John Mearsheimer: NATO’nun Ukrayna Mesajı Rusya’yı Dürtüyor
Kaynak dil: İngilizce. Judging Freedom programında Andrew Napolitano, siyaset bilimci John Mearsheimer ile Washington DC’de düzenlenen NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) 75. yıl liderler zirvesini, Ukrayna’nın NATO üyeliği için kullanılan dili ve bunun Rusya’ya verebileceği mesajı konuştu. Bölüm, NATO’nun Ukrayna’ya desteğinin savaş alanındaki durum ve ABD iç siyasetindeki Donald Trump ihtimaliyle nasıl ilişkilendirildiğini göstermesi bakımından önem taşıyor.
Washington’daki NATO Zirvesi ve Sızan Taslaklar
Napolitano, konuşmanın başında ABD Başkanı Joe Biden’ın Washington DC’de NATO liderliğine ev sahipliği rolünü tamamlamakta olduğunu söyledi. Zirvenin NATO’nun 75. yılı nedeniyle düzenlendiğini aktaran Napolitano, “kutlama” sözcüğünün kullanımı ya da kötüye kullanımına girmek istemediğini, ancak NATO perspektifinden bunun bir kutlama olarak görüldüğünü belirtti.
Programın ilk tartışma başlığı, zirvenin henüz yayımlanmamış resmi bildirisi oldu. Napolitano’ya göre resmi bildiri açıklanmadan önce bazı paragraf taslakları basına sızmıştı. Bu taslaklardan ikisinde Ukrayna’nın NATO’ya girişinin “kaçınılmaz” ve “geri dönülmez” olarak nitelendirildiğini söyledi. “Bu kadar pervasız bir şeyin böyle bir zamanda sızdırılmış olmasına şaşırdınız mı?” diyen Andrew Napolitano, sorusunu doğrudan Mearsheimer’a yöneltti.
Mearsheimer, bu ifadelerin kendisini kısmen şaşırttığını söyledi. Biden yönetimini eleştirel bir dille değerlendiren Mearsheimer, yönetimin zaman zaman pervasız davranabileceğini düşündüğünü, bu yüzden tamamen şaşırmadığını belirtti. Ancak yine de NATO zirvesi öncesinde yönetimin Ukrayna’nın üyeliği konusunda daha temkinli bir çizgide göründüğünü söyledi. “Biraz şaşırdım,” diyen John Mearsheimer, “Biden yönetiminin ne kadar pervasız olabileceği düşünüldüğünde böyle bir şeye hiçbir zaman tamamen şaşırmıyorsunuz, ama bu kadar ileri gideceklerini sanmıyordum” şeklinde değerlendirdi.
Mearsheimer’a göre zirve öncesinde Biden yönetimi bu konuda açık bir taahhüt vermekten ziyade meseleyi dengede tutuyor, kesin bir sözden kaçınıyordu. Bu nedenle “kaçınılmaz” ve “geri dönülmez” gibi ifadelerin sızması, onun gözünde beklenenden daha ileri bir söylemdi. Napolitano’nun sorusu da tam olarak bu noktaya odaklandı: Ukrayna’nın NATO’ya üyeliğinin böyle kesin bir dille sunulması, savaş devam ederken Rusya açısından nasıl okunacaktı?
Blinken’ın “İyi Aydınlatılmış Köprü” Sözü
Napolitano daha sonra ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın bir gün önce yaptığı açıklamaya geçti. Blinken’ın Ukrayna’nın NATO üyeliği konusunda daha somut bir ifade kullandığını belirten Napolitano, “Belki ‘NATO’ya iyi aydınlatılmış köprü’ ifadesinin ne anlama geldiğini biliyorsunuzdur,” diyerek Blinken’ın sözlerini dinletti.
Blinken’ın aktarılan açıklamasında NATO zirvesinde Ukrayna için güçlü bir paket açıklanacağı belirtiliyordu. “NATO’da önümüzdeki birkaç gün içinde açıklanacak son derece güçlü bir paketimiz var; bu paket Ukrayna için NATO üyeliğine çok açık, güçlü, sağlam, iyi aydınlatılmış bir köprü kuruyor,” diyen Antony Blinken, bunun içinde NATO’nun ilk kez ittifaka katılmak isteyen bir ülkeye yardımcı olmak için özel bir komuta tahsis etmesinin de bulunduğunu söyledi. Blinken, bu adımı “başlı başına olağanüstü” diye nitelendirdi.
Napolitano, Blinken’ın sözlerini sızan taslaklardaki “geri dönülmez” ve “kaçınılmaz” ifadeleriyle birlikte okudu. Ona göre ortada hem “iyi aydınlatılmış köprü” gibi mecazi bir ifade hem de Ukrayna’nın NATO’ya girmesinin neredeyse kesinleştiğini ima eden taslak dili vardı. Bu nedenle Mearsheimer’a, “Rus ayısını dürtmeye mi çalışıyorlar?” diye sordu.
Mearsheimer’ın yanıtı, bu dilin niyetinden bağımsız olarak Rusya açısından kışkırtıcı algılanabileceği yönündeydi. “Bence bunu isteyerek ya da istemeyerek Rus ayısını dürtüyorlar,” diyen John Mearsheimer, Blinken’ın esas amacının Rusya’ya meydan okumaktan çok Ukraynalıları ikna etmek olduğunu savundu. Ona göre Washington’un vermeye çalıştığı ana mesaj, ABD’nin Ukrayna’nın yanında olduğu ve desteğini sürdüreceğiydi.
Ukrayna’ya Güvence Verme Çabası
Mearsheimer, Blinken’ın ve Biden yönetiminin söylemini Ukrayna’nın moral ve siyasi beklentileriyle ilişkilendirdi. Ona göre Ukraynalılar savaş alanında zor bir tabloyla karşı karşıyaydı ve ABD desteğinin devam edeceğine inanmaları gerekiyordu. “Ukraynalılar savaş alanında çok kötü durumda,” diyen John Mearsheimer, Rusların üstünlüğe sahip olduğunu ve savaşın bir şekilde Rusya lehine sonuçlanacağını savunmanın zor olmadığını belirtti.
Mearsheimer, Ukrayna’nın mevcut durumu tersine çevirmesinin nasıl mümkün olacağını görmenin zor olduğunu söyledi. Ancak buna rağmen Ukraynalıların, savaşı sürdürmek için ABD ve müttefiklerinin yanlarında olduğuna inanmaları gerektiğini savundu. Bu inancı kendisi “bence aptalca” diye nitelendirse de, Ukraynalıların cephede gidişatı durdurabileceklerine, hatta bir gün tersine çevirebileceklerine inanmaya devam ettiklerini söyledi.
Bu noktada Mearsheimer’ın vurgusu, NATO dilinin askeri gerçeklikten ziyade siyasi ve psikolojik güvence işlevi gördüğü yönündeydi. Ona göre “geri dönülmez”, “kaçınılmaz” ve “iyi aydınlatılmış köprü” gibi ifadeler Ukrayna’ya, Batı’nın desteğinin sürdüğü mesajını veriyordu. “Bence Blinken’ın asıl kaygısı Ukraynalıları, onlarla birlikte olduğumuza, arkalarında olduğumuza ikna etmek,” diyen John Mearsheimer, bu mesajın özellikle savaş alanındaki kötüleşen koşullar nedeniyle önemli hale geldiğini ifade etti.
Mearsheimer, Ukrayna’nın ABD desteği konusunda şüphe duyması için nedenleri olduğunu da söyledi. Bu şüphenin yalnızca savaşın gidişatından değil, ABD’deki siyasi tablodan da kaynaklandığını savundu. Özellikle Donald Trump’ın yeniden White House’a (Beyaz Saray) dönme ihtimalinin Ukrayna açısından belirsizlik yarattığını belirtti.
Trump İhtimali ve ABD Desteği Tartışması
Mearsheimer, ABD siyasetindeki gidişata bakıldığında Donald Trump’ın sonbaharda yeniden başkanlığa dönmesinin muhtemel göründüğünü söyledi. Bu ihtimali kesin bir sonuç gibi sunmadı. “Bunun aksiyomatik olduğunu söylemiyorum,” diyen John Mearsheimer, “ama Amerika’daki siyasetin bugün bulunduğu yere bakınca Donald Trump’ın White House’a geri dönecek gibi göründüğünü” ifade etti.
Mearsheimer’a göre bu ihtimal Ukrayna’da ciddi kaygı yaratıyordu. Çünkü Trump’ın Ukrayna’ya destek konusunda Biden yönetimi kadar istekli olmadığı kanaatindeydi. “Donald Trump’ın Ukraynalıları desteklemeye çok az ilgisi var,” diyen John Mearsheimer, bu nedenle Ukraynalıların gelecekleri konusunda derin endişe taşıdığını belirtti.
Bu değerlendirmede Biden yönetiminin NATO zirvesindeki dili, Trump ihtimaline karşı Ukrayna’ya güvence verme çabasının parçası olarak sunuldu. Mearsheimer, Biden’ın temel hedefinin Ukraynalılara “arkanızdayız” mesajı vermek olduğunu söyledi. “Bence Biden’ın esas yaptığı şey Ukraynalılara arkalarında olduğumuzu söylemek,” diye değerlendiren Mearsheimer, bu mesajın ABD’nin uzun vadeli bağlılığına ilişkin kuşkuların arttığı bir dönemde verildiğini savundu.
Programda Blinken’ın açıklaması, sızdırılan NATO bildirisi taslakları ve Biden yönetiminin Ukrayna’ya dönük dili aynı çerçevede ele alındı. Napolitano bu dili riskli ve Rusya’yı tahrik edici olup olmadığı açısından sorgularken, Mearsheimer bunun en azından fiilen Rusya’yı dürtme etkisi doğurduğunu söyledi. Ancak Mearsheimer’a göre Washington’un birincil hesabı, Rusya’dan çok Ukrayna’ya dönüktü: Ukraynalılara yalnız olmadıklarını ve NATO üyeliği yolunun açık tutulduğunu hissettirmek.
Bölümün bu kısmında karşıt bir konuşmacı yer almadı; Biden yönetiminin pozisyonu Blinken’ın kayıtlı açıklaması üzerinden aktarıldı. Blinken, NATO’nun Ukrayna için güçlü bir paket hazırladığını ve üyeliğe giden yolu somutlaştırdığını söylerken, Mearsheimer bu söylemin savaş alanındaki gerçekliği değiştirmediğini savundu. Tartışmanın merkezinde, Ukrayna’nın NATO üyeliğine dair güçlü ifadelerin hem Kiev’e güvence hem de Moskova’ya riskli bir sinyal olup olmadığı sorusu vardı.