Nate Silver: “ABD Seçimlerini Hileden Çok Partizanlık Belirliyor”
İngilizce yayımlanan All-In Interview Show bölümünde istatistikçi, seçim analisti ve yazar Nate Silver, ABD’de seçim güvenliği tartışmalarından Demokrat Parti içindeki ideolojik ayrışmaya, 2026 ara seçimleri ve 2028 başkanlık yarışına kadar uzanan geniş bir gündemi değerlendirdi. Programda spor ve bahis piyasaları üzerinden istatistiksel modelleme yaklaşımı da konuşuldu; ancak bölümün ana ekseni ABD siyasetinde partizanlık, kutuplaşma ve aday belirleme dinamikleriydi.
Knicks, Bahis Piyasaları ve İstatistiksel Modelleme
Programın başında Silver’ın New York Knicks şapkası üzerinden başlayan sohbet, kısa süreliğine NBA, bahis piyasaları ve modelleme konularına kaydı. Silver, Knicks’in Doğu Konferansı finalini ve ardından NBA finalini kazanmasına yönelik bahis yaptığını, takımın Doğu’da “gerçekten gözden kaçırıldığını” düşündüğünü söyledi. Knicks’in Atlanta karşısında bir noktada 77-22 gibi ezici bir üstünlüğe ulaşmasını örnek veren Silver, bu tür performansların modeller açısından “gürültü” değil, anlamlı bir üstünlük işareti olduğunu savundu.
Silver’a göre Knicks’teki dönüşümün iki temel nedeni Mike Brown ve Karl-Anthony Towns oldu. Jalen Brunson’ı çok sevdiğini, hatta favori oyuncularından biri olabileceğini belirten Silver, Brunson’ın bire bir savunmada mükemmel olmadığını, buna karşın Knicks’in diğer oyuncularının savunmada en azından ortalama veya daha iyi seviyede olduğunu söyledi. Towns’ın hücumda sunduğu seçeneklerin de takımı daha az tahmin edilebilir hâle getirdiğini vurguladı.
Knicks’in son dört yılda NBA’de en fazla play-off maçı oynayan takım olduğunu belirten Silver, play-off tecrübesinin ampirik olarak değer taşıdığını ifade etti. Poker ve golf örnekleri üzerinden büyük anlarda sinirlerin performansı etkileyebileceğini söyleyen Silver, yüksek riskli maçlarda edinilen deneyimin sporculara yardımcı olduğunu anlattı.
Los Angeles Seçimi, Mektupla Oy ve Yolsuzluk İddiaları
Sohbet daha sonra Los Angeles seçimi, California’daki oy sayım süreci ve mektupla oy kullanma sistemi üzerine yoğunlaştı. Program sunucuları, özellikle erken sayılan oylarla geç gelen mektupla oylar arasında Nithya Raman lehine büyük bir kayma olduğu iddiasını gündeme getirdi. Bu durumun istatistiksel açıdan şüpheli göründüğünü, ayrıca “ballot harvesting” olarak adlandırılan oy toplama uygulamalarının seçim algısını zedelediğini savundular.
Silver bu iddialara temkinli yaklaştı. "Hileye dair kanıt yok," diyen Nate Silver, "California’daki oy sayımının kullanılan oyların doğru bir dökümü olduğunu düşünüyorum" şeklinde açıkladı. Ancak Silver, bunun sistemin iyi işlediği anlamına gelmediğini de belirtti. Ona göre farklı seçmen gruplarının farklı zamanlarda oy kullanması, geç gelen oyların bir adaya doğru kaymasını açıklayabilir. Demokrat seçmenlerin Donald Trump döneminden itibaren mektupla oy kullanmaya daha fazla yöneldiğini, Cumhuriyetçi seçmenlerin ise daha çok şahsen oy vermeyi tercih ettiğini söyledi.
Silver, California’nın yavaş oy sayımını sert sözlerle eleştirdi. "California’nın sisteminin tamamen kabul edilemez olduğunu düşünüyorum," diyen Nate Silver, "Himalayalar’daki sandıklarla yapılan Hindistan seçimlerinde bile seçim günü geldiğinde oylar 24 saat içinde sayılıyor" şeklinde belirtti. ABD’nin teknoloji lideri olmasına rağmen bazı seçim sonuçlarını günlerce veya haftalarca açıklayamamasını “sistemin etkinliğinde bir aşınma işareti” olarak değerlendirdi.
Seçim Güvenliği, Algı ve Partizanlık
Programda voter ID, yani oy kullanırken kimlik gösterme zorunluluğu da tartışıldı. Silver, kimlik gösterme uygulamasına prensipte karşı olmadığını söyledi. Bar girişinde kimlik gösterilebiliyorsa oy kullanırken de gösterilebileceğini belirtti. Ancak bunun California’daki tabloyu açıklayan ana unsur olmadığını savundu.
Silver’a göre ABD seçim sisteminin merkeziyetsiz yapısı bazı açılardan güçlü, bazı açılardan sorunlu. Heritage Foundation’ın tespit ettiği seçim hilesi vakalarının sayısının büyük seçimleri değiştirecek ölçekte olmadığını ima eden tartışmada Silver, çok dar farklarla sonuçlanan seçimlerde belirsizlik olabileceğini söyledi. Al Franken’in 2008 Minnesota Senato yarışını örnek göstererek çok küçük farklarda kesinlik iddiasının zor olduğunu belirtti. Buna rağmen yeniden sayımlarda genellikle büyük sonuç değişiklikleri görülmediğini, çoğu eyalette yüzde 0,5 yeniden sayım eşiği varken yüzde 0,05’in üzerindeki farkların nadiren tersine döndüğünü anlattı.
"Algı önemlidir," diyen Nate Silver, "California’nın bu konuda rehavete kapıldığını düşünüyorum" şeklinde vurguladı. Ona göre seçmenlerin sandıkları bizzat korumadığı veya oy pusulasıyla fiziksel temas kurmadığı bir sistem bazı insanları haklı olarak rahatsız ediyor. Ancak büyük resimde California’daki Demokrat üstünlüğü hileden çok partizanlıkla açıklanıyor.
Bu noktada Silver, bölümün en temel tezlerinden birini ortaya koydu. "Partizanlık, ABD’deki her seçimi belirleyen yerçekimidir," diyen Nate Silver, "50 eyaletin 43’ünde 2028’de kime oy verileceğini yüzde 97 güvenle şimdiden tahmin edebiliriz; bu hileden değil, kutuplaşma ve partizanlığın çok güçlü kuvvetler olmasından kaynaklanıyor" şeklinde değerlendirdi.
California, Makine Siyaseti ve Demokrat Üstünlüğü
California’da bir Cumhuriyetçi valinin ya da Senato adayının yeniden kazanma şansının olup olmadığı sorulduğunda Silver, eyaletin yapısını “makine devleti” olarak nitelendirdi. Maine veya New England’daki bazı eyaletlerde Charlie Baker ya da Phil Scott gibi karşı partiden oy alabilen figürler görülebildiğini, Kentucky’de Andy Beshear gibi Demokrat bir valinin kırmızı eyalette seçilebildiğini hatırlattı. Ancak California’da bu tür çapraz partizanlıkların daha az ortaya çıktığını söyledi.
Silver’a göre bunun nedeni eyaletin büyüklüğü, seçmenlerin adaylara yakın temas kuramaması ve Demokrat Parti yapısının çok güçlü olması olabilir. California’nın tarihsel olarak “tuhaf ve sıra dışı siyasi fikirlerin laboratuvarı” olduğunu, ancak zaman içinde daha katı bir parti makinesine dönüştüğünü belirtti.
Gerrymandering, yani seçim bölgelerinin partizan amaçlarla çizilmesi konusunda da uyarıda bulunan Silver, bunun yönetim kalitesini düşürdüğünü ve iki partiyi de daha fazla kutuplaşmaya ittiğini söyledi. Demokratların bazı mavi eyaletlerde “en az kötü aday” stratejisiyle genel seçimleri kazanabildiğini, ancak bu yaklaşımın ulusal düzeyde güçlü adaylar üretmediğini savundu.
Demokrat Parti İçindeki Üç Kanat
Silver, Demokrat Parti içinde üç ana fraksiyon gördüğünü söyledi: sol kanat, “abundance liberals” olarak adlandırılan piyasa yanlısı ama kamu kapasitesine önem veren liberaller ve “resistance liberals” dediği Trump karşıtı, parti merkezine sadık seçmenler.
"Demokratların gerçekten üç fraksiyonu var," diyen Nate Silver, "bir tarafta Zohran Mamdani, AOC ve Bernie Sanders gibi isimlerle temsil edilen sol var" şeklinde açıkladı. Silver, bu figürlerin kendi açılarından etkili siyasetçiler olduğunu söyledi. Bernie Sanders’ın Vermont’tan çıkan yaşlı bir sosyalist siyasetçi olarak 2016’da Hillary Clinton’a karşı 20 eyalet kazanmasının dikkate değer olduğunu belirtti.
İkinci gruptaki “abundance liberals” için Ezra Klein’ın etkisine atıfta bulundu. Bu grubun daha piyasa yanlısı, yönetişim sorunlarına duyarlı ve özellikle California’nın konut, ulaşım ve kamu hizmetleri alanındaki başarısızlıklarını eleştiren bir çizgide olduğunu söyledi.
Üçüncü grup olan “resistance liberals” ise Silver’a göre Gavin Newsom’un doğal tabanı. Bu grup, Joe Biden’ın 2024 yarışından haksız biçimde çekilmeye zorlandığını düşünen, Demokrat Parti düzenine yakın ve “mavi takım” refleksi güçlü seçmenlerden oluşuyor. Silver, Newsom’un Biden ailesine sahip çıkmasını bu tabana verilen bir sinyal olarak yorumladı.
Sosyalizm, Kapitalizm ve Kuşak Farkı
Programda Demokrat Parti’nin sosyalizme kayıp kaymadığı da tartışıldı. Sunucular, genç seçmenler arasında sosyalizme ilginin arttığını ve bazı Demokrat adayların kendilerini açıkça sosyalist olarak tanımladığını söyledi. Silver, bu konuda kuşak farkının belirleyici olduğunu anlattı.
"Sosyalizm markası genç Demokratlar arasında çok daha popüler," diyen Nate Silver, "ben Soğuk Savaş’ı ve Berlin Duvarı’nın yıkılışını hatırlıyorum; benim kuşağım için sosyalizm, komünizme ve ekonomik kalkınma başarısızlıklarına daha yakın çağrışımlar yapıyor" şeklinde belirtti. Daha genç seçmenlerin aynı tarihsel hafızaya sahip olmadığını, bu yüzden sosyalizmi farklı algıladığını söyledi.
Buna karşın Silver, ABD’nin hâlâ “son derece kapitalist” bir ülke olduğunu vurguladı. Dünyanın en yetenekli gençlerinin ABD’ye gelmeye devam ettiğini, yapay zekâ sermaye patlamasının da ekonomiyi ve en azından borsayı güçlü tuttuğunu savundu. Demokratların özellikle Hispanik ve kısmen Asya kökenli seçmenler arasında destek kaybettiğini, bu grupların girişimcilikle güçlü bağları bulunduğunu belirtti. Yakın dönem göçmen topluluklarının küçük işletme sahipliği ve ekonomik hareketlilik açısından çok önemli olduğunu söyledi.
Genç Seçmenler, Öğrenci Borcu ve Medya
Kapitalizme yönelik hayal kırıklığında yaş sınırının yaklaşık 40 olduğunu söyleyen Silver, 1990’larda yetişen kuşağın Batı kapitalizminin zaferi ve güçlü ekonomik büyüme ortamında olgunlaştığını, buna karşılık 11 Eylül ve Büyük Durgunluk döneminde yetişenlerin çok farklı deneyimler yaşadığını belirtti. Ona göre bu ekonomik ve tarihsel deneyim farkı, genç seçmenlerin sisteme bakışını değiştirdi.
Programda öğrenci borçları da gündeme geldi. Sunucular, son on yılda ABD’de yaklaşık 45 milyon kişinin üniversiteden mezun olduğunu ve önemli bir kısmının ciddi borç yükü taşıdığını söyledi. Silver, ekonomik kaygıların genç seçmen davranışında önemli rol oynadığını kabul etti, ancak bunun tek etken olmadığını, haber tüketim alışkanlıklarının da değiştiğini anlattı.
New York Times’ta çalıştığı dönemde editörlerin “neyin haber olduğuna” karar verdiği merkezi medya yapısını hatırlatan Silver, bugün haber dağıtımının çok daha parçalı olduğunu söyledi. Sosyal medya ve telefon kullanımının gençlerin memnuniyetini düşürdüğüne dair kanıtların “oldukça iyi” olduğunu belirtti.
Sosyal Medya Algoritmaları ve Kutuplaşma
Sosyal medya algoritmaları üzerine bölümde Silver, Twitter/X’in partizan kimliği tek boyuta sıkıştıran güçlü bir mekanizma olduğunu söyledi. "Bir kişinin vergiler, kürtaj, Gaza, serbest piyasa ve diğer her konuda bağlantılı bir pozisyona sahip olması gerektiğini düşünmüyorum," diyen Nate Silver, "ama partizanlık, ABD’deki karmaşık siyasi meseleleri maviye karşı kırmızı, sola karşı sağ gibi tek bir boyuta sıkıştırıyor" şeklinde ifade etti.
Silver, algoritmik akışların kullanıcı iradesinin önüne geçmesinden rahatsız olduğunu belirtti. Bir hesabı takip ediyorsa, ayrıca algoritmaya sinyal vermek zorunda kalmadan o hesabın paylaşımlarını görmek istediğini söyledi. “For You” algoritmasının bazı açılardan iyi çalışabildiğini, ilgisiz içerikleri engelleyince hızlı tepki verdiğini anlattı. Ancak kronolojik akışın bozulmasının özellikle canlı spor ve haber takibinde kafa karıştırıcı olduğunu ifade etti.
Silver, Twitter’ın Elon Musk’tan önce de algoritmikleşmeye başladığını, ancak mevcut dönemde bu eğilimin sürdüğünü belirtti. Platformun haber takipçileri için eşsiz bir kaynak olduğunu, bu işlevin daha iyi korunmasını tercih edeceğini söyledi.
2026 Ara Seçimleri: Temsilciler Meclisi ve Senato
2026 ara seçimleri için Silver, modelinin birkaç hafta içinde yayımlanacağını, ancak mevcut tahmin piyasalarının genel olarak makul göründüğünü söyledi. "Tahmin piyasaları Demokratların Temsilciler Meclisi’ni alma ihtimalini yüzde 80 veya 85, Senato’yu alma ihtimalini yüzde 40 veya 45 civarında görüyor," diyen Nate Silver, "bunlar bana oldukça makul geliyor; Temsilciler Meclisi için oran biraz düşük bile olabilir, belki yüzde 85 veya 90’dır" şeklinde değerlendirdi.
Silver’a göre Temsilciler Meclisi’nde neredeyse tüm göstergeler Demokratlar lehine. Trump’ın düşük onay oranı, ekonomi hakkındaki seçmen kaygısı, başkanın partisinin ara seçimlerde tepki oylarıyla karşılaşmasına dair uzun tarihsel örüntü ve Demokratların özel seçimlerdeki performansı bu tabloyu destekliyor. Buna karşılık Senato daha çok “sayı oyunu” olarak duruyor; Demokratların kırmızı eyaletlerde koltuk kazanması gerekiyor.
Maine’de Graham Platner’ın Susan Collins karşısında yalnızca iki puan önde olmasını gereksiz risk olarak niteleyen Silver, Texas gibi kırmızı eyaletlerde James Talarico ve Ken Paxton yarışının da partizanlık tarafından şekilleneceğini söyledi. Trump’ın durumu değiştirmek için benzin fiyatlarını düşürmesinin önemli olabileceğini belirtti; çünkü benzin fiyatının seçmenlerin her gün gördüğü somut bir gösterge olduğunu söyledi.
2028: Gavin Newsom, AOC ve Değişim Arayışı
2028 başkanlık yarışı gündeme geldiğinde Silver, Gavin Newsom’un yükselişte olduğu varsayımına itiraz etti. "Newsom Demokrat ön seçim anketlerinde yaklaşık yüzde 25’ten yüzde 15’e düştü," diyen Nate Silver, "Polymarket’te de yaklaşık yüzde 33’ten yüzde 22’ye geriledi" şeklinde açıkladı. Newsom’un başlangıçta isim bilinirliğinden yararlandığını, ancak Demokratların Jon Ossoff gibi daha genç ve mor eyalette seçim kazanmış adaylara ilgi göstermeye başladığını söyledi.
Silver, Demokrat seçmenlerin parti düzeninden bıktığına dair işaretler gördüğünü belirtti. Zohran Mamdani’nin New York’taki başarısını, gençlik, enerji ve düzen karşıtı arayış bağlamında değerlendirdi. Aynı çerçevede Alexandria Ocasio-Cortez’in de 2028 veya sonrasında önemli bir figür olabileceğini söyledi. AOC’nin artık 36 yaşında olduğu ve başkanlık için yaş şartını karşıladığı hatırlatıldığında, Silver onun “sıfır ihtimal” olmadığını belirtti.
Silver, Barack Obama’nın 2008’de Hillary Clinton’ın solunda konumlanırken aynı zamanda partiler üstü ve iyimser bir söylem kurduğunu hatırlattı. Ona göre başarılı adaylar hem değişim arzusunu temsil etmeli hem de geniş seçmen koalisyonlarına ulaşabilmeli. Bu nedenle Newsom’un Biden ve Kamala Harris çizgisiyle süreklilik iddiası kurmasının savunmada bir pozisyon yarattığını söyledi.
Partizanlık ve ABD Seçimleri
Nate Silver: Partizanlık, ABD’de her seçimi belirleyen yerçekimi gibidir, değil mi? Yani benim işim... merak etmeyin, “Gavin Newsom ya da AOC yüzde 55 favori” deyip de kaybederlerse eleştirilirim. Ama 50 eyaletin 43’ü için, 2028’de kime oy vereceklerini şu anda muhtemelen yüzde 97 güvenle tahmin edebiliriz. Bu hile yüzünden değil. Çünkü kutuplaşma ve partizanlık, kaçamadığımız çok güçlü kuvvetler.
Northwest Registered Agent Reklamı
Reklam Anlatıcısı: Bir iş kurmak genellikle meşru görünmek için bir sürü farklı hizmeti aynı anda yürütmek anlamına gelir. Artık değil. Northwest Registered Agent ile eksiksiz bir işletme kimliğini tek bir yerde alırsınız: işletme adresi, alan adı, web sitesi, telefon numarası ve daha fazlası; gizlilik koruması da ilk günden yerleşik. Northwest’ten ücretsiz alabileceğiniz hizmetlere yüzlerce ya da binlerce dolar harcamayın. northwestregisteredagent.com/allinfree adresini ziyaret edin ve işletmenizi kurmak için ücretsiz kaynakları bugün kullanmaya başlayın.
All-In Röportajına Giriş
Jason: Pekala millet, All-In röportaj programına tekrar hoş geldiniz. Bugün programda tek ve eşsiz Nate Silver’ı ağırlamaktan mutluyuz. Kumarbaz, istatistikçi, podcast yayıncısı, Substack yazarı. Hemen gidip Silver Bulletin’e Substack üzerinden abone olun. Harika bir Substack. Nasılsın kardeşim? Knicks şapkanla seni görmek güzel.
Nate Silver: İyiyim. Sanırım Knicks şapkasını takmak için bir haftam daha var. Biraz hacimli, podcast videosu için pek uygun değil ama 53 yılda bir, en azından benim hayatımda bir kez oluyor.
Jason: O maçlardan herhangi birine gittin mi?
Nate Silver: Philly serisinin birkaç maçına gittim. Sanırım Jason’ın da yaptığı gibi, Philly’de Wells Fargo’nun, adı her neyse artık, Infinity falan, New York City takeover’ı için oradaydım. Trump maçına gittim, ki gidilecek doğru maç değildi ama orada olmak istedim. Okurlarım için bir şekilde takip etmek istedim. Arena’ya girme sürecinin tam bir gösteriye dönüştüğü bir anda New York’un galip gelebileceğini hissettim.
Jason: Ne kadar erken gitmen gerekiyordu? İki saat mi, üç saat mi?
Nate Silver: Ben özellikle dakik biri değilim. Ama bunu kaçırmayacaktım. 8:30’daki maç için 6:05 gibi oradaydım. Sıraya girdim. 6th Avenue ve 33rd’den girmen gerekiyordu, ben de 6th ve 30th ya da 29th civarındaydım. En kötüsü değildi. Gördüğüm en verimsiz süreç de değildi. New York’un işleri halletme biçimi vardır; insanları takip edersin ve içeri girince... kelimenin tam anlamıyla TSA güvenliği gibiydi. Cüzdanına elle bakıyorlar, çakmaklarını, kalemlerini, vape’lerini falan alıyorlar. İçeri girdikten sonra oldukça normaldi. İkinci yarıda kalabalığın biraz yorulduğunu hissettim; kopuk bir ikinci yarıydı ve bazı tartışmalı hakem kararları vardı.
Jason: Maçlara bahis oynadın mı? Oranların yanlış olduğu bir yer gördün mü?
Knicks ve Bahis Piyasaları
Nate Silver: Knicks’in Doğu Konferansı Finalleri’ni kazanmasına bahis oynamıştım. Seriyi bitirdikten sonra da OKC ya da San Antonio’ya karşı finalleri kazanmalarına bahis yaptım. Bilet ucuz değildi. Jason’ın biletlerini karşılamazdı ama 200 seviye koltuğumu, bu Knicks taraftarı olmayan bahislerin kârıyla karşılayabildim. Knicks’in Doğu’da gerçekten göz ardı edildiğini düşündüm. Atlanta’ya karşı 77-22 falan önde olduğumuz o maçı gördüğünde... bu işleri inceleyen ve modeller kuran biri olarak, playoffların dört turu boyunca böyle bir baskınlığın imzasını görmek gerçek bir şeydir. Gürültü değildir.
Jason: Tahmin piyasalarında mı bahis oynuyorsun, yoksa nasıl bahis yapıyorsun?
Nate Silver: Büyük Tony üzerinden bahis yapmıyorum. Eğer keskin bahisçiyseniz... DraftKings ve MGM tarafından limitlendim. Geleneksel perakende spor bahis sitelerinin çoğu sizi limitliyor. Tahmin piyasaları bunu yapmıyor. Polymarket için konuşabilirim. Keskin bahisçiyseniz, tahmin piyasalarıyla ilgili başka sorunlarım var tabii, ama keskin bahisçiyseniz faaliyetlerinizi bu piyasalara yoğunlaştırmak daha kolay hale geliyor. Orada çok zeki insanlar var; hedge fonlarının da bu piyasalarda giderek daha fazla bahis yaptığını biliyorsunuz. Ama evet, giderek daha fazla. “Parayı yatırabilecek miyim?” gibi angaryalarla uğraşmak istemiyorum. Bu yüzden itiraf edeyim, oralara yöneldim.
Jason: Bu takıma baktığında, sezon içinde iniş çıkışlar varken neye bağlıyorsun? Sezonun bitmesine 15 maç kala insanlar, “Giannis için takas yapmalıyız, Cat’i buradan göndermeliyiz” diyordu. Ama Ocak, Şubat aylarında Cat’i point center olarak kullandığımız inanılmaz bir seri yakaladık. Sonra bundan geri çekildik. Ben Knicks Fan TV’de gerçek derin taraftarlarla konuşuyordum ve spekülasyon şuydu: bunu çözdüler ve “Bu oyunu saklayalım” dediler. Mike Brown, “Cat’i playofflara kadar point center’da tutalım, çünkü çok iyi çalıştığını biliyoruz” dedi. Bu takımı özel yapan ne? Kanatlar mı? Brunson’ın inadı mı? Takım genelindeki üçlük isabeti mi? Bencillikten uzak oyun, top dolaşımı mı? İnsanların bu takımla ilgili konuştuğu çok şey var.
Nate Silver: Bence Mike Brown ve Cat. Knicks’in en önemli parçaları bunlar demiyorum. Değişimin en büyük olduğu yerler bunlar diyorum.
Savunmada birkaç şey var. Birincisi, Jaylen Brunson’ı seviyorum. Belki en sevdiğim oyuncu. Ama müthiş bir bire bir savunmacı değil. Birkaç top çalıyor ama boyu kısa. Düşük ağırlık merkezi savunmada aynı şekilde işlemiyor. Ama Knicks’in diğer her savunmacısı, Towns dahil, ki bu tartışmalı bir görüş, en azından ortalama ya da daha iyi. O sistemi çözmek... Bu arada, yüksek efor ve geçiş savunması gerektiren bir savunma sistemine güveniyorsanız, normal sezonda Charlotte Hornets’a karşı adamlarınızı maç başı 37 dakika oynatmamak muhtemelen akıllıca bir hamle.
Jason: Evet, geriye dönüp bakınca Tibs’in gitmesi bu yüzden gerekiyordu. Bu adamları üç sezon boyunca öğüttü.
Nate Silver: Evet. Önceki playoffların her turunda bir, iki ya da üç starter eksikti. 2024’te Indiana’ya karşı yarı final yedinci maçına gittiğimi hatırlıyorum. OG sahada aksayarak dolaşıyordu. Josh Hart kahramanca oynadı sanırım. Ama bu adamlara bakıp “bunlar revir koğuşu gibi” diyordun. Özellikle de akıllı, yüksek eforlu savunmaya dayanıyorsan.
Savunma tarafında bu vardı ve sessiz sedasız ikinci yarıda çok daha iyi bir savunma takımı oldular. Bu yıl Aralık ya da Ocak’ta Knicks-Nets maçına gittiğimi de hatırlıyorum. New York’ta yılın en eğlenceli zamanı değildi. Dokuz maçın yedisini kaybetmişlerdi ve Cat’in takas edileceğine dair bütün konuşmalar vardı. Ben de gidip havayı görmek istedim. Knicks’in 15 sayı ya da daha fazla farkla kazanmasına bahis oynadım, çünkü bunun ya bu rejimin sonunun başlangıcı olacağını ya da açıkçası kaybetmeye çalışan şehir içi rakibe karşı bir dönüş maçı olacağını düşündüm. Taraftarlar Cat’e karşı oldukça toleranslıydı. Sonunda 60 sayı gibi tamamen absürt bir farkla kazandılar ya da Nets’i modern NBA döneminin en düşük skorlarından birinde tuttular. O takım oradan sonra... bu arada NBA Cup’ı kazandılar.
Jason: Evet.
Nate Silver: İkinci yarıda NBA’in yaklaşık beşinci en iyi savunmasına sahiptiler. Playofflarda NBA’in en iyi savunmasına sahiptiler. Belki sürdürülebilir değil ama savunmada bu vardı. Sonra da Cat’in sunduğu şey... tekrar ediyorum, Jaylen Brunson’ı seviyorum. Hücum, özellikle kritik pozisyonlarda biraz tahmin edilebilir olabiliyor.
Jaylen Brunson’ın 16-22 feet arasından yüzde 53 gibi bir oranla şut atması inanılmaz. Çünkü geleceğini biliyorsun. Mariano Rivera’nın cutter fastball’u gibi. Geleceğini biliyorsun. Ama hücumda daha fazla seçenek ve çeşitlilik olması, daha fazla top dolaşımı olması... Koçluk sisteminin getirdiği savunma gelişimiyle Cat’in bir aydınlanma yaşaması aynı anda oldu. Bence ligdeki en iyi 15 oyuncudan biri. Gerçekten çok iyi bir oyuncu. Bu iki şey birleşince, veteran bir takım için biraz sıra dışı da olsa, sahanın iki tarafında birden kendiliğinden gelişim oluştu.
Bu arada Knicks, son dört yılda herhangi bir takımdan daha fazla playoff maçı oynadı; Boston’dan fazla, OKC’den fazla, San Antonio’dan çok daha fazla. Playoff deneyiminin önemli olduğuna dair ampirik kanıt var. Bu pokerde de ortaya çıkar. İlk büyük turnuvandaysan ve belki GPI’ın bir numaralı oyuncususundur, World Series of Poker ana etkinliğinde oynuyorsundur, sinirler gerçektir. Golfte bile sinirler çok büyük bir faktördür. Neredeyse fiziksel bir sınavdır ve farklı bir işletim sisteminde çalışırsın. Birçok yüksek riskli maçta deneyim sahibi olmak, hepsi galibiyet olmasa bile, gerçekten yardımcı olur.
Jason: Pacers maçındaki ve Boston maçlarındaki o iki geri dönüş, geçen yıl onların belini kırmamız... Bence herkes için şunu açık hale getirdi: Knicks’e karşı 10-15 sayı önde olmak liderlik değildir. Knicks geri dönecek. O kadar iyiyiz. Şimdi tüm ligin Knicks’i nasıl yeneceğini planlamak zorunda olması harika. Son beş altı yılı “Boston’u nasıl geçeriz, şu takımı nasıl geçeriz?” diye geçirdik. Şimdi tüm lig bunu yapmak zorunda.
Los Angeles Seçimi ve California Oy Sayımı
Jason: Pekala, başlayalım. Konuşacak çok şeyimiz var ve tabii sen seçimlerde uzmansın. Ara seçimler geliyor. 2028’i, Trump sonrası dünyayı, hepsini konuşacağız. Ama az önce bir seçimi geride bıraktık. Dave adına konuşmak istemem ama podcast’i görmüş ya da duymuş olabilirsin; “Bu yasa dışı değil ama gerçek bir seçim gibi hissettirmiyor” demişti. Spencer Pratt, posta oyları ve California’da olanları kendi değerlendirmenle anlat.
Dave: Jason, sadece netleştirmek için söyleyeyim, bu sadece LA seçimiydi.
Jason: Evet, LA üzerinden gidelim. Devam et, üzerine inşa et.
Dave: Nate, seninle konuşmak istediğim soru şu: Yüz yüze kullanılan oyların dönüş verilerine, sonra erken posta oylarına ve ardından geç posta oylarına baktığında, birden Nithya Raman’ın muazzam bir yükselişi oluyor ve oy pusulaları takip eden günlerde ve haftalarda sayılmaya başladıkça büyük bir istatistiksel fark ortaya çıkıyor. O kazanıyor. Yüz yüze oy veren, erken posta kullanan ve geç posta kullanan nüfuslar arasında gerçek bir istatistiksel fark olması çok olası görünmüyor. Bunu nasıl okuyorsun?
Nate Silver: Kısa özet olarak şunu söylerim: Bence hile olduğuna dair kanıt yok. Yapılabilecek hata, her oy pusulasının bağımsız geldiğini varsaymaktır. Oysa gruplar arasında sistematik farklar vardır ve oylarını ne zaman kullandıkları da farklıdır. Demokratlar uzun süredir postayla oy kullanmaya teşvik ediliyor. Aslında eskiden bu daha çok Cumhuriyetçi bir şeydi ama Trump 2016 ve 2020’de, bir ölçüde de 2024’te posta oyunu caydırınca bu değişti.
Bakın, California’nın sisteminin tamamen kabul edilemez olduğunu düşünüyorum. Hindistan seçimi üzerine biraz danışmanlık yaptım; Himalayalar’da kelimenin tam anlamıyla sandık merkezleri var ve seçimleri aşamalı yapıyorlar. Ama seçim günü geldiğinde oyları 24 saat içinde sayıyorlar. California’nın bundan daha uzun sürmesini saçma ve başarısız devlet göstergesi gibi buluyorum.
Ama bir parti sistematik olarak daha geç oy verme eğilimindeyse... ayrıca hem LA yarışında hem valilik yarışında Demokratların yapacak daha fazla tercihi vardı. Bir süre Eric Swalwell kazanacak gibi görünüyordu, sonra Katie Porter, sonra sonunda Becerra öne çıktı. Bakın, babam LA’li. California’da çok zaman geçirdim ve eyaletin en azından bazı bölgelerinin nasıl yönetildiğine yönelik eleştirilerin tamamen içindeyim. Yeni yıl için San Diego’daydım. Yılın o zamanı San Diego’da olmak harika; sahilde kumda koşabiliyorsun, herkes çekici görünüyor, iyi fish taco’lar var ve benzer şeyler. Kendi gençliğimin ya da babamın gençliğinin California’sını bir şekilde anladım; eyaletin çekiciliğini anlıyorum. LA ve SF’nin, özellikle LA’nin pandemiden hiçbir zaman gerçekten toparlanmadığını düşünüyorum. Bunu konuşabiliriz.
Aynı zamanda çok partizan bir eyalet. Kamala Harris ve Gavin Newsom gibi çok partizan Demokratlar bu eyaletten çıktı. Yeniden bölgelendirme referandumunda, sanırım 2025’teydi, bunun iyi fikir olup olmadığını tartışabilirsiniz ama başkanlık yıllarındaki Demokrat farkıyla çok güçlü şekilde örtüştüğünü gördük. Oysa Demokratlar yıllarca gerrymandering’e karşı parti olmuştu. Büyük D ile Demokrat bir eyalet. Maine gibi kendine özgü bir mavi eyalet değil. Bu yüzden Spencer Pratt gibi çok yetenekli bir Cumhuriyetçinin bile belediye başkanlığını kazanmasını beklemek... New York’ta tarihsel olarak biraz daha fazla heterodoksi var. Sosyalist bir belediye başkanımız oldu. Yakın geçmişte Michael Bloomberg ve Rudy Giuliani de oldu. California öyle değil. Çok daha fazla bir makine eyaleti.
Dave: Ama o istatistiksel farka baktığında... Demokratların posta oyları kullandığını ve geç geldiğini anlıyorum. Ama sayım döngüsünün sonlarında Nithya Raman’ın Karen Bass’a karşı aldığı ezici oylarla erken sayım döngüsünde olanlar arasındaki fark ve yaşanan istatistiksel değişim... Yüz yüze oy ile posta oyları arasındaki farkın bu kadar istatistiksel olarak farklı olması... Cumhuriyetçilerin yüz yüze oy verme olasılığının daha yüksek olduğu noktanı anlıyorum, belki oradan o sıçramayı yapabilirsin. Ama zaman içinde sayımda yaşanan fark, oran olarak ramen ile bass arasında çok farklı görünüyor. Sonra insanlar ballot harvesting fikrini gündeme getiriyor; Skid Row’dan evsizler vardı ve o bölgeden gelen geç posta oylarının sayısı Nithya Raman için yoğunlaşmıştı. Bunun gerçekten bireysel seçmenleri ve onların bireysel olarak nasıl oy verdiğini temsil ettiğine dair bir hisse sahip misin?
Nate Silver: California oy sayımının kullanılan oyların doğru bir dökümü olduğunu düşünüyorum.
Dave: Posta oyları için mi?
Nate Silver: Evet.
Dave: Oylar, onları kullanması gereken kişiler tarafından mı kullanıldı? Teorilerden biri bu: Ballot harvesting çabalarında toplu şekilde doldurulan oy pusulaları var ya da insanlar dolaşıp, “Hey, bu kişi için bu pusulayı doldur, işte sana bedava öğle yemeği” diyor. Ne olduğunu bilmiyorum ama böyle videolar var. Doğru mu değil mi bilmiyorum.
Nate Silver: Bence bunun etrafında propaganda var. Ayrıca postayla oy verme farklı şekillerde bazı doğrulama zorlukları yaratıyor. Fiziksel bir yere gidip oy kullandığın, seçmen kütüğünü imzaladığın, kimlik gösterip göstermediğin ve sonra engelin varsa ya da gerçekten kötü durumdaysan, Arnavutluk’ta seyahat ediyorsan falan, o zaman farklı bir mekanizma olduğu bir sistemde doğası gereği yanlış bir şey görmüyorum.
Chamath: Mantıklı ama ampirik soruyu sormak istiyorum. Seçmen kimliği zorunluluğu olmayan eyaletler, bölgeler ya da şehirler ile olanlar arasında siyasi olarak ne fark var? Bu temelde Demokratlar lehine büyük bir ağırlık mı yaratıyor? Bunu ampirik açıdan anlamamıza yardım eder misin? Bir spin şapkası takmadan.
Nate Silver: Eskiden teori, Demokratların her türlü yüksek katılımdan faydalandığı yönündeydi. Bu, Demokratların üniversite eğitimi almamış seçmenler arasında baskın olduğu, Cumhuriyetçilerin ise ilk oy verme gününde gelen country club, Kiwanis club insanları olduğu bir dönemdi. Bu değişti. Demokratların gerçekten çok iyi performans gösterdiği yer özel seçimler ve Trump’ın oy pusulasında olduğu yüksek katılımlı yarışlara kıyasla ara seçimler oldu.
Bakın, seçmen kimliği bence oldukça makul olurdu. Seçmen kimliğine karşı değilim. 40’larınızın ortasında bile bir bara girmek için kimlik gösteriyorsanız, oy vermek için de muhtemelen gösterebilirsiniz. Ama aynı zamanda bunun California’da gördüğümüz şeyi açıkladığını düşünmüyorum. Bence sistem çok fazla yavaş. Farklı oy grupları farklı şekillerde sayılıyor ve daha genç, daha ilerici insanların daha geç ve/veya postayla oy verme eğilimi var. Tekrar söylüyorum, bu Alabama’da falan olmadı. Pratt’in ilerlemesine dair ön olasılık potansiyel olarak epey düşük olurdu.
İnsanların daha az partizan olmasını isterdim. Silver Bulletin bülteninde örneğin Graham Platner hakkında eleştirel oldum, çünkü güvenilir bir figür olduğunu kanıtlamadığını düşünüyorum. Joe Biden’ı da eleştirdim. Bu arada insanların varsaydığının aksine Demokrat olarak kayıtlı bile değilim. Ama oy vermenin beş farklı yolu varsa ve bunu seçim gecesi modelleri kurmaya, ulusal televizyonda seçim gecelerinde bulunmaya çalışmış deneyimli biri olarak söylüyorum, bu mavi kaymalar ya da kırmızı kaymalar bir ölçüde öngörülebilir ve farklı oy verme mekanizmalarının kayda değer bir sonucu olacaktır. Sıradaki farklı kuyruklar gibi düşünün. MSG’de VIP sıranız varsa, VIP hattından gelen grup, 7th Avenue’daki ana kapılardan gelen gruptan farklı olacaktır.
Bence sistem sadeleştirilmeli. Bu arada ranked-choice voting gibi şeyler de... yine bir seçim meraklısı olarak, seçmenlere daha fazla tercih verilmesini destekliyorum. Ama Maine ya da New York City’nin ranked-choice voting sayımı için fazladan iki haftaya ihtiyacı olmamalı. Claude Code ile 100 milyon oyla bile ranked-choice voting algoritmasını yedi dakikada sonuçlandıracak şekilde yazabilirim; Maine’de yarım milyon oy neyse.
Jason: Nate, burada usulsüzlük görünümü var ve çok politize bir sistemimiz var. Tanığı çok yönlendirmek istemem ama Anakah Brenda Lee Brown Armstrong gibi izole vakalar da görüyoruz. İnsanlara üç dolar veriyor ya da sigara karşılığında onları kaydettiriyordu. Marjda hileli görünen davranışlar var. Sonra sayım bu kadar uzun sürünce bu da başka bir usulsüzlük görünümü yaratıyor. Ama Heritage Foundation’ı tekrar tekrar gündeme getiriyorum. Verilerine baktığından eminim. Hilenin nerede olduğunu bulmaya çalışan, bunu araştıran çok insanları var ve miktar çok küçük. Bulabildikleri birkaç bin vaka. Yani 10 kat ya da 20 kat ekstrapole etsen bile, hangi çarpanı seçersen seç, büyük bir seçimi asla değiştirmez. Hatta bana söylediklerine göre, sonuçları değişen seçimler en yerel, en küçük seçimler; on binlerce ya da binlerce oy olan yerler. Burada gördüğümüz mesele bu mu? Usulsüzlük görünümlerinin birikimi mi?
Nate Silver: Evet. Amerikan seçim sistemi çok ademimerkeziyetçi. Bu, bazı açılardan eski usul liberal biri olarak, merkezi güce karşı olduğum için, bence bazı bakımlardan oldukça parlak. Ama evet, ölçek meselesi var. Kesinlikle hile vakaları oluyor. Al Franken kazandığında, 2006 mıydı, 200 oy civarında bir yeniden sayımla sonuçlanmıştı. Bunu hiçbir zaman herhangi bir kesinlik derecesiyle bilemeyeceğiz. Bir hata payı vardır.
Pratikte ise, bunu da biliyoruz, yeniden sayımlar olduğunda... bunu çok inceledim. Çoğu eyalette yüzde 0,5 yeniden sayım eşiği var. Neredeyse hiçbir zaman yüzde 0,05 civarından daha büyük bir fark tersine dönmedi. Hatalar birbirini de götürebilir. Yine, birinin oy pusulasının fiziksel koruyucusu olmadan oy kullanabilmesi fikrinin insanları neden rahatsız ettiğini anlıyorum. California’nın bu konuda rehavete kapıldığını düşünüyorum. Algının önemli olduğunu da düşünüyorum. “Herkesin oy vermesini istiyoruz, bu yüzden işleri kendi yöntemimizle yapacağız ve uzun sürüyor çünkü doğrulamak için zaman ayırıyoruz” derken belli bir kibir var bence.
Yine, dünyanın dört bir yanındaki seçimleri incelemiş biri olarak bu çok sıra dışı. Çoğu ülke ABD’den çok daha hızlı sayar. Muhtemelen bunun sebebi Electoral College sistemimiz ve sistemin ademimerkeziyetçi olması. Ama Fransa’da, Birleşik Krallık’ta, sürekli seçim yapan yerlerde, Japonya’da ya da Hindistan’da bile, oy sonucunu birkaç saat içinde bilirsiniz. Dünyanın teknolojik lideri ve sözde demokrasinin işareti olan Amerika Birleşik Devletleri’nin bunu yapamaması, sistemin etkinliğinde bir körelme işaretidir bence.
Seçmen Kimliği, Posta Oyları ve California’da Cumhuriyetçiler
Chamath: Yoksa bu tasarım gereği mi, Nick? Sana bir soru sorayım. Seçmen kimliği yasaları değişmezse, posta oyları yasaları değişmezse ve sistem değişmezse, gördüğün verilere göre California’da yeniden bir Cumhuriyetçi valinin seçilme şansı var mı? Ya da Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’nde daha fazla sandalye kazanma veya California’da bir Senato koltuğu için şans elde etme ihtimali var mı? Temelde bu sistem, Demokrat düzenin eyaletteki seçilmiş koltuklar üzerindeki kontrolünü sürdürmesi için geri döndürülemez bir model yaratan şekilde kurulmuş olmuyor mu?
Nate Silver: Demokratlar yakın zamanda pek çok seçim kaybetti ama California’da değil. Partizanlık ABD’de her seçimi belirleyen yerçekimi gibidir, değil mi? Benim işim... merak etmeyin, “Gavin Newsom ya da AOC yüzde 55 favori” deyip de kaybederlerse eleştirilirim. Ama 50 eyaletin 43’ü için, 2028’de kime oy vereceklerini şu anda yüzde 97 güvenle tahmin edebiliriz. Bu hile yüzünden değil. Çünkü kutuplaşma ve partizanlık, kaçamadığımız çok güçlü kuvvetler.
New England’da bundan biraz görüyorsunuz aslında, değil mi? Massachusetts’te Charlie Baker ya da Vermont’ta Phil Scott gibi. Biraz çapraz partizanlık görüyorsunuz. Güney’de bile Kentucky’de Beshear ılımlı ama Demokrat bir vali. California’da nedense bunu pek görmüyorsunuz. Neden bilmiyorum. California her zaman tuhaf ve eksantrik siyasi fikirlerin laboratuvarı gibiydi ama bir makine eyaletine dönüştü. Belki çok büyük olduğu için seçmenler adaylara yakından temas edemiyor ve doğrudan ilişki kurabilecekleri deneyimler yaşamıyor. Belki California genel olarak fazla büyük.
Ama bakın, kutuplaşma ve partizanlık konusunda çok endişeliyim. Bunun yönetim kalitesini düşürdüğünü düşünüyorum. Gerrymandering bunu ağırlaştırıyor. Bu gerrymandering savaşı dibe doğru gidiyor. Demokratlar da bunun bedelini ödedi. “En az kötü adayı seç” üçgenlemesi mavi eyaletlerde gayet iyi çalışıyor; genel seçimi kazanıyorlar. Ama bu Demokratlara çok etkili genel seçim adayları vermedi. Son dört seçimin yalnızca birini kazandıklarını düşünüyorum. Biden’ın 2024’te Harris onun yerine kaybetmeden önce kaybettiğini düşünüyorum. Kazandıkları tek seçim ise yüzyılda bir görülen bir pandemi sırasında oldu. COVID’in liberal yönetimine dair eleştirilerim olsa da, 2020 Trump versiyonundan ve 1930’lardan bu yana en büyük ekonomik kesintiden seçmenlerin neden çok mutsuz olduğunu anlıyorum. Yani kolay olanı kazandılar. Obama dışında yakın seçimleri kazanmadılar. Obama ise en azından retorik düzeyde iki parti arasındaki ayrımı kapatmaya çalışmasıyla dikkat çekiyordu.
Bugün baktım; Obama’nın bağımsızlar arasında hâlâ yüzde 57 onay oranı var. Biden yüzde 20’de. Bence birçok Demokrat ve Cumhuriyetçi, özellikle de Trump döneminde Cumhuriyetçiler, karşı tarafı ikna etmeye ya da oradan oy almaya çalışmanın bile gerekmediğini hissediyor. Bu sadece bir sayı oyunu. California’da Demokratlar sayı oyununu kazanıyor.
Claude Note Pro Reklamı
Reklam Anlatıcısı: Gün boyu arka arkaya aramalar yapıyorsunuz. Kararlar alınıyor, sonra ayrıntılar kayıyor. Claude bunu düzeltir. Claude Note Pro’yu telefonunuza takın, kayda basın ve konuşmanın içinde kalın. Claude Intelligence her kelimeyi yakalar ve onu yapılandırılmış notlara, aksiyon maddelerine ve takip işlerine dönüştürür; asla açmayacağınız bir transkript değil. Asıl iş sizin için yapılır. Daha fazlasını yakalayın, hiçbir şeyi kaçırmayın. Claude Note Pro’yu Claude.ai’de bulun.
Demokratlar ve Cumhuriyetçilerde Değişen Koalisyonlar
Jason: Sanırım gerçekten 2026 ve 2028’e gelmek, az önce ima ettiğin kutuplaşmayı ve bu partilerin nasıl değiştiğini konuşmak istiyoruz. Cumhuriyetçiler eskiden bu country club grubu, elitler, zenginler, işletme sahipleriydi. Şimdi popülist parti oldular. Diğer taraf, eskiden çalışan erkeğin ve çalışan kadının partisiydi; şimdi bu liberal, tuhaf sosyalist parti haline geldiler. Ve bu oynuyor gibi.
Nate Silver: İkisi de parti.
Jason: Bu iki parti arasındaki hava ne durumda? Onlara nasıl bakıyorsun? Çünkü her bir partinin içinde iki alt parti varmış gibi geliyor. Yani bir tür 4x4 matris ya da dört farklı gruptan oluşan 2x2 matris var. Bu 2026’da nasıl işleyecek? Hâlâ anti-Trump oyu gibi hissettiriyor: “Trump’tan memnun değilim.” Ama 2028’de Trump büyük olasılıkla üçüncü kez aday olmayacak. Bu iki sepeti, havayı ve partilerin biraz parçalanmasını ele alalım.
Nate Silver: Demokratların gerçekten üç fraksiyonu olduğunu düşünüyorum. Bunu daha önce anlattım. Birincisi sol. Temsilcileri Zohran olabilir, AOC olabilir, Bernie Sanders olabilir. Bu arada hepsi kendi yollarıyla oldukça etkili siyasetçiler. Yani Zohran örneğin nasıl Knicks amigo lideri olunacağını anlamıştı.
Jason: Aman Tanrım, evet. Konuşması neredeyse kusursuzdu. Kim yazdıysa Knicks taraftarı.
Nate Silver: Dürüst olayım, ona oy vermedim. Ama birinin, katılmadığım bir yönden bile olsa, boşlukları kapatmaya ve çadırı genişletmeye çalışmasını bir ölçüde çekici buluyorum. AOC’yi beğenir ya da beğenmezsiniz. Daha etkili bir taktik siyasetçiye dönüştü. Bernie ise Vermont’tan yaşlı bir adam, Burlington, Vermont’un sosyalist belediye başkanı olarak inşa ettiği şeyle, Clinton’ı 2016’da 20 eyalette falan yenerek, kıl payı değil ama oldukça yaklaşarak, oldukça etkileyici bir şey yaptı. Ama bu bir seçmen kitlesi ve tarihsel olarak sol, en mavi eyaletlerin dışında çok fazla büyük zafer kazanmadı.
Diğer tarafta, Ezra Klein’ın kitabından adını alan abundance liberals var. Daha serbest piyasa yanlısılar. Bazen merkezci olduklarını reddediyorlar. Bence oldukça merkezciler. California’yı kötü yönetimin vaka çalışması olarak çok ciddiye alıyorlar. Ulusal düzeyde partileri düşündüğünüzde, genel olarak daha işlevsel olan yerler mor eyaletler, bazen kırmızı eyaletlerdir; daha fazla konut vardır, havaalanından Uber’e binmek için çıktığınızda LAX’teki gibi bir shuttle’a binmek için 20 dakika kuyruk beklemeniz gereken dolambaçlı bir sistem yoktur. Nüfus artışı vardır. Sert veriden konuşmak isterseniz, ABD’de nüfus verisi ve istihdam verisi oldukça iyidir ve insanlar o eyaletlere taşınmıştır. Abundance liberals, Demokrat yönetimini ve polislik, trans hakları gibi kültür savaşı meselelerini eleştirir.
Bir de resistance liberal fraksiyonu dediğim grup var. Demokrat düzenine gerçekten bağlı olan ama aynı zamanda çoğu zaman çok partizan ve mavi takım için tezahürat yapan insanlar. Joe Biden’ın 2024 yarışından haksız yere çıkarıldığını düşünenler bunlardı. Gerçekten Gavin Newsom’un seçmen kitlesi onlar. Gavin Newsom neden Biden ailesini desteklemek ve onaylamak için bu kadar yolundan çıkıyor? Biden artık Demokratlar arasında bile o kadar popüler değil. Herkes yoluna devam etmek istiyor. Çünkü bu, resistance liberals’a “arkanızdayım, ben savaşçıyım” sinyali. 2024’te kazanmamamızın sebebi medyanın Biden’a haksızlık etmesi ve/veya Kamala Harris’in siyah bir kadın olmasıydı. O yüzden sizin için savaşacak, büyük harfle tweet atacak beyaz bir adam seçin ve kazanırsınız. Ben buna katılmıyorum.
Jason: Yani biraz “sonuna kadar bizim takım, bizim takım kazanacak, fark etmez, asla özür dilemeyiz” gibi. Trump playbook’u gibi. Asla özür dileme, saldırıya geç. Gavin’in yaptığı şey bu gibi görünüyor, değil mi?
Nate Silver: Kesinlikle. Bunun bazı kanıtları da oldu. Yeniden bölgelendirme işi gerçekten akıllı bir taktik hamleydi. Demokratlar sandalye kaybedecek ama California olmasa muhtemelen daha fazlasını kaybederlerdi. O konuda diskin gideceği yere kaydı, partinin daha önce eleştirdiğim olağan riskten kaçınan versiyonundan farklı davrandı.
Aynı zamanda, “Kamala Harris’i seçelim çünkü en az kabul edilemez aday” ya da Hillary, 2004’e dönmek isterseniz John Kerry gibi üçgenleme ruhu... düzen, artık neredeyse her seçimin bir değişim seçimi olduğunu anlamıyor gibi. Obama 2012 sanırım istisnaydı. Birçok döngü boyunca ileri geri pinpon oynayabiliriz. Demokratların 2028’de kazanmak için hafif favori olduğunu düşünüyorum. AOC, Newsom, Shapiro, Ossoff ya da kim kazanırsa kazansın, 2032’de yeniden underdog olmaları beni şaşırtmaz. Birleşik Krallık’ta ne olduğuna bakın. Artık şakaya dönüştü ama 9 yılda altı başbakan falan görmüş olacağız ve muhtemelen ABD’ye en yakın karşılaştırma onlar.
Statükonun savunucusu olmak için iyi bir zaman değil. Kamala Harris gibi Biden’dan kendisini tam anlamıyla ayıramayan ya da ayırmak istemeyen adaylar ya da aynı mirası savunan Newsom, bana başarısız bir strateji gibi geliyor. Ama World Cup maçlarında bazen penaltılarla kazanırsınız. GOP adaylarından hiçbirinin özellikle güçlü göründüğünü düşünmüyorum. Donald Trump’ın onay oranı şu anda yüzde 38’e düştü. İnsanlar İran’dan rahatsız. Benzin fiyatlarından rahatsız. Siyasetin son yıllardaki tek merkez yıldızına sahip olmaktan yoruldular. Trump biraz yorucu hale geliyor. Bu yüzden GOP için yokuş yukarı bir savaş. Demokratlar yine de Cumhuriyetçilere mücadele şansı vermek için ellerinden geleni yapabilir.
Sosyalizm ve Genç Seçmenler
Chamath: Buradan ilerici tarafta değişim ihtiyacına dair noktayı çıkarırsak, sosyalistlerin belediye başkanı seçildiğini, sosyalistlerin eyalet düzeyinde yükselmeye başladığını görüyoruz. Bahsettiğin bu adayların birçoğu ulusal düzeyde kendini sosyalist ilan ediyor. Söylediklerine göre 2028’de potansiyel olarak Demokrat sosyalist bir başkanımız olabilir. Bu nihayetinde buraya mı gidiyor? Popülist hareketler solu daha da sola itiyor ve o partideki herkes şimdi bu trene atlayıp ülkedeki eşitsizliği ve adaletsizliği çözmenin tek yolu olarak sosyalist ilkeleri mi ilan ediyor? Ampirik tarih bize bunun yönetim sistemi ve ekonomik sistem olarak işlemediğini gösterdi ama birden herkes bunun etkisine kapılmış ve tek yolun bu olduğunu düşünüyor gibi. Anlattığın koşulların çıktısı bu mu? Sol, Demokratlar temelde sosyalist bir parti haline gelip sosyalizmi tamamen ve açıkça mı benimsiyor?
Nate Silver: Bence çok büyük kuşak farkları var. Ben 48 yaşındayım. Soğuk Savaş’ı, Berlin Duvarı’nın yıkılışını hâlâ hatırlıyorum. Dolayısıyla benim için sosyalizmin çağrışımları komünizme yakın; o sistemi benimseyen ülkelerde uzun bir ekonomik kalkınma başarısızlığı tarihi var. Biraz daha yaşlı insanların, sosyalizm markasının genç Demokratlar arasında çok daha popüler olduğunu fark etmediğini düşünüyorum.
Aynı şekilde Amerika hâlâ son derece kapitalist bir ülke. Teknoloji sektörüne dair kitabımda birçok eleştirim var ama hâlâ dünyanın dört bir yanından en iyi ve en parlak genç yetenekleri çekiyoruz. AI sermaye patlamasının, sonucu ne olursa olsun, ekonomimizi, en azından borsayı, nispeten iyi durumda tuttuğunu düşünüyorum. Demokratlar desteği nerede kaybetti? En büyük farklar Hispanik ve bir ölçüde Asian-American seçmenler arasında yoğunlaştı. ABD’de küçük işletme sahibi olma olasılığı en yüksek insanlar kimler? Bu bir klişe ama yüzde yüz doğru: Yeni göçmen gruplar çok girişimci. Bunun Amerika Birleşik Devletleri’ni büyük yapan şeylerden biri olduğuna inanıyorum ve beni çok göçmenlik yanlısı yapan şeylerden biri bu. Ama bu gruplarda, en girişimci gruplarda Demokratlardan uzaklaşma gördünüz.
Chamath: Evet. Çünkü hepsi sosyalist ülkelerden ve sosyalist geçmişlerden kaçtı. Serbest piyasalar, kapitalizm ve bu ülkede sağladığımız gerçek liberalizm derecesinin sunduğu ekonomik hareketlilik, insanlara başka yerlerde olmayan fırsatlar verdi. Ama Amerikan orta sınıfının ikinci ve üçüncü kuşağı, senin de işaret ettiğin gibi, sosyalizmin faydalarına ikna olmaya muhtemelen daha yatkın.
Bu senin ana uzmanlık alanın değil Nate, ama 2028 için iki partiden birine playbook vermek üzere işe alınsaydın, o playbook’ta ne olurdu? Trump sonrası dönemde, sosyalizm, servet eşitsizliği, sağlık hizmetleri, İsrail’e destek, dış savaşlar gibi sürekli ortaya çıkan meselelerle, bu zaman için doğru platformun ne olduğunu söylerdin? Herhangi bir parti, bağımsız, sola eğilimli ya da sağa eğilimli biri için mükemmel platform ne olurdu? O kadar ileriye bakabilirsen Amerikalıların aklında en üstte ne olacak?
Nate Silver: Bakın, çoğu tanıma göre ben de elitim, sizler de öylesiniz. New York’ta 25 yıl sonra oynanan ilk NBA Finals maçının üçüncü maçına bilet alabiliyorsanız, muhtemelen elitsiniz. Benim gibi çoğu elit, sosyal açıdan liberal, ekonomik açıdan ılımlı olduğunu söyler. “Liberal” terimini Avrupa’daki anlamıyla kullanıyorum: Devlet için bir rol vardır ama genel olarak piyasa yanlısıdır. Benim görüşüm de muhtemelen bu. Ama bu görüşün seçim kazandıran bir görüş olduğundan o kadar emin değilim.
ABD’de en ihmal edilen seçmenler, kültürel olarak biraz daha muhafazakâr ama ekonomik olarak potansiyel olarak daha ilerici olan insanlar. Ancak AOC’den aldığınız türde değil. Küçük işletmeleri destekliyorlar. Gücün yoğunlaşmasına karşı temkinliler. Belki bunu fazla cömert bir fırçayla çiziyorum. Ama dünyanın ilk trilyonerinin olduğu, insanların çok fazla kaygı yaşadığı, belki kaygının biçimi doğru değil ama AI hakkında anlaşılır kaygıların olduğu bir zamanda, AI liderleri “şu kadar beyaz yakalı işi ortadan kaldıracak” gibi şeyler söylediğinde... Seçimsel olarak, ahlaken ya da doğru olan bu demiyorum, doğru türde biraz anti-oligark retoriğini bazı meselelerde ılımlılıkla birleştirmenin işe yarayacağını düşünüyorum. Woke meselelerinde. Bu terimin şimdiden eskimeye başladığını biliyorum. Ama özellikle erkekler için küçük işletmeleri desteklemek de önemli. Genç erkekler hâlâ kendi kaderlerini kontrol ettiklerini hissetmek istiyor. Birçoğu artık bunu yapmadığını hissediyor ama çok fazla elinden tutulmasını istediklerini de düşünmüyorum.
Bunu üçgenlemek zor. ABD, statükoya karşı direniş ve memnuniyetsizlik yaşayan tek ülke değil. Bu, izleyicilerinizin yaklaşık yüzde 2’sinin sempati duyacağından emin olduğum bir şey ama New York’ta yaşarken Zohran Mamdani’yi neden daha fazla savunduğumun bir parçası. Çünkü en azından işlerin içini dışını kavrıyor. Dört yıl sonra New York’un temelde işleyen bir şehir olarak ne olacağını göreceğiz. Gerçekten güzel yeni havaalanlarımız var. Bu Zohran’ın işi değil; statüko ve çok para harcanması. Ama suç oranımız California’ya kıyasla nispeten düşük. Eskiden Penn Station ve Madison Square Garden’ın hemen yakınında yaşıyordum. En güzel mahalle değildi, en güzel blok değildi ama orada yürürken hiç güvensiz hissetmedim. SF’yi ziyaret ettiğimde daha dikkatli olman gerekiyor.
Bu yüzden hükümette işlevsel performansı, vermek istediğiniz mesajla birleştirmek bunun bir parçası. Belki biraz daha iyimserlik de. Ben her zaman başkaları bir yöne giderken ters yöne gitmenin hayranıyımdır. Obama Amerikan ruhu hakkında daha iyimser bir bakış sundu. World Cup ve Knicks etrafındaki tüm coşkuyu görüyorum. Klişe gibi konuşmak istemem ama bu kayıttan sonra, ki Pazartesi gecesi New York saatiyle kaydediyoruz, New York sokaklarında dolaşabilirim ve Norveç maçını gösteren bir Norwegian bar olur. Bu Amerika’yı büyük yapan şeydir. O değerleri yeniden keşfetmek...
Belki en seçilebilir Demokrat John Ossoff gibi biri olabilir. Daha genç, oy kayıtlarına bakarsanız oldukça ilerici ama Newsom’un olmaya çalıştığı gibi bir kavgacı değil. Kuşak meselesi bunun büyük bir parçası. 86 yaşına kadar başkan olmaya çalışan bir adayımızın ve alternatif olarak 82 yaşına kadar başkan olmaya çalışan birinin olmasını delilik buluyorum. Warren Buffett tamam. Warren Buffett başkanlığa aday olsa belki ona oy verirdim. Ama dünyanın diğer bölgelerinde bu kadar çok lider görmüyorsunuz. Çok fazla CEO ya da başka tür lider görmüyorsunuz. Yaşlı arkadaşlarımın katkılarına çok değer veriyorum ama 82 yaşında dünyanın en büyük ülkesini yönetmek bana biraz delilik gibi geliyor.
Jason: New York’ta Mamdani’nin gösterdiği temel bir yeterlilik düzeyi var. Pozitif. Çukurları tamir ediyor. Spor takımlarını kutlama haline getiriyor. Çöp sorununu çözüyor. New Yorkluların yaşam kalitesi açısından çok değer verdiği bazı temel şeyler var. Bu, Demokrat ya da sosyalistten bekleyeceğin bir şey değil. O tür temel işler ve yüksek düzeyde etkileşim... Trump’ın insanları yorduğunu söylemiştin. Mamdani sanki bunun hemen altında kalıyor. Biraz daha pozitif. Toksisiteyi o kadar kullanmıyor ama etkileşim kuruyor. Bu New York’ta ve seçmen tabanında işe yarıyor gibi görünüyor.
Nate Silver: Şu ana kadar burada oldukça popüler. Yine New York kapitalist bir şehir. California gibi olmadığını düşünüyorum. West Coast tarzı freshwater progressive değil. New York dünyanın dört bir yanından insanların göç ettiği pragmatik bir yer. Etrafınızda çok fazla servetin olduğu bir yer. Aynı zamanda, zaman zaman kaotik bir curcuna gibi görünmesine rağmen... Haziran ortasında, yılın en güzel havalarındayken, herkes ziyarete gelirken New York hakkında iyimser olmak kolay tabii. Ama New York bir başarı hikâyesi. California’nın bundan daha azı haline geldiğini düşünüyorum.
Kapitalizm, Öğrenci Borcu ve Kuşak Farkları
Chamath: Kapitalizm konusunda bir soru sorayım. Gençlerin kapitalizmden hayal kırıklığına uğradığı ve kapitalizme inanmadığına dair herkesin konuştuğu bu ana çizgiyi destekleyen veri gördün mü? Senin dediğin gibi, kapitalizmin, ilerlemenin ve fırsatın kalesi olan New York gibi bir şehirde insanların kapitalizmi sistem olarak reddeden ve kolektivizmden bahseden bir adayı belediye başkanı yapması, gençlikte gerçek bir hareket olduğunu gösteriyor gibi. İnsanlara sürekli alıntıladığım istatistiklerden biri şu: Sanırım son on yılda Amerika Birleşik Devletleri’nde 45 milyon kişi üniversiteden mezun oldu ve hepsinin ya da büyük bir yüzdesinin çok ciddi bir borç yükü var; bundan kurtulmanın çok zor olacağını hissediyorlar. Bunun federal öğrenci kredisi programının ve onun kredi değerlendirme süreçlerinin bir sonucu olduğunu savunurum. İnsanları büyüyerek çıkması çok zor olacak bir hayata mahkûm ediyor. Veri kapitalizm hakkında ne söylüyor ve bu bir sonraki döngü hakkında ne ifade ediyor?
Nate Silver: Kesim noktası muhtemelen 40 yaş civarıdır derim. Tabii her yıl bir yıl yaşlanıyor. New York belediye başkanlığı yarışı öncesinde, sadece şehri ve genç, daha ilerici insanların nerelerde yaşadığını bilerek, Zohran’ın Cuomo’ya karşı nerede iyi olacağına dair inanılmaz derecede isabetli, neredeyse blok blok, mahalle mahalle projeksiyonlar yapabilen insanlar gördüm.
Bence bunun bir kısmı kesinlikle ekonomik kaygıyla ilgili olabilir. Bir kısmı da büyürken yaşadığınız deneyim ve tam olarak ne zaman reşit olduğunuzla ilgili. Benim oy verebildiğim ilk seçim 1996 Clinton seçimiydi sanırım. Bu Batı’nın ve kapitalizmin zaferi dönemiydi. 1990’larda çok sağlam bir ekonominiz vardı. Çok fazla büyüme vardı. Büyük durgunluk vurduğunda ben zaten bir yıl önce iş sahibiydim, bir tutunma noktam vardı. 11 Eylül olduğunda üniversitedeyseniz, kabaca kesim noktası bu olabilir. Gen X’ten millennials’a çok temiz kesilmiyor; millennials’ın birkaç yılına da giriyor.
Bazen şaka yapıyorum, ABD’deki tek aklı başında insanlar 40’larında ve erken 50’lerinde olanlar gibi görünüyor. Özellikle Gen X’in ikinci yarısı. Gerçi hiç Gen X başkanımız olmadı. Kamala Harris teknik olarak boomer olurdu. Ama bunlar “tamam, büyüdük, çok çalıştık ve az çok Amerikan sisteminin bizim için işlediğini hissettik” diyen insanlar. Yarım kuşak daha genç olan insanlar, haklı ya da haksız, bu deneyime sahip değil.
Ayrıca medyanın bazı açılardan abartılı bir hikâye olduğunu düşünsem de, insanların haberleri nasıl tükettiğini konuşmalıyız. CBS ve Paramount’ta ya da CNN’de olanlara bakıyorsunuz. TV ve radyo altında çok merkezi haber dağıtım sistemlerinin olduğu bir dönem yaşadık. Kendimi yaşlı gösterdiğimi biliyorum. İnternet uzun zamandır var. Ama üç dört büyük network’ün mesaj üzerinde çok büyük editoryal kontrolü olduğu dönemde... Ben New York Times’ta çalıştım. Oraya ilk gittiğimde hâlâ her gün Page One toplantısı yapılırdı; “Biz New York Times editörleriyiz, neyin haber olup olmadığına karar veriyoruz” havası vardı. Şimdi çok ademimerkeziyetçi hale geldi. Sosyal medya da elbette rol oynuyor. Telefonların ve sosyal medyanın gençlerin memnuniyetini çok etkilediğine dair kanıtların oldukça iyi olduğunu düşünüyorum.
Liberaller arasında da artık stoacı olmayan bir kültür var. Daha çok şikâyetini ifade ettiğin bir kültür. İronik olarak AI belki bunu biraz değiştirecek. Modellerin konsensüs görüşlere, uzman görüşüne yöneldiğine dair ilk kanıtlar var; bazen konsensüsün ne olduğuna dair yorgun ya da halüsinatif bir versiyonuna. Ama Claude ya da ChatGPT muhtemelen BlueSky ya da Twitter’dan daha az kutuplaştırıcı.
Sosyal Medya, Algoritmalar ve Siyaset
Jason: Sosyal medyadan biraz konuşalım. Eskiden paradigma şuydu: İnsanları takip edersin, filtreni oluşturursun, listeni yaparsın, onu düzenlemeye çok zaman harcarsın. Sonra TikTok For You Page’i, FYP’yi çıkarıyor. YouTube tamamen algoritmaya gidiyor ve şimdi X de temelde tamamen algoritmaya geçmiş durumda. İstediğini takip edebilirsin ama takipçi sayın izlenme ve etkileşim sayın değil. Elon Twitter’ı devraldıktan sonra liberaller ve birçok ünlü ayrılmaya karar verdi. İş insanları kaldı. Bir sürü anonim hesap var. Bütün ifade özgürlüğü platformlarının ifade özgürlüğü platformu. Kaotik. Ama bu çok küçük nüansta, takipçilerden algoritmaya geçiş siyaseti nasıl değiştirdi ve etkiledi? Çünkü filtre balonu inanılmaz belirgin hale geliyor gibi. İki üç şeyi beğeniyorsun ve artık gününün geri kalanı o oluyor.
Nate Silver: Bence bir kişinin vergiler, kürtaj, Gaza, serbest piyasa ve benzeri konularda birbirine bağlı bir duruşa sahip olması gerekmemeli. Partizanlık, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki çok karmaşık siyasi meseleler dizisini tek bir boyuta, maviye karşı kırmızı ya da sola karşı sağa sıkıştırmak için çok güçlü bir kuvvet. Sosyal medya, özellikle Twitter, bunun için çok etkili bir mekanizma.
Her türlü heterodoksi için bağırılıyorum. Özellikle Biden’ın açıkça çok yaşlı olduğunu, Demokratların onu değiştirmezse kaybedeceğini söylemek gibi. Bu, seçmenlerin kelimenin tam anlamıyla yüzde 80’inin katıldığı bir görüş olmasına rağmen Twitter’da seni sapkın gibi gösterir. Elon’ın yaptığı bazı şeyleri de eleştirdim. Her ne kadar bazı şeyler ondan önceye dayansa da, algoritmik akış sadece Elon tarafından icat edilmedi; mevcut rejim tarafından, bakış açınıza göre, iyileştirildi, mükemmelleştirildi ya da kötüleştirildi.
Bence şu bir sorun: Eğer ben bir hesabı takip etmeyi seçiyorsam, seni Jason, New York Times’ı ya da Knicks hesabını, algoritmaya ek bir sinyal vermek zorunda kalmadan tweetlerini görmek istiyorum. Bu kısım beni rahatsız ediyor.
Jason: Bu inanılmaz sinir bozucu. Kelimenin tam anlamıyla feed’inde tutmak için şeyleri favorilemen ya da beğenmen gerekiyor. Twitter ekibine söyledim: takip düğmesinin yanında küçük bir düğme olmalı, “bu kişinin her gönderisini göster” diye. Ski Mountains raporlarımı istiyorsam ya da Knicks Fan TV’mi istiyorsam, her gönderiyi istiyorum. Bunu yapmanın tek yolu her gönderiyi beğenmek ve sonra feed’in raydan çıkıyor.
Nate Silver: Evet. Olduğu haliyle For You algoritmasının aslında oldukça iyi olduğunu düşünüyorum. Onu eğitmen gerekiyor. Bir ara çok sayıda kavga videosu aldım çünkü ilgi çekiciler. Gençlerin kavga ettiğini görüyorsun ve “ah, bunu izleyerek 8 dakika geçirdim” falan. “Bunu artık gösterme”ye tıklarsan oldukça duyarlı ve oldukça iyi. Algoritma şu anda World Cup hakkında tweetler ve Giannis takas ediliyor mu okumak istediğimi biliyor. Belki biraz New York ve California seçimleri de.
Ama kullanıcının kendisinden daha akıllı olduğunu varsayan hiçbir algoritmayı sevmiyorum. Giriş yapıyorsam ya da birine abone oluyorsam ve tweetlerini görmek istiyorsam, onları mute etmediysem bana tweetlerini göster. Beğeneceğimi düşündüğün şeyleri araya karıştırabilirsin. Kronolojik akışı bozmak da beni rahatsız ediyor. World Cup izliyorsam ve 6 saat önceki bir maç hakkında biri “Aman Tanrım, inanılmaz” diye tweet atmışsa, “Ne oldu şimdi?” diyorum. Şeyleri doğru sırayla yüzeye çıkarmıyor.
Birçok şirketin hata yaptığını düşünüyorum. Twitter’ın çok kârlı bir şirket olup olmayacağından emin değilim. Haberleri takip etmek için, benim gibi ve en azından Jason gibi tam bir haber bağımlısıysanız, çok benzersiz bir kaynaktı. O işlevselliğin korunmasını isterdim. Adil olmak gerekirse, bu Elon’dan önce başladı ama o zamandan beri devam etti.
2026 Ara Seçimleri
Jason: 2028’e ve özellikle Gavin Newsom’a geçelim.
Chamath: Hayır, ara seçimler için tahminler. Ara seçimler için yıldırım tahminleri. Temsilciler Meclisi ve Senato tahminleri. Veriler şu anda bize ne söylüyor?
Nate Silver: Birkaç hafta içinde bir modelimiz olacak. World Cup ve yeniden bölgelendirme işleri yüzünden biraz gecikti. Tahmin piyasaları Demokratların Temsilciler Meclisi’ni alma ihtimalini sanırım yüzde 80 ya da 85, Senato’yu alma ihtimalini yüzde 40 ya da 45 civarında gösteriyor. İkisi de bana oldukça makul geliyor. Hatta Temsilciler Meclisi tarafında biraz düşük olabilir. Belki yüzde 85 ya da 90’a daha yakın olduğunu düşünüyorum. Modellerim bazen beni şaşırtır ama bakın, doğası gereği tahmin etmesi zor pek çok seçimden geçtik. Temsilciler Meclisi, her şeyin aynı yöne işaret ettiği yer.
Demokratlar çok popüler olmayan bir başkanla, seçmenlerin kaygı duyduğu bir ekonomiyle karşı karşıya. Trump, yeni Ortadoğu savaşları olmaması... Üstelik başkanın partisinin ara seçimlerde tepki görüp kötü performans göstermesine dair çok uzun bir tarih var. ABD’de ve dünyanın her yerinde görevdeki iktidara karşı daha yakın dönemli tepki geçmişi var. Geçen yıl New Jersey ve Virginia’da Demokratların aldığı iyi sonuçlar ve özel seçimler var. Yeniden bölgelendirme sonunda GOP’a biraz yardımcı oluyor ama çok fazla yerçekimine karşı savaşıyorsunuz.
Senato ise daha çok sayı oyunu. Oldukça mavi bir ortamda bile Demokratların kırmızı eyaletlerde bazı koltuklar kazanması gerekiyor. Bana göre Maine’de büyük risk almak, ki normal şartlarda D+8 yılında ve D+10 eyaletinde kazanmaları gereken bir eyalet, gereksiz bir risk gibi. Graham Platner, Susan Collins’in yalnızca iki puan önünde. Bu anketi olduğu gibi kabul ederim. Bence o yarış 50/50 ama bu potansiyel olarak gereksiz bir risk.
GOP, bu kırmızı eyaletlerde... Talarico gibi bir aday da muhtemelen kabaca başa baş bir yarışta. Paxton ideal Cumhuriyetçi adaydan çok uzak. Partizanlık hâlâ güçlü bir kuvvet. İnsanlar “Neden Talarico’ya etik olmayan şeyler üzerinden saldırıyorlar, cinselliğini eleştiriyorlar?” diyor. Çünkü Texas gerçekten çok kırmızı bir eyalet. Trump popüler değil, o yüzden en düşük ortak paydaya gidiyorsunuz. Sistemimizde bu epey sık işe yarıyor. Senato’da sadece anket, matematik ve sayı oyunu. Her zamankinden daha fazla para harcandığını göreceğiz. Temsilciler Meclisi’nde ise 435 sandalye var ve bence partizan yerçekimi büyük olasılıkla Trump’ın aşamayacağı kadar fazla.
Chamath: Trump’ın yapabileceği ya da bizim kontrolümüz dışında makro perspektifte değişebilecek, Temsilciler Meclisi’ni Cumhuriyetçilere doğru daha anlamlı biçimde kaydırabilecek bir şey var mı?
Nate Silver: Benzin fiyatlarını düşürebilirse. Bu çok görünür bir gösterge. Chevron istasyonunun yanından geçiyorsun, kelimenin tam anlamıyla görüyorsun. Tahminlere bakarsanız bir miktar hafifleme bekleniyor ama İran’daki çatışmanın ve savaşın bu bataklıkta ne kadar süreceğine çok bağlı. Ekim’de iyi bir gelişme yaşarsak, kim bilir ne olur. Ama hayır, olumsuz onay oranları çok yerleşik. Demokratlar, kendi partileriyle ilgili çekincelerine rağmen çok hevesli. 2028’de aday belirlemekte ne kadar zorlanacaklarını düşünsem de, jenerik bir Cumhuriyetçiye karşı jenerik bir Demokrat’a oy vermek, demokrasinin tehlikede olduğunu düşünen Demokratlar için oldukça kolay bir talep. Bu yüzden bunun oldukça yerleşik olduğunu düşünüyorum.
Model kuran biri olarak, sporda bahis yapsam da, her zaman underdog’un hiç görmediğiniz yüzde 10’luk şansla kazandığının farkındayım. Cape Verde’nin Spain ile berabere kalması gibi. Ama bu oldukça temel olarak yönlendirilmiş bir şey. Öte yandan dört Senato koltuğu kazanma gerekliliği ve Maine’de fırsatı kaçırma ihtimali varken, bu başa baş. Muhtemelen GOP için hafif avantaj var. Benzin fiyatları ve İran bunun gerçekten 50/50 mi yoksa belki yüzde 60 GOP mu olacağını belirleyebilir.
Jason: İkisini de kazanma ihtimali yüzde 80 çarpı yüzde 40 gibi mi, yoksa siyaset ve istatistiklerin işleyişi nedeniyle farklı mı?
Nate Silver: Korelasyonlu. Evet. Neredeyse mükemmel korelasyonlular. Demokratların Senato’yu kazanıp Temsilciler Meclisi’ni kazanamama ihtimali yüzde 1 falan. Kalshi ya da Polymarket’e giderseniz, neyse, yüzde 1 civarında olmalı. Demokratların Senato’yu kazandığı koşulda, neredeyse kesin olarak Temsilciler Meclisi’ni de kazanmış olurlar. Neredeyse kesin olarak valilikleri de kazanmış olurlar. Bu arada bunlar önemli. İnsanların muhtemelen ulusal resme çok fazla, eyalet düzeyinde olanlara ise yeterince odaklanmadığını düşünüyorum. Oysa insanların gerçekten yürütme gücüne sahip olduğu, gelecek kuşağın adaylarını ve politikalarını seçtiğiniz yerler orası. Eyalet meclisleri önemli.
Dinleyen herkese konuşsaydım, katkınızın çok fark yaratabileceği bir belediye meclisi adayı bulun derdim. Ama hayır, Demokratlar Senato’yu kazanırsa bu çok mavi bir yıl demektir; Ohio, Iowa, Alaska gibi yerlerde kazanıyor olmanız gerçeğini aşmışsınız demektir. Bu olursa, dolayısıyla geri kalanı da muhtemelen gelir. Tüm domino taşları o yönde düşer.
Gavin Newsom ve 2028
Jason: Pekala, 2028’de Gavin Newsom. Bir siyasetçi olarak bir muamma. Bana göre Birlik’in en kötü yönetilen eyaleti ama çok cilalı, çok iyi konuşuyor ve insanlar o harika saçlarıyla onu seviyor gibi. Gavin Newsom’un devam eden yükselişinden ne anlamalıyız? Hâlâ yükselişte olduğu konusunda haklı mıyım?
Nate Silver: Değilsin. Silver Bulletin’de bir yazımız var; bu podcast’i bitirdikten kısa süre sonra yayımlayacağız. Newsom, Demokrat ön seçim anketlerinde yüzde 25 civarından yüzde 15’e düştü. Polymarket’te yüzde 33’ten yüzde 22’ye falan düştü. Bence bir dereceye kadar isim bilinirliğinden faydalanıyordu. Şimdi Demokratlar Georgia’da John Ossoff gibi bir adayı görüyor. Bir başka yakışıklı genç adam ama Newsom’un asla sahip olamayacağı bir niteliğe sahip: mor bir eyalette seçim kazanmış olmak. Daha genç, daha taze bir yüz.
Graham Platner ve Janet Mills hakkında Maine’de ne derseniz deyin, Mills soyut olarak daha güvenli tercih olabilirdi. Demokratların daha genç adaylara eğilim göstermesinin iyi olduğunu düşünüyorum. Zohran’da olanların büyük kısmı da buydu. Bu arada AOC gibi birini göz ardı etmezdim. Aday olur mu bilmiyorum. Chuck Schumer gibi biri 2028 ön seçiminde çok savunmasız olabilir; onun beklemek için çok zamanı var. New York’ta şunu görebiliyorum: Yine New York, bu yüzden New York’tan çok fazla genelleme yapamazsınız. Ama insanlar “Demokrat düzeninden bıktık usandık. Daha şüpheci bir versiyonu ya da daha sol bir versiyonu alırım ama aynısını istemem” diyor.
Bence nihayetinde Newsom’un kurması zor bir argümanı var. Kamala Harris ve Joe Biden’la süreklilik savundu. Bu strateji seçimsel olarak başarısız olmuşken Joe Biden’ı kucaklıyor. Ben California’da yönetim açısından da başarısız olduğunu savunurum. Bana göre Newsom oldukça savunmada. Bu yüzden podcast’inde Hunter Biden’ı falan görüyorsunuz.
Jason: Evet. Ve AOC artık 36 yaşında, yani yeterlilik yaşını karşılıyor. Bunun sıfır ihtimal olmadığını söylüyorsun; Trump’ın eşdeğeri, dışarıdan gelen, yakıp yıkma adayı, “bıktım usandım” oyu olabilir mi?
Nate Silver: Benim bahsim o.
Jason: Bahsin o. Peki, Nate, AOC’den konuşalım. Karizmasıyla bu ihtimale sahip mi?
Nate Silver: Maine gibi eyaletlerde bunu gördük, Michigan’da da görebiliriz. Yıllarca Cumhuriyetçi ön seçimlerde fikir şuydu: düzen her zaman kazanır. Rick Santorum’lar, Sarah Palin’ler, Herman Cain’ler falan oyun yüzde 40’ını alırdı ama günün sonunda en başta konuştuğumuz aynı country club düzen tipleri galip gelirdi. Sonra sürekli büyüyen memnuniyetsizlik ya da kuşaksal değişimden çok fazla gerekmez. Genç insanlar genel olarak “Neden bir parti markasını umursayayım ki?” diye düşünüyor. Demokrat Parti markası berbat bir marka. GOP da kesinlikle öyle.
Bir markanın temsilcisiyseniz... En iyi adayların, Obama 2008’de bile, elbette Obama kuşaksal olarak karizmatik ve çok etkili bir adaydı, ama o bile bir yandan Iraq gibi konularda Clinton’ın solunda konumlandı, diğer yandan “mavi eyaletlerde ve kırmızı eyaletlerde eşcinsel kardeşlerimiz var, blue states ve red states’te Little League oynuyoruz” gibi post-partizan retoriği vardı. En etkili adayların bunu yapabildiğini düşünüyorum.
Newsom’un tam olarak ne olduğunu bilmiyorum. Bazı çabalar gösterdi. Sanırım geçen yıl podcast’ine Charlie Kirk’ü aldı. Ilımlılaşmaya çalıştı. Billionaire tax’a karşı. Bazı kültür savaşı meselelerinde ılımlılaşmaya çalıştı. Ama California’dan kurumsal bir aday gösterdiler. Kazanmaya çok uzak değildi ama tüm salıncak eyaletleri iki ila beş puan farkla kaybetti. Günün sonunda Demokratların, “Sadece beyaz olduğun ve farklı anatomin olduğu için 2024’te her Demokratın dehşete kapıldığı şeyi kazanacaksın” fikrine ikna olacağına inanmıyorum.
Kapanış
Jason: Pekala, Nate Silver ile bir saat. Yorumlarda ne düşündüğünüzü bize bildirin. Canlı seçim yayını yaptığımızda, müsait olursan seni kesinlikle tekrar ağırlayacağız. Seyirci sen geldiğinde hep seviyor.
Chamath: O gece çok para alıyor Jason. Sanmıyorum gelsin.
Jason: Ne olursa olsun. All-In’in hayranı. Herkes diyor ki o ailenin parçası. Ertesi gün gel. Ne zaman istersen. Gelecek yıl tekrar Knicks bileti almak için parayı toplamadığın bir zaman. Herkes, sesimi duyuyorsanız hemen Silver Bulletin’e gidin. Bir Hyundai çıkarın ve abone olun. Seveceksiniz.
Nate Silver: 95 dolar, Jason.
Jason: Ben onu Hyundai’ye yuvarladım. Ama evet, dinleyin. Muhtemelen metrikleri yapmışsındır. Kapıdaki adam için doğru sayı 94,97’dir. Kapıdaki adam için beş dolar.
Nate Silver: Ne olursa olsun.
Jason: Üstten biraz. Sorun değil. Herkes Polymarket’e gitsin, bahislerini yapsın. En sevdiğimiz partner, Nate’in en sevdiği partner. Bir sonraki All-In Interview Show’da görüşürüz.
Nate Silver: Teşekkürler.
Jason: Harika iş, Nate. Çok iyisin. Çok teşekkür ederim. Muhteşemdi.
All-in gidiyorum.