Benjamin Netanyahu’nun Güvenlik Bölgeleri Çıkışı: Israel’de Siyasi Yalnızlık ve Trump Hesabı
İngilizce kaynaklı podcast bölümünde, adı belirtilmeyen sunucu ve konuk, Israel Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun siyasi geleceğini, Trump yönetimiyle olası anlaşma dinamiklerini, Israel Defense Forces’ın (IDF) güvenlik bölgelerinden çekilip çekilmeyeceğini ve Iran ile yapılacağı anlaşılan mutabakatın sonuçlarını tartıştı. Konuşma, October 7th sonrası Israel’in güvenlik siyaseti, Gaza savaşının maliyeti ve Netanyahu’nun içeride giderek artan yalnızlığı üzerinden şekillendi.
Netanyahu’ya İsrail İçinde Artan Tepki
Podcastte ilk olarak, Israel kamuoyunda Benjamin Netanyahu’ya yönelik memnuniyetsizliğin geniş bir yelpazeye yayıldığı ifade edildi. Konuk, “Her görüşten çoğu İsrailli Netanyahu’dan memnun değil,” diyerek bunun yalnızca muhalif seçmenlerle sınırlı olmadığını, geçmişte Netanyahu’ya oy vermiş kişileri de kapsadığını belirtti.
Konuk, Netanyahu’nun Israel siyasetindeki konumunu değerlendirirken, dışarıdan çoğu zaman sert çizgili bir figür olarak algılansa da mevcut siyasi dengeler içinde “ılımlı” sayılabileceğini savundu. Ona göre Netanyahu, “gerçekten sert Likud” çizgisinden ziyade daha ılımlı partilerden oluşan bir koalisyonu temsil ediyordu. “Netanyahu aslında ılımlı olanı temsil ediyor,” diyen Konuk, onun Likud destekçileri bulunduğunu ancak koalisyon kurma süreçlerinde başka partilerle de işbirliği yaptığını ifade etti.
Konuşmada Israel’in parlamenter sistemi içinde çok sayıda partinin hükümet kurma pazarlıklarında rol oynadığı vurgulandı. Konuk, Netanyahu’nun geçmişte bazı Arab partilerinden de destek aldığını ancak artık bu desteğin kalmadığını söyledi. Bu nedenle Netanyahu’nun bu kez koalisyon kurma kapasitesinin zayıfladığı değerlendirildi. “Bence bu kez gerçekten koalisyon kurma yeteneğine sahip değil,” diyen Konuk, “Israel’de herkes Netanyahu’dan nefret ediyor,” ifadesini kullandı.
Güvenlik Bölgeleri ve Trump’a Verilen Mesaj
Sunucu, Netanyahu’nun IDF’in tampon bölgelerden ayrılmayacağını söylediğini ve bunun muhtemelen Donald Trump’a dönük bir mesaj olduğunu belirtti. Sunucu, Trump’ın bildiği kadarıyla Israel güçlerine Lebanon’dan fiziksel olarak çekilme talimatı vermediğini, ancak olası anlaşmanın metnini görmek gerektiğini söyledi.
Ardından Netanyahu’nun konuşmasından bir bölüm aktarıldı. Netanyahu bu bölümde Israel çevresinde “derin güvenlik bölgeleri” oluşturduklarını söyledi. “Bunu Gaza’da, Lebanon’da, Syria’da yaptık,” diyen Benjamin Netanyahu, ayrıca Assad ordusunun silahlarını ortadan kaldırdıklarını ve bunun “kötülük ekseninde merkezi bir halka” olduğunu savundu.
Netanyahu, October 7th sonrası belirlediği ilkenin basit olduğunu söyledi: Israel, sınırlarında terör örgütlerinin konuşlanmasına veya Israel topraklarına terör tünelleri kazmasına izin vermeyecekti. “Ülkemizi korumak için gerektiği sürece güvenlik bölgelerinde kalacağız,” diyen Benjamin Netanyahu, bu politikanın güvenlik gerekçesiyle süreceğini açıkladı.
October 7th Tartışması ve Netanyahu’nun Sorumluluğu
Netanyahu’nun October 7th’e atıf yapması, podcastte sert biçimde eleştirildi. Sunucu, “October 7th’den söz etmesi bile çılgınca,” diyerek birçok İsraillinin Netanyahu’yu ölümlerin ve zararların boyutundan sorumlu gördüğünü belirtti.
Konuk bu değerlendirmeye katıldı. Netanyahu’nun güvenlik bölgeleri söylemini, görevde kalması için kullandığı temel siyasi platform olarak gördüğünü söyledi. Ona göre Netanyahu, seçmenlerine “devleti güvence altına almak için bana oy verdiniz ve ben devleti güvence altına aldım” mesajı veriyordu. Ancak Konuk, sahadaki gerçekliğin bu iddiayı desteklemediğini savundu.
Konuk, October 7th olaylarında Netanyahu hükümetinin kusurlu olduğunu, ardından gelen tepkinin ise aşırı olduğunu söyledi. Gaza savaşının üç yıl boyunca büyük ekonomik ve siyasi maliyetler yarattığını, ayrıca ağır bir insani bedel doğurduğunu ifade etti. Israel ordusuna yönelik oldukça sert bir değerlendirme yapan Konuk, “Dünyanın en ahlaklı ordusu, gerçekte dünyanın en büyük haydut ordusu olarak açığa çıktı,” dedi.
Netanyahu’nun Mirası ve Yeni Düşmanlar
Tartışmada Netanyahu’nun güvenlik bölgeleri kurmasının Israel’i daha güvenli hale getirip getirmediği de ele alındı. Konuk, fiziksel güvenlik bölgeleri oluşturmanın tek başına başarı sayılamayacağını savundu. Ona göre Israel, bu süreçte yeni düşmanlar yarattı, mevcut düşmanlarını güçlendirdi ve karşı tarafın dünya kamuoyu nezdinde daha sempatik hale gelmesine yol açtı.
Konuk, Palestine davasına küresel düzeyde artan destekten söz etti. Iran’ın ötesinde daha geniş bir uluslararası destek ağı oluştuğunu, hatta insanların World Cup gibi küresel etkinliklerde Israel yerine Palestine lehine tezahürat yaptığını söyledi. “Bu Netanyahu’nun mirası,” diyen Konuk, bunun Israel’de de bilindiğini ve bu nedenle Netanyahu’dan kurtulmak istendiğini belirtti.
Konuk, Netanyahu’nun günah keçisi yapılacağını ancak bunun tamamen haksız bir suçlama olmayacağını savundu. “Aslında tam olarak günah keçisi olmayacak; burada hatalı olan o,” diyen Konuk, Netanyahu’nun tek sorumlu olmadığını ancak sorumluluğunun açık olduğunu ifade etti.
Trump’ın Hesabı ve Netanyahu Sonrası Senaryo
Podcastte Donald Trump’ın Netanyahu sonrası döneme ilişkin bir hesap yaptığı da ileri sürüldü. Konuk, Trump’ın belli ölçüde Netanyahu’nun görevden ayrılacağı varsayımına oynadığını söyledi. Netanyahu’nun yerine muhtemelen yine sert çizgili bir liderin geçeceğini kabul etti; ancak yeni liderin United States ile yeni bir ilişki kurma fırsatı olacağını savundu.
Konuk, Trump’ın böyle bir yeni ilişkiyi Netanyahu ile yürüttüğü ilişkiden daha iyi yönetebileceğini söyledi. Ona göre Netanyahu çok uzun süredir görevdeydi ve Trump da geçmişte Netanyahu tarafından yönlendirilmişti. “Netanyahu Trump’ı göreve adeta devralınmış bir miras gibi soktu,” diyen Konuk, dünyada birçok şeyin değiştiğini ve bunun da değişen unsurlardan biri olduğunu değerlendirdi.
Iran, United States ve Mutabakatın Riski
Konuşmanın son bölümünde bir MOU’dan, yani mutabakat zaptından söz edildi. Konuk, kendi anladığı kadarıyla bu metinde Israel’in United States’e bağlı veya onun denetiminde bir aktör olarak konumlandığını söyledi. Iran’ın muhatabının United States olduğunu, Israel’in ise United States’in müttefiki olarak görüldüğünü aktardı.
Konuk, Iran’ın yaklaşımını şöyle özetledi: “Müttefikiniz o; ondan siz sorumlusunuz. Onları durduramıyorsanız, bu istemediğiniz içindir.” Bu nedenle Israel mutabakatı ihlal eder ve United States hiçbir adım atmazsa, Konuk’a göre Iran da mutabakatın ihlal edildiği sonucuna varacak ve Israel’i yeniden bombalamaya dönecektir.
Konuk, Israel’in savaşı sürdürme kapasitesinin bulunmadığını söyledi. Mutabakatın Americans’a tek taraflı görünmesinin nedenini de bu bağlamda açıkladı. “Bu, bir savaşı kaybettiğinizde ortaya çıkan görüntüdür,” diyen Konuk, mevcut şartların Israel lehine olmadığını savundu.
Netanyahu’nun Siyasi Konumu
Konuk: Her görüşten çoğu İsrailli Netanyahu’dan memnun değil. Daha önce ona oy verenler de. Ve biliyor musunuz ilginç olan ne? Netanyahu aslında ılımlı olanı temsil ediyor. Daha ılımlı partilerden oluşan bir koalisyonu temsil ediyor; gerçekten sert Likud çizgisini değil. Elbette Likud destekçileri var. Ama Arab partilerinin bazılarından da destek almıştı, ya da alıyordu.
Sunucu: Artık almıyor.
Konuk: Artık almıyor. Ama koalisyon kurma sürecinin bir parçası olarak, parlamenter sistemde yaptığınız farklı işlerde size yardımcı olabilecek çok sayıda parti vardır. Bu yüzden, bence bu kez koalisyon kurma konusunda gerçek bir yeteneğe sahip değil. Israel’de herkes Netanyahu’dan nefret ediyor. Yani mesele bu.
Güvenlik Bölgeleri Açıklaması
Sunucu: Şunu söyledi; sanırım bu Trump’a yönelik: IDF tampon bölgelerinden ayrılmayacak. Bildiğim kadarıyla Trump onlara Lebanon’dan fiziksel olarak çekilme emri vermedi, ama yine de anlaşmanın ne dediğini bekleyip görmemiz gerekiyor. Ama şunu izleyin. Çok uzun değil ve Netanyahu pek mutlu değil. Chris, Chris, Chris, 11 numaralı kesiti ver.
Benjamin Netanyahu: Israel Devleti’nin çevresinde derin güvenlik bölgeleri kurduk. Bunu Gaza’da, Lebanon’da, Syria’da yaptık. Ve bu arada, kötülük ekseninin merkezi halkalarından biri olan Assad ordusunun bütün silahlarını ortadan kaldırdık. Ama açıkça belirtmek istiyorum: Ülkemizi korumak için gerektiği sürece güvenlik bölgelerinde kalacağız. Çünkü October 7th’den sonra basit bir ilke belirledim. Israel, terör örgütlerinin sınırlarımızda konuşlanmasına ya da topraklarımıza terör tünelleri kazmasına izin vermeyecek.
October 7th ve Netanyahu Eleştirisi
Sunucu: Birçok İsraillinin onu ölüm ve zararın boyutundan sorumlu gördüğü düşünülürse, October 7th’den söz etmesi bile çılgınca.
Konuk: Evet, kesinlikle. Bu, Netanyahu’nun “beni neden göndermemeniz gerekir” platformu. “Bu bölgeleri ben kurdum” ya da buna benzer bir şey söylüyor. Elbette gözden kaçırdığı şey şu: Gerçekten iyi şeyler sunacak fazla şeyi kalmadığında tüm siyasetçilerin yaptığı gibi, bütün bunların kendi yönetiminin kusurlu olduğu October 7th olmadan gerçekleşmeyeceği gerçeğini kaçırıyor.
Konuk: Aşırı tepki, Gaza’nın üç yıl boyunca yarattığı devasa ekonomik ve siyasi maliyet, büyük insani bedel; biliyorsunuz, dünyanın en ahlaklı ordusu gerçekte dünyanın en büyük haydut ordusu olarak açığa çıktı. Yani eskiden kendisini destekleyen insanlara hitap ediyor ve “Devleti güvence altına almam için bana oy verdiniz, ben de devleti güvence altına aldım” diyor. Oysa gerçeklik bunun tersini gösteriyor.
Netanyahu’nun Mirası
Konuk: Güvenlik bölgeleriniz olsa bile, yeni düşmanlar yaratırsanız, yeni düşmanları güçlendirirseniz, düşmanlarınız dünyanın ve bölgenin gözünde öyle sempatik hale gelirse ki artık yeni ortakları olursa, yalnızca Iran’ın ötesinde, gerçekten küresel destek kazanırlarsa; insanların World Cup’ta Israel yerine Palestine için tezahürat etmesi gibi şeyler yaşanırsa, bütün bunlar Netanyahu’nun mirasıdır.
Konuk: Bunu o da çok iyi biliyor, Israel’deki insanlar da biliyor. Bu yüzden ondan kurtulmak istiyorlar. O günah keçisi yapılacak. Aslında tam olarak günah keçisi olmayacak; burada hatalı olan o. Tek sorumlu o değil, ama onu günah keçisi yapacaklar ve gidecek. Bence Trump da bir ölçüde buna oynuyor.
Trump, Netanyahu Sonrası ve United States İlişkisi
Konuk: Bu, elbette onun yerine sert çizgili birinin geçmeyeceği anlamına gelmiyor. Ama yeni kişinin United States ile yeni bir ilişki kurma fırsatı olacak. Bu da Trump’ın, Netanyahu ile olduğundan çok daha iyi yönlendirebileceği bir şey. Çünkü Netanyahu Trump’ı gerçekten göreve adeta devralınmış bir miras gibi soktu. Yani Netanyahu çok uzun süredir orada ve Trump da her zaman bir ölçüde Netanyahu tarafından yönlendirildi.
Konuk: Bu yüzden dünyada pek çok şeyin değiştiğini düşünüyorum ve bu da değişen şeylerden biri. Ama benim anladığım kadarıyla, MOU ihlal edilirse ve MOU Israel’i United States’e tabi olarak tanımlıyorsa, Iran United States ile muhatap oluyor ve “Müttefikiniz o. Ondan siz sorumlusunuz. Onları durduramıyorsanız, istemediğiniz içindir” diyor. Iran bunu böyle ifade etti.
Konuk: Dolayısıyla MOU Israel tarafından ihlal edilirse ve United States hiçbir şey yapmaz, hiçbir adım atmazsa, o zaman Iran açısından MOU ihlal edilmiş olur ve Iran Israel’i yeniden bombalamaya döner. Bence Israel bunu istemez. Biz savaşı sürdürme konumunda değiliz. MOU’nun Americans’a tek taraflı görünmesinin nedeni bu. Savaşı kaybettiğinizde ortaya çıkan görüntü budur.