Judge Napolitano - Judging Freedom

Scott: Ukraine’a Misket Bombası Gönderme Kararı “Savaşı Uzatacak”

İngilizce podcast kaydında, adı verilmeyen sunucu ile “Scott” olarak hitap edilen konuk, White House’ın Ukraine’a misket bombası gönderme kararını ve Europe’daki Atlantic Resolve kapsamında yedek askerlerin göreve çağrılabileceğine dair söylentileri ele aldı. Tartışmanın merkezinde, bu mühimmatın askeri etkisi, siviller için uzun vadeli riski ve Biden yönetiminin kararının siyasi anlamı vardı.

White House’ın Ukraine’a Misket Bombası Gönderme Kararı

Program, sunucunun “son dakika” olarak nitelediği bir gelişmeyle başladı. Sunucu, White House’ın önceki 15 dakika içinde President’ın Ukraine’a misket bombası göndereceğini duyurduğunu söyledi. Ayrıca White House tarafından resmen açıklanmamış söylentilere göre President’ın Europe’daki Atlantic Resolve’u güçlendirmek için yedek askerleri göreve çağırabileceğini belirtti.

Sunucu, konuk Scott’a önce misket bombalarını sordu: bunların ne olduğu, ne kadar tehlikeli sayılması gerektiği ve kararın ne ölçüde olağan dışı olduğu. “Önce misket bombalarından başlayalım. Nedir bunlar? Ne kadar tehlikeli? Bu ne kadar çılgınca?” diye soran sunucu, tartışmayı mühimmatın teknik niteliğine ve insani sonuçlarına yöneltti.

Scott, söz konusu mühimmatın büyük ihtimalle M864 olduğunu, ancak model adında yanılabileceğini belirterek konuşmasına başladı. “Söz konusu misket mühimmatının M864 olduğuna inanıyorum; bu adlandırmada yanılıyor olabilirim, insanlar beni mazur görsün,” diyen Scott, bunun 155 milimetrelik bir topçu mermisi olduğunu açıkladı.

M864 ve DPICM Mühimmatının İşleyişi

Scott’a göre bu mühimmat, “dual-purpose improved conventional munitions” adı verilen, kısaca DPICM olarak anılan çift amaçlı geliştirilmiş konvansiyonel mühimmatları dağıtmak üzere tasarlanmış bir topçu mermisi. Normal bir 155 milimetrelik top mermisinin tek bir yüksek patlayıcı yüke sahip olduğunu belirten Scott, bu modelde hedef bölge üzerinde merminin gövdesinin ayrıldığını ve içindeki küçük bombacıkların çevreye saçıldığını anlattı.

“Normalde 155 milimetrelik bir topçu mermisi tek bir yüksek patlayıcı yüktür; burada ise tasarıma bağlı olarak 40 ya da belki 70’e kadar bombacık bulunabilir,” diyen Scott, yeni modellerde sayının 40 civarında olabileceğini ifade etti. Scott, merminin hedefin üzerinde ilerlediğini, topçu kovanının ayrıldığını ve bombacıkların belirlenen alana dağılarak çok sayıda patlama yarattığını söyledi.

Konuk, bu mühimmatın kullanım amacının özellikle açık alandaki zırhlı birlik ve piyade saldırılarını dağıtmak olduğunu belirtti. Scott, bu sistemlerin 1980’lerde “Assault Breaker” adı verilen bir program kapsamında geliştirildiğini söyledi. Ona göre amaç, hareket halindeki düşman zırhlıları ve açık arazideki piyadeler gibi tekil top mermileriyle vurulması daha zor hedeflere karşı daha geniş bir etki alanı yaratmaktı.

“Bu geliştirilmiş konvansiyonel mühimmatların amacı, açık alandaki düşman zırhlılarının ve piyadesinin kitlesel saldırısını parçalamaktı,” diyen Scott, DPICM kullanıldığında bir kavşak ya da belirli bir alanın doyurulabileceğini, böylece öldürme olasılığının artırıldığını söyledi. Scott, bu mühimmatların “çok etkili” olduğunu da kabul etti.

Patlamayan Bombacık Riski ve Siviller

Scott’ın asıl itirazı, mühimmatın etkisinden çok patlamayan bombacık oranına odaklandı. Ona göre bu tür silahların “yüksek bir dud rate”, yani patlamama oranı bulunuyor. Scott, orijinal M864 mühimmatında bu oranın yüzde 14’ün üzerinde olduğunu söyledi.

Sunucu, bu noktada araya girerek oranın ne anlama geldiğini sordu: “Bu ne demek? Neyin yüzde 14’ü, Scott?” Scott da örnek üzerinden yanıt verdi. “Diyelim ki 100 bombacık dağıtıyorsunuz; bunların 14’ü patlamayacak, yerde kalacak,” diyen Scott, patlamayan bombacıkların daha sonra siviller için tehlike yaratacağını belirtti.

Scott, savaş sonrasında bir sivilin, çocuğun, hayvanın ya da ineğin bu patlamamış parçacıkların üzerine basabileceğini söyledi. Ona göre bu durum, bu tür mühimmatın kullanıldığı her savaş alanında daha sonra görülen bir sorun. “Sonra bir sivil gelip üstüne basabilir; bir çocuk, bir hayvan, bir inek. Bu, bu mühimmatın görüldüğü her savaş bölgesinde sonradan yaşandı,” diye ekledi.

Hukuki Durum ve Uluslararası Sözleşme

Sunucu, misket bombalarının yasadışı olup olmadığını ya da United States ile NATO ülkelerinin taraf olduğu bir anlaşmayla yasaklanıp yasaklanmadığını sordu. Scott bu soruya “Hayır” yanıtını verdi. Ona göre United Nations çerçevesinde, ülkelerin DPICM türü misket mühimmatlarını kullanmamayı kabul ettiği gönüllü nitelikte bir sözleşme bulunuyor; ancak United States bu sözleşmeye taraf değil.

“United Nations içinde gönüllü nitelikte bir sözleşme var; ülkeler DPICM misket mühimmatlarını siviller için tehdit oluşturduğu gerekçesiyle kullanmayacaklarını söylediler,” diyen Scott, United States’ın bu sözleşmenin imzacısı olmadığını belirtti. Scott’a göre Russia ve Ukraine da bu sözleşmeye taraf değil.

Scott ayrıca şu anda hem Russia’nın hem de Ukraine’ın misket mühimmatı kullandığını söyledi. Bu noktada konuşmasını, Biden yönetiminin kararını eleştirmekle birlikte savaş alanındaki mevcut kullanım iddialarını da not ederek sürdürdü. “Şu anda hem Russia hem Ukraine misket mühimmatı kullanıyor,” diyen Scott, kararın yalnızca hukuki çerçeveyle değil, siyasi ve askeri sonuçlarıyla da tartışılması gerektiğini savundu.

United States’ın Tehlikeyi Bildiği İddiası

Scott, United States’ın bu mühimmatın tehlikelerinin farkında olduğunu söyledi. Ona göre bu konudaki “ironi”, Washington’ın geçmişte bu mühimmatların sivil risklerini kabul etmiş olmasına rağmen bunları elinde tutma gerekçeleri üretmiş olmasıydı.

Scott, 2000’lerde Senate’ın bu konuda çok sert tepki gösterdiğini, ancak Bush yönetiminin bu mühimmatları kullanmaya devam etme kararı aldığını söyledi. Bunun gerekçesi olarak da North Korea’nın sınırı geçmesi ya da Russia’nın kitlesel zırhlı saldırı düzenlemesi gibi senaryolarda bu mühimmatlara ihtiyaç duyulabileceğinin düşünüldüğünü aktardı.

“United States bu mühimmatların tehlikesini kabul etti,” diyen Scott, “Bush yönetimi bunları kullanmaya devam etme kararı aldığında 2000’lerde Senate büyük tepki göstermişti,” şeklinde konuştu. Scott’a göre dönemin gerekçesi, North Korea’nın saldırması halinde DPICM mühimmatlarının bu saldırıyı parçalamak için gerekli olacağıydı.

Scott, aynı mantığın Russia’nın kitlesel zırhlı saldırısı senaryosu için de kullanıldığını söyledi. Ancak konuk, bugünkü savaş koşullarının böyle olmadığını savundu.

Scott’a Göre Ukraine’da Askeri Gerekçe Zayıf

Scott’ın temel argümanı, misket mühimmatının Ukraine’daki mevcut çatışma biçiminde beklenen askeri katkıyı sağlamayacağı yönündeydi. Ona göre bu mühimmatlar kitlesel zırhlı saldırıları ya da açık alanda ilerleyen piyade birliklerini hedef almak için tasarlanmıştı. Fakat Scott, Russia’nın şu anda kitlesel zırhlı saldırılar yapmadığını, savaşın mevzi savaşı niteliği taşıdığını söyledi.

“Russia şu anda kitlesel zırhlı saldırılar yapmıyor; bu mevzi savaşı, Russia siperlerde,” diyen Scott, DPICM mühimmatlarının siperlere karşı işe yaramadığını savundu. “DPICM’nin işe yaramadığı yer neresi biliyor musunuz? Siperler,” ifadesini kullanan Scott, bu nedenle kararın kendisine göre “hiçbir anlam ifade etmediğini” söyledi.

Scott, misket mühimmatının Ukraine ordusuna yardım etmeyeceğini iddia etti. Ona göre bu karar, askeri bir gereklilikten çok United States iç siyasetindeki baskıya verilen bir yanıt niteliğinde. Scott, Biden yönetiminin “Ukraine’a yardım etmek için ne yapıyoruz?” sorusuna görünür bir cevap üretmeye çalıştığını savundu.

“Bu Ukrainians’a hiçbir şekilde yardım etmeyecek,” diyen Scott, kararın Biden yönetimi için büyük bir halkla ilişkiler sorunu yaratacağını belirtti. Ona göre bu adım United States’ın “ahlaki konumunu” da geriye düşürecek.

Biden Yönetimine Yönelik Siyasi Eleştiri

Scott, kararın siyasi yönünü özellikle vurguladı. Ona göre misket mühimmatı gönderme kararı, Ukraine’a askeri açıdan belirleyici destek sağlamaktan ziyade, United States kamuoyunda ya da siyasetinde oluşan “daha fazla ne yapılıyor?” baskısını yatıştırmaya dönük bir jestti.

“Her zamanki gibi bu, United States içinde ‘Ukrainians’a yardım etmek için ne yapıyoruz?’ diyen duyguyu yatıştırmaya yönelik siyasi bir jest,” diyen Scott, Biden’ın bu kararla “Bakın, onlara misket mühimmatı veriyoruz” mesajı vermeye çalıştığını değerlendirdi.

Scott, bu yaklaşımın savaşın sonucunu değiştirmeyeceğini, aksine çatışmayı uzatacağını söyledi. Ona göre misket mühimmatlarının gönderilmesi daha fazla insanın ölmesine ve daha fazla Ukrainian’ın hayatını kaybetmesine yol açacak. “Bunun yapacağı tek şey savaşı uzatmak, daha fazla insanı öldürmek ve daha fazla ölü Ukrainian’la sonuçlanmak,” diyen Scott, kararın askeri ve insani sonuçlarına dair eleştirisini bu sözlerle özetledi.

Atlantic Resolve ve Yedek Asker Söylentisi

Programın girişinde sunucu, White House’ın henüz açıklamadığı söylentiler bulunduğunu da söyledi. Bu söylentilere göre President, Europe’daki Atlantic Resolve’u güçlendirmek için yedek askerleri göreve çağırabilirdi. Sunucu, “Yedekler üniformalı olarak sahada olacak” ifadesiyle bu ihtimali gündeme getirdi.

Ancak transcript’in aktarılan bölümünde tartışma bu söylenti üzerine ayrıntılı biçimde devam etmedi. Konuşma esas olarak misket bombalarının türü, savaş alanındaki işlevi, siviller için tehlikesi, hukuki statüsü ve Biden yönetiminin siyasi gerekçeleri üzerine yoğunlaştı. Bu nedenle Atlantic Resolve başlığı, programda açılan fakat aktarılan bölümde derinleştirilmeyen bir konu olarak kaldı.

Scott’ın değerlendirmesi, misket mühimmatının Ukraine savaşında taktik kullanımından çok daha geniş bir eleştiriyi içeriyordu: United States’ın sivillere yönelik riskleri bilmesine rağmen böyle bir karar aldığı, mühimmatın mevcut cephe koşullarında beklenen faydayı sağlamayacağı ve kararın siyasi görünürlük amacı taşıdığı iddiası. Sunucu ise sorularıyla hem mühimmatın teknik yönünü hem de uluslararası hukuk açısından tartışmalı konumunu netleştirmeye çalıştı.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol