Larry Johnson: “ABD-İran Anlaşması Cuma Gelmeden Dağılabilir”
İngilizce yayında Judge Andrew Napolitano, eski CIA analisti Larry Johnson ile ABD-İran arasında var olduğu öne sürülen ateşkes ya da anlaşma girişimini, İsrail’in Lübnan’daki saldırılarını, Washington’daki İsrail yanlısı baskıyı, ABD askeri stoklarını ve biyolaboratuvar iddialarını konuştu. Program, olası bir mutabakatın yalnızca İran-İsrail hattını değil, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını, enerji piyasalarını ve Amerikan iç siyasetini de etkileyebileceği iddiası nedeniyle önem taşıyor.
ABD-İran Mutabakatı: “İmzasız Bir Borç Senedi”
Napolitano, Johnson’a doğrudan ABD ile İran arasında bir ateşkes anlaşması olup olmadığını sordu. Johnson, mevcut durumu “IOU”, yani imzalanmamış bir borç senedi gibi gördüğünü söyledi. Ona göre henüz imzalanmış bir metin yoktu ve farklı kaynaklardan çelişkili bilgiler geliyordu.
“Ben buna IOU diyorum, çünkü henüz hiçbir şey imzalanmış değil,” diyen Larry Johnson, anlaşmanın cuma günü imzalanmasının beklendiğini ancak bunun nasıl yapılacağı konusunda bile farklı anlatımlar bulunduğunu belirtti. Johnson’a göre bir anlatı, JD Vance’in İran Parlamentosu Başkanı Mohammad Bagher Ghalibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi ile yan yana oturacağı yönündeydi; diğer anlatı ise imzanın elektronik ya da uzaktan atılacağı şeklindeydi.
Johnson, hafta sonu yaşanan hızlı gelişmeler nedeniyle önlerinde dört gün daha olduğunu ve bu süre içinde her şeyin değişebileceğini söyledi. İran tarafının, anlaşma kapsamında peşin para beklediğini aktardı. “12 milyar dolar telaffuz edilen rakamdı,” diyen Johnson, ismi açıklanmayan bir Amerikan yönetimi sözcüsünün ise bunun gerçekleşmeyeceğini söylediğini aktardı.
Johnson’a göre İran tarafında yayımlanan belge, Lübnan’da derhal ve kalıcı ateşkes öngörüyor. Bu da İsrail askerlerinin geri çekilmesi anlamına geliyor. Ancak Johnson, ABD ve İsrail’in bu yorumu kabul etmiş gibi görünmediğini savundu. “ABD’nin üzerinde uzlaştığını söylediği belgeyi yayımladığını görmeden sağlıklı bir değerlendirme yapmakta rahat hissetmem,” diye ekledi.
Napolitano da Alastair Crooke’un değerlendirmesine atıfla İran’ın milyarlarca doların serbest bırakılmasını beklediğini söyledi. Bu paranın Amerikan vergi mükelleflerinin parası olmadığını, İran’ın Amerikan bankalarındaki dondurulmuş mevduatı olduğunu vurguladı. Napolitano, bunun Avrupa’nın Rus devlet mevduatlarını dondurmasına benzer bir ilke olduğunu söyledi.
Pakistan, Katar ve Umman’ın Rolü
Napolitano, tüm bu görüşmelerin Pakistan üzerinden yürütülüp yürütülmediğini sordu. Johnson, Pakistan’ın başat rol üstlendiğini iddia ettiğini ancak Katar’ın da görüşmelere dahil olduğunu söyledi. Ona göre Katar ve Pakistan koordinasyon içindeydi. Ayrıca Johnson, Alastair Crooke’un Umman’ın son dakikada devreye sokulduğunu duyduğunu aktardı.
Johnson, Umman’ın özellikle İran’ın İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki ya da Beyrut’un banliyösündeki saldırısına misilleme hazırlığında olduğu sırada anlaşmayı sonuçlandırmak için dahil edildiğini söyledi. Süreci “karışık bir bileşim” olarak niteledi.
“Görüşmelere dahil olan insanlar çok iyimser,” diyen Larry Johnson, Pakistanlı kaynakların anlaşmayı neredeyse kesinleşmiş gördüğünü belirtti. Ancak Johnson, kendi kaynaklarına böyle bir kesinlikten kaçınmalarını söylediğini aktardı. Bunun nedeni olarak Donald Trump’ın öngörülemez, duygusal ve dakikadan dakikaya değişen tutumunu gösterdi.
Johnson ayrıca İsrail’in de süreci bozabilecek bir aktör olduğunu savundu. Buna rağmen Trump’ın isterse İsrail’i Lübnan’ın güneyinden çıkmaya zorlayabileceğini söyledi. Johnson’a göre İsrail, İran’a saldırmak isterse havada yakıt ikmal uçaklarına ihtiyaç duyuyor; bu kapasitenin önemli bölümü ABD’ye bağlı. “ABD ‘yakıt ikmal uçaklarımızı çekiyoruz, artık bunları kullanmayacaksınız’ derse İsrail zor durumda kalır,” diye değerlendirdi.
Netanyahu’nun Hamlesi ve Trump’ın Tepkisi
Napolitano, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun hafta sonu Hezbollah lider kadrosundan bir ismi öldürerek Trump’ı yeniden öfkelendirip anlaşmayı hızlandırıp hızlandırmadığını sordu. Johnson buna kesin biçimde katıldı. Alastair Crooke’un bu konuyu iyi açıkladığını söyledi.
Johnson, savaş sırasında asker öldürmenin cinayet olarak yargılanamayacağını savundu ve bunu “savaş” olarak niteledi. Ardından Trump’ın hafta sonu neden bu kadar acil şekilde anlaşma istediğinin sorgulanması gerektiğini söyledi. Johnson’a göre bunun birkaç olası nedeni vardı: Trump’ın Beyaz Saray’da “Roma Kolezyumu anı” olarak nitelediği bir etkinlik sırasında yeni bir İran-İsrail çatışmasıyla karşılaşmak istememesi, G7’ye prestijli gitme isteği ya da İran’ın ABD askeri pozisyonlarına yaptığı son saldırılarda ciddi kayıplar yaşanması.
Johnson, İran’ın Kuveyt, Bahreyn, Prince Sultan Air Base ve Ürdün’de kullanılan Muwaffaq Salti Air Base gibi noktalardaki ABD askeri pozisyonlarını hedef aldığını öne sürdü. Bu saldırılarda uçaklar, teçhizat ve personel açısından ciddi kayıplar yaşandığını iddia etti. “Bunu neyin yönlendirdiğini gerçekten bilmiyoruz, ama bunun barış getirme arzusu olmadığı kesin,” şeklinde değerlendirdi.
Washington’daki İsrail Yanlısı Baskı
Napolitano, Lindsey Graham, Tom Cotton, Ted Cruz, Mike Huckabee, Netanyahu ve Miriam Adelson gibi isimlerin İran’a para verilmesine ve savaşın durdurulmasına nasıl tepki göstereceğini sordu. Johnson, Washington ve New York’ta hafta sonu “kafaların patladığının” duyulduğunu söyledi.
Johnson, Mark Levin’in sert tepki gösterdiğini, Huckabee’nin ise muhtemelen olup biteni anlamaya çalıştığını ifade etti. Johnson’a göre Trump, anlaşmadan geri adım atmasına yol açabilecek bir baskıyla karşılaşacak. “Trump’ın İran’a cuma gününe kadar vaat ettiği şeyin ortadan kalkacağını düşünüyorum,” diyen Larry Johnson, Pakistanlıların ise anlaşmanın ABD’yi Basra Körfezi’nden çıkmaya zorlayacak yönde ilerlediğine inandığını söyledi.
Johnson, anlaşmanın ekonomiyi hemen rayına oturtacağı fikrine de itiraz etti. Ona göre imzalansa bile bu, temelde tarafların konuşma sözü vermesinden ibaret olacak. Yaptırım gücü bulunmayacak. Petrol tankerlerinin Körfez’den yeniden düzenli çıkmaya başlaması halinde bile “normal” denebilecek bir duruma dönüşün en az altı ay sürebileceğini söyledi. Sıvılaştırılmış gaz ve helyum bağlantısı nedeniyle bilgisayar çipleri üzerinde daha uzun vadeli ekonomik etkiler olabileceğini de savundu.
Napolitano daha sonra Mark Levin’den bir klip yayınladı. Levin, böyle bir anlaşmanın Kongre tarafından incelenmesi ve anayasa uyarınca Senato’nun üçte iki onayıyla bir antlaşma olarak ele alınması gerektiğini savundu. Napolitano, bunun savaşın Kongre ilanı olmadan başlatıldığı gerçeğiyle çeliştiğini söyledi.
Johnson ise şaşırtıcı şekilde Levin’in bu noktadaki yaklaşımına kısmen katıldığını belirtti. İran açısından ABD’den imzasız, bağlayıcı olmayan bir söz almanın anlamsız olduğunu söyledi. “İran gerçek bir anlaşma istiyorsa, yeniden saldırıya uğramayacağına dair makul bir güvence sağlayacak şey bir antlaşmadır,” diyen Larry Johnson, bunun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla desteklenmesi gerektiğini savundu.
Napolitano da bir antlaşmanın İran yönetimine Amerikan federal mahkemesinde uygulanmasını talep etme imkanı vereceğini belirtti. Ancak Johnson, böyle bir antlaşmanın Senato’da üçte iki desteği asla alamayacağını söyledi ve AIPAC’ın Senato üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Vance’in “Bütün Kartlar Bizde” Sözü ve İsrail’i Sınırlama Sorunu
Napolitano, Başkan Yardımcısı JD Vance’in CNBC’ye “ABD’nin tüm kartlara sahip olduğunu” söylediğini aktardı ve bunu “saçma” olarak niteledi. Ona göre ABD’nin elinde kart yoktu; ABD, İsrail ile birlikte İran’a karşı savaşı kaybetmişti. Napolitano, Trump’ın ekonomi daha kötü hale gelmeden bir anlaşmaya çaresizce ihtiyaç duyduğunu savundu.
Johnson, Trump’ın Netanyahu’yu kontrol etmesinin teorik olarak mümkün olduğunu ancak bunu yapacağından kuşkulu olduğunu söyledi. Ona göre Trump, Netanyahu’ya anlaşmayı sabote edecek bir hamle daha yapması halinde tüm Amerikan askeri varlıklarını eve çağıracağını söyleyebilirdi. Johnson, Ronald Reagan’ın geçmişte İsrail’e benzer bir baskı uyguladığını hatırlattı.
Napolitano ise bunun Epstein dosyaları, İsrail yanlısı çevrelerin tepkisi ve Trump’ın uğraşmak istemeyeceği başka sorunları tetikleyeceğini söyledi. Johnson, Trump’ın burada kararlı davranıp davranmayacağına karar vermesi gerektiğini ifade etti.
Johnson, İsrail siyasetinde Netanyahu dışındaki aktörlerin bile istedikleri yere saldırma hakkı talep ettiğini söyledi. İsrail’in ABD’ye bağımlı olduğunu savundu. “Amerika Birleşik Devletleri hâlâ sizin geleceğinizi elinde tutan ülkedir,” diyen Larry Johnson, Washington’un isterse İsrail’e ne yapacağını söyleyebileceğini belirtti.
ABD Olmadan İran-İsrail Savaşı
Napolitano, ABD dahil olmazsa İran ile İsrail arasında bire bir savaşta ne olacağını sordu. Johnson’a göre İsrail altı gün içinde büyük sorun yaşardı. Bunun nedeni İran’ın balistik füze kapasitesiydi. Johnson, böyle bir noktada İsrail’in nükleer silah kullanmayı düşünebileceğini de söyledi.
Johnson, İsrail ve ABD hava savunma sistemlerinin balistik füzelere karşı etkili olduğu iddiasını reddetti. “Yüzde 100’ünü düşürdük demeleri saçmalık, bu bir yalan,” diye konuştu. Ona göre Rusya ve Çin’in İran’a sağladığı hedefleme istihbaratı, İran’ın balistik füzeleri programlamasında son derece etkili oldu.
Johnson, radarlar, erken uyarı sistemleri ve stratejik değeri yüksek bazı unsurların imha edildiğini öne sürdü. ABD’nin buna iyi bir askeri cevabı olmadığını söyledi. Geçmiş iki hafta içinde ABD’nin Hürmüz Boğazı, Bandar Abbas ve benzeri noktalarda saldırılar düzenlediğini; İran’ın ise kamuoyundan gizlenen ölçüde ciddi misillemeler yaptığını iddia etti. Amerikan halkının kazanıldığına inandırıldığını, gerçekte durumun böyle olmadığını savundu.
Hegseth’in Stok Açıklaması ve Nadir Toprak Sorunu
Napolitano, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in ABD mühimmat stoklarında sorun olmadığı yönündeki açıklamasını yayınladı. Hegseth, stok krizinin medya tarafından üretilmiş bir hikaye olduğunu, Amerikan stoklarının güçlü olduğunu ve Trump döneminde daha da güçlendirildiğini söyledi. Biden yönetiminin Ukrayna’ya yüz milyarlarca dolar verdiğini belirtti.
Napolitano, Biden yönetiminin Ukrayna’ya yaklaşık 265 milyar dolar verdiği ifadesinin doğru olduğunu söyledi ve Johnson’a ABD stoklarının tehlikeli düzeyde düşük olup olmadığını sordu. Johnson, Hegseth’in inkâr içinde olduğunu savundu. Tomahawk füzesi örneğini verdi ve bu füzenin 18 farklı nadir toprak mineraline ihtiyaç duyduğunu söyledi. Ana bileşenlerden gallium’un ABD’de üretilmediğini ve Çin’den geldiğini, Çin’in de buna kısıtlama getirdiğini belirtti.
Johnson’a göre Hegseth’in kamuoyu önünde gerçeği söylememesi bir yana, özel olarak Trump’a gidip “Sayın Başkan, bir sorunumuz var” demesi gerekirdi. Bunu yapmamasının ABD güvenliğini daha fazla tehlikeye attığını savundu.
İsrail Casusluğu ve Amerikan Kurumları
Napolitano, eski DEA yetkilisi Sheriff Dave Hathaway’in programa katılacağını belirterek İsrail istihbaratının Beyaz Saray, Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon yetkililerini izlemesine dair iddiaları gündeme getirdi. Hathaway’in, İsrail’in yıllardır Amerikan kolluk kuvvetlerini izlediğini söylediğini aktardı.
Johnson buna şaşırmadığını belirtti. İstihbarat dünyasında ülkelerin hasımlarından ve hatta dostlarından bilgi toplamaya çalışmasının olağan olduğunu söyledi. Casablanca filmine atıf yaparak “kumarhanede kumar oynandığını öğrenmek” benzetmesini yaptı. Johnson, ülkelerin ulusal çıkarları için bilgi toplamalarının beklenir olduğunu söyledi.
Ancak İsrail söz konusu olduğunda ABD’nin kendi kendine koyduğu bir sınırlama bulunduğunu, İsrail’e karşı istihbarat toplamadığını savundu. Bunun da karşı istihbarat faaliyetlerini sınırladığını belirtti. Jonathan Pollard örneğinde olduğu gibi, çok açık ve ağır casusluk vakalarında cezalandırma yapıldığını söyledi.
Tulsi Gabbard’ın Biyolaboratuvar Açıklaması
Napolitano, görevden ayrılmadan önce Tulsi Gabbard’ın Dr. Anthony Fauci’yi yalan beyanla suçladığını ve ABD hükümetinin 30’dan fazla ülkede 120’den fazla biyolaboratuvarı finanse ettiğine dair yeni kanıtlar yayımladığını söyledi. Gabbard’ın açıklamasında, Ukrayna gibi savaş nedeniyle risk altındaki yerlerde laboratuvarlar bulunduğu, bu laboratuvarların tehlikeli patojenlerle ve bazı durumlarda gain-of-function (işlev kazandırma) araştırmalarıyla çalıştığı iddia edildi.
Gabbard, Fauci ve bazı sağlık yetkililerinin ABD destekli biyolaboratuvarların varlığı konusunda Amerikan halkına defalarca yalan söylediğini savundu. Ayrıca gerçeği ortaya çıkarmaya çalışanların tehdit edildiğini öne sürdü. ODNI’nin, laboratuvarların nerede olduğunu ve hangi patojenleri içerdiğini belirlemek için hükümet içindeki ortaklarla çalışacağını söyledi.
Johnson, bunu “Tulsi Gabbard’ın itibarını kurtarma turu” olarak niteledi. Gabbard’ın İran’a saldırının başında Trump’a karşı durmadığı için haklı eleştiri aldığını söyledi. Ancak bu bilgiyi yayımlamasının, Victoria Nuland’ın Kongre ifadesinde daha önce kabul ettiği hususları doğruladığını savundu.
Johnson, Nuland’ın Ukrayna’daki biyolojik laboratuvarlara ABD’nin dahil olduğunu ağzından kaçırdığını söyledi. Ona göre bu laboratuvarların amacı savaş için biyolojik ajanlar üretmekti. Johnson, Gabbard’ın 120 laboratuvardan söz ettiğini, bunların 40’ının Ukrayna’da bulunduğunu iddia etti. “Bunlar çocuk felci ya da kızamığı durduracak aşı bulmak için araştırma yapmıyor,” diyen Larry Johnson, bu çalışmaların belirli nüfusları, özellikle Rusya’daki Slav nüfusunu hedef alabilecek öldürücü ajanlar üretmeye yönelik olduğunu savundu.
Napolitano, programı Johnson’a teşekkür ederek kapattı ve anlaşmanın bozulması ya da yeni bir gelişme olması halinde daha önce de görüşebileceklerini söyledi. Johnson da davet için teşekkür etti.
Giriş
Anlatıcı: İlan edilmemiş savaşlar sıradan hale geldi. Trajik biçimde hükümetimiz, Amerikan halkından hiçbir itiraz gelmeden, başka adıyla saldırganlık olan önleyici savaşa girişiyor. Ne yazık ki hükümetin gayrimeşru güç kullanımına alıştık. Gerçekten özgür bir toplum geliştirmek için güç başlatma meselesi anlaşılmalı ve reddedilmelidir.
Anlatıcı: Ya bazen ülkenizi sevmek için hükümeti değiştirmeniz ya da ortadan kaldırmanız gerekseydi? Ya Jefferson haklıysa? Ya en iyi hükümet en az yöneten hükümetse? Ya hükümet yanlış olduğunda haklı olmak tehlikeliyse? Ya özgürlük için savaşırken ölmek, köle olarak yaşamaktan daha iyiyse? Ya özgürlüğün en büyük tehlike saati şimdi ise?
ABD-İran Anlaşması İddiası
Judge Andrew Napolitano: Herkese merhaba, Judging Freedom’dan Judge Andrew Napolitano. Bugün Pazartesi, 15 Haziran 2026. Larry Johnson birazdan bizimle olacak. Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında bir anlaşma var mı, yok mu? Ama önce şuna bakalım.
Judge Andrew Napolitano: Larry Johnson, hoş geldin sevgili dostum. Hemen konuya girelim. Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında bir ateşkes anlaşması var mı? Varsa, nelerden oluşuyor?
Larry Johnson: Ben buna IOU diyorum, çünkü henüz hiçbir şey imzalanmış değil. Cuma günü imzalanması bekleniyor. Birbiriyle çelişen iki hikaye var: JD Vance’in Ghalibaf ve Dışişleri Bakanı Araghchi’nin yanında oturacağı söyleniyor; Ghalibaf parlamentonun başı, Araghchi de dışişleri bakanı. Sonra da “hayır, hayır, elektronik olarak imzalanacak, uzaktan imzalanacak” dendiğini duyduk.
Larry Johnson: Yani önümüzde dört gün daha var. Hafta sonu değişimin hızını düşünürsek, bence her şey olabilir. Şartlarda anlaşma meselesine gelince, İran peşin para alacağını düşünüyor. Ortaya atılan rakam 12 milyar dolardı. Sonra ismi açıklanmayan bir yönetim sözcüsü “Hayır, hayır, hayır, bu olmayacak” diyor.
Larry Johnson: İran tarafında yayımlanan belge, Lübnan’da derhal ve kalıcı ateşkes olduğunu şart koşuyor. Bu, İsrail açısından İsrail askerlerinin geri çekilmesi demek. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail görünüşe göre bu notu almamış. ABD’nin üzerinde uzlaştığı belgeyi yayımladığını görmeden herhangi bir değerlendirme yapmak konusunda daha rahat hissetmem. Yan yana karşılaştıralım, çünkü güçlü biçimde şüpheleniyorum ki ABD bir versiyon üzerinden, İran başka bir versiyon üzerinden çalışıyor. Bu yüzden bu işin cumaya varmadan dağılacağını düşünüyorum.
Judge Andrew Napolitano: Evet. Alastair Crooke bize İran’ın anlayışının, senin de söylediğin gibi, milyarların serbest bırakılması olduğunu söylüyor; hepsi değil ama milyarlar. Bunun vergi mükellefi parası olduğunu düşünenler için söyleyelim: Bu Amerikan vergi mükellefinin parası değil. Bu, İran’ın Amerikan bankalarındaki mevduatı; biz bunu dondurduk ve çaldık, tıpkı Avrupalıların Avrupa bankalarındaki Rus devlet mevduatlarına yaptığı gibi. Aynı ilke.
Larry Johnson: Evet.
Judge Andrew Napolitano: Elbette tam olarak ne üzerinde anlaşmaya varıldığı konusunda açıkça bazı anlaşmazlıklar var. Larry, bütün bunlar Pakistanlılar üzerinden mi müzakere edildi?
Pakistan, Katar ve Umman’ın Rolü
Larry Johnson: Pakistanlılar başat rol üstlendiklerini iddia ettiler, ama geçen hafta Katar’ın da müzakerelere dahil edildiğini gördük. Katar ve Pakistan’ın koordinasyon içinde olduğunu düşünüyorum. Sonra Alastair, Ummanlıların son dakikada, İran İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki ya da Beyrut’un güney banliyösündeki saldırısına misillemeye hazırlanırken anlaşmayı mühürlemek için devreye sokulduğunu duyduğunu belirtti.
Larry Johnson: Yani bu bir tür karışık bileşim oldu. Müzakerelere dahil olan insanlar çok iyimser. Pakistanlılar için bu kesin gibi: “Bunu hallettik.” Ben de kendi çevremde kaynaklarla konuşurken “bunun cepte olduğundan o kadar emin olmazdım” diyorum. Çünkü Amerika Birleşik Devletleri’nde Donald Trump var; ona değişken demek muhafazakar bir ifade olur. Aşırı derecede öngörülemez ve duygusal, dakikadan dakikaya değişiyor.
Larry Johnson: İsrail’e gelince, İsrail’in de her zaman makinenin içine anahtar atıp işleri bozacağı varsayılır. Şimdi bakın, Donald Trump’ın gerçekten İsrail’i güney Lübnan’dan çıkmaya zorlama gücü var; İsrailliler “hayır, kaderimizin efendisi biziz” deseler de bu saçmalık. Ya da Ray’in diyeceği gibi, sığır dışkısı.
Larry Johnson: Çünkü İsraillilerin uçaklara yakıt ikmali için gereken KC-135 filosu yok. İsrail İran’a saldırmak istiyorsa bu hava yakıt ikmal uçaklarına ihtiyacı var. İsrail’in daha eski bir versiyonu var, açıkçası o kadar kabiliyetli değil. Yani Amerika Birleşik Devletleri “hava yakıt ikmal uçaklarımızı çekiyoruz, artık bunları kullanmayacaksınız, bitti” derse İsrail zor durumda kalır. Çünkü İsrail savaşamaz. Kendi kaderimin adamıyım, kendi ülkemim, bana ne yapacağımı söyleyemezsiniz diye davranmayı seviyor. Evet, söyleyebiliriz.
Netanyahu, Hezbollah ve Trump
Judge Andrew Napolitano: Netanyahu hafta sonu Hezbollah’ın liderlerinden birini öldürerek Trump’ı yeniden öfkelendirdi mi ve aslında anlaşmayı hızlandırdı mı?
Larry Johnson: Evet. Hayır, kesinlikle. Alastair’in bunu açıklamakta harika iş çıkardığını düşünüyorum. Yine Amerika Birleşik Devletleri, savaş sırasında askerlerin öldürülürse, onu öldüren adamı cinayetten mahkum etmek istersin diye düşünüyor. Hadi ama, bunun adı savaş. Bunu yapsaydık tüm dünya hapiste olurdu.
Larry Johnson: Sorulması gereken soru şu: Trump hafta sonu bu anlaşmayı yapmak için neden bu kadar çaresizdi? Dün kendi Roma Kolezyumu anını yaşadığı için mi? Caligula’yı taklit ederek Beyaz Saray arazisinde kan sporu yaptırıyor gibi görünüyordu ve İran ile İsrail arasında yeni bir çatışma patlamasıyla kesintiye uğramak istemedi mi? Mümkün. G7’ye gidiyor. Bunu mühürlenmiş ve teslim edilmiş halde götürüp G7’ye biraz prestijle gitmek mi istedi? Mümkün.
Larry Johnson: Yoksa mesele İran’ın Kuveyt’te, Bahreyn’de, Prince Sultan Air Base’de ve Ürdün’de kullanılan Muwaffaq Salti Air Base’deki ABD askeri pozisyonlarına yaptığı son iki saldırıda Amerika Birleşik Devletleri’nin teçhizat, uçaklar ve bazı personel açısından ciddi, ağır kayıplar yaşaması mıydı? Sebep bu mu, yoksa bunların birleşimi mi? Bunu gerçekten bilmiyoruz. Ama onu bu konuda yönlendiren şey kesinlikle barış getirici olma arzusu değil.
Washington’daki Tepkiler
Judge Andrew Napolitano: Peki Senator Graham, Senator Cotton, Senator Cruz, Mike Huckabee, Netanyahu ve Mrs. Adelson ve bu insanlar buna nasıl tepki verecek? İran’a milyarlarca nakit vereceksiniz, savaşı durduracaksınız ve İsrail’i düşmanının karşısında çıplak bırakacaksınız.
Larry Johnson: Hafta sonu Washington ve New York City’nin her yerinde kafaların patladığını duyabilirdiniz. Mark Levin kriz geçiriyor. Huckabee’nin de muhtemelen neler olup bittiğine dair hiçbir fikri yoktur ve anlamaya çalışıyordur. Hayır, Trump şimdi bence onu geri adım atmaya zorlayacak türden bir baskıyla karşı karşıya kalacak. Bu yüzden cuma gününe kadar İran’a vaat ettiği şeyin kaybolacağını düşünüyorum.
Larry Johnson: Pakistanlılar ise bu anlaşmayı Amerika Birleşik Devletleri’ni Basra Körfezi’nden çıkmaya zorlayacak bir yöne taşıdıklarına inanıyor. Sanırım burada devreye giren başka bir faktör de şu inanç: Sanki bu anlaşmayla her şey çözülecek, ekonomi tekrar rayına girecek. Bunu aslında Trump’ın bu anlaşmayı yapmakta neden çaresiz olduğuna dair başka bir olası gerekçe olarak anmalıydım; belki de en güçlü gerekçe bu.
Larry Johnson: Diyelim ki bu IOU’yu imzalıyorlar. Bu temelde “konuşacağımıza söz veriyoruz” demek olacak; sadece bu. Arkasında hiçbir yaptırım gücü yok. Birdenbire tankerler Körfez’den çıkmaya hazırlanmaya başlasa bile muhtemelen normal denebilecek herhangi bir şeye dönüş için en az altı aya bakıyoruz.
Larry Johnson: Bu sadece petrol için geçerli. Çünkü gemiler hareket etmeye başlasa, yüklenip çıksa bile bunun başlaması yaklaşık bir ay sürecek. Sonra o gemiler en az iki ay açık denizlerde olacak. Tüm bunlar olurken dünya genelinde petrol rezervleri çekilmiş durumda ve tarihteki en düşük seviyelere yaklaşıyorlar. Bunu bir gecede telafi edemezsiniz.
Larry Johnson: Henüz LNG’den bile bahsetmiyoruz. Belki bir yıl söz konusu olabilir. LNG’nin helyumla ve helyumun bilgisayar çipleriyle ilişkisi nedeniyle dünyayı vuracak bu ekonomik aksama önemli. Belki sonunda uyanıp buna baktılar ve “Bu ara seçimleri oldukça kötü hale getirecek, çünkü enflasyon fırlayacak ve insanlar işlerini kaybedecek” dediler.
Mark Levin’in Antlaşma İtirazı
Judge Andrew Napolitano: Bunu sana yapmak istemiyorum, çünkü muhtemelen yakın zamanda kahvaltı yaptın. Bu Lindsey Graham’den bile kötü. Bu Mark Levin. Ama Siyonistlerin bu anlaşmayı bozmaya çalışmak için ne yapacağına dair bir işaret. Onların görüşüne göre savaş için Kongre’nin savaş ilanı gerekmiyordu, ama savaşı bitirmek için Senato’nun onayladığı bir antlaşma gerekiyor; bunun imkansız olduğunu biliyorlar. Levin’in dünkü bu dolambaçlı anayasal saçmalığını izleyelim. Chris, birinci klibi oynat.
Mark Levin: Kongre bunu inceleyecek, çünkü bu da tartışılmıyor. Evet, Kongre buna bakmak zorunda kalacak. Şimdi, biz anayasal muhafazakarlar için bu, Anayasa uyarınca bir antlaşma olarak ele alınmalı. Başkan, Senato’nun tavsiye ve onayıyla antlaşmalar yapma yetkisine sahip olacaktır; mevcut senatörlerin üçte ikisinin onay vermesi şartıyla. Senato. Mevcut senatörlerin üçte ikisinin onay vermesi. Çünkü bu yüksek bir eşiktir ve Anayasamızın kurucuları tarafından kasıtlı olarak yüksek bir eşik olarak belirlenmiştir. Amaç, yabancı bir güçle yapılacak herhangi bir düzenleme ve anlaşmanın ülkemiz için o kadar faydalı olmasını sağlamaktır ki yalnızca Kongre desteğiyle geçmesin; buna antlaşma diyeceğiz ve en azından teorik olarak eyaletleri temsil eden Senato bunu ancak nitelikli çoğunlukla onaylayabilir.
Judge Andrew Napolitano: Yani bu argüman elbette saçmalık, çünkü savaş Kongre ilanıyla bile başlatılmadı. Ama Siyonistlerin bu anlaşmayı bozmak için kullanacağı şey bu.
Larry Johnson: Peki, sizi şaşırtabilir miyim Judge? Bu noktada Mark’la aslında bir ölçüde aynı fikirdeyim. İran’ın Amerika Birleşik Devletleri’nden bir IOU alması, aman Tanrım, benden tavsiye mektubu almalarıyla aynı şey. O kadar değerli. Anlamsız.
Larry Johnson: Potansiyel olarak işe yarayacak tek şey, JCPOA’da olduğu gibi... Yani bunu müzakere ettiler, ama sonunda Obama Senato’ya götürüp “Bunu onaylayalım, bunu bir antlaşma yükümlülüğü yapalım, artık kendimizi bağladığımız bir yükümlülük olsun” demedi. Ben buna İran açısından bakıyorum. İran gerçek bir anlaşma istiyorsa, yeniden saldırıya uğramayacağına dair oldukça iyi bir güvence istiyorsa, Amerika Birleşik Devletleri’nin sırf o anda başkan kimse onun hevesine ya da İsrail tarafından satın alınmış olmasına bağlı olarak dönüp yeni yaptırımlar dayatamayacağı veya üzerinde anlaştığımız şeylerden çekilemeyeceği bir düzenleme istiyorsa, bu açıdan gerçek bir antlaşma almak doğru yönde bir adımdır. Buna eşlik eden bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı da doğru yönde adımdır.
Judge Andrew Napolitano: Bir antlaşma, İran yönetiminin Amerika Birleşik Devletleri federal mahkemesine gidip bunun uygulanması için dava açmasına izin verir.
Larry Johnson: Kesinlikle.
Judge Andrew Napolitano: Anayasa uyarınca antlaşmalar en yüksek hukuk kategorisindedir. Anayasa ile aynı düzeydedir.
Larry Johnson: Evet. Ama bununla Senato’nun üçte ikisini asla alamazlar.
Judge Andrew Napolitano: Evet, haklısın.
Larry Johnson: Onun istediği en son şey bu antlaşmanın onaylanmasıdır. Bunu açıklamasına koymadı.
Larry Johnson: AIPAC’ın ABD Senatosu’nu cebinde tuttuğunu biliyor. Aman Tanrım. Onların en büyük dans eden maymunlarından biri Arkansas senatörü Tom Cotton. Bu utanç verici. Ama genel fikri düşünürseniz, İran “Tamam, Amerika Birleşik Devletleri ile hangi tür anlaşma kalıcı olur ve bize gerçekten biraz koruma sağlar?” diyorsa, bunun bir antlaşma olması gerekir. Amerika Birleşik Devletleri bu şekilde konuşmaya başlamadığı sürece diğer her şey sadece sirk. Gösteri. Sahte bir cephe. Gerçek değil. Gerçekten tutacak bir anlaşma üretmeyecek. Tek yaptığı, göğüsteki açık yaraya kötü bir yara bandı yapıştırmak; çünkü çatışma devam edecek.
JD Vance, Netanyahu ve ABD’nin Baskı Gücü
Judge Andrew Napolitano: Başkan Yardımcısı Vance yaklaşık yarım saat önce CNBC’ye ABD’nin tüm kartlara sahip olduğunu söyledi. Bu saçma. ABD’nin hiçbir kartı yok. ABD, İsrail ile birlikte İran’a karşı savaşı kaybetti. Hepimiz Trump’ın ekonomi daha da kötüleşmeden ve geri döndürülemez hale gelmeden önce bir anlaşma için çaresiz, çaresiz, çaresiz olduğunu biliyoruz. Sen zaten anlamlı bir rahatlamanın pompalarda ve başka yerlerde görülmesinin altı ay süreceğini söyledin.
Judge Andrew Napolitano: Netanyahu’yu nasıl kontrol edecek? Netanyahu ve IDF Lübnan’da öldürmeye devam ettiğinde ve İran İsrail’e saldırdığında ne olacak? Amerika Birleşik Devletleri İsrail’i savunacak mı?
Larry Johnson: Hayır. Trump’ın yapabileceği, ama yapacağından kuşku duyduğum şey şu: Netanyahu’ya “Bu anlaşmayı sabote etmek, bozmak için bir şey daha yaparsan, tüm ABD askeri varlıklarının eve dönmesini emrediyorum. Eve geliyorlar. İşin bitti. Seni desteklemeye devam etmeyeceğiz” demek. Ronald Reagan’ın fiilen söylediği şey buydu.
Judge Andrew Napolitano: Bu Epstein dosyasını tetikler, Siyonistlerin çılgına dönmesini tetikler. Yani Trump’ın uğraşmak istemediği bir sürü meseleyi tetikler, değil mi?
Larry Johnson: İşte burada Trump’ın karar vermesi gerekiyor: Ben adam mıyım, fare miyim? Güç onun elinde. Belki de Netanyahu’ya artık bu tehdidi uygulayacak kadar kızgındır. Ama ilginç olan şu: İsrail’de siyasi yelpazeye baktığınızda, Netanyahu’yu resmin dışına çıkarın, İsrailliler hâlâ istedikleri kişiye saldırma ve istedikleri askeri operasyonları yürütme hakkına sahip olmaları gerektiğinde ısrar ediyor.
Larry Johnson: Gerçeklik dozuna gerçekten ihtiyaçları var. Siz sandığınız kadar güçlü ve kudretli değilsiniz. Amerika Birleşik Devletleri’ne bağımlısınız. Amerika Birleşik Devletleri hâlâ temelde geleceğinizi elinde tutan ülke. Ve evet, size ne yapacağınızı söyleyebiliriz. Bundan hoşlanmıyorsanız, peki. Kendi başınıza yapın, ama bizimle değil. O noktada başları belaya girer.
ABD Olmadan İran-İsrail Savaşı
Judge Andrew Napolitano: ABD dahil olmazsa, askeri olarak İran İsrail’e karşı bire bir olursa ne olur?
Larry Johnson: Evet, İsrail altı gün içinde büyük sorun yaşar, çünkü İran’ın balistik füze kapasitesi var. O noktada İsrail nükleer silah kullanmayı denemeyi düşünebilir. Ama İsrail hava savunması ve ABD hava savunması, bu sistemler balistik füzelere karşı çalışmıyor. Bu bir yalan. Sürekli “Evet, yüzde 100’ünü düşürdük” diyorlar. Saçmalık. Bu bir yalan.
Larry Johnson: Aslında ABD askeri komutanlarını, Genelkurmay Başkanlığı’nı, CENTCOM’dan Admiral Cooper’ı ve yardımcısını bu kadar kaygılandıran şeylerden biri şu: Rusya ve Çin’in sağladığı hedefleme istihbaratı, İran’ın balistik füzelerini programlamak için kullandığı istihbarat, son derece sofistike ve çok etkili oldu.
Larry Johnson: Hem radarlar hem de füze fırlatmalarına, uçak kalkışlarına dair erken uyarı için kullanılan şeyler gibi çok sayıda hassas unsur yok edildi. Diğer sistemler de yok edildi; bunların bazıları o anki taktiklerle doğrudan ilgili değil ama çok daha büyük stratejik değere sahip. İhtiyacımız olan uçaklar yok edildi. Ve buna iyi bir askeri cevabımız yok.
Larry Johnson: Bunu önceki iki hafta boyunca gördük. Her gece Amerika Birleşik Devletleri Hürmüz Boğazı’nda, Bandar Abbas’ta saldırmak için bir bahane buluyordu; bir silah mevzisini, bir iletişim düğümünü ya da başka bir şeyi havaya uçuruyorduk. Sonra İranlılar misilleme yapıyor ve bizi kamuoyundan gizlenmiş önemli biçimlerde cezalandırıyordu. Bu yüzden Amerikan halkı “Ah, kazanıyoruz, harika gidiyoruz” sanıyor. Hayır, öyle değil.
Hegseth ve ABD Mühimmat Stokları
Judge Andrew Napolitano: Kendisine Savaş Bakanı diyen Savunma Bakanı Hegseth’in, ABD stoklarında hiçbir sorun olmadığını söylediği bir klip oynatacağım. Dürüst olup olmadığını söyle. Chris, dördüncü klibi oynat.
Pete Hegseth: Şu anda özel sektörde bu stoklarla ilgili bir kriz var. Bu, medyanın istediği ve sonuçta üretilmiş bir hikaye. Stoklarımız harika ve sadece daha da güçleniyor, çünkü bu başkanın yönetim tarzı böyle. Yeminli ifademde bazı mühimmatların diğerlerinden daha fazla zaman aldığını tahmin ettiğimi söyledim. Bana yeminli ifademi geri okumak zorunda değilsin. Çok sayıda mühimmatımız var. Her zamankinden daha fazlasını üretiyoruz. Biden yönetimi Ukrayna’ya yüz milyarlarca dolar verdi. Bu yüzden Başkan Trump’ın yeniden doldurması gerekiyordu ve bunu yaptı, biz de bunu gerçek zamanlı olarak yaptık.
Judge Andrew Napolitano: Biden yönetiminin Ukrayna’ya yüz milyarlar verdiğine dair doğru ifade dışında... Yaklaşık 265 milyar dolar olduğunu biliyoruz. Peki o haklı mı, yoksa stoklarımız tehlikeli biçimde düşük mü?
Larry Johnson: İnkar, Mısır’daki bir nehir değildir. Bu adam inkar içinde. Bakın, örneğin Tomahawk füzesi 18 farklı nadir toprak minerali gerektiriyor. Başlıca bileşenlerden biri gallium; Amerika Birleşik Devletleri bunu üretmiyor. Çin’den geliyor ve Çin buna kısıtlamalar getirdi.
Larry Johnson: Tanrım, dalkavuklardan nefret ediyorum. Pete Hegseth’in bu tür yağcılığı, gerçeği söylemeye isteksizliği... Televizyonda yalan söylemesi bir şey, ama en azından özelde Donald Trump’a gidip “Sayın Başkan, bakın, bir sorunumuz var” demesi gerekir. Bunu bile yapmıyor. Bu fanteziyi yaymaya devam ediyor. Böyle davranışlar olduğunda bu aslında Amerika Birleşik Devletleri’nin güvenliğini daha da tehlikeye atıyor.
İsrail Casusluğu İddiaları
Judge Andrew Napolitano: Bu öğleden sonra dostumuz Dave Hathaway geliyor; hangi ilçenin şerifi olduğunu unuttum, belki New Mexico’da Puma County, DEA’da eski üst düzey yetkili. Hafta sonu ona sorduk: Mossad’ın Beyaz Saray, Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon’daki yetkilileri gözetlediğini öğrenince şaşırdınız mı? O da “Şaşırmak mı? Yıllardır ABD kolluk kuvvetlerini gözetliyorlar” dedi. DEA’dan 10 yıldır ayrılmış. 10 yıl önce ABD kolluk kuvvetlerini gözetliyorlardı. Bu seni şaşırtıyor mu Larry Johnson?
Larry Johnson: Hayır. Hayır. İstihbarat alanına girdiğimizde, diğer ülkelerin hasımlarından, algılanan hasımlarından, hatta dostlarından bilgi toplamaya çalışması... Aman Tanrım, kumarhanede kumar oynanıyor. Bu, Casablanca’da Claude Rains’in o anı gibi. Elbette bu oluyor ve muhtemelen olmalı.
Larry Johnson: Benim önerim şu: İstihbaratı hızlandırmak için ülkeler aslında baş casuslarının başkanın, başbakanın ya da her kimse onun ofisinin içinde bir ofise sahip olmasına izin vermeyi kabul etmeli. Sadece kolaylaştırmak için. “Tamam, gerçekten ihtiyacımız olan bilgiyi aldığımızı biliyoruz; bir sis perdesi almıyoruz, gerçeği alıyoruz” demek için. Bu gerilimleri azaltır, çünkü casusluk oluyor. Kendine saygısı olan her örgüt, kendine saygısı olan her ülke, ulusal çıkarı için toplaması gerektiğini düşündüğü bilgileri toplayacaktır.
Larry Johnson: Şimdi İsrail’e ilişkin olarak şunu biliyoruz: Bizim kendi koyduğumuz bir yasak var; onlar hakkında istihbarat toplamıyoruz. Bu da, Jonathan Pollard örneğinde olduğu gibi çok ağır hale gelen durumlar dışında, büyük ölçüde karşı istihbarat yapmadığımız anlamına geliyor. Pollard’ın bize karşı casusluk ve casusluk faaliyeti yürüttüğü için cezalandırılması gereken bir noktaya gelmişti.
Tulsi Gabbard ve Biyolaboratuvarlar
Judge Andrew Napolitano: Cuma günü görevden ayrılmadan önce bir tür son hamle olarak Tulsi Gabbard, Başkan’ın gözüne girmeye çalışıyor ve Dr. Fauci’yi yalan beyanda bulunmakla suçluyor. Bu onun alanı değil, ama söyledikleri büyüleyici. Bunu izle Larry.
Tulsi Gabbard: Bugün, ABD hükümetinin 30’dan fazla ülkede 120’den fazla biyolaboratuvarı uzun süredir finanse ettiğine dair yeni kanıtlar yayımlıyorum. Bu biyolaboratuvarlar, süren Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle risk altında olabilecek Ukrayna gibi yerlerdeki laboratuvarları da içeriyor. ABD hükümeti tarafından finanse edilen bu biyolaboratuvarların birçoğu, şu anda ya da geçmişte tehlikeli ve son derece bulaşıcı patojenler kullanarak araştırma yaptı ve bazı durumlarda tehlikeli gain-of-function, yani işlev kazandırma araştırmalarını içerdi.
Tulsi Gabbard: Dr. Fauci gibi siyasetçiler ve sözde sağlık profesyonelleri, ABD tarafından finanse edilen ve desteklenen biyolaboratuvarların varlığı konusunda Amerikan halkına defalarca yalan söyledi. Yalnızca yalan söylemediler; gerçeği ortaya çıkarmaya çalışanları tehdit ettiler. Şimdi ODNI ve ben, bu laboratuvarların tam olarak nerede olduğunu ve hangi patojenleri içerdiğini belirlemek, Amerikan halkının ve dünya genelindeki insanların sağlığını ve refahını tehdit eden tehlikeli gain-of-function araştırmalarına son vermek için ABD hükümeti genelindeki ortaklarla yakın çalışmaya devam edeceğiz.
Judge Andrew Napolitano: Bunu dün mü öğrendi? Ne zaman öğrendiyse, CIA bunu biliyor olmalıydı. Eğer bu doğruysa neden şimdi ortaya çıkıyor?
Larry Johnson: Buna Tulsi Gabbard’ın itibarını kurtarma turu diyelim.
Judge Andrew Napolitano: Evet.
Larry Johnson: Bu savaşın başlangıcında ve 28 Şubat’ta İran’a saldırıda Donald Trump’a karşı durmadığı için hak ettiği bazı eleştiriler aldı. Bununla birlikte bu bilgiyi ortaya koyması, açıkçası Victoria Nuland’ın Kongre ifadesinde kabul ettiği şeyi doğruluyor.
Larry Johnson: Nuland çuvaldaki kediyi çıkardıktan, yani Ukrayna’daki biyolojik laboratuvarlara dahil olduğumuzu söyledikten sonra, bu laboratuvarların savaş için biyolojik ajanlar yaratmaktan başka amacı olmadığı ortaya çıktı. Sonra herkes “Bu sadece komplo teorisi” dedi.
Larry Johnson: Gabbard 120 laboratuvar diyor, ama bu laboratuvarların 40’ı, yani toplamın üçte biri Ukrayna’da. Bunlar çocuk felci ya da kızamığı durduracak aşı bulmak için araştırma yapmıyor. Belirli nüfusları, özellikle Rusya’daki Slav nüfusunu öldürmek üzere hedefleyebilecek ölümcül ajanlar yaratmak için araştırma yapıyorlar.
Larry Johnson: Bu insanlar kanseri tedavi etmeye çalışmıyor. Sedef hastalığının acısını tedavi etmeye çalışmıyor. Bu, ölümcül bir silah yaratmak ve bunun dünya genelindeki başlıca sıçrama tahtası olarak Ukrayna’yı kullanmakla ilgili. Amerikalıları bu konularda uyandırmaya çalışmak oldukça sinir bozucu, çünkü herkes “Yine başladı, önemli değil” havasında.
Judge Andrew Napolitano: Larry Johnson, çok teşekkür ederim sevgili dostum. Seni kesinlikle cuma günü intelligence community roundtable’da göreceğiz; bu anlaşma güneye giderse ya da kuzeye giderse, hafta içinde bir şey olursa daha erken de görüşürüz. Meşgul olduğunu biliyorum ama bize çok sadıksın. Çok teşekkürler dostum.
Larry Johnson: Benim için zevk, Judge. Bu onur için teşekkürler.
Judge Andrew Napolitano: Elbette. Her şey gönlünce olsun.