baktınız mı? Yüz tanıma yazılımınızla taradınız mı? Bunu yapan kişiyi neden bulamıyorsunuz? Bulabileceğinizi biliyorsunuz. Neden bulmuyorsunuz?”

Steve Baker ve Yeni İddialar

Konuşmacı: Böylece, bilmiyorum, dört ya da beş yıl geçti. Ta ki o dönemde The Blaze için çalışan Steve Baker adlı bir muhabir bu soruyu gerçekten yanıtlamaya girişene kadar. Steve Baker ile yapacağımız röportajda birazdan duyacağınız gibi, bu bilmeceyi çözmek için ciddi çaba harcadı. Çözmüş olabilir de olmayabilir de. Yani bu konuda hüküm vermiyoruz. Vardığı sonuçlar şu anda epey kamuoyuna yansımış bir davanın konusu. Dolayısıyla sadece hüküm vermek bize düşmediği için değil, açıkça belirtmek istiyorum, hüküm vermiyoruz; ama bu, geri kalanlarımız için muhtemelen bunun dibine inmemiz gerektiğine dair kesinlikle bir ilham kaynağı.

Steve Baker bunu çözmeye çalışarak oldukça uzun zaman harcıyor ve çözdüğünü düşünüyor. Birinin adını veriyor, doğru ya da yanlış. Ve kelimenin tam anlamıyla birkaç gün içinde, yıllarca bu suçu çözememiş olan federal yetkililer, bunu yaptığını iddia ettikleri bir adamı tutukluyor. Tüm anlatımlara göre görünüşe göre otistik bir adam, siyah bir adam. Bütün bu hikayeyi kurdular, o da suçu itiraf etti ve artık rahat uyuyabiliriz. Bunu neden yaptı? Kim bilir? Transgender olduğu için mi? Kim bilir? Bu adamın bunu neden yaptığına dair bahanenin ne olduğunu bile hatırlamıyorum.

Ve adamı oldukça iyi tanıyan birçok kişi, “Evet, onun bunu yapmadığını biliyorum. Bu saçmalık” diyor. Ama biz buna girmeyeceğiz, çünkü bilmiyoruz. Bildiğimiz şey şu: Görünüşe göre yıllarca bu suçu çözmek için hiçbir şey yapmadıktan sonra, ki prima facie ciddi bir suç bu, Capitol Hill’de parti merkezlerini bombalamak, evet bu ciddi; Adalet Bakanlığı, Steve Baker bunu kimin yaptığına dair başka bir hipotez ortaya attıktan yaklaşık 10 dakika sonra bunu çözüverdi. Bir federal çalışan. Onun teorisi bu.

Resmi Otoriteye Güven Sorunu

Konuşmacı: Bundan ne çıkaracağımızdan pek emin değiliz. Şu hatırlatma dışında: Hiçbir ABD vatandaşının, resmi sıfatı olan ya da yetki makamındaki herhangi birinin ve özellikle federal kolluk kuvvetlerinin sözünü mutlak hakikat olarak kabul etme yükümlülüğü yoktur. Sırf onlar söylüyor diye doğru olduğu anlamına gelmez. Elbette herhangi biri herhangi bir şey söylüyor diye de doğru olduğu anlamına gelmez. İnsanlar yalan söyler. Her zaman değil. Umarız sık sık da değil. Ama bazen söylerler. Bunu biliyoruz.

Yetki sahibi insanların yalan söylemek için gerekçeleri vardır, özellikle de en başta kendilerinin yaptığı bir şeyi örtbas ediyorlarsa. Bunun makro dersi de bu olabilir. Bu sözde boru bombalamalarının arkasında kimin olduğunu öğrenmek için gerçekten bir çaba olmadı ve böyle bir çabayı tetikleyecek gerçek bir baskı da olmadı. Kısmen çünkü Washington’daki herkes potansiyel olarak buna bulaşmış durumda.

Eğer 6 Ocak’ın tamamen organik bir olay olmadığı ortaya çıkarsa, belki kısmen organikti ama tamamen organik değildi; eğer bir ölçüde, belki bütünüyle değil ama kısmen, ileride Trump’ın siyasi kariyerini sabote etmeyi de içeren bambaşka bir gündemi olan insanlar tarafından sahnelendiği ya da teşvik edildiği ortaya çıkarsa, failler sadece Demokrat Parti olmazdı. Cumhuriyetçi liderliğin çoğunluğu da olurdu. Bu iki partili bir çaba olurdu.

Buradaki gerçek çıkarım da bu olabilir. 6 Ocak’ta baktığımız şey, İran savaşında baktığımız şey, hayatlarımızın büyük bölümünde ABD ekonomisinin tamamen kötü yönetilmesinde baktığımız şey partizan bir mesele değil. Bir partinin kontrolü ele geçirip Kongre’nin iki kanadını ve Beyaz Saray’ı alması, Yüksek Mahkeme’yi doldurması ve sonra kontrolden çıkması gibi bir şey değil. Washington’daki iki partinin liderlerinin, seçmenleri değil, iki partinin liderlerinin ne istedikleri, bunun kendilerine nasıl fayda sağlayabileceği konusunda çok benzer bir vizyona sahip olması ve bunu yapması.

birbirlerine muhalefet içinde değil, birbirleriyle uzlaşı ve mutabakat içinde. Kaçınılmaz sonuç bu. Amerikan tarihinin son, diyelim 40 yılına bakarsanız, partilerin birbirine karşı amansız bir mücadele içinde olduğu değil, gizlice işbirliği yaptığı sonucuna varırsınız. Sonuca bakınca başka nasıl bir sonuca ulaşabilirsiniz ki? Muhtemelen ulaşamazsınız. Ama bu özel hikaye, ekonomik reform politikasıyla ilgili olmasa da, “burada neler oluyor?” diye sorular sormaya başladığınızda çarptığınız direnç duvarına açılan bir tür pencere.

Amerika’nın 250. yıldönümü geldi ve bu, ulusal kültürümüzün neden önemli olduğunu düşünmek için büyük bir fırsat sunuyor. Amerikalı olmak utanılacak bir şey değil. Hepimiz burada yaşadığımız için gurur duymalıyız. Aynı şey Hristiyan olmak için de geçerli. Bu 4 Temmuz’da, gelmiş geçmiş en iyi dua uygulaması olan Hallow uygulaması American Heroes Challenge’ı başlatıyor. Bu 13 günlük bir yolculuk ve dinleyicileri bu ülkeyi şekillendiren ama hikayeleri tarih kitaplarında yer almayan insanların hayatları boyunca götürüyor, çünkü bu hikayeler kalıba uymuyor. Bu hikayeler olağanüstü. Yerli Amerikalılardan, Bağımsızlık Bildirgesi’nden, Birinci Dünya Savaşı’ndan, hatta 11 Eylül’den hikayeler. Bu hikayeler tarihi ve imanı bir araya getiriyor ve imanınızı pekiştirecek. Bu, insanın içini ısıtan bir tarih dersi değil. Bu, 4 Temmuz’da cesaretle yaşamış insanlara bakmaya ve bizi de aynısını yapmaya çabalamaya teşvik eden bir davet. Hallow’u hallow.com/tucker adresinden 3 ay ücretsiz indirin ve bu meydan okumayı yapın. Biz çok sevdik. Siz de seveceksiniz.

Bununla birlikte, karşınızda Steve Baker. Ve bir kez daha söylüyoruz, iddialarını destekliyor değiliz, çünkü elbette doğru olup olmadıklarını bilmiyoruz. Ama neredeyse hiç kimse bunları yayımlamaya istekli değilken biz yayımlamak istedik, çünkü izleyicilerin karar vermesine izin vermeye değer olduğunu düşünüyoruz. Mantıklı mı? Doğru olup olmadığını bilemezsiniz. Aslında çoğu şeyin doğru olup olmadığını gerçekten bilemezsiniz. Ama doğrulayabildiğimiz kanıtları değerlendirebilir ve bunların ne anlama geldiği konusunda kendi sonuçlarınıza varabilirsiniz. Ve varmalısınız, çünkü bu olayda bunun önemi var. Bununla birlikte, karşınızda Steve Baker.

Steve Baker, bunu yaptığın için çok teşekkür ederim.

Teşekkür ederim.

Şimdi, şu an ile 6 Ocak arasında biraz mesafe var. Bence bu konuda herkesten daha fazla ya da en az herkes kadar şey biliyorsun. Genel olarak anlatabilir misin? Geriye dönüp baktığında 6 Ocak neydi?

Bunu şu önsözle çerçevelemeyi seviyorum: O gün kötü şeyler yapan çok sayıda insan gördüm.

Evet.

İyi şeyler yapan çok sayıda insan da gördüm.

Sen oradaydın.

Oradaydım.

Evet.

Orada olduğum için hakkımda dava açıldı.

Evet.

O gün normalde iyi insanlar olan pek çok kişinin aptalca şeyler yaptığını gördüm, ama bu polis hattının iki tarafı için de geçerliydi.

Evet.

Şimdi, sen o sözde 41.000 saatlik video hazinesine erişen ilk insanlardan biriydin. Sanırım bu, aman Tanrım, 2023 Şubat’ı gibi bir zamandı.

Öyle bir şey. Hatta, hatta senin birkaç yapımcın beni arayıp neye bakmaları gerektiğini sormuştu.

Ve sen de Teğmen Tar Johnson hikayesini...

Evet.

Onun ikinci haftasında ya da ikinci gününde yaptığın hikayeyi...

Evet, o benim önerimdi. Meselenin gerçeği şu ki, Capitol’de olan şey bir tuzaktı. Manipüle edildi. Tasarlandı. Ve hattın iki tarafında da inanılmaz miktarda dezenformasyon var. Solda olmanız fark etmiyor. Sağda olmanız fark etmiyor. MAGA olmanız ya da “sedition hunters” tarafında olmanız fark etmiyor. Her iki tarafta da muazzam miktarda yanlış bilgi var. Ve benim yapmaya çalıştığım şeylerden biri şu: Dünyadaki başka herhangi bir gazeteciden daha fazla videoya erişimim oldu. Orada herkesten daha fazla zaman geçirdim; sadece ben değil, benimle çalışan başka gazeteci ekipleri de. Oraya odaklanmış niyetlerle ve ne aradığımızı bilerek girdik. Sonra tabii birçok şey bizi şaşırttı.

Mesela sağdaki en büyük yanlış bilgi parçalarından biri, kapıların Capitol Polisi tarafından açıldığı ve insanların Capitol’e el sallanarak içeri alındığı iddiasıdır. Bu doğru değil. Capitol’de ihlal edilen yedi kapının tamamı, önce o meşhur gördüğümüz kuzeybatı Senato kanadı kapısındaki kırık pencerelerden içeri giren protestocular tarafından içeriden ihlal edildi. Bundan sonra, tansiyonu düşürme çabasıyla, bina ele geçirildikten sonra Capitol polisi insanlara kapıları açık tuttu. Senin ilk videolarından biri de şamanın Senato salonuna götürüldüğünü ve polisin ona kapıyı açtığını gösteriyordu. Bu harika bir ifşaydı. Böyle şeyler yaptılar, ama daha sonra; Capitol ihlal edildikten sonra. Sağ tarafın yine yaptığı hatalardan biri bu.

Solun yaptığı en büyük hata ise, gördükleri dar video sunumu yüzünden ikna olmuş olmaları. Çünkü sana şunu derler, yani soldan eleştirmenlerim şunu söyler: “Beni manipüle edemezsin. Kendi gözlerimle gördüm. Canlı izliyordum. Ne olduğunu biliyorum.” Hayır, bilmiyorsun. Çok dar odaklı bir çatışma sahnesi gördün. O gün herhangi bir şiddet eyleminde bulunan sadece yaklaşık 80 ila 100 kişi vardı. O gün Capitol’e giden yüz binlerce insan arasından sadece 80 kişi, Tucker. Ama aynı çatışma sahnesini şu açıdan, bu açıdan, şu kameradan, bu kameradan gösterirsen ve bunu 5 yıl boyunca durmaksızın tekrar tekrar tekrar gösterirsen, o zaman insanlar ne gördüklerini bildiklerine inanırlar. Ama bilmezler. Bizim yapmaya çalıştığımız gibi diğer tüm görüntüleri görene kadar bilemezler. Kimsenin 40.000 saatlik videonun tamamını izleyebileceğini sanmıyorum, ama biz bunun en önemli kısımlarını gördük. Bu yüzden sağdan ya da soldan herhangi birinin karşısına dürüstçe oturup “Hayır, bu doğru değil” diyebilirim.

Sağın da çok yanlış bildiği şey var. Doğru bildikleri şey, bunun federallerin kışkırttığı bir ayaklanma olduğudur; ama bunun FBI tarafından kurulduğunu düşünmüyorum. Ben inanıyorum ki, bunu daha önce de söyledim, yani bu büyük bir ifşa değil. Birazdan sana bunlardan birkaçını vereceğim. Ama bu, Savunma Bakanlığı, Capitol Polisi ve CIA içindeki unsurlar tarafından Trump’ı devirmek için tasarlanmış ve manipüle edilmiş bir kurgu idi ve öyleydi. Bu, CIA’in ve istihbarat topluluğunun Trump’ı bir daha asla siyasette yer alamayacak hale getirme operasyonunun devamıydı.

Yani fikir, o kadar korkunç bir şeyi kışkırtmaktı ki, o ya lekelenmiş olacaktı, hatta belki yasal olarak...

Evet.

Azil yargılamasında mahkumiyetle aday olması engellenecekti, ya da aksi halde o kadar lekelenmiş olacaktı ki bir daha asla aday olamayacaktı.

Niyet ve amaç tam olarak buydu ve en başından itibaren manipüle edildi. Yani bak, sen hikayeler yaptın ve hepimiz hakaret davalarından kaçınmak istiyoruz, ama ben artık o noktayı biraz geçtim. Ama eğer en baştan başlayıp 6 Ocak’ın her yönünü yeniden ele alsaydık, bu bugün 20 bölümlük bir seri olmak zorunda kalırdı ve bunu yapmayacağız.

Peki, bunun bir tuzak olduğu sonucuna neden vardığına dair bize biraz fikir ver.

Olan ilk şey şuydu: Ben o gün oradaydım. Kendi videomu çektim ve 7’sinde DC’den yaşadığım yer olan Raleigh, North Carolina’ya dönerken, daha şimdiden yapılan tutuklamaları duymaya başladık. Ertesi gün geniş çaplı operasyon ağı çoktan atılmıştı. Eve dönerken radyoda, televizyonda bunları duyuyorduk. Bu yüzden eve gitmedim. Aslında bir arkadaşımı aradım, Amerika Birleşik Devletleri Ordusu’ndan özel harekatçı birini, ve dedim ki: “Hey, birkaç gün kalacak bir yere ihtiyacım var, çünkü tutuklanmadan önce...” Kesinlikle bunun olacağını düşünüyordum, çünkü Capitol binasına girmiştim. Bir gazeteci olarak, bir isyancı olarak değil, hikaye nereye gidiyorsa onu takip etme niyetiyle ve kamerayla içeri girmiş olsam da, hiçbir ayaklanma, şiddet ya da o türden hiçbir şey yapmamış olsam da, tutuklanan insanların türleri yüzünden “Tamam, bir yerde saklanmam gerekiyor. Hikayemi yazmam gerekiyor. Videolarımı yayımlamam, hepsini gözden geçirmem gerekiyor. Hikayemi yayımladıktan sonra gelip beni alabilirler” diye düşündüm.

Bu yüzden yaptığım ilk şey, kendi videomu kare kare analiz etmeye başlamak oldu. Birinci seviye bir özel harekatçının yanında kalıyordum ve o da omzumun üzerinden, elimdeki videolara bakıyordu. Ekranı gösterip “Tamam, şimdi onu izle. Bu onun görevi. Bak burada ne yapıyor” diyordu. Ben de “Neden bahsediyorsun?” diyordum. Bir elinde sandviç, diğer elinde kahve vardı. “Evet, bak şimdi burada ne olacak. İzle” dedi. “Bunu yapıyor. Şimdi kalabalığın içinde kayboluyor. Şimdi onu izle. Onun yaptığı şey bu. Hayır, bu onun görevi.” Ve ben bunu başka bir çift gözden görmeye başladım. “Neden bahsediyorsun?” dedim. O da “Biz bunu denizaşırı ülkelerde yapıyoruz. Denizaşırı ülkelerde renkli devrimleri böyle kışkırtırız. Bunun için eğitildik” dedi.

Bu yüzden bütün materyallerimi gözden geçirip 6 Ocak hakkındaki ilk hikayemi, o gün ne gördüğümü ve ne yaşadığımı anlattığım 9.500 kelimelik yazıyı yazdığım beş günlük süreçte, o zamanlardan birinde omzumun üzerinden eğilip “Ah, biliyorsun, o gün biz de oradaydık” dedi. Ben yine “Ne?” dedim. “Evet, o gün sahada adamlarımız vardı” dedi.

Yani sokak aşağıda bekleyen Ulusal Muhafızlar mı?

Hayır. Amerika Birleşik Devletleri Ordusu’ndan özel harekatçılar demek.

Sivil kıyafetlerle.

Sivil kıyafetlerle. Bu yüzden yaklaşık 6 hafta sonra çıkan ikinci makalemde, kalabalığın içinde özel kuvvetlerimizin bazı unsurlarının bulunduğunu ilk kez açıkladım. Şimdi, onları kötü niyetli nedenlerle orada bulunuyorlarmış ya da yanlış bir şey yapıyorlarmış gibi sunmadım. Hatta işlerin kontrolden çıkması halinde müdahale etmek için orada bulunuyor olmalarının gayet mümkün olduğunu bile söyledim.

Ama orada özel vatandaşlar ve Trump seçmenleri sıfatıyla değillerdi.

Doğru. Şimdi, orada askerler vardı. Bunu kesin olarak biliyoruz. Yani muvazzaf personel, emekli askerler vardı.

Babbitt eski bir Hava Kuvvetleri astsubayıydı.

Evet. Orada özel sıfatla bulunan FBI ajanları vardı. ATF ajanları vardı, özel sıfatla. Federal hükümet içindeki tüm bürolardan, kurumlardan ve benzeri yerlerden özel sıfatla orada bulunan Trump destekçileri vardı ve birçoğu tutuklanıp suçlandı. Bazıları hapiste yattı. Bu özel durumda ise, kendi çalışmam ve o topluluğa erişimim sayesinde, orada özel harekatçılarımızdan çok ama çok elit unsurların bulunduğunu öğrendim ve sadece onların orada olduğunu yayımladım. Kimse bana inanmadı. Kimse inanmak istemedi. Bunun için ağır eleştirildim.

Onlara orada olmaları emredilmişti.

Evet. Evet. Ve tam bir yıl sonra, Newsweek yazarı William Arkin adlı bir beyefendi, 6 Ocak’ın birinci yıldönümünde bir makale yayımladı. Başlık şuydu: “6 Ocak’ta Vur Emri Verilmiş Gizli Komandolar.” Başlık bu, Newsweek hikayesi. Hâlâ internette. Bakabilirsiniz. Arkin’in bana cevap vermesi bile iki yıldan fazla sürdü, çünkü bak, belki onun bilgilerini almak istedim. O benimkileri alabilirdi. O bildiklerini benimle paylaşabilirdi, ben de bildiklerimi onunla paylaşabilirdim. Ama benimle konuşmadı. Sonunda cevap verdiğinde bana karşı çok düşmanca, çok hasmane davrandı. “Beni tuzağa düşürmeye çalışıyormuşsun gibi hissediyorum” dedi. Ben de “Seni tuzağa düşürmeye çalışmıyorum. Ben sadece meslektaştan meslektaşa o mesele hakkında bildiklerimizi paylaşmak istiyorum” dedim. Ve aslında elimde onunla DM iletişiminin ekran görüntüsü var; orada bunun hiç yaşanmadığını inkar etti. Evet. “Bu hiç olmadı” dedi. Ama sen bunun hakkında yazdın. Hâlâ internette. Eğer hiç olmadıysa neden geri çekilmedi? Evet. “Sadece hiç olmadı” dedi.

Kendi hikayesini reddetti.

Doğru.

Yaşam maliyeti burada yaşamayı zaten zorlaştırıyor ve işler daha iyiye gitmiyor. Ne yazık ki daha da kötüleşmesi muhtemel. Ve birçok Amerikalı aradaki açığı kredi kartlarıyla kapatıyor; sadece lüks akşam yemekleri için değil, market alışverişi ve faturalar gibi şeyleri karşılamak için. Bu bir felaket. Anlaşılır, ama o yola girmeyin, çünkü fiilen yüzde 20 veya daha fazla faizden oluşan bir hayatta kalma vergisi var. Bunu neden yapasınız? Aileniz için saklayabileceğiniz parayı neden büyük bankalara veresiniz? American Financing’teki dostlarımızın daha iyi bir yolu var. İlk evinizi almak ya da mevcut ev kredinizi yeniden finanse etmek istiyorsanız, Amerikalıların ev sahibi olma hayalini gerçekleştirmelerine yardımcı oluyorlar; aylık mortgage oranları şu anda yüzde 5’lerde. American Financing müşterilerine ayda ortalama 800 dolar tasarruf sağlıyor. Bu, yılda neredeyse 10 bin doların size geri dönmesi demek. Bu sadece bir kredi değil. Tam bir finansal yeniden başlangıç. Borç zordur, ama bunu yapmanın akıllı bir yolu da var, pervasız ve kendi kendine zarar veren bir yolu da: kredi kartları. Bu yüzden American Financing’i tavsiye ediyoruz. Komisyona değil maaşa dayalı çalışıyorlar, yani aslında sizin için çalışıyorlar, bankalar için değil. Onlara boşuna Amerika’nın Ev Kredileri Evi denmiyor. 800-685-5696’yı arayın. 800-685-5696 ya da americanfinancing.net/tucker adresini ziyaret edin.

Pentagon bunun gerçekleştiğini hiç kabul etti mi?

Hayır. Çünkü Pentagon bu belirli birimin var olduğunu bile kabul etmiyor. Oysa yakın zamanda o birimin bir üyesi senin burada masanda oturuyordu.

Hı hı.

Onlar yok. Bunu çok zorlaştıran şeylerden biri buydu. Her şeyden önce, biliyorsun, bir hikaye yazdığında araman gerekir ve bunun nasıl olduğunu bilirsin. Bir sözcüyü kayda geçirmen gerekir.

Evet.

İnkar etmesi ya da bir şey söylemesi ya da FBI, CIA, Savunma Bakanlığı neyse onun hakkında yorum yapması için. Peki, Savunma Bakanlığı’nı arayıp DC’nin hemen dışındaki Fort Belvoir’dan çıkan bu özel birimi sorduğunda, “Neden bahsettiğinizi bilmiyoruz. Böyle bir birim yok” derler.

Ama böyle bir birim var. Ve özel harekat topluluğu onların kim olduğunu çok iyi biliyor. Gerçek bir adları yok. Kullandıkları çeşitli adlar var. Kendi toplulukları içinde genellikle TFO ya da Task Force Orange olarak anılırlar. Onlar hakkında kitaplar yazıldı. Yıllar içinde “birim”, “faaliyet” ve başka şeyler olarak da adlandırıldılar. Ama varlar.

Görevleri ne? Ülke içinde mi faaliyet gösteriyorlar?

Birkaç görevleri var. Ülke içinde faaliyet göstermemeleri gerekiyor. Hiç. Ulusal Muhafızlar dışında Amerika Birleşik Devletleri silahlı kuvvetlerinin hiçbiri yapmamalı. Dolayısıyla sinyal istihbaratı grubu var; çoğu, eğer doğru hatırlıyorsam, ve inan bana, küçük ayrıntıları yanlış söylediğimde beni düzeltirler, onların sinyal istihbaratı kısmı çoğunlukla Fort Meade’den çıkıyor. Ve bu adamlar, yani bak, bunlar elitin elitinin elitleri. Navy SEAL’lere benzemezler. Delta Force adamlarına benzemezler. Genellikle daha ufak tefektirler. Beyinlerini kullanırlar. Eğitimleri daha çok izolasyon içinde hayatta kalma yönündedir.

Ve dünyanın dört bir yanında var olmamamız gereken, faaliyet göstermememiz gereken yargı alanlarına derin yerleştirmeler haline gelirler. Genellikle en ön saftadırlar. Delta Force ve SEAL’ler daha konuşlandırılmadan önce yola çıkarlar. Bu adamlar, birim, faaliyet, TFO, zaten uzun süredir oradadır. Ve bunu temas kurmadan sürdürebilmek zorundadırlar. Hepsi çok dillidir. O topluluk içindeki en yakın arkadaşlarımdan ve en derin kaynaklarımdan biri sekiz dil konuşur, kendi ifadesiyle beşini ana dili gibi konuşur. Hepsi son derece eğitimlidir, hepsinin uzmanlık alanı vardır.

Hepsi zeki. IQ’ları çizelgelerin dışında. Yani onlar, bilirsin, o iri yarı, bin şınav çeken tipler değiller. Onlar öyle değil. Ama maraton koşarlar ve onlarla ilgili her şey dayanıklılık ve izolasyon için eğitilmiş olmalarıdır. Bu onların en büyük becerisi.

6 Ocak’ta görevleri neydi?

Bilmiyorum. Bunu hâlâ öğrenemedim.

Ama kalabalığın içinde ABD ordusunun o sırada görevde olan mevcut mensupları olduğunu erken öğrendin.

Evet.

Sivil kıyafetliydiler. CIA’in o günkü olaylarla bağlantısı ne?

Ben inanıyorum ki... Bak, 51 istihbarat liderine geri dönüyorsun.

Evet.

Hunter Biden’ın dizüstü bilgisayarının Hunter Biden’a ait olduğunu inkâr eden istihbarat görevlileri, vesaire vesaire.

Evet, bunların hepsi Mark Milley’den aşağı doğru gelen aynı operasyonun parçası.

Evet.

Trump’ın, bilirsin, Genelkurmay Başkanı.

Evet.

Ben inanıyorum ki Capitol Polisi içindeki bazı çok üst düzey unsurlar açıkça bunun içindeydi. Bunu artık videolarımızdan biliyoruz. Bunu video incelemesinden keşfettik, Tucker. Bunu uydurmama gerek yok. Videolarda var. Ve bunun büyük kısmını yayımladık. Çok daha fazlası da geliyor. Ama o gün Capitol Polisi’nin sahadaki askerler olduğunu biliyoruz. Hepsi değil. Ön hatta bulunan memurlar işlerini yapıyordu.

Evet.

Hatta benim ilk haberlerimden biri, bunu kendi kameramdan elde etmiştim, Capitol Polisi’nin o gün feda edilen kuzular ya da piyonlar olduğuydu. “Piyon” kelimesini kullandım, feda edilen piyonlar. Bunu söylememin nedeni şu: Kameramla ön hattayken ve Capitol’ün batı tarafındaki alt batı terasında yeni patlak veren bu çatışmanın ön hattına çağrılmış bu genç memurların yüzlerine kameramı tuttuğumda, gözlerinde korku vardı ve hiçbir korumaları yoktu. Üzerlerinde vücut zırhı yoktu. Gözlükleri yoktu. Gaz maskeleri yoktu. Kaskları yoktu. Bu da başlı başına başka bir hikâye. Kaskları iki hafta önce toplanmış, ellerinden alınmıştı. Kasklarını teslim etmeleri emredilmişti.

Evet.

Bu, üzerinde çalıştığımız bambaşka bir hikâye. Bu yüzden bunun üzerine 20 bölümlük bir seri yapabiliriz dedim. O kadar karmaşık. Ama bu genç ön hat Capitol Polisi memurlarıyla ilgili düşüncem şuydu: Çok hızlı söyleyeyim, Capitol Polisi’nde 30 yıl görev yapabilirsin ve eleştirmek için söylemiyorum. Biliyorum, onlara süslü alışveriş merkezi güvenliği, turist rehberi falan deniyor. Ama Capitol Polisi’nde 30 yıl geçirip temelde “Evet hanımefendi, tuvaletler bu tarafta” demekten başka hiçbir şey yapmayabilirsin.

Evet.

Metropolitan Police Department’tan farklı olarak...

Washington şehrinin.

Doğru, DC polisi.

O polis gücü her gün gerçekten çatışmanın içindedir.

Çoğu isyanla onlar uğraşmak zorunda kalır. Ve ben bu genç çocukların, o gün gerçek şiddet olduğu için, gerçek şiddetle yüzleşmek üzere ön hatta çağrıldığını gördüm. Sonraki düşüncem de şuydu: Onlar benim omzumun üzerinden üzerlerine gelen şeyi görüyorlardı. Mesela senin röportaj yaptığın Capitol Polisi Teğmeni Tarik Johnson.

Evet.

Karısını arayıp, “Çocuklara onları sevdiğimi söyle. Bugün eve dönemeyeceğim. Bugün burada ölüyoruz,” dedi. Onların düşündüğü buydu. Çünkü aniden, sadece birkaç düzine kişiden oluşan bir avuç insan memurların ön hattına şiddetle saldırıyor, ama onlar benim omzumun üzerinden üzerlerine gelen on binlerce insan görüyorlardı ve niyetlerinin ne olduğunu bilmiyorlardı. Korkmuşlardı. Ölümüne korkmuşlardı. Evet. Ve bazıları aşırı tepki verdi. Bu yüzden bu ön hat memurlarına karşı çok fazla sempati duyuyorum, çünkü onlara o sabah brifing verilmemişti.

Yetersiz personelle, bilerek eksik bırakılmışlardı. 6 Ocak, her dört yılda bir Capitol Polisi için herkesin sahada olması gereken bir gün olmalıydı. Çift vardiya çalışmaları gerekiyordu. Aslına bakarsan bu politika. Birinci Değişiklik protesto günleri için departman politikası bu. Capitol Polisi’nin kendisi o gün mülkte yapılacak protestolar için altı izin vermiş ve imzalamıştı, ama memurlarına o gün izinler verdiklerini bildirmemişlerdi.

Tanrım. O gün kalabalığın içinde sivil kıyafetli kaç federal ajan vardı? Biliyor muyuz?

Bilinmiyor. Bunu ayırman gerekiyor. Birkaç ay önce Patel’in söylediği 247 kişiyle ilgili raporları duyduk; Kash Patel’in o günle ilgili söylediği gerçek doğrulardan biri, kalabalık kontrolü için çağrılan 240 küsur FBI ajanı olduğuydu. Ama Tucker, onlar saat 4’ten sonra geldiler. O emirler geç verildi. Bunlar gizli çalışanlar değildi. Kötü faaliyetlerde bulunduğu bildirilen kişiler bunlar değildi. Bunlar kalabalık kontrolü eğitimi olmayan insanlardı. FBI bunun için eğitilmez. FBI’daki özel ajan kalabalık kontrolü için eğitilmez.

Evet. Kapı görevlisi değiller.

Ve FBI ceketleriyle, FBI şapkalarıyla, yelekleriyle ortaya çıktılar. Bazıları balistik yeleklerini falan giymişti. Ama hepsinin üzerinde FBI yazıları vardı. Bunlar sivil değildi. Tamam, FBI’ın tamamı, SWAT ekipleri dışında, sivil kıyafetlidir. Hepsi. Dolayısıyla “sivil kıyafetliydiler” dediğinde bu gizli görevli anlamına gelmez. Ama üzerlerinde teçhizatlarının her yerinde büyük sarı FBI harfleriyle geldiler. Ben oradaydım. Geldikleri anı videoya çektim. Ama daha erken orada bulunan SWAT ekibini de videoya çektim. Capitol’ün alt katında Ashley Babbitt’in hayatını kurtarmaya çalışan FBI SWAT ekibiydi.

Evet. Cesedinin yanından yürüyüp geçtin.

Sen mi?

Evet.

Onu kameraya aldım. Güney kapısından çıkarılırken yayımlanan videoyu ben yayımladım. O benim videom.

Hristiyanların, her yerden önce Kutsal Topraklar’da güvende olması gerekir. Ama değiller. Unutmayın, bunlar ilk iman edenlerin, İsa’yı izleyen ilk insanların torunları; aileleri yüzyıllar boyunca, binlerce yıldır İsa’nın yürüdüğü topraklarda ibadet etmiş insanlar. Ve aynı insanlar şimdi evlerini terk etmeleri için muazzam baskıyla karşı karşıya, savaş ve Hristiyan karşıtı terör nedeniyle evlerinden kaçıyorlar. Sayısız masum kayboldu ve umutsuz durumda; kardeş Hristiyanlar. Peki onları nasıl desteklersiniz? Onları desteklediğini iddia eden, ama asıl gündemi onları gerçek yurtlarından çıkarmak olan gruplar var. Biz bunun yanlış olduğunu düşünüyoruz. Hatta bunun kötü olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden Orta Doğu’daki Hristiyanları gerçekten destekleyen bir grup bulmak için her yeri araştırdık. Ve bir tane bulduk. Adı Vulnerable People Project, VPP. Kutsal Topraklar boyunca savunmasız Hristiyanlara istikrarlı biçimde yardım eden çok az gruptan biri. Örneğin Gazze’de mahsur kalmış Hristiyan topluluklara yiyecek ve su ulaştırıyorlar. Sivillerin kurtarılmasına yardım ediyorlar. Gidecek başka yeri olmayan ailelere acil yardım sağlıyorlar. Bugün Hristiyan kiliselerinin ve ailelerin, atalarının İsa’ya ibadet ettiği topluluklarda güvenle kalmalarına yardım ediyorlar. Bunu yapan çok sayıda grup olmalıydı ve bize güvenin, bir yılı aşkın süredir araştırıyoruz, yok. Ama Vulnerable People Project tam olarak bunu yapıyor ve çalışmaları insanların hayatlarında inanılmaz bir fark yaratıyor. Sadece 33 dolarlık bir bağış, Batı Şeria’daki savunmasız Hristiyanlar için bir günlük koruma ve destek sağlamaya yardımcı oluyor. Onlara kim sahip çıkıyor? Kimse. Ama onlar sahip çıkıyor. Aylık 83 dolarlık bir bağış, bu korumanın ay boyunca sürdürülmesine yardımcı oluyor. Bu yüzden savewestbankchristians.com adresini ziyaret edin ve Hristiyanlığın başladığı topraklardaki Hristiyanların yanında durun. Adres savewestbankchristians.com. Onlarla ortaklık yapmaktan gurur duyuyoruz. Teşekkür ederiz.

Yani bilmiyoruz. Dolayısıyla 240 FBI ajanı sayısı, bunun ne ölçüde bir tuzak olduğu sorusuyla ilgili değil.

O 247 kişi kesinlikle ilgisiz. Sağ tarafın 6 Ocak’la ilgili yanlış yaptığı şeylerden biri de bu; eğer 6 Ocak’la ilgili iki anlatıyı karakterize etmem gerekirse, bu onların yanlış yaptığı şeylerden biri.

Ama ilgili soru şu: Kalabalığın içinde protestocu gibi davranan kaç kişi aslında federal hükümet için çalışıyordu?

Doğru. Ve elimizde bu cevap yok. Bu sayı yok. FBI bize bu sayıyı söyleyebilir. O sayıyı biliyorlar. Her şeyden önce, bize söyledikleri kadarıyla, çeşitli örgütlerin içine yerleştirilmiş halde, Proud Boys olsun, Oath Keepers olsun, Three Percenters olsun ya da başka gruplar olsun, FBI yöneticileriyle aktif çalışan 20 küsur CHS, yani gizli insan kaynağı olduğunu biliyoruz. Ben bunun açıklamadıklarından çok daha yüksek bir sayı olduğuna inanıyorum. Ve elbette operatörler vardı. Diğer mesele şu, FBI’a herhangi bir paye vermeye çalışmıyorum, ama işin gerçeği şu: Benim tahminime göre o gün Capitol’deki toplam kalabalık 400.000 ile 600.000 kişi arasındaydı.

Lanet olsun.

Kalabalık içinde ifade veren gerçek Capitol Polisi memurları, insan denizine baktıklarında, duruşmalardan alıntılıyorum, “Katıldığım herhangi bir başkanlık yemin töreni kadar büyük bir kalabalıktı” dediler. Bu büyük demektir, gerçekten büyük. Basın hâlâ o gün DC’de sadece 30.000 kişi olduğunu söylüyor. O sayıya bağlı kaldılar. Bu yanlış. Sonra abartıp iki milyon kişi vardı diyenler var, ama yoktu. Yani bu büyüklükte bir kalabalıkta, her zaman federal kolluk kurumlarının, departmanlarının ve bürolarının unsurları orada olacaktır. Kalabalığın içinde karşı gözetim ekipleri olacaktır ve biz onların orada olmasını isteriz. Bomba arıyorlar. Tehlikeli tipleri arıyorlar. İşaretleri biliyorlar. Tam da bunun için eğitilmişler. Ve biz onların orada olmasını isteriz, tıpkı yılbaşı gecesi Times Square’de olmalarını istediğimiz gibi, herhangi büyük bir etkinlikte olmalarını istediğimiz gibi.

Tabii. Çünkü halkı korumak için oradalar. İstemediğin şey ise sivil kıyafetli federal ajanların ya da gizli insan kaynaklarının kargaşa çıkarması, şiddeti kışkırtması.

Ya da gerçekten eğitimli provokatörlerin.

Provokatörlerin.

Kalabalığın içinde. Var mıydı?

Kesinlikle.

Ray Epps onlardan biri miydi?

Bence öyleydi. Yani bak, dolaylı kanıtlar orada. Ray Epps hikâyesini sen çok yakından biliyorsun.

Beni dava etmekle tehdit edip durdu ama hiç etmedi.

Evet. Muhtemelen keşif sürecinden geçmek istemiyordur.

Ben de öyle olduğundan şüpheleniyorum.

Kesinlikle. Ama yani bak, onun davasını yeniden yaşamamıza gerek yok. Ama açık olan şey açık. FBI’ın 6 Ocak en çok arananlar listesinde 16 numaraydı. Sonra aniden yoktu ve aniden ortadan kayboldu. Sonra New York Times’tan Alan Feuer çıkıp onun hakkında övgü dolu bir yazı yazdı. Tanrım, ne zaman çıkmıştı o? 2022 yazında. Ve onu sempatik karakter yaptılar.

Hiç unutmam. Evet.

İnanılmaz. Capitol’e girmeleri için insanlara en açık şekilde çağrı yapan kişi nasıl solun sempatik karakteri haline geliyor?

Ve hiç suçlanmıyor, biliyorsun.

Sonunda...

Sonunda, doğru. Ama küçük suçlamalarla.

Hatta içeri gelmek zorunda bile kalmadı.

Hiçbir şeyle suçlanmadı. Hayır, bu biraz delice, çünkü Nick Fuentes insanları Capitol’e hücum etmeye çağırıyordu. Bu nedir? Orada çok insan vardı. Videoda görünen çok sayıda karakter var ve Capitol Polisi CCTV’sinin çok ötesinde muazzam miktarda video var. Bu arada o videoda, bildiğin gibi CCTV’de ses yok. Ama vücut kamerası görüntüleri, haber kamerası görüntüleri, tüm bu davalarda keşif süreci için toplanmış akıl almaz miktarda iPhone görüntüsü var. Bu yüzden şiddet çağrısı yapan, insanları kolluk kuvvetlerine saldırmaya, Capitol’e hücum etmeye ve şuna buna çağıran tonlarca karakter duyuyoruz. Ve bunların pek çoğu hiç tutuklanmadı.

Bu doğru mu?

Kesinlikle. Bu arada sen tutuklandın, ben de tutuklandım.

Doğru.

Neyle suçlandın?

FBI benimle ilk kez Ekim 2021’de görüştüğünde, bir ay sonra davamı yürüten yardımcı ABD savcısı Raleigh’deki avukatıma, müvekkilinin o hafta içinde suçlanacağını bildirdi. Bu, 2021 Şükran Günü’nden önceki haftaydı. Ve suçlamaları listelediler. Beni, şaka yapmıyorum, eyaletler arası haraççılıkla suçlayacaklardı. Bildiğim kadarıyla, tüm 6 Ocak soruşturma ağı, kovuşturmaları ve hükümetimizin hepimize karşı silah haline getirilmesi içinde haraççılıkla suçlanacak tek kişiydim. Temelde kuracakları dava şuydu: Ben bağımsız gazeteci ve blog yazarı olarak videolarımın lisanslanmasından para kazanmıştım. HBO videolarımı lisansladı. New York Times belgeseli için videolarımı lisansladı. Dünyanın dört bir yanındaki başkaları videolarımdan bazılarını lisansladı. Ve bilirsin, çok para almıyorsun; standart ücret dakika başına 1.000 dolar gibi. Ama videonun altı saniyesini kullandıklarında çok para almıyorsun.

Hayır.

Dolayısıyla varabildiğimiz tek sonuç buydu. Sonra büyük bir basın atağı yaptık. Bu, Şükran Günü’nden önceki haftaydı. Şükran haftasının pazartesi günü her türden medyaya yaklaşık 200 basın bülteni gönderdik ve “Gazeteci 6 Ocak’taki gazeteciliği nedeniyle kovuşturuluyor” dedik; o gazeteci bendim. Ve Adalet Bakanlığı geri adım attı. Şükran haftasında tutuklanacağımı söylemiş olmalarına rağmen onlardan bir daha haber almadık. Bu arada bu hâlâ yazılı olarak elimizde. 2021 Şükran haftasında tutuklanacağımı söylediler. 20 ay sonra büyük jüri celbi alana kadar onlardan bir daha haber almadık.

20 ay.

20 ay. Tamamen sessizliğe gömüldüler. Avukatlarıma cevap bile vermediler.

Bu çok yanlış. Böyle davrandıklarında burası özgür bir ülke değildir.

Beni bu kadar uzun süre belirsizlikte bıraktılar. Ve büyük jüri celbinden sonra, beni gerçekten tutuklamaları bir 8 ay daha sürdü.

Seni nerede tutukladılar?

O sırada Blaze için çalışıyordum ve Blaze merkezinin bulunduğu Dallas’taydım. Bu biraz önceden planlanmıştı. FBI’a gönüllü teslim olacağım tarihi bize söylediklerinde, bunu Dallas’ta yapmayı seçtik ki her şeyi kameraya alabilelim. Ve Dallas’taki FBI saha ofisine kendimi teslim ettim. Sonra orada işlemlerimi yaptılar, beni kelepçelediler. Kamerada benim utanç yürüyüşümü orada kaydettiler. Sonra beni Dallas’taki federal adliyeye götürdüler.

Bir ağır suçla mı suçlandın?

Hayır, suçlanmadım. Dört kabahatle suçlandım. Nihayetinde beni temel dört suçlamayla suçladılar. Bilirsin, gösteri yürüyüşü, benim süslü izinsiz giriş dediğim şey...

Kamu düzenini bozma.

Evet, onu da yapıyorlar, ama öyle bir şey yoktu. Hatta sahip olduğumuz diğer avantaj da buydu. Tutuklanmamdan önce bile Blaze üzerinden Capitol’de gazeteci gibi davrandığım 37 dakikanın tamamını yayımladık; duruyorum, not alıyorum, kamera, şu bu. Yani 37 dakikamın tamamı YouTube’da. Şu anda gidip izleyebilirsin. Sonra ne oldu? Nihayetinde, 2024 seçimlerinden tam bir hafta sonraya duruşma tarihi verildi.

Ciddi misin?

Evet. Ön duruşmam seçimden sonraki gündü ve Yargıç Christopher Cooper, bu arada Trump’ın adını Kennedy Center’dan çıkarttıran aynı yargıç, o hâkim, benden nefret ediyordu. Beni gerçekten hapse atmak istiyordu.

Ne için?

Gazeteciliğim için.

Sahibi olduğun bir binaya gazetecilik yapmak için girdiğin için.

Duruşmamda ne söylediğini duyana kadar bekle.

Seçimin ertesi günü, Trump kazandığı için belli ki morali bozuktu ve bütün önergelerimizi reddetti. Yani seçici kovuşturma savunması sunmama izin vermeyecekti. Bizim temel savunmamız da bu olacaktı, çünkü hükümeti o gün dışarıdan Capitol’ün içine giren ve haber nereye gittiyse haberin peşinden giden diğer seksen küsur gazetecinin neden kovuşturulmadığını açıklamaya zorlayacaktık. New York Times, Washington Post, LA Times vesaire vesaire için çalışan herkes... tutuklanmadılar. Doğru. Tutuklanmadılar, hiçbir şeyle suçlanmadılar. Onlar neden suçlanmadı da ben suçlandım? Argümanımız bu olacaktı. Ve hâkim tamamen, “Seçici kovuşturma savunması yapmayacaksın ve bu mahkeme salonunda Birinci Ek Madde davası sunamazsın,” dedi. Kendi ülkenin Anayasası’na başvuramıyorsun. Doğru. Ön duruşmadan çıkar çıkmaz, bu bir Zoom görüşmesiydi, avukatlarımla başka bir Zoom görüşmesine girdim, dört kişi. Ve hemen, kendileri eski federal savcı olan iki avukatım, “Bak, bu duruşmanın sana karşı bir utandırma egzersizinden ibaret olacağını anlıyorsun,” dedi. Ben de, “Evet, duruşmaları takip ediyorum. Ne yapacaklarını tam olarak biliyorum. Bunu yapmayacağım,” dedim. Mahkemeye ve Adalet Bakanlığı’na dört kabahat suçlamasının tamamını kabul ettiğimi bildirdim. Peki ceza neydi? Şöyle, bu artık... Ön duruşmam seçimin ertesi günüydü. Mahkeme tarihim, hemen bir sonraki hafta, seçimden tam bir hafta sonra başlayacaktı. Ertesi gün Charlie Kirk’ten bir mesaj aldık, çünkü geçiş ekibindeydi ve bana doğrudan, “Affın kesinleşti. Endişelenme. Her şey halledildi,” dedi. Dolayısıyla duruşma tarihime bu bilgiyle girdim ve zar attım. Utandırma egzersizinden geçmek yerine bu yüzden dört suçlamanın tamamını kabul ettim. Duruşmadaydık ve bu dört suçlamanın tamamını kabul etme işleminin sonunda hâkim kâtibe, “Bay Baker’ın ceza duruşması ne zaman?” diye sordu. Kadın yazdı ve, “Bay Baker, ceza duruşmanız 6 Mart olacak,” dedi. Hâkim, “Tamam,” dedi. “Bay Baker, ceza duruşmanız gelecek yıl 6 Mart’ta olacak,” dedi. “Ama Mart’ta sizi muhtemelen görmeyeceğim için,” afların geleceğini o da biliyordu. O hâkimlerin hepsi biliyordu. Hepsi afların geleceğini biliyordu. “Mart’ta sizi görmeyeceğim için,” dedi ve aynen alıntılıyorum, “Normalde ceza duruşmanızda yapacağım açıklamaları size şimdi yapmayı göze alıyorum.” Sonra sonraki yedi sekiz dakika boyunca beni azarladı. Günlüğüm için tutanağı bende var. Suçlandığım şeylerden tek bir tanesinden bile söz etmedi. Capitol’de yaptığım ya da söylediğim hiçbir şeyden söz etmedi. Tek yaptığı, 6 Ocak sonrasındaki gazeteciliğimdi; Adalet Bakanlığı’nın silahlaştırılmasından ve bu mahkemenin yanlılığından bahsettiğim 6 Ocak sonrası gazeteciliğimden söz etti ve yedi sekiz dakika boyunca mahkemeyi benim gazeteciliğime karşı savundu. Suçlamalarımla ilgili tek kelime yoktu. Bu delilik. Suçlamalarla ilgili tek kelime yok. Delilik. Hepsi bizde. Tutanakların hepsi bende. Vay canına. Yani hiç hapse girmedin mi? Hayır. Af da almadım. Davam önyargılı şekilde düşürüldü, çünkü federal sistemde ceza verilene kadar hüküm giymiş sayılmazsın. Doğru. Çünkü evrak temelde o zaman dosyalanıyor. Yani benim için hiç olmamış gibi. Yani oldu, bunun yüzünden üç yıl cehennemden geçtim ama... Evet. Ve maliyeti hayal bile edemiyorum. Vay canına. Bunun o dönemde yeterince ilgi gördüğünü sanmıyorum. Yüksek profilli davalardan biriydim. Duruşmamda Washington Post’tan, AP’den, W USA 9’dan ve diğerlerinden bir sürü ana akım medya gazetecisi vardı. Oradaydılar. Hatta sonrasında adliyenin dışında yapılan basın toplantısında Washington Post’tan Spencer Hsu’ya baktım ve, “Sen oradaydın. Hâkimin ne dediğini duydun. Beni Ocak ayında yaptığım şey için değil, gazeteciliğim için eleştirdi,” dedim. Washington Post’tan Spencer Hsu ne dedi? “Evet, evet, haklısın,” dedi. Sonra o günün ilerleyen saatlerinde çıkan yazısı inanılmaz derecede adildi. İyi. Evet. Yani bilmiyorum ama 6 Ocak’tan aylar sonra, o sabah Capitol Hill’de bırakılan iki boru bombasının gizeminden ilk kez haberdar oldum. Sanırım Darren Beattie’nin Revolver’da yazdığı bir parçaydı. Hı hı. Bu en az dört yıl önceydi ve bunun ne olduğunu anlamaya bugün de daha yakın olduğumuzu sanmıyorum; en azından ben daha yakın değilim. Hikâyeyi anlatabilir misin? Bu boru bombaları hakkında kamuoyuna ne aktarıldı, sonra da sence gerçekte ne olduğunu anlat. Evet. Kamuoyunun olduğuna inandığı şey, kötü niyetli bir kişinin bu düzenekleri, bu kitle imha silahlarını hem Cumhuriyetçi Ulusal Komite merkezinin hem de Demokratik Ulusal Komite merkezinin önüne yerleştirdiğiydi. Ve birçok kişi bunların, o gün Capitol’ü basan insanlar, yani isyancılar, benim de olmakla suçlandığım isyancılar, o gün oylamayı ya da Seçiciler Kurulu oyunun tasdikini durduramazsa patlatılmak üzere kullanılacağını düşündü. İlk düşünce buydu ve tabii basının bunu nefes nefese sunma biçimi de buydu, değil mi? Hiç de öyle olmadı. En baştan başlayalım. Yani o gün ya da ertesi gün bildiğimiz ya da okuduğumuz şey şu: 6 Ocak’ta Capitol Hill’de RNC ve DNC’nin önünde dışarıda iki bomba, iki patlayıcı düzenek bulundu. Doğru mu? Doğru. Tamam. Evet. Ama her şey oradan itibaren dağılmaya başlıyor. Öncelikle, şimdi geriye dönüp baktığımızda, o soruşturmaya atanmış gerçek FBI ajanlarından, kendilerine üst yönetim tarafından düzeneklerin inert, yani etkisiz olduğunun söylendiğini biliyoruz. Bomba yapımı ve bomba eğitimi konusunda bilgili, tüm federal kurumlardan kişiler, fotoğraflara ve FBI’ın bir hafta sonra çıkan adli raporuna bakarak, ki raporun tamamı bende var, bunların tipik eğitim düzenekleri olduğunu söylediler. Yani bomba değillerdi. Bomba değillerdi. FBI muhbirlerinden biri meşhur şekilde, “Bomba olsalardı bomba olurlardı,” dedi. Dolayısıyla FBI hâlâ düzeneklerin tehlikeli olduğunu, büyük zarar ve bedensel yaralanma potansiyeli taşıdığını söylemeyi sürdürse de artık biliyoruz. Hatta tutukladıkları adama kitle imha silahları ve terörizm suçlaması yönelttiler. Ama ilk haber yapıldığında, bu bir terör eylemi olarak haber yapıldı. Evet. Ama sen FBI’ın hemen bildiğini söylüyorsun, ya da... Kesinlikle. Biliyorlardı. Bomba olmadığını. Evet. O gün bomba olmadıklarını biliyorlardı. Neden bunun hakkında yalan söylesinler? FBI’ın bu yalana, soruşturma başlayana kadar dahil edildiğini sanmıyorum; sonra da blob, blob’a blob’u korumamız gerektiğini bildirdi. Evet. Bugün bulunduğumuz yer de burası. Zaten işler gerçekte böyle yürür. Böyle işliyor, partizan değil. Hayır. Tek bir kurum değil. Başıbozuk bir kurum ya da başıbozuk bir siyasetçi değil. Sistem kendini koruyor. Bu arada blob benzetmesini Mike Benz’den çaldım; o da boru bombaları konusunda Darren Beattie için çalışmayı yapmıştı. Ben de çaldım ve bunu söylemeliydim. Söylemeliydim. İlk çöküş buydu. İkinci çöküş ise zamanlamada. Düzeneklerin bulunması; ilki, Kongre’nin iki kanatlı ortak oturumundan ve Başkan Yardımcısı Pence’in saat 1’de tokmağı vurmasından 25 dakika önce bulundu. Yani ilk bomba bundan 25 dakika önce bulundu. Tamam. İkinci düzenek ise 1’den 5 dakika sonra bulundu. Capitol Polisi Şefi Sund, senin birkaç kez röportaj yaptığın kişi, bunların kesinlikle dikkat dağıtma amaçlı düzenekler olduğunu söylüyor. Bunlar kaynakları Capitol’den uzaklaştırmak içindi; daha önce de belirttiğim gibi, kaynaklar zaten son derece tükenmişti. 6 Ocak’ta Capitol Polisi’nde 2.000 üniformalı polis vardı. O gün görevde 250’den azı vardı. Oysa kayıtlı altı ya da buna benzer sayıda protesto vardı. Oysa polis şef yardımcısı Yogananda Pittman, Capitol arazisinde yasal izinli altı protesto etkinliğine onay vermişti. Nancy Pelosi tarafından Berkeley’de bir işle ödüllendirilen Yogananda Pittman. California Üniversitesi, Berkeley. Evet. Bu sana çok şey anlatıyor. Tamam. Yani bu bombalar ya da düzenekler oylama zamanına çok yakın bulundu. Doğru. Ve geri kalanımız bunun 11 Eylül’den önceki şarbon saldırıları gibi olduğunu düşündük. Sanki biliyorduk... Doğru. Ya da 11 Eylül’den sonra. Korkunç bir şey olduğunu biliyorduk ama hiçbir ayrıntı yoktu. Evet. Zamanlamayla ilgili başka ilginç bir nokta daha var. Sadece tokmak saat 1’de vurulmadı, o altı iznin tamamı da saat 1’de başlıyordu. Ama Trump programı bozmuştu, çünkü Ellipse’teki sahneye bir saat geç geldi. Sahneye çıkıp bir saatlik konuşmasına sabah 11’de başlaması gerekiyordu. Sahneye 11:57’ye kadar çıkmadı. Tamam. Sonra süresini aştı. Sahneyi 13:16’ya kadar terk etmedi. O zamana kadar ilk ihlaller çoktan olmuştu. İlk çatışma hatları çoktan kurulmuştu ve başkan sahneden ayrılmadan önce kalabalığa karşı öldürücü olmayan mühimmatın ilk kez atılması çoktan başlamıştı. Ray Epps dahil o ilk gelenlerin hepsi, ön hatta bulunan yaklaşık 50 eski Deniz Piyadesi dahil, barikatları çoktan aşmış, polisle alay etmeye ve polise saldırmaya çoktan başlamıştı. Ve polis telsizinden iki çağrı geliyor, bizde var. Tüm günün polis telsiz kaydı elimizde ve çağrılar yapılıyor. RNC ve DNC’de takviye gerekiyor, çünkü o binaların ikisi de Capitol Polisi’nin yetki alanı içinde. Dolayısıyla zaten tükenmiş olan bu gücü bölmek zorunda kaldılar ve bunların dikkat dağıtma amaçlı düzenekler olduğunu bu yüzden biliyoruz; amaç kolluk kuvvetlerini uzaklaştırmaktı. Aynı anda Capitol Polisi başka yerlere giderken, Metropolitan Polisi de Capitol’e gelmeye başlıyor. Akın akın geliyorlar. Sert müdahale etmeye geliyorlar. Çatışma giderek kötüleşiyor, kötüleşiyor, kötüleşiyor. Dediğim gibi, hattın iki tarafında da iyi insanlar vardı, hattın iki tarafında da kötü insanlar vardı.

Sonra bildiğimiz bir sonraki şey, ve bu gerçekten önemli, düzeneklerin ardından videodan öğrendiklerimiz. Videodan öğrendiğimiz en önemli şey şu: Öncelikle DNC’deki düzeneğin bulunmasına verilen tepkiyi gördük. RNC’nin arkasındaki ara sokakta tepkiyi görmedik, çünkü Capitol Polisi ya da FBI bize hiçbir video göstermedi. Hayır, düzenek aslında Capitol Hill Club’ın arkasındaydı; bilirsin, Cumhuriyetçilerin takıldığı yer gibi, RNC’nin yanında ve ona bitişik. İddiaya göre orada kamera yok, ama var. Birazdan ona geleceğim. Ama DNC’de, Thomas Massie’nin Capitol Polisi için çalışan iki karşı gözetleme görevlisi demeyi sevdiği kişileri görüyoruz. Gizli, sivil giyimli, karşı gözetleme görevlileri, Capitol Polisi ve Capitol Polisi’nin istihbarat departmanı için çalışıyorlar. Massie bunlardan birine topuzlu adam diyor, çünkü saçını topuz yapmış, diğerine de sırt çantalı adam diyor. Sırt çantalı adam, DNC’nin otopark girişini koruyan iki SUV’ye gitti. Neden oradaydılar? Çünkü o sırada seçilmiş Başkan Yardımcısı Kamala Harris DNC’nin içindeydi; bu arada olması gereken yerde değildi. Capitol’de olması gerekiyordu ki bu da bütün bu hikâyenin çok ama çok tuhaf bir başka yönü. Çünkü Capitol’de taçlandırılıyor ve oy kullanan bir senatör, ama orada değil. Saat 1’de DNC’nin içinde. Gizli Servis o binayı çoktan taramıştı. İnsan unsurlarıyla, köpeklerle, bütün o tarafı taramışlardı. Videoda sabah 8:30’da 8, 9, 10 Gizli Servis görevlisinin bombanın iddiaya göre bulunduğu yerin hemen yanından geçtiğini bulduk. O bomba göz önündeydi. Görülmemiş olamazdı. Bomba köpekleri tarafından bulunmamış olamazdı. Gün boyunca yanından geçen yayalar tarafından fark edilmemiş olamazdı. Orada tamamen açıkta duruyordu. Bir çalının arkasına saklanmış değildi. 1:05’te Capitol Polisi’nden karşı gözetleme görevlisi sırt çantalı adam SUV’lere gidiyor. İki SUV’nin içinde oturan Gizli Servis ajanlarına, “Az önce bir bomba, şüpheli bir düzenek bulduk,” diye bildiriyor. Gizli Servis ajanlarının tepkisi, hepimizin aklını kurcalayan en şüpheli şeydi. Darren Beattie, Mike Benz, boru bombaları üzerine çalışan herkes biliyor ki sana 10 feet ötenizde bir bomba olduğu söylendiğinde SUV’nin içinde oturup iki buçuk dakika sandviçini bitirmezsin. Hayır. Hayır. Sonra dışarı çıktıklarında gelişigüzel dolaşıyorlar. Trafiği durdurmuyorlar. Oysa protokol var. Tamam, bu adamlar eğitimli. Bu kurumların, büroların her biri şüpheli düzenekler bulunduğunda ne yapılacağı konusunda eğitimli. Belirli bir mesafede çevre güvenliği kurmaları, alanı kordon altına almaları gerekiyor; bu mesafe düzeneğin ne olduğunu düşündüklerine göre değişir. 700 feet olabilir. 2.000 feet olabilir. Evet. Bu bir bomba. Bu bir bomba. Yani birkaç feet mesafe içinde kendi güvenlikleri konusunda hiçbir endişeleri yok. Ailelerin kaldırımdan bombanın 10 feet yanından yürümeye devam etmesine izin veriyorlar. Dostum, ve onlara bunun bomba olduğunun söylendiğini kesin olarak biliyoruz. Kesinlikle. Tamam, o halde... Ama onlara bunun söylendiğine inanmıyorum. Bize söylenen bu. Ben en başından beri şunu söyledim: Onların tepkisini ya da tepkisizliklerini açıklayan tek şey, Capitol Polisi’ndeki adamlar tarafından kendilerine, “Bakın, bir eğitim tatbikatının ortasındayız. Yani burada bu düzenekler var. Şimdi biraz gösteriyi başlatmamız gerekecek. Bomba imha ekibi gelecek. Robot gelecek ve tüm bunlar olacak. Yok, yok. Siz öğle yemeğinizi bitirin,” denmiş olması. Tepkiyi açıklayan tek şey bu. Kamala Harris’in, o sırada orada olmasına ve 6 Ocak hakkında sürekli Pearl Harbor artı 11 Eylül’müş gibi konuşmasına rağmen, orada bulunduğu gerçeği hakkında kamuoyu önünde tek kelime etmemesinin nedeni de bu. Oysa Kamala Harris’in, “6 Ocak’tan sağ çıktım, radikal sağcı beyaz üstünlükçülerin bombalı saldırı girişiminden sağ çıktım,” ya da her neyse, bununla övünmesini beklersin. Bunun yerine, Politico’nun onun binada olduğunu ortaya çıkarması bir yıl sürdü; Newsweek değil, Politico. Doğru. Evet. Tam bir yıl. Yani anlattığın her şeye dayanarak oldukça güvenle şunu söyleyebiliriz: Bunlar bomba değildi. Bunlar bomba değildi. Doğru. Peki oraya nasıl geldiler? Asıl zorlandığımız yer burası, çünkü 5 Ocak gecesi RNC ve DNC çevresinde yürüyen bu karanlık figürün, bu gri kapüşonlu figürün videoları elimizde var. İkisinde de. Ne dedin? İkisinde de, iki tarafta da. Kameraya yakalanan aynı kişi.

birden fazla, birden fazla kamera; hepsinde, biliyorsun, Ring kameralarına yakalanıyor, DNC kameralarına yakalanıyor, Capitol CCTV kameralarına yakalanıyor. Bu figür saat 19.34’te birden ortaya çıkıyor. İki düzeneği de yerleştiriyor ve sonra, bu arada, saat 20.18’de gizli bir kapıdan kayboluyor.

Gizli bir kapıdan mı?

Hı hı.

O ne?

RNC’nin arkasındaki ara sokakta. O ara sokakta konutlar var. Evet. Ve işyerleri de var. Asıl sokağın adı Rumsey Court; RNC ile Capitol Hill Club’ın bulunduğu yerden uzun ara sokağın karşı ucunda bir Katolik kilisesi var ve bir çitin öbür tarafında bir bahçe var. Eğer kapının nerede olduğunu bilmiyorsan, çünkü gizli bir mandalı var ve kapı çitle tamamen ve kusursuz biçimde bütünleşiyor. Yani orada oturan biri değilsen o kapının var olduğunu bilmezsin; bir patika yok, ayak izi yok, herhangi bir şey yok. Ben ilk kez içinden geçtiğimde yerde kar vardı; gidip kendim kontrol etmiştim. Onu bulmamın tek nedeni, yerel sakinlerin onu kestirme olarak kullandığını gösteren karda ayak izlerini görebilmemdi. İkinci kez oraya gidip video çektiğimde hiçbir kanıt yoktu. Kameram vardı ve bir mandal göremiyorsun. Herhangi bir kapı göremiyorsun. Nerede olduğunu biliyordum çünkü daha önce içinden geçmiştim. Ve bu genç bombacı, birazdan buna da gireceğiz eminim, bu genç siyah otistik birey, iddiaya göre suçu itiraf etmiş ve FBI’a düzenekleri yerleştirmek için güzergahını Google Haritalar kullanarak çıkardığını söylemiş. Ama Google Haritalar’da olmayan iki şey var. O gizli kapı ve Capitol Polisi CCTV kameralarındaki kör noktalar.

Hımm.

Ve bu düzenekleri bırakan kişi, kör noktaların nerede olduğunun açıkça farkındaydı. Şimdi videolar sayesinde daha fazlasını biliyoruz. FBI bombacıya ait sadece yaklaşık 30 saniyelik video yayımladı ve kamuoyundan ihbar istemek için 500.000 dolarlık ödül koydu. Bu kişinin yürüyüşünü tanıyorsanız ya da hakkında herhangi bir şeyi tanıyorsanız, biliyorsun, şu 1-800 numarasını arayın dediler. İlginç olan şu ki, FBI’ın kendisi Kongre komitesine, Loudermilk ve Massie raporunda, bombacıya ait 30.000 video dosyası olduğunu söyledi. Bu onların sayısı, benim değil. 30.000 video dosyası. Sadece yaklaşık 30 saniyelik video yayımladılar. Capitol CCTV’ye erişimimiz sayesinde, kapüşonlu bombacının etrafta yürüdüğü yaklaşık 21 dakikalık görüntümüz var. Kamuoyuna hiç gösterilmedi.

Bunu nereden aldın?

Capitol CCTV’den.

Capitol CCTV’ye nasıl erişiyorsun?

Şey, hatırlarsan size ilk erişim McCarthy tarafından verilmişti. Sonra da sonunda herkese genel erişim vermek için içimizden küçük bir grubu denek gibi kullandılar.

Yani Meclis müfettişlerinde vardı. Meclis müfettişlerinde var.

Evet. Onlarda sabit diskler var. Aynen.

Sonra bize erişim verdiler. Bana, Julie Kelly’ye, John Solomon’a, o sırada Epoch Times’ta olan, şimdi bu projede ortağım olan Joe Hanneman’a ve bana. Böylece elde ettiğimiz bu erişimle bombacının etrafta yürüdüğü bu kadar görüntüyü kelimenin tam anlamıyla topladık. Ve bunun Capitol Polisi’ne gerçekten bağlandığı yer şu: Gri kapüşonlu figürün düzenekleri yerleştirdiği akşam, bu kişi 19.34 ile 20.18 arasındaki o yürüyüş sırasında sadece iki yerde oturdu. Kapüşonlu bombacının oturduğu ilk yer DNC bankıydı ama bu kişi ilk oturduğunda bombayı yerleştirmedi. Kalktı, ayrıldı, bloğun etrafından dolaştı ve Congressional Black Caucus Institute’a gitti; Congressional Black Caucus’ın dışındaki bir çalının yanına oturdu, sırt çantasına uzandı, bir düzenek çıkardı ve çalının altına kaydırdı; sonra fikrini değiştirdi, uzandı, geri aldı ve keseye ya da sırt çantasına geri koydu. Ayağa kalktı, arka bir ara sokaktan DNC’ye geri gitti ve sonra bombayı DNC’ye yerleştirdi. Kapüşonlu figürün kamerada elini içeri soktuğunu, düzeneği çantadan çıkardığını ve sonra onu bankın arkasına, oradaki malçın üzerine koyduğunu görebiliyorsun. Bu sahnedeki bir sorun şu: FBI, bombacı olarak tutukladıkları Brian Cole Jr.’ın, bunun zamanlayıcıyı, yani yumurta zamanlayıcısını, mutfak zamanlayıcısını ayarladığı an olduğunu söylediğini söylüyor; ama videoda zamanlayıcıyı ayarlamıyor. Bir el içeri, bir el dışarı, zamanlayıcıyı ayarlamak için hiç durmuyor ve yere koyuyor. FBI açıkça yanılıyor. Ve çocuk gerçekten itirafında bunu söylediyse, itirafında açıkça yalan söylüyordu.

Ya da sanrılıydı.

Ya da sanrılıydı, ya da otistik bireylerin kolluk kuvvetlerine en yüksek oranda yanlış itirafta bulunan demografik grup olduğu gerçeği var.

Ama sen hikayeyi ilk incelemeye başladığında Brian Cole suçlanmamıştı, değil mi?

Hayır. Sorunun başladığı yer de burası. İki yerde oturma meselesine geri döneyim. Ertesi gün, 6’sında, ilk düzenek RNC’de bulunuyor; Carlin Younger adlı bir kadın ihbarda bulunuyor. İlk düzenek saat 13.00’ten 25 dakika önce bulunuyor. Sonra Capitol Polisi telsizden anons geçiyor. Kendi karşı gözetim ekiplerini, üç ekip, her biri iki kişiden oluşan, başka düzenekler aramak üzere sahaya gönderiyorlar. Bu karşı gözetim ekiplerinden biri, topuzlu adam ve sırt çantalı adam. Biz onların arabasını buluyoruz. Ekibim, araştırma ekibimdeki adamlar arabalarını buluyor. Arabayı şehir içinde takip ediyoruz ve RNC’nin hemen karşısındaki Metro South otoparkına geliyor. Arabadan iniyorlar, sırt çantalarını ve ceketlerini takıyorlar. Yürüyorlar ve devriyeye çıkıyorlar. Şimdi düzenek aramak üzere görevlendirilmişler, doğru mu? İşleri bu. Bizim işimiz düzenek aramak. Bütün yürüyüşlerini Metro South’tan DNC’ye değil, Congressional Black Caucus Institute’a giderek geçiriyorlar ve doğrudan çalının yanına yürüyüp böyle yapıyorlar, çalının altına bakıyorlar. İki dakika sonra da DNC’deki bombayı buluyorlar. Kapüşonlu kişinin bir gece önce oturduğu sadece iki yer, düzenek ararken yürüyüşlerinde gerçekten baktıkları iki yer. Çöp kutularının altına bakmadılar, arabaların altına bakmadılar. Başka çalıların altına bakmadılar. Başka hiçbir yere bakmadılar. Tucker, bu bir Capitol Polisi operasyonuydu.

Topuzlu adamla sırt çantalı adamın kimliklerini biliyor muyuz?

Evet, komite tarafından sorgulandılar. Hatta Temsilci Massie bizzat topuzlu adamı sorguladı. Sorgulandılar ve Kongre müfettişleri bunun hayatlarında tanık oldukları en önceden planlanmış ve prova edilmiş ifade olduğunu söylüyor. Bu arada, onları sorgulamak için ancak yemin altında olmamaları ve birlikte sorgulanmaları şartıyla izin alabildiler; bir soruşturmada bunu asla yapmazsın.

Yemin altında değillerdi.

Hayır. Yemin altında değillerdi ve bu bir...

Bir kolluk görevlisi neden yemin altında ifade vermeyi reddeder?

Çünkü bu Capitol Polisi’ydi. Capitol Polisi farklıdır.

Neden? Meclis müfettişleri bunu neden kabul etsin?

Çünkü Johnson ve Jordan komitenin Capitol Polisi’ni soruşturmasını kısıtladı.

Peki bunu neden yapsınlar?

Pretoryan Muhafızları.

Evet. Yani Capitol Polisi isen, açık olmak gerekirse, bundan şüphe ediyorsan Capitol Hill’deki her seks skandalına ya da Dewise skandalına dönüp kliplere bakabilirsin. Hep Capitol Polisi işin içindedir. Hill’de tonla insanın içki ya da uyuşturucu sorunu var. Çok fazla çılgın seks bağlantılı davranış ve başka şeyler var. Ve Capitol Polisi bunların hepsini biliyor.

Evet, biliyorlar.

Ben burada komplo manyağı gibi mi konuşuyorum yoksa bu...

Hayır. Hayır. Aslına bakarsan Tar Johnson’la ilk tanıştığımda, hikayesini senin ekibine vermemin nedenlerinden biri buydu. Onunla ilk kez 2022’de bir ara görüştüğümde bana baktı ve “Steve, Capitol Polisi’nin ne kadar güçlü olduğu hakkında hiçbir fikrin yok,” dedi.

Bu doğru.

Ben de kendi kendime Keystone polisleri, yüceltilmiş AVM güvenlikleri diye düşünüyorum.

Elbette.

Asla. Bilirsin, önemli şahıs koruma birimi ve istihbarat departmanı Keystone polisleri değil. Evet, bu CIA. Ve teşkilatla olan bu iş birliğinin sonucu olarak bütün cesetlerin nereye gömülü olduğunu biliyorlar. Dolaplardaki iskeletleri biliyorlar. Az önce bahsettiğin her şeyi. Bunlar onların ayrıcalıklı bilgi sahibi oldukları şeyler ve Capitol Hill’de yasaları bu şekilde etkiliyorlar. Liderliğin kim olacağını bu şekilde etkiliyorlar. Biz kendi adamımızı oraya getirdiğimizde ve o birden artık bizim adamımız olmaktan çıktığında liderliğin bizi her seferinde bu kadar ağır hayal kırıklığına uğratmasının nedeni bu.

Yani Capitol Polisi’nin bir tür kontrol aracı olduğunu mu düşünüyorsun?

Kesinlikle.

Evet. Buna hiç şaşırmam. Hiç. Ve tabii Meclis Başkanı tarafından kontrol ediliyorlar.

Evet.

Yani doğası gereği siyasi bir operasyon. Peki, Loudermilk, son iki 6 Ocak soruşturma komitesinin başkanı olan Kongre üyesi Loudermilk. İlki, alt komitesi House Administration altındaydı. Yeni olan, Jordan’ın başkanlığındaki Judiciary Committee altında bir alt komite. Loudermilk alt komitenin başkanı. Bu komiteyi alabilmesi için bile, bunu nasıl biliyorum, çünkü bana bizzat yüzüme söyledi; 6 Ocak’la bağlantılı meselelerde soruşturmasına devam edebilmesinin tek yolu, Capitol Polisi’ni soruşturmamayı kabul etmesiydi. Benim cevabım da şu oldu: Capitol Polisi’ni soruşturmadan 6 Ocak’ı soruşturamazsın. Bunu neden kabul edersin? Yani böyle parametrelerle başlayan herhangi bir soruşturma, Jeffrey Epstein arama izinleri gibi; hakikati aydınlatmak yerine gizlemek üzere tasarlanmış gibi.

Doğru. Doğru. Onlar sonunda bunun bir kısmını aşabileceklerini düşündüler. Ve iki karşı gözetim görevlisiyle görüşmeyi başardılar. İsimlerini biliyorum. İsimlerini kamuoyuna hiç açıklamadım ama kim olduklarını biliyorum.

Kim olduğunu mu düşünüyorsun?

Evet. Hatta sırt çantalı adam şu anda, buna inanmayacaksın, Capitol Polisi’nin FBI irtibat görevlisi.

Bu beni hiç şaşırtmıyor.

Şaka yapmıyorum.

Hiç şaşırtmıyor. DC’de büyük görevlerdeki insanların iş geçmişlerine bakarsan, böyle bir şeyle karşılaşmak çok, çok yaygındır. Bilirsin, yani muhtemelen bir gün FBI direktörü olur.

Doğru.

Yani bildiğimiz iki şey var. Bombacının sadece Capitol Polisi’nin bilebileceği çok yakın bilgiye sahip olduğunu biliyoruz. Gizli kapı, kameraların kör noktalarının nerede olduğuna dair bilginin bu hikaye için çok önemli olmasının birkaç nedeni var. Bunların en azı şu değil: Bombacı bir seferde yalnızca bir bomba taşıdı ve sırt çantasını Folger Park tarafındaki bir kör noktada yeniden doldurdu; orada kamera olmadığını biliyordu. Bombacının arabasını park ettiği yer orasıydı ya da suç ortağı orada onu bekliyordu.

Kör noktalara kim erişebilirdi?

Sadece bazıları.

Sadece Capitol Polisi.

Doğru.

Bombacının, meşhur bir video var, bombacı bir polis arabasına el sallıyor gibi görünüyor; Capitol Hill Club’ın hemen önünde, işaretli bir Capitol Polisi arabası geçerken bombacı arabaya el sallıyor gibi görünüyor. Sonra köşeyi dönüyor, iki Capitol Polisi arabası farları açık şekilde yanaşıyor ve bir körleme yaratıyorlar; sokağa bakan kameraları patlatıyorlar, görüntüyü tamamen kapatıyorlar. Ve bombacının Ramsey Court’a eğilip girdiği an, bu iki gizli aracın o kameraları kör ettiği andı. Yani o kişi kimdi? Oraya mı gitmek istiyoruz?

Evet. Yani bunu söylediğin için dava ediliyorsun, bu yüzden tamamen açık olmak istiyorum. Hiçbir fikrim yok. Senin pozisyonunu hiçbir şekilde onaylamıyorum. Hayatımda uğraştığım en kötü avukat, bence en kötü avukatlardan biri tarafından dava ediliyorsun. Buna da girebiliriz umarım. Yani söylediğinin doğru olup olmadığı hakkında hiçbir fikrim yok. Kimsenin karakterine leke sürmüyorum. Eminim bunun başka bir tarafı da vardır, ama hikayeyle ilgileniyorum ve davan duruşmaya giderse bu muhtemelen mahkemede ortaya çıkacak. Peki bize haberciliğini anlat. Bu kişinin kim olduğunu anlamaya nasıl çalıştın?

Aynen. Bak, 6 Ocak hakkındaki haberciliğimizde sadece beş buçuk yıldır boru bombasına takılıp kalmış değilim.

Doğru.

Boru bombası üzerinde çalıştım, sonra ondan uzaklaştım.

Bu bazı açılardan en ilginç hikaye, çünkü ABD hükümeti bize iki parti merkezinin eşzamanlı olarak bombalandığını, bunun çok tehlikeli olduğunu ve bir terör eylemi olduğunu söylüyor; sonra bir daha asla bundan bahsetmiyor ya da ilgili hiçbir bilgi yayımlamıyor. Yani dört yıldır bunu merak ediyorum ve bu konuşmayı yapmamızın nedeni de bu. Sadece ilgileniyorum: Bu kişinin kimliğini saptamaya çalışırken nasıl ilerledin?

O sırada olan şuydu: Konuşmamızın başına dönersek, Savunma Bakanlığımızın, şimdi Savaş Bakanlığı, bazı unsurlarının kalabalığın içinde olduğunu öğrenmiştim; kalabalığın içinde olma nedenlerinin ne olduğunu bilmiyordum. Hiçbir fikrim yok. Ama Capitol’ün batı tarafındaki çok küçük bir alanda üç kişinin kalp krizinden ölmesi beni çok meraklandırdı. Erken saatlerde iki beyefendi vardı; biri ilk düşük ölümcül mühimmat bile ateşlenmeden önce. Birçok kişinin Capitol Polisi tarafından öldürüldüğünü iddia ettiği biri; vurulduğunu söylüyorlar. Düşük ölümcül bir mühimmatla vurulduğunu söylüyorlar. Hayır, vurulmadı. Videoyu her açıdan gördük. Ona asla düşük ölümcül bir cihaz ya da fırlatıcı isabet etmedi.

Sonra üçüncüsü, tünelin hemen yakınındaki Rosanne Boland’dı. Dünyanın tarihinde herhangi bir etkinlikte üç kişinin birbirinden 50 yard mesafede kalp krizinden ölmesi hiç yaşanmamıştır. Bu yüzden bunu çok merak ediyorum. Silahlı kuvvetlerimizin o özel unsurunun ya da biriminin bir silahı olduğunu biliyorum. Buna ajitasyon silahı deniyor. Yönlendirilmiş enerji silahı. Sırt çantası boyutunda. Venezuela’daki baskından bunun hakkında çok şey öğrendik; başkanın “discombobulator” dediği sersemletici silah. Bu yüzden ajitasyon silahının kaynağını, kullanımını, hükümetimizde kimin elinde olduğunu ve kullanım amaçlarının ne olduğunu araştırmaya başladım. Kullanım alanlarından birinin, bir renkli devrimde kalabalığın içindeki insanları çıldırtabilmesi olduğunu öğrendim.

Ne şekilde?

SOCOM’dan emekli üç yıldızlı bir generalle görüştüm.

Özel Harekât Komutanlığı.

Doğru. Bana evet, o silah var dedi ve aynen alıntılıyorum: “Onunla kalbini durdurabiliriz. Altına yaptırtabiliriz.” Ama 6 Ocak’ı başlatmak için o silaha ihtiyacım olmazdı. En iyi dört beş adamıma ihtiyacım olurdu. Birebir alıntı bu. O birimin mensuplarıyla silah hakkında görüştüm. Eski Kara Kuvvetleri Bakanı’yla silah hakkında görüştüm. Hepsi varlığını ve özel operatörler topluluğumuz içinde, tırnak içinde, “yaygın kullanımını” doğruladı. Ve kalabalığın içinde sırt çantaları aramaya başladım. Şeklini biliyorum. Tasarımını biliyorum. O silahın tasarımına katılmış iki kişiyle görüştüm. Birisi doktor. Diğeri ise, esasen DARPA’ya onu sahada, arazide kullanılabilir hale nasıl getirecekleri konusunda yardımcı olmuş bir özel operatör. Ve bu yüzden kalabalığın içinde onu aramaya başladım. Ben ve ekibim, her yerde sırt çantalarına bakıyorduk.

O gün en ilginç sırt çantalarından biri, kalabalık daha şiddete başvurmadan çok çok erken saatlerde üst terasta bulunan ve kalabalığa daha az öldürücü mühimmat atmaya başlayan küçük bir grup Kongre Binası polisi tarafından taşınıyordu. Üzerlerinde siyah üniformaları vardı ama askeri renkte sırt çantaları takıyorlardı. Kameralarda onlara yakınlaştırma yapmaya başladık ve yönlendirilmiş enerji silahı arayışımızdan tamamen koptuk, çünkü bulduğumuz şey şuydu: Bu daha az öldürücü silah ekibi kalabalığa yasadışı biçimde ateş ediyordu. Silahlarını politikaya aykırı, kanuna aykırı, kendi eğitimlerine aykırı biçimde kullanıyorlardı. Hatta bazıları daha az öldürücü silahların kullanımı konusunda eğitim görevlisiydi ve bunları cezai ihmalkârlık denebilecek şekilde kullanıyorlardı; insanları başlarından, kalabalığın içinde yüzlerinden vuruyorlardı. Ön cephedeki kendi polislerini kasklarının arkasından vuruyorlardı. Biber kapsüllerinin kasklarının arkasında patladığını görebiliyordunuz.

Bu yüzden daha az öldürücü silahların kullanımıyla ilgili bir haber yapmaya karar verdik, yönlendirilmiş enerji silahı hikâyesinden koptuk, çünkü artık elimizde bütün bu yeni videolar vardı ve bu polisleri tespit etmemiz gerekiyordu. Sırayla gidiyoruz; birini, ikincisini, üçüncüsünü, dördüncüsünü tespit ediyoruz, sonra tespit edemediğimiz bir polis vardı. Açıkçası erkek mi kadın mı olduğunu bilmiyorduk ama bu polis, insanları başlarından vuran biber topu silahını ateşliyordu. Bu arada çok yakın mesafeden. Çok yakından. Bunlar yanlışlıkla ateşleme değildi.

Bir kaynağım var. 6 Ocak soruşturmasında Kongre Binası Polisi’ndeki en erken kaynaklarımdan biri bir CDU görevlisiydi; Kongre Binası Polisi’nin Sivil Kargaşa Birimi. Daha az öldürücü silah ekibi de CDU’nun parçasıdır. Kaynağımı aradım ve ona bu polisin fotoğraf karesini gönderdim. Hemen, “Evet, bu Shaunie Kirkoff,” dedi. “Peki, Shaunie Kirkoff kim?” dedim. “İyi polistir,” dedi. “Onunla vakit geçirmek keyifliydi, yanında olmak eğlenceliydi. İyi bir arkadaştı ama biraz tuhaftı,” dedi. Ayrıldığında, yani 6 Ocak’tan yaklaşık 6 ay sonra Kongre Binası Polisi’nden ayrıldığında sosyal medyasını tamamen temizlemiş. Telefon numaralarını ve e-postasını değiştirmiş ve hepimiz onunla bağlantıyı kaybetmişiz. Arkadaştık, onunla bağlantıyı kaybettik. Ve dedi ki, onun üç harfli kurumlardan birine gitmiş olabileceğini duyduk; belki savunma istihbaratı falan demiştin. Neyse, duyduğumuz buydu.

Ben de, “Tamam,” dedim. Artık bir ismim vardı, değil mi? Bu ismi aramaya başladım. Meğer Bayan Kirkoff, ilk 6 Ocak davasında, 2022 yazındaki Guy Reffitt davasında ifade veren ilk kişiymiş. İlk davada ifade veren ilk kişi. Ve o sırada yargılanan bu kişiye ateş etmiş bir daha az öldürücü silah görevlisi olarak ifade veriyor.

Tutanaklarda söylediği şey ve olan şey şu. Hükümetin doğrudan sorgusuna geçmeden önce ilk olarak hâkim kürsü kenarı görüşmesine geçti ve iki avukata şunu söyledi: “Bu ilk tanıkla ilgili mühür altında bazı hususlar olduğunu biliyorsunuz.” “Evet, sayın hâkim.” “Evet.” “Soru sorarken dikkatli olun.” Ben de, tamam, bunun ilginç olduğunu düşündüm.

Sonra doğrudan sorgu başladı ve savcı ona adını sordu, adını harf harf söylemesini istedi, tipik olarak yaptıkları bütün süreci yürüttü. İlk sorularından biri de elbette, “Şu anda nerede çalışıyorsunuz?” oldu. O da, “Hâlâ hükümet için çalışıyorum,” dedi. “Yani artık Kongre Binası Polisi’nde değilsiniz?” dedi. “Hayır, 6 Ocak’tan yaklaşık 6 ay sonra Kongre Binası Polisi’nden ayrıldım,” dedi. “İyi koşullarda mı ayrıldınız?” “Evet. Çok iyi koşullarda. Hatta mevcut hükümet görevime 6 Ocak’tan önce başvurmuştum.” Tamam, bu ilginç.

Sonra çapraz sorgu zamanı geliyor. Hâkim yine düğmeye basıyor, bir kürsü kenarı görüşmesi daha çağırıyor ve savunma avukatına, “Bayan Kirkoff’un 302’lerini bu mahkeme salonunda sallayıp durmayın,” diyor. Bunlar FBI soruşturma formlarıdır. FBI 302’si budur. Ve o anda radarım tepeden tırnağa çalmaya başladı. Bu kişinin kim olduğunu bilmem gerekiyordu.

ODNI’de kaynaklarım var ve hikâyenin bütün bu unsurunun devreye girişi de böyle oldu. Elimdeki bilgiyi aldım ve ODNI’den yardım aldım; bu da onu mevcut bir CIA çalışanı olarak tespit etmeme yardımcı oldu.

CIA’de ne yapıyor?

ODNI’den bana söylenen şey şu: O, protokol koruma türü bir ekibin CIA’deki eşdeğerinde yer alıyordu; muhtemelen Direktör Ratcliffe’e ve diğer üst düzey kişilere silahlı olarak eşlik edebilecek bir görevdeydi. CIA Direktörü John Ratcliffe’i koruyor. Size yalnızca ODNI tarafından bana aktarılan görev tanımının, onun bu ekipte olduğu ve Ratcliffe’i koruyan kişilerden biri olabileceği şeklinde olduğunu söylüyorum.

Bu çılgınca.

Öğrendiğim şey bu.

John Ratcliffe, eski kongre üyesi ve mevcut CIA direktörü.

Doğru. Peki. Artık tamamen bunun içindeyiz ve elimden gelen her şeyi yapıyorum. Üniversite kariyerine ait videolarını buluyoruz; dünya çapında, All-American düzeyinde bir sporcu, futbolcu. Kariyerini bitiren bir sakatlık geçirdiğini öğrendim. Aslında kariyerini değil, üniversite kariyerini bitiren bir sakatlıktı; dördüncü yılında, dördüncü sezonunda. Bir maçta sağ bacağındaki kaval kemiğini ikiye kırmış. Sonra iyileşme ve terapiden sonraki videoları bulduk. Columbus Eagles için bir yıl alt ligde oynadı. Sahada yürüdüğünü görüyorum ve sağ bacağını, tam olarak o sakatlığa sahip birinde tipik olacak biçimde sürüklüyor; “circumduction” dedikleri hareketle, sağ ayağı sürükleyip...

Evet, dolanarak geliyor.

Sol ayağın önüne getiriyor. Ve boru tokmakçısı videosunu herkesten daha fazla izledim. Tekrar tekrar, tekrar tekrar izledim. O 20 dakikalık videoyu izleyerek onlarca saat harcadım. Ve, “Şaka yapıyor olmalısınız,” dedim.

Yani bunu aklında tutmamış mıydın? Bunu düşünmemiş miydin?

Hayır. 6 Ocak kalabalığına karşı kullanılan daha az öldürücü silahların yasa dışı, uygunsuz kullanımını araştırıyordum. Ve bu silahları yasadışı şekilde kullandığına inandığın kişilerden birinin, 6 Ocak’tan önce başvurduğu CIA’ye gittiğini öğreniyorsun; artık CIA’de, merkezi istihbarat direktörü John Ratcliffe’i koruyor olabilecek bir koruma rolünde.

Muhtemelen.

Evet. Yani, bütün bu bağlantılar hakkında ne diyeceğini bilmek bile zor. Sonra bu kişinin videosunu izlerken kendi kendine, “Aman Tanrım, bu yürüyüşü tanıyorum; bir sakatlığın ürettiği o ayırt edici yürüyüş,” diyorsun.

Evet.

Bundan daha karmaşık değil.

Hayır, soruyu sorduğuma sevindim.

Shaunie Kirkoff’a karşı hiçbir kötü niyetim yok. Daha önce söylediğim gibi, bence o bir eğitim tatbikatına dahil olduğuna inanıyordu.

Değil mi? Ve kulağa şey gibi geliyor; yani bu sonuca varacağını hayal ederek buna başlamamışsın.

Hayır. Sonra bu kanıt nedeniyle ona Kongre Binası polisi olarak bakmaya başladık. 5 Ocak ve 6 Ocak’taki Kongre CCTV video arşivlerinden, Bayan Kirkoff’un Kongre Binası polisi olarak yaklaşık iki buçuk saatlik videosunu bulduk. Onu hem ayın beşinde hem altısında polis olarak Kongre Binası’nın her yerinde koşarken görüyoruz. Yani elimizde onun tonlarca videosu var ve onda o yürüyüş var.

Peki bunu... yani her türlü biyometrik yazılım var. Bu soruya bilimi dahil etmenin bir yolu var mı?

İşte biz de bunu yaptık. Bunu istihbarat camiası içindeki, adını vermediğim ve asla vermeyeceğim bir kaynağıma götürdüm. Bu kaynak, isterse bu hakaret davasının herhangi bir aşamasında ortaya çıkabilir, ama ben onu ifşa etmeyeceğim. Bu kaynak, diyelim ki camiada 30 yıllık kariyere sahip, yürüyüş tanıma konusunda uzman ve aynı zamanda bu teknolojide mühendis olan biri. Bu kişi yürüyüş tanımayı benim için çalıştırdı. Bana yüzde 94 eşleşmeyle döndü. Kapüşonlu 5 Ocak boru bombacısının ve Bayan Kirkoff’un hem futbolcu hem de Kongre Binası polisi olarak görüntülerinden elimde ne kadar varsa teslim ettim. Yazılım yüzde 94 eşleşmeyle döndü ama uzman analizi, insan analizi yüzde 98 eşleşmeydi. Bu yüzden bana onun bombacı olduğundan ne kadar emin olduğum sorulduğunda, yüzde 94 ila 98 eminim.

Cehaletimi bağışlayın. Yürüyüş tanıma yazılımı istihbarat, soruşturma ya da kolluk kurumları tarafından yaygın biçimde kullanılıyor mu?

Aslına bakarsanız, FBI bir 6 Ocak boru bombacısını dışlamak için yürüyüş tanıma teknolojisini kullandı. Şüpheli kişilerinden biri olarak, nehrin karşısında Virginia’da bir spor salonu sahibi vardı; inanır mısın, tuhaf bir yürüyüşü vardı, ama daha önemlisi bombacının o gece giydiği aynı türde nadir Nike koleksiyon ayakkabısını satın aldığına dair bir fişi vardı. Bombacının giydiği Nike Air Max Speed Turf 2018 modeliydi; çok spesifik bir renk düzeninde: gri, altın ve siyah. Bu ayakkabıyı satın aldığına dair fişi vardı. Bu yüzden onun üzerinde yürüyüş tanıma çalıştırdılar ve onu şüpheli olmaktan çıkardılar.

Yakın zamanda Guthrie davasında da yürüyüş tanıma çalıştırdılar. Savannah Guthrie’nin annesi, biliyorsun.

O şüpheli üzerinde yürüyüş tanıma kullandılar. Yürüyüş tanıma mahkemelerde yüzlerce yıldır kullanılıyor, yüzlerce yıl. Yani birçok vakada yüz tanımadan ya da parmak izinden daha doğru olabilir, çünkü uzaktan elde edebilirsin. Yürüyüş tanımayı bu kadar değerli yapan şey de bu.

Yani sen... FBI bu boru bombalamalarıyla ilgili uzun süre bir soruşturma yürütüyor ya da yürüttüğünü iddia ediyordu, değil mi?

Uzun süre.

Doğru. Onunla hiç konuştular mı? Bu konuda hiç şüpheli olarak gündeme geldi mi?

Bütün bunları keşfettiğimde, bu bilgiyi ODNI’deki kaynaklarıma götürdüm ve ortalık karıştı. Yasalara ve prosedüre uyarak, Tulsi’nin DIG denen özel bir grubu vardı, Director’s Initiative Group; bu hikâye yüzünden kapatıldı ve dağıtıldı.

Evet. CIA tarafından.

CIA tarafından. Elbette. DIG’de çalışan, bu hikâyeye yardımcı olan ve kanıtlara bakan kişilerin CIA tarafından Langley’ye gelip 4 saatlik oturma görüşmelerine ve yalan makinesine girmeleri talep edildi. Onlar da, “Hadi oradan,” dediler. “ODNI’nin sizi denetlediğini unutuyorsunuz. Tersi değil.” Ve öyle de yaptılar.

DIG’in amacı, yaptığı şeylerden biri, federal hükümetin elinde bir sürü farklı hikâyede gerçekte ne olduğunu gösterecek gerekli belgelerin bulunduğu gizemlere bakmaktı, değil mi?

Evet. Ben bunu olası bir kamu yolsuzluğu meselesi olduğuna inandığım için götürmüştüm. İstihbarat camiasında kimse FBI’a güvenmiyor ve üzgünüm, dışarıdaki...

Bunu doğrulayabilirim.

...destekçilere üzgünüm ama Cash Patel’in FBI’ına da en az önceki kadar güvenmiyorlar. Hatta hükümette bilgili insanlar size her zaman FBI’ın bir tür pas geçtiğini söyler. CIA kötü olmakla, insan öldürmekle ve bütün bunlarla çok dikkat çeker ama gerçek hayatta FBI’dan korkarsınız.

Evet.

Çünkü yurt içinde size zarar verebilecek olanlar onlardır.

Doğru. Evet. İnsanlar FBI’dan korkuyor. Bu kesinlikle doğru.

Doğru. Bu yüzden bunu ODNI’ye götürdüm. FBI bunun için gidilecek doğal merci olurdu ama bunu daha önce yaşadım. Bir kamu yolsuzluğu...

Ulusal İstihbarat Direktörlüğü Ofisi.

Doğru. Evet. Evet. Yani yakın zamana kadar Tulsi Gabbard’ın başında olduğu yer.

Ve bunu doğrudan FBI içindeki DIG’e, Director’s Initiative Group’a götürdüm ve bu kişinin ismini götürdüm. Aslında dediğim gibi, CIA’deki görevinin ne olduğunu keşfedenler onlardı. Sonra bir not taslağı hazırladılar. Bu sadece taslak bir nottu. Hiç tamamlanmamıştı. Üzerinde hâlâ sarı işaretler vardı, dağıtım için onaylanmamıştı. Ama ODNI başkan yardımcısı, ben buna sızıntı diyorum; aslında bu, taslak not tamamlanmadan önce CIA Başkan Yardımcısı Ellis’e bir iletimdi. Bu, Bayan Kirkoff hakkındaki haberimiz geçen yıl 8 Kasım’da yayımlanmadan önce yapıldı. Yani bu taslak not dolaşıma sokuluyordu. Tulsi’nin yardımcısından CIA başkan yardımcısına verildi; o FBI’a verdi, FBI Beyaz Saray’a verdi ve basına sızdırdı.

Beyaz Saray, haberimiz çıkmadan bir gün önce buna sahipti. Haberimiz çıkmadan iki gün önce, Bayan Kirkoff’un partneri FBI’dan bir telefon alıyor ve “Yarın sabah evinize baskın yapacağız,” deniyor. Hayır, evlerine baskın yapılacağına dair 12 saat önceden haber aldılar. Bu arada bu standart operasyon prosedürü değildir.

7 Kasım Cuma sabahı FBI geliyor ve bütün gün oradalar. Benim FBI’ın Bayan Kirkoff’un evine baskın yaptığından haberim yoktu. Ama bunu Kongre Binası polisi kaynaklarımdan birinden öğrendim. Öğleden sonra bir ya da iki civarıydı. “Senin kızın, onun evi şu anda basılıyor,” dedi. O sırada hâlâ The Blaze’deydim ve o yüzden o dönemki vekil genel yayın yönetmenimiz Chris Bedford, Kirkoff’un yaşadığı Alexandria’da yaşıyordu; eve giderken evin önünden geçti ve evet, hepsi oradaydı. Üniformalı ve sivil kişiler, yerel polisler, FBI, hepsi o evin etrafında dolaşıyordu. Bu, haberimizin yayımlanmasından bir gün önceydi.

O gece saat 20.00’de Bayan Kirkoff’a çok üst düzey bir FBI yetkilisi tarafından, hâlâ kim olduğunu bilmiyorum ama avukatlarımızın keşif sürecinde bildiği, benim henüz görmediğim biri tarafından, “Yalan makinesi için gelmen gerekiyor,” deniyor. Ona söyledikleri şey şuydu: “Bak, merkeze, yani FBI karargâhına gidip gelmek için arabada geçireceğin süre, görüşmede geçireceğinden daha uzun olacak.” Bu doğru değildi. Sonunda 4 saat boyunca sorgulandı ve yalan makinesine sokuldu. Gece yarısından sonraya kadar eve dönemedi.

Ama aylar sonra öğrendiğimiz şey, yalan makinesinden kaldığıydı. Sadece yalan makinesinden kalmakla kalmadı; yalan makinesi görevlisi, yani sorgulayıcı tarafından, sorulara verdiği ezberlenmiş cevaplar nedeniyle uyarıldı.

Ve sorular boru bombalamalarıyla mı ilgiliydi?

Doğrudan. Sorular şunlardı: Planladın mı...

Yalan makinesinden kaldığını nasıl biliyorsun?

Brian Cole Jr. davasında. Şimdi, az önce sordun: Bu soruşturma birden nasıl tekrar alevlendi? Ben Bayan Kirkoff’u adli bilim, yürüyüş tanıma teknolojisi temelinde muhtemel bombacı olarak adlandırdıktan 5 gün sonra, Virginia Woodbridge’de Brian Cole Jr.’ın evinin dışında bir FBI gözetleme ekibi belirdi. 5 gün sonra. 5 yıl boyunca hiçbir şey yokken. 5 gün sonra evinin üzerinde gözetleme ekibi var. Sonra bir ay sonra tutuklandı, suçla itham edildi; Dan Bongino’nun doğum gününde. Basın toplantısında o gösteriyi yaptılar; Bondi, Janine Pirro, Cash Patel ve Dan Bongino açıklamalarını ve konuşmalarını yaptılar.

Bu Brian Cole Jr. hakkında.

Bu Brian Cole Jr. hakkında.

Kim bu?

Otistik bir siyah adam. 2021’in 5 ve 6 Ocak tarihlerinde 25 yaşındaydı.

Şimdi 30 yaşında. Ve otizmi ve aşırı OKB’si nedeniyle, mahallede günde iki üç kez köpeğini gezdirmesiyle biliniyordu. Komşuları, aralarında hâlâ FBI çalışanı olan bir FBI muhbiri de var, “O değil” diyor. Bombacının yürüyüşüne hiç benzemiyor. Çok ilginç bir yürüyüşü var. Adli ayrıntıları seninle sabaha kadar konuşabilirim. Tucker, sadece çok çok kısaca, sonra sana asıl bomba bilgiyi vereceğim. Tamam. >> Bunu söylemek istemiyorum ama Cord Meyer’ın karısı Mary Pinchot Meyer, Başkan Kennedy ile ilişki yaşamıştı, Georgetown’da benim büyüdüğüm yerin hemen yakınındaki towpath’te öldürüldüğünde, bunun CIA tarafından yapıldığı açıktı. Şimdi ne olduğu çok net. Ama o zaman, kendisi 1962 ya da o civarda Georgetown’da tanınmış biriydi. Otistik bir siyah adamı tutukladılar, üstüne yıktılar. Sadece korkunç. Evet. Ve onu mahkemeye çıkardılar. DC jürisi tarafından beraat ettirildi. >> Ama aynı şey. Aynı şey. Yani ben, bilirsin, neyse. >> Hayır, biliyorum. Bu hikâyeyi daha önce duymuş gibiyim. >> İşte, işte, otistik siyah adamı bulalım. Değil mi? >> Çok kötü. İşte bu hikâyenin gerçekten ilginç bir yan notu şu: Tutuklamanın yapıldığı akşam, bütün o büyük başların basın toplantısı vardı. >> Hı hı. >> Adalet Bakanlığı ve FBI. >> Bu 6 ay önceydi. Bunu kimin hiç anmadığını biliyor musun? Oysa kampanya sırasında bu yönetimin ilk üç önceliğinden biriydi. Başkan. Başkan hiçbir zaman Cash ve Dan’in sırtını sıvazlayıp “aferin çocuklar” demedi. Hiç anmadı. Beyaz Saray’daki hiç kimse bunun hakkında yorum yapmadı. Ve Beyaz Saray’daki kaynaklarımız, Beyaz Saray’da kimsenin bu tutuklamaya inanmadığını söylüyor. >> Bunu doğrulayabilirim, zaten bu yüzden seninle konuşuyorum. Evet, hadi ama. Ama ben de, bilirsin, bilmiyorum. Yani sadece, bilirsin, bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum. Bu yüzden burada olduğun için minnettarım. Yani, >> tamam. Sen bir yazı yazıyorsun; bu Kirkoff adlı kadının kişi olabileceğini, yürüyüşünün temelde aynı olduğunu söylüyorsun. Evet. Bu arada kadın CIA’de koruma görevinde çalışıyor, muhtemelen bizzat direktör için. Delilik. Buna yanıtı ne oluyor? Reddediyor mu? >> Benim, ekibimin ve yazı ortağım Joe Hanneman’ın en çok eleştirildiği konulardan biri, Bayan Kirkoff’tan yorum istememiş olmamız. Bu doğru değil. CIA çalışanı birine ulaşmaya çalışın bakalım. >> Evet, çalıştım. >> Geçmişi, geçmişi silinmiş. Ama adresini buldum. Onu bulduk. >> Kapısını çalabilirdim. Yapmadım. Ayıp ettim. Tamam. Yani gidip kapısını çalmalıydım, yapmalıydım, yapabilirdim. Ertesi sabah 9’da diğer herkesle iletişime geçtik. Yani haberimiz cumartesi sabahı çıktı. Ertesi sabah, pazar, 9 Kasım, saat 9.00. Sabah 9’da DC’de bir oteldeyim ve lanet CIA’den telefon geliyor. CIA’in baş halkla ilişkiler görevlisi beni sabah 9’da evinden arıyor, kucağında ağlayan bir bebek var. Bebeğin ağladığını duyabiliyorum. “Affedersiniz, affedersiniz” diyor. Sonra, “Bakın, sadece haberinizin bir yönünü yanlış yaptığınızı bildirmek için arıyorum” diyor. Ben de “Tamam, harika. Hangi yönünü yanlış yaptım?” dedim. “Bayan Kirkoff’un görev tanımını yanlış yazmışsınız” dedi. Şimdi, benim yayımladığım görev tanımını uydurmadım. Bu, tüm istihbarat topluluğu veri tabanına erişimi olan ODNI’nin bana okuyup söylediği görev tanımıydı. Ama o, “Hayır, o sadece Langley kampüsünde bir güvenlik görevlisi. Hepsi bu. Langley’de güvenlik görevlisi” dedi. Biz de haberi düzelttik. Yani düzeltmedik, sadece, bilirsin, >> ama “çalışanımız boru bombacısı değil” demedi. >> Hayır, öyle bir şey yok. Sadece... Hatta şunu bile söyledi: “Bu küçük şeyin, haberinizin doğruluğundan bir şey götürmesini istemiyorum” dedi. Bunu söyledi ve teşekkür ederim. Ben de editörlerime bildirdim. Habere notu eklediler ve sonra her şey büyümeye devam etti. Şimdi, 6 ay ileri saralım; hâlâ görevde olan mevcut bir CIA çalışanıyla saatlerce oturdum. O da muhbir oldu ama hâlâ işi var. Ve Bayan Kirkoff’un dosyalarını ellerinde tutmuş. Dedi ki, “O pazar sabahı sana gelen, onun CIA’de kampüs güvenlik görevlisi olduğunu söyleyen telefon var ya, o yalan.” Ve dedi ki, “Bunu geçinmek için yaptığımızı biliyorsun, değil mi? Yalan söyleriz.” Evet. Ben de “Evet, anlıyorum” dedim. >> Peki FBI bu konuda ne dedi? Görüşlerini almak için Dan Bongino’yu ya da Cash Patel’i aradın mı? >> Biliyor musun, Bongino’ya birçok kez ulaştım. Hikâyenin bir parçası da şu: Yeni FBI hakkındaki haberlerimde onlara karşı çok eleştirel oldum, özellikle muhbirleri yüzüstü bırakmalarından sonra. Çünkü Patel’in vaatlerinden biri, muhbirlerin zararlarının telafi edileceğiydi. Bongino’nun vaatlerinden biri de buydu. Muhbirlerin zararları telafi edilecekti. Ve COVID rejimi hakkında, bununla ilgili zorunluluklar hakkında, 6 Ocak hakkında, bilirsin, küçük suçlar için büyükannelerin evlerine SWAT baskını yapmaları söylenen adamlar hakkında ihbarda bulunan muhbirlerden söz ediyoruz; FBI’ın 100 yıllık tarihinde, kurumun, büronun tarihinde hiç yapmadığı bir şey. Ve bu yüzden çok eleştirel oldum. Bildiğim kadarıyla beş kez, bunu sadece Blaze’deki yöneticiler bana aktardığı için biliyorum, FBI’ın yedinci katından, Hoover binasından kişiler, beni Blaze’de işten attırmaya çalışmak için patronlarımı aradı. >> Ne? >> Evet. >> FBI’dan kimin aradığını biliyor musun? >> Bongino iki kez aradı. İlki oydu. >> Seni işten attırmaya mı çalıştı? >> Evet. Önce şikâyet etmek için, sonra oradan tırmandı. >> Seni aradı mı? >> Hayır, aramadı. Hayır, Bongino. Ve Bongino DM’lerimi alıyor, çünkü patronlarıma DM’lerimi okuduğunu söyledi. Bu yüzden aldığını biliyorum. Ve X hesabında insanları engellemesiyle meşhurdur. Beni hiç engellemedi ama beni eleştirdi. Thomas Massie’ye, Shanie Kirkoff’tan gelecek iftira davasının çekini bizzat kendisinin yazacağını söyleyen oydu. Dan nasıl bu kadar hızlı şekilde derin devlet eleştirmeninden onun en saldırgan savunucusuna dönüştü? Sence Dan’e ne oldu? >> Bilmiyorum, ama şunu söyleyebilirim: 2024 Şubat’ında, hâlâ Dan’in X sayfasında duruyor. Gidip bakabilirsiniz. 24 Şubat’ta beni öve öve bitiremiyor. “Blaze’deki Baker denen adam, boru bombası konusunda harika iş çıkarıyor” diyor. Çünkü o zamanlar kimsenin daha önce görmediği videolar yayımlıyorduk; mesela bombanın robot tarafından imha edilmesi, soruşturma kameralarının olay yerinden çevrilmiş olması. Sadece kameraların çevrildiğini bulmadık, onların soruşturma alanından çevrildiği anı da bulduk. O dönem tüm bu videoları yayımlıyorduk ve beni övüyordu. Şimdi ise tamamen tersi. Bilmiyorum. Bak, herkes kadar ben de spekülasyon yapabilirim. Bir tür çöküş yaşamış gibi görünüyor, öyle hissettiriyor. Çok korkmuş. Bu bariz. Nedenini bilmiyorum. Bundan fazlasını bilmiyorum. Dan Bongino ile çok temasım olmuş biri olarak şunu biliyorum: Bir anda döndü. FBI’da ona bir şey oldu; onu bir erkek olarak kırdı, hayatını mahvetti ve kesinlikle kariyerini de mahvetti. Ve ona üzülüyorum. Ben sadece senin en büyük rakibin gibi olmasını ilginç buluyorum. Sen sadece ne olduğunu öğrenmeye çalışıyorsun. >> Evet. Muhbirler meselesiyle ilgili haberlerimi bırakmam için beni vazgeçirmeye çalıştı. Sonra bu hikâyeye yaklaştıkça aradı. Aradığı ilk kişi Blaze’in başkanıydı; bu yaz aylarındaydı, Kirkoff’un kim olduğunu bile bilmiyordum. Daha sonra genel yayın yönetmenimi aradı. Ardından FBI’ın yedinci katında yardımcı kişisel... sanırım halkla ilişkiler görevlisi olan Ben Williamson, genel yayın yönetmenimi aradı. Hem Bongino hem de Williamson, Bongino’nun benimle oturup boru bombası konusunda geliştirdiğimiz kanıtları ona göstermeme izin vermesi konusunda anlaştı; bunu hiç yapmadı. >> Hayır. >> Ve o fırsatı, o görüşmeyi gerçekleştirmek için ona birçok mesaj gönderdim. Hiç olmadı. Peki neden bunu görmek istemezdi, merak ediyorum. Bilmiyorum. Biliyorsun, Massie’yi meşhur şekilde eleştirdi, bu öfke nöbetinde. Massie’ye karşı dört gün süren bir tirada girişti. Massie’yi eleştirdiği şeylerden biri, Massie’nin Hoover binasına gelip Brian aleyhindeki kanıtlarını görme davetini kabul etmemesiydi. >> Hayır, hayır. Dan, kalıcı hükümetin faaliyetlerini örtbas etmek için çalışıyor. Sadece, ben, birinin bu kadar değiştiğini ya da bu kadar korktuğunu hiç görmedim. Yani kalp krizi geçirecek gibi görünüyordu. O kadar korkmuştu. Ve ben bunu ona saldırmak için söylemiyorum, sadece ona ne olduğunu bilmek isterdim. Hiç duymadın mı? >> Hayır, ayrıntıları bilmiyorum. >> Ama bildiğim şu: Patronlarıma iki telefon etti. Ben Williamson bir telefon etti. FBI’ın kongre irtibat görevlisi olan, daha önce FBI’a gitmeden önce Thomas Massie’nin genel hukuk danışmanı kadrosunda çalışan Marshall Yates patronlarımı aradı. Kesinlikle beni işten attırmaya çalışıyordu. Marshall Beyaz Saray’ı aradı. Yani Kongre üyelerini aradı. Medya kaynaklarını aradı. Deneyebilecekleri her şeyi yaptılar. Peki suçun neydi yine? Suçum Kirkoff hakkında haber yapmakmış. Ve iddiaya göre, ulusal karşı-terörizm direktörü Joe Kent’ten hem dosya hem teknoloji sızıntıları alan kişi benmişim. Aldın mı? Hayır. Yani hayır, aslında, Blaze’den ayrılmadan önceki hafta, akşam 9.30’da evde Daily Wire muhabirinden telefon aldım. “Hey, elimdeki bir haber için senden yorum almak istiyorum” dedi. Ben de “Tamam, anlat” dedim. “İstihbarat topluluğundan üç farklı kaynağım var, Joe Kent’ten sızıntıları alan kişinin sen olduğunu söylüyorlar” dedi. Ben de yüzüne karşı kahkahaya boğuldum. “Öncelikle, bu üç kaynak kim?” dedim. “Bunu söyleyemem” dedi. Ben de “İstihbarat topluluğundan üç kişi sana benim Joe Kent’ten teknoloji ve sızıntılar aldığımı mı söylüyor?” dedim. “Evet, elimde bu var” dedi. 15 dakika boyunca üstüne gittim. Sonunda “Tamam, tamam, tamam, tamam. Sana inanıyorum. Sana inanıyorum” dedi. Sonra haberi yayımlamadılar. >> Evet. >> Ama diğer herkes yayımladı. Reuters yayımladı, New York Times, herkes bununla ilgili haberler yayımladı. >> Peki Kirkoff’un senin yazına yanıtı ne oldu? >> Avukatlar aracılığıyla oldu. Yani kendisi hiç konuşmadı; ta ki ne olana kadar? New York Times’tan Ray Epps muamelesi gördü ve onun hakkında tam bir cilalama haberi yaptılar. Onu, benim iftira ettiğim ve bombacı olmakla haksız yere suçladığım sempatik figüre dönüştürdüler. O muhabir beni aradı; ilk görüşmede bir buçuk saat, takip görüşmesinde 30 dakika konuştum. Her şeyi anlattım. O muhabirin, onun yalan makinesinden kaldığından haberi bile yoktu. Elimizdeki tonlarca kanıt ve bilgiyi tek tek anlattım. >> Peki onun... Bir yerde okumuştum, söz konusu saatlerde, bombanın yerleştirildiği sırada köpeğim ya da yavru köpeğimle olduğumu gösteren video var demişti. Yine, CBS’i arayıp CBS News’e 5 Ocak akşamı, bombacı RNC ve DNC etrafında dolaşırken Bayan Kirkoff’un evde olduğunu ve aynen alıntılıyorum, “yavrularıyla oynadığını” gösteren bir mazeret videosu olduğunu söyleyen FBI’dan üç kaynağımız var. Tamam. Bunu CBS’e sızdırdığı iddia edilen FBI’daki aynı üç kaynak, aynı anda, aynı gün, onun yalan makinesinden kaldığını da biliyor olurdu ve bunu haberden uygun şekilde çıkardılar. >> Bu videoyu gördün mü? >> Hayır, bildiğimiz kadarıyla yok. Çünkü keşif kapsamında talep edildi; Brian Cole Jr.’ın avukatları bunu keşif kapsamında istedi ve hiç teslim edilmedi. Ama Clare Locke hikâyeyi şimdi iki kez değiştirdi. Clare Locke muhtemelen dünyanın en korkulan iftira hukuku firması. Meşhur şekilde oy makinesi şirketini Fox’a karşı ve birçok başka yüksek profilli davada temsil ettiler. Yavru köpek videolarıyla ilgili hikâyeyi yalnızca iki kez değiştirmekle kalmadılar; çünkü CBS versiyonunda hikâye, kadının evde yavru köpekleriyle oynadığıydı. Üç FBI kaynağı. Değil mi? Sonra dava açılmadan önce Blaze, ben ve ortağım Joe Hanneman, Clare Locke’tan talep ve muhafaza mektubu aldık. Muhafaza mektubunda hikâyeyi değiştirdiler: Videonun onu evde köpeğine, tekil olarak, bakım yaparken gösterdiğini söylediler. Şimdi, bu önemli bir değişiklik gibi görünmeyebilir, bir büyük neden hariç. Onun evde yavru köpekleriyle oynadığı haberi çıkar çıkmaz, bilmedikleri şey şu: Biz dark web taraması yapmıştık; eski sosyal medya şeylerini bulmuştuk ve orada kendisiyle partnerinin Florida’da yetişkin bir greyhound sahiplendiğini ve 6 Ocak’tan bir ay önce eve getirdiğini bulduk. Ayrıca Bayan Kirkoff’un köpek bakıcısına, köpek gezdiricisine verdiği beş yıldızlı yorumu da bulduk. Ve yine yalnızca bir köpeğe, tek yetişkin köpeğe ismiyle atıf vardı. Bunları bulabildiğimizi bilmiyorlardı. Bu ortaya çıkar çıkmaz, Blaze tarafından artık bir susma emri altında olmama ve Bayan Kirkoff hakkında doğrudan hiçbir şey yayımlayamamama rağmen, o fotoğrafları vekiller aracılığıyla yayımlattım; onlar da web’e koydu. Böylece birden, bunun yavru köpekler olmaması onları utandırdı. Ve üç FBI kaynağı, değil mi? Bunlar “yavru köpekler” ile “bir köpek” arasındaki farkı yanlış anlayacak insanlar değil. Yani “yavru köpekleriyle oynuyordu”dan “köpeğine bakıyordu”ya geçti. Sonra dava çıktı ve dava şunu söylüyor: “Tamam, bunların hiçbiri değildi. Köpeğin kanepede uyuduğunu gösteren bir video var ve arka planda, kamera dışında onun sesini duyabiliyorsunuz.” Biz yalnızca köpeğin kanepedeki bir ekran görüntüsünü gördük; videoyu kimse görmedi. Bu arada, bilirsin, onun karakterine leke sürdüğün için sana saldıran bir sürü haber çıktı; masumiyetini kanıtlayan video kanıtı var deniyordu ama mesele bundan biraz daha karmaşık çıktı sanırım. >> Çok daha karmaşık. Yani, her şeyden önce, Brian Cole bombacı değil. Brian Cole bombacı olamaz. Bizim, takma adıyla ünlü yaptığımız biri var. Adı Armitas ve o da spektrumda olan, boru bombası hikâyesine çok motive olmuş biri. Onunla birkaç yıl önce bu hikâye sayesinde tanıştık ve sonra video incelemesinde ekibimizle çalışmaya başladı. Bu konuya takıntılı. Keşfedebildiği şeylerden biri, ki alıntısını seviyorum, şu: Brian Cole Jr.’ın bedeni onun mazereti diyor. Bunu biliyoruz, çünkü Rumsey Court’un içinde dizlerimin ve ellerimin üzerinde durdum, RNC’nin arkasındaki ara sokakta tuğlaları ölçtüm. Kapüşonlu bombacının giydiği ayakkabının, ayağın net bir görüntüsüne sahibiz.

Topuk bir tuğlanın çizgisinin üzerinde. O ayakkabı birinci tuğlayı, ikinci tuğlayı ve üçüncü tuğlanın yarısından azını kaplıyor. Bu, o belirli ayakkabıda en fazla 9 ile 9,5 numara. Peki bunu neden biliyorum? Çünkü o Nike Air Max Speed Turf ayakkabıdan üç çift satın aldım. 9,5, 10,5 ve 12 numara aldım. Neden 12 aldım? Çünkü Brian Cole Jr. 12 numara giyiyor. Brian Cole Jr., annesinin kendi ifadesine göre, bunu giyemezdi. Annesine o ayakkabının 9,5 numarasını gösterdim. “Brian o koca şişman ayağını o ayakkabıya sokamaz,” dedi. Brian Cole’un ayakkabılarını elimde tuttum. Giydiği bütün ayakkabılar 12 numara.

Peki o zaman neden itiraf etti?

Daha önce de belirttiğim gibi, kolluk kuvvetlerine en yüksek oranda sahte itiraf verdiği bilinen demografik grup otistik bireylerdir. Onu avukatı olmadan 2 saat sorguda tuttular. Otistik birini sokaktan toplamışlar. Köpeğini gezdiriyordu ya da 7-Eleven’a yürüyordu. Yok, köpek kısa süre önce ölmüştü. Mahallesinin önünden 7-Eleven’a yürüyordu. FBI onu sokaktan topladı, tutukladı, içeri aldı, sorguya koydu. Şimdi, bu son derece OKB’li bir çocuk; yani Wapner’a beş dakika var. O böyle biri. Tamam. Çok zeki, çok parlak ama alışkanlık ve rutine çok bağlı biri.

Peki siyasi bir motivasyonu var mı? Yani onu bunu yapmaya neyin ittiğini söylüyorlar?

Söyledikleri şu: itirafında, kendisine İrlanda Sorunları’nı örnek aldığını söylemiş.

Pardon?

Benim tepkim de buydu.

Evet.

Motivasyonunun İrlanda Sorunları olduğunu söylüyorlar. Ve itirafta hem soldan hem sağdan nefret ettiğini söylediğini, iki partiden de nefret ettiğini ve cihazları RNC ile DNC’ye bu yüzden yerleştirdiğini söylüyorlar. Bununla ilgili bir sorun var: iki başka muhtemel bırakma noktası daha vardı. Çünkü video kanıtlarından biliyoruz ki o noktalardan biri Congressional Black Caucus Institute’tu ve bombacı fikrini değiştirdi. Bir diğer nokta ise Kongre üyeleri ve Kongre personelinin kaldığı gerçek bir konut birimiydi. Bombacının durup vazgeçtiği, sonra da nihayetinde DNC ve RNC’de karar kıldığı iki başka yer bunlardı. Dediğim gibi, o kadar çok ayrıntı var ki hepsi aklımdan geçiyor, ama sana daha önce hiç yayımlamadığımız bir şey vermek istiyorum ve bunu sana vermek için avukatlardan izin aldım. Bu, video inceleyicimiz Armatas’ın bulduğu bir şeydi. Bombacının Rumsey Court’tan ilk kez yürüdüğü videoları binlerce saat izledikten sonra buldu. Çünkü bu çocuk, bizim adamımız, videoları şöyle izliyor: ilk seferinde bir piksel grubunu izliyor, sonra bir dahaki sefere başka bir piksel grubunu izliyor; yani videolara bu kadar takıntılı. Ama o takıntı, yıllarca aynı videoyu tekrar tekrar tekrar izleyip hiç fark etmedikten sonra, sonunda bombacının bileğinde bir akıllı saat parlaması görmesine yol açtı. Bu, 5 Ocak kapüşonlu boru bombacısı. Saat tekrar parlıyor. Bize bunu söylüyor. Sonra ben ve tüm ekibim, hepimiz yeniden videolara gömülüyoruz. Ve birden, bombacının yürüyüş sırasında yaptığı kol esnetmeleri ve başka hareketler sandığımız şeylerin, aslında en az beş kez sayabildiğimiz kadarıyla bileğine konuşmak olduğunu görüyoruz. Bununla ilgili bir sorun var: Brian Cole Jr. hiç saat sahibi olmadı, hiç saat takmadı; hele boru bombalarını dağıttığı gece bir akıllı saat edinip onunla konuşmayı öğrenmiş olması hiç söz konusu değil. Bunu kesin olarak biliyoruz.

Bu davada suçunu kabul mü ediyor?

Hayır. Hayır, kesinlikle. Hatta sadece üç dört hafta önce, onu bir anlaşmaya zorlamak için suçlamaları artırdıkları ek bir iddianame vardı. Suçlamaları ağırlaştırdılar. Onu terörizmle ve kitle imha silahları yerleştirmekle suçladılar. Temelde, mahkum edilirse ömür boyu hapis almasına yol açacak suçlamalar; onu ve ailesini bir anlaşmaya korkutarak razı etmeyi düşündüler.

Bombalar bomba olmamasına rağmen.

Bombalar bomba olmamasına rağmen.

Ve bunu o yapmış gibi de görünmüyor.

Ve fiziksel olarak bunu yapan kişi o olamazdı. Ayakkabı numarası yanlış. Vücut yapısı yanlış. O...

Yürüyüş tanıma bir erkeği kadından ayırt edebilir mi?

Kesinlikle. Yani, hayır, yürüyüşü ayırt edebilir ve sonra çıkarım yapabilirsiniz. Ama videoları yıllardır izleyen çoğu kişi bunun bir kadın olduğunu düşündü.

Ben de bakınca öyle düşündüm. Ama ben ne bilirim ki?

Ama ondan bahsediyorsun; elimizde yürüdüğünü gösteren video var ve onun yürüyüşü bombacının yürüyüşüne bundan daha zıt olamazdı. Çok belirgin; neredeyse ördek gibi yürüyor.

Evet.

Kalçası dışarıda ve işte, otistik bir kişide tipik olduğu gibi, önce topuğunu koyarak yürüyor.

Evet. Doğru.

Ya da önce parmak ucunu koyarak ve ayaklar şöyle dışa dönük. Oysa bombacı şöyle yürüyor: sağ ayağı içe basıyor, sirkumdüksiyonla sol ayağın önüne koyuyor. Bombacının yürüyüşü bu. Shnie Kirkoff’un yürüyüşü de bu. Peki şimdi ne oluyor? Tamam, yani şimdi sana dava açılıyor. Tamam, pardon, konunun önüne geçmek istemiyorum. Yani Brian Jr.’ın... Şimdi onu ömür boyu hapisle tehdit eden, anlaşmaya zorlamaya çalışan ek iddianame var. Anlaşma yapacak mı?

Hayır. Hatta tam o duruşmada, durum duruşmasında, savunma avukatları bir yargılama tarihi talep etti.

Hapiste mi?

Hapiste. Duruşma öncesi tutuklulukta tutuluyor. Genel nüfusta. Kendi iyiliği için onu tecritte tutacaklarını kesin sanmıştım. Kendi iyiliğinin onların hesaplarında bir rol oynadığını sanmıyorum. Ama gerçekten bir hücre arkadaşı var. Günde birkaç saat tablete erişim izni veriliyor. Böylece ailesiyle tablet üzerinden iletişim kurabiliyor. Bütün aile üyelerini günde iki kez, çok katı bir programla arıyor. Bu tamamen akıl almaz. Federal hükümette konuştuğum insanların onun haksız yere suçlandığına inandığını biliyorum.

Evet.

Ve bunlar ayakları yere basan, gerçek insanlar. Bu Twitter’da olan bir şey değil, gerçek hayat. Ve onun haksız yere suçlandığını düşünüyorlar. Ama federal kollukta buna katılan insanlar olmak zorunda ve yine de buna uyuyorlar.

Aslında uymuyorlar. Nitekim bu dava sonucunda yeni bir muhbir ortaya çıktı; daha önce bahsettiğim bir FBI muhbiri. Bu FBI ajanı muhbir, Cole ailesinin hemen aşağı sokağında yaşıyor. Bu muhbir 10 yıldır o mahallede yaşıyor. Brian Cole Jr.’ı köpeğini günde iki kez, üç kez gezdirirken; onu ve eşini 10 yıl boyunca yüzlerce, binlerce kez görmüş. Ve bu dava yüzünden ortaya çıktı. Muhbirle ben görüştüm. Bana aynen şunu söyledi: “Benim birimde kimse bu tutuklamayı satın almıyor.”

Sana ne için dava açıyorlar?

İftira için.

Tamam, ama zarar ne? Tazminat ne?

Hayır, henüz belirtilmiş bir rakam yok. Açıkçası, 127 sayfalık davada fosforlu kalemimle 30 sayfaya kadar gelebildim ve durmak zorunda kaldım. Yani pes ettim. Bir yalan, bir yanlış beyan, bir uydurma üstüne diğeri. Hatta olmayan şeyler uyduruyorlar. Gerçekten var olmayan şeyler uyduruyorlar. Ve bak, henüz keşif aşamasına, bilgi celbi yapabileceğimiz kısma gelmedik. Oraya daha gelmedik. Her şey çok yeni. Ama Cole’u temsil eden hukuk firması şimdi beni de temsil ediyor. Yani Cole keşif belgeleri onlarda. Ben hâlâ göremiyorum, ama bana söyledikleri şu: endişelenecek hiçbir şeyimiz yok.

Sana son bir soru sormak istiyorum. Bu hikâye birkaç ay önce, ABD hükümetinden birkaç kişiden bunu duyarken dikkatimi çekti; bundan çok rahatsızlardı. Bir taraftan ya da diğerinden partizan oldukları için değil, düzgün insanlar oldukları, adalete inandıkları ve masumlara zarar verilmemesi gerektiğine inandıkları için. Hükümette, kariyer personeli de dahil olmak üzere, bunun tamamen delilik olduğuna, senin haklı olduğuna, asıl iftiraya uğrayanın sen olduğuna ve Brian Cole’un haksız yere suçlandığına inanan insanlar vardı. Ve onlardan biri İç Güvenlik Bakanlığı için çalışıyordu ve şimdi ölü. Bu, birkaç farklı kişiden duyduğum ve onları çok rahatsız eden bir hikâye. Bunun kamuya açık şekilde hiç yazıldığını sanmıyorum.

Hayır.

Neden bahsettiğimi biliyor musun? Biliyorsan, bu konuda ne bildiğini anlat.

Soruşturmanın derinlemesine içindeyiz. Henüz bunun hakkında yazmadık çünkü nihai sonuçlarımız yok, ama bu...

İsim kullanmayalım ve sen sadece...

Adını anmayacağım. Şunu bilmiyor olabilirsin ama Noel’den önceki pazar günü akut kalp yetmezliği geçirdim.

Hayır, bilmiyordum.

Cuma günü... Yani bu Noel’den önceki pazardı. Cuma gecesi Rumsey Court’ta ellerimin ve dizlerimin üzerinde, kapüşonlu bombacının bastığı o tuğlaları, tam o tuğlaları şerit metreyle ölçüyordum. Tuğlaları ölçüyorum. Cumartesi sabahı DNC’ye gidip oradaki kaldırımı ve zemini ölçüyordum ki kapüşonlu bombacının ayakkabı numarasını tam ya da mümkün olduğunca tama yakın belirleyebilelim. Cuma öğle vaktinde, bunu yapmadan önce, istihbarat topluluğundan onlarca yıllık bir üyeden telefon aldım. “Görüşmemiz lazım. Hemen görüşmemiz lazım,” dedi. Tamam. Görüştük. Bir yer seçti, orada buluştuk. Yaptığı ilk şey telefonumu almak ve çantasına atmaktı; Faraday kafesi olan bir çantaydı. Sonra masanın üzerinden bir kart kaydırdı. “Bunun kim olduğunu biliyor musun?” dedi. Karttaki isme baktım. “Evet, elbette,” dedim. Kartı geri kaptı ve “Şükran Günü’nden bir gün önce ölü bulundu,” dedi.

Şimdi, o karttaki isimle son konuşmam 29 Ekim’di. Ve bu davayı ODNI’ye götürdüğümde, daha önce söylediğimiz gibi, çünkü ODNI ve bunu inceleyecek olan DIG üyeleri FBI’a bu davada, özellikle bu davada, güvenmediklerine karar vermişlerdi. Bu yüzden bunu HSI’ye, Homeland Security Investigations’a götüreceklerdi. Sahip oldukları ilişkiler şuydu: tüm istihbarat yapılarıyla irtibat ortaklıkları vardı. DIG budur. DIG, 18 federal istihbarat kurumunun hepsine ulaşmıştı.

Evet.

Ve her kurumdan iyi adamlardan birini ya da ikisini getirip kendileriyle çalıştırmışlardı. Derin devletçi değil; bu şekilde incelenmiş biri. Bu, derin devletçi olmadığı teyit edilmiş biriydi. HSI’de 19 yıllık kariyer sahibi, kıdemli bir ajandı. Onu çağırdılar. Ona tüm davayı anlattılar. Beni onunla tanıştırdılar. Sonra Ekim sonu, Kasım başında, adlarını vermeyeceğim kişilerden oluşan bir ekiple yeniden oturdu. Kim olduklarını biliyorum ve konferans masasında kimlerin olduğunu biliyorum. Onlara bu davayı nasıl takip edeceğini, hangi teknolojileri kullanacağını, bu davayı takip etmek için başka hangi personeli dahil edeceğini anlattı. Ve dediğim gibi, onunla son konuşmam 29 Ekim’deydi. Bildiğim bu kişilerden biri onunla son teyitli konuşmasını 10 Kasım’da yaptı. Sonra kız arkadaşı onu 26 Kasım’da, Şükran Günü’nden bir gün önce, dairesinde ölü buldu. Ve bu uzun yılların istihbarat topluluğu mensubunun yüzünden yaşlar akıyordu; bunu anlatırken, duyduklarını açıklarken ağlıyordu. “Elbette söylenti, belli ki intihar ettiği yönünde,” dedi. “Hiçbirimiz buna inanmıyoruz. Onu tanıyan, ona yakın olan, arkadaşı olan hiçbirimiz bunun intihar olduğuna inanmıyoruz.”

Adli tabip ne dedi?

Hâlâ adli tabipten rapor yok. Ekibimizde aslında...

Altı yedi aydan fazla oldu.

Evet, ekibimde 25 yıllık emekli bir FBI gazisi ve veteran olan, şimdi özel dedektiflik yapan bir üyemiz var; onu tuttuk. Fairfax County Polis Departmanı’na gitti ve bu davadaki baş dedektifle konuştu. O durumda dedektif hiçbir bilgi vermedi; sadece hâlâ adli tabipten rapor olmadığını söyledi. Bu şubat ayındaydı. Daha yakın zamanda, sadece son birkaç gün içinde, hâlâ rapor olmadığını teyit ettirdik. Bu bilgiyi FOIA kapsamında talep ettik. Görmezden geldiler. Fairfax County Polis Departmanı bu FOIA talebinde bizi tamamen görmezden geldi.

Bunu yapmalarına izin var mı? Teknik olarak hayır, ama bilirsin, bunu sürekli yapıyorlar. DC civarındaki kolluk kurumları bununla ünlüdür. Judicial Watch’ın onlara dava açmak zorunda kalmasının sebebi de bu. Sonra mesela Tom Fitton’ın 6 Ocak’a ait vücut kamerası görüntülerini beş, beş buçuk yıl sonra aldığını görüyorsun; ama bu vücut kameralarından bazılarının yayımlanması için üç yıl ya da iki yıl süren davaları beklemek zorunda kaldı. İşte böyleler. Mahkemede onları yenmek zorunda kalana kadar seni oyalıyorlar.

Ve bu HSI ajanının ölümü hakkında bizim de çok ciddi bir soruşturma yaptığımız için şunu da biliyoruz. Ocak ayında, akut kalp yetmezliğimden sadece 3 hafta sonra kardiyoloğumu arayıp, “DC’ye gitmem gerekiyor,” dedim. “Henüz seyahat etmeni istemiyorum,” dedi. “Uçakla gitmeyeceksin değil mi?” dedi. “Hayır, arabayla gideceğim,” dedim. “Tamam, dikkatli ol. Kendini yorma,” dedi. Doğrudan bu kişinin ölü bulunduğu daireye gittim. Oraya vardığımda emlak alıcısıymış gibi davranıyorum. Bu daireyi satın almakla ilgileniyormuş gibi yapıyorum. Oraya varıp ev piyasasında biriymişim numarasını yaparken, bu ajanın öldüğü daireye taşınan adamla karşılaştım. Satmışlar. Ev, yani daire satılmış. Adam taşınıyor, kutuları içeri taşıyor. “Aa, siz bilmem ne numaralı daireye taşınıyorsunuz,” dedim. “Evet,” dedi. “Geçen hafta kapattım,” dedi. “Ah, kahretsin,” dedim. “Ben de oraya bakıyordum. Birkaç hafta önce buradaydım.” O da, “Evet,” dedi. “Altımda bir daire var,” dedi. “Bence aynı emlakçıda.” Beni aşağı götürdü. Orada piyasada olan başka bir daireyi gösterdi. “Teşekkür ederim,” dedim. El sıkıştık. Sonra o park yerine, bir parti daha kutu almaya dönüyordu, ben de arabama gidiyordum. Ona Columbo numarası yaptım ve “Aa, bu arada, bir sorum daha var,” dedim. Yeniden yanına yürüdüm ve “Birkaç hafta önce buradayken o dairede garip bir şey olduğunu duymuştum,” dedim. “Evet,” dedi. “Bana önceki sahibinin öldürüldüğü söylendi. Bana öldürüldüğü söylendi.” Bu birebir alıntı. Bunu duymayı beklemiyordum.

Ve beni hazırlıksız yakaladı. Yani, gerçekten afalladım; o cevap dengemi bozdu. Bu yüzden de bariz takip sorusunu sormadım: “Bunu sana kim söyledi?” Şimdi, bunun bir komşu olduğunu tahmin ederim. Sonuçta orada bir ölüm var, şüpheli bir ölüm. Olay yerini şeritle kapatacaklardır. Bu apartman daireleri birbirine çok yakın, birbirinin etrafına sıkı sıkıya yerleşmiş durumda. Komşuların hepsiyle konuşmuşlardır; bir şey duydular mı, bir şey gördüler mi diye. Bunların hepsi olmuş olmalı. Bu yüzden ancak şunu hayal edebilir ve çıkarım yapabilirim: Komşulardan birine muhtemelen gözetim yapan genç bir polis, “Buradaki adam öldürüldü,” ya da “cinayete kurban gitti,” veya buna benzer bir şey söyledi.

O zamandan beri şunu öğrendik: Başından vurulmuştu ve cesedi bulan kişi kız arkadaşıydı. Hiçbir kamuoyu duyurusu olmadı. Polis tarafında bu konuyla ilgili hiçbir şey hiç yayımlanmadı. Aile bir ölüm ilanı yayımlamadı. Elimde ölümüne dair sağlam kanıt olarak bulunan tek şey, aslında iki şey var: Cesedinin 19 Aralık’ta, 3 hafta sonra, adli tıp raporundan önce, ölüm nedeni açıklanmadan önce yakılmış olması. Buna dair bir kremasyon raporu var. Onu bulduk. Bir de HSI’ın tüm çalışanlarına gönderdiği kurum içi not bana verildi; aniden vefat eden meslektaşlarından ve onun için bir barda anma, bir “hayatı kutlama” buluşması yapılacağından söz ediyordu.

O zamandan beri, istihbarat topluluğundaki diğer kaynaklarım üzerinden Fairfax County Departmanı içinde sorular sordurttum. Hepsi duvara tosladı. Hepsi bu konuşmadan sert biçimde uzaklaştırıldı. Kimse onlarla bu konuda konuşmuyor. Ve bilmiyoruz. Bu konuda neden bir haberle ilerlemedik? Çünkü bundan bir sonuca varmak için eksik olan çok fazla unsur var. Ama işin özü şu: Bu vakayı soruşturacak güç, soruşturma yetkisi, araçlar ve personel topluluk içinde kimdeyse, o adam öldü. Gerçekler bunlar.

Ne hikaye. Bütün bunları anlatmak için bu kadar zaman ayırdığın için teşekkür ederim. Bence bunun kayda geçmesi önemli.

Geçmesi gerekiyordu.

Evet.

Ne demek istediğimi anlıyorsan, bu bir ölü adam anahtarı gibi.

Evet, anlıyorum. Steve Baker, çok teşekkür ederim ve yolun açık olsun.

Teşekkür ederim, Tucker.

Bu gece bize katıldığınız için teşekkürler. Gelecek çarşamba görüşürüz.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol