Glenn Diesen

Sean Fu: İran Savaşı Doları Güçlendirmek Yerine Zayıflatabilir

İngilizce yapılan podcast bölümünde sunucu Glenn, piyasa analisti ve Çin uzmanı Sean Fu ile İran savaşı, ABD dolarının küresel konumu, BRICS’in yükselişi, yapay zekâ rekabeti ve Amerikan finans piyasalarının kırılganlığı üzerine konuştu. Fu, Washington’ın savaşları jeoekonomik hedeflerle yürüttüğünü savunan sorulara, ABD’nin dolar sistemini güçlendirmek yerine daha da zayıflatabileceği yanıtını verdi.

İran savaşı, petrol fiyatları ve doların kırılganlığı

Glenn, Amerika’nın savaşlarının çoğunda güçlü bir jeoekonomik amaç bulunduğunu, bunun da ABD’nin küresel piyasalardaki konumunu güçlendirmek olduğunu söyledi. ABD’nin ekonomik gücünün önemli bir bölümünün doların dünya para birimi olmasından kaynaklanan “aşırı ayrıcalıktan” geldiğini belirterek, İran’a karşı savaşın ve Venezuela ile Rusya’ya yönelik baskıların dolar açısından nasıl görülmesi gerektiğini sordu.

Sean Fu, doların bu süreçte güçlenmeyeceğini, tersine önümüzdeki aylar ve yıllarda zayıflayacağını savundu. Fu’ya göre İran savaşındaki temel sorun, ABD’nin savaşı bitirmek istemiyor görünmesi. Donald Trump’ın İran ordusunun yok edildiğini ve anlaşmanın imzalanacağını söylediğini aktaran Fu, buna rağmen son 48 saat içinde İran’ın defalarca vurulduğunu ileri sürdü.

"ABD doları güçlenmeyecek; önümüzdeki aylar ve yıllarda fiilen zayıflayacak," diyen Sean Fu, savaş harcamalarının tırmanmasının yalnızca sorunun bir tarafı olduğunu belirtti. Fu, ABD ulusal borcunun 39,5 trilyon doları geçtiğini ve bunun sürdürülemez olduğunu söyledi. Ona göre savaş, İran’ı doğrudan tırmanmaya davet ediyor; İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kozunu kullanması petrol fiyatlarını yukarı itebilir.

Fu, İran’ın Körfez’deki petrol üreten bölgeleri hedef alabileceğini, Kuwait ve Bahrain’e, ayrıca petrol altyapısına saldırılar görüldüğünü iddia etti. Hürmüz Boğazı’nın yeniden kapatılması durumunda petrol fiyatlarının sert biçimde yükselebileceğini belirtti. "Petrolün 70 dolardan yeniden 90 dolara çıktığını gördük ve çok büyük ihtimalle üç haneli petrol fiyatlarına doğru ilerleyeceğiz," diyen Sean Fu, bunun tüketici talebinde çöküş ve küresel faiz oranlarında artış riski doğurduğunu açıkladı.

Fu’ya göre daha yüksek petrol fiyatları, ABD Merkez Bankası Federal Reserve’i daha yüksek faizlere yöneltebilir. Faizlerin yükselmesi ise ABD borcunun temerrüde yaklaşması anlamına geliyor. Bu nedenle Fu, yatırımcıların ABD tahvillerini tutmak için daha yüksek getiri talep ettiğini ve bunun dolar açısından istikrarsızlaştırıcı olduğunu savundu.

Dondurulan varlıklar ve ABD borcuna güven sorunu

Glenn, İran’ın ABD üslerini hedef alması ve Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidinin Washington için en acı verici hamleler olduğunu söyledi. Bunun petrolün yanı sıra gübre piyasasını da etkilediğini belirtti. Ardından ABD tahvil piyasasında ne yaşandığını sordu.

Fu, ABD borcu konusunda iki temel alan bulunduğunu söyledi. İlki, yabancı varlıkların müsaderesi. Rus varlıklarıyla 2022 ve 2023’te yaşananları hatırlatan Fu, 300 milyar doların kaybedildiğini ileri sürdü. Ayrıca İran’a ait kripto varlıkların da müsadere edildiğini söyledi. Fu, Scott Bessent’in ve Trump’ın İran’ın dondurulmuş fonlarına ilişkin ifadelerine dikkat çekti: Ona göre Trump, İran fonlarının serbest bırakılacağını ancak bu paraların ABD tarım ürünleri satın almak için kullanılacağını söyleyerek varlıklar üzerinde koşullar ve sınırlamalar dayattı.

"Bu tek başına dünya genelindeki ülkelerde ciddi bir kızgınlık ve korku yaratıyor," diyen Sean Fu, dolar sistemine güvenin yalnızca yaptırımlar nedeniyle değil, ABD’nin sürekli artan borç yükü nedeniyle de aşındığını ifade etti. Fu, ABD’nin piyasaları yapay zekâ yatırımlarıyla ayakta tutmaya çalıştığını, bütçe açığının büyüdüğünü ve tarife savaşının aynı anda çöktüğünü savundu.

Fu’ya göre ABD, ekonomiyi büyütmek ve büyük teknoloji şirketlerinin yatırıma devam etmesini sağlamak için daha fazla ithalat yapmak zorunda. Ancak petrol fiyatları yükseldiği için maliyetler de artıyor. Bu tabloyu “harcama kısır döngüsü” olarak tanımlayan Fu, Trump’ın İran’a karşı azami taleplerinden vazgeçmek istemediğini, İran’ın da geri adım atmadığını söyledi.

Scott Bessent, petrodolar ve savaşın hedefi tartışması

Glenn, Scott Bessent’in İran savaşı, Rusya savaşı ve Venezuela’ya yönelik politikalar hakkında yaptığı açıklamaları gündeme getirdi. Savaşların kamuoyuna çoğu zaman özgürlükleri savunan “medenileştirici misyonlar” gibi sunulduğunu, ancak Bessent’in doların rolünü açıkça dile getirdiğini savundu.

Fu, Bessent’in “büyük bir itirafta” bulunduğunu ileri sürdü. Ona göre Bessent, doların aşırı ayrıcalığını ve petrodolar sistemini koruma planını açık etti. Fu, Bessent’in gelecekte İran’la yapılacak barış anlaşmalarında İran’ın petrol ihracatını Chinese RMB veya başka para birimleriyle değil, dolar cinsinden fiyatlandırmasının isteneceğini söylediğini aktardı. Aynı şekilde Rusya’nın da petrolünü yeniden dolar sistemi içinde fiyatlandırmaya zorlanmak istendiğini belirtti.

"Daha fazla petrol ticareti ve küresel ticaret dolardan uzaklaştıkça, tüm geri dönüşüm mekanizması kırılıyor," diyen Sean Fu, ülkelerin ticaret fazlalarından elde ettikleri dolarları ABD Hazine tahvillerine geri yatırdığı eski sistemin ABD büyümesi için kritik olduğunu anlattı. Fu’ya göre bu mekanizma bugün daha da acil hale geldi çünkü ABD yapay zekâ yarışını kazanmak ve bilgi işlem gücünde payını yüzde 60’tan yüzde 80’e çıkarmak istiyor.

Fu, bunun için çok büyük veri merkezleri gerektiğini, ancak ABD’nin finansman sorunu yaşadığını söyledi. Ona göre ABD para basarak bunu karşılayamaz; bu nedenle yabancı sermayeyi ABD piyasalarına, özellikle tahvil piyasasına çekmeye çalışıyor. Fakat yabancı yatırımcı yalnızca tahvil faizine değil, doların değerine de bakıyor. Fu, yıllık yüzde 4-5 getiri veren bir tahvili almanın, para birimi yılda yüzde 3, 5 veya 10 değer kaybediyorsa anlamlı olmadığını vurguladı.

ABD tarımı, BRICS ve yapısal maliyet baskısı

Glenn, Trump’ın İran’a ABD tarım ürünleri satın alma koşulu dayatmak istediğini ve bunun Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla oluşan petrol ve gübre krizine bağlı olduğunu söyledi. ABD savaşı kazanırsa İran’ı petrolünü dolarla satmaya ve ABD tarım ürünlerini almaya zorlayabileceğini belirtti.

Fu bunu “saf bir çaresizlik hamlesi” olarak değerlendirdi. Trump’ın son 12-18 ayda Çin’den daha fazla soya fasulyesi ve buğday almasını istediğini hatırlatan Fu, BRICS ülkelerinin Amerikan sisteminden ve özellikle Amerikan ihracatından uzaklaştığını savundu. Russia, China ve Brazil’in birbirleriyle daha fazla ticaret yaptığını; China’nın Brazil’den gıda ürünleri, sığır eti ve soya fasulyesi aldığını söyledi.

"ABD çok zor bir durumda yakalandı," diyen Sean Fu, Amerikan çiftçilerinin son 12-18 ayda yüzde 30-40 tarifelerle vurulduğunu, benzin, dizel ve gübre fiyatlarının yükseldiğini söyledi. Fu’ya göre gübre fiyatları en az yüzde 20-40 arttı ve bu da ABD’de gıda fiyatlarını yukarı çekiyor. Böyle bir durumda tüketim düşebilir ya da çiftçiler üretimi bırakabilir; bu da ABD’nin gıda üretim tabanını daha da zayıflatabilir.

Fu, Trump’ın kendi tabanındaki çiftçilere “savaşı kazanacağız, İranlılar ürünlerinizi almak için dolar kullanacak” mesajı vermeye çalıştığını söyledi. Ancak bunun uzun vadeli çözüm olmadığını belirtti. BRICS’in üretim maliyetlerini düşürdüğünü, ABD’de ise her şeyin pahalandığını savundu. Bu nedenle İran’ın ABD tarım ürünleri alması sağlansa bile Amerikan ekonomisindeki yapısal sorunların çözülmeyeceğini söyledi.

Körfez ülkeleri, Hürmüz Boğazı ve yuan ihtimali

Glenn, savaşın hedeflerinden biri İran’ı yenerek petrodoları canlandırmaksa bunun aynı zamanda BRICS’i zayıflatma girişimi olduğunu söyledi. Trump’ın BRICS’i yendiğini ve örgütün önemsizleştiğini iddia ettiğini aktardı; bir noktada Spain’i BRICS ülkesi sandığını ima ederek Trump’ın detayları kaçırdığını belirtti. Ancak tüm bu senaryonun ABD’nin İran’ı yenmesi varsayımına dayandığını söyledi.

Glenn’e göre İran’ın Körfez’de ABD üslerini hedef alması, Saudi Arabia gibi ülkelerin güvenlik hesabını değiştirebilir. Saudi Arabia’nın 2023’te BRICS’e katılmamasının ABD güvenlik düzenlemelerine bağlı olduğunu savundu. Eğer ABD üsleri yok edilir ve Amerikan güvenlik şemsiyesi bir avantaj değil yük gibi görülürse, Saudi Arabia’nın Iran ile anlaşmak zorunda kalabileceğini söyledi.

Fu, böyle bir durumun dolar için çok ağır sonuçlar doğuracağını kabul etti. İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hâkimiyetini ve ABD enflasyonunu etkileyebilme kapasitesini gösterdiğini savundu. Fu, June CPI’ın yüzde 4,2’den yüzde 3,5’e düştüğünü, bunun da petrol fiyatlarının 100 dolardan 70 dolara inmesine bağlı olduğunu söyledi. Bu düşüşün geçici ateşkes vaadiyle gerçekleştiğini, ancak bunun artık bozulduğunu ileri sürdü.

Fu, Saudi Arabia’nın petrolünün yüzde 40-50’sini Hürmüz dışındaki Red Sea koridoruna kaydırabildiğini söyledi. Ancak UAE’nin Houthis’e, ABD saldırıları sürdürürse bu hattı kapatabilecekleri mesajını verdiğine dair raporlar bulunduğunu iddia etti. İran’ın yalnızca gemi başına 2 milyon dolar geçiş ücreti almak istemediğini, Körfez ülkelerinin petrolü Chinese RMB ile fiyatlandırmasını da hedeflediğini söyledi.

"Saudi Arabia İran’la aynı yöne giderse, bu dolar için yıkıcı olur," diyen Sean Fu, bunun nihai darbe olmayabileceğini ama zincirleme bir etki yaratabileceğini değerlendirdi.

BRICS’e baskı ve yapay zekâ kartı

Glenn, Marco Rubio’nun Birleşmiş Milletler ve deniz yollarının açık tutulması hakkında yaptığı açıklamaları ikiyüzlü bulduğunu söyledi. ABD’nin Cuba ve Venezuela’ya abluka uyguladığını, korsanlık yaptığını, egemen varlıkları ele geçirdiğini, ülkeleri bombaladığını ve liderleri devirdiğini savundu. Buna rağmen uluslararası hukuk ve deniz hukuku çağrısı yapmasının “çaresizlik” görüntüsü verdiğini söyledi.

Fu, ABD’nin BRICS karşısında birçok kozunu kaybettiğini savundu. ABD’nin yalnızca BRICS ülkeleri için değil, tüm Asia için enflasyon sorunları yarattığını belirtti. Ona göre Washington’ın şu anda elinde kalan ana koz yapay zekâ ve yarı iletkenler. Eğer ABD dünya yapay zekâ bilgi işlem gücünü, model yeteneklerini ve en yeni teknolojileri BRICS’ten uzak tutabilirse baskı kurma şansı olabilir.

Ancak Fu, bu planın hızla çöktüğünü söyledi. China’nın Moonshot tarafından geliştirilen Kimi K3 adlı açık kaynak ve açık ağırlıklı bir yapay zekâ modeliyle ABD’nin erişim sınırlama stratejisini zayıflattığını ileri sürdü. Ona göre böyle bir model, ülkelerin Washington’dan izin almadan, yaptırım tehdidine maruz kalmadan kendi sistemlerinde çalıştırabileceği bir alternatif sunuyor.

"ABD’nin ‘modelimize erişmek istiyorsanız çok yüksek bedel ödeyin veya jeopolitik taviz verin’ düzeni paramparça oldu," diyen Sean Fu, BRICS üzerinde ekonomik, tedarik zinciri ya da yapay zekâ alanında fazla kaldıraç kalmadığını savundu. Geriye ABD ordusunun kaldığını, fakat bunun kullanılmasının da çok sorunlu olacağını söyledi.

AI yatırımları, Körfez fonları ve China’nın çip stratejisi

Glenn, Körfez ülkelerinin enerji gelirlerini ABD yapay zekâ sektörüne yatırarak AI balonunu canlı tuttuğunu söyledi. Savaşın Körfez ülkelerinin geleceğini belirsizleştirmesinin ABD-China rekabetini nasıl etkilediğini sordu.

Fu, Middle East’teki durumun ABD için net negatif olduğunu söyledi. ABD’nin yapay zekâ inşası için büyük bir enerji sorunu bulunduğunu, China’nın bazı bölgelerde enerjiyi ABD’ye göre yüzde 33 ila yüzde 70 daha ucuza üretebildiğini savundu. Savaş öncesinde ABD’nin Saudi Arabia ve UAE’de veri merkezleri kurmayı düşündüğünü, ancak füzelerin uçtuğu ve bölgenin istikrarsızlaştığı bir ortamda bunun artık mümkün görünmediğini belirtti.

Fu, ABD ekonomisinin yapay zekâ sermaye harcamalarının sürmesine bağlı olduğunu söyledi. Ona göre GDP’nin yüzde 2’den fazlası bu AI capex harcamalarına dayanıyor. Bu çözülürse önce Amerikan hisse senetlerinin yüksek değerlemeleri sarsılacak; bu da Saudi Arabia ve Middle East varlık fonlarını etkileyecek.

China’nın çip gelişimi konusunda Fu, ABD’nin China’ya yönelik teknoloji yasaklarının ters etki yaptığını savundu. Son bir-iki ayda ABD’nin China’dan ithalatının yüzde 30-40 arttığını, bunun büyük ölçüde Amerikan AI inşası için gerekli elektronik parça ve girdilerden oluştuğunu söyledi. "ABD yapay zekâ balonu, China’dan elektronik ithalatıyla destekleniyor," diyen Sean Fu, bunun China’yı daha da zenginleştirdiğini belirtti.

Fu, China’nın önümüzdeki beş yılda yapay zekâ yarışına yaklaşık 290 milyar dolar ayıracağını, bunun yılda yaklaşık 60 milyar dolar anlamına geldiğini söyledi. Ayrıca bu harcamanın yüzde 80’inin yerli Chinese şirketlerden sağlanacak malzemelere yönlendirileceğini aktardı. Huawei’nin çip tasarımında yeni yöntemler geliştirdiğini, CXMT’nin de ABD’deki Micron’a benzer bir bellek üreticisi olarak öne çıktığını belirtti.

Asia’daki müttefikler ve güvenlik bağımlılığı

Glenn, jeoekonominin askeri güvenlikle yakından bağlantılı olduğunu söyledi. Gulf States, Europe ve East Asia’daki ülkelerin ABD’ye güvenlik bağımlılıklarının ekonomik sadakate dönüştüğünü savundu. Ancak ABD’nin güvenilirliğinin zayıflaması ya da savaşları önlemek yerine davet eden bir aktör gibi görülmesi halinde bu sadakatin çözülebileceğini belirtti.

Iran savaşı sırasında ABD’nin South Korea ve East Asia’daki bazı füze ve önleyici sistemleri Middle East’e, özellikle Israel’e kaydırdığını söyleyen Glenn, Japan ve Korea gibi ülkelerin buna nasıl tepki verdiğini sordu.

Fu, Japan’ın askeri kapasitesini artırma planları hakkında çok konuşulduğunu, Korea’dan da füzelerin İran cephesine kaydırıldığını söyledi. Bu durumun Korelileri endişelendirdiğini belirtti. Ona göre Asian economies zor bir ikilemde: ABD müttefiklerini tamamen terk etmese bile Iran savaşıyla fiyatları yükseltiyor ve ekonomileri sıkıştırıyor; China ise bölgede “büyük ağabey” konumunda ve nadir toprak elementleri gibi kritik girdileri kesme kapasitesine sahip.

Fu, Japan’ın yaklaşık 1 trilyon dolarlık ABD Hazine tahvili tuttuğunu ve Korean ile Japanese economies’in ABD pazarına bağlı olduğunu söyledi. Bu nedenle Washington’a bağlılığı çözmenin kolay olmadığını, bunun 5-10 yıl içinde bile gerçekleşmeyebileceğini savundu. Ona göre bu ülkeler şimdilik risklerini dengelemeye çalışıyor ve Trump’tan sonra daha rasyonel bir liderin gelmesini bekliyor olabilir.

China’nın dedolarizasyonu ve yuanın rolü

Glenn, ABD para arzının hızla artmasının dolar tutan tüm ülkeler için bir tür vergilendirme etkisi yarattığını söyledi. China’nın bu “vergiden” kaçınmak için ne yaptığını sordu.

Fu, China’nın aktif biçimde dedolarizasyon yürüttüğünü ve neredeyse her ay ABD Hazine tahvillerini azalttığını söyledi. Bunun bir nedeninin müsadere riskinden kaçınmak olduğunu belirtti: Rusya’nın başına gelenin China’nın da başına gelebileceğini söyledi. Ancak daha temel sorun, ABD’nin para arzını yılda yüzde 6-8 artırdığı bir ortamda yüzde 4-5 getiri veren tahvile yatırım yapmanın iyi bir fikir olmaması.

"ABD borçta temerrüde düşerse bunu açıkça ödemeyerek değil, büyük ihtimalle para basıp enflasyonla ödeyerek yapar," diyen Sean Fu, bunun dünyadaki dolar varlıklarını eriteceğini savundu. Fu’ya göre BRICS içindeki ülkeler rezervlerini korumak için Chinese bonds veya gold gibi alternatiflere yönelecek. Manufacturing economies ise paralarını kendi fabrikalarına, çip kapasitesine ve üretim altyapısına yatıracak.

Yuanın uluslararasılaşması konusunda Fu, China’nın doların yerine tek başına dünya rezerv para birimi olmak istemediğini söyledi. Böyle bir rolün dezavantajları olduğunu belirtti. Ancak China’nın hedefi, dünyadan aldığı girdilerin parasını kendi para birimiyle ödeyebileceği bir sistem kurmak. Fu’ya göre China şu anda bunu yaklaşık yüzde 50-60 oranında yapabiliyor; Russia’dan aldığı girdilerin neredeyse tamamını Chinese yuan ve daha küçük ölçüde ruble ile ödüyor. Ancak dünyanın geri kalanıyla ticarette hâlâ yüzde 20-30 oranında dolar kullanılıyor.

Fu, yuanı uluslararasılaştırmanın geçmişte güçlü para birimi ihtiyacı nedeniyle zor olduğunu söyledi. Yuan güçlenirse Chinese exports pahalılaşabilir. Fakat Japan ve Korea para birimleri zayıflarken ve diğer üreticilerin enerji maliyetleri artarken China’nın daha az zarar gördüğünü savundu. China’nın enerji karışımını çeşitlendirdiğini ve bu nedenle rekabet gücünü koruduğunu söyledi. Ayrıca China’nın gold trading alanında yeni adımlar atacağını, fiziksel altın piyasasını kağıt türevlerden ayırarak kendisini güvenilir bir gold hub olarak konumlandırmak istediğini belirtti.

ABD piyasaları, AI balonu ve savaş riski

Glenn, Trump’ın genellikle Friday evening savaşları tırmandırıp Sunday night piyasalar açılmadan önce barışın geldiğini söyleyerek piyasaları sakinleştirmeye çalıştığını savundu. İran’la diplomasinin giderek anlamsızlaştığını, çünkü İranlıların ABD ile konuşmayı “uzun bir aldatmaca” olarak gördüğünü iddia etti.

Fu, şu anda ABD hisse senedi piyasasının yükselirken tahvil piyasasının çöktüğünü söyledi. Bunun savaş dönemlerinde beklenen ters ilişkinin zıddı olduğunu belirtti: Normalde savaşta hisse senetleri düşerken ABD tahvilleri güvenli liman talebiyle değer kazanır. Fu’ya göre yatırımcılar doların ileride değer kaybedeceğini, ABD’nin daha fazla harcama yapacağını ve tahvil faizlerinin yükseleceğini düşünüyor.

"ABD hisse senetleri yükseliyor ama ABD tahvil piyasası çöküyor; bu çok ilginç bir dönem," diyen Sean Fu, küresel sermayenin kaçacak bir yer aradığını ve hâlâ ABD AI hikâyesine inandığı için NASDAQ başta olmak üzere Amerikan hisselerine aktığını söyledi. Ancak bu durumun Trump’ın piyasaları sürekli övmesine ve yapay zekâ yatırımlarının devam edeceği umuduna bağlı olduğunu belirtti.

Fu, Trump’ın 19 trilyon dolarlık yatırımın ABD’ye gireceğini söylediğini, bunun “fiilen imkânsız” olduğunu savundu. Piyasanın İran savaşının sona ereceği, petrol fiyatlarının düşeceği, enflasyonun ineceği ve ABD hisselerinin bundan yararlanacağı beklentisini satın aldığını belirtti. Ancak hisse senetlerinde yüzde 10-20, hatta yüzde 30’luk bir düşüşün resesyon riskini artıracağını söyledi. ABD tüketiminin önemli bir bölümünün en üst yüzde 10-20 gelir grubundan geldiğini, bunun K-shaped economy olarak adlandırıldığını belirtti. Piyasa düşerse bu grubun da harcamayı azaltacağını ve ekonominin durma noktasına gelebileceğini söyledi.

Fu son bölümde piyasalarda risklerin çok yükseldiğini, son SpaceX IPO örneğinde de fiyatların önce sert yükseldiğini sonra çöktüğünü söyledi. "Şu anda yapabileceğimiz tek şey savaşın bitmesi için dua etmek," diyen Sean Fu, yatırımcıların abartılı beklentilerin peşinden gitmemesi ve kendi araştırmasını yapması gerektiğini vurguladı.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol