The Thinking Muslim

Gabriel Milo: “Time Hoppers Bir Filmden Fazlası, Müslüman Medyada Yeni Bir Hareket”

İngilizce yayımlanan The Thinking Muslim bölümünde sunucu, Time Hoppers adlı animasyon filminin yapımcısı ve operasyon direktörü Gabriel Milo ile Müslüman hikâye anlatıcılığı, temsil meselesi ve yaratıcı endüstrilerin kimlik inşasındaki rolünü konuştu. Bölüm, Time Hoppers’ın ABD’de ülke çapında sinema gösterimine giren ilk Müslüman animasyon filmi olması nedeniyle, yalnızca bir çocuk filmi değil, Müslümanların medya alanındaki görünürlüğü açısından da önem taşıyan bir örnek olarak ele alındı.

Time Hoppers’ın hikâyesi

Gabriel Milo, Time Hoppers’ın dört Müslüman çocuğun zaman yolculuğu üzerinden Müslüman bilim insanları, mucitler ve düşünürlerin mirasını konu aldığını anlattı. Filmde Abdullah, Aisha, Khaled ve Leila adlı dört çocuk, Kanada’nın Vancouver kentindeki üstün yetenekli çocuklara yönelik Akley Academy’de eğitim görmektedir. Akademide yürütülen gizli bir projede zaman yolculuğu keşfedilmiş, geçmişe gönderilen dronlarla tarih belgelenmeye çalışılmaktadır.

Milo, hikâyenin bir kaza sonucu çocukların bizzat zamanda yolculuk yapabilmesiyle başladığını söyledi. “Abdullah geçmişe savruluyor ve diğerleri onu takip etmek zorunda kalıyor,” diyen Gabriel Milo, “ilk durakları 825 yılı Bağdat’ı oluyor” şeklinde açıkladı. Burada çocuklar, House of Wisdom’dan (Beytülhikme) kovulmuş kötü bir simyacıyla karşılaşır. Bu karakter, Müslüman âlim ve bilim insanlarının mirasını yok etmeye çalışmaktadır.

Filmde çocukların karşılaştığı tarihî figürler arasında El-Harezmi, İbn Heysem, Mansa Musa ve Mariam Astrulabi yer alıyor. Milo, El-Harezmi’yi matematiğin babası olarak tanımladı ve “algoritma” kelimesinin de onun isminden geldiğini belirtti. İbn Heysem’in optiğin babası olarak tanındığını, Mansa Musa’nın Mali kralı ve bilginin destekçisi olduğunu, Mariam Astrulabi’nin ise usturlabın geliştirilmesiyle bilindiğini söyledi.

Tek bir coğrafyaya sığmayan Müslüman bilgi mirası

Milo’ya göre filmde farklı dönemler ve coğrafyalar seçilerek Müslümanların bilgiye, keşfe ve mükemmelliğe verdikleri önemin tek bir ülke ya da kültürle sınırlı olmadığı gösterilmek istendi. Bağdat, Kahire, Mali ve Halep gibi merkezler üzerinden anlatılan hikâye, İslam medeniyetinin farklı zamanlarda farklı bölgelerde bilimsel ve kültürel üretime yaptığı katkıyı çocuklara aktarmayı hedefliyor.

“Göstermek istediğimiz şey, Müslüman kültüründeki bilgi arayışı ve mükemmellik anlayışının tek bir zaman ya da mekâna özgü olmadığıydı,” diyen Gabriel Milo, bunun farklı tarih dönemlerine ve bölgelere yayılan bir miras olduğunu vurguladı.

Projenin doğuşu: Kısa içerikten sinema filmine

Time Hoppers, önce Muslim Kids TV adlı yayın platformunda üç ila beş dakikalık kısa bölüm fikri olarak ortaya çıktı. Milo, Muslim Kids TV’nin bir yayın servisi olmasının yapımcı ekibe farklı fikirleri deneme ve Müslüman ailelerin hangi içeriklere ilgi gösterdiğini görme imkânı sunduğunu söyledi. Time Hoppers fikrinin seyircilerden güçlü bir karşılık aldığını belirtti.

Başlangıçta platformdaki yapımlar, abonelerden elde edilen gelirle finanse ediliyordu. Ancak ekip daha büyük projelere yönelmek istedi. Kanada merkezli bir şirket olmalarının, üretim teşvikleri ve hibe programlarına başvurma açısından avantaj sağladığını belirten Milo, ilk film başvurusunun reddedildiğini söyledi. Yetkililer, Muslim Kids TV’nin oyun içerikleri de ürettiğini görerek fikrin oyun konseptine dönüştürülmesini önermişti.

Bunun üzerine Time Hoppers önce bir oyun olarak geliştirildi. Milo, oyunun uygulama mağazalarında ve Steam’de ücretsiz erişilebilir olduğunu, ilk üç ay içinde düşük kullanıcı edinme maliyetiyle 100 bin indirmeye ulaştığını aktardı. Bu başarının yatırımcı ve fon sağlayıcıların projeye güvenini artırdığını söyledi.

Sinemaya gitme tercihi

Milo, filmin sinema salonlarında gösterime girmesinin bilinçli bir tercih olduğunu anlattı. Müslüman aileler için birlikte sinemaya gitmenin özel ve topluluk hissi taşıyan bir deneyim olduğunu belirtti. Kendi çocukluğunda sinemayı sevdiğini, ancak ailesinin hangi filmleri izleyebileceği konusunda çok seçici davrandığını söyledi.

Bugün ebeveynlerin Batı kültürünün medya üzerindeki etkileri nedeniyle çocuklarını sinemaya götürme konusunda daha temkinli olduğunu savundu. “Çocukların henüz yeterince yaşayamadığı özel bir deneyimi onlara sunmak istedik,” diyen Gabriel Milo, bu nedenle filmi sinema filmi olarak hazırlayıp salonlarda gösterime sokmaya karar verdiklerini ifade etti.

İzleyici tepkisi ve gişe başarısı

Milo, filmin ailelerden güçlü bir karşılık aldığını söyledi. Özellikle 11 Eylül sonrası dönemde büyüyen Müslüman ebeveynlerin, okulda dışlanma hissi yaşadıklarını ve medyada kendilerini göremediklerini belirtti. Bu kuşağın, çocuklarının ekranda Müslüman temsilini erken yaşta görmesinden etkilendiğini anlattı.

Bir ebeveynin sözlerini aktarırken, “Ben Mansa Musa’nın kim olduğunu bu yıl öğrendim; beş ve altı yaşındaki çocuklarım ise onu şimdi öğreniyor,” diyen Gabriel Milo, bunun çocukların büyüme sürecinde güçlü bir etkisi olduğunu değerlendirdi.

Sektörel açıdan ise Time Hoppers’ın önünde önemli bir engel vardı: benzer örneklerin yokluğu. Milo, sinema dağıtımcılarının projenin ticari olarak uygulanabilir olup olmadığını anlamak için karşılaştırılabilir örnekler istediğini, ancak elde böyle örnekler bulunmadığını anlattı. Ekip, Müslüman izleyicilerin kendi projelerini destekleyeceğini göstermek zorundaydı.

Milo’ya göre MENA bölgesindeki gösterim bu açıdan kritik oldu. Film, Disney, Pixar ve Marvel gibi stüdyoların özel dağıtımcısı Italia Films ile gösterime girdi. Suudi Arabistan’daki açılış hafta sonunda ilk beşe girmeye yalnızca yaklaşık 3 bin bilet farkla yaklaşılması, ABD gösterimi için ivme yarattı. ABD’de Fathom Entertainment ile dağıtıma çıkan film, açılış hafta sonunda ilk 10’a girdi. İngiltere’de de benzer şekilde açılışta ilk 10 içinde yer aldı.

Aladdin’den Time Hoppers’a temsil tartışması

Sunucu, kendi çocukluğunda animasyonlarda Müslümanların çoğu zaman olumsuz ve oryantalist kalıplarla sunulduğunu belirtti. Disney’in Aladdin filmindeki temsilin bu açıdan çarpıcı olduğunu söyledi. Milo da Aladdin’de farklı Doğu kültürlerinin belirsiz biçimde birbirine karıştırıldığını savundu.

“İslam tek bir ülke, tek bir kültür değildir,” diyen Gabriel Milo, Time Hoppers’ta dört ana karakterin farklı görünümlere ve kişiliklere sahip olmasına rağmen hepsinin Müslüman olduğunu belirtti. Ona göre bu tercih, İslam’ın aynı inancı paylaşan çok farklı insanlardan oluştuğunu göstermek içindi.

Milo, yalnızca görünürlük değil, “otantik hikâye anlatımı” istediklerini söyledi. Bu nedenle projenin oyuncu ve ekip kadrosunun büyük bölümünün Müslümanlardan oluştuğunu belirtti. Ona göre otantik bir hikâye anlatmak için Müslüman yazarların, sanatçıların ve yaratıcıların sürecin merkezinde olması gerekiyordu.

Ana akım medyada güç ve hikâye kontrolü

Milo, Müslüman hikâyelerinin ana akım medyada yeterince yer bulamamasını yalnızca tembellikle açıklamadı. Asıl meselenin karar verici konumlarda kimlerin bulunduğu olduğunu söyledi. Medya gücünün az sayıda kişi ve kurumda toplandığını, bir hikâyeyi engellemek için onu doğrudan bastırmaya gerek olmadığını savundu.

“Bir hikâyeyi ezmek zorunda değiller; sadece finanse etmezler ve göstermezler, o zaman da gün yüzüne çıkmaz,” diyen Gabriel Milo, Müslümanların bu sistem içinde yeterli güç, altyapı ve kaynağa sahip olmadığını vurguladı.

Milo, Batı’daki Müslümanların uzun süre ekonomik olarak yer edinmeye, okul ve cami inşa etmeye odaklandığını söyledi. Ancak artık medya ve hikâye anlatıcılığının yalnızca eğlence değil, kimliği, kamu algısını ve kültürü şekillendiren bir alan olduğunun daha fazla fark edildiğini belirtti.

Yaratıcı endüstrilerin önemi

Sunucu, Müslüman ailelerin çocuklarını yaratıcı endüstrilere yönlendirme konusunda uzun süre isteksiz davrandığını, mühendislik, tıp ya da hukuk gibi mesleklerin daha güvenli görüldüğünü söyledi. Milo, medyanın kültür ve kimlik üzerindeki etkisi nedeniyle yaratıcı endüstrilerin Müslümanlar açısından stratejik önemde olduğunu savundu.

Gazze haberleri üzerinden ana akım medyaya duyulan güven kaybına işaret etti. Birçok insanın artık ana akım medyayı güvenilir bulmadığını, bu nedenle bağımsız medya kaynaklarının öne çıktığını söyledi. Çocuklar açısından ise meselenin daha da önemli olduğunu belirtti. Milo’ya göre çocuklar günde beş ila sekiz saatlerini telefonlarında geçiriyor; bu süre boyunca tükettikleri medya Müslüman değerleriyle uyumlu değilse kimlikleri istenmeyen biçimde şekillenebiliyor.

Geçmiş, bugün ve gelecek

Sunucu, neden geleceğe dönük bir Müslüman hikâyesi yerine tarihsel bir animasyon seçildiğini sordu. Milo, geçmişin geleceği şekillendirdiğini belirterek yanıt verdi. İslam’ın başlangıcından itibaren mükemmellik, keşif ve bilgi arayışı kültürü bulunduğunu söyledi.

ABD’deki Müslümanların yüksek eğitim düzeyine dikkat çekti ve Müslümanların yaklaşık yüzde 40’ının üniversite diplomasına sahip olduğunu belirtti. Filmde gelecekteki Akley Academy’nin teknolojik olarak zamanda yolculuğu keşfedecek kadar gelişmiş Müslüman çocukları barındırdığını söyleyen Milo, “Geçmişi, bugünü ve geleceği göstermek istedik,” ifadesini kullandı.

Büyük stüdyolar neden bu filmi yapamazdı?

Milo, büyük animasyon stüdyolarının teknik olarak bu tür bir film üretebileceğini, ancak hikâye anlatıcılığı açısından aynı sonucu veremeyeceğini savundu. Ona göre 11 Eylül sonrası medyada Müslüman temsili önce olumsuz “terörist” kalıplar üzerinden ilerledi, sonra sembolik temsile dönüştü; ancak bu da çoğu zaman otantik değildi.

“Olumsuz stereotiplerden sembolik temsile, oradan da otantik temsile geçmek gerekiyor,” diyen Gabriel Milo, gerçek temsilin ancak hikâyeleri gerçek Müslüman seslerin anlatmasıyla mümkün olduğunu ifade etti.

Gelecek projeler, işbirliği ve finansman

Milo, Time Hoppers’ın ortaya çıkardığı en önemli sonuçlardan birinin dünya çapında çok sayıda Müslüman yaratıcı yetenek bulunduğunu göstermesi olduğunu söyledi. Malezya’daki animasyon üretimini de güçlü bir örnek olarak değerlendirdi ve bazı Malezya yapımlarının Hollywood’la rekabet edebilecek düzeyde olduğunu belirtti.

Gelecekte hedeflerinin yalnızca kendi hikâyelerini anlatmak değil, dünya genelinden Müslüman anlatıları bulup bir üretim hattına dahil etmek olduğunu söyledi. Bunun için kendi endüstrilerini, altyapılarını ve kaynaklarını kurmaları gerektiğini savundu.

Finansmanın ise en büyük zorluklardan biri olduğunu belirtti. Müslüman yatırımcıların tarihsel olarak gayrimenkul ve geleneksel iş alanlarına daha aşina olduğunu, medyanın onlar için daha yabancı bir alan olduğunu söyledi. Time Hoppers’ın ABD’de başlangıçta yaklaşık 500 salonda planlandığını, pazarlama bütçesi için yatırımcı arayışının son ana kadar sürdüğünü anlattı. Sonunda Doha Film Festivalinde doğru yatırımcıyla karşılaşıldığını ve salon sayısının yaklaşık 700’e çıktığını belirtti.

“Bunu para için yapmıyoruz; etki için yapıyoruz, ümmet için yapıyoruz,” diyen Gabriel Milo, yatırımcıların niyetinin projeyle uyumlu olmasının çok önemli olduğunu vurguladı.

İzleyicinin rolü

Bölümün sonunda sunucu, sıradan Müslümanların bu tür projeleri desteklemesinin önemini gündeme getirdi. Milo, başarının yalnızca yatırımcılara değil, topluluğun kitlesel desteğine bağlı olduğunu söyledi. Ona göre yüz binlerce kişinin sinema salonlarına gidip filmi izlemesi, projenin ticari başarısını mümkün kıldı.

“Bu bir filmden fazlası; aslında bir hareket ve sektörde bir değişim,” diyen Gabriel Milo, Time Hoppers’ın başarısının arkadan gelecek Müslüman yapımlar için kapıları açık tutabileceğini belirtti. İzleyicilerin bireysel satın alma gücünün sanılandan daha etkili olduğunu, Müslüman işletmeleri ve girişimleri desteklemenin geniş ölçekte güçlü sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Giriş ve filmin konusu

Sunucu: Disney, Pixar, Marvel, olumsuz terörist kalıplar. Yaratıcı endüstriler üzerine düşünmemiz neden bu kadar önemli?

Gabriel Milo: İslam tek bir ülke, tek bir kültür değildir. Time Hoppers. 100 bin indirmeye ulaşabildik.

Sunucu: Bugün, ABD’de ülke çapında sinema gösterimine giren ilk Müslüman animasyon filmi Time Hoppers’ı konuşuyoruz. Film, 2050 yılından gelen dört çocuğun zamanda geriye giderek medeniyetimizi şekillendirmeye yardımcı olan Müslüman bilim insanları, mucitler ve düşünürlerle tanışmasını anlatıyor. Filmi, mesajını ve Müslüman hikâye anlatıcılığının önemini konuşmak üzere yapımcı ve operasyon direktörü Gabriel Milo bize katılıyor.

Gabriel Milo: Amerika’daki Müslümanların yüzde 40’ı üniversite diplomasına sahip. Çocuklar telefonlarında günde 5 ila 8 saat geçiriyor. Gazze’deki haberler meselesinde, bence birçok insanın ana akım medyadan uzaklaştığını gördük çünkü artık güvenilir değil. O, bu gerçekten temel nitelikteki Müslüman âlim ve bilim insanlarının mirasını yok etmeye kararlı. Bunu para için yapmıyoruz. Etki için yapıyoruz. Ümmet için yapıyoruz. Bu yüzden geçmişi, bugünü ve geleceği göstermek istedik. Müslümanların toplumda ve keşifte çok önemli bir rolü var.

Sunucu: Time Hoppers, 2050 yılından gelen dört çocuğun kötü bir bilim insanından Müslüman bilim insanlarını kurtarmak için zamanda geriye gitmesini konu alan bir çocuk animasyon filmi. Film, Müslümanların bilim, astronomi, matematik ve inovasyona gerçek katkılarını öne çıkarıyor. Bu, ABD’de ülke çapında sinema gösterimine giren ilk Müslüman animasyon filmi. Bugün The Thinking Muslim’de, temsiliyet, hakikati söylemek ve kimlik üzerindeki daha geniş etkileri konuşmak üzere yapımcı ve operasyon direktörü Gabriel Milo’yu ağırlamaktan memnuniyet duyuyorum. Gabriel, assalamu alaykum ve The Thinking Muslim’e hoş geldin.

Gabriel Milo: Burada olmaktan çok mutluyum. Beni davet ettiğiniz için teşekkür ederim.

Sunucu: Seni aramızda görmek harika. Bugün gerçekten yapmak istediğim şey bu olguyu incelemek. Yaratıcı endüstriyi, Müslümanların bu alanda neden bir süredir geri kaldığını ve hikâyemizin neden anlatılmadığını ele almak istiyorum. Belki filmin kendisiyle başlayalım. Ben dahil, Time Hoppers’ı izlememiş olan izleyicilerimiz için temel hikâye nedir? Lütfen bize hikâye örgüsünü anlat.

Gabriel Milo: Evet, hikâye Abdullah, Aisha, Khaled ve Leila adlı dört Müslüman çocuk hakkında. Bu çocuklar Akley Academy denilen yere gidiyor. Burası Kanada’nın Vancouver kentinde bulunan üstün yetenekli çocuklara yönelik bir okul. Orada çok gizli bir projeye dahil ediliyorlar ve projenin amacı tarihi belgelemeye yardımcı olmak. Zaman yolculuğunu keşfetmişler ve tarihte bilmediğimiz şeyleri düzeltmek için dronları geçmişe göndermektedirler.

Gabriel Milo: Fakat bu süreçte, tuhaf bir kaza sonucunda çocukların aslında zamanda yolculuk yapabildiği ortaya çıkıyor. Abdullah geçmişe savruluyor ve onu takip etmek için geri gitmeleri gerekiyor. Sonunda 825 yılı Bağdat’ında başlıyorlar. Orada, House of Wisdom’dan yeni kovulmuş kötü bir simyacıyla karşılaşıyorlar. Bu kişi, gerçekten temel nitelikteki birçok Müslüman âlim ve bilim insanının mirasını yok etmeye kararlı.

Müslüman bilim insanları ve tarihî figürler

Sunucu: Peki bu dört çocuk zaman yolculuklarında hangi temel âlimlerle karşılaşıyor?

Gabriel Milo: İlk karşılaştıkları kişi El-Harezmi. Elbette matematiğin babası olarak biliniyor ve algoritma da onun adından geliyor. İlk karşılaştıkları kişi o, bu da 825 yılı Bağdat’ında oluyor. Sonra optiğin babası olarak bilinen İbn Heysem ile karşılaşıyorlar. Bu da onları günümüz Kahire’sine, Mısır’a götürüyor.

Gabriel Milo: Ayrıca Mali kralı olarak bilinen Mansa Musa ile karşılaşıyorlar. O, muhteşem bir Afrika imparatorluğu kurmuştu ve gerçekten bilginin büyük bir destekçisiydi. Son olarak da usturlabı icat etmesiyle bilinen Mariam Astrulabi ile karşılaşıyorlar; bu da günümüz Halep’inde, Suriye’de geçiyor. Gerçekten göstermek istediğimiz şey, Müslüman kültüründeki bilgi arayışı ve mükemmellik anlayışının yalnızca tek bir zaman ve mekâna özgü olmadığı, tarihin farklı dönemlerine ve farklı bölgelere yayıldığıydı.

Projenin doğuşu ve sinema gösterimi

Sunucu: Bana bu projenin nasıl ortaya çıktığını anlat. Amerika genelinde sinemalarda geniş gösterime giren bir filme sahip olmak oldukça iddialı bir şey. Sanırım filmi artık MENA bölgesinde, Doğu Afrika’da ve Birleşik Krallık’ta da gösterime soktunuz. Sanırım birkaç hafta önce filmi Birleşik Krallık’ta başlattınız. Yani çok geniş bir gösterim oldu. Projenin çıkış noktası neydi ve neden sinemaları, salonları tercih ettiniz?

Gabriel Milo: Bence Muslim Kids TV adlı bir yayın servisimiz olmasının avantajı, fikirleri test edebilmemiz ve hangi fikirlerin gerçekten popüler olduğunu, hangi fikirleri Müslüman ailelerin sevdiğini görebilmemiz. Time Hoppers aslında Muslim Kids TV’de çok kısa, üç ila beş dakikalık bölüm konsepti olarak başladı. İnsanlar konsepti gerçekten sevdi; çünkü iyi bir hikâye oluşturmak, Müslüman aileleri ve çocukları gerçekten yakalamak için birçok doğru unsura sahipti.

Gabriel Milo: Oradan sonra bunu daha büyük bir projeye dönüştürmek istedik. Kids TV’nin o noktaya kadarki yapımlarının çoğu, üretimlerimizi oluşturmak için abonelerimizden gelen gelirle içeriden finanse edilmişti. Ama biz daha büyük ve daha iyi projeler inşa etmeye doğru bir adım atmak istedik. Başlangıçta bir başvuru yapmıştık. Kanada şirketi olmanın avantajı, Kanada’da yapımlara yardımcı olacak çok sayıda iyi üretim teşviki ve hibe bulunması.

Gabriel Milo: Bu yüzden başlangıçta bu konsepti alıp daha büyük ölçekte yapmak istedik. İlk başvuruyu yaptığımızda reddedildik ve bize şöyle dendi: “Muslim Kids TV’de oyunlar da yaptığınızı biliyoruz. Bunu bir oyun konseptine uyarlayabilir misiniz?”

Gabriel Milo: Biz de başka bir başvuru yaptık ve elhamdülillah, sanırım hükümet ve diğer özel finansman yoluyla fon aldığımız ilk büyük projemiz Time Hoppers oyununu yaratmak oldu. Şu anda uygulama mağazalarında ücretsiz indirilebilir durumda ve Steam’de de mevcut. Elhamdülillah, bunun başarısıyla, sanırım ilk üç ay içinde çok düşük bir kullanıcı edinme maliyetiyle 100 bin indirmeye ulaşabildik. Bence bu, fon sağlayıcılara bir izleyici kitlemiz olduğu ve yapımları fikir aşamasından gerçeğe dönüştürebileceğimiz konusunda büyük güven verdi.

Gabriel Milo: İşte o zaman başka bir başvuru yaptık ve bunu filme dönüştürmek için yatırımcılarımıza yeniden finansman başvurusunda bulunduk. Bunu yapmamızın nedeni şu: Müslüman izleyiciler ve Müslüman ailelerle nasıl bağ kurabiliriz diye baktığımızda, sinemaya gitmenin toplu deneyimini inşa etmenin çok özel ve çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Gabriel Milo: Ben çocukken sinemaya gitmeyi hep çok severdim, ama hangi filmleri izlememize izin verileceği konusunda her zaman çok seçici olmak zorundaydık. Şimdi özellikle Batı kültürünün medyamızı etkileme biçimi nedeniyle ebeveynlerin sinemaya gitme konusunda her zamankinden daha temkinli olduğunu fark ediyoruz. Bunun çocukların henüz yaşayamadığı özel bir deneyim olduğunu düşünüyoruz ve bu deneyimi onlara gerçekten sunmak istedik. Bu yüzden filmi sinema filmi olarak yayımlamaya ve sinemalarda göstermeye karar verdik.

Sunucu: Peki film şu ana kadar izleyicileriniz tarafından nasıl karşılandı?

Gabriel Milo: Elhamdülillah, gerçekten iyi oldu. Sinema gösterimine gitmeye karar verdiğimizde iki husus vardı. İlki, bahsettiğim gibi, toplu deneyim ve topluluk geri bildirimi inşa etmekti. İkincisi de diğer yaratıcılar ve diğer Müslüman projeler için sinema gösterimine, ana akıma giden kapıları açabildiğimizden emin olmaktı.

Gabriel Milo: Aileler açısından elhamdülillah olağanüstü oldu. Önce ebeveynler açısından konuşabilirim; tepkilerin son derece olumlu olduğunu düşünüyorum. Ebeveynlerin çoğu artık milenyum kuşağından, 11 Eylül’ü yaşamış, okullarda biraz dışarıda kalmış, dışlanmış hissetmenin nasıl bir şey olduğunu görmüş, medyada kendilerini temsil edilmiş görmemiş insanlar. Şimdi çocuklarının bu kadar küçük yaşta ekranda temsil edildiğini görmeleri, bence ulaşmak istediğimiz hedefin kendisiydi.

Gabriel Milo: Ebeveynlerden birinin söylediği şey şuydu: “Ben Mansa Musa’nın kim olduğunu bu yıl öğrendim, beş ve altı yaşındaki çocuklarım ise onun kim olduğunu şimdi öğreniyor.” Bunun onlar büyürken yaratacağı etki çok ama çok güçlü.

Gabriel Milo: İkinci olarak, kapıları açma tarafında, filmi sinemalarda göstermek istediğimizde karşılaştığımız büyük zorluk şuydu: Bize hep, “Karşılaştırılabilir örnekler sunabilir misiniz? Dışarıda hangi benzer örnekler var ki bunun ticari olarak uygulanabilir olup olmadığını bilelim?” deniyordu. Gerçekten elde hiçbir örnek yoktu. Müslümanların kendi projeleri için ortaya çıkacağını, bunun bir talep olduğunu savunmak zorunda kaldık.

Gabriel Milo: Elhamdülillah, elde edebildiğimiz başarıyla, MENA gösterimimizden söz ettiğimizde, Italia Films ile gösterime girebildik. Onlar Disney, Pixar ve Marvel’ın özel dağıtımcısı. Bu da bizi gerçekten ana akım stüdyolar seviyesine koydu. Suudi Arabistan’daki açılış hafta sonunda ilk beşe girmeye sanırım yalnızca 3 bin kadar eksik kaldık.

Gabriel Milo: Bu başarının ABD’deki başarımızı gerçekten başlattığını düşünüyorum. ABD’de Fathom Entertainment ile gösterime girebildik; onlar dünyanın en büyük özel dağıtımcısı. Elhamdülillah, ABD’de açılış hafta sonunda ilk 10’a girebildik ve bu son derece güçlü bir sonuçtu. Dağıtımcımızdan gelen geri bildirimlerde bile bu tür bir başarı beklemediklerini söylediler. Sonra bu kapı Birleşik Krallık’ta da açıldı; orada yeni gösterime girdik ve yine açılış hafta sonunda ilk 10’a girebildik. Sektörel açıdan hedefimizin, bu kapıları açmak ve arkamızdan gelecek diğer fırsatlar için açık tutmak olduğunu düşünüyorum.

Temsil, Aladdin ve oryantalist kalıplar

Sunucu: Gabriel, ben büyürken özellikle animasyon filmlerinde Müslümanların tasviri neredeyse tamamen oldukça kötüydü. Disney animasyonu Aladdin’i ve orada Müslümanların nasıl gösterildiğini hatırlıyorum. Müslümanların kim olduğunu ve neyi temsil ettiğini göstermek için çok oryantalist, çok sayıda oryantalist kalıbın kullanıldığı bir tasvirdi. Bir anlamda siz burada algıyı değiştirmeye, bu animasyon filmlerinde gördüğümüz Müslüman tasvirlerini bu tür oryantalist, yıpranmış kalıplardan uzaklaştırmaya mı çalıştınız?

Gabriel Milo: Evet, tabii ki. Aladdin’e baktığımızda bu gerçekten bir oryantalist kalıp. O Arap mı, Doğu Hintli mi, tam olarak nereden geliyor? Sanki onların zihnindeki Doğu’ya ya da oryantal olana dair tüm farklı kültürleri bir araya getirip, bu tür bir karakter stereotipi oluşturuyorlar.

Gabriel Milo: Time Hoppers ile gerçekten istediğimiz şey otantik temsildi. Ama yalnızca temsil istemedik; bunun otantik hikâye anlatımı olduğundan emin olmak istedik. Bu yüzden projedeki oyuncu ve ekip kadrosunun çoğunluğu Müslümandı. Otantik bir hikâye anlatmak için, o perspektiften yazabilecek Müslümanlardan oluşan bir ekibe sahip olmanız gerekir.

Gabriel Milo: Gerçekten de mesele, “Tamam, bütün kültürleri tek bir stereotipte eritiyoruz” yaklaşımından uzaklaşmaktı. Time Hoppers’ın dört ana karakterine baktığımızda hepsi çok farklı görünüyor ama hepsi Müslüman. Hepsinin çok farklı kişilikleri var ama hepsi Müslüman. Çünkü İslam tek bir ülke, tek bir kültür değildir. Aynı şeye inanan farklı insanların bir karışımıdır. Time Hoppers’ta göstermeye çalıştığımız şeyin bu olduğunu düşünüyorum. Bunu hayata geçirebilmek için de arkasındaki ekibin çeşitli Müslüman yazarlar, sanatçılar ve yaratıcılar olması gerekiyordu.

Sunucu: Peki ana akım animasyonda ve genel olarak ana akım filmlerde Müslümanların bu şekilde tasvir edilmesinin kasıtlı olduğunu düşünüyor musun? Ne kadarı sadece tembellik, ne kadarı ise Müslümanların bu tür filmlerde tasvir edilme biçimi açısından daha yapısal bir mesele?

Gabriel Milo: Bence meselenin özü, kimin güç konumunda olduğu ve kararları kimin verdiğiyle ilgili. Ortaya çıkmasını istediğiniz bir hikâye ya da fikir olduğunda, hikâye anlatımındaki tüm güç aslında birkaç kişinin elinde yoğunlaştığı için, Warner ve Paramount anlaşmasına baktığımızda da bu çok az sayıda kişide yoğunlaşıyor. Bir hikâyeyi mutlaka ezmeleri gerekmiyor; sadece finanse etmiyorlar ve göstermiyorlar. O zaman da o hikâye gün yüzüne çıkmıyor.

Gabriel Milo: Bizim hikâyelerimizin çok fazla dışarıda olmamasının özünde de bence bu var. Çünkü o sistemden geçerken biz güç pozisyonlarında değiliz. Altyapımız yok. Bu projeleri hayata geçirecek kaynaklarımız yok. Dolayısıyla bu projeler geçemiyor.

Gabriel Milo: Batı’daki Müslümanlar ve Müslüman yolculuğu açısından bakarsak, odağımız gerçekten ekonomik olarak yer edinmek, okullar ve camiler inşa etmek oldu. Bence şimdi yeni ve ilginç bir yere geliyoruz; medya ve hikâye anlatıcılığının yalnızca eğlence olmadığını, kimliği, kamu algısını şekillendirmenin ve gerçekten kültür inşa etmenin bir yolu olduğunu fark ediyoruz. Bu kararları verebilecek pozisyonlarda olmadığımız, bu altyapı ve kaynaklara sahip olmadığımız için hikâyelerimizi gün yüzüne çıkaramadık. İnşallah şimdi görüyoruz ki dışarıda çok fazla hikâye var, çok sayıda Müslüman yetenek var ve inşallah bunu gelecek nesil için inşa edebileceğiz.

Yaratıcı endüstriler ve kimlik

Sunucu: Bunu biraz açmak istiyorum. Çünkü mesele yalnızca dışarıdan nasıl tasvir edildiğimiz değil, aynı zamanda içeride de geçerli. Birçoğumuz yaratıcı endüstrilerden uzak durduk. Ebeveynler, mesela multimedya ya da tasarım okumak isteyen bir çocuğa kızardı; çünkü bu, o kişinin mühendis, doktor ya da avukat olmayacağı anlamına gelirdi, o dönemin modası neyse. Bana şunu anlat: Yaratıcı endüstriler üzerine düşünmemiz neden bu kadar önemli? Ümmet olarak bu belirli alanda sağlam bir uzmanlığa sahip olmamız bize ne sağlar?

Gabriel Milo: Kişisel olarak bunun çok önemli olduğunu düşünmemin ana nedeni, medyanın kültürde çok ama çok büyük bir rol oynaması. Sadece kültürde de değil; bu kimliğe uzanıyor. Daha önce söylediğim gibi kamu algısına da uzanıyor. Kendi hikâyelerimizi anlatma ve medyada yer alma kabiliyetimiz yoksa, o hikâyeler anlatılmayacak ve o anlatılar kurulmayacak.

Gabriel Milo: Özellikle mesela Gazze’deki haberleri ele alırsak, bence birçok insanın ana akım medyadan uzaklaştığını gördük; çünkü artık bunun güvenilir bir bilgi kaynağı olduğunu hissetmiyorlar. Şimdi sizin gibi bağımsız medya kaynaklarının ön plana çıktığını görüyoruz. Zeteo da mükemmel işler yapıyor. Tüm bu bağımsız kaynakların ortaya çıktığını görüyoruz.

Gabriel Milo: Çocuklar açısından bakarsak, çocuklar günde yaklaşık 5 ila 8 saatlerini telefonlarında geçiriyor. Telefonlarında tükettikleri medya nedir, ne tüketiyorlar? Eğer bu onların kimlikleri için olumlu değilse, Müslüman değerleriyle uyumlu değilse, kimlikleri bizim şekillenmesini istemediğimiz bir biçimde şekillenecek. Bu yüzden kendimizi donatmamız ve medya endüstrilerinin peşinden gitmemiz gerçekten önemli; çünkü bunun kimlik ve kültür üzerinde çok büyük etkisi var.

Sunucu: Peki neden geçmişe dönüp tarihî bir animasyon filmi yapmaya karar verdiniz? Mesela Müslüman kadının geleceğine bakmak yerine neden böyle düşündünüz?

Gabriel Milo: Bence bu harika bir soru. Şuna bakabiliriz: Geçmiş kesinlikle geleceği şekillendirir. Göstermek istediğimiz şey, İslam’ın başlangıcından beri bir mükemmellik, keşif ve bilgi arayışı kültürü olduğuydu. Bu yakın zamanda başlamadı; Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem zamanından beri vardı.

Gabriel Milo: Gerçekten zaman boyunca Müslümanların kültüre katkıda bulunan insanlar olduğunu göstermek istedik. Bence bu kültürün bugün hâlâ sürdüğünü görüyoruz. Mesela ABD’deki Müslümanlara bakarsak, en eğitimli nüfus grupları arasındalar. Sanırım Amerika’daki Müslümanların yüzde 40’ı üniversite diplomasına sahip. Geçmişte bu mükemmellik ve keşif kültürü ile değerlerinin var olduğunu, bunun bugüne taşındığını göstermek istedik.

Gabriel Milo: Filmi geleceğe yerleştirmemizin nedeni de şuydu: Bakın, bu gelecek için de geçerli demek istedik. Akley Academy, teknolojik olarak o kadar ileri düzeyde olan üstün yetenekli Müslüman çocukların akademisi ki zaman yolculuğunu keşfedebilmişler. Yani geçmişi, bugünü ve geleceği göstermek istedik. Müslümanların toplumda, keşifte ve bilgi arayışında çok önemli bir rolü var ve bu zamanı aşıyor.

Büyük stüdyolar ve otantik temsil

Sunucu: Peki büyük animasyon stüdyolarının neden böyle bir film yapamayacağını düşünüyorsun?

Gabriel Milo: Teknik açıdan baktığımızda, filmlerinden de görüyoruz, kesinlikle animasyon üretebiliyorlar. Ama hikâye anlatıcılığı açısından bunu yapamayacaklarını düşünüyorum. Çünkü gerçek Müslümanların yapabileceği gibi doğru insanları ve doğru sesleri projelere dahil edemezlerdi.

Gabriel Milo: Daha önce belirttiğim gibi, sanırım 11 Eylül’den bu yana Müslümanların medyadaki evrimini gördük. Önce çok olumsuzdu; terörist kalıpları, çok negatif tasvirler vardı. Sonra yavaş yavaş temsil elde etmek için çalıştık. Ama sonra şunu fark ettik: O temsil bir tür sembolik temsil, mutlaka otantik değil. Yani olumsuz stereotiplerden sembolik temsile, oradan da otantik temsile geçmek gerekiyor.

Gabriel Milo: Gerçekten otantik temsil elde edebilmenin tek yolunun, o hikâyeleri otantik seslerin anlatması olduğunu düşünüyorum. Bu, onların bu hikâyeleri bizim kadar iyi anlatamayacağını düşünmemizin başlıca nedenlerinden biri. Ayrıca bu tür projelere onay vermenin önündeki engeller nedir? Bu büyük stüdyoların anlatmak istediği anlatı ve hikâye bu mu? Büyük olasılıkla değil. Bu yüzden kendi hikâyelerimizi yaratmamız ve kendi anlatımızı anlatmamız gerektiğini hissediyoruz.

Gelecek hedefleri ve işbirliği

Sunucu: Bu filmin ötesinde başarı nasıl görünüyor? Ufukta ne var? Animasyon şirketleri arasında daha geniş bir işbirliğine ihtiyaç olduğunu düşünüyor musun? Geçen yıl Malezya’daydım ve özellikle Malezyalıların animasyon konusunda oldukça ileride olduğunu hissettim. En azından yerel izleyiciler için çok iyi yerel işler üretmişlerdi. Başarı nasıl görünüyor? Senin için neye benziyor?

Gabriel Milo: Bu filmi yayımlarken yaptığımız gerçekten harika keşiflerden biri, dışarıda muazzam miktarda Müslüman yaratıcı yetenek olduğuydu.

Sunucu: Size ulaşıyorlar mı?

Gabriel Milo: Evet, elhamdülillah bazıları bize ulaştı. Gelecek projeler için biz de başkalarına ulaştık. Bence birincisi, Müslümanlar ile sektör arasında işbirliği gerekiyor. Gerçekten göstermek istediğimiz şey şu: Hollywood’da, ana akım medyada, Kanada’da, ABD’de, Birleşik Krallık’ta ve Batı dünyasında çalışan çok sayıda Müslüman var. Muazzam miktarda yetenek var, ama hikâyelerini istedikleri biçimde dışarı çıkaramayabilirler.

Gabriel Milo: Uluslararası olarak da, sizin Malezya’dan bahsettiğiniz gibi, bence dünyadaki en iyi animasyonlardan bazılarına sahipler; ana akım Hollywood ile rekabet ediyorlar. Bu projeyle yapmayı umduğumuz şey, bu Müslüman projelerin ticari uygulanabilirliği olduğunu göstermek.

Gabriel Milo: Hedefimiz yalnızca kendimizden çıkan hikâyeleri anlatmak değil; gerçekten dünyanın dört bir yanından Müslüman hikâyeleri, Müslüman anlatıları aramak, bulmak ve onları bir üretim hattına koyabilmek. Daha önce de belirttiğimiz gibi, hikâyenizi gün yüzüne çıkarmanın önündeki engeller var. Kendi endüstrimizi, kendi altyapımızı, kendi kaynaklarımızı inşa etmek istiyoruz. Böylece bu projelere onay verme gücümüz olur ve medya yoluyla kültür üzerinde yaratmak istediğimiz etkinin mümkün olması için doğru yaratıcı ekipleri, doğru yatırımcı ekiplerini bir araya getiririz. İnşallah üretimler için bu hattı kurabiliriz.

Finansman ve yatırımcılar

Sunucu: Burada finansman bir sorun mu? Çünkü elbette en azından başlangıçta Time Hoppers projenizi finanse etmek için hükümete ve kamu fonlarına gitmeniz gerekti. Dünyada iyi kaliteli Müslüman projelere yatırım yapmak isteyen çok sayıda Müslüman yatırımcı da var. Şimdi siz kendi filminizin ve projenizin uygulanabilirliğini gösterdiniz. Şu anda gelecekte üretim hattınızda olabilecek projeler için finansman hâlâ karşılaştığınız bir zorluk mu?

Gabriel Milo: Evet, bence finansman, benim bakış açıma göre... Keşke yaratıcı biri olsaydım, keşke şahsen bir film yapımcısı olsaydım. Ama kişisel olarak film yapımının en zor kısmının fon toplamak olduğunu düşünüyorum.

Gabriel Milo: Genellikle insanların proje yapmasını engelleyen bariyer de bu oluyor ve biz bu kuralın istisnası değildik. Bu projeyi finanse etmekte çok zorlandık. Çünkü birincisi, ticari uygulanabilirlik olduğunu gösterecek iyi bir örnek yoktu. İkincisi, Müslüman yatırımcı alanına gelince, tarihsel olarak ya da en azından paralarını kazanma biçimleri açısından, daha çok fiziksel işletmeler, gayrimenkul ve daha aşina oldukları sektörler öne çıkmıştı. Medya, birçok Müslüman yatırımcının aşina olduğu alanın dışında kalıyor.

Gabriel Milo: Bu projede gerçekten keşfettiğimiz şey, Allah’ın bize doğru yatırımcıları, doğru insanları doğru zamanda getirmesiydi. Elhamdülillah, Muslim Kids TV’den projeye dahil olan, projenin etkisine inanan gerçekten iyi bir yatırımcı grubumuz oldu ve onları bu proje için bir araya getirebildik. İnşallah ticari uygulanabilirliği gösterebildik.

Gabriel Milo: Ama gerçekten, ilk olarak MENA’da gösterime girdikten sonra ABD’deki gösterimi aldığımız noktaya kadar bile mücadele ediyorduk. ABD’de başlangıçta yaklaşık 500 sinema için planlanmıştık; ilk izimiz buydu sanırım. Bu sinemalarda onaylanmıştık ama P&A, yani pazarlama için henüz bir yatırımcı bulamamıştık. ABD gösterimimiz için pazarlamaya başlamamız gereken noktaya kadar bu sürdü.

Gabriel Milo: Tevekküle dönersek, hep “Tamam, Allah bunu olduracak” dedik. Yapımcımız MENA gösterimi için oradaydı, sonra Doha Film Festivaline gitti. Suudi Arabistan’dayken herkes, “Şu yatırımcıyla konuşmalısınız, şu yatırımcıyla konuşmalısınız” diyordu. Ama zamanlama uymadı ve Suudi Arabistan’da görüşemediler. Sonra Doha Film Festivaline gittiklerinde, merdivenlerden çıkarken orada başka birini gördü. Kendini tanıttı ve bu kişi, herkesin “Bu kişiyle konuşmalısınız” dediği tam o yatırımcıydı.

Gabriel Milo: Elhamdülillah, finansmanı oradan alabildik. Bu, ABD gösterimimiz için pazarlamaya başlamamız gereken tarihten günler önceydi. Elhamdülillah, başlangıçta yaklaşık 500 sinemadan, sonunda 700’e yakın sinemaya çıktık; çünkü talep çok yüksekti. Elhamdülillah, bu projelere neden yatırım yapılması gerektiğine dair ticari bir vaka gösterebildiğimizi umuyoruz.

Gabriel Milo: Ama yatırımcı ararken çok önemli olan şey, doğru niyetlere sahip olduklarından emin olmaktır. Bence projelerde bereket buradan gelir: Bir proje yaparken doğru niyetlere sahip olduğunuzdan emin olun. Bunu para için yapmıyoruz. Etki için yapıyoruz. Ümmet için yapıyoruz. Bizim için gerçekten önemli olan şey, bununla uyumlu doğru yatırımcıları bulmaktı. Açıkçası çok fazla seçeneğimiz yoktu, ama tesadüfen bu yatırımcılar da vizyonla uyumluydu.

Gabriel Milo: Bugün hâlâ zorlandığımız nokta, bu yatırımcı havuzunun çok büyük olmaması. Ama bu proje ve bu projenin başarısıyla o havuzun büyümesini, medyanın etkisini ve önemini gören, gelecek projelere yatırım yapabilecek doğru yatırımcıları bulabilmeyi umuyoruz, inşallah.

Topluluk desteği ve sinemaya gitmenin önemi

Sunucu: Bu programı izleyen yatırımcılar varsa, sanırım yapım şirketinize ulaşmalılar. Sıradan Müslümanların bu tür girişimleri desteklemesi ne kadar önemli? İtiraf etmeliyim, film Birleşik Krallık’ta sinemaya geldiğinde otomatik olarak ailemden birkaç çocuğu toplayıp gidip filmi izleyelim diye düşünmedim. Bu benim kusurum sanırım. Ama bugün seni dinleyince fark ettim ki bu tür projeleri desteklemeliyiz. Çünkü bu yalnızca paranın topluluğumuz içinde dönerek sizin gibi kuruluşları ve projeleri güçlendirdiği döngüsel ekonomiye katkı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bugün haklı olarak sözünü ettiğin daha geniş bir davayı, bir ümmet davasını da destekliyor. Bunu benim için açıklar mısın? Senin ve şirketin gibi yaratıcılar böyle filmler ortaya koyduğunda insanların gelip destek vermesi neden bu kadar önemli?

Gabriel Milo: Bence bu çok önemli bir nokta. Projelerin başarısına baktığımızda, güç gerçekten insanların elinde. Topluluğun bir araya gelmesi ve destek için ortaya çıkması, gerçekten başarıyı mümkün kılan şey. Çok sayıda küçük katkı çok ama çok uzun bir yol kat eder ve elde ettiğimiz ticari başarıyı bu şekilde sağlayabildik.

Gabriel Milo: Bu bir kişi sayesinde olmadı. İki kişi sayesinde olmadı. Yatırımcı grubumuz sayesinde olmadı. Onların hakkını teslim etmek gerekir; bizi bu noktaya onlar getirdi. Ama bu başarının devam etmesi için yüz binlerce insanın sinemalara gidip filmi izlemesine ihtiyacımız vardı.

Gabriel Milo: Projeyi ilk yayımlarken ve pazarlamayı nasıl yapacağımızı düşünürken, mesajlarımızın büyük kısmı bu hareket etrafındaydı; topluluğu harekete geçirdiğimizden emin olmaktı. Bu bir filmden fazlası. Gerçekten bir hareket ve sektörde bir değişim.

Gabriel Milo: Her zaman bunu aradık. Pazarlamamızı yapmayı düşünürken erken dönemde yaptığımız görüşmelerden biri Newark Kids’ten Amin ileydi. O da şöyle dedi: “Harika, sinemalardasınız, ama iyi performans gösterdiğinizden emin olmalısınız; çünkü gösteremezseniz arkanızdan gelenler için kapıları kapatabilir.” Müslüman medya alanındaki insanların, size bir fırsat verildiğinde o fırsatı başarılı kılmanın da en az fırsat kadar önemli olduğunu fark ettiğini düşünüyorum. İnşallah bunu yapabildik.

Gabriel Milo: Gerçekten her şey insanlara ve bu projeleri desteklemeye dayanıyor. Sizin söylediğiniz gibi, “Paramı nereye koymalıyım?” diye bakarsanız, neden bir film izlemek için bir 10 ya da 20 doları daha milyarderlerin eline veresiniz ki, bunu Müslüman topluluğa geri koyabilirsiniz. Bence bir birey olarak satın alma gücünüz sandığınızdan çok daha etkili. Müslüman işletmeleri ve Müslüman girişimleri destekleyebilirsek, projeleri başarılı kılabilecek Müslüman hacmine sahibiz. Bu gerçekten çok küçük bir katkı, ama dünyadaki tüm Müslümanların bir projenin arkasında durmasının birikimli etkisi son derece güçlü olabilir.

Sunucu: Gabriel Milo, yaptıklarınızdan gerçekten etkilendim. Allah subhanehu ve teâlâ’nın projenizi ve diğer projeleri başarılı kılmasını dua ediyorum. Bugün zaman ayırdığın için çok teşekkür ederim.

Gabriel Milo: Beni davet ettiğiniz için teşekkür ederim.

Sunucu: Assalamu alaykum.

Bu çeviriyi faydalı buldunuz mu?

Destek Ol