Judge Napolitano - Judging Freedom

Kimliği Belirtilmeyen Konuk Akademisyen: Blinken’ın Gaza Yanıtı ve Trump’ın Panama Canal Söylemi Tartışma Yarattı

İngilizce podcast bölümünde kimliği transcriptte belirtilmeyen sunucu ile jeopolitik alanında uzman olduğu söylenen konuk akademisyen, Antony Blinken’ın Gaza konusundaki sözlerini ve Donald Trump’ın Panama Canal ile Greenland’a ilişkin yaklaşımını tartıştı. Bölümde özellikle Blinken’ın “genocide” iddiasını reddedişi, New York Times muhabirinin takip sorusu yöneltmemesi ve China’nın Panama Canal üzerindeki rolüne dair Trump’ın iddiaları ele alındı.

Blinken’ın Gaza Yanıtı Tartışıldı

Programda önce Antony Blinken’ın Gaza konusunda kendisine yöneltilen bir soruya verdiği yanıt dinletildi. Muhabir, Blinken’a, “Secretary Blinken, dünyanın sizin bir soykırıma başkanlık ettiğinizi düşünebileceğinden endişe ediyor musunuz?” diye sordu. Blinken bu soruya doğrudan “Hayır” karşılığını verdi.

“Hayır. Öncelikle bu öyle değil,” diyen Antony Blinken, “İkincisi, dünyanın bunu nasıl gördüğüne gelince, buna tam olarak cevap veremem” şeklinde açıkladı. Blinken, herkesin “olgulara bakması” ve bu olgulardan kendi sonuçlarını çıkarması gerektiğini söyledi. “Benim vardığım sonuçlar açık,” diyen Blinken, Gaza’daki duruma ilişkin değerlendirmesini bu çerçevede sundu.

Konuk akademisyen, Blinken’ın bu yanıtını ikna edici bulmadığını ifade etti. Ona göre Blinken’ın beden dili ve sözleri, önceki bir Ukraine tartışmasındaki yaklaşımıyla benzerlik taşıyordu. Konuk, Blinken’ın daha önce Ukraine konusunda da ABD’nin “esasen galip geldiği” yönünde bir izlenim verdiğini söyledi.

“İnsan kendi kendine, ‘Bu adam hangi gezegende yaşıyor?’ diye soruyor,” diyen konuk akademisyen, “Aynı şey Gaza’da olanlar için de geçerli” değerlendirmesinde bulundu. Konuk, Blinken’ın “genocide” kelimesini kullanmaktan kaçınmasının meseleyi ortadan kaldırmadığını savundu.

“Genocide Demiyorsanız Ne Diyorsunuz?”

Konuk akademisyen, Blinken’ın “genocide” nitelemesini reddetmesi halinde başka bir açıklama yapması gerektiğini söyledi. Ona göre Blinken’a yöneltilmesi gereken takip sorusu, olayların hangi kavramla tanımlanacağıydı.

“Ben ona şunu söylerdim: Tamam, buna genocide demek istemiyorsunuz, peki ne diyorsunuz?” diyen konuk akademisyen, “Mass murder mı? İsraillilerin büyük çaplı war crimes işlediğine mi inanıyorsunuz?” ifadelerini kullandı. Bu sözlerle konuk, Blinken’ın yalnızca bir kavramı reddetmesinin yeterli olmadığını; Gaza’daki eylemlere ilişkin alternatif bir tanım ortaya koyması gerektiğini savundu.

Sunucu da bu noktada Max Blumenthal’ın eleştirisine atıf yaptı. Sunucuya göre Blumenthal, New York Times muhabirini, Blinken’a yeterince takip sorusu sormadığı için eleştirmişti. Sunucu, muhabirin adını hatırlayamadığını da belirtti.

“Arkadaşımız ve meslektaşımız Max Blumenthal, New York Times muhabirini oldukça eleştirmişti,” diyen sunucu, “çünkü sizin az önce söylediğiniz çizgide bir takip sorusu sormadı” diye belirtti. Sunucu, Blinken’ın görüntüde kötü göründüğünü, hatta “kendisini kötü gösterdiğini” söyledi; ancak muhabirin tartışmayı derinleştirebilecek ek sorular yöneltebileceğini ifade etti.

Bu bölümde iki konuşmacı da Blinken’ın yanıtının sorunlu göründüğü konusunda benzer bir noktada buluştu. Konuk akademisyen, Blinken’ın Ukraine ve Gaza örneklerinde gerçeklikten kopuk bir izlenim verdiğini savundu. Sunucu ise özellikle gazetecilik pratiği açısından, muhabirin Blinken’ın yanıtını daha ileri sorularla sınaması gerektiğini aktardı.

Trump, Panama Canal ve China İddiası

Programın ikinci ana başlığı Donald Trump’ın Panama Canal’a ilişkin açıklamalarıydı. Sunucu, Trump’ın Panama Canal’ı yeniden ele geçirme arzusunu China’nın varlığıyla ilişkilendirmesinin nedenini sordu. Soru, China’nın Panama Canal’ı gizli ya da açık biçimde devraldığına veya işlettiğine dair kanıt olup olmadığına odaklandı.

Konuk akademisyen bu iddiaya net biçimde karşı çıktı. “Hayır. Hayır,” diyen konuk akademisyen, “China, Western Hemisphere’da hiçbir yerde askeri bir tehdit değildir” ifadelerini kullandı. Konuk, United States’in de China’nın Western Hemisphere’da askeri tehdit haline gelmesine izin vermeyeceğini söyledi.

Konuk akademisyen, bu yaklaşımı Monroe Doctrine ile ilişkilendirdi. “Bu Monroe Doctrine’dir. Ortadan kalkmış değil,” diyen konuk akademisyen, ABD’nin kendi yarımküresinde dış askeri nüfuza izin vermeme çizgisinin sürdüğünü belirtti. Ancak Trump’ın Panama Canal’ı “geri alma” fikrine neden bu kadar ilgi duyduğunu anlamadığını da ekledi.

“Trump’ın Panama Canal’ı geri almakla neden bu kadar ilgilendiğini anlamıyorum,” diyen konuk akademisyen, “şu anda bu bana mantıklı gelmiyor” değerlendirmesinde bulundu. Ona göre bugünün koşullarında Panama Canal üzerinden böyle bir söylemi haklı çıkaracak bir senaryo yoktu.

Konuk akademisyen, geleceğe dönük teorik ihtimalleri tamamen dışlamadığını, fakat bunların mevcut tartışmayı açıklamadığını söyledi. “Bundan 20 ya da 30 yıl sonra önemli olabileceği bir durum varsayılabilir,” diyen konuk akademisyen, “ama bugün bu tür bir konuşmayı haklı çıkaran hiçbir senaryo yok” diye ekledi.

Greenland Farklı Bir Stratejik Başlık Olarak Sunuldu

Konuk akademisyen, Panama Canal konusunda Trump’ın yaklaşımını anlamadığını söylerken Greenland için farklı bir değerlendirme yaptı. Ona göre Greenland, Arctic bölgesindeki konumu nedeniyle stratejik açıdan Panama Canal’dan ayrı ele alınmalıydı.

“Greenland farklı bir mesele,” diyen konuk akademisyen, “Arctic’te yer alıyor ve stratejik amaçlar bakımından büyük önem taşıyor” şeklinde açıkladı. Bu nedenle konuk, Greenland’a ilişkin stratejik ilginin daha anlaşılır olduğunu, fakat Panama Canal için aynı şeyi söyleyemediğini belirtti.

Programda Greenland hakkında ayrıntılı bir askeri ya da jeopolitik analiz yapılmadı; yalnızca önceki konuşmaya atıfla, bu bölgenin Arctic’teki konumu nedeniyle önemli olduğu vurgulandı. Panama Canal ise mevcut koşullarda China tehdidiyle ilişkilendirilmesi ikna edici bulunmayan bir başlık olarak değerlendirildi.

Bölüm genelinde konuk akademisyen, hem Blinken’ın Gaza konusundaki tutumunu hem de Trump’ın Panama Canal söylemini eleştirel biçimde değerlendirdi. Sunucu ise Blinken’a yöneltilen gazetecilik sorusunun devamının getirilmemesini gündeme taşıdı ve Max Blumenthal’ın bu yöndeki eleştirisini aktardı.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol