Yarbay Daniel Davis: NATO’nun Silah Stokları Tükenirken Russia ile Savaş Riski Büyüyor
İngilizce yayımlanan podcast bölümünde dört kez muharebe görevi yapmış emekli Yarbay Daniel Davis, sunucu Glenn Diesen ile ABD’nin Iran ve Ukraine politikalarını, NATO’nun askerî kapasitesini ve Russia’nın muhtemel stratejisini değerlendirdi. Görüşme, Batılı siyasi ve askerî liderlerin savaşların gidişatını gerçekçi biçimde değerlendirmediği iddiası ile bu durumun doğrudan NATO-Russia çatışmasına dönüşme riskine odaklandı.
Vietnam yenilgisinden çıkarılan dersler
Davis, askerî yenilgilerin dürüstçe incelenmesi hâlinde kurumsal yenilenme sağlayabileceğini belirterek Vietnam War sonrasında ABD ordusunda yaşanan dönüşümü örnek gösterdi. 1985’te er olarak orduya katıldığını, o dönemde Vietnam’da görev yapmış subay ve eğitmenlerden ders aldığını anlatan Davis’e göre ABD Kara Kuvvetleri; dürüstlük, hesap verebilirlik, yoğun eğitim ve ulaşılabilir askerî hedefler üzerinde yeniden yapılandırılmıştı.
Vietnam sonrasında Humvee, Abrams tankı ve Bradley savaş aracı gibi yeni teçhizatın hizmete girdiğini hatırlatan Davis, asıl değişimin yalnızca teknolojik olmadığını savundu. Ona göre önceki hataların kabul edilmesi, eğitimden bakım faaliyetlerine kadar ordunun bütün çalışma kültürünü etkilemişti.
“Kendimize bakma isteği ortadan kayboldu,” diyen Daniel Davis, ABD’nin Iraq ve Afghanistan savaşlarında yaşanan başarısızlıklardan gerekli dersleri çıkarmadığını belirtti.
Davis, Iraq’taki gelişmelerin de Washington tarafından yanlış anlatıldığı görüşünde. David Petraeus’un, Iraqi Sunni grupların al-Qaeda in Iraq’a karşı dönmesinden yararlandığını ve bunu uygulamakta başarılı olduğunu kabul eden Davis, bu dönüşümün başlangıçta ABD’nin geliştirdiği bir strateji olmadığını vurguladı. Davis’e göre bazı Sunni gruplar; Shia güçler, al-Qaeda ve ABD arasında varoluşsal bir baskıyla karşı karşıya kaldıkları için bir Amerikan tugayıyla ortak düşmana karşı çalışmayı teklif etmişti.
Davis, bu gelişme yaşanmasaydı ABD’nin Iraq’ta stratejik yenilgiye doğru ilerlediğini savundu. Ancak Washington’ın yapılan hataları değerlendirmek yerine işe yarayan tek gelişmeyi öne çıkardığını ve başarının tamamını kendisine mal ettiğini söyledi.
Afghanistan ve hesap vermeyen yönetim kültürü
Davis, Afghanistan’daki 20 yıllık savaşın ardından da benzer bir hesaplaşma yaşanmadığını söyledi. Petraeus’un yakın zamanda dahi ABD’nin Afghanistan’dan ayrılmasını hata olarak nitelendirdiğini aktaran Davis, askerî kurumların sorumluluğu siyasi liderlere yüklediğini savundu. George W. Bush, Barack Obama ve Joe Biden’ın hataları bulunabileceğini kabul etmekle birlikte, ordunun kendi kararlarını incelemediğini ifade etti.
2011’deki son muharebe görevinde sahadaki durumu yakından gördüğünü, 2012’de kamuoyu önünde yaptığı açıklamalarda resmî iyimserliğe karşı çıktığını anlattı. Üst düzey komutanların “köşeyi döndüklerini”, inisiyatifi ele geçirdiklerini ve Afghan kuvvetlerinin giderek daha fazla sorumluluk üstlendiğini söylediğini; ancak kendisinin ve birlikte görev yaptığı askerlerin bunların doğru olmadığını bildiğini belirtti.
Davis, Taliban’ın o dönemde mayın ve bombalı saldırılar düzenleyebilmesine rağmen doğrudan çatışmalarda ABD kuvvetlerine üstünlük sağlayamadığını söyledi. Mevcut Iran çatışmasında ise ABD’nin aynı ölçüde tartışmasız bir askerî üstünlüğe sahip olmadığını savundu.
Iran savaşı ve resmî iyimserliğe yönelik eleştiriler
Davis, Donald Trump’ın savaş öncesinde Iran’ın koşulsuz teslim olacağını, nükleer kapasitesinin ve siyasi gücünün ortadan kaldırılacağını söylediğini hatırlattı. Ancak sahadaki personelin kara harekâtı için gerekli gücün bulunmadığını ve ABD’nin havada tam hâkimiyet kuramadığını bildiğini ileri sürdü.
“Air superiority’ye sahibiz, fakat istediğimiz her şeyi yapabileceğimiz air dominance’a sahip değiliz,” diyen Daniel Davis, ABD’nin hava üstünlüğü ile tam hava hâkimiyeti arasındaki farkı görmezden geldiğini açıkladı.
Davis, “40’tan fazla” Amerikan uçağının hasar gördüğünü veya imha edildiğini öne sürdü; sayının, ABD’nin en azından geçici olarak saldırı faaliyetlerini azaltmasından sonra yavaşladığını savundu. George H.W. Bush uçak gemisinin sorunlar nedeniyle limana döndüğünü söyleyen Davis, bunun ABD’nin güç yansıtma kapasitesindeki aşınmanın simgesi hâline geldiğini değerlendirdi.
Bazı askerlerin ağır koşullar altında hayatlarına son verdiğine, başkalarının da girişimde bulunduğuna ilişkin basın haberlerinden ve özel iletişimlerden söz eden Davis, kendisine ulaşan saha anlatımlarının kamuoyuna açıklananlardan daha kötü olduğunu ileri sürdü. Bu iddiaların ayrıntılı ve bağımsız doğrulamasını sunmadı.
Pentagon’un ve Pete Hegseth’in sorunları kabul etmek yerine haberleri “sahte” olarak nitelendirdiğini söyleyen Davis, uçak gemisinin ancak kamuoyundaki haberlerin ardından değiştirilmesini bu tutumla çelişkili buldu. Trump’ın savaşın iyi gittiği yönündeki açıklamalarını da eleştirdi.
Diesen, Trump’ın Iran yönetiminin kendi vatandaşlarından 52 bin kişiyi öldürdüğü iddiasını ve ABD’nin Strait of Hormuz’u (Hürmüz Boğazı) kontrol ettiği yönündeki açıklamaları örnek verdi. Silah sıkıntısının ve personel yorgunluğunun reddedilmesini “tehlikeli” bulan Diesen’e Davis, bunun yalnızca yanlışlık değil, “hezeyan” olduğunu söyleyerek karşılık verdi.
Davis, Vietnam’dan çekilmenin siyasi ve stratejik bir karar olduğunu, Iran’daki muhtemel yenilginin ise “askerî zorunluluk” sonucunda ortaya çıkabileceğini savundu. Böyle bir sonucun ABD’nin küresel konumunda kalıcı bir gerilemeye yol açabileceğini ve Washington’ın iki çatışmadan önce sahip olduğu üstünlüğü yeniden kazanamayabileceğini düşündüğünü ifade etti.
Russia’nın yavaş ilerleyişi nasıl yorumlanıyor?
Görüşmenin ikinci bölümünde Ukraine savaşı ele alındı. Diesen, Russia’nın uzun süre NATO ile doğrudan savaştan kaçınmak için ihtiyatlı davrandığını, ancak Moscow’da bu yaklaşımın Batı tarafından zayıflık olarak algılandığı yönünde yeni bir görüş oluştuğunu söyledi.
Davis, Washington’daki birçok kişinin cephe haritasının bir yıl içinde sınırlı değişmesini Russia’nın daha ileri gidemediğinin kanıtı olarak sunduğunu anlattı. Ancak bunun Russia’nın savaş tarzını ve hedeflerini yanlış okumak olduğunu savundu.
“Russian tarafının sabrı tükeniyor ve bu sabır Batı’da zayıflık olarak yorumlandı,” diyen Daniel Davis, “Washington’daki anlayış, gerçek kırmızı çizgilerin bulunmadığı yönünde” şeklinde değerlendirdi.
Davis’e göre Russia, yaklaşık bin kilometrelik geniş bir cephede sürekli baskı uygulayarak Ukrainian kuvvetlerinin bir bölgeden diğerine kaydırılmasını önlemeye çalışıyor. Russia’nın hızlı toprak kazanımından ziyade uzun süreli yıpratma savaşına öncelik verdiğini; glide bomb, balistik füze ve topçu üstünlüğüyle Ukrainian insan gücü ile altyapısını aşındırmayı hedeflediğini söyledi.
Russia’nın topçu ve havanlarda en az ikiye bir üstünlüğe sahip olduğunu, drone kapasitesinde ise tarafların birbirine daha yakın bulunduğunu ileri sürdü. Bu nedenle Russia’nın Ukraine’dan üç veya beş kat fazla kayıp verdiğine ilişkin iddiaları mantıksız buldu. Bununla birlikte Davis, iki tarafın gerçek kayıplarını doğrulayacak kesin veriler sunmadı.
Diesen de cenaze veya asker naaşı değişimlerinde görüldüğünü söylediği büyük oran farklılıklarına değindi. Bu verilerin Ukraine’daki kayıpların Batı kamuoyuna açıklanandan daha ağır olduğuna işaret ettiğini savundu.
Hava savunma füzeleri ve üretim kapasitesi
Davis, Volodymyr Zelenskyy’nin CNN’e verdiği bir röportajda Europe’un mevcut önleme füzesi stoklarının yüzde 10’unu Ukraine’a vermesini istediğini aktardı. Zelenskyy’nin bu destekle bütün Russian füzelerini vurabilecekleri yönündeki iddiasını gerçekçi bulmadı.
Zelenskyy’nin Ukraine’ın elinde bir yıl öncesine göre “iki buçuk kat daha az” önleme füzesi bulunduğunu, buna karşılık Russia’nın saldırı füzesi kapasitesinin iki katına çıktığını söylediğini aktaran Davis, bu açıklamanın savaşın genel eğilimini ortaya koyduğunu savundu.
“Russia’nın füzelerinin tükenmekte olduğu yıllardır söyleniyordu; fakat savaşın beşinci yılında saldırı kapasitesini iki katına çıkardı,” diyen Daniel Davis, NATO’nun aynı dönemde önleme füzesi stoklarını tükettiğini vurguladı.
Davis’in aktardığına göre Saudi Arabia, Iran savaşının ilk 40 gününde 2.700 önleme füzesi kullandı. ABD savunma sanayisinin üretimi artırma planının yaklaşık yedi yıl sonra yılda 2.000 füze seviyesine ulaşmayı hedeflediğini söyleyen Davis, bu kapasitenin 40 günlük tüketimin dahi altında kaldığına dikkat çekti.
Ted Postol’un önleme başarısını yüzde 2-3 olarak tahmin ettiğini, başka değerlendirmelerde oranın yüzde 10’a kadar çıkarıldığını aktardı. Davis, en yüksek tahmin kabul edilse bile saldırı araçlarının yüzde 90’ının savunmayı aşabileceğini söyledi. Sean Bell’in Sky News’te United Kingdom’ın ve Western Europe’un büyük bölümünün hava savunmasının yetersiz olduğunu söylediğini de hatırlattı.
Davis’e göre Trump, Zelenskyy’nin füze taleplerine ABD’nin kendi füzelerine ihtiyacı bulunduğunu söyleyerek karşılık verdi. Bu nedenle Ukraine’ın yeni Amerikan önleme sistemleri alamayacağını savunan Davis; Odessa, Mykolaiv, Zaporizhzhia, Kherson, Kharkiv ve Kyiv’in Russian saldırılarına giderek daha açık hâle geldiğini ileri sürdü.
Moscow’daki görüş ayrılıkları ve yıpratma stratejisi
Davis, Russia içinde savaşın nasıl bitirileceği konusunda farklı kamplar bulunduğunu söyledi. Bir kesimin Minsk anlaşmalarını ve Batı’nın Iran ile müzakere görüntüsü verirken askerî harekâta başvurmasını örnek göstererek müzakereye güvenilemeyeceğini savunduğunu aktardı. Bu grubun NATO hazırlıklarını tamamlamadan daha geniş bir savaşa girilmesini istediğini öne sürdü.
Vladimir Putin’in ise mümkünse Ukraine’ın devam etmenin yararsız olduğunu kabul edeceği bir teslimiyet veya siyasi çözüm aradığını düşündüğünü söyledi. Davis’e göre Russia, hızlı sonuç almak yerine Ukraine’ın insan gücü ve silah kapasitesini kademeli biçimde tüketmeye çalışıyor.
Davis, yaptığı bir hesaplamaya göre Russia’da askerlik çağındaki erkek nüfusun yaklaşık 30 milyon, Ukraine’ın kalan nüfusunda ise yaklaşık 5,5 milyon olduğunu söyledi. Kayıp oranları bire bir olsa bile uzun vadeli insan gücü dengesinin Russia lehine olduğunu savundu.
Russian kaynakları hakkında bilgi sahibi olduğunu söyleyen bazı kişilerin kendisine yaklaşık 150 bin Russian askerinin öldüğünü aktardığını belirtti. Ukraine’ın kayıplarının muhtemelen bir milyonun üzerinde olduğunu, bazı tahminlerde iki milyonun aşıldığını söyledi; ancak bu rakamları doğrulayamadığını açıkça ifade etti.
“Zaman içinde Ukraine tarafının yenilmesi neredeyse matematiksel bir kesinlik hâline gelir,” diyen Daniel Davis, bununla birlikte asıl belirsizliğin NATO’nun böyle bir gelişmeye nasıl tepki vereceği olduğunu ekledi.
NATO-Russia savaşı ihtimali
Davis, Russia’nın NATO’ya karşı savaşa hazırlandığına ilişkin yorumunu; büyüyen füze stokları, S-300, S-400 ve S-500 önleme sistemleri, derinlikli drone savunması ve yeni silah üretimiyle gerekçelendirdi. Ukraine ve NATO stoklarını tüketirken Russia’nın hem savunma hem saldırı kapasitesini artırdığını savundu.
Diesen, kullanılmasına rağmen cephede görülmeyen yeni zırhlı araçların ve seri üretilebildiğini söylediği Oreshnik füzelerinin NATO ile olası çatışma için saklanıyor olabileceğini öne sürdü. Russia’nın öncelikli hedefinin Ukraine’ı askerî bakımdan etkisizleştirmek olduğunu, ancak Ukrainian cephesinin çökmesi hâlinde Europe veya ABD’nin durumu kurtarmak için tehlikeli adımlar atabileceğini söyledi.
Davis, Russia’nın 2022’de Ukraine’ın tamamını işgal etmeyi hedeflemediğini; başlangıçtaki 100 binden az askerin Kyiv üzerinde siyasi baskı kurmak amacıyla kullanıldığını savundu. Istanbul’da yaklaşık iki ay sonra bir anlaşmaya yaklaşıldığını, anlaşma gerçekleşmeyince Russia’nın yüz binlerce ek asker gerektiren ikinci plana geçmek zorunda kaldığını söyledi.
Davis, NATO’nun Baltics bölgesindeki savunmasının sınırlı olduğunu ve Russia’nın yeterli kuvvet kullanması hâlinde bazı bölgelerde çok hızlı ilerleyebileceğini iddia etti. Poland’ın daha hazırlıklı olduğunu, ancak diğer ülkelerde tahkimat, drone kapasitesi ve olgunlaşmış savaş sistemlerinin bulunmadığını savundu.
“Baltics’te yeterli muharebe gücü gönderilirse savunma bir günde aşılabilir,” diyen Daniel Davis, bunun Russia için doğru veya arzu edilir bir tercih olduğunu değil, dikkate alınması gereken bir kapasite olduğunu özellikle belirtti.
Diesen ise Russia’nın European topraklarını ele geçirmekten ziyade silah fabrikalarını, lojistik merkezlerini ve muhtemelen enerji tesislerini füzelerle vurmasının daha olası olduğunu savundu. İlk Oreshnik saldırılarından sonra tırmanmanın kontrol edilemeyebileceğini; özellikle NATO’nun Kaliningrad’a yönelmesi hâlinde Russia’nın bölgeyle kara bağlantısı kurmak için Baltics veya Poland yönünde kuvvet kullanabileceğini ileri sürdü.
Davis, NATO tesislerinin büyük bölümünün yer üstünde bulunmasını önemli bir kırılganlık olarak nitelendirdi. Russia’nın büyük bir füze saldırısıyla fabrikaları ve lojistik kapasiteyi etkisizleştirebileceğini, bu durumda mevcut tank, uçak veya uçak gemilerinin yeterli mühimmat olmadan anlamını kaybedeceğini söyledi.
“Umarım Russia, Ukraine’a karşı yavaş ve metodik yıpratma yaklaşımını sürdürür,” diyen Daniel Davis, “yeni bir Cold War bile kolaylıkla nükleer savaşa dönüşebilecek kıta çapındaki bir çatışmadan daha iyidir” şeklinde konuştu.