Judge Napolitano - Judging Freedom

Larry: ABD’nin İran Yaptırımları Artık Eski Kaldıraç Gücüne Sahip Değil

İngilizce podcast kesitinde sunucu ile Larry, ABD’nin İran’a yönelik yaptırım söylemini, Çin bankalarının rolünü, Rusya-Çin-İran ticaret hatlarını ve Washington’ın azalan ekonomik baskı kapasitesini tartıştı. Konuşmada özellikle Bessant’ın yaklaşımı eleştirildi; Larry, ABD’nin artık 2015’teki gibi İran üzerinde aynı yaptırım kaldıracına sahip olmadığını savundu.

Bessant’a Yaptırım Eleştirisi

Sunucu, tartışmayı Bessant’a yönelik sert bir soruyla açtı. Çin bankalarının Amerikan borçlanma araçlarını aldığını ve İran sanayisini finanse ettiğini söyleyen sunucu, bu bankaların ABD yaptırımlarıyla işbirliği yapmasının gerçekçi olup olmadığını sorguladı. “Bessant’tan yine saçmalıklar geliyor,” diyen sunucu, “Amerikan borcunu alan ve İran sanayisini finanse eden Çin bankalarının ABD yaptırımlarıyla işbirliği yapacağını gerçekten düşünüyor mu?” diye sordu.

Larry, bu soruya ABD yaptırımlarının mantığını bir çocuk harçlığı benzetmesiyle anlatarak yanıt verdi. Ona göre Washington, kendi etkisi altındaki aktörlere baskı uygulayabilir; ancak kontrolü dışındaki ülkeler veya kurumlar üzerinde aynı yöntemin işe yaraması beklenemez. “Bir çocuğunuz varsa ona, ‘Harçlığını keserim, çıkıp çimleri biçmezsen harçlık yok’ diyebilirsiniz,” diyen Larry, “ama komşunun çocuğuna gidip aynı tehdidi savuramazsınız” şeklinde açıkladı.

Larry’ye göre ABD’nin İran üzerindeki baskı kapasitesi geçmişe kıyasla ciddi biçimde azaldı. Özellikle 2015’te Joint Comprehensive Plan of Action (JCPOA, İran nükleer anlaşması) yürürlükteyken Çin ve Rusya’nın Batı ile birlikte İran’a yaptırım uygulamayı kabul ettiğini hatırlattı. O dönemde İran’ın fazla çıkış yolu olmadığını söyledi. Bugünkü durumda ise Rusya, Çin ve Pakistan üzerinden farklı ticaret ve finans kanallarının devreye girdiğini savundu.

2015’ten Bugüne Değişen Denge

Larry, 2015 koşullarının bugünkü tabloyla karıştırılmaması gerektiğini belirtti. Ona göre JCPOA döneminde Çin ve Rusya’nın Batı ile aynı çizgide durması İran’ı daha kırılgan hale getiriyordu. “2015’e, JCPOA’nın yürürlükte olduğu döneme dönerseniz, o noktada hem Çin hem Rusya Batı ile birlikte İran’a yaptırım uygulamayı kabul etmişti,” diyen Larry, “İran’ın bir çıkış yolu yoktu” ifadelerini kullandı.

Ancak Larry, artık İran’ın Rusya ile North-South Corridor (Kuzey-Güney Koridoru), Çin ile yeni ya da eski Silk Road (İpek Yolu) üzerinden East-West Corridor (Doğu-Batı Koridoru) ve Pakistan’la açılan kara ticaret güzergâhları sayesinde farklı seçeneklere sahip olduğunu söyledi. Bu nedenle ABD’nin ekonomik baskı tehditlerinin eskiye kıyasla daha az etkili olacağını değerlendirdi.

Larry’nin anlatımına göre Pakistan’ın rolü özellikle önemli. Trump’ın nisan ayında İran’a karşı yaptırımları, hatta Larry’nin ifadesiyle “ablukayı” duyurmasından iki gün sonra Pakistanlılar İran’la ticaret için altı kara güzergâhını açtıklarını açıkladı. Larry, “Pakistanlılar iki gün sonra çıkıp, ‘İran’la ticaret için bu altı kara yolunu açıyoruz’ dediler,” diyerek bu gelişmeyi ABD baskısının ters tepmesine örnek olarak sundu.

Pakistan, Çin ve ABD Baskısının Sınırları

Larry, ABD’nin “economic D-Day” olarak nitelediği yeni ekonomik baskı girişimiyle ülkeleri cezalandırmaya çalışması halinde, gerçekten baskı kurabileceği tek ülkenin muhtemelen Pakistan olacağını söyledi. Ancak bunun bile stratejik açıdan sorunlu olduğunu savundu. Çünkü ona göre ABD’nin tehditkâr tavrı ülkeleri Washington ile Pekin arasında tercih yapmaya zorluyor.

“Bu tür zorbalık ve tehditlerin sorunu, ülkeleri eninde sonunda şu soruyu sormaya itmesidir: ABD ile mi kalmak istiyoruz, yoksa Çin’le mi gitmek istiyoruz?” diyen Larry, Washington’ın yönteminin kendi etkisini azaltabileceğini vurguladı. Bu değerlendirmede Larry, ABD’nin yaptırımları sadece ekonomik araç olarak değil, aynı zamanda jeopolitik sadakat testi gibi kullandığını ima etti; fakat bunun ülkeleri alternatif bloklara yöneltebileceğini savundu.

Larry ayrıca Çin, Rusya ve BRICS çerçevesinde alternatif bir finansal ağ kurulmasında ilerleme sağlandığını söyledi. Bu bağlamda China’s Cross-Border Interbank Payment System (CIPS, Çin sınır ötesi bankalar arası ödeme sistemi) sistemini Swift’e alternatif olarak sundu. Larry’ye göre CIPS’e katılım konusunda farklı rakamlar dolaşıyor; kendisi 100’den fazla ülke rakamını daha olası bulduğunu, 185 ülke iddiasını ise fazla yüksek gördüğünü belirtti.

“Çin’in sınır ötesi bankalar arası ödeme sistemi CIPS artık Swift’e bir alternatif,” diyen Larry, “iki farklı rakam gördüm; 100’den fazla ülke daha olası görünüyor, 185 bence o kadar yüksek değil” şeklinde değerlendirdi. Bu iddia, Larry’nin genel argümanında merkezi bir yer tuttu: ABD’nin yaptırım tehdidinin etkili olabilmesi için küresel finans sistemi üzerindeki kontrolünün sürmesi gerekir; ancak alternatif ödeme kanalları bu kontrolü zayıflatıyor.

Trump’ın Zafer Söylemi ile Yaptırım İhtiyacı Arasındaki Çelişki

Konuşmanın son bölümünde Larry, Trump’ın Truth Social paylaşımına atıf yaptı. Larry’ye göre Trump, söz konusu paylaşımda ABD’nin İran ordusunu, donanmasını, hava kuvvetlerini ve füzelerini yok ettiğini; İran’ın nükleer kapasitesinin kalmadığını ileri sürdü. Larry bu söylemi, yeni yaptırım tehditleriyle çelişkili buldu.

“Trump, Truth Social paylaşımında ‘Orduyu yendik, ordu silindi, donanma silindi, hava kuvvetleri silindi’ dedi,” diyen Larry, “füzelerini yok ettiğimizi ve nükleer kapasitelerinin kalmadığını söyledi” ifadeleriyle Trump’ın iddiasını aktardı. Ardından Larry, eğer bu anlatı doğru kabul ediliyorsa ek yaptırımlara neden ihtiyaç duyulduğunu sordu.

Larry, “Eğer kazandıysanız, bu yaptırımlara neden ihtiyacınız var?” diye sorarak Trump’ın zafer söylemi ile ekonomik baskı hamlesi arasındaki gerilimi öne çıkardı. Bu noktada tarihsel bir benzetme yaptı ve böyle bir yaklaşımı, Joseph Stalin’in Berlin’i aldıktan sonra Almanya’ya yeni ekonomik yaptırımlar açıklamasına benzetti.

“Bu, Joseph Stalin’in askerleri Berlin’i aldıktan sonra dönüp, ‘Tamam Almanlar, şimdi size çok daha ağır ekonomik yaptırımlar uygulayacağız’ demesine benzerdi,” diyen Larry, “bu mantıklı olur muydu?” diye ekledi. Larry’nin bu benzetmesi, askeri zafer ilanıyla yaptırım baskısını aynı anda savunmanın tutarsız olduğu yönündeki eleştirisini güçlendirmek için kullanıldı.

Genel olarak kesitte Larry, ABD’nin İran’a yönelik yaptırım tehdidinin artık geçmişteki kadar caydırıcı olmadığını; Çin, Rusya, Pakistan ve BRICS bağlantılı finansal-ticari ağların İran’a alternatif alanlar açtığını savundu. Sunucu ise Bessant’ın Çin bankalarının ABD yaptırımlarıyla işbirliği yapacağı beklentisini gerçekçi bulmadığını söyledi.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol