Trita Parsi: Trump İran’ı Ara Seçimlere Kadar Manşetlerden Uzak Tutmak İstiyor
İngilizce yapılan bölümde Glenn, Quincy Institute for Responsible Statecraft (sorumlu dış politika odaklı düşünce kuruluşu) başkan yardımcısı Trita Parsi ile ABD’nin İran’a yönelik ekonomik baskı politikası, Trump yönetiminin ara seçimler öncesi hesabı, bölgesel savaş riski ve dünya kamuoyundaki değişimi konuştu. Parsi, Trump’ın İran karşısında bazı alanlarda pazarlık gücü elde etmiş olabileceğini, ancak yönetimin asıl hedefinin İran dosyasını ara seçimlere kadar manşetlerden uzak tutmak gibi göründüğünü savundu.
Trump’ın “Ekonomik D-Day” Hamlesi ve Petrol Geçişleri
Glenn, Trump’ın yeni yaptırım paketini bir tür “ekonomik D-Day” olarak duyurduğunu, bunun İran’a karşı yeni bir kaldıraç yaratıp yaratmadığını sordu. Parsi, pazarlık pozisyonu ile yaptırımların siyasi sunumunu birbirinden ayırmak gerektiğini söyledi.
“Müzakere pozisyonu bir ölçüde güçlendi; çünkü daha fazla tanker ve daha önemlisi daha fazla petrol boğazdan çıkarılabildi,” diyen Trita Parsi, bazı rakamların abartılı olduğunu düşündüğünü de ekledi. Parsi’ye göre VLCC (çok büyük ham petrol tankeri) sınıfı tankerler 2 milyon varile kadar petrol taşıyabildiği için günde beş ila on tankerle, daha önce Strait of Hormuz (Hormuz Boğazı) üzerinden geçen petrolün kayda değer kısmı telafi edilebiliyor.
Ancak Parsi, bu tablonun basit bir ABD başarısı olarak okunmaması gerektiğini belirtti. Ona göre İran’ın bu gemilere ateş açmamasının nedeni yalnızca bunu yapamaması değil; bu petrolün bir kısmının İran’a ait olması. Parsi, İran’ın kendi petrolünü Iraklılar ve başka aktörler üzerinden sattığını, ablukanın içinden çıkış yolu bulmaya çalıştığını anlattı. “Günün sonunda herkes biliyordu ki boğazda en azından bir açıklığın kalması İran’ın da çıkarınaydı,” diye konuştu.
Parsi, buna rağmen mevcut statükonun İran açısından ABD’ye kıyasla “biraz daha acı verici” hale geldiğini söyledi. Ona göre Trump yönetimi bu statükoyu en azından ara seçimlere kadar sürdürmek istiyor.
Ara Seçimlere Kadar Statüko Arayışı
Parsi, Trump yönetiminin İran’ı haber gündeminden çıkarmaya çalıştığını savundu. Ona göre yönetim, İran ile yükselen benzin fiyatları arasındaki bağın seçmenlerin zihninde belirginleşmesini istemiyor.
“İran’ı ön sayfalardan, manşetlerden, gazetelerin ikinci ve üçüncü sayfalarından ve ana akım haberlerden çıkarmak istiyorlar,” diyen Parsi, bunun siyasi açıdan anlaşılır bir strateji olduğunu belirtti. Diplomasi ya da tırmanma gibi yoğun faaliyetlerin İran’ı tekrar gündeme taşıyacağını söyledi.
Bu nedenle Parsi, yaptırımların duyurusu ile uygulanması arasında büyük fark olacağını öngördü. “Bu yaptırımlarda duyuru çok gürültülü, uygulama ise çok daha sınırlı olacak,” değerlendirmesini yaptı. Ona göre yaptırımlar sert şekilde uygulanırsa, özellikle Çin’in İran petrolü alımlarına karşı adım atılması gerekir; Trump yönetimi ise bu tartışmaya hazır görünmüyor.
Parsi, yaptırımlar gerçekten İran’a ağır zarar verirse Tahran’ın karşılık vereceğini söyledi. Bu da yönetimin ara seçimlere kadar korumak istediği sessiz statükoyu bozabilir. Parsi’ye göre Trump, seçim sonrasında ya müzakerelere dönmeyi ya da savaşa hazırlanmayı değerlendirebilir. Bu arada ABD’nin Avrupa ve Asya’dan önleyici sistemler kaydırarak olası üçüncü raunda hazırlandığını da ihtimal dahilinde gördüğünü söyledi.
Parsi ayrıca Avrupalı ve Asyalı diplomatlarla yaptığı görüşmelerde, ABD Hazine Bakanlığı’nın İran bankalarıyla bağlantıların kesilmesi için somut talepler ilettiğine dair bir işaret duymadığını aktardı. Ona göre yaptırımların gerçekten sert uygulanması planlansaydı, şimdiye kadar bu tür temasların başlaması beklenirdi.
İran’ın Bekleme ve Diplomasi Stratejisi
Glenn, İran’ın artık yaptırımlara ve saldırılara pasif kalmayacağı izlenimi verdiğini söyledi. Parsi de İran’ın daha “affetmeyen” bir tutum alacağını kabul etti; ancak uygulama sınırlı kalırsa İran’ın tepkisinin de sınırlı olabileceğini belirtti.
Parsi’ye göre İran şu anda birkaç şeyi aynı anda yapıyor. Birincisi, Trump’ın “duygusal iniş çıkışlarını” aşıp müzakere masasına dönüp dönmeyeceğini görmek istiyor. İkincisi, yaptırımların ne kadar sert uygulanacağını bekliyor. Üçüncüsü, Pakistan, Qatar ve Oman ile diplomasi yürütüyor.
“İranlılar MOU’ya dönmek istediklerini çok açık söyledi; daha güçlü ya da farklı bir MOU istemiyorlar,” diyen Parsi, Tahran’ın bazı metin bölümlerinde daha fazla açıklık isteyebileceğini, ancak temelde başka bir anlaşma aramadığını ifade etti. MOU’yu mutabakat zaptı olarak tanımlayan Parsi, ABD’nin şu anda bu çerçeveye dönmekle ilgilenmediğini, fakat bunu kalıcı biçimde reddettiğini de söylemediğini belirtti.
Parsi, İran’ın diplomasi hamlelerinin üç amacı olduğunu savundu. İlk olarak Tahran, kendi kamuoyuna makul ve diplomasiye açık taraf olduğunu göstermek istiyor. Savaş yeniden başlarsa halkın suçu İran’ın müzakere tutumunda değil Trump’ta görmesini hedefliyor. İkinci olarak bölge ülkelerine, öneriler sunan tarafın İran olduğunu göstermek istiyor. Üçüncü olarak da Trump ara seçimlerden sonra müzakereye dönerse, önceden oluşmuş bölgesel mutabakatları bozmak zorunda kalacağı bir zemin yaratmak istiyor.
Tankerlere El Koyma İhtimali ve Askerî Tırmanma
Glenn, ABD’nin İran tankerlerine el koymayı ve petrolü satarak savaşın ekonomik maliyetini dengelemeyi tartıştığına dair haberleri gündeme getirdi. Bunun fiilen korsanlığa dönüşebileceğini ve İran açısından doğrudan saldırı sebebi sayılabileceğini söyledi.
Parsi, ABD Donanması’nın açık denizde İran tankerlerini durdurup alıkoymasının yalnızca İran’a değil, Çin’e de provokasyon olacağını belirtti. Tankerlerin büyük kısmının Çin’e gittiğini söyleyen Parsi, bunun Xi’nin Washington ziyareti öncesi Çin’e de mesaj anlamına gelebileceğini ifade etti.
“Eğer ABD Donanması İran tankerlerini açık denizde durdurup alırsa, İranlıların çok sert karşılık vereceğinden şüphem yok,” diyen Parsi, bunun yalnızca ekonomik değil kinetik, yani askerî nitelikte bir karşı tırmanmaya dönüşebileceğini savundu. ABD’nin daha önce Trump ve Biden dönemlerinde İran tankerlerine sınırlı biçimde el koyduğunu hatırlatan Parsi, o dönemde İran’ın daha ölçülü davrandığını, ancak bu kez farklı tepki verebileceğini söyledi.
Glenn ayrıca İran’ın neden doğrudan ABD gemilerini vurmadığını sordu. Parsi, buna kesin cevabı olmadığını söyledi. Houthis’in Red Sea’nin kuzeyinde hareket eden bir Suudi gemisine 1.200 kilometre menzilli balistik füze attığını ve isabet sağladığını belirtti. “Houthis bunu yapabiliyorsa, İranlıların da bu kapasiteye sahip olduğu açıktır,” diyen Parsi, İran’ın bu seçeneği daha kötü senaryolar için saklıyor olabileceğini değerlendirdi.
ABD Askerleri, Kamuoyu ve İran’a Beklenmedik Sempati
Programın bir diğer bölümünde Glenn, ABD kamuoyunun savaşın başından itibaren isteksiz görünmesini ve ABD askerleri arasında rahatsızlık bulunduğuna dair işaretleri sordu. Parsi, bölgedeki ABD askerî personeliyle temas halinde olduğunu söyledi.
“Bölgede ABD askerî personeliyle temas halindeyim; programınızı ve başka YouTube yayınlarını izliyorlar çünkü çok rahatsızlar ve bunu anlamlandırmaya çalışıyorlar,” diyen Parsi, askerlerin en temel sorusunun “ne zaman eve dönecekleri” olduğunu aktardı. Abraham Lincoln uçak gemisindeki personelin dokuz aydan uzun süre denizde kaldığını, bunun rekor olduğunu ve ailelerin kamuoyuna konuşması üzerine geri çekildiklerini söyledi.
Parsi, bir askerin kendisine uçak parçasındaki toz üzerine yazılmış mesajların fotoğrafını gönderdiğini, bu görüntülerin internette yayıldığını anlattı. Yazıların savaşa, yönetime ve özellikle Israel’e sert eleştiriler içerdiğini söyledi. Parsi’ye göre askerler, savaşın Israel için yürütüldüğünü düşünüyor ve ahlaki temeli olmayan, bitiş tarihi bulunmayan bir görevde motivasyonlarını korumakta zorlanıyor.
Glenn, dünya kamuoyunda İran’a yönelik beklenmedik sempatiyi sordu. Parsi, İran hükümetinin Batı’da ve dünyada olumlu imaja sahip olmadığını, protestolara yönelik baskı ve ölümler nedeniyle bunun daha da zor olduğunu belirtti. Yine de özel görüşmelerinde, ABD ve Batı kampındaki bazı üst düzey yetkililerin gizlice İran’ın direnmesini istediğini söyledi.
“Amerikan müttefiki olmak, Trump’ın ruh hali değişimlerine karşı koruma sağlamıyor,” diyen Parsi, bu tutumun İran sevgisinden çok güç dengesi arayışından kaynaklandığını savundu. Ona göre bazı ülkeler, ABD’nin İran karşısında hızlı başarı kazanması halinde Cuba veya Greenland gibi başka hedeflere yönelebileceğinden kaygılanıyor.
Ukraine, Finansal Sistem ve Hegemonya Tartışması
Glenn, bu durumu Russia’nın Ukraine’i işgali sonrasında Küresel Güney’in yaptırımlara katılmamasıyla karşılaştırdı. Kishore Mahbubani’nin, birçok ülkenin Russia’yı desteklediği için değil, NATO’nun Russia’yı kırarak tek kutuplu düzene dönmesini istemediği için mesafeli durduğunu söylediğini aktardı.
Parsi bu yorumu kısmen farklı okudu. Ona göre birçok Küresel Güney ülkesi, Russia’nın Ukraine’i işgalinin uluslararası hukuku ve toprak bütünlüğünü zayıflatmasından endişe duydu. Ancak savaşın beşinci gününde ABD’nin Russia’yı uluslararası finansal sistemden büyük ölçüde dışlaması, dünyada daha güçlü alarm yarattı.
Parsi, Russia’nın yaptığı şeyin yanlış olduğunu, fakat Africa’daki bir ülke için doğrudan tehdit oluşturmadığını söyledi. Buna karşılık ABD’nin dolar ve finans sistemi üzerinden bir ülkeyi ekonomik olarak “boğma” kapasitesi birçok ülke için doğrudan tehdit gibi algılandı. Ona göre bu nedenle ABD’ye karşı dengeleme arzusu güçlendi.
Glenn, ABD’nin savaşı liberal demokrasi ile teokrasi arasındaki mücadele olarak sunmaya çalıştığını, ancak dünyanın başka yerlerinde bunun hegemon ile karşı-hegemon arasındaki mücadele gibi görüldüğünü söyledi. Parsi, Trump yönetiminin liberal demokrasi dilini zaten kullanmadığını belirtti. İran’ın ise daha çok bölgede yabancı hegemonyaya ve bu hegemonyanın desteklediğini söylediği soykırıma karşı mücadele söylemine yaslandığını ifade etti. Gaza’nın ve Israel’in savaşın başlamasındaki rolünün bu anlatıya daha fazla alıcı kazandırdığını savundu.
Europe, Germany ve Uluslararası Hukuk
Glenn, Europe ülkelerinin ABD savaşlarına uygun demokrasi ve insan hakları diliyle sunulduğunda destek verme eğiliminde olduğunu, Venezuela örneğinde Trump’ın petrol söylemine fazla odaklanmasının meşruiyet sorunları yarattığını söyledi. Parsi ise Europe’un son dönemde Iran, Venezuela ve tekrar Iran dosyalarında uluslararası hukuku kolayca bir kenara bıraktığını savundu.
Parsi özellikle Germany üzerinde durdu. Germany’nin kısa süre önce UN Security Council (Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi) için seçilmiş geçici koltuk yarışını Portugal ve Austria’ya kaybettiğini, bunun Almanya için tarihî bir yenilgi olduğunu söyledi. Yarışa geç katılmanın kısmi neden olduğunu, asıl nedenin ise Germany’nin uluslararası hukuk konusundaki güvenilirliğini kaybetmesi olduğunu savundu.
“Bu artık 2003’te Iraq’ın yasa dışı işgaline karşı duran Germany değil,” diyen Parsi, Germany’nin Iran’a karşı yasa dışı savaşı alkışladığını, Israel’in “kirli işi” yaptığını söylediğini ve International Criminal Court’un Netanyahu ile Yoav Gallant hakkındaki tutuklama kararlarına mesafeli yaklaştığını belirtti. Parsi, Ukraine bağlamında uluslararası hukuku kutsal gören Europe’un Gaza ve Iran bağlamında aynı tutumu göstermediğini savundu.
Israel, Netanyahu ve Olası Yeni Anlaşma
Programın son bölümünde Glenn, Trump’ın elde ettiği geçici kaldıracı bir anlaşma için kullanması halinde Netanyahu’nun buna karşı çıkacağını söyledi. Parsi, Israeli seçimlerinin October’da, ABD ara seçimlerinin November’ın ilk haftasında yapılacağını belirtti ve Trump’ın bu süreçten sonra daha savruk davranabileceğini öne sürdü.
Parsi, Trump’ın 2020 seçimlerini kaybettikten sonra Iran’la savaş başlatma fırsatı aradığını, bunu iktidarda kalmak ve Joe Biden’a barışçıl geçişi engellemek için yapmış olabileceğini söyledi. Bu nedenle ara seçimlerden sonra yeni bir risk dönemine girilebileceğini savundu.
Trump diplomasiye dönerse anlaşmanın MOU’dan çok farklı olmayacağını belirten Parsi, Israel’in buna kesin biçimde karşı çıkacağını söyledi. Ona göre Israel en azından yeni anlaşmanın Israel ve Lebanon başlıklarını içermemesini isteyecek. Ancak Parsi, Iran’ın Lebanon’u dışarıda bırakan bir MOU’ya razı olacağına inanmadığını vurguladı; çünkü Lebanon’u Iran’ın güvenlik ihtiyaçları açısından temel gördüğünü söyledi.
Yemen, Houthis ve Bölgesel Ateşkes
Glenn, Yemen, Iraqi militias ve diğer bölgesel aktörlerin çoğu zaman yanlış biçimde yalnızca İran’ın uzantıları gibi sunulduğunu, oysa kendi çıkarları bulunduğunu söyledi. Parsi buna katıldı ve Iran’ın bu aktörler üzerinde kontrol değil, kaldıraç sahibi olduğunu belirtti.
“Eğer yeni bir anlaşma olursa İranlılar bölgesel ateşkeste ısrar eder,” diyen Parsi, bunun iki taraflı sorumluluklar yaratacağını söyledi. Ona göre Israel Lebanon’u bombalamayı bırakıp çekilmeli, Hezbollah da Israel’e ateş etmeyi durdurmalı. Houthis’in de Saudis’e saldırıları kesmesi gerekecek.
Parsi, Saudi Arabia açısından yeni bir Yemen savaşına dönmenin cazip olmaması gerektiğini söyledi. Saudi Arabia’nın Pakistan ve Turkey ile bir “Mecca pact” yaptığını, ancak bunun şu ana kadar pratik sonuç üretmediğini savundu. Houthis’in Suudi gemilerini vurduğunu, Turkey’nin Syria’da Israel tarafından hedef alındığını, fakat anlaşma taraflarının birbirleri adına müdahale etmediğini söyledi. Parsi’ye göre Riyadh, Iran’ın Houthis’i sınırlamaya teşvik edileceği ve Israel’in Lebanon’dan çekileceği bir anlaşmayı, Yemen savaşının yeniden başlamasına tercih edebilir.