Kimliği Belirtilmeyen Konuk: Trump, Güney Lübnan İçin Hiçbir Şey Yapmadı
İngilizce podcast bölümünde kimliği belirtilmeyen bir sunucu ile bir konuk, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında söz edildiği anlaşılan mutabakat zaptını ve bu metnin Güney Lübnan, Gaza ve İran’daki şiddetin durdurulmasına ilişkin hükümlerini ele aldı. Konuk, metnin ilk maddesinin şiddetin sona ermesini ve İsrail’in Güney Lübnan işgalinin bitmesini öngördüğünü savunurken, Donald Trump’ın bu süreçte hiçbir somut adım atmadığını ileri sürdü.
Mutabakat Zaptının İlk Maddesi: Şiddetin Durdurulması
Sunucu, Amerika Birleşik Devletleri ile İran’ın mutabakat zaptında, ABD’nin IDF’yi (Israel Defense Forces, İsrail Savunma Kuvvetleri) Lübnan’dan çıkarması konusunda anlaşıp anlaşmadığını sordu. Konuk, bunun metindeki unsurlardan biri olduğunu belirtti.
"Diğer şeylerin yanı sıra, 14 maddelik mutabakat zaptının ilk noktası, her şeyden önce şiddetin durması gerektiğidir," diyen Konuk, bu şiddetin İran, Gaza ve özellikle Lebanon genelinde yaşanan saldırı ve ölümleri kapsadığını ifade etti.
Konuk, Lebanon’ın metinde özellikle adı geçen yerlerden biri olduğunu söyledi. Ona göre mutabakat zaptının ilk maddesi, İsrail’in Güney Lübnan’daki işgalinin sona ermesini de içeriyordu. "İsrail’in Güney Lübnan işgali durmalıydı; bu, mutabakat zaptındaki ilk noktaydı," diyen Konuk, sonrasında İsrailli yetkililerin farklı bir çizgi izlediğini savundu.
İsrail’in Güney Lübnan’da Kalma Planı
Konuk, mutabakat zaptından sonra İsrail hükümetinden üst düzey isimlerin, İsrail’in Lebanon’ın güneyinde bir “güvenlik bölgesi” için kalacağını defalarca açıkladığını söyledi. Bu durumun, mutabakat zaptının ilk maddesindeki temel varsayımı boşa çıkardığını savundu.
Konuk, İsrail’in Güney Lübnan’da yerel halkın yaşamını fiilen yok ettiğini ileri sürdü. Bölgenin birçok Şii sakinin yaşadığı bir yer olduğunu belirten konuk, bu insanların yerlerinden edildiğini söyledi. Evlerin ya ele geçirildiğini ya da yıkıldığını anlattı.
"İsrail’in açıkça ifade edilen niyeti, yerleşimcileri gönderip bölgeyi ele geçirmektir," diyen Konuk, bunun mutabakat zaptının ruhuyla çeliştiğini belirtti. Ona göre bu nedenle ilk maddedeki koşullar yerine getirilmedi.
Günlük Ölümler ve Ateşkes Süreci
Konuk, Lebanon ve Gaza’da ölümlerin sürdüğünü söyledi. Anti-war gibi savaş karşıtı haber sitelerine bakıldığında her gün kaç Lübnanlı ve Gazalının öldürüldüğünün görülebileceğini ifade etti.
"İsrail insanları öldürmeyi durdurmadı," diyen Konuk, bunun İran’ın da güçlü biçimde savunduğu temel bir mesele olduğunu belirtti. Konuğun anlatımına göre İran, herhangi bir ateşkes ya da barış anlaşmasının sonucunda ortaya çıkması gereken kurallar ve koşullar arasında şiddetin durmasını temel şart olarak görüyor.
Konuk, İran’ın bu pozisyondan geri adım atmayacağını savundu. Ayrıca Donald Trump’ın son görüşmelerde bir tür garantör rolü üstlendiğini söyledi. Trump’ın bu görüşmeleri “Lebanon hükümeti” ile İsrail hükümeti arasında yürütülen temaslar olarak tanımladığını, ancak Lebanon hükümeti ifadesinin tartışılabileceğini ekledi.
"Trump’ın herhangi bir bütünlüğü olsaydı, devreye girer ve belki de bir kez olsun dürüstlükle bir şey yapmaya çalışırdı," diyen Konuk, eski ABD başkanını sert biçimde eleştirdi.
Trump’ın Rolüne Eleştiri
Sunucu, Trump’ın Prime Minister Netanyahu’ya karşı sert ifadeler kullandığı görüşmeler dışında, mutabakat zaptının imzalanmasından bu yana Güney Lübnan’ı özgürleştirmek için ne yaptığını sordu. Ardından kendi sorusuna kısa bir yanıt verdi: "Hiçbir şey."
Konuk da bu değerlendirmeye katıldı. "Hiçbir şey yapmadı," diyen Konuk, Trump’ın yalnızca Güney Lübnan konusunda değil, mutabakat zaptında zımnen yer alan diğer faaliyetlerin durdurulması konusunda da adım atmadığını savundu.
Konuk, mutabakat zaptını, mümkün olan en kısa sürede gerçek bir ateşkese ulaşmayı hedefleyen bir belge olarak tanımladı. Ona göre mevcut aşama, 45 günlük bir müzakere dönemiydi. Bu sürecin başlangıçta 60 gün olarak öngörüldüğünü, ancak ilk iki hafta boyunca çatışmaların durmadığını söyledi.
"Bu belgenin gerçek bir ateşkese dönüşmesi ve bunun da gerçek bir barış anlaşmasına yol açması gerekiyor," diyen Konuk, mevcut durumda bunun henüz gerçekleşmediğini belirtti.
Netanyahu ve İran’a Yönelik Tehditler
Konuk, Trump’ın hem Netanyahu’yu hem de İranlıları tehdit ettiğini söyledi. Özellikle iki gün önce Trump’ın, İran’ın ortaya koyduğu tüm noktalara boyun eğmemesi halinde ülkeyi tamamen yok etmekle tehdit ettiğini ileri sürdü.
"İlginç olan şu: Hem Netanyahu’yu tehdit etti hem de İranlıları tehdit etti," diyen Konuk, Trump’ın söylem düzeyinde baskı kurduğunu, ancak mutabakat zaptının sahadaki gereklerini yerine getirmediğini savundu.
Bölümde sunucu ile konuk arasında bu konuda belirgin bir görüş ayrılığı yaşanmadı. Sunucu, Trump’ın Güney Lübnan’ın kurtarılması için hiçbir şey yapmadığını söylerken; konuk da aynı görüşü destekledi ve Trump’ın şiddeti durdurma, İsrail’in Güney Lübnan’daki varlığını sona erdirme ya da mutabakat zaptını gerçek bir ateşkese dönüştürme konusunda somut bir adım atmadığını ifade etti.
Mutabakat Zaptı ve Güney Lübnan
Sunucu: Amerika Birleşik Devletleri ile İran bu mutabakat zaptında, Amerika Birleşik Devletleri’nin IDF’yi Lebanon’dan çıkaracağı konusunda anlaştı mı?
Konuk: Evet, başka şeylerin yanı sıra. 14 maddelik mutabakat zaptındaki ilk nokta şu: Her şeyden önce şiddetin durması gerekiyor. Biliyorsunuz, ateş etme ve öldürme; İran’da, Gaza’da ve özellikle Lebanon’da, durması gereken yerler olarak anıldı. İsrail’in Güney Lübnan işgali de durmalıydı. Bu, mutabakat zaptındaki ilk noktaydı.
Konuk: Elbette bu olduktan sonra İsrail, defalarca açıklama yaptı. İsrail hükümetinden çok sayıda üst düzey yetkili, İsrail’in Lebanon’ın güneyinde bir güvenlik bölgesi için kalacağını açıkladı.
Konuk: İsrail’in yaptığı şey, Güney Lübnan’da yerel halkın yaşamını temelde yok etmek oldu. Burası birçok Şii’nin yaşadığı yerdi ve onlar yerlerinden edildi. Evleri ya ele geçirildi ya da yıkıldı. İsrail hükümetinin açıkça ifade edilen niyeti, yerleşimcileri gönderip bölgeyi ele geçirmek.
Konuk: Dolayısıyla bu ilk noktanın bütün varsayımı boşa çıkarıldı. Ve her gün, örneğin Anti-war gibi bir web sitesine bakarsanız, o gün kaç Lübnanlının ve Gazalının öldürüldüğünü görürsünüz. İsrail insanları öldürmeyi durdurmadı.
Konuk: İran’ın, bir tür ateşkes ya da barış anlaşmasının sonucu olarak ortaya çıkması gereken kurallar ve meseleler arasında güçlü biçimde desteklediği temel varsayım budur. Bundan geri adım atmayacaklar.
Konuk: Eğer Trump’ın herhangi bir bütünlüğü olsaydı, yakın zamandaki görüşmelerin aşağı yukarı garantörü olduğu için devreye girerdi. Bu görüşmeleri, kendisinin “Lebanon hükümeti” dediği taraf ile İsrail hükümeti arasında bir tür uzlaşma için yapılan görüşmeler olarak nitelendirdi; gerçi “Lebanon hükümeti” ifadesi biraz tartışılabilir. Belki devreye girer ve bir kez olsun dürüstlükle bir şey yapmaya çalışırdı.
Trump’ın Eylemsizliği
Sunucu: Peki, Prime Minister Netanyahu’ya karşı dört harfli küfürler kullandığı o konuşmalar dışında, Trump mutabakat zaptının imzalanmasından bu yana Güney Lübnan’ı özgürleştirmek için ne yaptı? Hiçbir şey.
Konuk: Hiçbir şey. Hiçbir şey yapmadı. Aslında, mutabakat zaptı belgesinde zımnen yer alan diğer faaliyetleri durdurmak için de hiçbir şey yapmadı.
Konuk: Bu belge, temelde, umulur ki er ya da geç gerçek bir ateşkese varacak bir belge. Şu anda önümüzdeki 45 gün müzakere dönemi. Başlangıçta bu süre 60 gündü. Ama ilk iki hafta boyunca ateş açma durmadı.
Konuk: Dolayısıyla bunun gelişip gerçek bir ateşkese dönüşmesi gerekiyor; bu da gerçek bir barış anlaşmasına yol açacak. Ama Trump hiçbir şey yapmadı.
Konuk: İlginç olan şu: Hem Netanyahu’yu tehdit etti hem de İranlıları tehdit etti. İki gün önce de, eğer gündeme getirdiği tüm noktalara razı olmazlarsa İran’ı tamamen yok etmekle yeniden tehdit etti.