Sheriff Dave Hathaway: İsrail’in ABD Kolluk Kuvvetlerini Gözetlediğini ve Venezuela Operasyonlarının İçeriye Taşınabileceğini Savundu
İngilizce kaynaklı bu bölümde Judge Andrew Napolitano, Arizona’daki Santa Cruz County’nin seçilmiş şerifi ve eski DEA yöneticisi Sheriff Dave Hathaway ile ABD istihbarat yapıları, İsrail’in Amerikan güvenlik kurumlarına yönelik casusluk iddiaları ve Venezuela’da Nino Guerrero’nun öldürülmesi üzerine konuştu. Program, ABD’de denetimsiz gözetim, yabancı istihbarat erişimi ve yürütmenin askeri güç kullanımı tartışmalarını Bill of Rights (Haklar Bildirgesi) çerçevesinde ele aldı.
CIA, FISA ve Amerikalılara Yönelik Gözetim
Napolitano, görüşmeye CIA’in Amerika içinde Amerikalıları izleyip izlemediği sorusuyla başladı. Hathaway bu soruya açık bir “evet” yanıtı verdi. Ona göre bu izleme ağırlıklı olarak telekomünikasyon, e-posta, cep telefonu meta verileri ve bazı gerçek cep telefonu dinlemeleri üzerinden yürütülüyor.
"Kesinlikle yapıyorlar; bu da FISA Yasası tarafından kolaylaştırılıyor," diyen Sheriff Dave Hathaway, Kongre’de tartışmalar olsa da bu yetkilerin büyük ihtimalle yeniden onaylanacağını belirtti. Napolitano, CIA’in kendi kuruluş yasası ve tüzüğü gereği Amerikan topraklarında kolluk faaliyeti yapmasının ve Amerikalıları gözetlemesinin yasak olduğunu hatırlattı.
Hathaway, 11 Eylül sonrası dönemde federal kurumlara “iş birliği yapmaları” ve birbirlerinin ne yaptığını bilmeleri gerektiğinin söylendiğini anlattı. Bunun ABD kolluk kuvvetleri ve ordu üzerinde “hegemonik” bir etki yarattığını savundu. Ona göre bu dönemde “fusion centers” (istihbarat ve kolluk verilerinin birleştirildiği merkezler) oluşturuldu; bu merkezlerde yasal izinle elde edilen verilerle yargı kararı olmadan toplanan veriler bir araya getiriliyor.
"Ne yazık ki yalnızca CIA değil, Mossad da bu fusion centers’daki bilgilere sınırsız erişime sahip," diyen Hathaway, İsrail’in “dost ve müttefik” sayıldığı için normal “bilme ihtiyacı” kısıtlamalarına tabi tutulmadığını ileri sürdü.
“Light Side” ve “Dark Side” Ayrımı
Napolitano, Hathaway’in kullandığı “light side” ve “dark side” ifadelerini açıklamasını istedi. Hathaway’e göre “light side”, yasal bir yargı kararıyla, kolluk kuvvetlerinin “T3 affidavit” dediği süreç üzerinden elde edilen dinlemeleri ifade ediyor. Bu tür dinlemeler, mahkemeye taşınabilecek kriminal soruşturmalarda son çare olarak kullanılıyor ve bir hâkim tarafından denetleniyor.
“Dark side” ise hâkim onayıyla alınmamış verileri kapsıyor. Hathaway bu verilerin önemli bölümünün NSA (Ulusal Güvenlik Ajansı) ve askeri yapılar tarafından toplandığını, CIA verilerinin de bu alanda yer aldığını söyledi. FISA kapsamındaki kitlesel gözetim emirleriyle toplanan verilerin de bu merkezlerde birleştiğini anlattı.
"Dark side, bunun normal bir yargı kararıyla elde edilmediği anlamına gelir," diyen Hathaway, Mossad’ın bu ham verilere erişebildiğini, buna karşılık ABD kolluk ve askeri birimlerinin aynı verilere parça parça ulaşabildiğini belirtti.
Mossad’ın Erişimi ve AIPAC İddiası
Napolitano, Mossad’ın bu gözetim verilerine hangi yetkiyle eriştiğini sordu. Hathaway bunun uzun süredir süren bir pratik olduğunu, şimdi ise bunu resmileştirmeye dönük girişimler bulunduğunu iddia etti. Ona göre bu yaklaşım İsrail’i fiilen ABD askeri yapısının bir parçası gibi konumlandırıyor; silah geliştirme, tedarik, istihbarat ve bilgi erişimi alanlarında geniş bir paylaşım yapılıyor.
Hathaway, bunun büyük ölçüde AIPAC’in Kongre üzerindeki etkisinden kaynaklandığını savundu. Kongre’nin yapması gereken denetimi yapmadığını söyledi. Yurt dışı görevlerinde İsrailli ajanların Amerikan faaliyetlerini izlediğine tanık olduğunu belirtti.
"İsrail bir kez daha dost ve müttefik sayıldığı için bu vakalar genellikle yargılanmadı," diyen Hathaway, kendisi ve meslektaşları bu tür olayları tespit ettiğinde dosyaların sessizce kapatıldığını ifade etti.
ABD’ye Yönelik Casusluk Tehditleri
Napolitano, İngiliz dış istihbarat servisi MI6’in ABD’yi gözetleyip gözetlemediğini sordu. Hathaway, MI6’in belli ölçüde bunu yapıyor olabileceğini söyledi; ancak kendi kariyerinde karşılaştığı istihbarat tehditlerinin sürekli İsrail kaynaklı olduğunu ileri sürdü.
Hathaway, büyükelçiliklerde bulunan “counter intelligence working group” yapılarında çalıştığını, yabancı ortamda bir gözetim ya da casusluk tehdidi tespit edildiğinde bunun “her zaman İsrailliler” olduğunu savundu. MI6 ile ABD kurumları arasında daha resmi ilişkiler bulunduğunu, buna karşılık “kirli ve ham casusluk” faaliyetlerinin kendi deneyiminde İsrail kaynaklı olduğunu söyledi.
Yerel Kolluk Kuvvetleri Neden Hedefte?
Napolitano, İsrail’in neden Santa Cruz County Sheriff’s Department, NYPD, LAPD, Chicago PD ya da küçük kasaba polislerini izlemek isteyeceğini sordu. Hathaway, İsrail’in ABD kurumlarına eşit gözüyle bakmadığını savundu ve Benjamin Netanyahu’nun ABD’ye “hayır deme” becerisinden söz ettiğini hatırlattı.
Hathaway, Latin Amerika’daki görevleri sırasında bir büyükelçilik yerleşkesinin dış duvarına yerleştirilmiş, Phantom Technologies adlı İsrailli şirketin ürettiği bir “stingray” cihazı bulduklarını anlattı. Bu cihazın cep telefonu kulesini taklit ederek bölgedeki cep telefonu faaliyetlerini topladığını, verileri İsrail Büyükelçiliği’ne yönlendiren bir antenle çalıştığını söyledi.
Ayrıca bir büyükelçilikte çalışan İsrailli bir yabancı uyruklunun basılı ve elektronik materyalleri dışarı çıkardığını iddia etti. Hathaway’e göre her iki olay da İsrail hükümetini utandırmamak ve ilişkileri zedelememek için sessizce ele alındı.
Santa Cruz County’de ise Elbit Systems adlı İsrail şirketinin 60 gözetleme kulesi kurduğunu belirtti. Bu kulelerin yalnızca video değil, elektromanyetik bilgi, radyo spektrumu ve radar verisi de topladığını söyledi. Verinin sahibinin Elbit Systems olduğunu, ABD kurumlarının bu veriye erişmek için ödeme yaptığını ileri sürdü.
"Bu bilginin ne amaçla toplandığına kötü niyet dışında bir anlam vermekte zorlanıyorum," diyen Hathaway, verilerin Amerikan kurumlarının ne yaptığını ve ne konuştuğunu izlemek için kullanılabileceğini savundu.
E-postalar, FISA 702 ve Yapay Zekâ
Napolitano, Judging Freedom ekibinin Hathaway’e gönderdiği e-postaları İsrail’in görüp göremeyeceğini sordu. Hathaway, FISA kapsamında telekomünikasyon merkezlerinin bu verileri topladığını ve İsraillilerin de bu verilere eriştiğini ileri sürdü.
Kendi Güney Amerika görevi sırasında ailesini aradığında, ailesinin telefon numarasının veri tabanında yer aldığını gördüğünü anlattı. Bu örneğin FISA’nın “örümcek ağı” mantığını gösterdiğini söyledi: yurt dışından ABD’deki bir numarayı arayan kişinin bağlantıları ve o numaranın irtibat kurduğu diğer kişiler de ağın içine girebiliyor.
Napolitano, Benjamin Netanyahu veya Mossad başkanı David Barnea’nın kendi e-postalarını okuyup okuyamayacağını sordu. Hathaway, fusion centers tarafından toplanan meta verilere erişim bulunduğunu ve yapay zekânın bu devasa veri yığınını daha kolay analiz edebileceğini belirtti.
"AI bunu dilimleyip ayırabilecek, belirli şeyleri ve kiminle konuştuğunuzu arayabilecek," diyen Hathaway, NSA’in de bu e-postalara ulaşabildiğini ve isterse inceleyebileceğini söyledi.
Napolitano, bunun “meşhur 702” olduğunu belirtti ve Kongre’nin ilgili yetkiyi geçici olarak sona erdirdiğini söyledi. Ancak bunun gözetimi durduracağına inanmadığını ekledi.
New York Times Haberi ve İsrail’in Beyaz Saray’ı İzlemesi
Napolitano, New York Times’ta çıkan ve İsrail’in Beyaz Saray yetkililerini, Mar-a-Lago’yu ve State Department (Dışişleri Bakanlığı) çevresini izlediğine dair haberleri gündeme getirdi. Ona göre asıl haber casusluğun kendisi değildi; “herkes bunun olduğunu biliyordu.” Asıl haber, bu bilgiyi bilen birinin New York Times’a gitmesi ve gazetenin bunu yayımlamasıydı.
Hathaway, bu tür olaylara insanların daha fazla öfkelenmemesine şaşırdığını söyledi. İsrail ile “özel ilişkiyi” bozmamak için siyasi açıdan utandırıcı olayların sessizce kapatıldığını savundu.
Hathaway, Güney Amerika’da iki başka ajanla birlikte bir Mossad ajanını, bir bölgedeki istihbarat şefiyle romantik ilişki içinde yakaladıklarını da anlattı. Böyle bir ilişkinin, özellikle çok gizli güvenlik iznine sahip kişiler açısından resmi soruşturma konusu olması gerektiğini söyledi. Ancak bunun da sessizce geçiştirildiğini ileri sürdü.
Trump, Netanyahu ve Şantaj İddiaları
Napolitano, Amerikan başkanlarının İsrail başbakanlarının telefon konuşmalarını dinlemesine ve bilgisayar tuş vuruşlarını yakalamasına sessiz kalıp kalmadığını sordu. Hathaway, başkanların bunun olduğunu varsaydığını düşündüğünü söyledi.
Ayrıca AIPAC tarafından desteklenen Kongre üyelerinin de kişisel iletişimlerinin açığa çıkmasından korktuğunu savundu. Hathaway, Donald Trump hakkında İsrail’in ABD istihbarat kaynakları veya Jeffrey Epstein bağlantıları üzerinden “çok utandırıcı” bilgilere sahip olabileceğini düşündüğünü söyledi.
"Trump’ın çizgide kalmasını sağlayan şeyin bu olduğunu düşünüyorum," diyen Hathaway, Trump’ın birçok kişiden hakaret kabul etmeyeceğini, ancak Netanyahu’dan gelen hakaretlere katlandığını savundu. Bunun nedeninin sonuçlardan korkması olabileceğini ileri sürdü.
Nino Guerrero’nun Öldürülmesi ve Venezuela
Programın ikinci büyük başlığı Venezuela oldu. Napolitano, Defense Secretary Pete Hegseth’in Nino Guerrero’nun öldürülmesiyle ilgili açıklamasını yayına verdi. Hegseth, Trump’ın Venezuelalı çete Tren de Aragua’nın lideri olduğunu söylediği Nino Guerrero’nun ABD ordusu tarafından öldürüldüğünü belirtti.
Hegseth, bunun “America’s Counter Cartel Coalition” adlı bir yapı çerçevesinde yürütüldüğünü ve ABD’nin kendi yarımküresindeki “terör ağlarını” avladığını söyledi. Bunu Monroe Doctrine’in (Monroe Doktrini) güçlendirilmesi olarak sundu ve “Donroe doctrine” ifadesini kullandı.
Napolitano, bu açıklamayı eleştirerek Venezuela’da olanların yakında Chicago veya New York’ta da yaşanabileceğini söyledi. Hathaway ise Hector Guerrero, yani Nino Guerrero’nun Nicolás Maduro ile aynı iddianamede, kendisine göre “saçma” suçlamalarla itham edildiğini anlattı. Venezuela’da silah bulundurmanın yasadışı olmadığını, buna rağmen bu tür suçlamaların kullanıldığını savundu.
"Ölüler hikâye anlatmaz," diyen Hathaway, Guerrero’nun yaşaması halinde ABD’nin bu kovuşturmadaki samimiyetsizliğini gösterecek şeyler söyleyebileceğini iddia etti.
Tren de Aragua Tartışması
Hathaway, Venezuela, Bolivia ve Cuba’nın Latin Amerika’da ABD hegemonyasına karşı çıkan “Non-Aligned Movement” (Bağlantısızlar Hareketi) unsurları olduğunu söyledi. Venezuela ve Bolivia’nın geçmişte ABD büyükelçisini, CIA istasyon şefini, DEA başkanını ve DEA ajanlarını sınır dışı ettiğini anlattı.
Marco Rubio’nun ve ABD yönetiminin Venezuela’nın ABD hegemonyasına karşı çıkmasına öfkelendiğini savunan Hathaway, ABD’nin Venezuela’yı “ezmek” için bir gerekçeye ihtiyaç duyduğunu söyledi. Ona göre İran için gerekçe nükleer programken, Venezuela için gerekçe Tren de Aragua oldu.
Napolitano, Hathaway’in Tren de Aragua için “mevcut olmayan çete” ifadesini kullanmasına dikkat çekti. Hathaway, Trump yönetiminin ABD’de bir kişinin Tren de Aragua üyesi sayılması için 20 maddelik bir kontrol listesi icat ettiğini ileri sürdü. Bu listede erkek olmak, en az 14 yaşında olmak, birine para göndermek veya dövmeye sahip olmak gibi kriterler bulunduğunu söyledi.
Saat, dünya, “mom” yazısı, Chicago Bulls, Michael Jordan ya da silah resmi dövmeleri nedeniyle insanların tutuklanıp El Salvador’daki “işkence zindanına” gönderildiğini iddia etti. Ayrıca Tren de Aragua’nın dövmeler üzerinden birlik gösteren bir yapı olmadığını, ABD’li çete uzmanları ve Venezuela’daki araştırmacıların da böyle bir dövme bağlantısı bulunmadığını söyleyeceğini belirtti.
Alien Enemies Act ve İç Güvenlik Kaygısı
Hathaway, Trump’ın Venezuelalı göçmenleri “çete üyeleri, katiller ve uyuşturucu satıcıları” olarak nitelendirdiğini, hepsini Tren de Aragua ile ilişkilendirdiğini söyledi. Biden döneminde bu kişilerin Title 8, Temporary Protected Status (geçici koruma statüsü) ve iltica hükümleri kapsamında CBP tarafından denetlendiğini, duruşmalarına gitmek üzere ABD’de bulunduklarını belirtti.
Trump yönetiminin 20 maddelik listeyle kişileri sekiz puana ulaştıklarında Tren de Aragua üyesi ilan ettiğini savundu. Bunun Alien Enemies Act of 1798’e dayandırıldığını söyledi. Hathaway’e göre Trump, Maduro ve Guerrero’nun ABD’ye “askeri işgal” yönlendirdiğini ileri sürdü; böylece bu kişileri yabancı savaşçı olarak gösterip balıkçı teknelerinde veya Venezuela’da öldürmeyi ya da duruşmasız sınır dışı etmeyi meşrulaştırmaya çalıştı.
Napolitano, bu öldürme pratiğinin Chicago, Newark, Tucson veya Los Angeles’a ne kadar sürede gelebileceğini sordu. Hathaway, bundan korktuğunu söyledi. Trump’ın baştan beri Insurrection Act’i kullanmak istediğini savundu. Ona göre yabancı görünümlü, farklı fiziksel özelliklere sahip ya da farklı dil konuşan kişiler, Venezuelalı olmasalar bile temelsiz biçimde Tren de Aragua üyesi ilan edilebiliyor.
"Trump suçlu olduğunuzu söylerse sizi öldürebilir," diyen Hathaway, askeri yapıların ve ICE görevlilerinin ölümcül güç kullanmasının artık yeni bir varsayım hâline getirildiğini savundu. Bunu kendi kolluk kariyerinde daha önce hiç görmediği bir durum olarak nitelendirdi.
Giriş
Anlatıcı: İlan edilmemiş savaşlar sıradanlaştı. Trajik biçimde hükümetimiz, Amerikan halkından hiçbir itiraz gelmeden, başka adıyla saldırganlık olan önleyici savaşlara girişiyor. Ne yazık ki hükümetin gayrimeşru güç kullanımına alışmış durumdayız. Gerçek anlamda özgür bir toplum geliştirmek için, güç kullanmayı başlatma meselesi anlaşılmalı ve reddedilmelidir.
Anlatıcı: Ya bazen ülkenizi sevmek için hükümeti değiştirmeniz ya da ortadan kaldırmanız gerekirse? Ya Jefferson haklıysa? Ya en iyi hükümet en az yöneten hükümetse? Ya hükümet yanlışken haklı olmak tehlikeliyse? Ya özgürlük için savaşırken ölmek, köle olarak yaşamaktan daha iyiyse? Ya özgürlüğün en büyük tehlike anı şu andaysa?
CIA, FISA ve İsrail’in Erişimi
Judge Andrew Napolitano: Herkese merhaba, Judging Freedom için ben Judge Andrew Napolitano. Bugün Pazartesi, 15 Haziran 2026. Sheriff Dave Hathaway şimdi bize katılıyor. Sheriff, her zamanki gibi sizi ağırlamak bir zevk. Programa tekrar hoş geldiniz. İzleyicilerimize hatırlatmak için söyleyeyim: Siz Arizona’daki Santa Cruz County’nin halk tarafından seçilmiş şerifisiniz ve daha önce Federal Drug Enforcement Administration’da, yani DEA’de yönetici olarak görev yaptınız. Hayatınız boyunca Amerika Birleşik Devletleri’nde kolluk alanında çalıştınız. O yüzden önce birkaç temel soru soracağım; ardından İsrail’in Amerikan kolluk kuvvetlerini gözetlemesine ve hükümetin Venezuela’da Nino Guerrero’yu kısa süre önce öldürmesine geçmek istiyorum. İlk temel soru şu: CIA Amerika’da Amerikalıları gözetliyor mu?
Sheriff Dave Hathaway: Evet. Bu esas olarak telekomünikasyon, e-posta, cep telefonu meta verileri ve bazı gerçek cep telefonu dinlemeleri üzerinden oluyor. Ama kesinlikle yapıyorlar ve bu FISA Yasası tarafından kolaylaştırılıyor. FISA şu anda Kongre’de bazı çalkantılar yaşıyor. Muhtemelen tamamen yeniden onaylanacak, ama evet, yapıyorlar.
Judge Andrew Napolitano: CIA’in kolluk faaliyetine girişmesini ve Amerika’da Amerikalıları gözetlemesini yasaklayan kural onları durdurmuyor mu? Yoksa federal yasaları, bu durumda kendi tüzüklerini ve kendilerini kuran yasayı, yani onları hayata geçiren Başkan Harry Truman’ın ısrar ettiği yasayı umursamıyorlar mı?
Sheriff Dave Hathaway: Ne yazık ki 11 Eylül sonrasında federal kurumlar azarlandı ve onlara, “Hey, iş birliği yapmalısınız. Birbirinizin ne yaptığını bilmelisiniz,” dendi. Bunun ABD kolluk kuvvetleri ve ordu üzerinde çok hegemonik bir etkisi oldu. Fusion centers denen yapıları kurdular; bütün telekomünikasyon dinlemeleri burada bir araya geliyor. İstihbarat topluluğunun terminolojisiyle hem “light side” hem de “dark side” denilen veriler. Elbette DEA de istihbarat topluluğunun bir üyesidir. Benim de top secret SCI güvenlik iznim vardı. Bu, bu iletişim dinlemelerini almak için top secret’ın üzerindeki izin düzeyidir.
Sheriff Dave Hathaway: Ne yazık ki yalnızca CIA değil, Mossad, yani İsrail, bu fusion centers’daki bilgilere sınırsız erişime sahip. Bir top secret programa, bir SCIF’e ya da SCI programına dahil edildiğinizde size bunun “bilme ihtiyacı” esasına dayandığı söylenir. Bilme ihtiyacı. Bu bilgileri yalnızca bilmesi gereken kişiler alabilir. Ama İsrailliler için bu geçerli değil. Ham veriyi çekip kendileri için kullanabiliyorlar. Dost ve müttefik sayılıyorlar. Ve federal kolluk topluluğu içinde geçerli olan bu kısıtlama, bir nedenle bu yabancı hükümete uygulanmıyor.
“Light Side” ve “Dark Side” Ne Demek?
Judge Andrew Napolitano: Peki, az önce kullandığınız “dark side” ve “light side” ifadeleri ne anlama geliyor?
Sheriff Dave Hathaway: Bu telekomünikasyon fusion centers içinde yaygın bir terminoloji. Northern Virginia’da çalıştığım böyle bir merkez var. “Light side”, yasal bir yargı kararıyla elde edilen her şey anlamına gelir. Kolluk kuvvetlerinin T3 affidavit dediği şey. Yani bu, görünürde mahkemeye gitmek, son çare olarak bir suç şüphelisini takip etmek için kullanılan yasal bir kolluk dinlemesidir. Bir hâkim tarafından incelenir.
Sheriff Dave Hathaway: “Dark side” operasyonları ise hâkim tarafından incelenmemiş şeylerdir; sadece askeridir. Bunların çoğu NSA’dir ve NSA elbette esas olarak Maryland’deki Fort Meade’den yürütülen askeri bir kurumdur; operatörler de askeri personeldir. Bunun yanında CIA verileri de vardır. Yani “dark side”, bunun normal bir yargı kararıyla elde edilmediği anlamına gelir. Bir kısmı FISA kapsamındaki kitlesel gözetim emirleriyle elde edilmiştir ve bunlar bu fusion centers’da bir araya gelir. Mossad bu ham verilere sınırsız erişime sahiptir, ama bu veriler farklı kolluk ve askeri birimlere parça parça verilir.
Mossad’ın Yetkisi
Judge Andrew Napolitano: Mossad, ister kararla ister kararsız elde edilmiş olsun bütün bu gözetim verilerine hangi yetkiyle, kimin emriyle ya da izniyle sınırsız erişime sahip? Bu nasıl oldu?
Sheriff Dave Hathaway: Bu o kadar uzun süredir oluyor ki, şimdi bunu resmileştirmeye, yasaya koymaya, onları temelde ordumuzun bir parçası gibi göstermeye yönelik girişimler var. Silah geliştirme, tedarik, bilgi ve istihbarat bakımından bizim sahip olduklarımıza erişimleri var. Ama bu gerçekleşti. Bence bunun büyük ölçüde AIPAC’in Kongre üzerindeki kontrolünden kaynaklandığını düşünüyorum. Kongre yapması gereken denetim görevlerini yapmıyor. Yurtdışında çalıştığımda da İsrailli ajanların gelip bizi, faaliyetlerimizi gözetlemesiyle çok temasım oldu. Genellikle sessizce ele alınırlardı çünkü İsrail yine dost ve müttefik kabul edilirdi. Bu yüzden bu dosyalar genellikle kovuşturulmazdı. Ben ve meslektaşlarım bunları ortaya çıkardığımızda, bir kenara süpürülür ve sessizce kapatılırdı.
MI6 ve İsrail Casusluğu
Judge Andrew Napolitano: Tamam, ayrıntılara girmeden önce birkaç arka plan sorusu daha. İngiliz casusluk kurumu, İngiliz dış istihbarat kurumu MI6, ABD’yi gözetliyor mu?
Sheriff Dave Hathaway: Muhtemelen bir ölçüde yapıyorlardır. Ama federal hükümette top secret SCI iznine sahip olarak kariyerim boyunca karşılaştığım her istihbarat tehdidi her zaman İsraillilerdi. Yabancı ortamda SEAWIG üyesiyken, yani her büyükelçilikte bulunan karşı istihbarat çalışma grubunda görev yaparken, bir gözetim tehdidi ya da casusluk tehdidi tespit ettiğimizde bu her zaman İsraillilerdi.
Sheriff Dave Hathaway: MI6, diğer ABD kolluk kurumlarıyla birlikte resmi kurullarda yer alır ve resmi bir ilişki olarak vardır. Ama bizim dostumuz gibi davranan bu ülkeden gelen ham ve kirli casusluk, benim deneyimime göre münhasıran İsraillilerle ilgiliydi.
Yerel Kolluk Kuvvetleri Neden İzleniyor?
Judge Andrew Napolitano: Peki, son iki gün içinde Beyaz Saray, Mar-a-Lago ve State Department çevresinde İsrail casusluğu hakkında basındaki haberleri yorumlayıp yorumlayamayacağınızı sormak için size e-posta gönderdiğimizde, evet, elbette yorum yapabileceğinizi ve buna aşina olduğunuzu söylediniz. Sonra bize onların düzenli olarak kolluk kuvvetlerini de gözetlediğini söylediniz. İsrail hükümeti, Mossad gibi bir yabancı casusluk kurumu neden Santa Cruz County Sheriff’s Department’ı, NYPD’yi, LAPD’yi, Chicago PD’yi ya da küçük bir kasaba polis teşkilatını gözetlesin?
Sheriff Dave Hathaway: Bunu söylemekten hoşlanmıyorum ama bizi eşitleri olarak görmüyorlar. Netanyahu’nun yakın zamanda söylediği gibi, ABD’ye, ABD başkanına hayır deme becerisine sahip olmalısınız. Yardım akışının durmasını istemiyorlar. Benim yurtdışı görevlerimde, Latin Amerika’da onlarca yıl çalışırken, örneğin Phantom Technologies adlı İsrailli bir şirketin ürettiği bir İsrail stingray cihazını bir büyükelçilik yerleşkesinin dış duvarına takılı halde bulduk. Üzerinde yönlü bir Yagi anten vardı ve cep telefonu verilerini İsrail Büyükelçiliği’ne gönderiyordu. Bu tür bir cihaz cep telefonu kulesini taklit eder ve bölgedeki bütün cep telefonu faaliyetini toplar.
Sheriff Dave Hathaway: Bu bir örnek. Bir başka SEAWIG olayımız daha vardı. Bir büyükelçilikte çalışan, kimlik bölümünde görevli İsrailli bir yabancı uyruklunun hem basılı materyali hem de elektronik materyali büyükelçilikten dışarı çıkardığını gördük. Bu iki olay da İsrail hükümetini utandırmamak, İsrail’le ilişkiyi etkilememek için sessizce ele alındı.
Sheriff Dave Hathaway: Çalıştığım bu county’de, Elbit Systems adlı İsrailli şirket için bir test platformu var. Bu şirket yalnızca video bilgisi değil, elektromanyetik bilgi, radyo spektrumu ve radar bilgisi toplayan 60 casus kulesi inşa etti. Akışın sahibi İsrail. Bu İsrailli şirket, Elbit Systems, akışın sahibi; sonra ABD kurumları bu akışı almak için ödeme yapabiliyor. CBP ve Homeland Security gibi kurumlar bu akışı dışarıdan almak için ödeme yapıyor. Ben hem Arizona’nın bu aynı bölgesinde DEA’in başındayken hem de şerif olarak bu akışı hiç görmedim. Yani bilgiyi topluyorlar ve buna kötü niyet dışında bir amaç yüklemekte zorlanıyorum; ne yaptığımızı, ne konuştuğumuzu görmek gibi.
E-postalar ve Veri Ağları
Judge Andrew Napolitano: Judging Freedom son üç gün içinde programa çıkmanız için size e-posta gönderdiğinde ve siz yanıt verdiğinizde, İsrailliler bunu gördü mü?
Sheriff Dave Hathaway: Eminim e-postamı görebilirler. Öncelikle FISA kapsamında bu telekomünikasyon merkezleri tüm bunları alıyor, sonra İsrailliler de bunu alıyor. Küçük ve komik bir örnek vereyim. Güney Amerika’dayken ailemi aradığımda, yabancı bir numaradan ABD’deki bir numarayı aramış oluyordum. Veri tabanına baktım ve ailemin telefon numarası veri tabanındaydı. Sonra örümcek ağı oradan yayılıyor; onların aradığı herkes, örneğin erkek kardeşim, kız kardeşim ya da bankaları, bu FISA örümcek ağının parçası haline geliyor.
Sheriff Dave Hathaway: Yani yabancı bir ülkeden ABD’deki biriyle konuşan herkes; örneğin Suudi Arabistan’dan Miami’de bir oteli arayıp rezervasyon yaptırırsanız ve sonra ABD’de başka biri aynı otel numarasını ararsa, o da bu örümcek ağının parçası olur ve FISA taramasına yakalanır.
Judge Andrew Napolitano: Benjamin Netanyahu ya da Mossad başkanı David Barnea e-postalarımı okuyabilir mi?
Sheriff Dave Hathaway: 11 Eylül’den sonra ortaya çıkan bu fusion centers tarafından toplanan meta verilere erişimleri var. Yani evet, erişebilirler. Bu o kadar çok veri ki, yapay zekânın hepimize yapacağı kötülüklerden biri bu olacak. Yapay zekâ bunu inceleyip ayırabilecek, belirli şeyleri arayabilecek, kiminle konuştuğunuzu manuel aramaya göre çok daha kolay bulabilecek. Ama evet, NSA de elbette bu e-postaları alıyor. İsterlerse bakabilirler.
Sheriff Dave Hathaway: İtalya’da ya da yabancı bir ülkede herhangi biriyle, Pepe Escobar gibi biriyle konuştuysanız, o temas sizi FISA şemsiyesinin içine sokmuştur. Bu da konuştuğunuz herkesin, örneğin benimle telefonda konuşmanızın, o kapsamın içine girmesi demektir.
Judge Andrew Napolitano: Bu meşhur 702.
Sheriff Dave Hathaway: Evet.
Judge Andrew Napolitano: Şu anda yok, çünkü Kongre süresinin dolmasına izin verdi. Bu sabah göklerin başımıza yıkılmamasına şaşırdım. Otuz yıldır ilk kez uyandım ve 702 yoktu. Elbette bildiğiniz gibi yine de gözetleyecekler.
New York Times Haberi
Judge Andrew Napolitano: Üç dört gün önce, belki geçen haftanın başlarında, yani belki bir hafta önce New York Times’ta İsrail’in Beyaz Saray yetkililerini gözetlediğini anlatan bir haber vardı. Bunlardan biri Steve Witkoff’tu; teknik olarak yetkili değil ama başkanın baş müzakerecisi, aslında emlakçı dostlarından biri. Bana ve bu programa çıkan meslektaşlarınıza göre haber casusluk değildi. Herkes bunun olduğunu biliyordu. Haber, haberin kendisiydi. Bunu bilen birinin New York Times’a gitmesi ve New York Times’ın bunu basmasıydı. Sizin gibi Anayasa’nın ve Bill of Rights’ın söylediklerinin gerçekten geçerli olduğuna inanan insanlar bazen bundan bıkıp bunu açıklamaya karar veriyor mu?
Sheriff Dave Hathaway: Evet, elbette. İnsanların bu tür şeylere öfkelenmemesine şaşırıyorum. Ama bu, siyasi açıdan utandırıcı olabilecek şeyleri sessizce kapatma kategorisine giriyor. Trump da buna öfkelenmiş değil. Bahsettikleri şu özel ilişki var ya; sanki İsrail’in ABD’ye yaptığı kötü şeyleri işaret ederek bunu bozmak istemiyorlar.
Sheriff Dave Hathaway: Kariyerimde Güney Amerika’da yaşadığım başka bir şey de vardı. Ben ve iki başka ajan, bir Mossad ajanını bölgelerimizden birinin istihbarat şefiyle romantik ilişki içinde yakaladık. Bunun resmi bir şeye dönüşmesi gerekirdi ama sessizce kapatıldı. Çünkü top secret izniniz varsa ve yabancı bir ülkeden operatörlerle romantik ilişki içindeyseniz, bunları bildirmeniz gerekir. Ama İsrail söz konusu olduğunda bu şeyler farklı bir kategoride ele alınıyor. Bunu açıklamakta zorlanıyorum. Neden farklı bir kategori? Ve halının altına süpürmek daha kolay. AIPAC’i kızdırmak istemiyoruz. Kongre’yi kızdırmak istemiyoruz.
Trump, Netanyahu ve Korku İddiası
Judge Andrew Napolitano: Amerikan başkanları gerçekten İsrail başbakanlarının telefon görüşmelerini duymasına ve bilgisayarlarındaki tuş vuruşlarını yakalamasına sessizce izin mi verdi?
Sheriff Dave Hathaway: Evet. Bence hepsi bunun olduğunu varsayıyor. Ayrıca AIPAC tarafından parayla desteklenen Kongre üyelerinin de benzer şekilde bu verinin ortada olduğundan korktuğunu düşünüyorum. Herkesin kişisel iletişimlerinin erişilebilir olduğu bir tarama ağı var ve eğer oyunu oynamazsanız bunlar ortaya çıkabilir. Trump hakkında İsrail’in, ya ABD istihbarat kaynaklarından ya da Epstein gibi birinden erişebildiği gerçekten utandırıcı bir şey olmalı diye düşünüp duruyorum.
Sheriff Dave Hathaway: Bence Trump’ı hizaya sokan şey bu. Çünkü Trump, İsrail ve Netanyahu dışında kimseden laf yemez. Biri ona hafifçe dokunsa, Tulsi Gabbard, Pam Bondi ya da Kristi Noem olsun, hemen giderler. Ama Netanyahu’dan sonsuz hakaret kabul ediyor. Trump çok gururlu biridir. Bunu kabul etmesinin tek nedeninin sonuçlardan korkması olduğunu düşünüyorum. Tıpkı AIPAC tarafından parayla desteklenen Kongre üyelerinin sonuçlardan korkması gibi. Biri yaptıkları bir iletişimi bulur, çarpıtır ve onları utandırmak için kullanabilir.
Pete Hegseth ve Nino Guerrero
Judge Andrew Napolitano: İşte kendisine savaş bakanı diyen savunma bakanı, Nino Guerrero’nun öldürülmesiyle övünüyor. Bir dakika sonra Bay Guerrero’nun kim olduğunu konuşacağız. O artık ölü. Bu Venezuela’da son birkaç gün içinde oldu. Ama İsrailli dostlarımızın sevdiği bir ifadeyi kullanayım: şu cürete bakın. Sonra size bu cinayeti soracağım. Bu, Secretary Hegseth’in dün pazar talk show’larından birindeki konuşması.
Sunucu: Başkan Trump, ABD ordusunun bu hafta başında Venezuelalı çete Tren de Aragua ya da TDA’nın lideri Nino Guerrero’yu bir hava saldırısında öldürdüğünü söyledi. Neden saldırı seçeneğine gidildiğini merak ediyorum. Neden onu yakalayıp Nicolás Maduro’ya yaptığınız gibi ABD mahkemesinde adalet önüne çıkarmadınız?
Pete Hegseth: Yani ordumuzu içeri davet ettiler çünkü topraklarında Tren de Aragua’da, kurucusu ve lideri olan bir foreign terrorist organization vardı. Nerede olduğunu tespit edip onu öldürebildik.
Sunucu: ABD ordusunun bu operasyonu henüz gerçekleştirmiş olması dikkate alındığında, Amerikalılar ABD’nin Venezuela’da askeri olarak dahil kalacağını mı anlamalı? ABD’nin hükümetleriyle çalıştığı Ecuador ve Guatemala gibi yerlerde benzer operasyonlar beklemeliler mi?
Pete Hegseth: Evet, beklemeliler. Buna America’s Counter Cartel Coalition, ACC deniyor. Kendi yarımküremizdeki terör ağlarını avlamak için. Tıpkı 20 yıl boyunca Middle East’te ISIS ve al-Qaeda karşısında çok iyi olduğumuzu gösterdiğimiz gibi. Bu, Monroe Doctrine’in inanılmaz bir güçlendirilmesi, artık Donroe doctrine. Görülmesi güzel, güzel bir askeri şey ve bundan tamamen yararlanacağız.
Judge Andrew Napolitano: Aynı okulun, Princeton University’nin mezunları olmamız beni hasta ediyor; bu şeyleri uydurabiliyor. Ayrıca beni hasta ediyor çünkü Venezuela’da olanlar yakında Chicago’da ya da New York’ta olacak. Nino Guerrero’nun öldürülmesi, Tren de Aragua ve Hegseth’in söyledikleri hakkında bize ne söyleyebilirsiniz?
Venezuela ve Tren de Aragua
Sheriff Dave Hathaway: Judge, Hector Guerrero, yani Nino Guerrero, Nicolás Maduro için çıkarılan aynı iddianamede, aynı saçma suçlamalarla suçlandı. Mesela Venezuela’da yasadışı olmayan silah bulundurmak gibi. Bir söz vardır: Ölüler hikâye anlatmaz. Manuel Noriega’nın bir kitap yazıp ABD hükümetiyle bağlantılarından söz etmesi gibi, muhtemelen Nino Guerrero’nun ABD’nin bu kovuşturmada samimiyetsiz davrandığını gösterecek bir şeyler söylemesinden korkuyorlardı. Trump muhtemelen Nicolás Maduro’yu da hızlıca öldürmüş olmayı diliyordur.
Sheriff Dave Hathaway: Venezuela, Bolivia ve Cuba, South America’da ABD emperyalizmine ve kolonyalizmine karşı çıkan Non-Aligned Movement’ın her zaman aktif parçaları oldu. South America’da geçirdiğim dönemde Venezuela’dan büyükelçiyi, CIA istasyon şefini, DEA başkanını ve bütün DEA ajanlarını sınır dışı ettiler. Evo Morales de South America’daki bu aktif bağlantısız hareketin bir parçasıydı; Bolivia, Cuba ve Venezuela. O da aynısını yaptı. Bütün DEA ajanlarını, CIA istasyon şefini ve büyükelçiyi Bolivia’dan kovdu. Çünkü o dönemde bunlar ABD emperyalizmine karşı çıkan unsurlardı. Ajanlar kovulduğunda onları benim komutam altındaki ofisimde karşıladım ve Bolivia’da bulunan bütün ajanları ben yönettim.
Sheriff Dave Hathaway: Ama olan şu: ABD buna öfkeleniyor. Marco Rubio buna öfkeleniyor; Venezuela’nın Americas’ta, South America’da ve Latin America’da ABD hegemonyasına karşı çıkmasına öfkeleniyorlar. Bu yüzden Venezuela’yı ezmek için bir bahane bulmaları gerekiyor. Bahane, İran’da nükleer program olduğu gibi, Venezuela’da Tren de Aragua oldu. Bu var olmayan çete, onlarca yıl önce bir süre hapishanelerde bazı faaliyetler yürütmüştü.
Judge Andrew Napolitano: Sizi durdurmam gerekiyor, Sheriff. Bu adamı öldürdükten sonra “var olmayan” dediniz. Görünüşe göre lideri olduğu iddiasıyla öldürüldüğü çete aslında yok.
Sheriff Dave Hathaway: Doğru. Trump yönetimi, ABD’de herhangi birinin Tren de Aragua üyesi olup olmadığını söylemek için 20 maddelik bir kontrol listesi icat etti çünkü Venezuela kolluk kuvvetleriyle hiçbir ilişkileri yok. Bu yüzden anlamsız şeyler buluyorlar. 20 maddelik bir liste var ve bu listede sekiz puana ulaşırlarsa kişinin Tren de Aragua üyesi olduğunu söylüyorlar.
Sheriff Dave Hathaway: Bu şeylerden bazıları şöyle: Erkek olmalılar. En az 14 yaşında olmalılar. Birine para göndermişlerse ya da dövmeleri varsa. İnsanlar saat, dünya, “mom” kelimesi, Chicago Bulls, Michael Jordan, silah resmi dövmeleri olduğu için tutuklandı ve El Salvador’daki işkence zindanına sınır dışı edildi. Tren de Aragua dövmelerle hiçbir zaman birlik göstermedi. Crips ve Bloods ya da MS-13 gibi olmadı. ABD’li çete uzmanları da bunu söyler; Venezuela’daki araştırmacılar da o örgüt içinde hiçbir zaman dövme bağlantısı olmadığını söylüyor.
Judge Andrew Napolitano: Pete Hegseth’i gömleksiz gördüyseniz, dövmelerle dolu. Acaba onlardan herhangi biri uygun sayılır mı? Az önce Secretary of State dedim. Elbette kendisine Secretary of War diyen Defense Secretary.
Göçmenler, 1798 Yasası ve İç Güvenlik
Sheriff Dave Hathaway: Evet. Trump Venezuela’dan gelen herkesin çete üyesi, katil, uyuşturucu satıcısı olduğunu söylediğinde, sonra hepsini Tren de Aragua olarak sınıflandırdı ve hepsinin Biden döneminde illegal aliens olarak yasadışı şekilde içeri alındığını söyledi. Ama Biden başkanlığı sırasında, kendisinden önceki her başkan gibi, US Code’un Title 8 bölümünü kullandı. Bunun içinde TPS statüsü, temporary protected status, iltica hükümleri var ve bu insanlar CBP ile bir denetim sürecinden geçti. Buradaydılar, duruşmalarına gidiyorlardı.
Sheriff Dave Hathaway: Sonra Trump yönetimi bu 20 maddelik listeyi ortaya çıkardı. Tamamen saçma şeyler vardı. Bu 20 kategorinin her birinde üç ila on puan verebiliyorsunuz. Sekiz puana ulaşırsanız, sizi hiçbir dayanak olmadan Tren de Aragua üyesi olarak belirliyorlar. Sonra bu insanları sınır dışı ediyorlardı. Bu, bir şeyi yeterince sık tekrarlarsanız olan şeylerden biri. Kongre’ye gidip bu konuda üç saat ifade verdim ve bana sürekli Tren de Aragua hakkında bağırdılar; ülkeyi ele geçiriyorlar dediler.
Sheriff Dave Hathaway: Trump 1798 tarihli Alien Enemies Act’i böyle kullanabildi. Maduro ve bu Guerrero denen kişinin bu istilayı yönettiğini, bunun ABD’ye yönelik, savaşacak yaştaki erkeklerden oluşan askeri bir istila olduğunu söyledi; onları balıkçı teknelerinde ya da Venezuela’da öldürebileceğimizi söyledi. Hepsi, yabancı savaşçı olmaları gereken bu 1798 yasasına uydurmak içindi. Trump da onların yabancı savaşçı olduğunu, onları nerede bulursak öldürebileceğimizi ya da duruşma olmadan sınır dışı edebileceğimizi söyledi. ABD mahkemeleri buna karşı çıkıp “Duruşma olmadan onları öylece sınır dışı edemezsiniz” demiş olsa bile.
Judge Andrew Napolitano: Bu öldürme Chicago’ya, Newark’a, Tucson’a ya da Los Angeles’a ne kadar yakında gelir?
Sheriff Dave Hathaway: Bundan korkuyorum çünkü en başından beri Insurrection Act’i kullanmak istedi. Belki yabancı özellikleri, fiziksel görünümü ya da konuştukları dil olan insanları topladı ve Venezuelalı olmayanları bile hiçbir dayanak olmadan Tren de Aragua üyesi ilan etti. ABD’de şimdiden silahlı olaylar yaşandı; Posse Comitatus Act ihlal edildi, çünkü ordu iç polis gücü olarak kullanılıyor. Ölçütler artık o kadar gevşek ki, suçluluğu kanıtlanana kadar masum olduğunuz varsayımı yok. Trump suçlu olduğunuzu söylerse sizi öldürebilir. Ya da ordudaki operatörleri veya ICE görevlileri suçlu olduğunuzu söylerse ve Trump ölümcül güç kullanabilirsiniz derse, artık varsayım bu. Kolluk kariyerimde hayatım boyunca hiç görmediğim bir şey gibi.
Judge Andrew Napolitano: Sheriff Dave Hathaway, Santa Cruz County, Arizona. Bu anlatılar çok karanlık olsa da Bill of Rights savunmanızı dinlemek her zaman bir zevk. Teşekkür ederim Sheriff. Umarım yakında tekrar gelip bizimle konuşursunuz.
Sheriff Dave Hathaway: Teşekkür ederim, Judge.