Judge Napolitano - Judging Freedom

Glenn Diesen: Rusya’nın NATO’yu Yanıtsız Bırakma Dönemi Sona Eriyor

İngilizce yayımlanan bölümde Professor Glenn Diesen, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in NATO, Avrupa’nın Rus gemilerine yönelik uygulamaları ve Northern Sea Route (Kuzey Deniz Rotası) hakkındaki açıklamalarını değerlendirdi. Tartışma, Rusya’nın NATO karşısında caydırıcılığını yeniden tesis etmeye çalıştığı ve Arktik bölgesinin yeni bir gerilim alanına dönüştüğü iddiaları üzerinde yoğunlaştı.

Putin’den NATO ve Arktik’teki askerî hareketliliğe dikkat çeken açıklama

Programın adı belirtilmeyen sunucusu, Putin’in iki gün önce askerî üniformayla askerlere hitap ederken yaptığı konuşmadan bir bölüm aktardı. Putin, NATO’nun Rusya’nın çevresindeki faaliyetlerinin genişlediğini, yeni askerî ve siyasi blokların ortaya çıktığını ve bölgeye yeni silah sistemlerinin yerleştirildiğini söyledi.

“NATO bölgeye aşamalı olarak sızıyor ve gözlerimizin önünde yeni askerî-siyasi bloklar oluşturuluyor,” diyen Vladimir Putin, “şu anda yeni silah sistemleri konuşlandırılıyor; ayrıca ülkemiz açısından ciddi tehditler oluşturan başka sistemlerin konuşlandırılması da planlanıyor” şeklinde açıkladı.

Putin’in konuşmasında yalnızca NATO’nun genel faaliyetleri değil, Rusya’ya komşu Arktik bölgesindeki gelişmeler de yer aldı. Rus lider, Northern Sea Route’un kullanımıyla bağlantılı olarak Arktik’teki gerilimin de önemli ölçüde artırıldığını savundu.

Putin buna karşılık Rusya’nın söz konusu güzergâhın sunduğu stratejik avantajlardan uluslararası işbirliği yoluyla yararlanılması gerektiğini düşündüğünü söyledi. Moskova’nın, rotanın ilgili bütün tarafların ortak çıkarı doğrultusunda kullanılmasına yönelik geniş kapsamlı işbirliğine hazır olduğunu öne sürdü.

“Rusya her zaman geniş uluslararası işbirliğini savundu ve Northern Sea Route’un çok sayıdaki stratejik avantajından herkesin karşılıklı yararı için faydalanılmasına tam olarak hazır olduğunu bugün de teyit ediyor,” diyen Vladimir Putin, bu konudaki Rus tutumunun süreklilik taşıdığını vurguladı.

Putin’e göre Rusya ile gerçekten çalışmak isteyen devletler bu projeye önemli ilgi gösteriyordu. Özellikle China ve India’nın Moskova ile aktif görüşmeler yürüttüğünü söyleyen Putin, Rusya’nın hem yakın dostlarıyla hem de işbirliği yapmak isteyen diğer ülkelerle ortak çalışmaları teşvik edeceğini ifade etti.

Diesen: Rusya doğrudan NATO savaşından kaçınmayı seçti

Sunucu, Putin’in sözlerinin nasıl yorumlanması gerektiğini sordu. Diesen, konuşmayı yalnızca son günlerdeki gelişmelerin değil, yaklaşık 12 yıldır devam ettiğini düşündüğü daha geniş bir sürecin parçası olarak değerlendirdi. Ona göre Moskova, özellikle son dört buçuk yılda NATO’nun Ukrayna savaşı bağlamındaki hamlelerine nasıl karşılık vereceği sorusuyla karşı karşıya kaldı.

Diesen, NATO ülkelerinin sağladığı silahların türleri ile Rusya topraklarının derinliklerine yönelik saldırılara katılım konusundaki açıklığın zaman içinde arttığını savundu. Rusya’nın ise bu gelişmelere doğrudan NATO ile savaşa girerek karşılık vermek yerine çoğu kez tepki vermemeyi veya dikkatini Ukrayna’daki savaşa vermeyi tercih ettiğini ileri sürdü.

“Ruslar hemen her aşamada esasen diğer tarafa bakmayı, NATO ile doğrudan bir savaşa sürüklenmekten kaçınmayı ve bunun yerine NATO’nun vekili olarak gördükleri Ukraine’ı yenmeye odaklanmayı seçtiler,” diyen Glenn Diesen, bu yaklaşımın temel amacının çatışmanın doğrudan genişlemesini önlemek olduğunu belirtti.

Diesen’in “NATO’nun vekili” nitelemesi kendi siyasi değerlendirmesiydi. Konuşmasında Ukraine’ın rolünü bu şekilde tanımlayan Diesen, Moskova’nın gerilimi sınırlama politikasının bir bedeli olduğunu da savundu: Rusya’nın caydırıcılığının zayıflaması.

Diesen’e göre Rusya’nın defalarca doğrudan karşılık vermemesi, ABD ve Avrupa’da Moskova’nın ilan ettiği kırmızı çizgileri savunmayacağı yönünde bir kanaat doğurdu. Bazı Batılı aktörlerin Rusya’nın NATO’ya karşılık vermeye cesaret edemeyeceğini düşündüklerini öne süren Diesen, bunun Avrupa’daki siyasi söylemi de değiştirdiğini söyledi.

Uzun menzilli silahlar ve Rusya’nın caydırıcılık arayışı

Diesen, kendi ordularını zayıf olarak nitelendirdiği bazı Avrupa ülkelerinin liderlerinin artık Rusya’nın iç bölgelerine yönelik saldırıların artırılması ve Ukraine’a daha fazla uzun menzilli silah gönderilmesi hakkında rahatlıkla konuşabildiğini savundu. Ona göre böyle bir söylem geçmişte düşünülemezdi.

“Rusya kırmızı çizgilerini savunmuyor ve NATO’ya karşılık vermeye asla cesaret edemez şeklinde bir dil artık hem United States’ta hem de Avrupa genelinde duyuluyor,” diyen Glenn Diesen, bu algının Batılı liderleri daha ileri adımlar konusunda cesaretlendirdiğini değerlendirdi.

Bu nedenle Diesen, Rusya açısından en önemli meselenin caydırıcılığın yeniden kurulması olduğunu söyledi. Putin’in konuşmasını da bu çabanın işaretlerinden biri olarak yorumladı. Diesen’e göre Moskova’nın gerilimin büyümemesi amacıyla NATO’nun eylemlerine karşılık vermekten kaçındığı dönem sona yaklaşıyordu.

“NATO’ya karşılık vermeyerek onu yatıştırma günleri sona eriyor,” diyen Glenn Diesen, Rusya’nın caydırıcılığını yeniden tesis etmeye başladığını savundu.

Diesen, bunun Rusya ile NATO arasında doğrudan savaşın kesin olduğu anlamına geldiğini söylemedi. Ancak Putin’in açıklamalarındaki tonu, Moskova’nın bundan sonra bazı Batılı adımlara benzer yöntemlerle karşılık vermeye hazırlandığının göstergesi olarak okudu.

Rus gemilerinin el konularak durdurulması tartışması

Diesen, Putin’in aynı konuşmada Avrupa ülkelerinin bazı Rus gemilerine el koyması veya bu gemileri durdurması konusuna da değindiğini aktardı. Avrupa tarafının bu gemileri Rusya’nın yaptırımları aşmak için kullandığı iddia edilen “shadow fleet” (gölge filo) kapsamında sınıflandırdığını belirten Diesen, Putin’in bu gerekçeyi meşru görmediğini söyledi.

Diesen’in aktardığına göre Putin, Avrupa Birliği’ni bu uygulamalar nedeniyle korsanlıkla suçladı. Diesen, Moskova’nın bundan sonra Avrupa ülkelerine ait gemilere yönelik benzer adımlar atabileceğini ve Avrupa’nın uygulamalarını karşılıklılık temelinde yansıtabileceğini öne sürdü.

Diesen bu noktada Rusya’nın hangi gemilere, ne zaman veya hangi hukuki gerekçeyle müdahale edebileceği konusunda belirli bir örnek vermedi. Değerlendirmesinin odağında, Putin’in karşılık verme iradesi taşıdığına ilişkin kendi yorumu yer aldı.

Savaşın gidişatı ve olası yeni tırmanma endişesi

Diesen, Putin’in açıklamalarında Ukraine’daki savaşın gidişatıyla bağlantılı daha geniş kaygılar bulunduğunu da savundu. Ukraine’ın “biraz dağılmaya başladığını” ileri süren Diesen, savaşın sonuna yaklaşıldığı düşüncesi güçlendikçe Avrupa ülkeleri ile United States’ın daha fazla tırmandırıcı adıma başvurabileceğini iddia etti.

Diesen bu iddiasını doğrulanmış bir sonuç olarak değil, Batılı ülkelerin muhtemel davranışına ilişkin bir değerlendirme şeklinde sundu. Yeni silah sistemlerinin konuşlandırılması hakkındaki açıklamaları da Rusya ile daha geniş çaplı bir çatışmaya hazırlık bağlamında yorumladı.

“Ukraine’ın bir ölçüde dağılmaya başladığı bu dönemde, Avrupalıların ve bu bakımdan United States’ın savaşı daha fazla tırmandırmaya başlayacağına ilişkin kaygılar artıyor,” diyen Glenn Diesen, silah konuşlandırmalarının Moskova tarafından Rusya ile savaşa hazırlık olarak algılandığını ifade etti.

Northern Sea Route neden stratejik bir mesele?

Tartışmanın ikinci ana başlığını Northern Sea Route oluşturdu. Diesen, Rusya’nın Arktik kıyıları boyunca uzanan bu deniz koridorunun diğer güzergâhlara kıyasla daha hızlı ve daha ucuz olduğunu savundu. Rotanın coğrafi konumu nedeniyle büyük ölçüde Rusya’nın ulusal alanı içinde bulunduğunu belirtti.

Diesen’e göre United States gibi deniz gücüne dayalı küresel üstünlüğe sahip bir ülke açısından dünya denizlerinin kontrolü tarihsel olarak öncelik taşıyor. Northern Sea Route ise Washington’ın doğrudan kontrol edemeyeceği önemli bir koridor olma potansiyeline sahip.

Rusya’nın diğer ülkelere ne kadar geniş geçiş hakkı tanıyacağından bağımsız olarak, rotayı kullanan gemilerin Rus limanlarına, arama-kurtarma imkânlarına ve diğer altyapı unsurlarına ihtiyaç duyacağını söyleyen Diesen, bu durumun Moskova’ya stratejik bir avantaj sağlayacağını savundu.

“Northern Sea Route, United States’ın kontrolünün dışında kalan büyük bir Arktik Strait of Hormuz’a dönüşüyor,” diyen Glenn Diesen, güzergâhın Washington açısından taşıdığı jeopolitik sorunu bu benzetmeyle açıkladı.

Bu benzetme Diesen’in kendi yorumuydu. Konuşmasında güzergâhın hukuki statüsüne, geçiş kurallarına veya kıyı devletlerinin yetkilerine ilişkin ayrıntılı bir inceleme sunmadı. Bunun yerine rotanın deniz yolları üzerindeki güç rekabeti bakımından önemine odaklandı.

Pompeo’nun 2019 konuşması ve Arktik’te rekabet

Diesen, United States’ın Northern Sea Route’a yaklaşımını anlatırken 2019 yılında Mike Pompeo’nun Arctic Council’da (Arktik Konseyi) yaptığı konuşmayı hatırlattı. Pompeo’nun bu toplantıda Russia ve China’ya Arktik bölgesinde karşı koyulması gerektiğini savunan sert bir konuşma yaptığını söyledi.

Bu örneği Washington’ın Arktik’e yönelik yaklaşımının yeni olmadığını göstermek için kullanan Diesen, United States’ın bölgede dengeleme amacı taşıyan daha “militan” bir tutum benimsediğini öne sürdü. Putin’in NATO ve yeni silah sistemleri hakkındaki son açıklamalarını da bu uzun vadeli rekabetin devamı olarak değerlendirdi.

Diesen’in anlatımında Arktik, yalnızca doğal kaynaklar veya ticari deniz taşımacılığı bakımından değil, Russia, United States ve China arasındaki stratejik rekabet açısından da önem taşıyordu. Yeni güzergâhların oluşması, denizler üzerindeki mevcut güç dağılımının kısmen değişmesine yol açabilecek bir gelişme olarak sunuldu.

China’nın Polar Silk Road yaklaşımı

Diesen, China’nın kara ve deniz yollarıyla dünyayı birbirine bağlamayı amaçladığını söylediği Belt and Road Initiative (Kuşak ve Yol Girişimi) kapsamında Northern Sea Route’a da yer verdiğini belirtti. China’nın bu güzergâhı kavramsal olarak “Polar Silk Road” (Kutup İpek Yolu) adıyla kendi bağlantı projelerine entegre ettiğini anlattı.

Diesen’e göre Russia geçmişte Arktik’in geliştirilmesinde öncelikle United States ve Avrupa ülkeleriyle çalışmayı tercih ediyordu. Ancak 2014’ten sonra Rus ekonomisinin yönünün doğuya kaymasıyla Arktik’teki işbirliği arayışları da aynı yönde değişti.

Moskova’nın artık Northern Sea Route’u başta China ve India olmak üzere Asyalı ortaklarla geliştirmek istediğini belirten Diesen, Putin’in konuşmasında bu iki ülkeye yaptığı olumlu göndermelerin söz konusu dönüşümü yansıttığını savundu.

Diesen sonuç olarak Northern Sea Route’un yeni bir uluslararası gerilim noktası hâline geldiğini değerlendirdi. Putin’in konuşmasındaki NATO, silah sistemleri, gemilere el konulması ve Arktik işbirliği başlıklarının birbirinden ayrı değil, Rusya’nın caydırıcılığını yeniden kurma ve Batı dışındaki ülkelerle ilişkilerini genişletme çabasının parçaları olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol