Judge Napolitano - Judging Freedom

Douglas Macgregor: ABD Orta Doğu’da Stratejik İnisiyatifi Kaybetti

İngilizce podcast kaydında sunucu, ABD’nin kara gücü olarak kapasitesini ve Washington’ın Orta Doğu’dan çekilip çekilemeyeceğini Douglas Macgregor ile tartıştı. Bölümde NATO’nun askeri mantığı, Soğuk Savaş döneminden bugüne füze teknolojisinin değiştirdiği dengeler, İran’la gerilim, Körfez’deki ABD üslerinin savunulabilirliği ve Israel’in Washington üzerindeki etkisi ele alındı.

ABD’nin Kara Gücü Olarak Sınırları

Söyleşinin ilk bölümünde sunucu, “United States bir kara gücü müdür?” sorusunu yöneltti. Douglas Macgregor, ABD’nin Western Hemisphere’da (Batı Yarımküre) kara gücü sayılabileceğini, ancak Middle East (Orta Doğu) ya da Europe (Avrupa) için aynı şeyin geçerli olmadığını söyledi. Macgregor’a göre ABD’nin askeri coğrafyası, kendi kıtasına yakın bölgelerde avantaj sağlasa da denizaşırı büyük kara kuvvetleri konuşlandırma fikri artık eski stratejik koşullara dayanıyor.

Macgregor, Cold War (Soğuk Savaş) döneminde Germany’de 275.000 Amerikan askerinin tutulmasının temel nedenlerinden birinin, kriz başladıktan sonra bu büyüklükte bir kuvvetin hızla Europe’a taşınamayacağının bilinmesi olduğunu anlattı. “Kriz başladıktan sonra Atlantic’te dolaşan çok sayıda Soviet denizaltısı takviye kuvvetlerinin gelmesini engellerdi,” diyen Douglas Macgregor, ABD’nin bu nedenle kuvvetlerini önceden sahaya yerleştirmeye bel bağladığını belirtti.

Bu yaklaşımın bugünün savaş koşullarında geçerliliğini yitirdiğini savunan Macgregor, ileri konuşlandırılmış birliklerin artık füze saldırılarına açık olduğunu söyledi. Ona göre Germany’de Soğuk Savaş benzeri büyük bir güç birikimi bugün yapılsa, olası bir çatışmanın ilk saatinde füzeler mevcut hava savunmalarını aşarak yerdeki kuvveti yok edebilir. “Yüz binlerce askeri Western Hemisphere dışındaki başka bir harekât alanına taşıma fikri artık ölü bir meseledir,” diyen Macgregor, bu stratejinin çağdışı kaldığını ifade etti.

Normandy Tipi Çıkarmaların Dönemi Kapandı

Macgregor, benzer şekilde büyük amphibious operations (amfibi harekâtlar) döneminin de sona erdiğini savundu. Örnek olarak Normandy çıkarmasına atıf yaptı ve böyle bir harekâtın yeniden düzenlenebileceği fikrini gerçekçi bulmadığını söyledi. Ona göre England’da toplanacak büyük bir çıkarma gücü günümüz istihbarat ve füze sistemleri tarafından kısa sürede tespit edilir ve imha edilir.

Macgregor, “Bir daha Normandy istilası yapacağınızı düşünüyorsanız, England’da yoğunlaştırdığınız ne varsa hızla tespit edilir ve füzelerle yok edilir,” diyerek modern savaş alanında kuvvet yığınağının artık saklanamayacağını vurguladı. Channel’ı geçmeye çalışan gemilerin de denizin ortasında vurulacağını ve kaybedileceğini söyledi.

Bu değerlendirmeyi Dwight D. Eisenhower’ın 1950’lerdeki uyarılarına bağladı. Macgregor’a göre Eisenhower, NATO’nun uzun vadede askeri açıdan anlamlı olmayacağını öngörmüştü. “Eisenhower bunu 1950’lerde öngördü,” diyen Douglas Macgregor, “NATO’nun 10 yıl sonra hâlâ ortada olması halinde başarısız olmuş oluruz demesinin nedenlerinden biri buydu,” şeklinde açıkladı. Macgregor, Eisenhower’ın askeri mantık bakımından haklı çıktığını ve o dönemin artık kapandığını savundu.

Körfez Üsleri ve İran’la Pazarlık Meselesi

Söyleşide Macgregor, ABD’nin Persian Gulf (Basra Körfezi) bölgesine yeniden büyük askeri varlıkla dönme fikrini de eleştirdi. Son dönemdeki gelişmelerin, ABD’nin bölgedeki üsleri koruyamadığını gösterdiğini söyledi. Bu nedenle milyarlarca dolar harcayarak bu üsleri yeniden inşa etmenin ve ardından askerleri, denizcileri, havacıları veya deniz piyadelerini yeniden riske atmanın mantıklı olmadığını savundu.

Macgregor, Iran ile yürütülen süreci de “müzakere” olarak adlandırmakta tereddüt ettiğini belirtti. Ona göre ABD stratejik inisiyatifi kaybetti ve askeri olarak yenildi. Bu nedenle Washington’ın taleplerinin sınırlı olması gerektiğini söyledi. “Stratejik inisiyatifi kaybettik; askeri olarak yenildik,” diyen Douglas Macgregor, “Bu durumda ne kadar talepte bulunabiliriz? Bence neredeyse hiçbir şey talep edemeyiz,” değerlendirmesinde bulundu.

Buna rağmen ABD’nin hâlâ geniş taleplerde bulunabilecekmiş gibi davrandığını savunan Macgregor, Washington’ın mevcut askeri gerçeklikle siyasi tavrı arasındaki kopukluğa dikkat çekti. Ona göre İran karşısında askeri caydırıcılık ve üs güvenliği zayıflamışken, eski pozisyonu sürdürmeye çalışmak gerçekçi değil.

Orta Doğu’dan Çekilme Sorusu

Sunucu daha sonra ABD’nin Middle East’ten çekilip çekilemeyeceğini sordu. Macgregor, bunun mümkün olduğunu ve kararın büyük ölçüde President Trump’ın siyasi iradesine bağlı olduğunu söyledi. Ona göre Trump ABD’yi bölgeden çekmek isterse bunu yapabilir; bu imkânsız değil. Hatta Macgregor, daha önce sıraladığı askeri gerekçeler nedeniyle bunun mantıklı olduğunu belirtti.

“President Trump bizi çekmek isterse, çekebilir,” diyen Douglas Macgregor, “Bu hiç de imkânsız değil; hatta çok mantıklı,” ifadelerini kullandı. Macgregor, ABD’nin bölgeye yeniden girmesinin, ülkeyi mevcut sorunlara sürükleyen hataların tekrar edilmesi anlamına geleceğini savundu.

Macgregor’a göre ABD, kritik deniz geçişlerini kontrol eden bölgesel aktörlerle anlaşmak zorunda. Bu noktada Bosphorus (İstanbul Boğazı) ve Dardanelles (Çanakkale Boğazı) üzerinden Türkiye örneğini verdi. Turks’un Bosphorus geçiş ücretlerini yüzde 15 artırdığını, Dardanelles’i kontrol ettiğini, bu su yollarını işlettiklerini ve trafiğin hızlı ilerlemesini sağladıklarını söyledi. Bu modelin, Strait (boğaz) kontrolü bağlamında Iran ve Oman için de geçerli olabileceğini savundu.

“Iranians ve Omanis de aynı şeyi yapabilir,” diyen Douglas Macgregor, bölgedeki su yollarının işletilmesi ve güvenliği konusunda yerel aktörlerle anlaşmanın mümkün olduğunu ifade etti.

Kongre’de İran Karşıtlığı ve Israel Faktörü

Macgregor, Washington’daki siyasi atmosferi değerlendirirken Capitol Hill’de Iran’a yönelik nefretin çok yüksek seviyede olduğunu söyledi. Bu tutumun yalnızca İran’a ilişkin uzun süredir dile getirilen şikâyetlerden kaynaklanmadığını, aynı zamanda Iran’ın ABD’yi askeri olarak yenmiş olmasına duyulan öfkeyle de bağlantılı olduğunu savundu.

“Capitol Hill’de özellikle Iranians’a duyulan nefret tüm zamanların en yüksek düzeyinde,” diyen Douglas Macgregor, bunun arkasında Israel merkezli gerekçelerin yanı sıra askeri yenilgi algısının da bulunduğunu belirtti. Macgregor’a göre Washington’da İran’a yönelik öfke, stratejik değerlendirmeyi zorlaştırıyor.

Söyleşinin son kısmında Macgregor, Israel’in ABD’nin Middle East’te kalması için elinden geleni yapacağını söyledi. Ona göre Israel, Amerikan çekilmesini kendi varlığı açısından bir tehdit olarak görürse Washington üzerindeki etkisini kullanarak bunu engellemeye çalışacaktır. Transcript burada “If our departure is viewed as an existential threat to Israel...” ifadesiyle kesildiği için Macgregor’un bu cümleyi nasıl tamamladığı kayıtta yer almıyor. Ancak mevcut bölümde açık olan nokta, Macgregor’un Israel’in ABD’nin bölgedeki askeri varlığını sürdürmesi yönünde baskı yapacağını savunmasıydı.

Macgregor’un genel argümanı, ABD’nin askeri teknolojideki değişim, füze tehdidi, denizaşırı lojistik zorlukları ve üslerin savunulamazlığı nedeniyle Orta Doğu ve Avrupa’da eski türden kara gücü stratejisini sürdüremeyeceği yönündeydi. Buna karşılık Washington’ın siyasi reflekslerinin hâlâ geçmiş dönemin varsayımlarıyla hareket ettiğini ve özellikle Iran, Israel ve Gulf güvenliği gibi başlıklarda bu çelişkinin belirginleştiğini söyledi.

ABD Bir Kara Gücü mü?

Sunucu: United States bir kara, bir kara gücü müdür?

Douglas Macgregor: Western Hemisphere’da öyledir, ama Middle East’te değildir. Kesinlikle Europe’ta da değildir. Cold War sırasında Germany’de 275.000 askerden oluşan bir kara kuvvetini tutmamızın nedenlerinden birini hatırlarsınız: Bir krizin erken safhasında bu kadar büyük kuvveti bölgeye getiremeyeceğimizi fark etmiştik.

Douglas Macgregor: Başka bir deyişle, kriz bir kez başladığında Atlantic’te dolaşan çok fazla Soviet denizaltısı olurdu ve bunlar herhangi bir takviye kuvvetinin gelmesini engellerdi. Bu yüzden, önceden yerinde bulunan bu kuvvetin yararlı olacağına büyük ölçüde bel bağladınız.

Douglas Macgregor: Şimdi keşfettiğimiz şey şu: Bugün Germany’de böyle bir şeyi ileriye konuşlandırırsanız, gelecekteki herhangi bir çatışmanın ilk saatinde füzeler elinizdeki hava savunmaları ne olursa olsun onları aşar ve yerdeki kuvveti tamamen yok eder.

Douglas Macgregor: Bu nedenle yüz binlerce askeri alıp Western Hemisphere’ın ötesindeki başka bir harekât alanına taşıma fikri, bence artık ölü bir meseledir. Amphibious operations için de aynı şey geçerli. Bir daha Normandy istilası düzenleyeceğinizi düşünüyorsanız, England’da yoğunlaştırdığınız her şey hızla tespit edilir ve ardından füzelerle imha edilir.

Douglas Macgregor: Channel’ı geçmeye çalışırsanız herkes denizin ortasında vurulur ve bütün gemileri kaybedersiniz.

Sunucu: Hı hı.

Douglas Macgregor: Eisenhower bunu 1950’lerde öngördü. İnsanlara bunu söyledi. NATO fikrinin pek de anlamlı olmadığını ve 10 yıl sonra hâlâ varlığını sürdürüyorsa başarısız olmuş olacağımızı söylemesinin nedenlerinden biri buydu. Onun demek istediği, askeri açıdan bunun işlemeyeceğiydi. Haklıydı. İşlemiyor.

Douglas Macgregor: O dönem bitti. Bu yüzden şimdi Gulf’a geri dönme fikrinin tamamı saçma. Bunun gösterildiğini gördük. O üslerin hiçbirini koruyamıyoruz. O hâlde şimdi koruyamayacağımız bu üsleri yeniden inşa etmek için milyarlarca dolar mı harcamalıyız ve sonra da oralarda daha fazla askeri, denizciyi, havacıyı ya da deniz piyadesini riske mi atmalıyız?

Douglas Macgregor: Bunun hiçbir anlamı yok. Iran ile yürütülen bu bütün müzakere de, buna müzakere der miyim bilmiyorum. Stratejik inisiyatifi kaybettik. Askeri olarak yenildik. O hâlde ne kadar talepte bulunabiliriz? Bence neredeyse hiçbir şey talep edemeyiz; ama yine de edebilirmişiz gibi davranmaya devam ediyoruz.

ABD Orta Doğu’dan Çekilebilir mi?

Sunucu: United States Middle East’ten çekilebilir mi?

Douglas Macgregor: Şey, bence bu sorunun yanıtı aslında şu: President Trump bizi çekmek isterse, çekebilir. Bu hiç de imkânsız değil. Aslında çok mantıklı. Az önce sıraladığım bütün nedenlerden dolayı, oraya yeniden girmeye çalışmanın hiçbir anlamı yok.

Douglas Macgregor: Strait’i yöneten insanlarla anlaşmaya varmamız gerekiyor. Yani Turks, Bosphorus ücretlerini yüzde 15 artırdı. Dardanelles’i onlar kontrol ediyor. Bu işliyor. Onlar bunu sürdürüyor. Su yollarının işler durumda olmasını sağlıyorlar. Trafik hızlı ilerliyor.

Douglas Macgregor: Bence Iranians ve Omanis de aynı şeyi yapabilir. Şu anda Capitol Hill’de, özellikle Iranians’a duyulan nefret tüm zamanların en yüksek seviyesinde. Çünkü onları sevmemek için size söyleyecekleri, tamamı Israel kaynaklı bir dizi nedene ek olarak, Iranians’ın bizi askeri olarak yenmiş olmasına öfkeliler.

Douglas Macgregor: Ama mesele şu: Oraya yeniden girmeye ve bizi başta bu sorunun içine sokan aptallığı tekrar sahnelemeye çalışmanın hiçbir anlamı yok. Fakat Israel var ve Israelis bizi orada tutmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklar. Eğer ayrılışımız Israel için varoluşsal bir tehdit olarak görülürse...

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol