Donald Trump’ın İran’daki Algısı: “Sözleri Değil, Sahadaki Gerçekler Önemli”
Bölümde adı belirtilmeyen sunucu, Donald Trump’ın İran’da nasıl algılandığını, Revolutionary Guard (Devrim Muhafızları) sözcüsüne ait olduğu aktarılan bir açıklama üzerinden tartıştı. Ardından adı verilmeyen konuk, İran’da Trump’ın sözlerinin artık büyük ölçüde dikkate alınmadığını, İranlı karar alıcılar açısından belirleyici olanın açıklamalar değil “sahadaki gerçekler” olduğunu savundu.
Devrim Muhafızları Sözcüsünden Trump Eleştirisi
Sunucu, yayında Donald Trump’ın düşünme biçimi ve kamuya açık açıklamaları hakkında Revolutionary Guard sözcüsünün görüşünü içeren bir kayıt dinletti. Sunucu, bu kaydı “büyüleyici”, “açık sözlü” ve “doğrudan” olarak niteledi; kendi görüşüne göre açıklamanın “doğru” olduğunu da söyledi.
Kayıtta konuşan Revolutionary Guard sözcüsü, Trump’ın üslubunu ve karar alma biçimini ağır ifadelerle eleştirdi. Sözcüye göre içinde bulunulan dönemin “çok kısa görüşlü” olmak gibi belirli özellikleri vardı. Bu kısa görüşlülüğü “çocukça davranış” olarak tanımlayan sözcü, Trump’ın sözlerinde geleceğe dönük bir öngörü bulunmadığını savundu.
“Bu dönemin belirli özellikleri var; bunlardan biri çok kısa görüşlü olmasıdır, yani çocukça bir davranış,” diyen Revolutionary Guard sözcüsü, “söylenenlerde hiçbir öngörü yok” şeklinde açıkladı.
Sözcü, önemli bir uluslararası liderin sözlerinin tarihsel ağırlığını görebilmesi gerektiğini söyledi. Ona göre büyük bir lider, söylediği sözlerin yalnızca ertesi gün değil, 50 ya da 100 yıl sonra nasıl hatırlanacağını da düşünmeliydi. Trump için ise bunun geçerli olmadığını ileri sürdü.
“Önemli ve büyük bir uluslararası lider, sözlerinin tarihe kaydedilecek derinliğini 50 ya da 100 yıl sonrasına kadar görebilmelidir,” diyen Revolutionary Guard sözcüsü, “ama onların özelliği yarını bile öngörememeleridir” ifadesini kullandı.
Sözcü, Trump’ın açıklamalarının “ölçülü”, “ileriye dönük” ve “öngörüye dayalı” olmadığını savundu. Ona göre Trump’ın sözlerinin “temeli” ya da “dayanağı” bulunmuyordu. Buna rağmen bu açıklamaların Amerika’nın gücüne zarar verdiğini iddia etti.
“Şoförün Sözüne Daha Çok Güvenirim” Benzetmesi
Kayıttaki en dikkat çekici ifadelerden biri, sözcünün Trump’ın güvenilirliğini gündelik bir örnekle karşılaştırması oldu. Sözcü, kendisini stüdyoya getiren şoförün sözüne, Trump’ın sözlerinden daha fazla güvendiğini söyledi.
“Bu sözlere hiç güvenmiyoruz,” diyen Revolutionary Guard sözcüsü, “beni stüdyoya getiren şoförün sözüne çok daha fazla güvenirim; çünkü o zamanında geliyor” şeklinde belirtti.
Sözcü, Trump’ın ertesi gün yanlış olduğu ortaya çıkan açıklamalar yaptığını ileri sürdü. Bu nedenle medyanın da mevcut ABD Başkanı’nın sözlerine fazla önem vermemesi gerektiğini savundu.
“Ertesi gün yanlış olduğu kanıtlanan şeyler söyleyip duruyor,” diyen Revolutionary Guard sözcüsü, “bence medya da mevcut ABD Başkanı’nın her yerde söylediği yararsız sözlere fazla dikkat etmemeli” diye ekledi.
Sunucunun Sorusu: Bu İran’ın Trump Görüşünü mü Yansıtıyor?
Kayıttan sonra sunucu, sözcünün sözlerinin İran’ın Donald Trump’a bakışını temsil edip etmediğini sordu. Sunucu, özellikle “Donald Trump kişi olarak” ve “Donald Trump başkan olarak” ayrımını yaptı.
“Beni stüdyoya getiren şoförün güvenilirliğine, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’ndan daha çok güvenirdim,” diyen sunucu, ardından bunun İran’ın Donald Trump’a ilişkin görüşünü yakalayıp yakalamadığını sordu.
Konuk, bunun adil bir değerlendirme olduğunu söyledi. Alaycı bir ifadeyle, sözcünün muhtemelen Truth Social paylaşımlarını herkesten önce görmek için aylık 100 bin dolar ödemeyeceğini belirtti. Bu söz, Trump’ın açıklamalarının İran tarafında değerli ya da belirleyici görülmediği argümanını desteklemek için kullanıldı.
“Bence Trump’ın söyleyeceklerini gerçekten önemsemediklerini söylemek adil olur,” diyen konuk, “İran’da yaşadığınızda bunu anlayabiliyorsunuz” değerlendirmesinde bulundu.
İran’da Trump’ın Paylaşımlarına İlgi Azaldı İddiası
Konuk, İran’da Trump’ın açıklamalarına yönelik ilginin zaman içinde azaldığını anlattı. Ona göre Trump olağanüstü derecede çarpıcı ya da “suç niteliğinde” bir şey söylemediği sürece artık insanlar onun açıklamalarını takip etmiyordu. Konuk, yayının yapıldığı gün Trump’ın Truth Social paylaşımının dikkat çektiğini kabul etti; ancak bunu istisnai bir örnek olarak sundu.
“Son derece sıra dışı ya da, biliyorsunuz, suç niteliğinde bir şey söylemediği sürece artık kimse onu gerçekten dinlemiyor,” diyen konuk, “kimse onun paylaşımlarından söz etmiyor” ifadesini kullandı.
Konuk, savaşın ilk haftalarında durumun farklı olduğunu söyledi. Üç, dört ya da beş ay önce, savaşın ilk haftalarında insanların Trump’ı dinlediğini; ancak zamanla onun “çok fazla saçmalık” söylediğini düşündüklerini aktardı. Konuğa göre son iki ya da üç ay içinde kimse kendisine “Trump şunu söyledi” ya da “Trump bunu söyledi” diyerek ulaşmamıştı.
“Üç, dört, beş ay önce, savaşın ilk haftalarında insanlar dinliyordu,” diyen konuk, “sonra yavaş yavaş onun çok fazla saçmalık söylediğini gördüler” şeklinde açıkladı.
İran İçin Belirleyici Olan: Sahadaki Gerçekler
Konuk, İranlıların hesaplarını değiştiren tek şeyin açıklamalar değil sahadaki gelişmeler olduğunu savundu. Bu noktada ABD’nin bölgedeki askeri varlığını örnek gösterdi. İranlıların Amerikan askeri varlığının ortadan kalkmadığını gördüğünü, ABD güçlerinin bölgede bulunduğunu ve buna göre hazırlık yaptığını söyledi.
Ona göre Trump’ın asker çekileceğini söylemesi de, yeni asker gönderileceğini söylemesi de tek başına İran açısından anlam taşımıyordu. İran tarafı, yalnızca ABD’nin fiili hareketlerine ve sahadaki kanıtlara bakıyordu.
“İranlılar için önemli olan tek şey ve hesaplarını değiştiren tek şey sahadaki gerçeklerdir,” diyen konuk, “Amerikan askeri varlığının gitmediğini görüyorlar” diye vurguladı.
Konuk, İran’ın ABD’nin herhangi bir hamlesine dair kanıt gördüğünde buna hazırlandığını belirtti. Buna karşılık Trump’ın sözlü tehditlerinin ya da vaatlerinin İran tarafında tek başına politika belirleyici olmadığını savundu.
“Trump ‘askerlerimizi çekeceğiz’ derse bunun İranlılar için hiçbir anlamı yok,” diyen konuk, “yeni asker getireceğiz derse de hiçbir anlamı yok” şeklinde ifade etti.
“Trump’ın Güvenilirliği Yok” Değerlendirmesi
Konuk, Trump’ın İran gözündeki temel sorununun güvenilirlik olduğunu ileri sürdü. Trump’ın “İran’ı yok edeceğiz” türünden bir ifade kullanmasının bile kimse için anlam taşımadığını savundu. Ona göre bunun nedeni, Trump’ın daha önce imzaladığı bir MOU’yu (mutabakat zaptı) çok kısa sürede zayıflatmasıydı.
Konuk, Trump’ın imzasının söz konusu belgede bulunduğunu, ancak ikinci ya da üçüncü günden itibaren belgeyi baltaladığını söyledi. Bu nedenle İranlıların Trump’ın sözlerine neden önem vermesi gerektiğini sorguladı.
“Trump’ın güvenilirliği yok,” diyen konuk, “imzası o kâğıdın üzerinde; buna rağmen kelimenin tam anlamıyla ikinci, üçüncü günden itibaren onu baltaladı” değerlendirmesinde bulundu.
Konuk, bu davranışın Trump’ın sözlerini ve imzalarını İran açısından değersizleştirdiğini savundu. Yayında sunulan ana argüman, Trump’ın açıklamalarının İran’da artık dikkatle takip edilmediği; İran’ın yalnızca ABD’nin askeri ve siyasi sahadaki fiili adımlarına göre pozisyon aldığı yönündeydi.