Judge Napolitano - Judging Freedom

Adı Belirtilmeyen Konuk: Russia, United Kingdom’a Karşı Misilleme ve Tırmanış Sinyali Veriyor

İngilizce podcast kaydında, adı belirtilmeyen sunucu ile adı belirtilmeyen konuk, Kremlin’in United Kingdom’ı (Birleşik Krallık) Ukraine’a uzun menzilli insansız hava araçları sağlaması ve bu araçların hedeflenmesi ile kullanılmasına yardım etmesi nedeniyle “sonuçlar” konusunda uyarmasını ele aldı. Bölümde tartışma, Russia’nın bu uyarıyla ne kastetmiş olabileceği, olası misilleme seçenekleri, Ukraine’daki savaşın tırmanması ve President Putin üzerindeki iç baskı iddiaları etrafında ilerledi.

Kremlin’in United Kingdom Uyarısı

Sunucu, haftanın başında Kremlin’in United Kingdom’a yönelik uyarısını hatırlatarak, bu uyarının Ukraine’a uzun menzilli drone sağlanması ve bunların ateşlenmesi, hedeflenmesi ya da sevk edilmesine yardım edilmesiyle bağlantılı olduğunu söyledi. Sunucu, “President Putin’in neyi kastettiğini düşünüyorsunuz? Bu sonuçlar ne olabilir?” diye sordu.

Konuk, Kremlin’in bu konuda “daha muğlak” konuştuğunu ancak verilen mesajın özünde açık olduğunu savundu. Ona göre Russia, bunların “British uzun menzilli drone’ları” olduğunu, hedeflerin British intelligence (İngiliz istihbaratı) tarafından belirlendiğini ve United Kingdom’ın Ukraine’a yardım ettiği yönündeki ifadelerin gerçekte daha doğrudan bir müdahil olma anlamına geldiğini düşünüyor.

“Esasen verilen mesaj, bunların British uzun menzilli drone’ları olduğu ve hedeflerinin British intelligence tarafından belirlendiğiydi,” diyen konuk, “British tarafının Ukraine’a yardım etmekten söz etmesi ne anlama geliyor? Bu bir proxy war’dır,” şeklinde değerlendirdi.

Konuk, United Kingdom’ın savaşta “çok merkezi bir rol” oynadığını ileri sürdü. Bu iddiasını 2014 sonrasına, Minsk agreement’a yönelik tutuma, Boris Johnson’ın Istanbul agreement sürecindeki rolüne ve MI6’in Russia’nın nükleer caydırıcılığına yönelik bir saldırıyla ilişkilendirilmesine dair Rus iddialarına bağladı. Bu noktada konuk, söz konusu iddiaları Russia’nın bakış açısından aktardı; bunların bağımsız biçimde doğrulandığını söylemedi.

“Proxy War” ve British Rolü İddiası

Konuk, United Kingdom’ın Ukraine savaşındaki rolünü anlatırken, 2014’ten hemen sonra Ukraine’daki hükümetin devrilmesiyle bağlantılı olarak British intelligence agencies’in sahaya gönderildiğini ileri sürdü. Ayrıca United Kingdom’ın Minsk agreement’a “düşmanca” yaklaştığını, Boris Johnson’ın Istanbul agreement’ı sabote etmede “öncü rol” oynadığını iddia etti.

“United Kingdom, 2014’ten hemen sonra hükümetin devrilmesinden itibaren çok merkezi bir rol oynadı,” diyen konuk, “Minsk agreement’a düşmandı ve hatırlayacağınız gibi Boris Johnson, Istanbul agreement’ın sabote edilmesinde öncü rol oynadı,” ifadelerini kullandı.

Konuk, Russia’nın British MI6’i geçen yıl Russia’nın nükleer caydırıcılığına yönelik saldırıya katılmakla tanımladığını da söyledi. Bu çerçevede Moscow’un artık yalnızca Ukraine’a değil, “West”e karşı da misilleme yapılması gerektiği sonucuna vardığını savundu.

Ona göre Russia’nın önceki dönemde misilleme yapmaması, Russia’nın caydırıcılığını aşındırdı. Konuk, Moscow’un artık bu caydırıcılığı yeniden kurmaya çalıştığını ileri sürdü. “Bence artık West’e karşı da misilleme yapma zamanının geldiği sonucuna vardılar,” diyen konuk, “bunu daha önce yapmamış olmak Russia’nın caydırıcılığını aşındırdı,” şeklinde konuştu.

Olası Misilleme Seçenekleri

Sunucunun “Bu sonuçlar ne olabilir?” sorusuna karşılık konuk, kesin bir yanıt vermenin zor olduğunu belirtti. Ancak Russia’nın son dönemde başka mesajlar da verdiğini, European countries’in Russian ships’e el koyması halinde Russia’nın da European ships’e el koymaya başlayabileceğini söyledi.

Konuk ayrıca sabotage missions (sabotaj operasyonları), cyber attacks (siber saldırılar) ve Britain dışındaki British targets’a yönelik saldırılar gibi ihtimalleri sıraladı. Bulgaria ve Italy gibi yerlerde bazı silah depolarında patlamalar yaşandığını hatırlattı, ancak Russia’nın bunların arkasında olduğunu söylemediğini özellikle belirtti.

“Russia’nın arkasında olduğunu söylemiyorum,” diyen konuk, “üretimi çok hızlı artırırsanız güvenlik sorunları, deneyimsiz işçiler gibi başka açıklamalar da olabilir; ama bu bir olasılık olabilir,” diye ekledi.

Konuk, Russia’nın daha ileri bir tırmanma çizgisine geçmesi halinde Britain içindeki weapons manufacturers’ı hedef alabileceğini de söyledi. Bu değerlendirmesini, Russia’nın Britain’ı artık savaşın doğrudan katılımcısı olarak gördüğü varsayımına dayandırdı.

“Eğer tırmanma merdiveninde daha yukarı çıkmak isterlerse, Britain içindeki weapons manufacturers’ı vurabilirler,” diyen konuk, “çünkü bu mantığa göre Britain artık savaşın doğrudan katılımcısıdır ve bu onu meşru hedef haline getirir,” değerlendirmesinde bulundu.

Bununla birlikte konuk, Kremlin’in uyarısının şimdilik “warning shot” yani uyarı atışı niteliğinde de olabileceğini söyledi. Ona göre Moscow, henüz hangi hedefleri vuracağını açık biçimde belirtmediği için bu mesajın caydırma amacı taşıması da mümkün.

Ukraine’da Artan Russian Saldırıları

Konuk, Russia’nın yalnızca sözlü mesajlarla değil, Ukraine sahasında da daha sert bir çizgiye geçtiğini savundu. Ona göre Russia, daha önce hedef almadığı birçok unsuru hedef almaya başladı ve “collateral damage” yani ikincil zararlar konusunda daha az kaygı gösteriyor.

Konuk, özellikle Kiev’e yönelik son saldırının “şimdiye kadarki en brutal attack” olduğunu düşündüğünü söyledi. Ayrıca factories, assembly plants, distribution centers, warehouses, logistics facilities, bridges, railroads, gas stations, refineries ve kritik altyapının hedef alındığını aktardı.

“Ukraine’da da bunun yapıldığını görüyoruz; artık daha önce hedef almadıkları her şeyi hedef alıyorlar,” diyen konuk, “collateral damage konusunda daha az kaygı gösteriyorlar,” ifadelerini kullandı.

Konuk, bu saldırıların Ukraine’ın hava savunmasının büyük ölçüde tükendiği bir dönemde yaşandığını söyledi. Ona göre bu durum Russia’nın sahadaki saldırı kapasitesini daha etkili hale getiriyor ve Ukraine üzerindeki baskıyı artırıyor.

“Bence Russia’nın Ukraine’a karşı şimdiden büyük ölçekte tırmandığını görüyorsunuz,” diyen konuk, “NATO’ya ya da en azından European NATO’ya da aynı şeyi beklemeleri gerektiği mesajını veriyorlar,” şeklinde konuştu.

Konuk, bu bağlamda European NATO ülkelerinin de Russia’ya karşı tırmandırıcı adımlar attığını, uzun menzilli drone meselesinin bunun en güncel örneği olduğunu savundu. Bu iddia da konuğun değerlendirmesi olarak aktarıldı.

Putin Üzerindeki Baskı Tartışması

Sunucu, Russian askeri sertliğindeki artışın President Putin’in savaşın hızından sabrını yitirdiğinin ya da iç siyasi baskılara yanıt verdiğinin göstergesi olup olmadığını sordu. Konuk, bu konuda kesin konuşamayacağını ve spekülasyon yapmış olacağını söyledi. Ancak iki ihtimalin de mümkün olduğunu belirtti.

“Bunu söylemek benim için zor; ikisi de olabilir, spekülasyon yapmış olurum,” diyen konuk, “ama Putin üzerindeki baskının kamuoyu içinde arttığını biliyoruz,” ifadesini kullandı.

Konuk, Russia’da birçok kişinin savaşın bitmesini istediğini söyledi. Ancak ona göre bu talep, Russia’nın teslim olması ya da NATO’nun Ukraine’a girmesini ve Russian borders üzerinde yerleşmesini kabul etmesi anlamına gelmiyor. Konuğun aktardığına göre bu kişiler, “yavaş yıpratma” stratejisinden uzaklaşılmasını ve gerekirse daha sert yöntemlerle savaşın bitirilmesini istiyor.

“Birçok kişi savaşın bitmesini istiyor; bu Russia’nın teslim olması anlamına gelmiyor,” diyen konuk, “sadece bu yavaş yıpratma sürecinden çıkın, gerekirse balyoz kullanın ama buna son verin demek,” değerlendirmesinde bulundu.

Konuk ayrıca baskının political class içinden de gelebileceğini söyledi. Özellikle son “40-day campaign” boyunca Ukraine ve NATO’nun Russia’nın derinliklerine saldırılar düzenlediğini, bilinçli olarak civilian infrastructure’ı hedef aldığını ileri sürdü. Bu iddiaya göre amaç, Russian civil society’nin hayatını zorlaştırmak ve böylece Putin’e savaşı sonlandırması, teslim olması ya da negotiation table’a dönmesi için baskı yaratmaktı.

Savaşın Yeni Aşaması ve NATO Silah Stokları

Konuk, savaşın artık yeni bir aşamaya girmiş olabileceğini de söyledi. Ona göre Ukraine savaşı “4 and a half years” boyunca bir war of attrition, yani yıpratma savaşı olarak sürdü. Ancak NATO weapon stockages’ın tükendiğini ileri sürdü.

Konuk, bu noktada Trump’ın Patriot missiles göndermek istememesine ilişkin olası bir yoruma da değindi. Ona göre mesele Trump’ın Patriot füzelerini göndermek istememesi değil, elinde gönderecek Patriot olmaması.

“Bu, Trump’ın Patriot missiles göndermek istememesiyle ilgili değil,” diyen konuk, “onda yok,” şeklinde konuştu.

Bu değerlendirme, konuğun savaşın maddi kapasite boyutuna yaptığı vurgunun parçasıydı. Ona göre NATO’nun silah stoklarının azalması, Russia’nın sahada daha sert ve kapsamlı saldırılara yönelmesinin arka planında yer alan önemli unsurlardan biri olabilir. Aynı zamanda Ukraine’ın hava savunmasının büyük ölçüde tükenmiş olması da Russia açısından askeri fırsat yaratıyor.

Podcastte sunucu daha çok soru yönelten bir pozisyonda kaldı; konuğun değerlendirmeleri ise Kremlin’in uyarısının anlamı, Britain’ın rolü, Russia’nın olası misillemeleri, Ukraine’daki saldırıların yoğunlaşması ve Putin üzerindeki iç baskılar etrafında şekillendi. Konuk, birçok noktada kesin bilgi vermekten kaçınarak “olabilir”, “spekülasyon yapmış olurum” ve “Russia’nın arkasında olduğunu söylemiyorum” gibi kayıtlar düşse de genel çerçevede Moscow’un caydırıcılığını yeniden kurmak için daha sert bir aşamaya geçtiğini savundu.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol