All-In Podcast

Mati Staniszewski ve Max Junestrand: Yapay Zekâ Ses ve Hukuk Sektörlerini Yeniden Şekillendiriyor

İngilizce podcast bölümünde 11 Labs’ten Mati Staniszewski ve Legora’dan Max Junestrand, yapay zekânın ses teknolojileri, müşteri hizmetleri, hukuk hizmetleri ve kurumsal yazılım pazarlarını nasıl dönüştürdüğünü anlattı. Görüşmede iki şirketin hızlı gelir büyümesi, yapay zekâ destekli ürün geliştirme, veri güvenliği, fikri mülkiyet ve büyük yapay zekâ şirketleriyle rekabet gibi başlıklar öne çıktı.

11 Labs’in Hızlı Büyümesi ve Şirket Kültürü

Podcast’in ilk bölümünde konuşan Mati Staniszewski, 11 Labs’in 2022’de kurulduğunu, ilk yılını araştırma ve ürün geliştirmeye ayırdığını söyledi. Şirketin ilk insana benzer metinden sese modelini 2023 başında piyasaya sürdüğünü belirten Staniszewski, gelir artışını ayrıntılı biçimde anlattı.

"İlk 100 milyon dolar ARR’ye yaklaşık 20 ayda, 200 milyona yaklaşık 10 ayda, 300 milyona ise 5 ayda ulaştık," diyen Staniszewski, şirketin şu anda 600 milyon dolar gelir seviyesinde olduğunu açıkladı.

Şirketin çalışan sayısının 600’e ulaştığını söyleyen Staniszewski, hızlı büyümeye rağmen kültürü korumanın kritik olduğunu vurguladı. 11 Labs’in hem araştırma hem ürün şirketi olarak çalıştığını; ses üretimi, konuşma transkripsiyonu, etkileşimli konuşma orkestrasyonu ve müşteri yolculuğunun farklı aşamalarına yönelik ürünler geliştirdiğini anlattı.

Staniszewski, şirketin ilk 10 kişilik çekirdek araştırma ve mühendislik ekibinde hiç ayrılık yaşanmadığını söyledi. "İlk 10 kişiden sıfır ayrılma oldu; herkes hâlâ şirkette," diyen Staniszewski, bunun yetenek rekabetinde önemli bir gösterge olduğunu ifade etti.

Yapay Zekâ ile Yazılım Geliştirme ve Yönetim

Sohbette yapay zekânın yazılım geliştirme süreçlerini nasıl değiştirdiği de ele alındı. Staniszewski, 2022’de kripto ve metaverse tartışmalarının gündemde olduğunu, bu nedenle şirketin geleceğe odaklanmak için zaman bulduğunu söyledi.

11 Labs’in küçük ve odaklı ekiplerle çalıştığını belirten Staniszewski, ürün ve mühendislikte genellikle 5 ila 10 kişilik ekiplerin belirli sektörlere odaklandığını anlattı. Telekom, finansal hizmetler ve sağlık gibi alanlarda ayrı birimler bulunduğunu söyledi.

Şirketin mühendisleri yalnızca mühendislik ekiplerine değil, hukuk, yetenek ve gelir ekiplerine de yerleştirdiğini belirtti. "Yetenek ekibimizde bir mühendis olacak, hukuk ekibimizde bir mühendis olacak," diyen Staniszewski, bu kişilerin hem otomasyon geliştirdiğini hem de yapay zekâ kullanımının güvenli biçimde denetlenmesine yardımcı olduğunu açıkladı.

Ürün yöneticileri konusunda ise 11 Labs’in geleneksel bir model izlemediği belirtildi. Staniszewski, şirkette ürün yöneticisi bulunmadığını söyledi. Ona göre ideal kişi kod yazabilen, müşteriyi anlayan ve tasarımdan anlayan biri olsa da bu profili bulmak zor. Yapay zekânın, farklı alanlarda amatör seviyeden ileri seviyeye geçişi kolaylaştırdığını savundu.

Sesli Yapay Zekâ Ajanları ve Müşteri Deneyimi

Görüşmede sesli yapay zekâ ajanlarının müşteri hizmetlerinde yarattığı değişim geniş yer tuttu. Sunucu, geçmişte telefonla otomatik sistemlere bağlanmanın zor ve sinir bozucu olduğunu, kullanıcıların hızlıca operatöre ulaşmaya çalıştığını söyledi. Staniszewski ise son 12 ayda, özellikle de son 6 ayda deneyimin belirgin biçimde iyileştiğini belirtti.

"Artık etkili bir şekilde ‘bana bir yapay zekâ ajanı verin’ diyeceğiniz bir döneme doğru gidiyor," diyen Staniszewski, müşteri desteğinde yapay zekâ ajanlarının daha doğal, hızlı ve bağlama duyarlı hâle geldiğini açıkladı.

Staniszewski’ye göre yakın gelecekte kullanıcılar bir web sitesine girdiğinde ya da bir ajanı aradığında, bu ajan geçmiş etkileşimlerden bilgi sahibi olacak ve daha kişiselleştirilmiş yardım sunacak. Ayrıca arayüzlerin reaktif olmaktan proaktif hâle gelebileceğini, yani kullanıcının yardım istemeden önce destek sunabileceğini belirtti.

Finansal hizmetlerdeki örneklerden söz eden Staniszewski, Revolut, Clara ve Pogbank gibi şirketlerle çalıştıklarını söyledi. Ödeme hatırlatmaları ya da borç tahsilatı gibi hassas konularda kullanıcıların yapay zekâ ile daha açık konuşabildiğini savundu. "İnsanlar yapay zekâya karşı, gerçekte ne olduğunu anlatmaya çok daha açık oluyor," diyen Staniszewski, bunun duygusal bariyerleri azalttığını ifade etti.

Ses, Kimlik ve Fikri Mülkiyet

Podcast’te ses klonlama, ünlülerin seslerinin kullanımı ve kötüye kullanım riskleri de tartışıldı. Sunucu, kendi sesinin izinsiz biçimde kullanılarak köpeklerin şaka anlattığı videolarda yer aldığını anlattı. Bu örnek üzerinden ABD’de mahremiyet, tanıtım hakkı ve ticari kullanım sınırları konuşuldu.

Staniszewski, sesin kimlik ve fikri mülkiyetin parçası olduğunu belirtti. "Ses kimliktir ve IP’dir; belli bir şekilde konuştuğunuzda insanlar bunu tanır," diyen Staniszewski, teknolojinin hem risk hem de fırsat yarattığını söyledi.

11 Labs’in güvenlik tarafında üç önlem aldığını anlattı: Üretilen içeriğin izlenebilir kılınması, hem ses hem metin düzeyinde moderasyon yapılması ve kullanıcıların bir örnek yükleyerek bunun yapay zekâ üretimi olup olmadığını anlayabileceği sistemler geliştirilmesi.

Staniszewski ayrıca 11 Labs’in ses pazar yerinden söz etti. Kullanıcıların kendi seslerini doğrulayıp paylaşabildiğini ve gelir elde edebildiğini belirtti. "Bugün topluluktaki yeteneklere 22 milyon dolardan fazla ödeme yaptık," diyen Staniszewski, seslendirme sanatçılarının seslerini lisanslayarak gelir kazanabildiğini açıkladı.

Ünlü Sesleri, Sağlık ve Duygusal Kullanımlar

Ünlü seslerinin lisanslanması konusunda Matthew McConaughey, Gordon Ramsay ve James Earl Jones örnekleri gündeme geldi. Staniszewski, Matthew McConaughey ile farklı dillerde sesin taşınmasına yönelik bir iş birliğinden söz etti. MasterClass örneğinde ise Gordon Ramsay gibi isimlerle etkileşimli eğitim içerikleri oluşturulabileceğini belirtti.

James Earl Jones’un Darth Vader sesiyle ilgili olarak Staniszewski, yeni projeler hakkında ne söyleyebileceğinden emin olmadığını belirtti, ancak Fortnite’ta Disney ve James Earl Jones’un mirasıyla yapılan bir çalışmayı anlattı. Oyuncuların belirli bir aşamadan sonra Darth Vader ile canlı biçimde etkileşime geçebildiğini söyledi.

Ses teknolojisinin yalnızca ticari alanda değil, sağlık ve kişisel yaşamda da kullanıldığını vurguladı. ALS ya da gırtlak kanseri nedeniyle sesini kaybeden kişilerle çalıştıklarını belirtti. ABD’li kongre üyesi Jennifer Wexton’ın sesini kaybettikten sonra Kongre’de konuşma yapabilmesine yardımcı olduklarını söyledi.

Staniszewski, bir kadının evlenmeden önce sesini kaybettiği ve daha sonra evlilik yeminlerini kendi sesiyle yeniden söyleyebildiği örneği de anlattı. Bu deneyimin ailesi için çok duygusal olduğunu ifade etti.

Büyük Yapay Zekâ Şirketleriyle Rekabet

Sunucu, 11 Labs’in Anthropic, OpenAI ve açık kaynak modellerle rekabet ettiğini hatırlattı. Staniszewski, şirketin platform yaklaşımı nedeniyle müşterilere Anthropic, OpenAI, Google ve açık kaynak modeller arasında seçim yapma imkânı sunduğunu söyledi.

"Belirli bir modele bağımsız kalmak müşteriler için faydalı," diyen Staniszewski, müşterilerin ajan orkestrasyonu, ses katmanı ve entegrasyonları tek bir modele bağlı olmadan kurabildiğini belirtti.

Büyük modeller ile uygulama katmanları arasındaki sınırların giderek bulanıklaştığını kabul eden Staniszewski, 11 Labs’in odak noktasının etkileşim ve iletişim katmanı olduğunu söyledi. Şirketin metinden sese, sesten metne, konuşma sırası alma ve müzik gibi alanlarda büyük oyunculara karşı rekabet edebildiğini savundu.

Araştırma tarafında ölçekten çok mimarinin önemli olduğunu belirtti. Ayrıca ses verilerinin etiketlenmesinin kritik olduğunu söyledi. Şirketin binin üzerinde yükleniciden oluşan bir iç ekiple ses varlıklarını etiketlediğini anlattı.

Veri sızıntısı ve model damıtma konusundaki endişelere de değindi. Bazı şirketlerin veriyi damıtıp kullanmaya çalıştığını bildiklerini söyledi. "Bunu durdurmak ya da en azından yavaşlatmak için birkaç mekanizmamız var," diyen Staniszewski, şirketin kendi uzmanlığıyla etkileşim odaklı sistemler geliştirmeye daha fazla zaman ayırdığını belirtti.

Legora ve Hukuk Hizmetlerinde Yapay Zekâ

Podcast’in ikinci bölümünde Legora’dan Max Junestrand, hukuk teknolojisinde yapay zekânın etkisini anlattı. Şirketin son yedi çeyrektir çeyrekten çeyreğe yüzde 50 büyüdüğünü söyledi. Kapanışı yapılan son haftaya göre, doğrudan satış modeliyle 1 milyon dolardan 100-150 milyon dolar aralığına en hızlı ulaşan kurumsal şirketlerden biri olduklarını savundu.

Junestrand, hukuk hizmetleri pazarının yıllık 1 trilyon dolar büyüklüğünde olduğunu, buna karşılık hukuk teknolojisine yapılan yazılım harcamasının yaklaşık 40 milyar dolar olduğunu söyledi. "Bu, yüzde 4 yazılım ve yüzde 96 hizmet anlamına geliyor; bu çılgınca," diyen Junestrand, yazılım payının büyümesi gerektiğini ifade etti.

Ona göre hukuk pazarı arz kısıtlı bir alan. Hukuki hizmet talebi, mevcut avukat ve hizmet kapasitesinden daha büyük. Bu nedenle bazı hukuk hizmeti sağlayıcılarının yeni kullanım alanları ve pazar segmentleri için teknolojiyi kullandığını belirtti.

Hukuk Büroları, Fiyatlama ve Yapay Zekâ

Junestrand, Cooley’nin girişim kurucularına yönelik yazılım platformu geliştirdiğini örnek gösterdi. Bu tür platformlarda hukuk bürolarının kendi materyalleri ve emsal belgeleriyle iş akışları oluşturduğunu anlattı.

Bu dönüşümün saatlik ücret modelini değiştirebileceğini söyledi. Hukuk bürolarında ortakların ve kıdemsiz avukatların fiyatlandırılmasının farklı işlediğini belirtti. Junestrand’a göre bazı durumlarda kıdemli bir ortağın 30 dakikalık zamanı şirket için milyonlarca dolarlık riskleri önleyebilir, ancak mevcut model çoğunlukla kıdemsiz avukatların yüksek saatlik ücretleri üzerinden çalışıyor.

Şirketlerin hukuki işleri içeri almaya başladığını da belirtti. Legora’nın bu yıl dört şirket satın aldığını, bu işlemlerin inceleme süreçlerini kendi araçlarıyla içeride yaptıklarını söyledi. "Yaptığımız en hızlı işlem, niyet mektubundan kapanışa 12 gündü," diyen Junestrand, yapay zekânın işlem süreçlerini hızlandırabildiğini açıkladı.

Hukuk bürolarında kaygı ve fırsatın birlikte bulunduğunu söyledi. Kirkland Ellis’in yılda yaklaşık 10 milyar dolar gelir elde ettiğini, 4-5 bin avukatı olduğunu ve ortak başına yıllık 5 ila 10 milyon dolar kâr yarattığını belirtti. Böyle bir sektörde yapay zekânın hem varoluşsal tehdit hem de büyük fırsat olarak görüldüğünü ifade etti.

Genç Avukatların Rolü ve Hukuki Veri

Junestrand, genç avukatların işlerinin tamamen ortadan kalkmayacağını, ancak görevlerinin değişeceğini söyledi. "İş var olmaya devam edecek; görevler farklı olacak," diyen Junestrand, gelecekte genç avukatların belge odalarında manuel inceleme yapmak yerine ajanları yöneteceğini belirtti.

Legora’nın veri yaklaşımını da anlattı. Şirketin bir yandan hukuk firmaları ve kurumların kendi emsal belgeleri ile organizasyonel verileri üzerinde çalıştığını, diğer yandan dünyadaki farklı yargı alanlarından dava, mevzuat ve düzenleyici güncellemeleri topladığını söyledi.

Junestrand, bir şirketin California’da genel hukuk müşaviri olup Güney Afrika’da ilk müşterisini kazanması durumunda, Legora’nın yerel mevzuata uyarlanabileceğini söyledi. Böyle bir durumda geleneksel olarak bölgedeki bir avukata ulaşmak gerekirken, sistemin hızlı biçimde yüzde 80 doğrulukta bir ilk yanıt sağlayabileceğini belirtti.

LexisNexis, Westlaw ve Rekabet

Sunucu, LexisNexis ve Westlaw gibi geleneksel hukuk araştırma devlerinin veri avantajına sahip olduğunu söyledi. Junestrand ise eski sağlayıcıların yapay zekâ yerel şirketlere dönüşmekte zorlandığını savundu.

"Mevcut sağlayıcıların ve eski oyuncuların yapay zekâ yerel işletmelere dönüşmekte çok zorlandığını düşünüyorum," diyen Junestrand, bu şirketlerin hız, yetenek çekme ve organizasyonel siyaset nedeniyle geride kalabileceğini değerlendirdi.

ABD hukuk araştırma pazarının LexisNexis ve Westlaw ikilisi nedeniyle özel olduğunu söyledi. Buna karşılık Almanya, Fransa ve İspanya gibi daha küçük yargı alanlarında içerik sağlayıcılarla ortaklıklar yaptıklarını anlattı.

Junestrand, hukuki araştırmada verinin eksiksiz olması gerektiğini vurguladı. Bir dava stratejisi ya da büyük ölçekli dava için yalnızca en önemli yüzde 80’lik verinin yeterli olmadığını söyledi. "Tam tersi; en üst yüzde 80 yetmez, hepsine ihtiyacınız var," diyen Junestrand, hukukta eksik verinin kabul edilemez olduğunu belirtti.

Modeller, Güvenlik ve Uyum

Legora’nın OpenAI ve Anthropic gibi şirketlerle ortaklıkları olduğu, yüksek miktarda token harcaması yaptığı belirtildi. Junestrand, bu şirketlerin doğrudan Legora’nın ürün kategorisinde rekabet etmediğini söyledi. Claude’un hukuk teklifini ise bazı beceri dosyaları ve entegrasyonlarla paketlenmiş bir çözüm olarak nitelendirdi; bunun pazarda ilgiyi artırdığını ve sonunda daha gelişmiş çözümler arayan müşterileri Legora’ya yönlendirdiğini savundu.

Kendi modellerini geliştirme konusunda Junestrand, genel zekâ modeli inşa etmeye inanmadığını söyledi. "Genel hukuki zekâ modeli inşa etmek mantıklı değil; bazı rakiplerimizin bunu denediğini görüyoruz," diyen Junestrand, bunun zaman ve para israfı olduğunu savundu. Buna karşılık, dar kullanım alanları için özel modellerin maliyet ve gecikmeyi düşürebileceğini belirtti.

Veri güvenliği konusunda Junestrand, hukuk sektöründe uyumun temel değer olduğunu söyledi. "Uyum bizim para birimimiz," diyen Junestrand, hukuk sektörüne satış yapmanın zor olduğunu, ancak bir kez müşteri kazanıldığında genişlemenin daha kolay olduğunu ifade etti.

Legora’nın ulusal sırlar, silah üreticileri ve devletlerle çalıştığını belirten Junestrand, buna rağmen şirketin on-premise kurulum yapmadığını söyledi. VPC dağıtımlarının zaman aldığını, yol haritasını ve uygulama hızını yavaşlattığını savundu.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol