Tucker Carlson

Dennis Kucinich: ABD Ordusu ile İsrail Ordusunu Birleştirme Girişimi Amerikan Egemenliğine Saldırı

İngilizce yayında Tucker Carlson, eski Temsilciler Meclisi üyesi Dennis Kucinich ile 2027 National Defense Authorization Act (Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası) içindeki Section 219 düzenlemesini konuştu. Kucinich, bu hükmün ABD ordusu ile IDF (İsrail Savunma Kuvvetleri) arasında en hassas askeri ve teknolojik alanlarda “entegrasyon” öngördüğünü savundu; bunun ABD egemenliği, Kongre denetimi ve savaş politikası açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini ileri sürdü.

Section 219 ve “entegrasyon” tartışması

Carlson, Kongre’de ABD ordusu ile İsrail ordusunun ve istihbarat servislerinin “birleştirilmesine” yönelik bir girişim olduğu iddiasını sordu. Kucinich, 2027 National Defense Authorization Act içindeki Section 219’un IDF ile ABD ordusu arasında “en üst ve en hassas operasyonel düzeylerde” entegrasyon öngördüğünü söyledi.

“Bir entegrasyondan söz edip tekrarları ortadan kaldıracağınızı söylüyorsanız, bu bir birleşmedir,” diyen Dennis Kucinich, “ABD ordusu ile İsrail ordusu birleşiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Kucinich’e göre söz konusu alanlar yapay zekâ, otonom araçlar, kuantum algılama, siber ve elektronik savaş, füze savunması, uzay savunması, yönlendirilmiş enerji sistemleri ve biyoteknoloji gibi başlıklara uzanıyor. Bu teknolojilerin “öldürme verimliliğini artırabileceğini” söyleyen Kucinich, özellikle yapay zekâ ile gelişmiş askeri teknolojilerin birleşmesinin saldırı ve savunma arasındaki ayrımı bulanıklaştırabileceğini savundu.

Kucinich, ilk meselenin İsrail’den bağımsız olarak “Amerikan egemenliği” olduğunu belirtti. ABD’nin ulusal güvenlikle ilgili karar süreçlerine başka bir ülkeyi ortak etmemesi gerektiğini söyledi. “ABD’nin ulusal güvenliğine ilişkin karar alma süreçlerine başka bir ülkenin dahil olmasına neden olamayız,” diyen Dennis Kucinich, “bu konuda tekil ve bağımsız olmak zorundayız” ifadesini kullandı.

Egemenlik ve anayasa itirazı

Kucinich, düzenlemenin anayasal açıdan da sorunlu olduğunu savundu. NATO’ya katılımın bir antlaşma üzerinden gerçekleştiğini hatırlatarak, burada benzer bir antlaşma mekanizmasının bulunmadığını söyledi. Ona göre böyle bir entegrasyon en azından Senato’nun onayına sunulmalıydı.

Carlson, bu düzenlemenin ABD ile İsrail arasındaki ilişkiyi değiştirebileceğini, ABD’nin halihazırda İsrail’in başlıca destekçisi olduğunu ancak teorik olarak desteği çekerek İsrail’in davranışlarını sınırlayabileceğini söyledi. Eğer düzenleme yasalaşırsa ABD’nin İsrail teknolojisine bağımlı hale gelebileceğini, bunun da İsrail’i “sürücü koltuğuna” oturtabileceğini savundu.

Kucinich bu yoruma katıldı. “Bu, Amerika Birleşik Devletleri’nin ulusal güvenlik çıkarlarına aykırıdır,” diyen Kucinich, düzenleme geçtikten sonra Kongre’nin büyük ölçüde devre dışı kalacağını ileri sürdü. Ona göre entegrasyon, Department of Defense (Savunma Bakanlığı) içinde bir koordinatör ve günlük işleyiş üzerinden yürütülecek, böylece her başlık için yeni Kongre oylamaları yapılmayacak.

Savunma bütçesi, denetim ve harcama iddiaları

Kucinich, National Defense Authorization Act’in yıllık 1,5 trilyon dolarlık yetki verdiğini ve bunun ABD’nin isteğe bağlı bütçesinin yüzde 80’ine denk geldiğini iddia etti. Bir önceki yıl savunma bütçesinin 900 milyar dolar olduğunu, yeni seviyenin 600 milyar dolarlık artış anlamına geldiğini söyledi.

“ABD’nin isteğe bağlı bütçesinin yüzde 80’i artık askeri alana gidiyor,” diyen Dennis Kucinich, “eğitime, sağlığa, gıda programlarına ve altyapıya para harcayabiliriz; ya da askeri alana harcamayı seçebiliriz” şeklinde konuştu.

Kucinich, İsrail’in yalnızca yıllık yaklaşık 4 milyar dolarlık askeri yardıma değil, 1,5 trilyon dolarlık daha geniş bütçe yapısına etki edebileceğini savundu. Pentagon’da denetim sorunlarının uzun süredir var olduğunu belirterek, Kongre’ye ilk geldiği dönemde Department of Defense müfettişinin 1 trilyon dolardan fazla hesabın uzlaştırılamadığını söylediğini aktardı. Bugün bu rakamın “birkaç trilyon” olduğunu iddia etti.

İsrail’e etkisi ve ABD’ye riskler

Kucinich’e göre düzenleme İsrail’e “silah dayanıklılığı”, daha derin istihbarat kapasitesi, yapay zekâ destekli hedefleme kabiliyeti ve diplomatik sınırlamalardan daha az etkilenme olanağı sağlayabilir. Dışişleri Bakanlığı’nın bu süreçte daha da zayıflayacağını ileri sürdü.

Carlson, kabine üyeleri, Beyaz Saray ve Kongre liderlerinin böyle bir düzenlemeye destek verip vermediğini sordu. Kucinich, kimin desteklediğinin tam bilinmediğini, ancak hükmün yasa metninde bulunduğunu ve oylanırsa yasalaşacağını söyledi. Düzenlemenin ABD ordusunu İsrail’in gelecekteki askeri kararlarına bağlayabileceğini savundu.

“İsrail Mısır’a savaş açmak isterse, Türkiye’ye savaş açmak isterse, biz de peşinden çekiliriz,” diyen Dennis Kucinich, “ülkemiz İsrail’in seçeceği herhangi bir şey yüzünden hedef haline gelir” değerlendirmesinde bulundu.

Kucinich, İsrail’in geçmişte ABD teknolojisinin başka ülkelere aktarılmasında rol oynadığını iddia etti ve yeni düzenlemede böyle riskleri engelleyen yeterli güvenceler olmadığını savundu. Carlson da Jonathan Pollard örneğine atıf yaparak ABD donanmasından çalınan sırların Sovyetler Birliği’ne ulaştığını söyledi.

İç politika kesintileri ve “savaş” bütçesi

Carlson, ABD’nin coğrafi olarak okyanuslarla korunduğunu ve bu nedenle isteğe bağlı bütçenin yüzde 80’inin savunmaya ayrılmasını “çılgınca” bulduğunu söyledi. Kucinich ise bunun ABD Anayasası’nın yalnızca “ortak savunma” değil, “genel refahı destekleme” amacını da içerdiğini hatırlattı.

Kucinich, sağlık, eğitim, iş eğitimi ve beslenme programlarında kesintiler yapıldığını ileri sürdü. Affordable Care Act yönetiminde geri çekilmeler olduğunu, CDC’nin yaklaşık 3,5 milyar dolar kaybettiğini, iş-öğrenim programlarının yüzde 90 kesildiğini, iş eğitimi programlarından yaklaşık 3,7 milyar dolar, gıda desteği programlarından yaklaşık 6,3 milyar dolar kesildiğini söyledi.

“Dişine kadar silahlanan, savunma müteahhitlerini kaçınılmaz olarak zenginleştiren ve Amerikan halkını evinde savunmasız bırakan bir ulus olarak neye dönüşüyoruz?” diyen Dennis Kucinich, Amerikalıların yoksulluğa, sağlıksızlığa ve eğitimsizliğe karşı savunmasız bırakıldığını savundu.

Sürecin Kongre’de ilerleyişi

Kucinich, düzenlemenin nasıl metne girdiğinin belirsiz olduğunu, ancak Benjamin Netanyahu’nun bu fikri sahiplendiğini söyledi. Section 219 hakkında özel duruşma yapılmadığını, ciddi bir tartışma yürütülmediğini belirtti. Tom Massie ve Ro Khanna’nın düzenlemeyi çıkarmaya yönelik bir değişiklik önerisinin Rules Committee tarafından gündeme alınmadığını ifade etti.

“Komite duruşması yok, yasa tasarısında tartışma yok,” diyen Dennis Kucinich, “Amerikan egemenliğinde ülke tarihinin en ciddi değişikliklerinden biri hiç tartışılmadan gerçekleşebilir” uyarısında bulundu.

Kucinich, Kongre’nin 13 Temmuz’da geri döneceğini ve tasarının yeniden Rules Committee üzerinden ilerleyebileceğini söyledi. Önceki denemede kural oylamasının, SAVE Act’in National Defense Authorization Act’e eklenmesiyle ilgili anlaşmazlık ve 14 Cumhuriyetçi üyenin itirazı nedeniyle geçmediğini anlattı. Ancak düzenlemenin bu ay içinde geçebileceğini söyledi.

Lobicilik, AIPAC ve yerel çıkarlar

Carlson, halkın Kongre üyelerini aramasının gerçekten etkili olup olmayacağını sordu. Kucinich, yeterli sayıda seçmen ararsa üyelerin kaygılanabileceğini, bunun oyları etkileyebileceğini söyledi. Ancak AIPAC’in etkisi nedeniyle sonucun belirsiz olduğunu ekledi.

Kucinich, her Kongre bölgesinde savunma müteahhitleri bulunduğunu, bu şirketlerin yerel istihdamı gerekçe göstererek üyeleri savunma bütçesine destek vermeye zorladığını anlattı. Bu nedenle üyelerin, içinde karşı oldukları hükümler olsa bile büyük savunma yasa tasarılarına oy verebildiğini söyledi.

“Her Kongre üyesinin bölgesinde bir savunma müteahhidi vardır,” diyen Dennis Kucinich, “bu hükmü tasarıya koyduğunuzda üyeler zor durumda kalır; bu yasama açısından şeytani bir kurgudur” değerlendirmesini yaptı.

Gazze, Lübnan ve savaş ahlakı

Konuşmada Gazze, Batı Şeria ve Güney Lübnan’daki savaş da geniş yer tuttu. Carlson ve Kucinich, İsrail’in eylemlerini “soykırım” ve “etnik temizlik” olarak niteledi. Kucinich, çocukların, gazetecilerin, sağlık çalışanlarının ve ambulans şoförlerinin öldürüldüğünü söyledi; ABD’nin de bu sürecin finansörü olduğunu savundu.

Kucinich, ABD’nin 250. bağımsızlık yılı kutlamalarının ardından “bağımsızlığını yeniden kazanması” gerektiğini söyledi. Ona göre mesele yalnızca İsrail’in kim olduğu değil, Amerikalıların neyi temsil ettiği sorusu.

“Bu öneri, ABD ve İsrail ordularını birleştirme önerisi, Amerikan bağımsızlığına doğrudan saldırıdır,” diyen Dennis Kucinich, “Amerikan egemenliğine ve Anayasa’ya doğrudan saldırıdır” ifadesini kullandı.

Netanyahu, İran ve dış politika

Kucinich, Netanyahu’nun ABD’nin Irak savaşına girmesini teşvik ettiğini, Eylül 2002’de bir Kongre komitesinde Irak’a savaş gerekçelerini anlattığını söyledi. Kucinich’e göre Netanyahu aynı ortamda İran ve Libya’nın da hedef alınabileceğini ifade etmişti.

Carlson, Netanyahu’nun Fox News’te Türkiye ile savaş ihtimalinden söz ettiğini ileri sürdü. Kucinich, Section 219’u bu bağlamda “Türkiye ile savaş, Mısır ile savaş, savaş, savaş” olarak değerlendirdi ve ABD politikasının İsrail’in savaş çizgisine bağlanmaması gerektiğini savundu.

Kucinich ayrıca İran savaşının yaklaşık 1 trilyon dolara mal olacağını iddia etti. Netanyahu’nun ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşı bitirme çabalarını dikkate almadığını, Güney Lübnan’a saldırıları durdurmadığını söyledi. Netanyahu’nun kendi siyasi geleceğini ve hapisten kaçınma çabasını öncelediğini savundu.

Çözüm önerileri ve yurttaşlık çağrısı

Kucinich, çözümün “sürekli savaşları durdurmakla” başlayacağını söyledi. ABD’nin ekonomisini koruması, diplomatik ilişkilerini yeniden inşa etmesi, doların küresel kullanımını sürdürmesi ve ülke içinde eğitim, sağlık, istihdam, altyapı, hava ve su gibi temel alanlara yatırım yapması gerektiğini savundu.

Kucinich, yurttaşların yerel toplantılara gitmesi, temsilcilerini araması ve Section 219’un metinden çıkarılmasını istemesi gerektiğini söyledi. “Bu bugün yaptığımız tartışma uyanık olmakla ilgili,” diyen Dennis Kucinich, “her dönemeçte Amerikan çıkarlarının nerede zarar görebileceğini anlamakla ilgili” değerlendirmesinde bulundu.

Carlson ise bu yasa tasarısına karşı ulusal protestoların ilk yurttaşlık tepkisi olabileceğini söyledi. Kucinich buna katıldığını belirtti ve insanların Section 219 NDAA ifadesiyle yasa metnini arayıp okuması gerektiğini söyledi. Ona göre Kongre 13 Temmuz’da döndüğünde süreç hızla ilerleyebilir ve bu nedenle kamuoyu baskısı zaman açısından kritik hale gelmiş durumda.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol