Kimliği Belirtilmeyen Konuk: Strait of Hormuz Açık Görünse de ABD İçin Kritik Yakıt Riski Sürüyor
İngilizce kaynaklı podcast bölümünde kimliği belirtilmeyen bir sunucu ile bir konuk, Strait of Hormuz’un (Hürmüz Boğazı) mevcut durumunu, gemi trafiğini, sigorta şirketlerinin tutumunu ve bunun ABD’de yakıt arzına olası etkilerini ele aldı. Görüşmede özellikle Trump’ın boğazın açık olduğuna dair açıklamasına rağmen, ham petrolün niteliği, rafineri kapasitesi, dizel ve havacılık yakıtı arzındaki sıkışma gibi başlıkların neden kritik olduğu tartışıldı.
Strait of Hormuz’un fiili durumu
Program, sunucunun “Strait of Hormuz’un statüsünü şu anda anlayabildiğimiz kadarıyla nasıl tarif edebiliriz?” sorusuyla başladı. Konuk, boğazın fiziksel olarak yer değiştirmediğini belirterek esprili bir giriş yaptı. “Haftanın başında nerede bulunuyorsa hâlâ aynı fiziksel konumda,” diyen Konuk, “şimdilik yerinden oynamadı” şeklinde açıkladı.
Konuk daha sonra meselenin coğrafi değil, siyasi ve ticari geçiş şartlarıyla ilgili olduğunu vurguladı. Ona göre Iran’ın geçiş kurallarına uyulması halinde Strait of Hormuz açık görünüyordu. Ancak bu açıklık tüm gemiler için aynı anlamı taşımıyordu. Konuk, “Iran’ın boğazdan geçiş kurallarına uyuyorsanız, boğaz açık; tabii İsrail bağlantılı bir gemi değilseniz,” diye belirtti.
Bu noktada sunucu ile konuk arasındaki tartışma, “boğaz açık” ifadesinin pratikte ne kadar geçerli olduğu sorusuna kaydı. Konuk, diğer gemilerin otomatik olarak boğazdan çıkmak üzere sıraya girmediğini söyledi. Bunun nedeni, özellikle Lloyd’s of London ya da benzeri sigorta şirketleri tarafından sigortalanan gemilere hâlâ geçiş izni verilmemesiydi.
Sigorta şirketleri, mayın iddiaları ve belirsizlik
Konuk, sigorta şirketlerinin temkinli davranmasının temel nedenini deniz mayınlarıyla ilgili belirsizlik olarak açıkladı. “Hâlâ şu sorular var: Karada mı, denizde mi mayın var; suda yüzen patlayıcı mayınlar var mı?” diyen Konuk, sigorta şirketlerinin gemilerin boğazdan geçmesine henüz izin vermediğini ifade etti.
Konuşmada, savaşın ilk dört ayında Iran’ın Persian Gulf’u (Basra Körfezi) “mayınladığı” yönündeki iddialar da ele alındı. Konuk, bu iddiaların uzun süre gündemde kaldığını, ancak kendi hatırladığı kadarıyla son bir ya da iki ay içinde herhangi bir geminin mayına çarptığına dair tek bir vaka görmediklerini söyledi. Bu nedenle, bu iddianın gerçek bir askeri hamleden çok bir bilgi operasyonu olabileceğini değerlendirdi.
“Son bir ya da iki ay içinde bir geminin mayına çarptığı tek bir örnek hatırlamıyorum,” diyen Konuk, “bu yüzden bunun sigorta şirketlerini korkutmak için Iran tarafından ortaya atılmış bir bilgi operasyonu olup olmadığını merak ediyorum” şeklinde konuştu. Konuk, tehdidin gerçekten uygulanıp uygulanmadığının belirsiz kaldığını vurguladı.
MarineTraffic verileri ve boğazdaki gemi hareketliliği
Konuk, izleyicilerin gemi trafiğini çevrim içi olarak takip edebileceğini belirterek MarineTraffic.com sitesine atıf yaptı. Bunun bir reklam ya da ekonomik bağlantı olmadığını özellikle söyledi. Bu platformun gemilerin nerede olduğunu ve hangi yönde hareket ettiğini göstermesi nedeniyle faydalı olduğunu belirtti.
Konuk, MarineTraffic verilerine göre Strait of Hormuz’un orta kesiminde ciddi bir boşluk olduğunu söyledi. “Strait of Hormuz’un orta kısmı boş; ya da içinden bir ya da iki gemi geçiyor,” diyen Konuk, mevcut trafiğin sınırlı olduğunu açıkladı.
Geçen gemilerin yönü de konuşmanın önemli noktalarından biri oldu. Konuğa göre boğazdan geçen gemilerin neredeyse tamamı Asia’ya gidiyordu. “Gerçekten geçen gemilerin yüzde 99’u Asia’ya gidiyor gibi görünüyor,” diyen Konuk, “United States ya da Europe’a gidiyor diye işaretlenmiş tek bir gemi görmedim” şeklinde belirtti.
Bu gözlem, Trump’ın boğazların açık olduğu yönündeki açıklamasına rağmen, ABD’nin ihtiyaç duyduğu ham petrol türünün ülkeye ulaşmadığı iddiasının temelini oluşturdu. Konuk, bunun özellikle diesel ve aviation fuel (havacılık yakıtı) üretimi açısından önemli olduğunu söyledi. Ona göre United States’ın bu yakıtları üretmek için ihtiyaç duyduğu ham petrol akışı, Trump’ın açıklamasına rağmen United States’a doğru gerçekleşmiyordu.
Benzin fiyatı neden düşüyor?
Sunucu, bu noktada enerji piyasalarındaki görünür çelişkiye dikkat çekti. Eğer Strait of Hormuz’daki akışta sorun varsa, neden gasoline (benzin) fiyatı hafif de olsa düşüyordu? Sunucu, bunun petrol traderlarının futures market (vadeli işlemler piyasası) üzerindeki beklentileriyle ilgili olup olmadığını sordu.
Konuk, burada petrol ürünleri arasındaki farkın kritik olduğunu belirtti. Kendisinin de başlangıçta oil, gas ve aviation fuel’u tek bir bütün gibi düşündüğünü, ancak bunun yanlış olduğunu söyledi. “Oil, gas ve aviation fuel’un tek bir bütün olduğunu varsaymıştım; fena halde yanılmışım,” diyen Konuk, gasoline’ın diğer yakıtlardan ayrı değerlendirilmesi gerektiğini açıkladı.
Konuğa göre United States, gasoline üretmekte güçlü bir konumdaydı. Bunun nedeni ülkede bol miktarda sweet crude ya da light crude olarak adlandırılan ham petrolün üretilmesiydi. Bu petrol türü gasoline üretimine elverişliydi ve United States kendi tüketiminin üzerinde üretim yapabiliyor, fazlasının bir kısmını da yurt dışına gönderebiliyordu.
“Gasoline, United States’ın kolayca üretebildiği bir şey,” diyen Konuk, “çünkü bizde sweet crude, light crude denen ham petrolden çok var” ifadelerini kullandı. Bu nedenle benzin fiyatındaki hafif düşüş, daha geniş yakıt arzı sorunlarının olmadığı anlamına gelmiyordu.
Kritik mesele: ağır ve kükürtlü ham petrol
Konuk, asıl arz sorununun heavy crude ve sour crude denilen ham petrol türlerinde ortaya çıktığını söyledi. Bu petrol türleri Persian Gulf’tan geldiği gibi, United States tarafından Canada, Mexico ve Venezuela’dan da ithal ediliyordu. Ancak konuğa göre Venezuela’dan gelen petrol, Persian Gulf’tan kaybedilen arzı telafi etmeye yetmiyordu.
Konuk, “Arz cephesinde gerçek mesele heavy crude, yani sour crude denen ham petrol olacak,” diye vurguladı. Bu petrolün özellikle diesel ve aviation fuel üretiminde kullanılan middle distillates (orta distilatlar) açısından önemli olduğunu söyledi.
Konuşmada petrol rafinasyon süreci de ayrıntılandırıldı. Konuk, bir varil ham petrol işlendiğinde bunun yalnızca yüzde 20 ila yüzde 30’unun diesel ve aviation fuel üretiminde kullanılabilecek nitelikte olduğunu belirtti. “Bütün bir varil petrol alıyorsunuz, ama işlenmeye başlandığında bunun sadece yüzde 20 ila yüzde 30’u diesel ve aviation fuel yapmak için kullanılabiliyor,” diyen Konuk, bu oranın arz kısıtı açısından önemli olduğunu açıkladı.
Rafinerilerin aynı anda iki ihtiyacı karşılayamaması
Konuk, rafinerilerin karşı karşıya olduğu teknik sorunu da gündeme getirdi. Ona göre diesel üretimi ile aviation fuel üretimi farklı süreçlere dayanıyordu ve rafineriler bu iki ürünü aynı anda aynı esneklikle üretemiyordu. Bu durum, arz daralması sırasında hangi ürünün önceliklendirileceği sorusunu daha kritik hale getiriyordu.
Konuk, savaş başlamadan iki gün öncesine dönerek bir karşılaştırma yaptı. O dönemde belli bir diesel ve belli bir aviation fuel stoğu bulunduğunu, ancak Strait of Hormuz kapandığında her iki ürünün arzının yüzde 20 düştüğünü söyledi. Aynı anda havacılık yakıtına olan talebin arttığını, çünkü Middle East’te yoğun combat operations (muharebe operasyonları) yürütüldüğünü belirtti.
“Strait of Hormuz kapandığında, her ikisinin arzı yüzde 20 düştü,” diyen Konuk, “havacılık tarafında ise talep çok yükseldi, çünkü Middle East’te tüm bu muharebe operasyonlarını başlatıyorduk” şeklinde açıkladı.
Bu tablo, diesel ve aviation fuel arzı arasında ciddi bir dengesizlik yarattı. Konuk, mevcut talepleri karşılamak için yeterli diesel, aviation fuel ve bu yakıtları üretecek petrol bulunmadığını savundu.
13 günlük tampon ve kırılgan arz dengesi
Programın son bölümünde konuşma, enerji güvenliği açısından en kritik noktaya geldi. Konuk, mevcut durumun “13-day buffer” olarak adlandırılan seviyeye indiğini söyledi. Bu, sistemin yalnızca sınırlı bir süreliğine dayanabileceği anlamına geliyordu.
“Bu, esasen şu anlama geliyor: Bir ya da iki hafta içinde, herhangi bir şey olursa, örneğin bir hurricane bir rafineriyi devre dışı bırakırsa, bazı kritik yakıtlardan mahrum kalma eşiğine geleceğiz,” diyen Konuk, arzın kırılganlığına dikkat çekti.
Konuk, bu nedenle Trump’ın Strait of Hormuz’un açık olduğu yönündeki açıklamasının enerji piyasalarındaki asıl riski ortadan kaldırmadığını savundu. Ona göre sorun, boğazdan hiç gemi geçip geçmemesinden ibaret değildi. Hangi gemilerin geçtiği, hangi ülkelere yöneldiği, hangi petrol türünü taşıdığı ve bu petrolün hangi yakıt ürünlerine dönüştürülebildiği daha belirleyici unsurlardı.
Podcast bölümünde sunucu, benzin fiyatındaki hafif düşüşle enerji arzındaki riskler arasındaki görünür çelişkiyi gündeme getirirken, konuk bu çelişkinin petrol ürünlerinin farklı yapısından kaynaklandığını anlattı. Gasoline arzının United States için daha yönetilebilir olduğunu, buna karşılık diesel ve aviation fuel tarafında Persian Gulf kaynaklı heavy ve sour crude akışının daha kritik olduğunu belirtti.
Sonuçta görüşmede öne çıkan tablo, Strait of Hormuz’un hukuken ya da açıklamalar düzeyinde “açık” sayılmasının piyasa ve arz güvenliği açısından tek başına yeterli olmadığıydı. Konuk, sigorta şirketlerinin geçişleri sınırlamasını, mayın iddialarının yarattığı belirsizliği, gemi trafiğinin Asia yönlü yoğunlaşmasını ve United States’a giden uygun ham petrol akışının görünmemesini, diesel ve aviation fuel arzı bakımından ciddi bir risk olarak değerlendirdi.
Strait of Hormuz’un durumu
Sunucu: Strait of Hormuz’un statüsü, şu anda anlayabildiğimiz kadarıyla nedir?
Konuk: Haftanın başında nerede bulunuyorsa hâlâ aynı fiziksel konumda. Şimdilik yerinden oynamadı.
Konuk: Eğer Iran’ın boğazdan geçiş kurallarına uyuyorsanız, boğaz açık. Tabii İsrail bağlantılı bir gemi değilseniz.
Konuk: Peki bu, diğer bütün gemilerin çıkmak için sıraya girdiği anlamına mı geliyor? Hayır. Çünkü Lloyd’s of London ya da başka bir sigorta şirketi tarafından sigortalanan gemilerin boğazdan geçmesine henüz izin verilmiyor. Çünkü hâlâ şu sorular var: Karada mı, denizde mi mayın var? Suda yüzen patlayıcı mayınlar var mı?
Konuk: Bu savaşın ilk dört ayı boyunca Iran’ın Persian Gulf’u “mayınladığını” duyduk. Ama ben buna bakınca, hatırladığım kadarıyla son bir ya da iki ay içinde tek bir geminin mayına çarptığı bir olay görmedik. Bu yüzden bunun Iran’ın sigorta şirketlerini korkutmak için ortaya attığı bir bilgi operasyonu olup olmadığını merak ediyorum; ama tehdit gerçekten uygulanmadı mı, bunu bilmiyoruz.
Gemi trafiği ve petrol akışı
Konuk: Gemi sayısına bakarsanız, insanlar MarineTraffic.com’a gidebilir. MarineTraffic.com. Onlardan para almıyorum. Onlarla ekonomik bir bağım yok. Ama size gemilerin gerçekte ne olduğunu, nerede bulunduğunu ve neler olduğunu gösteriyor. Strait of Hormuz’un orta kısmı boş. Ya da içinden bir ya da iki gemi geçiyor.
Konuk: Gerçekten geçmiş olan gemilerin hepsi, yani yüzde 99’u, Asia’ya gidiyor gibi görünüyor. Hiçbiri... United States’a ya da Europe’a gidiyor diye işaretlenmiş tek bir gemi görmedim. Bu önemli, çünkü bu, United States’ın diesel ve aviation fuel üretmek için ihtiyaç duyduğu türden ham petrolün, Trump’ın boğazların açık olduğu açıklamasına rağmen United States’a akmadığı anlamına geliyor.
Benzin fiyatı ve farklı petrol ürünleri
Sunucu: O zaman gasoline fiyatı neden düşüyor? Çok değil, ama biraz düşüyor. Bunun nedeni petrol traderlarının futures markette bahis alması mı?
Konuk: Aslında ben oil, gas ve aviation fuel’un tek bir bütün olduğunu varsaymıştım. Fena halde yanılmışım. Gasoline’ı ayrı tutun. Gasoline, United States’ın kolayca üretebildiği bir şey, çünkü bizde sweet crude, light crude denen ham petrolden çok var.
Konuk: Bunu United States’ta üretiyoruz, tüketebileceğimizden fazla üretiyoruz ve bunun bir kısmını yurt dışına gönderiyoruz. Arz cephesinde asıl kritik mesele heavy crude, yani sour crude denen petrol olacak. Persian Gulf’tan çıkan şey bu; United States bunu Canada’dan, Mexico’dan ve Venezuela’dan da ithal ediyor. Ama Venezuela’dan gelen petrol, Persian Gulf’tan kaybedileni telafi edemez.
Diesel, aviation fuel ve rafineri kısıtları
Konuk: Bu ham petrole middle distillates diyorlar. Yani bütün bir varil petrol alıyorsunuz, ama işlemeye başladıklarında bunun yalnızca yaklaşık yüzde 30’u, yüzde 20 ila yüzde 30’u diesel ve aviation fuel yapmak için gerçekten kullanılabiliyor.
Konuk: Bu rafinerilerin yaşadığı sorun, ya da bizim karşı karşıya olduğumuz mesele şu: İkisini aynı anda yapamıyorlar. Diesel üretmek ile aviation fuel üretmek farklı süreçler.
Konuk: Savaşın başlamasından sadece iki gün öncesine dönelim. Şu kadar diesel’iniz ve şu kadar aviation fuel’unuz vardı. Sonra birden Strait of Hormuz kapandı. Her ikisinin arzı yüzde 20 düştü. Ama aviation tarafında talep çok yükseldi, çünkü Middle East’te bütün bu muharebe operasyonlarını başlatıyorduk.
Konuk: Böylece gerçek bir ayrışma oluştu. Mevcut talepleri karşılamak için yeterli diesel, aviation fuel ve bunu sağlayacak petrol arzımız yok.
13 günlük tampon
Konuk: Bu durum, 13 günlük tampon denen seviyeye kadar indi. Bu da esasen şu anlama geliyor: Bir ya da iki hafta içinde, herhangi bir şey olursa, örneğin bir hurricane bir rafineriyi devre dışı bırakırsa, bazı kritik yakıtlardan mahrum kalma eşiğine geleceğiz.