Matthew: Ukrayna’ya Cluster Bombs Gönderme Kararı, NATO’nun Mühimmat Sıkıntısını Gösteriyor
İngilizce podcast bölümünde sunucu ile Matthew, Pentagon’un Ukrayna’ya cluster bombs (parça tesirli mühimmat) gönderme kararını ele aldı. Tartışma, bu mühimmatların siviller ve askerler için uzun vadeli riskleri, ABD ve NATO’nun mühimmat stoklarının durumu, Ukrayna’nın karşı taarruzu ve savaşın müzakereyle bitirilmesi gerektiği iddiası etrafında şekillendi.
Pentagon’un Ukrayna’ya cluster bombs gönderme kararı
Sunucu, Pentagon’un birkaç saat önce, yerel saatle yaklaşık 14.00’te Ukrayna’ya cluster bombs göndereceğini açıkladığını belirterek konuşmayı açtı. Bu silahlara karşı bir uluslararası sözleşme bulunduğunu, ancak United States, Russia ve Ukraine’ın bu sözleşmeye taraf olmadığını söyledi. Sunucu, buna rağmen bu mühimmatların özellikle siviller, çevrede bulunanlar ya da hedef alınmayan kişiler açısından “korkunç derecede tehlikeli” olabildiğini vurguladı.
Matthew, kararın United States ve NATO’nun Ukrayna’ya silah sağlama kapasitesinde geldiği noktayı gösterdiğini savundu. Ona göre bu adım, Europe ve United States’in mühimmat stoklarının çok düşük seviyeye indiğinin işaretiydi. “Bence bu, United States ve NATO’nun Ukrayna’ya tedarik sağlama konusunda geldiği noktayı gösteriyor,” diyen Matthew, cluster munitions kullanımının “bunun etrafındaki tartışmaya, yasallığına, ahlakiliğine ya da anlamlı olup olmadığına bakılmaksızın” ilerleyeceğini belirtti.
Matthew, bu mühimmatların tartışmalı olmasının temel nedenlerinden birinin yüksek “dud rate” olduğunu söyledi. Sunucunun “dud rate”in ne anlama geldiğini sorması üzerine Matthew, bunun patlamayan alt mühimmatların oranı olduğunu açıkladı. Cluster bomb yapısını tarif ederken bir artillery shell, rocket veya missile içinde çok sayıda küçük bombacık bulunduğunu, patlama sırasında bu küçük bombaların geniş bir alana saçıldığını anlattı.
“Dud rate, submunitions denilen alt mühimmatların patlamayan yüzdesidir,” diyen Matthew, bu mühimmatların “bir futbol sahası, iki futbol sahası büyüklüğünde” bir alana yayılabildiğini ifade etti. Bazı durumlarda bu alanın dört futbol sahasına kadar çıkabildiğini de ekledi.
Patlamayan mühimmatın siviller ve askerler için riski
Sunucu, eğer bu alt mühimmatlar patlamazsa ileride birinin üzerine basması halinde patlayıp patlamayacağını sordu. Matthew bu ihtimali doğruladı. Ona göre sorun yalnızca savaş alanındaki anlık etkilerden ibaret değil; bu mühimmatlar toprağa gömülebiliyor, toprak hareketleriyle yer değiştirebiliyor ve yıllarca, hatta onlarca yıl boyunca tehlike yaratabiliyor.
“Kesinlikle. Olan da bu,” diyen Matthew, patlamayan cluster munitions’ın “gelecekte siviller için” sorun oluşturduğunu, çünkü toprağa düştüklerini ve “yıllarca, on yıllarca” kalabildiklerini belirtti. Matthew ayrıca riskin yalnızca sivillerle sınırlı olmadığını, bu tür mühimmatların kullanan ordular için de tehlike yarattığını söyledi.
Bu noktada Matthew, Persian Gulf War olarak da anılan first Iraq war örneğini verdi. Onun aktardığına göre, o savaşta “explosive events” olarak adlandırılan patlama olaylarından kaynaklanan Amerikan kayıp ve yaralılarının yarısından fazlası American cluster munitions nedeniyle meydana geldi. Matthew, bu iddiayı cluster munitions’ın yalnızca siviller değil, “kendi güçleriniz” için de risk oluşturduğunu göstermek için kullandı.
“Bu sadece siviller için bir tehlike değil, kendi kuvvetleriniz için de bir tehlike,” diye vurgulayan Matthew, first Iraq war sırasında patlayıcı olaylardan kaynaklanan Amerikan kayıp ve yaralılarının yarısından fazlasının American cluster munitions’tan geldiğini savundu.
Kararın nedeni: Stoklar, karşı taarruz ve NATO toplantısı
Sunucu, President’ın neden bu kararı verdiğini sordu. Bunun Lindsey Graham gibi isimleri memnun etmeye dönük bir “sert görünme” adımı olup olmadığını, President’ın bu silahların ne kadar riskli olduğunu fark edip etmediğini ya da gönderilecek başka bir şey kalmadığı için bu yola başvurulup başvurulmadığını gündeme getirdi.
Matthew, kararın önemli ölçüde gönderilecek başka mühimmat kalmamasıyla ilgili olduğunu düşündüğünü söyledi. Ona göre hem Europeans hem de Americans için mühimmat stokları düşük seviyedeydi. United States’in mühimmat fabrikalarının Ukrainian army’nin ihtiyaç duyduğu 155 millimeter artillery shells miktarını üretemediğini belirtti.
“Bence bunun büyük kısmı, gönderecek başka bir şeylerinin kalmamasıyla ilgili,” diyen Matthew, Europe ve United States tarafında mühimmat stoklarının düşük olduğunu ve Amerikan fabrikalarının Ukrayna ordusunun ihtiyaç duyduğu 155 millimeter top mermisi miktarını üretemediğini açıkladı.
Matthew ayrıca Ukrainian counteroffensive’in kötü yürütüldüğünü ve dışarıdan görüldüğü kadarıyla iyi gitmediğini savundu. Bu nedenle bu hamlenin karşı taarruzu desteklemeye dönük bir adım olarak da okunabileceğini söyledi. Ona göre Washington, karşı taarruzu güçlendirmek için “bir şey yapmak” zorundaydı.
“Ukraynalılar tarafından çok kötü yürütülmüş bir karşı taarruz var ve tüm görünümlere göre iyi gitmiyor,” diyen Matthew, bu nedenle “bunu desteklemek için bir şey yapmak” gerektiğini değerlendirdi.
Matthew’un işaret ettiği bir diğer bağlam, Lithuania’da yapılacak büyük NATO toplantısıydı. Bu toplantıda Ukraine’ın NATO membership konusunun gündeme geleceğini söyledi. Cluster munitions gönderme kararının, United States’in “gerçekten bir şey yaptığı” ve “daha fazlasını yaptığı” mesajını verme işlevi gördüğünü savundu.
“Bu, gerçekten bir şey yaptığımızı gösteriyor. Daha fazlasını yapıyoruz,” diyen Matthew, ancak asıl sorunun “bunun nerede biteceği” olduğunu söyledi.
“Mucize silahlar” ve savaşın sonu tartışması
Matthew, cluster munitions kararını daha geniş bir silah desteği zinciri içinde değerlendirdi. F-16s, Abrams tanks ve diğer mühimmat türlerinin sağlanması halinde bunun sonunun nereye varacağı sorusunu gündeme getirdi. Ona göre bu silahların hiçbiri tek başına Russian army’yi yenilgiye uğratmayacak. Aynı şekilde Russia tarafında da savaşı Moscow lehine kesin olarak kazandıracak “mucize silahlar” bulunmadığını belirtti.
“Bu wonder weapons’ın hiçbiri Russian army’yi yenilgiye uğratmayacak,” diyen Matthew, aynı şekilde “Russia için savaşı kazanacak Russian wonder weapons da yok” ifadelerini kullandı.
Matthew’un nihai değerlendirmesi, farklı silah ve mühimmat türlerinin gönderilmeye devam edilmesinin savaşın askeri yollarla çözülemeyeceği argümanını güçlendirdiği yönündeydi. Ona göre savaşın bitmesinin tek yolu negotiations, yani müzakerelerdi. Bu noktada, cluster munitions sevkiyatını yalnızca taktik bir karar olarak değil, savaşın mevcut gidişatının çıkmazını gösteren bir gelişme olarak sundu.
“Sonuçta bu farklı silah ve mühimmat türlerini göndermeye devam ederek bunun beyhude olduğu argümanını güçlendiriyorsunuz,” diyen Matthew, “bu savaşı bitirmenin tek yolu müzakerelerdir” değerlendirmesinde bulundu.