Karen: “ABD Ordusunun Eksikliği Testosteron Değil, Strateji”
Kaynak dili İngilizce olan podcast kesitinde, sunucu ve Karen adlı konuk, Hagseth’in askerler için testosteron eksikliği tarama programı açıklamasını ve bunun ABD ordusunun daha geniş sorunlarıyla ilişkisini tartıştı. Bölümde konu, yalnızca sağlık taraması olarak değil; ABD’nin savaşları, askeri stratejisi, borcu, diplomasi kapasitesi ve savunma sanayisi üzerinden ele alındı.
Hagseth’in Testosteron Taraması Açıklaması
Podcastte önce Hagseth’in “cinsiyet onaylayıcı” olarak nitelendirilen bir duyurusundan kesitler dinletildi. Hagseth, ABD ordusundaki hizmet üyeleri için testosteron eksikliğine yönelik yeni bir tarama programına izin verdiğini söyledi. Açıklamasında bunun askerlerin en iyi performansla görev yapabilmesi için tasarlandığını belirtti.
“Bugün, hizmet üyelerimiz için testosteron eksikliği konusunda yeni bir tarama programına izin veriyorum,” diyen Hagseth, “mutlak en iyi seviyenizde görev yapmanız için doğru testosteron seviyelerine sahip olmanızı sağlıyoruz” şeklinde açıkladı.
Hagseth, yaşlanmayla birlikte testosteron seviyelerinin doğal olarak düşebildiğini söyledi. Bu nedenle 30 yaş ve üzerindeki savaşçıların yıllık sağlık değerlendirmeleri kapsamında test edileceğini belirtti. Programın mevcut periyodik sağlık değerlendirmesine eklenecek bir test olduğunu vurguladı.
“Yaşlandıkça testosteron seviyelerinin çoğu zaman doğal olarak düştüğü iyi yerleşmiş bir bilimsel bilgidir,” diyen Hagseth, “30 yaş ve üzerindeki savaşçılar yıllık periyodik sağlık değerlendirmelerinin parçası olarak test edilecek” ifadelerini kullandı.
Hagseth ayrıca, tedavinin tavsiye edilmesi halinde testosteron replasman tedavisini alıp almamanın tamamen kişinin tercihi olacağını söyledi. Bu nokta, programın zorunlu tedavi anlamına gelmediği şeklinde sunuldu.
“Eğer tedavi tavsiye edilirse, testosteron replasman tedavisi alıp almamak tamamen sizin seçiminizdir,” diyen Hagseth, programın yıllık sağlık kontrolüne eklenecek bir test olduğunu belirtti.
Trump’a Yakın Bir Siyasi Dil Tartışması
Kesitin ardından sunucu, duyurunun Donald Trump’ın tarzına uygun olup olmadığını sordu. “Right up Trump’s alley or not?” sorusuna Karen önce anlamamış gibi karşılık verdi, ardından bunun kesinlikle Trump’ın çizgisine uyduğunu söyledi.
“Kesinlikle,” diyen Karen, “Hagseth’in küçük bir kavanoz kaldırıp ‘Benim kullandığım bu’ demesini neredeyse bekledim” şeklinde değerlendirdi.
Karen, açıklamayı alaycı bir tonla yorumladı ve Hagseth’in bunu bir ürün tanıtımı gibi sunabileceğini ima etti. “Bunu satın alabilirsiniz, yanında bedava bir şişe alırsınız” anlamına gelen sözlerle, açıklamanın siyasi ve kültürel mesajına dikkat çekti.
Bu bölümde konuşma, testosteron taramasının teknik sağlık boyutundan hızla uzaklaşıp, ABD siyasetinde güç, erkeklik ve askeri performans etrafında kurulan dile yöneldi. Karen, duyurunun kendisine “çılgınca” geldiğini söyledi; fakat asıl çılgın bulduğu şeyin, ABD’nin karşı karşıya olduğu daha büyük sorunlar varken gündemin bu tür bir öneriyle meşgul edilmesi olduğunu belirtti.
“Birkaç Savaşımız Var” Eleştirisi
Karen, ABD’nin birden fazla savaşla ilişkili olduğunu savundu. Konuşmasında Rusya ile vekalet savaşı, İsrail adına İran’la doğrudan savaş, Yemen, Hezbollah ve Hamas başlıklarını saydı. Ayrıca ABD’nin üç yıldır ödeme yaptığını söylediği bir “soykırım”dan söz etti.
“Size asıl çılgın olanı söyleyeyim: Birkaç savaşımız var,” diyen Karen, “Rusya ile bir vekalet savaşımız var; İsrail adına İran’la doğrudan bir savaşımız var” ifadelerini kullandı.
Karen’ın bu iddiaları, podcast bağlamında onun değerlendirmesi olarak aktarıldı. Transcript içinde bu iddiaların ayrıca doğrulandığına dair bağımsız bir bölüm yer almadı. Karen, Yemen, Hezbollah ve Hamas’ın da bu tabloya dahil edilebileceğini söyledi.
Konuşmacı ayrıca, ABD’nin “üç yıldır parasını ödediği” bir soykırım olduğunu savundu. Bu ağır iddiayı dile getirirken, bunun uluslararası hukuk açısından sonuçları olabileceğini ima etti.
“Üç yıldır parasını ödediğimiz bir soykırım var,” diyen Karen, “buna karışan herkesi cehenneme gönderecek” şeklinde konuştu.
Karen, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin de bu konuda devreye girebileceğini söyledi. Ancak bunu da bir şartla ifade etti: “Eğer ondan kurtulmazsa” diyerek, ICC’nin varlığını ve etkisini hedef alan siyasi çabalar olabileceğine işaret etti.
“Eğer ondan kurtulmazsa, ICC’nin bütün bunlar hakkında söyleyecek bir şeyi olacak,” diyen Karen, meselenin yalnızca askeri değil, hukuki sonuçları da olabileceğini savundu.
Borç, Ordu ve Yanlış Teşhis İddiası
Karen, ABD’nin büyük sorunları arasında 40 trilyon dolarlık borcu da saydı. Bunun yanında ABD ordusunun “performans gösteremediğini” ileri sürdü. Hagseth’in açıklamasını, ordunun kötü durumda olduğunu kabul eden ama sorunu yanlış teşhis eden bir yaklaşım olarak yorumladı.
“40 trilyon dolar borcumuz var,” diyen Karen, “performans gösteremeyen bir ordumuz var” ifadelerini kullandı.
Karen’a göre sorun testosteron seviyeleri değil, ABD ordusunun yapısal olarak başarısızlığa göre tasarlanmış olmasıydı. Savaşların kazanılmak üzere değil, sürdürülmek üzere tasarlandığını savundu. Bu noktada “deep state” ifadesini kullandı ve savaşların devamından çıkar sağlayan aktörler olduğunu iddia etti.
“Hagseth’in ‘Ordumuz iyi durumda değil, ona biraz testosteron verelim’ dediğini anlıyorum belki,” diyen Karen, “ama sorun bu değil” şeklinde konuştu.
Karen’ın temel argümanı, ABD askeri sisteminin stratejik başarısızlık ürettiğiydi. Ona göre savaşların sürekliliği, belirli çevrelerin çıkarına hizmet ediyor. Konuşmada bu çevreler isimlendirilmedi; ancak Karen, “insanlar bu şekilde para kazanıyor” diyerek savaş ekonomisine atıfta bulundu.
“Ordumuz başarısız olmak üzere tasarlandı,” diyen Karen, “hiçbir savaş kazanılmak üzere tasarlanmıyor; sürdürülmek üzere tasarlanıyor” diye savundu.
Savunma Sanayisi ve Küresel Rekabet
Karen, ABD’nin silah satışlarının artık ülkeyi kurtaramayacağını söyledi. ABD’nin pahalı askeri donanımını satın almaya zorlayabileceği “dostları” kalmadığını ileri sürdü. Dünyanın geri kalanının ABD’yi geride bıraktığını, ABD’nin iyi fikirlerini kopyalayıp daha ileri taşıdığını savundu.
Bu değerlendirmeye göre ABD, askeri teknoloji ve üretim alanında artık eskisi kadar güçlü değil. Karen, diğer ülkelerin ABD’den daha iyi, daha hızlı ve daha ucuz sistemler üretebildiğini iddia etti.
“Silah satışlarımız bizi kurtarmayacak,” diyen Karen, “artık pahalı askeri donanımımızı almaya zorlayabileceğimiz dostlarımız yok” ifadelerini kullandı.
Karen, küresel rakiplerin ABD’nin iyi fikirlerini aldığını, bunları genişlettiğini ve daha üstün hale getirdiğini söyledi. Bu, onun gözünde ABD ordusunun içinde bulunduğu “zor durumun” temel nedenlerinden biri olarak sunuldu.
“Dünyanın geri kalanı bizi geride bıraktı,” diyen Karen, “iyi fikirlerimizi kopyaladılar, sonra bunları genişletip bizim üretebileceğimizden çok daha iyi, çok daha hızlı ve çok daha ucuz şeyler yaptılar” şeklinde açıkladı.
“Eksiklik Testosteron Değil, Strateji”
Karen, ABD ordusunda düşünmesi gereken kişilerin gerçek eksikliğin testosteron olmadığını görmesi gerektiğini söyledi. Ona göre eksiklik, ABD’nin nasıl savunulacağına dair bir stratejiydi. Bu noktada Amerikan imparatorluğunun kaybedildiğini savundu.
“Ordudaki düşünürlerin bir eksiklikleri olduğunu kabul etmeleri gerekiyor,” diyen Karen, “bu testosteron değil; buna Amerika Birleşik Devletleri’ni nasıl savunacağınıza dair strateji denir” diye vurguladı.
Karen, ABD’nin artık imparatorluğunu sürdüremeyeceğini ileri sürdü. Buna karşı çıkabilecek kişilerin, imparatorluğun hâlâ korunabileceğini söylemesi halinde, bunun nasıl yapılacağını açıklaması gerektiğini belirtti. Özellikle bunun askeri araçlarla nasıl başarılacağı sorusunu öne çıkardı.
“İmparatorluk kaybedildi,” diyen Karen, “ama diyelim ki karşı argüman olarak ‘Hayır, imparatorluğumuzu sürdürebiliriz’ diyorsunuz; peki nasıl?” ifadelerini kullandı.
Bu bölümde Karen’ın eleştirisi, Hagseth’in sağlık odaklı açıklamasından çok daha geniş bir stratejik tartışmaya dönüştü. Ona göre ABD ordusunun temel meselesi personelin hormon seviyeleri değil, hedeflerin gerçekçiliği ve askeri gücün ne için kullanıldığıydı.
Diplomasi Eleştirisi ve Sunucunun İronisi
Karen, ABD’nin diplomasi kapasitesini de sert sözlerle eleştirdi. “Bir kâğıt torbadan çıkacak kadar bile müzakere edemeyiz” anlamına gelen bir deyim kullandı ve ülkede diplomatik yetenek olmadığını söyledi. Ayrıca ABD’nin dünyanın geri kalanını anlamadığını savundu.
“Müzakere ederek bir kâğıt torbadan bile çıkamayız,” diyen Karen, “bu ülkede diplomatik yeteneğimiz yok; dünyanın geri kalanını anlamıyoruz” şeklinde değerlendirdi.
Bu noktada sunucu araya girerek Karen’a ironik biçimde Steve Whitcoff ve Jared Kushner’ı hatırlattı. Sunucu ayrıca J.D. Vance’in zaman zaman devreye girdiğini ve ABD tarafından hiçbir zaman amaçlanmadığını söylediği bir mutabakat zaptını müzakere ettiğini belirtti.
“Bir dakika Karen, Steve Whitcoff ve Jared Kushner var,” diyen sunucu, “ve arada bir J.D. Vance, ABD’nin asla amaçlamadığı mutabakat zaptını müzakere ediyor” ifadeleriyle karşılık verdi.
Karen ise bu çıkışa “Evet, evet” diyerek yanıt verdi. Transcript burada sona erdiği için, bu yanıtın ardından tartışmanın nasıl devam ettiği bilinmiyor. Ancak eldeki kesitte genel hatlarıyla, Hagseth’in testosteron taraması duyurusu, Trump dönemi siyasi üslubu, ABD ordusunun yapısal sorunları, savaşların sürekliliği, savunma sanayisinin küresel rekabet gücü ve diplomasi eksikliği ekseninde tartışıldı.