Donald J. Trump’ın İran ve Hürmüz Açıklamaları Tartışıldı: “Savaşı Kazandığımızda” Sözü Dikkat Çekti
İngilizce podcast kesitinde Larry, Chris ve yayına alınan Donald J. Trump konuşması üzerinden İran savaşı, Hürmüz Boğazı, enerji krizi ve Trump’ın kamuya dönük açıklamaları tartışıldı. Bölümde özellikle Trump’ın “savaşı kazandık” söyleminden “kazandığımızda” ifadesine geçmesi, İran’a ilişkin ağır iddiaları ve Hürmüz Boğazı’nın kontrolü hakkındaki sözleri ele alındı.
Trump’ın savaş söylemindeki değişiklik
Programda konuşmacılar, Trump’ın İran’la ilgili açıklamalarında sürekli zafer ilan ettiğini, ancak son konuşmasında farklı bir ifade kullandığını söyledi. İlk konuşmacı, bir iddianın doğru olduğuna insanları ikna etmek için sürekli tekrar edilmesi gerektiğinde bunun muhtemelen doğru olmadığını belirtti.
Trump’ın daha önce İran’da öldürülen protestocu sayısını 52 bin olarak verdiği, sonrasında bu sayıyı 100 bine çıkardığı aktarıldı. Konuşmacı bu artışı alaycı bir ifadeyle değerlendirdi ve Trump’ın rakamları nasıl değiştirdiğine dikkat çekti.
“Bir şeyi insanları onun doğru olduğuna ikna etmek için tekrar tekrar söylemek zorundaysanız, muhtemelen doğru değildir,” diyen konuşmacı, Trump’ın açıklamalarındaki tutarsızlığın önemine işaret etti.
Podcastte yayınlanan Trump kaydında, enflasyon ve enerji fiyatları da savaşla bağlantılı şekilde anlatıldı. Trump, “Enflasyonu büyük ölçüde hallettim. Bu arada benzin düşecek. Petrol, o savaşı kazandığımız anda ters yönde giden bir roket gibi düşecek,” dedi.
Konuşmacılar açısından bu cümledeki kritik nokta, Trump’ın daha önce birçok kez “kazandık” demesine rağmen bu kez “kazandığımız anda” demesiydi. Larry, bunun Trump’tan ilk kez duyduğu bir ifade olduğunu söyledi.
“Bu, ondan duyduğum ilk böyle ifade,” diyen Larry, “Generaller mi dilini düzeltmesi için baskı yapıyor, kim bilir düşünceleri nasıl motive ediliyor,” değerlendirmesinde bulundu.
Hürmüz Boğazı ve mayın iddiası
Trump’ın aynı kayıtta Hürmüz Boğazı için “tam kontrole” sahip olduklarını söylediği aktarıldı. Trump, “Tam kontrolümüz var. Neredeyse tamamen diyebilirim. Rahatsızlık verebilirler ama Hürmüz Boğazı’nın kontrolü bizde,” ifadelerini kullandı.
Trump ayrıca bölgede mayın kalmadığını söyledi. “Bütün mayınları temizledik. Artık orada mayın yok. Bunu diğer ülkelerden çok az yardımla yaptık,” diyen Trump, uluslararası alanı temizlediklerini savundu.
Bu iddia programda hemen sorgulandı. Konuşmacı, aynı sabah Oman açıklarında büyük bir petrol tankerinin iki mayına çarptığını ve yanmakta olduğunu söyledi. Bu olayın Trump’ın “mayın kalmadı” açıklamasıyla çeliştiği ifade edildi.
“Mayınlardan kurtulduğunu söyledi ama bu sabah Oman kıyısı açıklarında iki mayına çarpan ve şu anda yanmakta olan büyük bir petrol tankeri de bu notu almamış,” diyen konuşmacı, Trump’ın açıklamalarını gerçeklikle bağdaşmayan ifadeler olarak değerlendirdi.
“Confabulation” yorumu
Podcastte Trump’ın açıklamaları yalnızca siyasi söylem olarak değil, zihinsel bir kalıp üzerinden de tartışıldı. Konuşmacı, Robert Barnes’ın Trump için “confabulation” tanımını kullandığını aktardı. Bu kavram, kişinin söylediği şeyin doğru olduğuna gerçekten inanması ama bunun gerçeklikle tamamen kopuk olması şeklinde açıklandı.
Konuşmacı, Trump’ın “bilerek yalan söylemekten” ziyade kendi anlattıklarına inandığını savundu. Ancak bunun, açıklamaların gerçeklikle uyuştuğu anlamına gelmediğini belirtti.
“Confabulation, birinin söylediği şeyin doğru olduğuna gerçekten ve içtenlikle inanması ama bunun gerçeklikten tamamen kopuk olmasıdır,” diyen konuşmacı, Trump’ın bu duruma kapıldığını düşündüğünü ifade etti.
Aynı konuşmacı, Trump’ın “savaşı kazandığımızda” demesini de bu bağlamda önemli buldu. Ona göre bu ifade, Trump’ın önceki kesin zafer söyleminden bir geri adım veya istemeden yapılmış bir itiraf gibi duruyordu.
Truth Social paylaşımı
Programda Trump’ın Truth Social paylaşımı da okundu ve değerlendirildi. Chris’in aktardığı paylaşıma göre Trump, İran’ı “resmen başarısız bir ulus” olarak niteledi ve “öldü” ifadesini tırnak içinde kullandı.
Trump’ın paylaşımında İran için “Donanmaları yok. Hava kuvvetleri yok. Para birimleri yok. Askerlerine ya da polislerine ödeme yapmıyorlar,” dediği aktarıldı. Aynı paylaşımda İran’da enflasyonun yüzde 300 olduğu iddia edildi.
Trump ayrıca İran liderliğinin “tam bir dağınıklık içinde” olduğunu ve ülkeyi doğru şekilde temsil edemediğini savundu. Programda bu ifadeler Trump’ın gerçeklikten uzak ve aşırı iddialı açıklamaları kapsamında ele alındı.
“İran resmen başarısız bir ulus. ‘Öldü’. Donanmaları yok, hava kuvvetleri yok, para birimleri yok,” diyen Donald J. Trump’ın paylaşımı, Chris tarafından “absürt” olarak nitelendirildi.
Trump paylaşımında Amerikan medyasını da hedef aldı. İran’ın elinde “ABD’den gelen sahte haberler” ve protestocularını öldürme isteği dışında bir şey kalmadığını söylediği aktarıldı. Trump’ın ölü sayısını “100 binden fazla” olarak verdiği de programda tekrarlandı.
“Ellerindeki tek şey ABD’den gelen sahte haberler ve protestocularını öldürme isteği,” diyen Donald J. Trump, İranlı yetkililerin “insanlığa karşı savaş suçlarından” yargılanması gerektiğini savundu.
Chris, Trump’ın paylaşımını okuduktan sonra Trump’ın mesajını “Thank you for your attention to this matter, President Donald J. Trump” sözleriyle bitirdiğini belirtti ve bu üslubu da dikkat çekici buldu.
Lake Ontario tartışması ve gerçeklikten kopuş eleştirisi
Larry, Trump’ın davranış biçimini “dengesiz” olarak nitelendirdi ve bunu başka örneklerle ilişkilendirdi. Ona göre Trump’ın Lake Ontario’yu “Lake America” olarak adlandırması da aynı gerçeklikten kopuş çizgisine giriyordu.
Larry, Lake Ontario adının Canada tarafından sonradan verilmediğini, kökeninin eskiye dayandığını belirtti. Aynı şekilde Lake Huron ve Lake Erie adlarının da Amerikalılar ya da Kanadalılar tarafından icat edilmediğini söyledi. Larry’ye göre bu isimler, bölgeye gelenlerin yerel halktan duyduğu adlardı.
“Lake Ontario birdenbire Lake America olmadı; bu çok eski bir isim,” diyen Larry, Trump’ın Canada’ya tepki göstermek için gölün adını değiştirmeye kalkışmasını gerçeklikten kopuk bir hareket olarak sundu.
Larry, bu örneği Trump’ın İran ve Hürmüz Boğazı hakkında söyledikleriyle aynı çerçevede değerlendirdi. Ona göre mesele yalnızca abartılı siyasi söylem değil, olgularla bağın zayıflamasıydı.
ABD’de enerji krizi iddiası
Kesitin sonunda Larry, Trump’ın ABD’nin karşı karşıya olduğunu söylediği enerji sorunlarını görmezden geldiğini savundu. Larry’ye göre ülkede özellikle dizel ve havacılık yakıtı alanında gerçek bir kriz yaşanıyordu.
Bu iddia, Trump’ın benzin ve petrol fiyatlarının savaş kazanıldıktan sonra hızla düşeceğini söylemesiyle birlikte değerlendirildi. Larry, Trump’ın enerji fiyatları konusunda siyasi bir başarı anlatısı kurduğunu, fakat mevcut yakıt krizini dikkate almadığını ifade etti.
“Amerika Birleşik Devletleri’nin önünde artık bir enerji krizi var. Bu bir dizel ve havacılık yakıtı krizi. Gerçek ve o bunu görmezden geliyor,” diyen Larry, Trump’ın gündemi gerçek koşullardan kopuk şekilde anlattığını savundu.
Program boyunca konuşmacılar Trump’ın İran, Hürmüz Boğazı, mayınlar, protestocu ölümleri, enerji fiyatları ve coğrafi isimler hakkındaki açıklamalarını tutarlılık açısından sorguladı. Tartışmanın ana ekseni, Trump’ın kendi iddialarına inanıp inanmadığından bağımsız olarak bu iddiaların gerçeklikle ne ölçüde uyuştuğuydu.