Judge Napolitano - Judging Freedom

Professor Mohammad Marandi: “Bu, Trump’ın Kazanabileceği Bir Savaş Değil”

İngilizce yapılan bu bölümde Judge Andrew Napolitano, İran’dan canlı bağlanan Professor Mohammad Marandi ile ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, Tahran’daki gündelik hayat, İran toplumunun tepkisi, Hürmüz Boğazı’nın geleceği ve olası kara harekâtı ihtimali üzerine konuştu. Görüşme, savaşın yalnızca askeri değil, sivil altyapı, enerji piyasaları, bölgesel müttefiklikler ve kamuoyu algısı açısından da ağır sonuçlar doğurabileceği iddiaları etrafında şekillendi.

Tahran’dan Canlı Bağlantı ve Güvenlik Endişesi

Programın başında Judge Andrew Napolitano, undeclared wars (ilan edilmemiş savaşlar) ve devletlerin güç kullanımına dair kısa bir özgürlük vurgusunun ardından konuğu Professor Mohammad Marandi’yi tanıttı. Marandi, Tahran’dan canlı yayına katıldığını söyledi. Napolitano, ilk olarak Marandi’nin ve ailesinin durumunu sordu.

Marandi ailesinin iyi olduğunu, ancak kendisinin sevdiklerine zarar gelmemesi için mümkün olduğunca insanlardan uzak durduğunu belirtti. “Kimseyi görmemeye çalışıyorum, çünkü sevdiklerimden, arkadaşlarımdan ya da tanımadığım insanlardan herhangi birine sorun çıkarmak istemiyorum,” diyen Professor Mohammad Marandi, “bu yüzden mümkün olduğunca izole kalmaya çalışıyorum” şeklinde açıkladı.

Napolitano, Marandi’nin İsrailliler ve Amerikalılar tarafından hedef alınıp alınmadığını sordu. Marandi, kesin olarak bilmediğini, ancak X/Twitter’da doğrulanmış bir hesabın kendisini kaçırmak için 1 milyon dolar toplamaya çalıştığını öne sürdü. Bu paylaşımı kendisinin ve binlerce kişinin şikâyet ettiğini, ancak platformun kaldırmadığını söyledi. “Kaçırma, nihayetinde işkence ve cinayeti ima eder,” diyen Marandi, bunun Amerikan sosyal medya şirketlerinin işleyişi hakkında çok şey gösterdiğini savundu.

Napolitano, bunun arkasında İsraillilerin mi, Amerikalıların mı yoksa ikisinin birden mi olabileceğini sordu ve Marandi’nin ABD’de, Virginia’da doğmuş bir Amerikan vatandaşı olduğunu hatırlattı. Marandi ise ABD politikasına ve “ABD imparatorluğu” olarak tanımladığı yapıya karşı çıkan kimseye ayrıcalık tanınmadığını ifade etti. Duyduklarına göre bunun “gölge bir İsrailci, Siyonist-Ukraynalı örgüt” bağlantılı olabileceğini söyledi.

Sivillerin Hedef Alındığı İddiası

Marandi, Twitter’ın böyle bir para toplama kampanyasına nasıl izin verebildiğinin araştırılması gerektiğini belirtti. Ardından savaşın sahadaki sonuçlarına geçti. İsrail’in İran şehirlerini “halı bombardımanına” tuttuğunu, hastaneleri, ilkokulları, ambulansları ve aile araçlarını bombaladığını iddia etti. Bir aile aracında anne, baba ve kardeşleri öldürülen bir çocuğun birkaç saat önce hayatını kaybettiğini anlattı.

Marandi’ye göre, saldırılar halkı sindirmek yerine daha da kararlı hale getirdi. Kendisinin de katıldığı büyük bir gösteriye füze atıldığını, bir kadının öldürüldüğünü, ancak kalabalığın dağılmadığını söyledi. “On altı yaşındaki gençler geri adım atmıyorsa, benim geri çekilmeye hakkım yok,” diyen Marandi, İran sokaklarındaki kararlılığı bu sözlerle vurguladı.

Napolitano, Tahran’da hayatın nasıl olduğunu; öğrencilerin okula gidip gitmediğini, devlet hizmetlerinin çalışıp çalışmadığını ve insanların alışveriş yapıp yapmadığını sordu. Marandi, savaş başladığında Ramazan ayı olduğunu ve İran yeni yılına yaklaşıldığını anlattı. İran yeni yılının baharın ilk gününde kutlandığını, “Nowruz” olarak bilindiğini ve çok eski bir gelenek olduğunu belirtti.

Savaş başlayınca, özellikle bir ilkokulun bombalanıp çocukların öldürülmesinin ardından hükümetin okulları ve üniversiteleri kapattığını söyledi. Çok sayıda insanın Tahran’dan ayrıldığını, hükümetin de bunu teşvik ettiğini ifade etti. Tahran’ın genellikle yeni yıl döneminde zaten boşaldığını, şu anda da sessiz olduğunu aktardı. Bazı dükkânların açık olduğunu, trafik bulunduğunu ama yoğun olmadığını söyledi.

İran Toplumunun Tepkisi

Napolitano, ABD ve İsrail’in sivilleri ve bilinen sivil yapıları hedef aldığı konusunda herhangi bir tartışma olup olmadığını sordu. Marandi, “Hayır, hiç yok,” diyerek birçok hastanenin, apartman bloğunun, pazar yerinin ve belediye altyapısının vurulduğunu iddia etti. Tahran’daki prestijli üniversitelerden birinde görev yapan bir profesörün, ailesi ve komşularıyla birlikte hava saldırısında öldürüldüğünü söyledi.

Marandi, saldırıların yalnızca askeri tesislere değil, sivil yaşamın işlemesi için gerekli unsurlara yöneldiğini savundu. “Sivil toplumun işlemesi için gerekli olan her şeyi yok etmeye çalışıyorlar,” diyen Marandi, şehirlerde çöp kamyonlarının dahi hedef alındığını belirtti.

Napolitano, ABD ve İsrail’in Ayatollah’ın öldürülmesinin ardından İran halkının ayaklanacağını ve hükümeti devireceğini düşündüğünü, ancak bunun tersinin yaşandığını söyledi. Marandi de savaş başladığında İran toplumunun devlete, silahlı kuvvetlere ve lidere destek vereceğini uzun süredir söylediğini belirtti. Batı ana akım medyasının ve siyasi düzeninin İran’daki İslam Cumhuriyeti’nin yüksek düzeyde toplumsal desteğe ve meşruiyete sahip olduğunu duymak istemediğini savundu.

“Bütün varsayımları en başından yanlıştı, şimdi sıkışıp kaldılar,” diyen Marandi, “eğer dinleselerdi bu savaş yaşanmazdı” değerlendirmesinde bulundu. Ona göre, Batı anlatılarından etkilenmiş ve devlete karşı olan gençlerin bir kısmı da şehirlerinin yıkımını, komşularının ölümünü ve çocukların korkusunu gördükçe görüş değiştirdi.

Marandi, bunun İran’da güçlü bir uyanış yarattığını söyledi. Bilimsel bir ölçüm sunmadığını, ancak kişisel kanaatine göre bu dalganın devrimin ilk yıllarındaki atmosferden bile güçlü olabileceğini ifade etti. Her gece ülke genelinde çok büyük kalabalıkların sokaklara çıktığını, hava ve füze saldırıları altında dağılmadıklarını anlattı.

Muhalefet ve Batı Medyası Tartışması

Napolitano, İran’da muhalefet etme özgürlüğü olup olmadığını sordu. Marandi, bunun her zaman bulunduğunu savundu. University of Tehran’da ders verdiğini, kendi fakültesinin ve bölümünün üniversite içinde en Batı yönelimli çevrelerden biri olduğunu söyledi. Öğrencilerinin İngilizceye çok hâkim olduğunu, birçoğunun yurt dışında yaşadığını ya da çocukluklarından beri özel İngilizce eğitimi aldığını belirtti.

Marandi sınıflarında öğrencilerle açık tartışmalar yaptığını söyledi. Bir öğrencisinin İran’ı “North Korea’dan daha kötü bir polis devleti” olarak nitelediğini anlattı. Bu öğrenciyle şaka yaptığını, her soru sorduğunda “Seni hâlâ tutuklamadılar mı?” dediğini, sınıfın ve öğrencinin buna güldüğünü söyledi.

Batı medyasının İran’daki gerçekliği dinlemediğini savunan Marandi, ülkeye gelen ve gördüklerini dürüstçe anlatan gazeteci ve yorumcuların bile anlatıyı değiştiremediğini belirtti. “Gerçek muhalefetin olmadığı yer Batı medyasıdır,” diyen Marandi, konu İran olunca Guardian ile Fox News arasında temel anlatı bakımından büyük fark olmadığını savundu. Ona göre Batı’daki hâkim mutabakat, İran’ın “kötü taraf”, Batı’nın ise “iyi taraf” olduğu kabulüne dayanıyor; ayrışma yalnızca İran’ın bombalanıp bombalanmaması konusunda yaşanıyor.

Napolitano, alternatif medyanın İran sahasından gelen görüşleri aktarmaya çalıştığını söyledi ve Marandi’nin cesaretini övdü. Ardından İranlı ve Amerikalı yetkililer arasında görüşme olup olmadığını sordu.

Trump, Müzakereler ve Hürmüz Boğazı

Marandi, President Donald Trump’ın açıklamalarının müzakere yürütmekten çok piyasaları manipüle etmeye ve zaman kazanmaya yönelik olduğunu savundu. İran topraklarına birkaç gün içinde saldırı ihtimalinin yüksek olduğunu düşündüğünü söyledi. Ayrıca ABD’nin Oman’a ya da Hürmüz Boğazı’nın diğer yakasına gitmesinden söz edildiğini belirtti.

Marandi’ye göre bu durum İran’ın tavrını değiştirmeyecek. İran, düşman aktörlerle herhangi bir şekilde bağlantılı gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçmesine izin vermeyecek. Bu düşman aktörlerin ABD müttefikleri olduğunu, Basra Körfezi’nde ya da başka yerlerde bulunmalarının fark etmeyeceğini söyledi.

“Trump kesinlikle müzakere etmiyor,” diyen Marandi, ABD’nin Pakistan üzerinden bir öneri gönderdiğini, ancak bunun olağan mesaj trafiğinin bir parçası olduğunu belirtti. İran ile ABD arasında onlarca yıldır mesaj gidip geldiğini, bu nedenle bunun olağanüstü bir durum olmadığını ifade etti. İran’ın öneriye yanıt vermediğini ve kabul etmediğini söyledi.

Marandi, İran’ın barış için şartlarını ortaya koyduğunu, fakat sahadaki gerçeklerin değişmesi gerektiğini vurguladı. Ona göre İran artık Persian Gulf’un İran’a yönelik saldırılar için bir platform olarak kullanılmasına izin vermeyecek. Tazminat ödenmesi gerekecek, Basra Körfezi’ndeki ülkeler ödeme yapmak zorunda kalacak ve İran’ın bölgesel müttefiklerinin güvenliği sağlanacak. Ayrıca savaş sonrası Hürmüz Boğazı’nın statüsünün değişeceğini söyledi.

Napolitano, olası bir Amerikan kara harekâtı ihtimalini sordu. Marandi, İranlıların bunun kesinlikle olacağını varsaydığını ve savaşa hazırlandığını söyledi. İran’ın 11 Eylül’den bu yana, hatta daha da öncesinden, kaçınılmaz gördüğü bir savaşa hazırlandığını belirtti.

Marandi’ye göre ABD’nin nihai hedefi her zaman İran’dı; amaç bölge üzerinde tam kontrol sağlamak ve İsrail rejiminin genişleyip Filistin ulusunu yok etmesine imkân tanımaktı. İran’ın yalnızca füze ve drone değil, yeraltı donanması, tünellerde korunan sürat tekneleri, hava savunma sistemleri ve yeraltı hava kuvvetleri geliştirdiğini söyledi.

“Bu, Trump’ın kazanabileceği bir savaş değil,” diyen Marandi, tırmanmanın Basra Körfezi’ndeki ABD üslerine ev sahipliği yapan Arap aile rejimlerinin petrol, gaz ve diğer kritik varlıklarında daha fazla yıkıma yol açacağını savundu. Enerji krizinin kalıcı hale gelebileceğini, tesisler yok edilirse Hürmüz Boğazı’nın açık ya da kapalı olmasının anlamını yitireceğini belirtti.

Nükleer Anlaşma, Bölgesel Ülkeler ve İsrail

Napolitano, İran’ın neden ABD ile müzakere etmek isteyeceğini sorguladı. Gerekçe olarak daha önceki müzakerelerin “aldatmaca” olduğunu ve İsrail’in, ABD habersizmiş gibi davranırken, müzakerecileri öldürdüğünü söyledi. Marandi buna katıldı ve durumun daha da kötü olduğunu ifade etti.

JCPOA (İran nükleer anlaşması) 2015’te imzalandıktan sonra Obama’nın anlaşmayı ihlal ettiğini, Trump’ın ise tamamen yırttığını savundu. Sekiz-dokuz ay önceki müzakerelerde ve daha sonra Oman dışişleri bakanı önemli ilerleme olduğunu söylerken Trump’ın gizlice savaşa hazırlandığını iddia etti.

Marandi, İran’ın artık sahadaki koşulların değişmesini istediğini söyledi. Trump geri adım atsa ya da görevden alınsa bile İran’ın eski statükonun devamına izin vermeyeceğini belirtti. UAE, Saudi Arabia ve Qatar’ın savaşın finansmanına yardım ettiğini, bu ülkelerin ABD güçlerine ve üslerine ev sahipliği yaptığını savundu. Amerikan güçlerinin üsler hedef alındığı için otellere ve yerleşim bölgelerine taşındığını iddia etti. İran’ın bunun sürmesine izin vermeyeceğini söyledi.

Napolitano, İran’ın İsrail içindeki hükümet tesislerine ne ölçüde saldırmayı planladığını sordu. Marandi, İsrail’de yoğun sansür olduğunu, ancak rejimin İran tarafından ağır şekilde vurulduğunu söyledi. Hava savunmalarının artık çalışmadığına dair bilgiler duyduklarını, zaten hiçbir zaman çok etkili olmadıklarını ve kimi zaman verdikleri zarardan daha pahalıya mal olduklarını savundu.

Marandi, İran füzelerinin artık çok kolay şekilde geçtiğini, Hezbollah füzelerinin de İsrail’e ulaştığını söyledi. İsrail’in hem kuzeyden hem İran’dan vurulduğunu belirtti. İran ve bölgedeki müttefikleri açısından kabul edilebilir bir anlaşma olana kadar bunun süreceğini ifade etti.

Marandi, İsrail rejiminin bu durumu kendi üzerine ve Amerikan halkının üzerine çektiğini söyledi. Eski Trump yetkilisi Joe Kent’in istifa mektubunda ve sonrasındaki röportajlarında İsrail rejiminin ve Siyonist lobinin bu savaşın arkasında olduğunu ifade ettiğini savundu. Amerikan halkının, ayrıca India, Asia, Africa ve Latin America’daki insanların ekonomik sonuçlarla karşılaşacağını söyledi.

“United States’e yönelik bir tehdit yoktu,” diyen Marandi, “Iran’ın nükleer silaha yöneldiği de yoktu” ifadesini kullandı. Ona göre bu, uzun süredir bilinen fakat artık iktidar merkezlerinden de dile getirilen bir gerçekti.

Programın sonunda Napolitano, Marandi’ye cesareti ve değerlendirmeleri için teşekkür etti. Marandi de Napolitano’nun, konuklarının ve izleyicilerinin yaptığı işi övdü; İran’da insanların Batı’da ve özellikle United States’te çok sayıda kişinin bu savaşa karşı olduğunu gördüğünü söyledi. Çoğunluğun buna karşı olduğunu, birçok kişinin yönetici sınıfın kurduğu anlatının uydurma olduğunu fark ettiğini belirtti.

Açılış

Judge Andrew Napolitano: İlan edilmemiş savaşlar olağan hale geldi. Trajik biçimde hükümetimiz, Amerikan halkından hiçbir itiraz gelmeden, başka adıyla saldırganlık olan önleyici savaşa girişiyor. Ne yazık ki hükümetin meşru olmayan güç kullanımıyla yaşamaya alıştık. Gerçekten özgür bir toplum geliştirmek için, güç kullanımını başlatma meselesi anlaşılmalı ve reddedilmelidir. Ya ülkenizi sevmek için bazen hükümeti değiştirmek ya da ortadan kaldırmak gerekiyorsa? Ya Jefferson haklıysa? Ya en iyi hükümet en az yöneten hükümetse? Ya hükümet yanlış olduğunda haklı olmak tehlikeliyse? Ya özgürlük için savaşırken ölmek, köle olarak yaşamaktan daha iyiyse? Ya özgürlüğün en büyük tehlike saati şimdi ise?

Judge Andrew Napolitano: Herkese merhaba, Judging Freedom’dan Judge Andrew Napolitano ben. Bugün 26 Mart 2026 Perşembe. Bugün bize sevgili dostum Professor Mohammad Marandi katılıyor; kendisi İran’ın Tahran kentinden canlı bağlanıyor. Professor Marandi, zamanınız için teşekkür ederim. Cesaretiniz için teşekkür ederim. Varlığınız için teşekkür ederim. Analiziniz için teşekkür ederim. İlk olarak şunu sormak zorundayım: Siz nasılsınız, aileniz nasıl?

Professor Mohammad Marandi: Beni davet ettiğiniz için çok teşekkür ederim Judge. Programınızda olmak her zaman bir zevk. Onların hepsi iyi. Ancak programdan önce söylediğim gibi, kimseyi görmemeye çalışıyorum; çünkü sevdiklerimden, arkadaşlarımdan, hatta tanımadığım insanlardan herhangi birine sorun çıkarmak istemiyorum. Bu yüzden mümkün olduğunca izole kalmaya çalışıyorum.

Tehdit İddiaları ve Sosyal Medya

Judge Andrew Napolitano: Professor Marandi, İsraillilerin ve Amerikalıların hedefinde misiniz?

Professor Mohammad Marandi: Bilmiyorum, ama Twitter’da doğrulanmış ve ücretli ortaklığı olan bir hesap var. Sanırım altı gün önce bir ilan verdiler ya da bir tweet paylaştılar; beni kaçırmak için 1 milyon dolar toplamaya çalışıyorlar. Ben Twitter’a şikâyette bulundum, görünüşe göre binlerce kişi de şikâyet etmiş, ama Twitter bunu kaldırmayı reddediyor. Elbette kaçırma, nihayetinde işkence ve cinayet anlamına gelir. Ben elbette korkutulacak değilim, ama bunun United States’teki sosyal medya şirketlerinin işleyişi hakkında çok şey gösterdiğini düşünüyorum.

Judge Andrew Napolitano: Bunun arkasında kim olabilir? İsrailliler mi, Amerikalılar mı, yoksa ikisi birden mi? Yani siz Amerikalısınız. Amerikan vatandaşısınız. Virginia, USA’de doğdunuz.

Professor Mohammad Marandi: Evet, United States’te doğdum; ama bence mesele US politikasına ve US imparatorluğuna karşı çıkmak olduğunda kimseye ayrıcalık tanınmıyor. Duyduklarıma göre, ki bunun peşine gerçekten düşmedim, bu gölgeli bir İsrailci, Siyonist-Ukraynalı örgüt.

Professor Mohammad Marandi: Twitter’ın birini kaçırmak için para toplanmasına nasıl izin verebildiğinin araştırılması gerekiyor. Elbette, söylediğim gibi, bu kaçırma nihayetinde işkence ve cinayet anlamına gelir; çünkü yaptıkları budur. İran şehirlerini halı bombardımanına tutuyorlar. Hastaneleri bombalıyorlar. İlkokulları bombalıyorlar. Ambulansları bombalıyorlar. Aile araçlarını bombalıyorlar. Genç bir çocuk birkaç saat önce öldü. Aile aracında hayatta kalan son kişiydi. Anne babası ve kardeşleri öldürülmüştü, o da birkaç saat önce hayatını kaybetti. Yani benim bir beklentim yok.

Professor Mohammad Marandi: Ama Judge, ülkenin dört bir yanında sokaklardaki bütün bu insanlar silahlı kuvvetleri, devleti ve lideri destekliyor. Eminim görüntüleri görmüşsünüzdür. US ve İsrailliler onlara füze attığında, ben de bunun yaşandığı çok büyük bir toplantıdaydım, insanlar yerlerinden ayrılmadı. Kimse kıpırdamadı; insanlar öldürülmüş olmasına rağmen.

Professor Mohammad Marandi: Benim bulunduğum mitingde bir kadın füzelerle öldürüldü. Ama kimse hareket etmedi. On altı yaşındaki gençler geri adım atmıyorsa, evlerine gidip gençlerin yaptığı şeyleri yapabilecekken bunu yapmıyorlarsa, benim geri çekilmeye hakkım yok.

Tahran’da Günlük Hayat

Judge Andrew Napolitano: Vay canına. Bugün Tahran’da hayat nasıl? Öğrenciler okula gidiyor mu? Devlet hizmetleri çalışıyor mu? İnsanlar alışveriş yapıyor mu? Gökyüzünden inenlere rağmen hayatlarını bir tür normallik içinde sürdürüyorlar mı?

Professor Mohammad Marandi: Savaş başladığında Ramazan ayıydı. Yani insanların çoğu oruç tutuyordu ve yeni yıl yaklaşıyordu. İran yeni yılı baharın ilk günündedir; biz ona Nowruz diyoruz. Çok eski bir kutlamadır. Eski yılın son haftalarında insanlar alışveriş yapıyordu, çünkü genellikle bunu yaparlar.

Professor Mohammad Marandi: Ama savaş başladığından beri, ilkokulu bombalayıp bütün o çocukları öldürdüklerinde, hükümet okulları ve üniversiteleri kapattı. Bu yüzden çoğu insan Tahran’dan ayrıldı ya da en azından çok sayıda insan Tahran’dan ayrıldı ve hükümet bunu teşvik etti.

Professor Mohammad Marandi: Yeni yıldan sonra her zaman olan şey şudur: Tahran boşalır. Dolayısıyla Tahran, Ramazan’ın son iki-üç haftasında ve savaşın başında olduğu gibi. İnsanlar tatile gider. Bu yüzden hâlâ sakin bir şehir. Dışarı çıkarsanız açık bazı dükkânlar var. Bir miktar trafik var ama yoğun trafik değil ve pek çok dükkân açık değil.

Professor Mohammad Marandi: Tahran dışında bilmiyorum. Normalde insanlar bu tatil sırasında farklı şehirlere giderler. Bazı şehirler genellikle çok kalabalık olur. Çok eski ve çok güzel bir şehir olan Isfahan, yeni yıl için genellikle çok sayıda ziyaretçi alır. Ama son birkaç günde ağır biçimde bombalandı. Bu yüzden Tahran dışında neler olduğunu çok bilmiyorum. Tahran’da ise bir ölçüde sessiz. Ama sekiz, dokuz ya da on gün içinde normalde hükümet açılacak, okullar açılacak, dükkânlar açılacak. Yaklaşık on gün sonra ne olacağını görmemiz gerekecek.

Sivil Hedefler ve Toplumsal Dayanışma

Judge Andrew Napolitano: Amerikalıların ve İsraillilerin sivilleri ve bilinen sivil alanları ve yapıları hedef aldığı konusunda herhangi bir tartışma var mı?

Professor Mohammad Marandi: Hayır, hiç yok. Yani birçok hastane vuruldu. Birçok apartman bloğu vuruldu. İki-üç gün önce Tahran’daki saygın üniversitelerden birinde bir profesör, ailesinin tamamı ve komşularıyla birlikte hava saldırısında öldürüldü. Yaşadığım yere çok da uzak olmayan bir yerde oldu.

Professor Mohammad Marandi: Ambulanslara saldırılar var. Isfahan’daki pazar yerlerini bombalıyorlar. Şehirdeki belediye otoparklarını bombaladılar; örneğin çöp kamyonlarının şehirde çalışabilme kapasitesini yok etmek için. Gidip çöp kamyonlarını bombaladılar. Sivil toplumun işlemesi için gerekli olan her şeyi yok etmeye çalıştılar. Sivil toplumun işlemesi için gerekli olan her şeyi.

Judge Andrew Napolitano: İran halkının tutumu nedir? Biliyorsunuz, Amerikalılar ve İsrailliler şu çılgın fikre sahipti: Bombalamaya başlayıp Ayatollah’ı, öldürdükleri eski Ayatollah’ı öldürdüklerinde İranlılar ayağa kalkacak, kaos çıkacak ve hükümeti devirecekti. Bunun neredeyse tam tersi olmadı mı? İsraillilerin ve Amerikalıların yaptıkları, İran halkının direncini, kararlılığını, birliğini ve sadakatini güçlendirmedi mi?

Professor Mohammad Marandi: Judge, bunu çok uzun zamandır söylüyordum. Savaş başladığında bunun olacağını söyledim. Ve doğru olduğunu söylediğim her şey doğru çıktı. Ben parlak bir zekâ olduğum için değil. Bence ne olacağı açıktı. Ama her zaman, sanırım Piers Morgan bana “boş laf” demişti, bunu söylerlerdi.

Professor Mohammad Marandi: Gerçek şu ki, ben her zaman Islamic Republic of Iran’ın halk içinde yüksek düzeyde desteğe ve yüksek düzeyde halk meşruiyetine sahip olduğunu da söylüyordum. Bu her zaman böyleydi. Batı’da, ana akım siyasi aygıt ve ana akım medya bunu duymak istemiyor. Kendi anlatılarına inanmak istiyorlar: Sözde rejim, onların söylemeyi sevdiği gibi, popüler değil. Bu da savaş açarlarsa bunun hızlı ve kolay olacağına kendilerini ikna etmelerine yardımcı oluyor. Başlangıçtaki bütün varsayımları yanlış olduğu için şimdi sıkışıp kaldılar. Dinlemiş olsalardı bu savaş olmazdı.

Professor Mohammad Marandi: Bugün bu güçlü meşruiyet miktarı daha da arttı. Batı’nın İran ve Batı hakkındaki anlatılarından etkilenmiş, devlete karşı olan ya da Batı’ya sempati duyan genç çocukların çoğu görüşlerini değiştirdi. Çünkü şehirlerinin yıkımına, komşularının ya da mahallelerindeki insanların ölümüne tanıklık ediyorlar. Küçük çocukların nasıl dehşete kapıldığını ve ölmekten korktuğunu görüyorlar; çoğu zaman anne babaları onları sakinleştiremiyor.

Professor Mohammad Marandi: Bu, İranlılar arasında bir uyanış yarattı. Ben size bilimsel bir yanıt veremem, ama kişisel olarak bunun devrimin ilk yıllarından bile daha güçlü olduğunu düşünüyorum.

Judge Andrew Napolitano: Vay canına.

Professor Mohammad Marandi: Neden mi? Çünkü sokaklarda görüyorum. Her gece ülke genelinde sokaklarda çok büyük sayılarda insanlar görüyorsunuz. Devasa kalabalıklar ve hava saldırıları, füze saldırıları altında geri adım atmıyorlar. Bu olağanüstü. Cephe hatları artık sınırlarda değil. Cephe hatları şehirlerde ve insanlar geri çekilmeyi kesinlikle kabul etmiyor. Bu şaşırtıcı. Olağanüstü.

Muhalefet Özgürlüğü ve Batı Anlatısı

Judge Andrew Napolitano: Muhalefet etme özgürlüğü var mı?

Professor Mohammad Marandi: Muhalefet etme özgürlüğü her zaman vardı, Judge. University of Tehran’da ders verdim. Kendi fakültem ve belki de kendi bölümüm, University of Tehran’da en Batı yönelimli yerler arasındadır; ülke dememeliyim, çünkü University of Tehran dışına bu anlamda bakmadım. Öğrencilerimin tamamı İngilizceyi çok akıcı konuşur. İngilizceyle büyürler. Genellikle ya en azından yurt dışında yaşamışlardır ya da çocukluktan beri özel derslere gitmişlerdir. Bazıları İngilizcede benden daha akıcıdır.

Professor Mohammad Marandi: Sınıfta her zaman tartışmalar olur. Her zaman olur. “İran, North Korea’dan daha kötü bir polis devletidir” diyen öğrencilerim oldu. Ben de derste cevap verirdim. Sonra bir sonraki hafta o soru sorduğunda, bunu programınızda bir kez söylemiş olabilirim, her soru sorduğunda “Ah, seni hâlâ tutuklamadılar mı? Ben onlara seni tutuklamalarını söylemiştim” derdim.

Professor Mohammad Marandi: Dönemin sonuna kadar, zavallı çocuk her soru sorduğunda “Aman Tanrım, sanırım yanlışlıkla başka birini tutukladılar; onlara senin adını verdim ama sanırım başka birini aldılar” derdim. Yani herkes gülerdi. O da gülerdi, değil mi?

Professor Mohammad Marandi: Ortak arkadaşlarımız var, İran’a gelmiş olanlar. Max İran’a geldi. Başkaları da İran’a geldi. Ama Batı anlatısı gerçeği dinlemiyor. Bu anlatıya sahipler ve ne kadar çok insan İran’a gelip dışarı çıksa da, ne kadar güvenilir olurlarsa olsunlar, gerçeği anlatsalar ya da en azından İran’da gördüklerini dürüstçe aktarsalar da, bu hiçbir şeyi değiştirmiyor. Çünkü bu Epstein sınıfı hem devleti kontrol ediyor hem medyayı kontrol ediyor. Bu yüzden gerçek muhalefetin olmadığı yer Batı medyasıdır.

Professor Mohammad Marandi: İran söz konusu olduğunda bunun Guardian ya da Fox News olması fark etmiyor. Güçlü bir mutabakat var: Biz kötü adamlarız, onlar iyi adamlar. Tek fark, bizi bombalayıp bombalamamaları gerektiği meselesidir.

Judge Andrew Napolitano: Biz elbette alternatif medyada, sahadaki sizin gözlerinizden ve kulaklarınızdan gelen bakışı sunmak için elimizden geleni yapıyoruz. Düzenli konuklarımın çoğu, sizin de benim de dostlarım olan birçok kişi, cesaretinize ve bizimle konuşma isteğinize derinden hayran.

Müzakereler ve Trump’ın Açıklamaları

Judge Andrew Napolitano: İranlı yetkililer şu anda Amerikan yetkililerle müzakere ediyor mu? Bu müzakereler sürüyor mu, yoksa President Trump’ın açıklamaları piyasaları manipüle etmeye yönelik bir taktik mi?

Professor Mohammad Marandi: Açıklamalar piyasaları manipüle etmek için. Temelde bu. Ve zaman kazanmak için. İran topraklarına önümüzdeki birkaç gün içinde bir saldırı olma ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyorum. United States’in Oman’a ve Hürmüz Boğazı’nın diğer tarafına gerçekten gidebileceği de konuşuluyor. Her iki durumda da fark etmeyecek. İranlılar, düşman aktörlerle herhangi bir biçimde bağlantılı hiçbir geminin Hürmüz Boğazı’ndan geçmesine izin vermeyecek. Bu düşman aktörler elbette US müttefikleri; Persian Gulf’ta ya da başka yerde olmaları fark etmiyor.

Professor Mohammad Marandi: Trump kesinlikle müzakere etmiyor. US, Pakistan üzerinden bir öneri gönderdi ve bu her zaman olur. Yani İran ile United States arasında gidip gelen mesajlarımız oldu. Bunlar onlarca yıldır gidip geliyor. Dolayısıyla bu olağanüstü bir şey değil. İranlılar yanıt vermedi. Bu öneriyi hiçbir şekilde kabul etmiyorlar. İranlılar müzakere etmeyi planlamıyor ve barış için koşullarını ortaya koydular. Çünkü nihayetinde bir noktada çatışmaların sona ermesi gerekecek. Ama İran’ın koşulları var ve sahada değişiklik olması gerekiyor.

Professor Mohammad Marandi: İran artık Persian Gulf’un İran’a karşı saldırı yürütmek için bir platform olmasına tahammül etmeyecek. Tazminatlar olmalı ve Persian Gulf’taki bu ülkeler ödeme yapmak zorunda bırakılacak. İran’ın bölge genelindeki müttefikleri güvende olmalı ve elbette Hürmüz Boğazı’nın statüsü savaştan sonra değişecek.

Professor Mohammad Marandi: Genel olarak olan şu: Trump zaman kazanmaya ve piyasaları sakinleştirmeye çalışıyor. Ama bence insanlar bunu fark etmeye başlıyor. Çünkü çok konuşuyor ve çok çaresiz görünüyor; bu giderek daha açık hale geliyor. Fakat önümüzdeki günlerde gerilimin, yani şiddetin, çok daha kötüleşmesi oldukça mümkün.

Kara Harekâtı ve İran’ın Hazırlığı

Judge Andrew Napolitano: American troops’un karada olacağı büyük bir işgal bekliyor musunuz? Kharg Island’da ya da Hürmüz Boğazı’nda bir yerde? Birbirlerine yakın olmadıklarının farkındayım, ama bu iki bölgeden herhangi birinde.

Professor Mohammad Marandi: İranlılar bunun kesinlikle olacağını varsayıyor ve savaşa hazırlanmış durumdalar. Onlarca yıldır hazırlanıyorlar, Judge; 9/11’den bu yana. İranlılar kaçınılmaz bir savaş olarak gördükleri şeye kendilerini hazırlıyorlardı. United States’in nihai hedefi, bölgenin tam kontrolünü ele geçirmek ve Israeli regime’in genişleyip Palestinian nation’ı yok edebilmesi için her zaman İran oldu.

Professor Mohammad Marandi: Bu yüzden neredeyse iki buçuk on yıldır, hatta daha uzun süredir ama özellikle 9/11’den sonra, savunma kabiliyetleri inşa ediyorlar. Ve İranlıların elindeki şey sadece füzeler ve drone’lar değil. Bir yeraltı donanması var. Donanma Persian Gulf boyunca ve Gulf of Oman’da tünellerde; sürat tekneleri de öyle. İran’ın hava kuvvetleri, İran’ın hava savunmaları yeraltında ve iyi korunuyor.

Professor Mohammad Marandi: Ama nihayetinde kıyı savunması ve toprak savunması üzerine de onlarca yıldır düşünüyorlar. Bu Trump’ın kazanabileceği bir savaş değil. Bu yalnızca işleri daha kötü hale getirecek ve tırmanma, Persian Gulf’ta US üslerine ev sahipliği yapan Arap aile rejimlerindeki petrol, gaz ve diğer kilit varlıklarda daha fazla yıkıma yol açacak.

Professor Mohammad Marandi: Bu yalnızca enerji krizini daha kötü hale getirecek ve kalıcı hale getirebilir. Çünkü her şey yok edilirse, Hürmüz Boğazı’nın nihayet bir anlaşma sonucunda açılıp açılmaması fark etmez. Petrol yoksa, tanker yoksa, LNG yoksa, gübre yoksa, Hürmüz Boğazı gerçekten o kadar önemli değildir.

JCPOA, Eski Statüko ve Bölgesel Ülkeler

Judge Andrew Napolitano: Doğru. İranlılar neden Amerikalılarla müzakere etme zahmetine girsin? İki nedenle: Birincisi, müzakereler sekiz ay önce Haziran’da ve iki ay önce Ocak’ta bir aldatmacaydı. İkincisi, İsrailliler, Amerikalılar hiçbir şey bilmiyormuş gibi davranırken, müzakerecileri öldürdü.

Professor Mohammad Marandi: Evet, biliyorsunuz, bundan daha da kötü. JCPOA, yani 2015’te imzalanan nükleer anlaşma. Obama bunu ihlal etti, Trump ise yırtıp attı. Sonra elbette sizin de haklı olarak işaret ettiğiniz gibi sekiz, dokuz ay önce gerçekleşen müzakereler vardı ve Amerikalılar, Trump gizlice savaş yürütmek için komplo kurarken müzakere ediyordu. Sonra Oman dışişleri bakanı önemli bir ilerleme olduğunu söylerken bu tekrar yaşandı.

Professor Mohammad Marandi: İranlılar sahadaki gerçeklerin değiştiğinden emin olmak istiyor. Varsayımsal olarak konuşursak, yalnızca varsayımsal olarak, Trump geri adım atsa ya da görevden alınsa ve ardından vice president başkan olsa bile, sahadaki gerçekler değişmek zorunda. İran önceki statükonun sürmesine izin vermeyecek.

Professor Mohammad Marandi: İran, önümüzdeki on yıllarda UAE’nin İran’a karşı saldırganlığa ev sahipliği yapamamasını, Saudi Arabia’nın da bunu yapamamasını sağlayacak; çünkü hepsi bu savaşın içinde. Emirates, Saudi Arabia ve Qatar aslında savaşın finanse edilmesine yardım ediyor.

Judge Andrew Napolitano: Vay canına.

Professor Mohammad Marandi: Ama bütün bu ülkeler US güçlerine, US üslerine ev sahipliği yapıyor. Kendi toprakları üzerinden uçuyorlar. Saudi Arabia ve Jordan’daki gibi hava üslerini kullanıyorlar. Kendi topraklarından füzeler ateşliyorlar; üslerin içinden değil, üslerin dışından. US güçleri şimdi otellerde ve farklı yerlerde, çünkü üslerin tamamı yok ediliyor. Bu yüzden onları yerleşim bölgelerine taşıdılar. Ama İran bunun devam etmesine izin vermeyecek.

İsrail’e Yönelik Saldırılar ve Savaşın Sorumluluğu

Judge Andrew Napolitano: Vay canına. İran, Israel içindeki İsrail hükümeti tesislerine ne kadar ağır saldırıp zarar vermeyi planlıyor?

Professor Mohammad Marandi: Israel’de çok yoğun sansür var, ama şu anda rejim İran tarafından ağır biçimde vuruluyor. Duyduğumuza göre füze hava savunmaları artık çalışmıyor. Zaten hiçbir zaman çok etkili değillerdi ve çoğu zaman verilen zarardan daha pahalıya mal oluyorlardı. Ama şimdi İran füzeleri çok kolay şekilde geçiyor ve Hezbollah füzeleri de geçiyor. Böylece rejim hem kuzeyden hem de İran’dan vuruluyor.

Professor Mohammad Marandi: İran ve bölge genelindeki müttefikleri açısından kabul edilebilir bir çözüm olana kadar bu sürecek. Ama yine söylüyorum, Israeli regime bunu kendi başına açtı ve bunu American people’ın başına da açtı.

Professor Mohammad Marandi: Bence sizin söylediğiniz, benim söylediğim ve konuklarınızın söylediği her şeyin eski Trump yetkilileri tarafından da dile getirildiği çok açık. Joe Kent’in istifa mektubu ve sonrasındaki röportajları, bizim söylediğimiz şeyi aynen ifade etti: Bunun arkasında Israeli regime vardı, Zionist lobby vardı.

Professor Mohammad Marandi: Bu yüzden American people ekonomik sonuçlar yaşayacak; India’da, Asia’da, Africa’da ve Latin America’da dünyanın dört bir yanındaki insanlar da Israeli regime yüzünden bunun sonuçlarını yaşayacak. United States’e yönelik hiçbir tehdit yoktu. İran’ın nükleer silaha yönelmesi diye bir şey yoktu. Onun söylediği her şey, hepimizin çok uzun zamandır bildiği şeydi. Ama şimdi iktidar merkezlerinden çıkıyor.

Kapanış

Judge Andrew Napolitano: Professor Mohammad Marandi, size ne kadar teşekkür etsem az. Kişisel dost olduğumuzu ve aynı zamanda profesyonel olarak birlikte çalıştığımızı biliyorum, ama cesaretiniz gerçekten, gerçekten olağanüstü. Sağlıklı kalın. Lütfen bize haber vermeyi sürdürün ve belki yakında daha iyi günler bizi bekler. Teşekkür ederim sevgili dostum.

Professor Mohammad Marandi: Teşekkür ederim Judge. Sizin mükemmel çalışmanız kahramanca ve siz, konuklarınız, izleyicileriniz hepiniz kahramanca bir iş yapıyorsunuz. Bence İran’daki insanlar, Batı’da ve özellikle United States’te birçok insanın buna karşı çıktığını görüyor. Çoğunluk buna karşı çıkıyor ve birçok kişi, bu sınıfın, yönetici sınıfın kurduğu bütün anlatının uydurma olduğunu fark ediyor. Yaptığınız bütün harika işler için size teşekkür ederim.

Judge Andrew Napolitano: Teşekkür ederim sevgili dostum. Size en iyisini diliyorum.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol