Judge Napolitano - Judging Freedom

İsmi Belirtilmeyen Konuk: Trump Greenland Çıkışını Ukraine Felaketinden Bağımsız da Yapardı

İngilizce podcast bölümünde ismi belirtilmeyen sunucu ile ismi belirtilmeyen konuk, Greenland, Arctic (Kuzey Kutbu bölgesi), Russia, China, NATO ve Ukraine savaşı ekseninde Donald Trump’ın dış politika çıkışlarını tartıştı. Konuşmada özellikle Trump’ın Greenland’ı edinme fikri, Ukraine’da beklenen Amerikan yenilgisi iddiası ve bunun iç siyasette yaratabileceği sonuçlar ele alındı.

Greenland Tartışması ve Bölgesel Hegemonya

Programın başında sunucu, konuğun “bölgesel hegemonya” kavramı üzerine geliştirdiği uzmanlığa atıf yaptı. Sunucu, China, United States ve Russia için ayrı etki alanlarından söz ederek tartışmayı Greenland üzerinden açtı. "China’nın kendi hegemonya alanı var, onları rahat bırakın. US’in kendi hegemonya alanı var, bizi rahat bırakın. Russia’nın kendi hegemonya alanı var, onu rahat bırakın," diyen Sunucu, US’in zaman zaman başka ülkelerin alanlarına girmeye çalıştığını da ekledi.

Sunucu ardından daha somut bir soru yöneltti: "United States, şu ya da bu yolla, satış ve satın alma yoluyla ya da askeri güçle Greenland’ı edinirse Kremlin’de ne olur?" şeklinde sordu. Bu soru, Trump’ın Greenland’a ilişkin açıklamalarının Russia açısından nasıl okunacağına odaklandı.

Konuk, Russia’nın böyle bir gelişmeyi önlemek için fazla seçeneği olmadığını söyledi. "Bence Russians’ın bunu engellemek için yapabileceği pek bir şey yok," diyen ismi belirtilmeyen konuk, Moscow’un Greenland nedeniyle doğrudan bir çatışmaya girmesini beklemediğini ifade etti. Konuğa göre, "Greenland yüzünden bir kavgaya gireceklerini sanmıyorum."

Ukraine Savaşının Arctic Dengelerine Etkisi

Konuk, Greenland ve Arctic etrafındaki gerilimin büyük ölçüde Ukraine savaşının sonucu olduğunu savundu. Ona göre bu bağlantı kamuoyunda yeterince anlaşılmıyor. "Burada olan biten büyük ölçüde Ukraine savaşının bir sonucu," diyen konuk, "bence çoğu insan bunun farkında değil" değerlendirmesinde bulundu.

Konuk, Ukraine savaşı nedeniyle United States’in fiilen Russia ile bir kavga başlattığını söyledi. "Ukraine savaşının sonucu olarak, biz aslında Russia ile bir kavga seçtik," diyen konuk, bu durumun iki ülkeyi ölümcül düşmanlar haline getirdiğini belirtti. Konuğun anlatımında Russia ve United States, Greenland hesaba katılmasa bile Arctic bölgesinde fiziksel olarak bulunan iki güç olarak tanımlandı.

Bu çerçevede konuk, Arctic’in stratejik öneminin arttığını ve bunun yalnızca Greenland meselesiyle açıklanamayacağını vurguladı. Ice melting (buzların erimesi) nedeniyle bölgede yeni faaliyetler ortaya çıktığını söyledi. Konuğa göre bu yeni hareketlilik, Russia açısından güvenlik kaygılarını büyütüyor.

Finland ve Sweden’ın NATO’ya Katılımı

Konuşmada öne çıkan başlıklardan biri Finland ve Sweden’ın NATO’ya katılması oldu. Konuk, Ukraine savaşının ardından bu iki ülkenin NATO’ya girmesinin Arctic güç dengesini değiştirdiğini belirtti. "Ukraine savaşının sonucu olarak Finland ve Sweden NATO’ya katıldı," diyen konuk, bunun Russia açısından büyük bir sorun yarattığını savundu.

Konuk, Arctic’te fiziksel olarak bulunan sekiz ülkenin yedisinin artık NATO ülkesi olduğunu söyledi. Bu sayıyı özellikle vurguladı: "Arctic’te fiziksel olarak bulunan sekiz ülkenin yedisi NATO ülkesi," ifadesini kullandı. Ona göre bu tablo Russia için “devasa bir problem” anlamına geliyor.

Konuk, Russia’nın bu koşullarda istemediği bir adım atmak zorunda kaldığını ileri sürdü. "Russians bunu yapmak istemedi, ama biz aslında onların elini zorladık," diyen konuk, Moscow’un China’yı Arctic’e davet ettiğini söyledi. Bu iddiaya göre Russia, NATO’nun bölgedeki yoğunlaşmasına karşı China ile birlikte hareket etmeye yöneldi.

Russia ve China’nın Arctic’te Yakınlaşması

Konuğun değerlendirmesine göre Arctic artık sadece iklim değişikliği veya coğrafi erişim meselesi değil; büyük güç rekabetinin yeni alanlarından biri. Ice melting nedeniyle bölgede yeni faaliyetler oluşurken, NATO varlığının artması Russia’yı China ile daha yakın çalışmaya itti.

"Russians, Chinese’i kendileriyle birlikte Arctic’e gelmeye davet etti," diyen konuk, bunun temel nedeninin sekiz Arctic ülkesinden yedisinin NATO üyesi haline gelmesi olduğunu savundu. Bu tablo, konuşmada hem Russia’nın hem de United States’in sinirlendiği ve kaygılandığı bir stratejik çevre olarak tarif edildi.

Konuk, Washington’ın da Arctic’in önemini gördüğünü belirtti. "Biz de elbette geriliyoruz, çünkü Arctic’in önemini anlıyoruz," diyen konuk, Trump’ın Greenland’ı alma fikrinden söz etmesinin bu nedenle tamamen şaşırtıcı olmadığını söyledi. Ona göre Trump’ın çıkışı yalnızca kişisel üslubuyla değil, bölgedeki stratejik rekabetle de bağlantılı.

Trump’ın Greenland, Panama Canal ve Iran Çıkışları

Sunucu, tartışmanın ikinci bölümünde Trump’ın bu tür dış politika çıkışlarını başka bir açıdan gündeme getirdi. Bazı yorumcuların Trump’ın Ukraine’da aşağılayıcı bir Amerikan yenilgisi beklediğini ve dikkati bu yenilgiden başka bir “zafer”e çevirmek isteyebileceğini düşündüğünü söyledi.

"Trump’ın Ukraine’da utanç verici ve aşağılayıcı bir Amerikan yenilgisini öngördüğü ve dikkatleri bu aşağılanmadan başka bir zafere çevireceği teorisine katılıyor musunuz?" diye soran Sunucu, örnek olarak Greenland’ın ele geçirilmesini, Panama Canal’ın ele geçirilmesini veya Iran’a saldırıyı saydı.

Konuk bu ihtimali dışlamadı. "Bence bu mümkün, hatta muhtemel," diyen konuk, Trump’ın Ukraine’da yaklaşan felaket karşısında böyle bir yön değiştirme arayışına girebileceğini belirtti. Ancak konuğun değerlendirmesi bununla sınırlı kalmadı. Ona göre Ukraine’daki sorun olmasa bile Trump yine benzer açıklamalar yapabilirdi.

“Trump Trump’tır” Değerlendirmesi

Konuk, Trump’ın kişisel tarzını ve siyasi iletişim biçimini ayrıca değerlendirdi. "Trump Trump’tır," diyen konuk, onu “usta bir şovmen” olarak niteledi. Konuğa göre Trump, gezegendeki en güçlü devletin başında bulunuyor ya da kısa süre içinde bulunacak ve neredeyse her şeyi söyleyip bundan sıyrılabileceğini fark etmiş durumda.

Konuk, Trump’ın bu nedenle sık sık kontrolsüz biçimde konuştuğunu savundu. "Neredeyse her şeyi söyleyip bundan sıyrılabileceğini fark etti," diyen konuk, "temel kişiliği göz önüne alındığında, sürekli ağzına geleni söylüyor" değerlendirmesini yaptı.

Bu nedenle konuk, Greenland veya benzeri çıkışların sadece Ukraine’daki gelişmelere bağlanmasını yeterli görmedi. Ona göre Trump’ın kişiliği ve siyasi sahneleme becerisi, Ukraine’daki olası yenilgiden bağımsız olarak da bu tür açıklamalara yol açabilirdi. "Ukraine olmasa bile bunu yapıyor olurdu," diyen konuk, yine de Trump’ın ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğunu vurguladı.

Biden, Afghanistan ve Ukraine Benzetmesi

Konuşmanın sonunda konuk, Joe Biden ile Donald Trump arasında Afghanistan ve Ukraine üzerinden bir karşılaştırma yaptı. Ona göre Biden, Ukraine dosyasını Trump’ın önüne bırakmayı başardı. Konuk bunu, Trump’ın Afghanistan meselesini Biden’a bırakmasına benzetti.

"Joe Biden, Trump’ın Afghanistan’da yaptığına çok benzer şekilde sorunu başarıyla erteledi," diyen konuk, Afghanistan’ın sonunda Biden’ın kucağına düştüğünü hatırlattı. Ona göre Ukraine da şimdi Trump’ın kucağına düşmüş durumda.

Konuk, Ukraine’da durumun kötüleşmesi halinde Demokrat Parti ve Trump karşıtlarının suçu Trump’a yükleyeceğini söyledi. "Her şey berbat bir hale geldiğinde, bütün Democrats ve bütün Trump karşıtları parmaklarını Trump’a doğrultacak," diyen konuk, onların Trump için “başarısız oldu, bu United States için büyük bir felaketti ve bundan o sorumlu” diyeceğini savundu.

Bu değerlendirmede konuk, Ukraine meselesinin Trump açısından yalnızca dış politika dosyası değil, aynı zamanda iç siyasi sorumluluk meselesi haline geleceğini öne sürdü. Program, Greenland tartışmasının Arctic’teki güç dengeleri, NATO’nun genişlemesi, Russia-China yakınlaşması ve Trump’ın Ukraine dosyasında karşılaşabileceği siyasi risklerle birlikte okunması gerektiği fikri etrafında şekillendi.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol