Judge Napolitano - Judging Freedom

Ray McGovern: ABD’nin Savaş Politikası, İsrail, İran ve Ukraine Üzerine Sert Uyarılar

İngilizce yayımlanan bölümde Andrew Napolitano, eski CIA analisti Ray McGovern ile ABD dış politikası, istihbarat kurumları, Ukrayna savaşı, İsrail-Gazze krizi, İran, Venezuela ve Amerikan yönetimlerinin savaş yetkisi üzerine geniş bir söyleşi yaptı. Program, McGovern’ın özellikle ABD’nin “önleyici savaş”, istihbarat manipülasyonu ve uluslararası hukuka yaklaşımı konusundaki eleştirileri nedeniyle önem taşıyor.

Memorial Day, Hiroshima ve ABD Dış Politikasında Irkçılık

Napolitano, McGovern’a hafta sonu “alternatif Memorial Day” etkinliği yapıp yapmadığını sordu. McGovern, savaş tecrübesi olan gaziler olarak klasik anma törenlerinden rahatsız olduklarını, çünkü bu törenlerin “bizi savaşa gönderenleri sorumluluktan kurtardığını” söyledi. “Savaşın ne olduğunu bilen biz gaziler, bizi savaşa gönderenleri rahatlatan bu törenlerden nefret ediyoruz,” diyen Ray McGovern, “insanlar ‘hizmetiniz için teşekkürler’ diyor ama bunun birçok meslektaşıma ne yaptığını bilmiyorlar” şeklinde açıkladı.

McGovern, North Carolina’daki Triangle bölgesinde alternatif bir anma etkinliğinde ana konuşmayı yaptığını ve konuşmasının başlığının ABD dış politikasında ırkçılık teması etrafında şekillendiğini anlattı. Başlığını “dünyanın geri kalanına karşı beyaz arayış” olarak özetledi ve Hiroshima ile Nagasaki’ye atılan atom bombalarını bu bağlamda değerlendirdi.

Bruce Fein’in yayımlanan bir editöre mektubuna atıf yapan McGovern, ABD Başkanı Joe Biden’ın Hiroshima ziyaretini ve Barack Obama’nın daha önceki ziyaretinde özür dilememesini eleştirdi. McGovern’a göre Harry Truman’ın kararında ırkçı bakış açısı etkiliydi. Oliver Stone ve Peter Kuznick’in kitabına atıfta bulunan McGovern, Truman’ı ve dönemin Dışişleri Bakanı James Byrnes’ü eleştirdi. Atom bombalarının askeri olarak gerekli olmadığını, üst düzey Amerikan komutanlarının Truman’a bunu yapmamasını söylediğini savundu. “MacArthur, Eisenhower ve Admiral Leahy dahil üst düzey askerler Truman’a ‘Bunu yapmayın, gerekli değil’ dedi,” diyen Ray McGovern, “Japonların teslim olacağını biliyorlardı; tek yapılması gereken imparatoru koruyabileceklerini söylemekti” ifadelerini kullandı.

Kremlin’e Drone Saldırısı, Zelensky ve Batı’nın Rolü

Söyleşi daha sonra Kremlin’e yönelik olduğu ileri sürülen drone saldırısına geçti. Napolitano, eski Rusya Devlet Başkanı Dmitry Medvedev’in bunu bir suikast girişimi olarak nitelediğini ve Volodymyr Zelensky’nin “gitme zamanının” geldiğini söylediğini aktardı. McGovern, Vladimir Putin’in bu olayı Rus kamuoyunu birleştirmek için kullanmaya ihtiyaç duymadığını, çünkü Rusların Batı’nın kendilerine yönelik düşmanlığını zaten gördüğünü belirtti.

McGovern, Zelensky’nin Helsinki’ye, ardından Almanya’ya gittiğini, Almanya’nın bundan haberdar olmadığını iddia etti. Zelensky’nin ABD askeri uçağıyla taşındığını söyleyen McGovern, bunun Dışişleri Bakanlığı’nda bazı kişilerin bilgisi olabileceği ihtimalini güçlendirdiğini savundu ve Victoria Nuland’ın adını andı.

Drone’ların teknik kapasitesi sorulduğunda McGovern, bu tür sistemlerin GPS benzeri yönlendirmelerle çok hassas hedefleme yapabildiğini anlattı. CIA’in teknik destek verip vermemiş olabileceği sorusuna ise kesin konuşmadı. “CIA, Navy, Pentagon ve çok gizli birimler birlikte çalışabilir,” diyen Ray McGovern, “bunun imkânsız olduğunu söyleyemem; Ukraynalıların sahada bu kapasiteye sahip olması da mümkün” değerlendirmesinde bulundu.

Trump, İran ve Venezuela Üzerinden Güç Gösterisi

Programda Donald Trump’ın İran ve “Strait of Hormuz” hakkında sert ve küfürlü ifadeler içeren açıklamaları da ele alındı. McGovern, Trump’ın ne söyleyeceğini tahmin etmenin zor olduğunu, ancak İran konusunda geri adım atmak için bazı yollar arayabileceğini söyledi. Bunlardan birinin Katolik Başpiskopos Broglio’nun “adil savaş” eleştirisine atıf yapmak, diğerinin ise NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüşmeleri gerekçe göstermek olabileceğini belirtti.

Daha sonra Trump’ın Venezuela ve Colombia’ya yönelik kara operasyonu tehdidi içeren açıklaması dinletildi. Trump, “Kara da sırada olacak” diyerek uyuşturucu kaçakçılarına karşı yeni adımlar atılacağını söyledi. McGovern bunu ABD’nin Batı Yarımküre’de güç gösterisi arayışıyla ilişkilendirdi. Çin’deki kutlamaların Batı’dan Doğu’ya güç kaymasını gösterdiğini, Washington’ın artık “vazgeçilmez ülke” olmadığı gerçeğiyle karşılaştığını savundu.

McGovern, Grenada örneğini hatırlattı. Ronald Reagan’ın 1983’te Beirut’ta 241 deniz piyadesinin öldürülmesinden sonra Grenada’ya saldırarak güç gösterisi yaptığını söyledi. Venezuela’nın da benzer bir “kas gösterme” alanı olarak seçilebileceğini savundu. “Umarım Ruslar ve Çinliler Washington’a ‘Bunu yapmayın’ diye fısıldıyordur,” diyen Ray McGovern, “aksi halde birkaç yüz bin Amerikan askeri Venezuela’da anlamsız bir maceraya sürüklenebilir” şeklinde uyardı.

İstihbarat, Anayasa ve “Parallel Construction”

Napolitano, Amerikan istihbarat topluluğunun Anayasa’ya bağlı olup olmadığını sordu. McGovern, kurumların kendileri için istisnalar yarattığını söyledi. Eski FBI Direktörü Robert Mueller ile yaşadığı bir olayı anlattı. McGovern’a göre Mueller, “parallel construction” kavramını bilmediğini söylemişti.

McGovern, bu yöntemi yasa dışı elde edilmiş bilgilerin kaynağını saklayarak, mahkemeye ve savunmaya farklı bir yoldan elde edilmiş gibi sunmak şeklinde açıkladı. Mueller’in 11 Eylül sonrası “özel yetkiler” verildiğini söylediğini aktardı. McGovern, bu cevaba anayasal açıdan itiraz etti. “Benim sorum şu: Dördüncü Değişiklik’i ihlal eden özel yetkiler verilebilir mi?” diyen Ray McGovern, “ben her zaman bunun cevabının hayır olduğunu düşünmüştüm” ifadelerini kullandı.

Mossad, Netanyahu, Trump ve Gaza

Napolitano, Mossad’ın Benjamin Netanyahu’ya gerçek istihbaratı mı sunduğunu, yoksa duymak istediklerini mi söylediğini sordu. McGovern kesin bilmediğini belirtti, ancak Netanyahu’nun kötü haberleri de alabilecek biri olduğunu ve Mossad’ın büyük olasılıkla gerçek durumu aktardığını düşündüğünü söyledi.

Trump’ın Netanyahu üzerindeki etkisi tartışılırken McGovern, bunun açık olmadığını söyledi. Alastair Crooke’un Trump’ın Netanyahu’yu kontrol ettiği görüşüne katılmakta zorlandığını belirtti. Kongre’nin İsrail’e 7 ila 8 milyar dolar ek yardım onaylayacağını iddia ederek bunun Netanyahu’nun elini güçlendirdiğini savundu. “Bu bana Netanyahu’nun Trump’tan hâlâ daha kurnaz olduğunu düşündürüyor,” diyen Ray McGovern, “Kongre bu parayı onaylarsa Trump ne yapacak; ‘emirlerimize uymuyor, tutuyoruz’ mu diyecek?” değerlendirmesinde bulundu.

McGovern ayrıca rehineler konusunun İsrail iç siyasetinde belirleyici olduğunu, ancak Trump’ın da Netanyahu’nun da rehineleri umursamadığını iddia etti. Gaza’daki Filistinlilere yönelik “etnik temizlik” desteğinin İsrail’de yüzde 80 olduğunu öne sürdü. Bu iddialarını kendi değerlendirmesi olarak sundu.

İran Nükleer Tesisleri ve “Tamamen Yok Edildi” İddiası

Napolitano, ABD’nin İran’daki üç nükleer tesisi bombalamasının İran’ın nükleer kapasitesini “tamamen yok edip etmediğini” sordu. McGovern buna açık biçimde hayır yanıtını verdi. Trump’ın “totally obliterated” ifadesini kullanmasını akılsızca bulduğunu söyledi.

McGovern, Amerikan istihbarat topluluğunun 2007’den beri İran’ın nükleer silah üzerinde çalışmadığı görüşünde ısrar ettiğini belirtti. Tulsi Gabbard’ın Mart ayında yeminli ifadesinde de bunu söylediğini aktardı. “İran’ın nükleer silah üzerinde çalışmadığı yönündeki değerlendirme 2007’den beri istikrarlı,” diyen Ray McGovern, “dini lider fetvayı tersine çevirip ‘artık silah üzerinde çalışıyoruz’ demedikçe kilit mesele budur” diye vurguladı.

McGovern, uranyum zenginleştirme ile teslim edilebilir nükleer silah üretmenin aynı şey olmadığını söyledi. IAEA kameralarının ve denetimlerinin artık sahada olmamasının istihbarat açısından büyük sorun yaratacağını belirtti. Bill Burns’ün görevden ayrılmadan kısa süre önce İran’ın nükleer silah üzerinde çalışmadığını ve başlarsa bunun hızla fark edileceğini söylediğini aktardı.

Tulsi Gabbard, DIA ve İstihbarat Kurumlarının Baskısı

Tulsi Gabbard’ın “geri adım atıp atmadığı” sorulunca McGovern, onun “derin devlete meydan okuduğunu” ve bu nedenle hedef olabileceğini söyledi. James Comey’nin hapse girmesi gerektiğini söylemesini buna örnek verdi. McGovern’a göre Gabbard’ın açıkça direnmesi gerekirdi, ancak bunu yapmayacak gibi görünüyordu.

Defense Intelligence Agency’nin (DIA) bazı konularda diğer kurumlardan farklı durduğunu söyleyen McGovern, Ukrayna konusunda DIA’nın Rusya’nın kaygılarını daha doğru gördüğünü savundu. 2014 Kiev yönetim değişikliğinden sonra DIA başkanının Rusların bunu Rusya’ya karşı rejim değişikliğinin ilk aşaması olarak gördüğünü söylediğini hatırlattı. McGovern, 2017’deki RussiaGate değerlendirmesinde DIA’nın dışarıda bırakıldığını, çünkü GRU hakkındaki iddialarda DIA’nın uzmanlık alanına rağmen sürece dahil edilmediğini ileri sürdü.

Charlie Kirk Suikastı Hakkındaki Şüpheler

Napolitano, Charlie Kirk’ün öldürülmesiyle ilgili sınırlı bilgilere dayanarak, yabancı ya da Amerikan istihbarat servislerinin bu ölümde rolü olup olmayacağını sordu. McGovern, bunu “düşünmek zorunda olduğunu” söyledi, ancak kesin bir iddiada bulunmadı. Kirk’ün Tucker Carlson programında RussiaGate, Putin’e yönelik düşmanlaştırma, Ukrayna ve İsrail konusunda tehlikeli sayılabilecek şeyler söylediğini savundu.

“Kirk, RussiaGate, Ukraine ve Israel hakkında çok tehlikeli sayılabilecek şeyler söylüyordu,” diyen Ray McGovern, “bu yüzden bazı insanların onu susturmak için motivasyonu olabilir; ama bunun nasıl oynandığını bilmiyorum” ifadelerini kullandı. McGovern, Warren Commission benzeri kesin hükümlere erken varılmaması gerektiğini söyledi.

Netanyahu’nun JD Vance Açıklaması ve İran Müzakereleri

Programda Netanyahu’nun JD Vance ile yaptığı telefon görüşmesine dair açıklaması da dinletildi. Netanyahu, Vance’in Washington’a dönüş yolunda kendisini aradığını ve müzakerelerdeki gelişmeleri anlattığını söyledi. Netanyahu’ya göre krizin nedeni İran’ın anlaşmayı ihlal etmesiydi; Trump ve ABD açısından masadaki temel konu ise tüm zenginleştirilmiş materyalin çıkarılması ve yıllarca, hatta onlarca yıl boyunca zenginleştirme yapılmamasının sağlanmasıydı.

McGovern, Netanyahu’nun bu açıklamalarında kontrolünü kaybetmiş göründüğünü değerlendirdi. Çin ve diğer aktörlerin, Netanyahu’nun nükleer silah kullanımını ima eden “Samson option” yönüne gidebileceğinden kaygılanmaları gerektiğini savundu. Buna rağmen ABD ve İran arasındaki ateşkesin büyük ölçüde sürdüğünü, İsrail’in ise buna aynı ölçüde uymadığını söyledi.

Rusya’nın Yeni Silahları ve Ukrayna

Napolitano, Amerikan istihbaratının Rusya’nın yeni silah sistemi hakkında önceden bilgi sahibi olup olmadığını sordu. McGovern, kesin bilemeyeceğini ama Washington’daki şaşkınlık ve alarm ifadelerine bakarak muhtemelen bilmediklerini düşündüğünü söyledi. Putin’in 2016’da Batılı gazetecilere ABD’nin füze savunma sistemlerine karşı Rusya’nın alternatif sistemler geliştireceğini söylediğini, 2018’de de bunları kamuoyuna gösterdiğini hatırlattı.

McGovern, Rusya’nın kullandığı yeni füzenin savunulamaz olduğunu savundu. Putin’in önceden uyarı yapacağını söylemesini de, “nasıl olsa durduramazsınız” mesajı olarak yorumladı.

ICC, ICJ ve İsrail’e Yönelik Hukuki Süreçler

Napolitano, Guardian’ın Mossad şefinin ICC savcısını savaş suçları soruşturması nedeniyle tehdit ettiği yönündeki haberini gündeme getirdi. McGovern, bu taktikleri “aşağılık” olarak nitelendirdi. Önceki savcıya ailesi ve eşi üzerinden baskı yapıldığını, ancak bunun işe yaramadığını söyledi. Karim Khan’ın başlangıçta ABD ve İsrail’e yakın görüldüğünü, ancak buna rağmen açık savaş suçlarını görmezden gelemediğini savundu.

South Africa’nın Israel aleyhine International Court of Justice (Uluslararası Adalet Divanı) başvurusundaki ayrıntılar da tartışıldı. Napolitano, şikâyetin son derece ayrıntılı ve kamu kaynaklarına dayalı olduğunu söyledi. John Mearsheimer’ın bu metni okuduktan sonra Gaza’da genocide (soykırım) olduğu sonucuna vardığını aktardı. McGovern, ABD ve İsrail istihbaratının mahkeme üyelerini etkilemeye çalışabileceğini iddia etti ve 2003 Irak savaşı öncesinde NSA’nın BM Güvenlik Konseyi üyelerini dinleme girişimine atıf yaptı.

F-16’lar, Ukraine Yardımı ve Savaşın Seyri

Son bölümde Jake Sullivan’ın Ukraine’e F-16 transferiyle ilgili açıklaması ele alındı. Sullivan, eğitim tamamlandıktan sonra ABD’nin Avrupa’daki müttefiklerden Ukraine’e üçüncü taraf transferini onaylamaya hazır olduğunu söyledi. “Bu savaş doğası gereği öngörülemez oldu; sonucu tahmin etmeyeceğiz,” diyen Jake Sullivan, “yaptığımız şey, eğitim tamamlandığında F-16 transferini onaylamaya hazır olduğumuzu resmileştirmekti” açıklamasını yaptı.

McGovern, Biden, Blinken ve Bill Burns’ün daha önce Rusya’nın savaşı kaybettiğini söylediğini, Sullivan’ın ise geri adım atar gibi konuştuğunu savundu. Ukraynalı pilotların önce İngilizce öğrenmesi ve ardından eğitim alması gerektiğini, bunun zaman alacağını söyledi. General Mark Milley’e de seslenerek gerçekleri söylemesi gerektiğini savundu.

Jack Devine’in Ukraine’in Rusları “tutarak” Putin’in düşmesini sağlayabileceği yönündeki görüşü dinletildi. McGovern, eski CIA operasyon görevlilerinin analist gibi davranmadığını, “herkesi ikna etmeye” eğitildiklerini söyledi. Zelensky’nin Crimea dahil hiçbir toprak vermeyeceği açıklaması da aktarıldı. McGovern ise savaşın haritasına bakıldığında Ukraine’in kazanamayacağını, bunu iki yıl önce de söylediğini belirtti.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol